Şizofreni

İsimli konu WH 'Ruh Sağlığı' kategorisinde, gamzekalir üyesi tarafından 12 Ağustos 2016 tarihinde yazılmıştır. Şizofreni hakkında bilgi ve tartışmalar.

  1. Şizofreni
    Şizofreni Nedir?

    Şizofreni, genellikle gençlik yıllarında, genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan; duygu, düşünce, algılama ve davranışı etkileyen; farklı klinik tablolarla görülen, nörobiyolojik temelleri olan bir hastalıktır.

    Şizofreninin Tarihçesi
    Hastalığın, araştırılmaya ve tedavi edilmeye değer, tıbbi bir durum olduğuna karar verilmesi, 1800’lü yılların ikinci yarısına rastlamaktadır. Şizofreni ilk olarak 1853 yılında Benedict Morel tarafından tanımlanarak Dementia Precox (erken bunama) olarak adlandırılmış fakat 1911 yılında İsviçreli bilim adamı Eugen Bleuler yayınladığı ‘’Dementia Precox” veya “Şizofrenililer Grubu’’ isimli kitapta hastalığın erken yaşlarda başlamasının ve bunamayla sonuçlanmasının zorunlu olmadığı vurgulanmıştır. Eugen Bleuler aynı kitabında, bu hastalığı tanımlamada bugün kullandığımız şizofreni (schizophrenia) terimini önermiştir.
    Şizofreni kelimesinin günümüzdeki kullanılan şekli; Yunanca ayrılmış ya da parçalanmış anlamındaki “şizo” (schizein, Yunanca: σχίζειν) ve akıl anlamına gelen “frenos” (phrēn, phren- Yunanca: φρήν, φρεν-) sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmuştur.

    ŞİZOFRENİNİN GÖRÜLME SIKLIĞI

    Dünya Sağlık Örgütü’nün 2011 verilerine göre; yaklaşık 21 milyon insan şizofreniden etkilenmiştir. Şizofreni hastalarının yarısından fazlası uygun tedavi alamamaktadır. Uygun tedavi alınamamasının önemli nedenleri; ruh sağlığı servislerine erişimin zorluğu, toplumsal düşük ve orta gelir seviyesi, şizofreni hastalarının tedavi için yardım istememeleridir.
    • Şizofreni tüm toplumun yaklaşık % 1’inde görülür.
    • Genellikle gençlik yıllarında başlar.
    • Kadınlarda erkeklere göre 5 yıl daha sonra ortaya çıkar.
    • İlk atağın görülme sıklığı, kadın ve erkeklerde yaş ilerledikçe azalırken, sadece kadınlarda menopoz döneminde ikinci bir artış görülür.

    ŞİZOFRENİNİN BELİRTİLERİ

    Şizofreninin belirtileri temel olarak üç ana başlıkta incelenir;

    • Pozitif Belirtiler: Pozitif denilerek anlatılmak istenen, var olmayan düşünce ya da algının ortaya çıkmasıdır. Hastalık ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir anlam verilmemelidir.

    • Varsanılar (Halüsinasyonlar) : Kişinin dış dünya gerçekliğinde olmayan duyumları algıladığını düşünmesidir. Şizofreni hastalarında en sık karşılaşılan varsanılar; ses duyma (işitsel) şeklindedir. Bu sesler; zil sesi, rüzgar uğultusu, yaprak hışırtısı gibi basit sesler olabileceği gibi, kişiye emir veren, davranışlarını eleştiren, cümleler kuran organize sesler de olabilir. Diğer varsanılar, görsel, kokusal, tatsal ve dokunsal varsanılardır.

    • Sanrılar (Hezeyanlar) : Kişide, aksi ispat edilmesine rağmen değişmeyen düşünsel inançlardır. Şizofreni hastalarında sıklıkla görülen sanrılar; takip edilme, zarar görme, büyüklük sanrıları şeklindedir. Kişi çok önemli birisi olduğunu, bu yüzden takip edildiğini ve kendisine zarar verilebileceğini düşünür. Bunlar dışında da birçok sanrı tanımlanmıştır.

