Sağlıklı Algılama

İsimli konu WH 'Ruh Sağlığı' kategorisinde, -Successful- üyesi tarafından 29 Şubat 2012 tarihinde yazılmıştır. Sağlıklı Algılama hakkında bilgi ve tartışmalar.



  1. SAĞLIK ALGILAMA VE UYGULAMALARINDAKİ BAZI ÇELİŞKİLER / YANLIŞLAR


    "Kelimeler, silah kullanamayanların intikam aracıdır. Ben savaşımı silahla değil, kullandığım kelimelerle kazandım" (Malcom x)

    Algımızı kim, nasıl oldu da bu şekilde bozdu. Bu vicdan körelmesi, bu denli bir basiret tutulması nasıl oldu da mümkün olabildi. Ne mi demek istiyorum? Şunları ve çok daha fazlasını!

    1.REKLAM ADI ALTINDA REKLAM YASAK, TANITIM ADI ALTINDA SERBEST

    Düşünün: Sıradan bir işte, sözgelimi çalıştığı dairede, fonksiyonu en fazla bir dosyayı iki gün sonra değil de aynı gün bitirip vermek olan bir devlet memuru görevi esnasında vatandaştan en ufak bir hediye alsa suç olur. Nedeni, hizmet veren ile alan arasındaki parasal ilişkinin ahlaki olmaması, bunun bazı sakıncalara neden olabilme olasılığıdır. Doğrudur, hakikaten de öyledir!

    2.BİR MEMURUN ALDIĞI RÜŞVET, DİĞERİNİN Kİ EŞANTİYON

    Aynı şekilde devlet memuru olan bir doktor ilaç firması temsilcisiyle ilaç tanıtımı adı altında birebir ilişkiye girince nedense bu riskli olan, en hafif ifadeyle "etik dışı" diyebileceğimiz davranış suç olarak görülmez. İlaç ticari bir mal gibi görülmez, o yüzden reklamı yapılması yasaktır.

    Ancak, reklam noktasında ticari mal olarak görülmeyen bir ürünün birebir olarak (ilaç mümessili - hekim şeklinde) reklamının yapılması "tanıtım"; bu çerçevede hekimlere bazı hediyeler vermenin ve almanın adı "eşantiyon" sıfatı ile hafifletilir, ne hikmetse aynı şekilde değerlendirilmez.

    3.BASİT BİR DOSYA GECİKİRSE GÖREV İHMALİ, SAĞLIKTA OLURSA MESLEĞİN DOĞAL RUTİNİ

    Yine düşünün: Bir itfaiye memuru "yangın var" ihbarının paniği ile hortumun kancasını almadan yangın yerine gitse görevi ihmal suçu ile cezalandırılabilir. Lakin hastanın midesinde makas unutan, haksız yere bir organını ameliyatla alabilen, özel bir merkeze hasta transfer eden, özellikle de gereksiz yere ilaç yazan hekimler için bu işler en fazla yadırganır, daha çok ise hekimliğin gayet doğal rutinleri gibi görülebilir. Oysa söz konusu insan sağlığı olduğunda bu tür işler için yer yerinden oynamalı değil midir!

    4.HİZMET ALMAK İÇİN VERGİ VER! AYRICA ALIRKEN BİR DE BEDELİNİ

    Sağlıklı olmak / yaşamak eskiden bedavaydı. Şimdilerde bu doğal hak ciddi bedeller ödemeyi gerektirir hale geldi. Mesela:

    1. Doğrudan, yok yetmez; Dolaylısı diyerek aşağı yukarı dünyanın en yüksek vergilerini ödüyoruz!

    Niçin?

    Hasta olunca tedavi olmak, güvenlik, eğitim vb. hizmetleri alabilmek için! Ekmek, su, elektrik, yol? Yok... Onların parasını zaten kendimiz ödüyoruz! Ama aç ama yarı tok olarak! Sadece, "Temel hizmetler olan sağlık, güvenlik, eğitim olsun bari" diyoruz!

    2. Yetmiyor, ayrıca her ay düzenli olarak sağlık primi de ödüyoruz! Bir ay ödenmese malum, sağlık hizmeti alamıyoruz! (Bağ-Kur primlerinde vs)!

    3. Bir de tüm bunların üstüne, "Katılım payı" adı altında falan ayrıca para ödüyoruz.

    4. 1. ve 2. maddede belirtildiği gibi, sağlık için gerekli olan ücreti halk olarak fazlasıyla ödediğimiz halde, "Bu kadar da olmaz" dedirten bir ekstra talep yüzünden bir de, "Paran yoksa öl" muamelesi ile karşı karşıya kalabiliyoruz. (En azından daha düne kadar böyleydi! Bu konuda gündemde olan yeni düzenleme girişimleri umut verici)

    Özellikle de kanser türü ağır hastalıklarda! Oysa sağlık kesinlikle, "Lüks bir tüketim hizmeti" haline getirilmemelidir!

