(Nisa Suresi, 86)

İsimli konu WH 'Hadisler' kategorisinde, Rec0 üyesi tarafından 1 Mayıs 2017 tarihinde yazılmıştır. (Nisa Suresi, 86) hakkında bilgi ve tartışmalar.

  1. Rec0

    Rec0 Yönetici

    NİSA Suresi 86. ayeti Türkçe Kur'an Mealleri | 4/NİSA-86

    NİSA-86 için 40 meâl bulundu. (4/NİSÂ-86: Sevgi, saygı ve selâm ifâde eden bir söz ile size ilgi ve saygı gösterildiğinde siz de ondan daha iyisiyle ilgi ve saygı gösterin veya aynen karşılık verin. Şüphesiz ki Allah, her şeyin hesabını lâyıkıyle görendir.) / Diyanet İşleri (eski) (4/NİSÂ-86: Size bir selam verildiği zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya ayniyle mukabele edin. Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.)

    وَإِذَا حُيِّيْتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّواْ بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسِيبًا ﴿٨٦﴾

    Ve izâ huyyîtum bi tahıyyetin fe hayyû bi ahsene minhâ ev ruddûhâ. İnnallâhe kâne alâ kulli şey’in hasîbâ(hasîben).

    1.ve izâ: ve ... olduğu zaman, olunca
    2.huyyîtum: selâmlandınız
    3.bi tahıyyetin: bir selâm ile
    4.fe: o taktirde
    5.hayyû: selâm verin
    6.bi ahsene: daha güzeli ile
    7.min-hâ: ondan
    8.ev: veya
    9.ruddû-hâ: onu iade edin
    10.inne: muhakkak
    11.allâhe: Allah
    12.kâne: oldu, , ... idi, ...dır
    13.alâ: ...'a
    14.kulli şey'in: her şey
    15.hasîben: en iyi hesap eden

    1 - İmam İskender Ali Mihr: Ve bir selâmla selâmlandığınız zaman, o taktirde siz, ondan daha güzeli ile selâm verin veya onu (aynen) iade edin. Muhakkak ki Allah, herşeyi en iyi hesap edendir.
    2 - Diyanet İşleri: Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.
    3 - Abdul Metin Saruhan: Bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeli ile selamlayın, yahut aynı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını sorandır.
    HİDAYETİ GİZLEYENLER RAPORLARI

    Hidayet; insan ruhunun yaşarken Allah'a ulaşmasıdır. Hidayet, İslâm'ın en önemli kavramıdır. Çünkü bir insan ancak Allah'a ulaşmayı dilerse, Allahû Tealâ'nın cennetine girmeye hak kazanabilir. Hidayeti gizleyenler, Kur'ân'ın aslında olan "O'na ulaşır", "Allah'a ulaşmak" gibi ifadeleri meâllerinde değiştirerek Allah'a ulaşmayı gizleyen kişilerdir.

