Peygamber Efendimiz (s.a.v)'e Ait En Kısa Kıssalar: ...

İsimli konu WH 'İslam ve Din Kültürü' kategorisinde, din_sevdalisi üyesi tarafından 28 Ocak 2013 tarihinde yazılmıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.v)'e Ait En Kısa Kıssalar: ... hakkında bilgi ve tartışmalar.

  1. Bu konuda Peygamber Efendimiz (s.a.v)'e Ait En Kısa Kıssalar hakkında kısa özet bilgiler bulabilirsiniz. Ben denizden güzel bir paylaşım daha :)



    [​IMG]

    Peygamber Efendimiz (s.a.v)'e Ait En Kısa Kıssalar



    HZ Peygamberle İlgili Kıssalar



    1 - Hz Peygamber (saa)’in Gülümsemesi
    Bir gün Resulullah (saa) gülümseyerek göğe bakıyordu, bir adam Hazretin gülmesinin sebebini sorunca Resulullah (saa) şöyle buyurdular: “Evet göğe bakıyordum, iki melek, kendi yerinde ibadetle meşgul olan mümin bir kulun gece gündüz yaptığı ibadetlerinin mükafatını yazmaları için yeryüzüne indiler, fakat onu, hasta olduğundan dolayı ibadetgahında bulamayınca göğe çıkıp Hak Teala’ya şöyle arz ettiler: “Ey Rabbimiz! Biz o mümin kulun ibadetini yazmak için her zamanki gibi onun ibadetgahına gittik, fakat onu orada bulamadık, hasta yatağına düşmüştü”

    Allah-u Teala, o meleklerin cevabında şöyle buyurdu: “O mümin kul, hasta yatağında olduğu sürece, her gün ibadetgahında olduğu zaman ona yazdığınız her günün sevabı miktarınca ona sevap yazın Hasta yatağında olduğu müddetçe onun hayır amellerinin mükafatı bana aittir; onun mükafatını ben vereceğim” (1)

    2 - Sıraya Riayet Edin
    Hz Ali (as) şöyle buyuruyor: “Bir gün Resulullah (saa) istirahat halinde idi Oğlu İmam Hasan su istedi Resulullah (saa) de bir kaba biraz süt sağıp onu Hasan’a (as) verdi Hüseyin (as) bu durumu görünce sütü almak için yerinden kalktı Ama Resulullah (saa) ona mani olup sütü Hasan’a verdi Bu durumu görünce şöyle dedim: “Ya Resulellah! Güya Hasan’ı daha çok seviyorsun” Resulullah cevaben buyurdular ki: “Hayır, öyle değildir Benim Hasan’ı savunmamın sebebi, öncelik onun hakkı olduğu içindir Çünkü O, daha önce su istemişti, sıraya riayet etmek gerekir” (2)

    3 - Resulullah (saa)’in Ağlaması
    Resulullah (saa) bir gece zevcesi Ümmü Seleme’nin evinde idi Gece yarısı uykudan kalkıp evin karanlık bir köşesinde dua ve ağlamakla (Allah’a yalvarıp yakarmakla) meşgul oldu Ümmü Seleme, Resulullah (saa)’ı yatağında görmeyince kalkıp onu aramaya koyuldu Bir de baktı ki Resulullah (saa) evin karanlık bir köşesinde durup ellerini göğe kaldırmış, ağlayarak Allah’a şöyle yalvarıp yakarıyor:

    “Allah’ım! Bağışladığın nimetleri benden esirgeme Beni, düşmanların bana gülme vesilesi kılma, kıskançları bana musallat etme

    Allah’ım! Beni kurtardığın kötülük ve çirkinliklere geri çevirme

    Allah’ım! Beni hiçbir zaman ve hiçbir an kendi başıma bırakma; kendin beni her şeyden ve her afetten (beladan) koru”

    Ümmü Seleme Resulullah (saa)’in bu durumunu görünce ağlayarak kendi yerine döndü Resulullah (saa) Ümmü Seleme’nin ağlama sesini duyunca, ona doğru gidip ağlamasının sebebini sordu

    Ümmü Seleme şöyle dedi:

    “Ya Resulellah! Senin ağlaman beni ağlattı Sen neden ağlıyorsun? Siz Allah katında olan onca büyük makam ve yakınlığınıza rağmen Allah’tan böyle korkuyorsunuz, Allah’tan bir an bile sizi kendi başınıza bırakmamasını istiyorsunuz, o halde vay bizim halimize!”

