MÂlik B. Enes (İmam-i MalÎkÎ)

İsimli konu WH 'Sahabeler' kategorisinde, S'onsuzLuk üyesi tarafından 3 Eylül 2010 tarihinde yazılmıştır. MÂlik B. Enes (İmam-i MalÎkÎ) hakkında bilgi ve tartışmalar.

  1. MÂLIK B ENES (İMAM-I MALÎKÎ)



    Mâlik b Enes b Mâlik b Ebi Âmir el-Asbahî Mâliki Mezhebinin imami, Muhaddis ve mutlak müctehid

    Imam Mâlik, Medine'de dogmustur Onun dogum tarihi hakkinda, Hicrî 90'dan 98'e kadar degisen farkli rivayetler vardir Ancak, yayginlikla kabul edileni 93 (711-712) tarihinde dogmus oldugudur (Ömer Riza Kehhale, Mu'cemü'l-Müellifîn, Beyrut (ty), VIII, 168; ayrica bkSuyutî, rezyinü'l-memalik, 7)


    Imam Mâlik'in ailesi aslen Yemenli olup, dedesi Zû Asbah kabilesine mensup olan Mâlik b Ebu Amir el-Asbahî, Yemen valisinden gördügü zulüm üzerine Medine'ye gelip yerlesmistir Annesi de, yine Yemenli Ezd kabilesinden, Aliye binti Süreyk el-Ezdî'dir

    Imam Mâlik'in dedesi Medine'ye yerlestikten sonra, Kureyse mensup Benû Teym b Murra kabilesi ile hisimlik kurarak, bu kabile mensuplariyla dostluk (velâ) akdetmis ve gerektiginde onlardan yardim görmüstür

    Imam Mâlik'in ailesi, Medine'ye yerlestikten sonra ilimle mesgul olmus, özellikle hadisleri toplamaya ve Ashab'in fetvalarini ögrenmeye büyük önem vermislerdi Dedesi Mâlik b Ebu Amir, Tâbiînin büyüklerinden olup, Hz Ömer (ra), Osman (ra), Talha (ra) ve Aise (ranh)'dan hadis rivayet etmistir


    Imam Mâlik, babasindan sadece bir hadis rivayet etmistir Bu da, babasinin hadisle fazlaca mesgul olmadigini göstermektedir Ancak amcasi Süheyl hadis âlimlerinden olup, Ismail bCafer'in hocasidir Ayrica, ez-Zuhrî de ondan ders okumustur Onun Nadr ismindeki kardesi de hadis tahsil etmisti Imam Mâlik, hadis derslerine basladigi zaman, bu kardesinin söhretine binaen Ahu'n-Nadr (Nadr'in kardesi) diye çagrilmakta idi Daha sonra, Imam Mâlik, hadiste onu geçmis ve kardesi ona nisbet edilmeye baslanmistir

    Hulefâ-i Râsidîn devrinde Medine, Ashab'in ileri gelen âlimlerinin bir arada bulundugu ve ilim tahsilinin zirvesine ulastigi bir merkez konumundaydi Emevîler devrinde ise Medine, çogalan fitnelerden ve idarecilerin zulmünden kaçan bir takim âlimlere siginilacak bir yer görevi görmeye baslamisti Ayrica, Tabii'nin çogu Medine'de oturmakta, Ashab'in rivayet ve fikhini, etraflarini halkalayan ilme susamis talebelere aktarmakta idiler

    Imam Mâlik, kendini tamamen ilme vermis bir aile muhitinde büyümüs ve çok canli bir ilmî hareketliligin yasandigi Medine'de ilim tahsil etmeye baslamisti Böyle bir çevrede bulunmasi ona, çagin en ileri seviyesindeki alimlerden ders okuma imkânini vermisti

    Imam Mâlik önce, Kur'an-i Kerîm'i hifz etmis, pesinden de hadisleri ezberlemeye baslamis ve bilhassa annesinin tesvik ve yönlendirmeleri ile Medine'nin büyük ve meshur âlimlerinden Rabia b Abdurrahman'in ders halkalarina katilmisti (Muhammed Ebu Zehra, Imam Mâlik, Terc Osman Keskioglu, Ankara 1984, 30)