    Öncelikle bir insan üç beden ve serbest irade olmak üzere toplam dört emanete sahip bir varlıktır. 1. FİZİK BEDEN: Allahû Tealâ biz insanların fizik bedenlerini organik bir beden olarak yaratmıştır...
    Raporun devamı...
    4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Size selâm verildiği vakit selâmı daha güzel bir sözle, yahut aynı sözle alın ve Allah, şüphe yok ki her şeyi hakkıyla hesaplar.
    5 - Abdullah Parlıyan: Bir selamla selamlanırsanız siz daha iyisiyle selamı alın veya onu aynısıyla karşılayın. Şüphesiz Allah, herşeyin hesabını hakkıyla arayandır.
    6 - Adem Uğur: Bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeli ile selamlayın; yahut aynı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını arayandır.
    7 - Ahmed Hulusi: Selâm ile size yönelene, siz de daha kapsamlı bir selâm ile karşılık verin yahut aynısıyla karşılayın. Muhakkak Allâh, her şeyde Hasiyb'dir (açığa çıkanın sonucunu yaşatandır).
    8 - Ahmet Tekin: Size kazadan, belâdan esenlik, sağlık ve mutluluk dileğinde bulunulduğunda, teşekkür edildiğinde, selam verildiğinde, saygı gösterildiğinde, daha güzeliyle esenlik, sağlık mutluluk dileğinde bulunun, selâmlayarak, saygı göstererek, teşekkür ederek ona karşılık verin, yahut aynı ile mukabelede bulunun. Allah inceden inceye her şeyin hesabını yapar, karşılığını verir.
    9 - Ahmet Varol: Bir selamla selamlandığınız zaman daha güzeli ile selam verin veya ayniyle mukabelede bulunun. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını yapandır.
    10 - Ali Bulaç: Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin. Şüphesiz, Allah her şeyin hesabını tam olarak yapandır.
    11 - Ali Fikri Yavuz: (Bir mü’min tarafından) bir selâmla selâmlandığınız zaman, siz ondan daha güzeli ile karşılık verin veya aynı ile mukabele edin. (Esselâmü aleyküm’e, ve aleykümü’sselâm ve rahmetu’llah” ile, “esselâmü aleyküm ve rahmetu’llahi” ye, “ve aleykümü’s-selâm ve rahmetu’llahi ve berakâtüh” ile, “es-selâmü aleyküm ve rahmetu’llahi ve berekâtühü” ye de aynı ile karşılık verin). Allah her şeyin hesabını görücü bulunuyor.
    12 - Ali Ünal: (Seferde veya hazarda, savaşta veya barışta) size selâm verilip bir iyilik dileğinde bulunulduğunda, ondan daha güzeliyle, hiç olmazsa onun misliyle mukabele edin. Bilin ki Allah, her şeyin muhasebesini tutmaktadır ve karşılığını verir.
    13 - Bayraktar Bayraklı: Bir selâmla selâmlandığınızda, daha güzel bir selâmla, yahut aynıyla karşılık veriniz. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını tutmaktadır.[80]
    14 - Bekir Sadak: Size bir selam verildigi zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya ayniyle mukabele edin. Allah her seyin hesabini geregi gibi yapandir.
    15 - Celal Yıldırım: Sevgi, saygı ve selâm ifâde eden bir söz ile size ilgi ve saygı gösterildiğinde siz de ondan daha iyisiyle ilgi ve saygı gösterin veya aynen karşılık verin. Şüphesiz ki Allah, her şeyin hesabını lâyıkıyle görendir.
    16 - Cemal Külünkoğlu: (İnanmış bir kişi tarafından) İslami bir selam ile selamlandığınız zaman, siz de ondan daha güzel bir selamla karşılık verin veya (en azından) benzeri ile mukabele edin. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını tutandır.
    17 - Diyanet İşleri (eski): Size bir selam verildiği zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya ayniyle mukabele edin. Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.
    18 - Diyanet Vakfi: Bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeli ile selamlayın; yahut aynı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını arayandır.
    19 - Edip Yüksel: Herhangi bir selam ile selamlandığınız zaman daha güzeliyle veya aynen iade ederek selamı alın. Kuşkusuz ALLAH herşeyi hesaba katar.
    20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Size her hangi bir suretle sağlık verildiği zaman siz de ondan daha güzeli ile sağlık verin veya ayniyle mukabele edin, Allah her şeyi hısaba çekmekte bulunuyorlar
    21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Size herhangi bir şekilde sağlık (selam) verildiği zaman, siz de ondan daha güzeli ile sağlık (selam) verin veya aynısı ile mukabele edin! Allah, herşeyi hesaba çekmektedir.
    22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Siz bir selam ile selamlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeliyle karşılık verin veya verilen selamı aynen iade edin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.
    23 - Gültekin Onan: Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin. Şüphesiz, Tanrı her şeyin hesabını tam olarak yapandır.
    24 - Harun Yıldırım: Bir selamla selamlandığınız zaman ondan daha güzeliyle selamlayın veya onunla karşılık verin. Muhakkak ki Allah her şeyi hakkıyla hesaplayandır.
    25 - Hasan Basri Çantay: Bir selâm ile selâmlandığınız vakit siz ondan daha güzeli ile selâmı alın veya onu ayniyle karşılayın. Şübhesiz ki Allah her şey'in hesabını hakkıyle arayandır.
    26 - Hayrat Neşriyat: Hem bir selâm ile selâmlandığınız zaman, artık (siz) ondan daha güzeli ile selâm verin veya ona (aynı ile) mukabele edin! Şübhesiz ki Allah, herşeyin hesâbını hakkıyla görendir.
    27 - İbni Kesir: Size bir selam verildiği zaman; ondan daha iyisiyle selam verin. Veya aynısıyla mukabele edin. Muhakkak ki Allah, her şeyin hesabını arayandır.
    28 - İlyas Yorulmaz: Eğer size bir selam verilirse, sizde o selamın en güzeliyle karşılık verin veya aynı selamla cevaplayın. Allah her şeyin hesabını en iyi yapandır.
    29 - Kadri Çelik: Bir selam ile selamlandığınız zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya aynısı ile karşılık verin. Allah şüphesiz her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.
    30 - Muhammed Esed: Bir selam aldığınızda daha güzel bir selam ile karşılık verin veya (en azından) benzeri ile. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını tutmaktadır.
    31 - Mustafa İslamoğlu: Bir selam aldığınızda daha güzel bir selamla karşılık verin, ya da aynısıyla iade edin; zira Allah, her şeyin hesabını tutmaktadır.
    32 - Ömer Nasuhi Bilmen: Ve bir selâm ile selâm verildiğiniz vakit hemen ondan daha güzeli ile selâmda bulununuz veya onu (aynı ile) iade ediniz. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ herşey üzerine muhasibdir.
    33 - Ömer Öngüt: Bir selâm ile selâmlandığınız vakit, siz ondan daha güzeli ile karşılık verin veya aynıyle mukabele edin. Şüphesiz ki Allah her şeyi hesap edendir.
    34 - Şaban Piriş: Size bir iyilik temennisinde bulunulduğunda siz de ona daha güzeli ile ya da aynısı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin üzerinde hesabı görendir.
    35 - Sadık Türkmen: Size bir selam verildiği zaman ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah herşeyin hesabını gereği gibi yapandır.
    36 - Seyyid Kutub: Size bir selam verildiğinde ona daha güzeli ile ya da aynısı ile karşılık veriniz. Hiç kuşkusuz Allah her şeyi hesaba katar.
    37 - Suat Yıldırım: Şayet size selâm verilirse, siz de ondan daha güzel bir tarzda selâmı alın, en azından verilen selâmın misli ile karşılık verin! Şüphesiz ki Allah, her şeyin hesabını hakkıyla arar.
    38 - Süleyman Ateş: Bir selâm ile selâmlandığınız zaman siz de ondan daha güzeliyle selâm verin; yahut verilen selâmı aynen iâde edin. Şüphesiz Allâh, her şeyi hesaplayandır.
    39 - Tefhim-ul Kuran: Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin. Şüphesiz, Allah her şeyin hesabını tam olarak yapandır.
    40 - Ümit Şimşek: Size selâm verildiğinde, ya aynısıyla, yahut daha güzeliyle o selâmı alın. Zira Allah herşeyin hesabını tutmaktadır.
    41 - Yaşar Nuri Öztürk: Bir selam ile selamlandığınızda, onun daha güzeliyle yahut aynısıyla karşılık verin. Hiç kuşkusuz Allah Hasîb'dir, herşeyi güzelce hesaplamaktadır.