    • Negatif Belirtiler; Duygu ve davranışların bozulmasına yol açan belirtilerdir. Negatif belirtiler, depresyon ya da diğer durumlar ile benzerlik gösterdiğinden, hastalık ile ilişkisinin fark edilmesi daha zordur. Negatif belirtiler arasında;

    • Hastanın donuk veya monoton konuşması ya da konuşurken yüz kaslarının kıpırdamaması,
    • Günlük yaşamdan zevk alamamak
    • Planlı aktivitelere başlama ya da aktiviteleri sürdürmede zorlanma,
    • İletişim kurulmaya çalışıldığında bile az konuşmak bulunmaktadır.

    • Davranışlarda değişiklik; Dezorganize (Darmadağın) konuşma, dezorganize (Darmadağın) davranış, katatoni.

    Kognitif (Bilişsel) Belirtiler: Şizofreni teşhisini koyduran üç ana başlık yanında, şizofrenide; dikkat, bilgi işleme, hafıza sorunları, problem çözme yetisinde, sözel öğrenmede, sosyal işlevsellikte bozulma şeklinde birçok bilişsel kayıp ortaya çıkar.

    Hastalık ile ilişkisini fark etmek zor olduğundan, genellikle tanı konduktan sonra belirtiler daha net ayırt edilir. Kognitif (bilişsel) belirtiler hayatı normal şekilde devam ettirmeyi engelleyen belirtilerdir.

    Kognitif (bilişsel) belirtiler arasında;

    • Bilgileri anlama ve karar vermek için kullanma becerisinde bozulma,
    • Konsantrasyon güçlüğü, odaklanma sorunu,
    • Kısa süreli hafızada (Öğrendikten hemen sonra bir bilgiyi kullanma becerisi) sorunlar bulunmaktadır.

    ŞİZOFRENİ TİPLERİ

    Amerikan Psikoloji Birliği (APA)’nin 2013’de yayınladığı DSM-5 tanı kriterlerinde tüm alt tipler kaldırılmıştır. Bu bölümde DSM-4 TR ‘de yer alan alt tipler anlatılacaktır.

    Paranoid Tip : Sanrılarla seyreden tiptir. Paranoid sanrılar; büyüklük (grandiyöz), takip edilme (referans) ve kötülük görme (perseküsyon) şeklindedir. Paranoid tip şizofrenide, duygulanımda uygunsuzluk, dezorganize davranış görülmez. Tedavi sürecinde en sık karşılaşan sorun, ailenin ve hastanın tedaviye uyumudur. İşlevsellik kısmen yerinde olduğundan, hastalık belirtilerinin gözlenmesi zorlaşır. Genellikle sinsi başlangıçlıdır.

    Dezorganize (Hebefrenik) Tip : Şizofreni’nin bu tipinde duygu, düşünce ve davranışlarda çok hızlı bir bozulma görülür. Duygulanım sürekli değişir, (labilite) düşünce yapısında ilkelleşme, çocuklaşma görülür. Gerçeklik dışı (bizar) sistemsiz (herhangi bir temele oturmayan) sanrılar ağırlıktadır. Konuşmada anlam bütünlüğü yoktur, cümle yapısı bozuktur, yeni kelimeler uydurma (neolojizm), yineleyici basmakalıp konuşma (sterotipi) vardır. Hasta, öz bakımını yapma, yeme, içme, kıyafetine dikkat etme gibi basit organize işleri bile yerine getiremez. Genelde genç yaşta ve hızlı bir şekilde ortaya çıkar.

    Katatonik Tip: Bu tipte temel sorun devinim (hareket) bozukluklarıdır. Kişi dış çevreyle ilişkisini kesmiş gibi görünür ancak dış çevreyle algısal ve düşünsel bağını koparmadan bilgileri almaya devam eder. Dış uyaranlara konuşmadan basit mimiklerle yanıt verebilir. Davranışlarında ani taşkınlık, bir hareketi yapmaya direnme gibi belirtiler de olabilir. Genelde gençler ve genç erişkinlerde görülür. Yeme, içme, dışkılama gibi yaşamsal faaliyetler bozulur; çok hızlı tıbbi tedavi altına alınması gerekir.

    Kalıntı (Rezidüel) Tip: Bir veya birkaç şizofreni atağından sonra, ortaya çıkabilen şizofreni tipidir. Genel olarak vurdumduymazlık, sosyal içe çekilme, duygulanımda düzleşme, bir işe başlamada isteksizlik gibi negatif belirtiler ön plandadır. Sanrı ya da varsanılar bulunabilir ancak şizofreni tanısı, konduğu döneme göre çok daha silik şekilde kendisini gösterir.