    Daha sonra o, bir seyler ögrenebilecegi bütün âlimlerin yanina gitmeye ve onlardan hadis, sahabelerin fetvalari ve fikih konularinda istifade etmeye baslamisti

    Yüze yakin âlimden yararlanan Imam Mâlik'in yetismesinde, fikrî ve ilmî yapisinin oturmasinda, basta Abdurrahman ibn Hürmüz, Rabîa, Sihab ez-Zührî, Ebu Zinad, Yahya bSa'id el-Ensârî ve Hz Ömer (ra)'in azadlisi Nâfi'in büyük katkilari olmustur

    Ibn Hürmüz, hadis ve ser'î ilimlerde söz sahibi bir âlim olup, ayrica zamanin bütün fikrî, siyasî gelismelerini takip eden ve onlarin iç gerçeklerine nüfûz eden bir kültür genisligine sahipti O, Imam Mâlik'e çok sey ögretir ancak, maslahata uygun görmedigi için bunlardan çok azini açiklamasina müsaade ederdi Ibn Hürmüz, sorumlulugundan korktugu için, Mâlik'ten, hadislerin senedinde kendi adini zikretmemesini istemisti

    Imam Mâlik, Hz Ömer (ra) ile Abdullah b Ömer'in fikhini ve fetvalarini, Nafi'den ögrenmistiEbu Davud, Malik'in Nâfi'den, onun da Ibn Ömer'den rivayetini senet yönünden en saglam olani kabul eder

    Imam Mâlik, yetisip olgunlastiktan sonra, fikihta hocasi olan Rabianin bazi görüslerini tenkit etmeye basladi Bundan sonra o, Rabianin derslerini birakip, Zührî'nin hadis derslerine devam etti Ancak, onun fikhî görüslerinde, Rabia'nin büyük tesiri vardir

    Bundan sonra o, Zühri'nin dersi disinda evine kapaniyor, o zamana kadar kagitlara kaydettiklerini derleyip toparlamaya çalisiyordu

    Ayrica Imam Mâlik, Cafer-i Sadik'in derslerini hiç bir zaman kaçirmazdi Onun ilmine, zühd ve takvasina hayranlik duymakta idi Imam Mâlik onun hakkinda; "Abdesti olmadan hadis rivayet etmez, Hz Peygamberin adi anilinca yüzü sararirdi" demektedir

    O, Medine'nin ilmini tamamen ögrendigine iyice kanaat getirmeden ders vermeye baslamadiMedine'de bulunan âlimlerin çogunun kendisini ders verme hususunda yeterli görmesini açiklamalarindan sonra güvenilir ravilerden aldigi hadisleri insanlara ögretmek, fetva soranlarin problemlerini halletmek ve etrafinda toplasan ögrencilere dersler vermek zorunlulugunu hissetmistir Imam Mâlik bu konuda söyle söylemektedir: "Her aklina esen mescitte oturup ders veremez Âlimlerden yetmis kisinin beni yeterli görmesine kadar ben, ders ve fetva vermekten kaçindim" Imam Mâlik ayrica, hocalari Zührî ve Rabia'ya, ders verip veremeyecegini sorup olumlu cevap aldiktan sonra bu ise baslamistir

    Imam Mâlik, derslerini Mescid-i Nebî'de vermeye baslamisti Ancak sonralari idrarini tutamama (prostat) hastaligina yakalaninca mescite gelmez olmus ve derslerine evinde devam etmeye baslamistir O, Mescid-i Nebî'de ders okuttugu zaman, Hz Ömer (ra)'in ders okuturken oturdugu yere oturmaya özen göstermistir Burasi Resulullah (sas)'in mescitte oturdugu yerdirAyrica Medine'de Abdullah b Mesud'un oturdugu evde ikamet ederek, onlarin hatirasini zihninde canli tutmayi arzulamis ve Ashab'in yasadigi manevî atmosferi hissetmeye çalismistir