    Resulullah (saa) onun sözüne karşılık şöyle buyurdular:

    “Nasıl korkmayayım, nasıl ağlamayayım, nasıl kendi akıbetimden korkmayayım, nasıl kendi makam ve mevkime güveneyim! Oysa ki Allah Teala, Hz Yunus’u bir an kendi haline bıraktı ve onun başına gelmemesi gereken şey geldi!” (3)

    4 - Âmanın Yanında Hicabı Korumak!
    Ümmü Seleme şöyle diyor:

    Peygamber (saa)’in huzurunda idik Meymune isminde olan hanımlarından birisi de orada idi Bu esnada âma (kör) olan İbn-i Ümmü Mektum Resulullah’ın huzuruna geldi Resulullah (saa) bana ve Meymune’ye; “İbn-i Ümmü Mektum’un karşısında hicabınızı (kendinizi) koruyun”

    Ya Resulellah, o âma değil midir, hicaplı olmamızın ne anlamı vardır? dediğimizde de şöyle buyurdular:

    “Siz de mi körsünüz? Siz onu görmüyor musunuz?” (4)

    5 - Kötü Ahlaklılık Kabir Azabına Sebep Olur
    İmam Sadık (as) şöyle buyuruyor:

    “Sa’d bin Muaz’ın ölüm haberini Resulullah (saa)’e verdiklerinde, Hazret kalkıp ashabıyla birlikte onun evine gittiler Resulullah’ın emri ile Sa’d’a gusül verdiler Gusül ve kefenleme işleminden sonra onu bir tabuta bırakıp defnetmek için kabristana götürdüler

    Cenazeyi teşyi ederken Resulullah (saa) yalın ayak ve abasız hareket ediyordu, kabrin yakınına ulaşana dek bazen tabutun sağ, bazen de sol tarafını tutuyordu Resulullah (saa)’in bizzat kendisi kabrin içine girip cenazeyi kabre bıraktı; taş, tuğla ve diğer şeylerin getirilmesini emretti Daha sonra mübarek elleriyle cenazenin üzerini kapatıp onun üzerine toprak döktüler

    Bu esnada Sa’d’ın annesi kabrin kenarına gelerek şöyle dedi: “Ey Sa’d ! Cennet sana kutlu olsun”

    Resulullah (saa) bu sözü ondan duyar duymaz şöyle buyurdular: “Ey Sa’d’ın annesi !Sus! Allah adına bu kadar kesin ve yakin ile konuşma Şimdi Sa’d kabir azabına duçar olmuştur ve bundan dolayı eziyet görür”

    Daha sonra kabristandan geri döndüler Hz Peygamber’le birlikte olan halk şöyle dediler: “Ya Resulellah ! Sa’d için yaptığın işleri şimdiye kadar hiç kimse hakkında yapmamışsınız Ayak yalın, abasız onun cenazesini teşyi ettiniz; tabutun bazen sağ bazen de sol tarafından tutuyordunuz !”

    Resulullah (saa) onların cevabında şöyle buyurdular:

    “Melekler de abasız ve ayakkabısız idiler; ben de onlara uydum, elim Cebrail’in elinde olduğundan dolayı o tabutun neresinden tutuyorduysa ben de o tarafından tutuyordum”

    Halk bu sözleri duyunca şöyle dediler:

    “Ya Resulellah ! Sa’dın cenazesine namaz kıldınız, mübarek ellerinizle onu kabre bıraktınız, kabri kendi elinizle düzelttiniz, yine de kabir Sa’d’ı sıktı mı diyorsunuz?”