    Günün Ayeti “Birselâmla selâmlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selâm verin ya da aynıyla karşılık verin...” (Nisa Suresi, 86)

    Günün hadisi “Tatlı dilli olmak, selâmlaşmak ve yemek yedirmek, Cennete götürür.” (Hakim)



    Selâmün aleyküm diye selâm vermek caiz ise de esselâmü aleyküm demek daha iyidir. Selâmün aleyküm denince, ve aleyküm selâm demek farzdır. Esselâmü aleyküm denince de, Ve aleykümüsselâm denir. Her ikisinde de “ve” harfini söylemelidir! (Ve aleyküm…) deki “ve”, (dahi) manasındadır. Yani, (Allah(c.c.)'ın selâmı bizim üzerimize olduğu gibi, sizin de üzerinize olsun!) demektir. Sadece (aleyküm selâm) ise, sanki (selâm bize değil size olsun) gibi uygunsuz bir manaya gelebilir.

    Selâm terimi Arapça “selime” kökünden bir mastar olup, sözlükte; maddî ve manevî sıkıntılardan kurtulmak, barış ve esenliğe kavuşmak demektir, “es-selâmu”, isim olarak ise; selâm, selâmet, sulh ve güven anlamına gelir. Bir fıkıh terimi olarak selâm; karşılaşan iki müslümanın birbirine yaptıkları dua cümlesinden ibarettir. Selâm veren “es-selâmu aleyküm (Allah'ın selâmı sizin üzerinize olsun)” der selâmı alan ise “vealeykümü's-selâm ve rahmetullah (Allah'ın selâmı ve rahmeti sizin üzerinize olsun)” diyerek ilaveli duada bulunur. ”Selâm” aynı zamanda Cenab-ı Hakkın doksan dokuz güzel isimlerinden birisidir.