    Ayrışmamış (Basit) Şizofreni: Belirgin psikotik atak öyküsü olmayan, paranoid, dezorganize, katatonik şizofreni tiplerine uymayan, negatif belirtilerin baskın olduğu şizofreni türüdür.

    ŞİZOFRENİNİN NEDENLERİ

    Şizofreni, kronik seyir gösteren, biyolojik temeli olan bir hastalıktır. Sadece genel yaşam koşullarından etkilenme, işsiz kalma, kötü muameleye maruz kalma gibi dış stresörlerin etkisiyle ortaya çıkmaz. Mutlaka biyolojik bir temelin de olması gerekir.

    A ) Genetik (Kalıtımsal) Nedenler: Ebeveynlerinden birinde şizofreni öyküsü olan kişilerin %10’u, ebeveynlerinden ikisinde şizofreni öyküsü olanların ise yaklaşık %50’si, hayatlarının bir döneminde şizofreni tanısı alırlar. Kardeşlerinde şizofreni olanlarda risk 8 kat artmıştır. Bunlar da şizofreninin ebeveynden çocuğa geçişi hakkında önemli ipuçları vermektedir.

    B) Beyin Biyokimyası: Dopamin, glutamat, serotonin-noradrenalin hipotezleri ile beyin biyokimyasındaki değişikliklerde şizofreninin ortaya çıkışı gösterilmiştir. Aynı şekilde bu biyokimyasal belirteçleri dengeleyecek ilaçlarla şizofreni belirtilerinde yatışma gözlenmesi, beyin biyokimyasının önemini göstermektedir.

    C) Beyin Yapısı ve İşlevselliğindeki Bozulmalar: Son yıllarda beyin görüntüleme çalışmalarında büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu çalışmalarda, beynin belirli bölgelerinde yapısal bozukluk ya da işlevselliğinde bozulma ile şizofreni görülmesi arasında bağlantı olduğu bulunmuştur.

    D) Çevresel Faktörler: Genetik ve yapısal olarak yatkın kişilerde, viral enfeksiyon, stresli durumlar, sosyal olarak iletişimin azalması gibi çevresel etkenlerle, şizofreni daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

    ŞİZOFRENİ TEDAVİSİ

    • İlaç Tedavisi
    • Psikoterapiler
    • Psikolojik Eğitim
    • Somatik Tedaviler

    A- İlaç Tedavileri

    Şizofreni tedavisinde merkez nokta ilaç tedavisidir. Şizofreni tedavisinde kullanılan ilaçlara “Antipsikotik İlaçlar” denir.
    Antipsikotik tedavisinde hedef; semptomların hızlı şekilde geriletilmesidir. Antipsikotik ilaçlar, beyindeki biyokimyasal değişimleri düzenleyerek etki gösterdiğinden, baş ağrısı için kullanılan bir ağrı kesici gibi çok hızlı etki göstermez. Bu nedenle şizofrenide ilaç tedavisi bırakılmamalı, sabırlı olunmalı, etki ve yan etkilerin gözlemlenmesi açısından doktor kontrolleri aksatılmamalıdır.
    Şizofreninin yinelemesinin nedenlerinden biri, tedavi uyumsuzluğudur. Özellikle bu süreçte aile desteği çok önemlidir. İştah uyku artışı gibi etkilerinden dolayı hastaların tedavilerini bırakması, hastalığın tekrarlamasında sıklıkla görülen bir nedendir.

    B-Psikoterapiler

    Şizofreni hastalığı ile başa çıkmada, semptomları tanıma, erken fark etme, tedavi uyumunu ve sosyal-mesleki işlevselliği arttırmada psikoterapiler uygulanabilmektedir. Bireysel psikoterapiler, aile terapileri, grup terapileri, şizofrenide uygulanabilen terapi yöntemlerinin başında gelir.