    Imam Mâlik'in dersleri, hadis ve fikhî meselelerle verdigi fetvalar seklinde cereyan ederdi O, vuku bulmus olaylara fetva verir ve degerlendirmelerde bulunurdu Vuku bulmamis, farazî olaylar için kesinlikle bir görüs beyan etmezdi Bu da Islâm hukukunun en önemli özelligidir

    Hastaliginin ilk dönemlerinde, mescite namaza gelir, sonra evine dönerdi Bir zaman sonra namazlara gelemez olmus, daha sonra cuma namazi için de evinden çikamaz hale gelmisti Bu durumunu soranlara hastaligini, ta ölüm dösegine yatana kadar söylememistir


    Imam Mâlik, ilimde olgunlasip dersler vermeye basladiktan sonra, bilgilerini daha da derinlestirmek ve farkli fikhî görüsleri, incelikleriyle kavrayabilmek için âlimler ile iliskisini yogun bir sekilde sürdürmüstür Hacca gelen âlimlerle görüsüp, onlarla ilim alisverisinde bulunurdu O, büyük fakih Ebu Hanife ile de görüsür, onunla münazaralarda bulunurduOnlarin bu görüsmeleri gayet nezih bir sekilde cereyan eder ve herbiri digerinin fikihtaki üstünlügünü överdi Bunun gibi o, Keys, Evza'î, Ebu Yusuf, Muhammed b Hasan, Hammad vbçagin seçkin âlimleri ile ilmî sohbetlerde birlikte olur, onlarla bir araya gelme firsati buldugunda bunu hiç bir zaman kaçirmazdi Imam Mâlikin yasadigi dönem, Medine'nin ilim, inceleme ve arastirmalarin odagi oldugu bir dönemdi Bunun sebebi, Resulullah (sas)'in mescidinin ve kabrinin burada bulunmasi dolayisiyla Islam cografyasinin her tarafindan, farkli fikhî ekollere mensup âlimlerin, her hac mevsiminde buraya akin akin gelmeleri idi

    Imam Mâlik ayrica, ilmini yenilemek ve asrinin diger fakihlerinin görüslerini ögrenmek için mektuplasma yolunu da kullaniyordu O, görüsme imkâni olmayan uzak sehirlerdeki âlimlere mektuplar yazar, degisik konulardaki görüslerini sorar ve kendi degerlendirmelerini onlara iletirdi


    Imam Mâlik keskin bir zekâ ve kuvvetli bir hafizaya sahipti Bu da ona, dinledigi hadisleri kolayca ezberleme ve fikhî konulara rahatça nüfuz edebilme imkanini sagliyordu Hadisleri saglam ravilerden kusursuz olarak bellemis oldugu halde, bir maslahat görmedikçe hadis rivayet etmezdi Hadis nakletmenin sorumlulugu onu sikintiya sokar ve naklettigi her hadisi için; "Onlari nakletmektense herbiri için bir kirbaç yemeyi yeglerdim" demekte idi

    Sadece Allah(cc) Teâlâ'nin rizasini kazanmak için ilim tahsil etmis, hayati boyunca takva yolunu terketmemistir Ona göre ilim bir nurdur ve ancak husu ve takva sahibi bir kalpte yerlesebilir Fetva verirken yavas hareket eder, iyice düsünür, soran kimseyi göndererek meseleyi tetkik ve tesbit ettikten sonra cevap verirdi O fetva konusunda hiç bir seyin kolay olamayacagi görüsünde olup, helâl ve haram ile ilgili her meselenin zor oldugunu söylerdi Din konusunda kimseyle tartismaya girmez, insanlar arasinda kin tohumlari ekecegi için bunu çok kötü bir davranis olarak degerlendirirdi


    Imam Mâlik, bedenen heybetli bir yapiya sahipti Ilim ve büründügü takva elbisesi onun bu heybetine manevî bir yön katiyordu Onun bakislarindan herkes etkilenir, insanlara büyüklük taslayan idareciler, valiler onun yaninda küçülür ve ona saygi gösterirlerdi


    Imam Mâlik'in babasi ok imalatçisi idi Ancak, Imam Mâlik'in bu meslegi isra ettigine dair herhangi bir bilgi mevcut degildir Kardesi hem hadis okur, hem de ticaretle ugrasirdi Imam Mâlik'in de bir miktar sermayesi kardesi tarafindan çalistirilmakta idi Buna ragmen onun, ögrencilik yillarinda biraz maddî sikinti çektigi anlasilmaktadir