    Yahudilerin Peygambere selamı

    Yahudiler Medine döneminde Hz. Peygamberle karşılaşınca “Sana ölüm olsun” anlamına gelen “Es-samu aleyke” şeklinde selâm veriyorlardı. Hz. Peygamber onların bu kaba selâmlarına “aleyküm “size olsun” diye cevap vermekle yetinir, edepli ve yumuşak tavrını değiştirmezdi. Bu arada inen bir ayetle yahudilerin bu tavrı kınandı ve onların cehenneme girecekleri bildirildi. (Mücadele, 58/8.)

    Hz. Peygamberin ve ashab-ı kiramın birbirleriyle “es-selâmu aleyke veya es-selâmu aleykum (Allah'ın selâmı sana veya size olsun)” sözlerini kullanarak selâm verdikleri tevatür derecesine ulaşan hadislerle sabittir. (Buharî, İsti'zan, 1,3, 28; Müslim, Edeb, 37)

    Allah-û Teala, Adem(a.s)'ı yarattığında, ona; “git, meleklere selâm ver, nasıl selâm alacaklarını dinle, bu senin ve neslinin selâmlaşma örneği olacaktır” dedi. Bunun üzerine Adem (as) meleklere; “es-selâmu aleykum (Allah'ın selâmı size olsun)” dedi. Onlar da; “es-selâmu aleyke ve rahmetullah (Allah'ın selâmı ve rahmeti sana olsun)” diyerek karşılık verdiler. (Buharî, Halku Adem, 2, IV, 102) Selâm başta belirtme takısı olmaksızın “selâmün aleykum” şeklinde de ifade edilebilir. (Buharî, İsti'zan, 9)

    Duaya en güzeliyle mukabele et

    Selâmı vermek sünnet, almak farzdır. Çünkü ayette, “size selâm verilince, ona ondan daha güzeli ile veya aynı ile karşılık verin” buyurulmuştur. Diğer yandan Allah'ın Rasulü, Müslümanın Müslüman üzerindeki haklarını sayarken, ilkinin verilen selâmı almak olduğunu belirtmiştir. (İbn Mace, Cenaiz, 1)

    Selâmın İslâm toplumunda yaygınlaştırılmasını emreden Allah elçisi, bir hadisinde bunun toplumsal sonucunu şöyle açıklamıştır:

    “Ruhumu kudret elinde tutan Allah'a yemin olsun ki, siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir ameli size haber vereyim mi? Aranızda selâmı yayınız.” (Müslim, iman, 93; Ebu Davud, Edeb, 131)

    Müslümana yakışan davranış

    Selâmlaşmada kullanılan “Merhaba” sözü, bir yere selâm vererek girip oturduktan sonra orada bulunanların yeni gelen kimseye “hoş geldin, burada bizden birisin, emniyettesin, rahat ol, serbest ol” anlamındaki hoşça dileklerini ifade etmek için kullanılmaktadır. Müslümana yakışan Peygamber Efendimizin getirdiği selâmlaşma şekline ve adabına uymaktır. İki cihanın serveri, Allah'ın sevgili Rasulü'nün selâmı üzerinize olsun.



    SELÂMLAŞMA ÂDÂBI

    Selâmı iade etmeye (almaya) hükmen ve hakikaten aciz kimselere selâm vermemelidir. Müslümanların selâmlaşmasında; önce, küçük büyüğe, zengin fakire, şehirli köylüye, arkadan gelen önde olana, vasıtada olan yaya yürüyene, ayakta olan oturana, az olanlar çok olanlara, efendi hizmetçisine, baba oğluna, ana kızına selâm verir. Selâmı rütbe ve nimeti çok olan önce verir. Nitekim Mi'raç gecesinde önce Allah-û Teala, Peygamber Efendimize selâm vermiştir. “Es-Selâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh” Aynı yaştaki ve derecedeki insanlardan hangisi daha önce selâm verirse sevap ve ecir yönünden o kazançlı çıkar. Hadisi şerifte “İnsanların Allah katında en makbulü ve O'na en yakın olanı önce selâm verendir” buyrulmaktadır. (Ebu Davut, Edep, 144- 5197) Kur'an-ı Kerim'de 37 ayeti kerimede selâm ve selâmet kelimeleri zikredilmiştir. Allah-û Teala 12 mevzuda mü'minleri selâmlamıştır. (Elmalı, Hak Dini Kur'an Dili, c.2, 1409 10)



    CEHENNEM'DEN AZAD OLMA GÜNLERİ

    Ramazan ayı, içinde barındırdığı Kadir gecesiyle, müminlere izzet-i ikram olarak sunulmuş huzur ve bağışlanma zamanıdır. Efendimiz(sav), "Ramazan; evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu Cehennem ateşinden kurtulma ayıdır" buyuruyor. Bu mübarek ayın sonuna yaklaşsak da bereketinden faydalanmak için daha on günümüz var.