    Aksi halde bu tablo haksızlık değil midir ve bu şekilde bugüne değin ölen yahut bin bir mağduriyet yaşayan bir çok kanser hastasının vebali ve suçu kime aittir soruların cevabını size bırakıyorum!

    Biliyorum!

    "Sığar ya da sığmaz, sana ne" diyorsunuz!

    Heyhat! İnsani sorgulamayı ve duyarlılığı bile herkesin ortak sorumluluğu olmaktan çıkarmışız, sadece birilerinin görevi ve işi zanneder hale gelmişiz!

    5.PARAN YOKSA ÖLEBİLİRSİN DEMENİN ÜRKÜTÜCÜ OLMAYAN ADI

    "Bedenler narkozla, beyinlerse iyi seçilmiş kavramlarla uyuşturulur" (İ.Güllü)

    Bir kanalın akşam haberlerinde arka planda duygusal bir fon müziği, önde ise gözlerinin yaşını silen, ağlayan bir çocuk! Alt yazıda, "Şu kadar para bulamazsa bir aya kalmaz ölecek" deniyor. Hem de kadına kocası bir tokat atsa, "Kadına şiddet" diye ortalığın yıkıldığı şu "Çağdaş" dünyada.

    "Bir çocuk ve para bulunamazsa ölmek, düşünsenize! Akıl alır gibi değil!"

    Buradaki insanlık dışı sorunu ve asıl kaynağını o kadar içselleştirmişiz ki farkına bile varamıyoruz. Malum, basına yansıyan bu işin masrafını "hayırsever" bir hastane üstlenmezse şayet, spiker de dahil herkes kampanya açma, para bulma derdine düşer derhal! Yani parasız bu işin olmayacağını, para bulunamazsa ölünebileceğini, bunun son derece normal olduğunu o kadar kanıksamışızdır ki!

    Bu tip basına yansıyan durumlarda (öyle sıradan bir basına da değil, reytingi yüksek bir kanala veya gazeteye olursa ancak) genelde bir hastane çıkar, "Hastanın tedavi giderlerini biz karşılayacağız" der. Böylece tüm hastanelerin / ilgililerin insani vebalini geçici olarak üstlenir, sırtından alır! Peki ya basına yansımayan benzer tablolar ve onların vebali?

    Biliyorum: Orasını karıştırmamalıyız fazla!

    6.MAL VE CİNSİ: İLİK, ÜCRETİ: 400.000 TL.

    Sözgelimi tedavi için ilik nakli gerekiyor. Bedeli: 400.000 TL.

    "Nedir bu, gökdelen mi dikiliyor! Ya da ilik imal ediliyor da hammaddesi mi çok pahalı. Alt tarafı (uyuyorsa şayet) birisinden ilik bulunuyor ve bir operasyonla naklediliyor"

    PEKİ BU NEDEN BÖYLEDİR

    "Az rastlanılan bir hastalık, diğerlerine göre tedavisi biraz emek odaklı!"

    Eeeee!

    O halde daha pahalı olmalı!

    Tıpkı az bulunan elmas madenindeki yahut işçiliği zahmetli olan pırlanta ticaretindeki mantık!

    Pırlanta almazsın da gümüş alırsın!

    Ama bu sağlık! Ödeyemeyen, ölen olursa peki?

    Olabilir! Her şeyin bedeli olmalı!

    Bak ölüyor hasta! Az zamanı kaldı?

    ("İnsanlık ölmüş, bir hasta daha ölse ne çıkar" dercesine bir cevap)

    Yapacak bir şey yok beyefendi. Söyledik: 400.000 TL

    ACI AMA GERÇEK BİR TESPİT

    Bu anlayış ve uygulama ortaçağdaki suçluların arenada aslanın önüne atılmasından ve parçalanırken alkışlar arasında tezahürat yapılmasından farklı mıdır?

    Birine gelince, "Yuh, bu ne vahşet" diyen bizlerin ikincisi için de aynı şeyleri düşünmesi ve söylemesi gerekmez mi!

    Ne demiştim yazımın başında:

    Algımızı kim, nasıl bozdu bu şekilde. Vicdanımızı kimler nasıl olup da köreltti! Basiretimiz, iz'an ve insafımız nasıl kaşla göz arasında bu denli imha edildi böyle!

    NOT

    Son dönemde bu konularda yeni düzenlemelerden bahsediliyor. Bu elbetteki sevindirici. Ancak gün gibi açık olduğu halde yıllardır geciktirilmiş olan bu hak; söz konusu işleyişin bu güne değin ürettiği binlerce mağduriyeti ne yazık ki telafi edemeyecek!

    Psikolog
    İzzet Güllü









    29 Şubat 2012
    #1
  2. Sağlıklı Algılama Cevapları

soru sor

Sağlıklı Algılama