    C-Aile Eğitimi

    Şizofreni tedavi sürecinde görülebilecek psikolojik tepkilerin anlaşılabilmesi, ilacın neden olduğu etkilerin tanınması ve bu sorunların tedavi uyumunu bozmadan yönetilmesinde, aile ve kişinin psikolojik eğitimine günümüzde oldukça önem verilmektedir. Böylece hastaların tedaviyi bırakma oranlarının azaldığı, ailenin hastalarıyla ilişkilerindeki çıkmazların tanımlanarak aile içi uyumun arttığı gösterilmiştir.

    D- Somatik Tedaviler

    EKT (Elektro Konvulsiv Tedavi), şizofreni tedavisinde kullanılan temel somatik tedavidir. Elektro-şok olarak da bilinen EKT, tedaviye dirençli, katotonik, dezorganize, yoğun intihar düşüncelerinin olduğu vakalarda genel anestezi altında beyin ön bölgesine elektro-şok verilerek yapılmaktadır. Kişi anestezi altında olduğundan dolayı EKT tedavisini birebir yaşamaz. Bu tedavi ile beyin biyokimyasallarında hızlı salınma görülür. Klinik duruma göre değişmekle birlikte EKT, en az 4-6 seans uygulanır.

    Belirtilerin Etkisini Azaltabilmek İçin Hastaların Yapabilecekleri

    • İlaçları düzenli kullanmak.
    • Sürekli doktor ve tedavi ekibi ile bağlantılı halde olmak
    • Uyku düzeninin aksatılmaması; günlük işlerini aksatacak kadar uyumamak.
    • Günlük aktivitelerine (Yemek yemek, banyo yapmak, temizlik yapmak) devam etmek ya da edebilmek için yakınlarından destek almak.
    • Alkol ve maddeden uzak durmak.(İlaç ile birlikte madde kullanımı ilaçların etkisini azaltmakta ve hastalığın iyileşme dönemini kısaltmaktadır.)
    • Stres ile baş etme yollarını arttırmak ve stresten uzak durmak
    • Egzersiz yapmak
    • Arkadaşlarla ve aile ile iletişimi koparmamak

    Hastalığın Yinelenmesini Önlemek İçin Yapılabilecekler

    Şizofreni, alevlenme ve iyileşme dönemleri olarak ayrılan, belirtilerinde zamanla değişimler gösteren bir hastalıktır. Geçmişte görülen belirtilerin yeniden ortaya çıkması ya da azalan belirtilerde belirgin bir kötüleşme olması durumuna “yineleme” adı verilir. Bu dönemler, tedavi için psikiyatri hastanesine yatırılmayı gerektirebilecek dönemler olabilir. Bu nedenle yinelemelerin önlenmesi ya da daha az düzeyde atlatılabilmesi için bu dönemlerin başlangıcını anlamak ve önlemek büyük önem taşır. Bu belirtilerin hepsi bir arada görülemeyeceği gibi hangilerinin ortaya çıktığı kişiye göre değişiklikler gösterebilir.

    Hastalarda Yineleme Dönemi Belirtilerinden Bazıları

    • Toplumdan uzaklaşma, tamamen izole olma, yalnızlık hissi
    • Görünüşe, giysilere, öz bakıma önem verilmemesi
    • Uyku sorunları
    • Küçük şeyler için öfkelenme, sürekli gerginlik hissi
    • İçsel kaygılar, yoğun bir bunaltı içine girme
    • Psikotik belirtilerin başlaması (Sesler duyma, görüntüler görme, insanların kendisine baktığını ya da hakkında konuştuğunu düşünme)
    • İştahın azalması ya da artması
    • Olayları hatırlamakta güçlük, dikkatin odaklanamaması
    • Hareketsizlik ya da yerinde duramama hali