    Diyanet İşleri Başkanlığı Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, Peygamber Efendimiz (sav), Ramazan ayının son on gününü; "Mümin kulların, Ramazan'a hürmet eden, Ramazan'da gayret eden kulların Cehennem'den azad olma zamanı" diye tarif ediyor. Yani kulların Cehennem'lik olacak günahları varsa bile, Ramazan bereketinde Allah(cc)'ın rahmetiyle bağışlanıp Cehennem'den azad olacakları zaman olduğu müjdesini veriyor. Kur'an-ı Kerim'de, Fecr Sûresi'nin ikinci ayetinde Ramazan ayının son on gecesi üzerine yemin ediliyor. Altıntaş'a göre, Yüce Allah bir şeye yeminle başlıyorsa, onun değerli ve önemli olduğunu beyan etmiş oluyor.

    Peygamber Efendimiz, Ramazan ayında diğer aylardan daha çok ibadet ederdi. Son on günde ise ibadetlerini biraz daha artırır, geceleri ihya eder, ailesini de geceyi ihya etmeleri için uyandırırdı. Mescid-i Saadet'te itikâfa girerdi. Hayır ve hasenat alanında daha fazla yoğunlaşırdı. Her yıl on gün itikâfa girerken, vefat ettiği yıl itikâfı 20 gün sürmüş, o yılki Ramazan ayında Cebrail(as) Kur'an-ı Kerim'i iki defa arz etmiş, karşılıklı okumuşlardı.

    Efendimiz'in Âişe validemize(ra) bugünlerde sıkça şu duanın okumasını tavsiye ediyor: “Allahümme inneke afüvvün tuhibbü'l-afve fa'fu annî.” (Allah'ım! Sen affedicisin, cömertsin. Affetmeyi seversin. Beni de affet.)

    Ramazan ayının hangi gecesinin Kadir Gecesi olduğu belli değil. Peygamberimizin tavsiyesi, onu Ramazan ayının son on gününün tek gecelerinde aramak. Buna göre Kadir Gecesi Ramazan'ın yirmi bir, yirmi üç, yirmi beş, yirmi yedi ve yirmi dokuzuncu gecelerinden herhangi biri olabilir. Bu gecelerde herkesin iyiliğini isteyerek genelden başlayarak özele doğru dua etmemiz gerekir. Yani insanlık, İslâm âlemi, Müslümanlar, ülkemiz, yakınlarımız, çevremiz, sevdiklerimiz, dostlarımız, ailemiz ve kendimiz sıralamasıyla dua etmek faziletlidir.



    Asr-ı Saadet ikliminden

    İSLÂM'DA İLK İBADET

    İslâm'da Allah'a imandan sonra ilk farz kılınan ibadet, namazdır. İkinci vahiy ile Müddessir Sûresi'nin ilk ayetlerinin indirilmesinden sonra, Mekke'nin üst yanında bir vadide, Cibril (as), Rasûlullah (sav)'e gösterip öğretmek için abdest almış, peşinden Cibril'den gördüğü şekilde Rasûlullah (sav) de abdest almıştır.

    Sonra Cibril (as) Hz. Peygamber (sav)'e namaz kıldırmış ve namaz kılmayı öğretmiştir.( İbn Hişâm, 1/260-261; Tecrid Tercemesi, 2/231)

    Eve dönünce Rasûlullah (sav) abdest almayı ve namaz kılmayı eşi Hz. Hatice(ra)'ye öğretmiş, o da abdest almış ve ikisi birlikte cemaatle namaz kılmışlardır.



    Fıkıh Penceresi

    Bazı insanlar selâm verince almıyor. Verilen selâmı almamak günah mı?

    - Selâm almak farzdır. Selâmı mazeretsiz almamak, haramdır. Farzın önemini düşünerek, selâmlaşmayı büyük bir nimet bilmelidir. Bir hadis-i şerif mealen şöyledir: “Allah-û Teâlâya yemin ederim ki, mümin olmadıkça Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de, mümin olamazsınız. Size, bir amel bildireyim de, onunla birbirinizi seversiniz: Aranızda selâmı yayın.” (Müslim)

    Selâmlaşmanın hükmü nedir? Bir yere girerken mi, yoksa çıkarken mi selâm vermek gerekir?

