Sosyalİst İktİsadİ DÜŞÜnce

İsimli konu WH 'Ansiklopedi' kategorisinde, spartakus üyesi tarafından 18 Kasım 2007 tarihinde yazılmıştır. Sosyalİst İktİsadİ DÜŞÜnce hakkında bilgi ve tartışmalar.

  1. SOSYALİST İKTİSADİ DÜŞÜNCE


    18.yüzyılın sonuna kadar iktisadi konularla ilgilenen düşünürler, üretimin nasıl arttırılması gerektiği üzerinde durmuşlar ve daha çok teorilerini arz üzerinde yoğunlaştırmışlardır. Klasik düşünürler, üretimi arttırıcı yaklaşımlara fazla yer verirken talep ve bülüşüme yönelik konulara çok az değinmişlerdir. Klasik iktisadi düşüncenin bazı yaklaşımlarını eleştiren ve daha çok talep ile bölüşüm üzerinde duran ve iktisadi sorunlara liberalizmin dışında çözüm aramaya çalışan düşünürler, Liberal Kapitalizmin temel ilkelerini eleştirmişler; iktisadi ve sosyal sorunların çözümü için Liberal Kapitalizmin bazı kural ve tanımların değiştirilmesini öngörmüşlerdir. Bireyciliği benimsemeyen ve toplumun ön plana çıkarılmasını öngören bu düşünceye sosyalizm denilmektedir.

    Sosyalizm kavramı çeşitli şekilde tanımlanmıştır. Sosyalizm, üretim araçlarının kamu mülkiyetinde olmasını öngören sistem ve düşünce, bireysel özgürlüğünün sınırlandırdığı özel mülkiyet alanının daraltıldığı ve iktisadi faaliyetlerin planla düzenlenmesini gerektiren sistem diye tanımlanır, A.Schumpter'e göre Sosyalizm temel üretim araçlarının tamamı veya bir bölümünün konuya mal edilmesi ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin belli ölçüde azaltılmış olmasıdır. Karl Marx'a göre sosyalizm, üretim, dağıtım ve değişim araçlarının millileştirilerek devletin yönetiminde olduğu sistemdir. Sosyalizm akımı farklı dönemlerde farklı ülkelerde farklı konulara ağırlık vererek gelişmiştir. Bundan dolayı tek sosyalist akımı ve düşünceden söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle sosyalizmi "idealist sosyalizm" ve "bilimsel sosyalizm" şeklinde başlıca iki ana gruba ayırmak ve iki ayrı açıdan incelenmektedir.

    A-İdealist Sosyalizm

    1. Alman Tarihçi Ekolü
    2. Ulusal Ekonomi Doktrini
    3. Müdahalecilik
    4. Prodüktivizm
    5. Cemiyetçi Sosyalizm
    6. Proudhan Sosyalizmi
    7. Fabianizm
    8. Ütopik Sosyalizm

    B- İlmi Sosyalizm

    KAR-SERMAYE

    Sosyalist düşünürler kar konusunda farklı düşünceler ortaya çıkarmışlardır, bunlardan Robert Owen, kar hırsını bütün kötülüklerin kaynağı sayar. O, rekabetin karı azaltacağına inanmaz. Ona göre rekabet savaş ise, kar bu savaşta elde edilen ganimettir. Rekabet ve para kullandıkça insanı ihtiraslaştıran ve işçileri yoksullaştıran kar ortadan kalkmaz. Bu amaçla Owen para yerine geçecek "emek bonoları" çıkarttı. Malların fiyatını, üretim için harcanan emek miktarını belirleyen emek bonolarıyla tesbit etmeye çalıştı. Bu amaçla 1832 yılında Londra'da "Milli Emek Mübadele Borsası"nı kurdu. İşçiler ürettikleri mallar karşılığında emek bonosu alacaklar ve bono ile Mübadele Borsasında ihtiyaçlarını karşılayacaklardı. Önceleri başarılı bir şekilde çalışan bu borsa, daha sonra işçilerin ürettikleri iyi malları piyasada satmaları ve kalitesiz malları borsaya getirmeleri sonucu, borsada talebi olmayan mallar birikmeye başladı. Emek bonoları İngiliz lirası veya altınla alınıp satılmadığı için daha sonra borsa kapatılmıştır. Sömürünün kaynağı belirleneceği ileri sürülmüştür.

    Kapitalizmde rekabet kurumunun varlığı, tekelleşmelere yol açacak; rekabet rekabeti öldürecektir. Rekabet, kar oranlarının düşmesine neden olacaktır. Marx'a göre karın azalması firmalar arasında rekabeti arttıracak ve rekabetin fiyat düşürücü etkisine dayanamayan firmalar devre dışı kalacaktır. Küçük firmaların piyasadan çekilmesi büyük firmaların giderek daha fazla sermaye-yoğun üretim teknikleri kullanmaları, büyük firmaların sabit sermayelerini dahada büyütecek ve tekelci eğilimlerini arttıracaktır. Sermayenin belli ellerde toplanması ve merkezileşmesi, işsizlerin sayısını arttıracak ve işsizler kendi aralarında birleşmelerine ortam hazırlayacaktır.