    Imam Mâlik'in yasadigi dönem fikrî ve siyasî fitnelerin zirvesine ulastigi bir dönemdir O, hem Emeviler, hem de Abbasiler döneminde yasamistir Ömer b Abdülaziz'i takdir eder ve onu ümmetin islerini hakkiyla yerine getirmeye çalisan adil bir halife olarak görürdü Ancak o, ne tahtlarini korumak isteyen hükümdarlara taraf olmus, ne de ayaklanmalarina mesru zemin olusturmak isteyen isyanci gruplara destek vermistir Her zaman gerçekleri yaymaya gayret göstermekle birlikte, anarsinin, müslüman kitleleri perisan ederek fitne ve fesadin yayginlasmasina sebeb olacagini düsündügü için o, isyanlari tasvip etmemistir Bununla birlikte gayrimesru bir sekilde ümmetin basina gelen yöneticileri de onaylamamistir Bu yüzdendir ki o, bir defasinda takibata ugramis ve Abbasiler'in ikinci halifesi Ebu Cafer el-Mansur'un Medine valisi tarafindan kendisine iskence yapilmistir Buna sebeb olarak da, zorlama ile yapilan bey'atin geçersizligine fetva vermis olmasi gösterilir (Ebu Zehra, age, 77) Bu iskenceler sirasinda, o kirbaçlanmis ve kolu çekilmek sûretiyle sakatlanmistir

    Ancak daha sonra Mansur, bu olaydan haberi olmadigini ve bu isi yapan valisini cezalandirdigini söyleyerek ondan özür dilemis, Imam Mâlik de onu bagislamistir (Ibnü'l-Imâd el-Hanbeli, Sezerâtuz-Zeheb, Beyrut ty, I, 290)

    O, halife ve idarecilere, Hac için Medine'ye geldikleri zaman, halkin menfaati ve selâmetini gözetip hak ve adalet üzere yürümelerini ögütler, ayrica yüz yüze görüsme imkâni olmayanlara da mektuplar göndererek onlari islah etmeye çalisirdi Bununla beraber o, emir ve hükümdarlardan daima uzak durmustur Fakat, samimiyetine inandigi idarecileri derslerine kabul etmistir Harun er-Resid bunlardan biridir Harun er-Resid'in Imam Mâlik'in evindeki dersler esnasinda sultanlarin tavriyla davranmaya kalktiginda Imam Malik ona, ilmin her türlü dünya makamindan üstün oldugunu ve yücelmenin ancak ilme saygiyla mümkün olabilecegini anlattiginda tahtindan inmis ve öteki ögrencilerin arasinda onun derslerini dinlemeye devam etmistir (Ibnu'l-Imad el-Hanbeli, age, I, 29i)

    Imam Malik'in hastaligi agirlasip, vefat edecegini anladiginda o zamana kadar gizledigi hastaligini ve gizleme sebebini dostlarina söyle açikliyordu: "Eger hayatimin son günleri olmasaydi size bildirmeyecektim Benim hastaligim idrarimi tutamamamdir Peygamberin mescitine tam abdestli olmaksizin gelmek istemedim Rabbime sikayet olmasin diye de hastaligimi kimseye söylemedim" (Ebu Zehra, age, 286) Imam Malik, Hicrii79 yilinda Rabiulevvel ayinin on dördüncü günü vefat etmistir Safer ayinda öldügüne dair rivayetler de vardir Cennetu'l-Bakî mezarligina defnedilmistir (Ömer Riza Kehhâle, Mu'cemu'l-Müellifin, Beyrut, ty, VIII, 168)