    Şizofreni Hasta Yakınları İçin Öneriler

    • Hastalıkla ilgili bilgi sahibi olmak ve hastalığı iyi tanımak
    • İlaçların düzenli kullanıldığını takip etmek
    • Tedavi ekibinin bir üyesi olarak tedavi sürecini etkileyebilecek bilgileri doktorla paylaşmak, sürekli kontak halinde kalmak
    • Yineleme dönemlerini başlatacak belirtileri takip etmek ve önlem almak
    • Hastanın baş etme becerilerini güçlendirebilmek için kendisine destek olmak
    • Hastayı kendi kendine bir şeyler yapabilmesi için yüreklendirmek
    • Hastalık dışı konularda konuşmak ve farklı etkinlikler için zaman ayırmak
    • Yakınına güvendiğini belirtmek, neleri yapmaktan hoşlandığını, nelerden keyif aldığını konuşarak kendisine hatırlatmak
    • Özel günlerin aksatılmadan kutlanması, hastaların da katılımının sağlanması, onları tedirgin edecek bir durum var ise önceden planlanıp, kutlamalarda önlem alınması ya da kutlamanın kısa tutulması.
    • Hastaların kendi çocukları ya da evde yaşayan başka çocuk varsa, çocukları da hastalık hakkında bilgilendirmek
    • Kendi öz bakımını ve görünümünü ihmal etmemek, kendilerine zaman ayırmak, sosyal bağları koparmamak ve hoşlandıkları şeylere vakit ayırmak

    ŞİZOFRENİ; UYGUN VE DÜZENLİ TEDAVİ İLE KONTROL ALTINA ALINABİLEN BİR HASTALIKTIR.
    kaynak
    12 Ağustos 2016
    #1
  2. Şizofreni Cevapları

  3. Şizofreni Nedir?
    Bugün ki yazımızda şizofreni hakkında her şey’i anlatacağız. Şizofreni en genel tanımıyla varolmayan varlıkları, var görme halidir ancak şizofreni bununla da sınırlı değildir. Cansız nesnelerden tutunda kedilerin konuşabildiğini görmeye kadar dayanır bu, bu bir çeşit halüsinasyon halidir fakat kötü olan tarafı ise belirli ataklar ya da sürekli olarak gerçekleşme durumudur diyebiliriz. Şİzofrenin kesinlikle zayıf kişilik ile ya da zeka geriliği ile alakası yoktur. Eğer böyle bir durumun sizde olduğuna inanıyorsanız oldukça temkinli ve dikkatli olup, acil olarak psikiyatrik destek almanız büyük önem arz eder. fakat çokta korkmanıza gerek yok. Şizofreni hastalığı toplumun %1’lik kesiminde rastlanmaktadır.

    Şizofrenin ortaya çıkmasında ki en ödemli etken beyinde bulunan dopamin ve serotonin gibi hormonların dengesizliğidir. Çoğu zaman 15 ve 25 yaş arası görülürken 12 yaşından önce, 40 yaşından sonra görülmesi ise imkansıza yakındır. Günümüz ilaç sanayisinden çıkan ürünler sayesinde çoğunlukla kontrol altına alınan bu hastalığın, kontrol atlında tutunamayıp hastanın yaşamı boyunca kendini bununla yaşamaya alıştırdığı durumlarda vardır.

    Şizofreni hastalığına yakalanırsanız ya da şu an hastaysanız tek bir kötü unsur var ki bu hastalığı tamamen atlatanların oranı, genel istatistiklere göre her beş kişiden biri tamamen kurtulurken, bazı hastalarda durum belirli dönemlerde artış, azalış bazılarında ise nadir ataklarla tekrar kendini gösterebiliyor. İlaç kullanımı bu tür atakları en aza indirmeyi hedeflerken, ekonomik durum koşuluğuyla, hastaların ilaç kullanmadığı oluyor. Bir de yan etkilerinden dolayı ilaç kullanmayı ret eden hastalar da var ki, biz bunu kesinlikle önermiyoruz.

    Şizofreniye Neler Sebep Olur?
    Kesin olarak bir sebep bulunamamıştır bu zamana kadar fakat bir çok teori söz konusudur. Bir teorilerden biri de %50 olarak genlerden aktarıldığı, genlerin yanında bilinmeyen bir etki sonucu kişilerin bu hastalığa yakalandığı gözlenmiştir.

    Annenizin ve babanızın şizofreni olduğunu varsayalım sizin şizofreni olma durumuz %40 olarak hesaplanır. Aynı zamanda yumurta ikizi iseniz ve kardeşiniz şizofrense, sizin şizofreni hastası olma ihtimaliniz %50 olarak gözlenmiştir. Eğer sadece ebeveynlerinizden biri şizofrense, sizin şizofren olma ihtimaliniz %8 olarak gözlenmiştir. Aynı şekilde ebeveynlerinizden birinin ve sizin şizofren olma durumunuzda ise kardeşinizin şizofreni hastası olma ihtimali %12 olarak gözlemlenmiştir. Bu tarz genetik şizofreni vakalarında, geçişi sağlayan genlerin henüz tespit edilememesi yüzünden genetik şizofreni hastalığına engel olunamamaktadır.