    K.Marx "Artık-kıymetin kapital olarak kullanımı veya artık kıymetin kapitale dönüşümü, işte kapital birikimi denen budur. Kapitalist ne kadar fazla birikim yapmışsa o kadar daha fazla birikim yapabilir" görüşüyle toplam artı-değer ne kadar fazla olursa, sermaye birikimi de o ölçüde fazla olacaktır. Artı-değer haddi veya "sömürü oranı" ne kadar yüksekse sermaye sahibi çalıştırdığı işçinin ürettiği hasıladan ne kadar fazlasını kendinde alıkoyuyorsa sermaye oluşumu o kadar fazla olacaktır. "Sömürü haddi" s/v ile ifade edilmektedir. Burada s artı değer (iş saati itibariyle), v'de ücretle çalıştırılan emek gücünü ifade etmektedir. Sermaye sahibi ve emek gücünü 12 saat çalıştıracak A malını elde eder. A'nın fiyatı=V+S dir. Başka bir ifade ile 12 saatlik emekle elde edilen hasılanın 6 saatlik kısmı ücret karşılığı satın alınan işçiye ücret (V) olarak verilir. Geriye kalan 6 saatlik fazla değer (S) ise sermaye sahibinin karını oluşturur. Bu durumda artı değer haddi (s/v) %100 dür.

    K.Marx, Adam Smith ve Ricardo gibi sermayeyi ikiye ayırarak inceler, sabit sermayeyi C, döner veya değişken sermayeyi ise V ile ifade eder. Böylece sermaye C=v+c dir. Düşünüre göre c artı değer oluşturmaz. Değer oluşumuna C'nin katkısı, amortismanı kadardır. Artık değeri oluşturan V'dir. Sermaye sahibi artı-değeri fazlalıştırmak için sömürü haddini s/v'yi yükseltmeye çalışır. Sermaye sahibinin c kar oranı s/c+v olduğuna göre, zamanla üretim araçlarının sahibi s'yi yükseltmek ve v'yi düşürmek için c'yi arttırmaya çalışır. C'nin artması tekelleşme sürecini hızlandırır ve işsizler ordusunun artmasına yol açar.


    ÜCRET-EMEK

    Almanya'da 1862 yılından sonraki işçi hareketlerinde, sosyal reform için girişilen teşebbüs ve kıpırdanmalarında, Laselle, bu ülkede zaten güçlü olmayan liberal çevrelerle, bağını kopardı ve işçi hareketine dayanan, daha bağımsız bir yol izledi. Bir işçi teşekkülü kurmak için harekete geçti. Bu iş için, Laipzig şehrinde toplanan ve Genel Alman İşçi Derneği adıyla kurulan örgütün ortaya çıkışını sağlayan kongre, Lasselle'in görüşlerini benimsemişti. Bu kongreye hitaben yayınladığı fikirleri içinde, sonradan meşhur olan "Ücretin Tunç Kanunu" görüşünü ilk defa ortaya attı. Lassale'a göre ortalama ücret, işçinin yaşaması ve neslini sürdürmesi için gerekli olan miktara eşittir ve onu geçemez. Lassale klasiklerin düşüncelerini bu şekilde açıklayarak, konunun, kapitalist sistemin aleyhine ele alıp, işlemektedir. Buna göre kapitalist sistemde böyle bir ücret mekanizması, işçilerin hayat koşullarını iyiye götüremez. İşçiler ne şekilde hareket ederlerse etsinler ancak geçimleri için gerekli olanlarla yetinmeye mahkumlardır. Ona göre işçilerin durumlarının ıslahı için kapitalist sistemin ortadan kaldırılması gereklidir.

    Marx, ücret seviyesinin bir alt tabanı bulunduğunu ve bunun, işçilerin en az geçim seviyesinde, bir hayat şartı sürdürmelerine imkan verecek, bir düzeyde olacağını söylemektedir. Kendisi gibi daha başkalarıda, bu noktaya işaret etmiştir.

    Lasselle'in meşhur "Ücretin Tunç Kanunu" adını verdiği bu hal, kapitalist düzende işçi ile işveren arasındaki farklı pazarlık gücünden doğmaktadır. Marx bu farklı pazarlık gücüne işaret ettikten sonra, kapitalist sistemde, "Endüstri İhtiyat Ordusu" adını verdiği bir olaydan bahsetmekte, toplumda işsizlerin gittikçe artacağını söylemektedir. Bu halin, iş piyasasında, ücretin durmadan düşmesine yol açacağına işaret etmektedir. Marx sermaye birikim, işçi rezerv ordusunu azaltıp, ücretleri yükseltebilir. Hiç değilse düşmeleri önleyebilir. Karların eşitleştirilmesi süreci dolayısıyla, sanayiciler, yatırımlarını daha çok değişken sermaye kullanan alanlara yöneltecekleri için, bu hareketde işçi kullanımını teşvik eder ve ücretleri yükseltebilir. Nihayet istihsal verimliliği ve prodüktivite yükselirken, karlar düşecek olursa, bu olay ücretlerin mantıki olarak artması ve işçilerin genişleyen postadan daha büyük bir pay almaları gerektiği sonucunu doğurur.

    Emek-Değer teorisini en tutarlı Marx açıklamış ona göre her servetin kökeni maldır. Diğer bir deyimle servet, malların birikmesinden meydana gelmektedir. Mübadeleye konu olan malların değerlerini ise, o malın üretimi için,, toplumun sahip olduğu üretim araçlarına ve metodlarına göre, sosyal harcanması zorunlu olan orta yetenekteki bir işçinin emeği belirlemektedir. Düşünürün aşağıdaki cümleleri bu konuya açıklık getirmektedir.

    "Altının itibari adları, sterlin, şilin vb. gibi , emek-zamanının belirli miktarının adları olacaktır. Emek-zamanı, değerlerin özü ve değerleri ilişkin, kendiliğinden varolan ölçüsü olduğundan, bu adlar gerçekten değer orantısının kendisini temsil etmelidir. Başka bir deyişle, emek-zamanı, paranın gerçek ölçö birimi olarak kabul edilir".
    18 Kasım 2007
    #1
  2. Sosyalİst İktİsadİ DÜŞÜnce Cevapları

soru sor

Sosyalİst İktİsadİ DÜŞÜnce

Alakalı Aramalar:

  1. İktisadi düşünürler