    -Selâm vermek sünnet, almak ise farzdır. Selâm verirken, selâmın sünnet olduğunu düşünmeli ve o kimseye dua etmeye niyet etmelidir. Sünnet olduğu düşünülmeden, alışkanlık halinde, şuursuzca selâm verilmesi uygun olmaz. Bir yere girerken de, çıkarken de selâm verilir. Hadis-i şeriflerde buyruluyor ki: “Müslümanın Müslüman üzerindeki altı haktan biri de selâm vermektir.” (Müslim)



    Doktorunuzdan Tavsiyeler

    PROF. DR. SEFA SAYGILI

    En iyi içecek sudur

    Oruç tuttuğumuz sürede bazı şeylere dikkat ederek daha iyi noktalara gelebiliriz. Dinlenmeye, tefekküre, ibadet ve duaya daha çok vakit ayırmalıyız. Çünkü zihnimiz daha berraktır, düşünme daha insicamlıdır.

    Egzersizden vazgeçmemeli, açık havada yürüyüş yapmalıyız. Bu yürüyüş esnasında tefekkür ve dua edebiliriz. Yürümek, orucun ruhi ve fiziki faydasını büyük ölçüde arttıracaktır.

    İftar ve sahur arası bol sıvı içmeli, böbreklerimizi ve vücudumuzu arındırmalıyız. En iyi içilecek şey sudur. Ancak bu çeşme değil menba suyu olmalıdır. Oruçluyken tad alma duyumuzun daha da hassaslaştığını hissederiz. Bu yüzden gıdaları ağzımıza küçük parçalar halinde alıp yavaş bir şekilde iyice çiğnemenizde fayda vardır. Hem sağlıklı beslenerek kan şekerini aniden yükseltmemiş oluruz, hem de sindirim sisteminin işini kolaylaştırırız.

    Ramazan'da yeşilliklere, çiğ sebze ve meyvelere yer verelim. Bağırsaklarımızı temizleyen ve çalıştıran bu gıdalar oldukça faydalıdır.





    Kıssadan Hisse

    Selâma verilmesi gereken önemi aşağıda vereceğimiz kıssa çok veciz bir şekilde ortaya koymaktadır: Müslümanlardan birisi borçlu düşmüş, bütün gayret ve çabasına karşılık çaresizlik içinde borcunu ödeyemiyordu. Bir gün yatsı namazından sonra iki rekat hacet namazı kılarak Peygamber Efendimizi vesile ittihaz edip münacaatta bulunarak, derdine çare istedi. Rüyasında Peygamber Efendimiz teşrif buyurarak sıkıntı içinde olana dedi ki: “Yarın git, Hekim Ali Paşa'ya benden selâm söyle, bin altın versin. Bu rüyanın şahidi olarak da bu Cuma gecesi her zaman okuduğu salavatları unuttuğunu söylersin!” Borçlu, sevinç ve ferah içinde uyandı. Fakat çevresinde biraz da tutumlu ve eli sıkı olarak bilinen Hekim Ali Paşa'ya tedirgin olarak gitti. Rüyasını anlattı, şahidini söyledi. Bunun üzerine Paşa: “Tekrar et, yeniden anlat” dedi. Borçlu: -“Efendim, Peygamberimizin size selâmı var, bana…” Paşa : “Tekrar et, bir daha anlat bakalım” dedi. Üç, dört, beş, altı.. Yedincide derken borçlu : “Paşam, beni niye oyalayıp duruyorsun? İnanırsan verirsin, inanmazsan vermezsin” demesi üzerine Paşa: “Kardeşim, ne demektir bu? Sen kimden selâm getirdiğini biliyor musun? Sana tekrar ettirişim Rasulullah'ın selâmını çoğaltmak içindi, onun her selâmına bin altın vereceğim” dedi.



    Mâni

    Yaram derindir eşme

    Aman derdimi deşme,

    Sahurda börek yoktu

    Gözlerim oldu çeşme




    Davulun içi pekmez

    Çalarım fakat ötmez.

    Bir bahşiş vermezseniz

    Davulcu buradan gitmez.
    1 Mayıs 2017
    #1
  2. (Nisa Suresi, 86) Cevapları

soru sor

(Nisa Suresi, 86)