    Şizofren hastalarının MR incelemelerinde beyinlerindeki bazı değişiklikler gözlenmesine rağmen bunun şizofreniyle ilgisi olup, olmadığı tespit edilememiştir. Aynı şekilde ölen şizofren hastalarının beyinlerini açıp incelediklerin de ise beyin dokularında değişiklik gözlenmesine rağmen hastalıkla birlikte mi oluştu bu doku tipi değişikli yahut hastalıktan önce bu şekilde miydi sorusuna yanıt veremedikleri için sonuç alınamamıştır.

    Bu hastalığın ortaya çıkmasında ki en etken sebebin beyindeki aşırı dopamin artışı olduğunu söyleyebiliriz. Son yıllarda yapılan araştırmalar ise bununla sınırlı kaymayıp, bu hastalığın ortaya çıkışında serotonin ve norepinefrin gibi hormanların da, hastalığın çıkışından etkili olduğu kanıtlanmıştır. Çoğu hasta da farklı belirtiler gösterdiği, hormonların hangisini fazla, hangisin az olduğu tespit edilemediği için kullanılan ilaçların bir çoğu hemen sonuç vermez. İki sonuç üzerinde durulur şizofren hastalığının çıkış nedenin de, dopamin ve serotonin eksikliği ya da fazlalığıdır genel tanıya bakıldığında.

    Bir başka teori ise bağışıklık sisteminin sebep olduğu hususudur. Diğer bir teoriye gelecek olursak çocuklarda görülen şizofreni hastalığın anne hamileyken grip enfeksiyonun buna sebep olduğu konusudur ki buna dair herhangi bir kanıt bulunamamıştır. Çevresel etmenlerin de bu hastalığın çıkışına sebep olduğu ortaya atılan teoriler arasındadır.

    Şizofreni aile boyutunda incelenmiş, şizofreni de aile etkisi atılmış fakat bu teoride bir sonuca varmamıştır.

    Stres teorisine göre strese karşı duyarlı kişilerin bu hastalığa biyolojik, psikososyal ve çevresinden gelen uyaranlara karşı, tepkisinin birleşip ortaya çıktığı savunulur. Not olarak geçmemiz gereken ise bu teoride en önemli unsur kişinin biyolojik olarak bu hastalığa yatkın olmasıdır.

    Şizofreni Belirtileri Nelerdir?
    Şizofreni hastalığının genel olarak belirtisi dünyayı algılama şeklidir. Sizin baktığınız yerde kimse yokken, onlar birbirinden farklı kişiler, şekiller görebilirler. Siz bir kapıyı sadece kapı olarak görürken onlar dev ya da herhangi bir imge ile bağdaştırabilirler. Bu gibi durumlarda şizofreni hastalarında korku ve heyecan duyguları aktif olarak işlemeye başlar.

    Şizofrenin ortaya çıkışında bir çok farklı şekil gözlenmiştir. Bazı hastalar birden bire bu nöbetlere tutulurken bazılarında sinsice zuhur etmiştir. Yavaş, yavaş bu hastalığın size yaklaştığını düşünüyorsanız. Şu belirtileri takip edin dikkat dağınıklığı, içe kapanıklık, topluma duyulan nefret uzaklaşma, dini uğraşlarda artış gibi alakasız gözüken durumlar sebep olabilir. Yukarıda saydığım belirtilerden sonra aylar içinde ya da yıl bitimi hastalığın tüm belirtileri ortaya çıkar. Hastalığın ortaya çıkmasının ardından ise sıklıkla garip davranışlar, kendi kendine konuşmalar gözlemlenebilir. Hastalar gerçekten olmayan sesler işitir, hayaller görmeye başlarlar. Hastaların bazıları uzun süre hareketsiz durabileceği gibi aşırı hareketlilik de gözlenmiştir. Aynı zamanda dalıp gitme de söz konusudur.