    O, hem bir hadis âlimi hem de büyük bir fakihti Onun devrinde ortaya çikan siyasî ve itikadî fitneler halkin akaidini tehdit eder hale gelmisti Imam Malik böyle bir ortamda, Sünnet çizgisine simsiki sarilarak, insanlari sapitip delâlete düsmekten kurtarmak için var gücüyle çalismistir Ona göre Islam'i yasamak, Resulullah'in sünnetine ve pesinden gelen Rasid Halifelerin uygulamalarina tabi olmakla mümkündür Medinelilerin ameli onun için uyulmaya, ahad haberden daha lâyiktir Çünkü Resulullah (sas), Medine'de yasamis ve Medineliler, yasayisini ona uydurmuslardi Dolayisi ile Medineliler'in yasayisi Sünnetin amelî sekilde rivayetidir Bu, onun fikih usulünde de açikça görülür Kitap ve Sünnet'ten sonra delil olarak Medineliler'in amelini alir (bk Malikî Mezhebi Mad)

    Imam Malik, imanin kalben tasdik, dil ile ikrar ve amel oldugunu söylerdi Bu söylediklerini Kur'an'a ve hadislere dayandirirdi Yine hakkinda ayet bulundugu için imanin artabilecegini söyler, eksilmesi hakkinda susardi Kader, büyük günah, Kur'an-i Kerim'in mahluk olup olmadigi ve ru'yetullah konularinda sahih Ehli sünnet ulemâsi ile ayni görüsleri paylasmaktadir Yalniz, o, Ebu Bekir (ra), Ömer (ra) ve Osman (ra)'in fazilet siralamasindaki üstünlüklerini kabul ettigi halde, Hz Ali (ra) hakkinda, diger âlimlere muhalefet etmis, onu Hulefâ-i Râsidînden saymamistir Buna sebeb olarak da, hilâfeti isteyenle istemeyenin bir olamayacagini gösterirdi

    Imam Malik'in fikhi, ögrencileri tarafindan hazmedilip daha onun sagliginda Misir basta olmak üzere Kuzey Afrika'da yayilmaya baslamis, oradan da Endülüse ulasmistir


    Imam Malik'in ilimdeki büyüklügü hakkinda onun önünde diz çökmüs ve ilminden feyz almis büyük fakîh Imam Safiî söyle demektedir: "Malik, Allah(cc) Teâlâ'nin, Tabiinden sonra kullarina karsi hüccet olarak gönderdigi bir insandir" (Suphi es-Salih, Hadis Ilimleri ve Hadis Istilahlari, Terc Yasar Kandemir, Ankara 1981, 330)


    Hayati boyunca Medine'den baska bir yere gitmeyen Imam Malik, Resulullah (sas)'e olan asiri sevgi ve saygisindan dolayi, Medine'de bir defa olsun at sirtinda dolasmamistir

    Muvatta'i:


    O bir çok kitap tedvin etmis olup, bunlar arasinda en önemlisi Muvatta adli eseridir Imam Malik bu kitaba Hicaz'in en saglam ravilerinin hadislerini almaya özen gösterdi Ayrica sahabe sözlerine ve Tabiin fetvalarina da yer vermistir

    Hadis külliyati içerisinde ilk tedvin edileni Muvatta'dir Istisnalari olmakla birlikte, bu zamana kadar çesitli sebeplerden dolayi hadislerin yazilmasi tasvib edilmiyordu Hadisler, kendilerini bu yola adamis muhaddislerin hafizalarinda muhafaza ediliyordu Ancak bir zaman sonra, bir takim insanlar, menfaatlerini veya firkalarinin hakliligini ispatlamak vb sebeblerden dolayi hadis uydurmaya baslayinca, sahih hadislerin yazilarak tesbit edilmesi zarureti ortaya çikti Bu durumu Sihab ez-Zuhri; "Dogu tarafindan, duymadigimiz hadisler gelmeye baslamasaydi ne bir hadis yazar, ne de yazilmasina izin verirdim" sözüyle açikliga kavusturmaktadir


    Ömer b Abdülaziz, muhtemelen âlimlerle istisare ederek, hadislerin tedvin edilmesini, valilerine gönderdigi talimatlarla resmen emretmisti O, âlimlerin ölümleriyle ilmin ve hadislerin kaybolmasindan endise etmekteydi Ilk olarak böyle bir ise girisip, Halifenin istegini yerine getiren, Imam Malik'in hocasi Sihab ez-Zûhrî olmustur Fakat, Ömer b Abdulaziz, arzuladigi tedvin isinin sonuçlarini göremeden vefat etmisti