    Resulullah (saa) cevaben: “Evet, kabir azabına duçar oldu Çünkü o, evinde kötü ahlaklı idi, kabir azabı bundan dolayı idi” (5)

    6 - Bereketli On Dirhem
    Hz Ali (as), Hz Peygamber-i Ekrem (saa) tarafından O’na bir gömlek almak için çarşıya gitmekle görevlendi Hz Ali (as) da çarşıya gidip on iki dirheme bir gömlek alarak eve döndü

    Resulullah (saa): “Bu gömleği kaça aldın?” diye sordu

    Hz Ali: “On iki dirheme” dedi

    Resulullah (saa): “Bu gömleği öyle sevmiyorum, bundan daha ucuzunu istiyorum Acaba satıcı bunu geri almaya hazır olur mu?” buyurdu

    Hz Ali (as) şöyle diyor: Gömleği alıp çarşıya döndüm, Peygamber’in isteğini satıcıya ilettim, satıcı da kabul etti Parayı alıp Peygamber (saa)’in yanına döndüm Bir gömlek almak için Resulullah (saa) ile birlikte çarşıya doğru hareket ettik Yolun yarısında Resulullah (saa)’ın gözü, ağlayan bir cariyeye ilişti Resulullah (saa) onun yanına gidip; “Neden ağlıyorsun?” diye sordu Cariye cevaben şöyle dedi “Ev sahibi bana dört dirhem verdi, bir şeyler almak için beni çarşıya gönderdi Fakat ben parayı nasıl kaybettiğimi bilemiyorum, şimdi eve dönmekten korkuyorum”

    Resulullah (saa) on iki dirhemden dört dirhemi cariyeye verdi ve; “İstediğin şeyleri al ve eve dön” diye buyurdular

    Resulullah (saa) Allah’a şükredip çarşıya doğru hareket etti, çarşıdan dört dirheme bir gömlek alıp giydi Eve döndüğünde, yol üzerinde bir çıplağı görünce gömleğini çıkarıp ona verdi Kendisi tekrar çarşıya geri döndü, yine dört dirheme bir gömlek alıp giydi ve eve doğru hareket etti Yolun yarısında yine aynı cariyeyi üzüntülü ve şaşkın bir halde gördü Bunun üzerine; “Neden evinize gitmedin?” diye sordu

    Cariye: “Ya Resulellah, gecikmişim, beni dövmelerinden korkuyorum” dedi

    Resulullah: “Gel birlikte gidelim, evinizi bana göster ben affetmeleri için aracı olurum” buyurdu

    Resulullah (saa) o cariye ile birlikte yola koyuldu Evlerine yetiştiklerinde cariye; “İşte bu bizim evdir” dedi

    Resulullah (saa) kapının arkasından yüksek bir sesle; “Ey ev sahibi! Selam’un- aleykum” dedi Bir cevap gelmedi Tekrar ikinci kez selam verdi, yine bir cevap duyulmadı Üçüncü kez bir daha selam verdiğinde; “Aleyke’s- selam ya Resulellah ve rahmetullahi ve berekatuh” diye cevap verdiler

    Resulullah (saa); “Neden ilk defa cevap vermediniz? Acaba benim sesimi duymadınız mı?” diye sordu

    Ev Sahibi; "İlk defasında duyduk, senin olduğunu bile anladık" dedi

    Resulullah (saa): “ Öyleyse neden geç cevap verdiniz?” diye sordu

    Ev sahibi: "Senin sesini bir kaç defa duymak istedik" dedi

    Resulullah (saa): “Sizin bu cariyeniz gecikmiştir, onu muahaza etmemeniz (cezalandırmamanız) için size ricaya geldim” dedi

    Ev sahibi: "Ya Resulullah! Sizin mübarek ayağınızın hürmetine bu cariye artık şimdiden azattır (hürdür)" dedi