    Pozitif belirtilere gelecek olursak: Şüphe duyumu, var olmayan sesleri duyma, saçma davranışlar sıkça zuhur eder buna bağlı olarak hasta da konuşma sırasında tıkanma görülebilir. Bir de çok konuşma, konuşma sırasında konudan konuya atlama belirtiler arasındadır. Pozitif belirtileri tam olarak özümsediğinizi düşündüğüm için Negatif belirtilere geçiş yapıyorum.

    Negatif belirtiler ise şunlardır: Toplumdan uzaklaşma, topluluklardan kaçınma, sürekli olarak kendiyle baş başa kalması, kalmak istediğini belirtmesi, ilgisizlik, normal konuşkanlığından az konuşma, hareket ederken, eskisine göre daha yavaş hareket etme gözlemlenebilir.

    [​IMG]

    Duygusal anlamda tepkisizlik, Hastalarda genel olarak jest ve mimik azlığı, olaylar karşısında uygun tepkiyi bulamama, tekrar eden tepkiler takınma da negatif belirtiler arasındadır. Çoğu zaman maskeli bir balodaymış gibi hareket edebilirler. Bir de şu durum çok sefer gözlemlenmiştir. Gülünecek durumlarda ağlamak, ağlanacak yerde gülmek gibi. Genel olarak hareketlerde azlık, harekete geçmekte güçlük, ileri evlere geçildiğin ise hareketsizlik sıkça görülür. Bu duraksamaların sebebi ise çoğu zaman kararsızlık yüzünden gerçekleşir. Uzun süre duraksamanın ardından hasta bir okun yaydan fırladığı gibi, ani eylemlerde bulunabilir. Hastalar yaşadığı kesimden, sorumluluklarından uzaklaşırlar. Dikkat toplama konusunda sıkıntı yaşarlar. Bir takım söylentilere göre şizofreni hastaları, normal insanlara göre daha fazla saldırganlık gözlemlendiği söylenmiştir fakat bu tamamen asılsızdır. İşin en kötü yanı ise sıradan bireylere göre şizofren insanların intihara yatkınlığı %10 daha fazladır ve hangi hastanın intihara girişeceği konusu tam bir kesmekeş yaratır.

    Şizofreni Tedavisi
    Şizofreninin neden ortaya çıktığı halen çözülememiştir. Bu sebepten dolayı tedavi süreci semptomları azaltma ya da tamamen ortadan kaldırmaya yöneliktir. Şizofreniye yönelik ilk antipsikotik ilaç 1950 yıllında ortaya çıkmıştır. Bu ilaçların genel olarak amacı hastanın günlük yaşamanı kolaylaştırmak, iş verimini artırmak, hastalığın semptomlarının ortaya çıkmasını önlemek amacıyla kullanılmıştır. Lakin hastalığın tamamen ortadan kaldırılması söz konusu değildir.

    İlacın seçimi ve dozajı, hastadan hastaya, hastanın belirtilerine göre değişiklik göstermektedir. Bu yüzden ilacın seçimi ve dozajı deneme yanılma yoluyla bulunmaktadır. Lütfen doktorunuzu bu yüzden suçlamayın ve tedaviyi bırakmayın çünkü şizofreni hastalığı gerçekten yıllardır araştırılıp halen tam olarak belirtileri düzenli bir belirti çizelgesi ortaya çıkmamıştır. Her ilaç hasta üzerinde etki etmemekte, bazı ilaçlar ise bazı hastalarda çok fazla yan etkiye sebep olmaktadır. Çok nadir olarak hastaların yüksek dozaj almasına rağmen belirtiler devam etmekte, nadir de olsa bazı hastalar hiç bir ilaç tedavisi almamaktadır.

    Son yıllarda yeni ilaç türü olan atipik antipsikotikler üretilmiştir. Bu ilaçlar oldukça etkili olmakla birlikte adları şu şekildedir:Clopazine, Risperidone, Olanzapine ve Quetiapine’dir. Clopazine yan etkisinden dolayı doktor kontrolünde kullanılmalıdır. En etkili ilaç aynı zaman da Clopazinedır. Bu ilaçlar garipten duyulan sesleri, hayali görüntüleri, aşırı şüpheciliği ortadan kaldırmasına rağmen, ilgisizliğe ve duygusuzluğa herhangi bir çözüm bulamamaktadır.

    Kaynak
    16 Ocak 2018
    #2
soru sor

Şizofreni