    Daha sonra Resulullah (saa) kendi kendisine şöyle dedi: “Allah’a şükür, ne de bereketli on iki dirhemdi! İki çıplağı örttü, bir köleyi ise azat etti” (6)

    7- Ya Resulellah! Bana Tavsiye Et!
    Hz Ali (as) şöyle diyor:

    Bir şahıs Resulullah (saa)’in huzuruna gelerek Hazretin ona tavsiye etmesini istedi Resulullah (saa) ona şöyle tavsiye ettiler:

    “Benim sana tavsiyem şudur ki; parçalansan, ateşe atılıp yakılsan bile Allah’a şirk koşma

    Annene ve babana eziyet etme; eğer dünyadan göçmeni bile emretseler öyle yap

    İhtiyacından fazla kalan malını dini kardeşinin ihtiyarına bırak

    Müslüman kardeşinle karşılaştığında açık yüzlü ol

    Halka ihanet etme

    Gördüğün her Müslümana selam ver

    İnsanları İslam’a doğru davet et

    Bil ki, her sorunu çözmenin (sıkıntısı olanın sıkıntısını gidermenin), Hz Yakub’un oğullarından bir köleyi azat etmek kadar sevabı vardır

    Bil ki, şarap ve her sarhoş edici şey de haramdır” (7)

    8- Yetimler İçin Ağlamak
    Uhud savaşında İslam savaşçılarından çoğu şahadete erişti, Hz Hamza da o savaşta şehit düştü, hatta Hz Peygamber (saa)’in şehit olduğu haberi bile yayıldı

    Savaş sona erdikten sonra, Medine kadınları Uhud’a doğru hareket edip Peygamber (saa)’in istikbaline koştular; herkes kendi şehitlerini bırakıp, Peygamber’i sorup arıyorlardı

    Bu arada Cehş’in kızı Zeynep Peygamber (saa) ile karşılaştı

    Hz Peygamber: “Sabırlı ve tahammüllü ol!”dedi

    Zeynep: " Niçin?" diye sordu

    Hz Peygamber: “Kardeşin Abdullah’ın şahadetinden dolayı” diye buyurdu

    Zeynep: "Şahadet onun için kutlu ve mübarek olsun!" dedi

    Hz Peygamber: “Sabret!” dedi

    Zeynep: “Ne için?” dedi

    Hz Peygamber: “Dayın Hamza’nın şahadetinden dolayı” diye buyurdu

    Zeynep: "Biz hepimiz Allah’tanız ve hepimiz O’na doğru döneceğiz, şahadet makamı ona mübarek olsun!" dedi

    Resulullah (saa) biraz durduktan sonra Zeyneb’e dönerek şöyle buyurdu: “Sabırlı ol!”

    Zeynep: "Şimdi niçin?" diye sordu

    Resulullah:“Eşin Mus’ab bin Umeyr’in şahadetinden dolayı” diye buyurdu

    Zeynep bu sözü duyunca yüksek bir sesle ağladı ve can yakıcı bir şekilde sızladı Zeyneb’e; "Neden kocan için böyle ağlıyorsun?" diyenlere şöyle cevap verirdi: “Ağlamam kocam için değildir Çünkü o Peygamber (saa)’in yanında şahadet mak----- erişmiştir Benim ağlamam onun yetimleri içindir Zira eğer çocuklar babalarını benden sorarlarsa onlara ne cevap vereyim?” (8)

    9- Dostlarla Müdara
    Ebu Hureyre şöyle diyor:

    Resulullah (saa) bir gün oturdukları halde birden dişleri görülür bir şekilde güldüler Gülmesinin sebebini sorduğumuzda şöyle buyurdular:

    “Ümmetimden iki kişi gelip Allah Teala’nın huzurunda duracaklar; onlardan biri diyecek ki: "Allah’ım! Benim hakkımı ondan al!

    Allah Teala buyuracak ki: “Kardeşinin hakkını ver!”

    Borçlu adam arz edecek ki: Allah’ım! Benim iyi amellerimden bir şey kalmamıştır (ona verecek dünyevi bir malım da yoktur)”

    Hak sahibi de diyecek ki: “Ey Rabbim! Öyleyse benim günahlarımdan yüklensin!”

    Sonra Resulullah (saa)’in gözlerinden yaşlar boşanarak şöyle buyurdular:

    “O gün (kıyamet gün&#252 öyle bir gündür ki insanlar, günahlarının başka bir kimseye yüklenmesine ihtiyaç duyarlar Allah Teala hakkını isteyen kimseye şöyle buyurur: "Gözlerini çevir, cennete doğru bir bak, ne görüyorsun?"

    O zaman başını kaldırıp güzel nimetleri görünce hayretle; "Allah’ım! Bunlar kimin içindir?" diyecektir

    Allah Teala: “O hakkın değerini bana veren kimse içindir” buyurur

    Hak sahibi: "O hakkın değerini kim sana ödeyebilir?" diye sorar

    Allah Teala: “Sen” diye cevap verir

    Hak sahibi: "Ben nasıl ödeyebilirim?" diye sorar

    Allah Teala: “Ondan geçmenle (hakkını bağışlamanla)” diye cevap verir

    Hak sahibi: "Allah’ım! Ondan geçtim" der

    Daha sonra Allah Teala buyuracak ki: “Dini kardeşinin elini tut, birlikte cennete gidin !”

    Bu esnada Resulullah (saa) buyurdular ki: “Takvalı olun, birbirinizin arasını bulun!” (9)

    10- Çaba Veya Zengin Olma Yolu
    Bir adam bir şey istemek için Hz Peygamber’in yanına gitti Oraya ulaştığında Resulullah (saa)’in şöyle buyurduğunu duydu:

    “Kim bizden bir şey isterse veririz, kim ihtiyaçsız olmaya çalışırsa Allah onu ihtiyaçsız kılar”

    Adamcağız Resulullah (saa)’in bu sözünü duyunca Hazretten bir şey istemeden huzurlarından ayrıldılar İkinci kez yine Resulullah’ın yanına gelip bir şey istemeksizin evine geri döndü Üçüncü kez yine Resulullah’tan aynı sözü duyunca bir şey istemeksizin evine geri döndü

    Sonra komşusundan bir balta emanet alıp çöle çıktı, bir miktar odun toplayıp pazara götürerek bir buçuk kilo arpaya odunları sattı Elde ettiği arpayı, ekmek yaparak ailesiyle birlikte yediler Adam yılmadan bu işine devam etti, ilk önce bir balta satın aldı, daha sonra elde ettiği kazançtan iki genç deve ve bir köle aldı, böylece durumu düzelip zenginleşti Daha sonra Resulullah’ın yanına giderek macerayı Hazrete anlattı Resulullah (saa) onun sözünü dinledikten sonra şöyle buyurdular:

    “Demedim mi kim bizden bir şey isterse ona veririz, ihtiyaçsız olmaya çalışırsa Allah onu ihtiyaçsız kılar?!” (alıntıdır)
    28 Ocak 2013
    #1
  2. Peygamber Efendimiz (s.a.v)'e Ait En Kısa Kıssalar: ... Cevapları

soru sor

Peygamber Efendimiz (s.a.v)'e Ait En Kısa Kıssalar: ...

Alakalı Aramalar:

  1. kisa kissalar

    ,
  2. Ümmü Seleme Resulullah (s.a.v)’in bu durumunu görünce ağlayarak kendi yerine döner. Resulullah (s.a.v) Ümmi Seleme’nin ağlama sesini duyunca ona doğru gidip ağlamasının sebebini

    ,
  3. peygamberlere ait kıssalar

    ,
  4. peygamber ve toplumlara ait kıssalar,
  5. peygamber efendimiz hakkında kıssalar