    Mansur isbasina geçince, o da Ömer b Abdulaziz gibi, Medine ilminin toplanip tedvin edilerek, yaziyla muhafaza altina alinmasi için çalismalar yapilmasini istedi Ancak o, selefi Ömer bAbdulaziz gibi bütün eyaletlerdeki ilimlerin derlenip toparlanmasini düsünmemis, sadece Medine'deki hadislerin ve fikhî görüslerin tedvinini istemisti Mansur'un böyle bir ise girismesinin sebebi âlimlerin ölümleriyle ilmin zayi olmasi endisesinden kaynaklaniyordu Onun düsüncesi tamamen idarî maksatlara yönelik olup, ülkenin her tarafindaki mahkemeleri ve yargiyi birlestirerek tevhid-i kaza'yi gerçeklestirmek istiyordu Imam Malik onun, Medine'nin ilmini tedvin etme istegini yerine getirdiginde ortaya Muvatta adli eseri çikmisti Ancak Imam Malik, Mansûr'un, ülkenin her tarafindaki insanlarin Muvatta'a uymalarini saglamak istegine kesin bir tavirla karsi çikmisti Bu da gösteriyor ki, onun Muvatta'i kaleme almasinin yegâne sebebi, Mansur'un bu yoldaki arzusu degildir O, Medine'deki sahih hadisleri, sahabe sözlerini ve Tabii'nin fetvalarindan tercih ettiklerini toplayarak onlarin unutulup gitmesini önlemek ve sonraki nesillere saglikli bir sekilde intikal etmesini saglamak istemistir Mansûr'un istegi bu konuda ancak tesvik edici bir rol oynamis olabilir Zira o, daha sonra gelen Mehdi'nin ve Harun er-Resid'in, Mansur'un istegine benzer taleplerini de ayni sekilde reddetmistir

    Imam Malik onlara söyle diyordu:


    "Ashab-i kiram fer'î meselelerde ihtilâf ettiler ve onlar bu ihtilâflariyla birlikte her tarafa dagildilar Herkes kendine göre isabetlidir Ulemânin ihtilâfi ümmet için bir çesit rahmettir Her biri kendince sahih olana uyuyor Hepsi hidayet üzere olup, sadece Allah(cc) Teâlâ'nin rizasini istemektedirler" (Ebu Zehra, age, 218)

    Imam Malik, hadisleri çok titiz bir tenkit süzgecinden geçirdikten sonra rivayet ederdi Rivayet ettigi hadisleri sürekli arastirir; ravide bir kusur bulur veya hadis saz çikarsa onu hemen terkederdi Muvatta'i ilk yazdiginda on bine yakin hadisi rivayet etmis olmasina ragmen, her sene onu tetkik ederek bir kisim hadisleri çikarmis, neticede Muvatta oldukça küçülmüstüOnun bu durumunu bazi ögrencileri söyle dile getirirlerdi; "Herkesin ilmi çogalip artiyor; Malik'in ilmi ise noksanlasip eksiliyor" (age, 221) Bu, onun ilmi naklederken ne kadar titiz davrandigini göstermektedir

    Görüldügü gibi Muvatta'da bulunan hadisler çok sayida hadis arasindan süzülerek seçilmistirBu yüzden hadis tenkidcileri ondaki hadisleri istisnalar hariç sahih kabul etmektedirler


    Muvatta'i, Kütüb-i Sitte'nin altincisi olarak kabul edenlere göre derece itibariyla Sahihayn'dan sonra gelmektedir

    Ancak, bir kisim muhaddisler, ondaki mürsel hadislerin ve Tabiin fetvalari ve fikhî görüslerin çoklugunu ileri sürerek Muvatta'in daha çok bir fikih kitabi oldugunu söylemislerdir (Sûphi es-Salih, age, 99)

    Imam Malik'in, Peygamber (sas), Ashab ve Tabiinden yaptigi rivayetlerin sayisi bin yedi yüz yirmi kadardir Ibn Hacer, Muvatta'i sahih kabul eder Ibn Hazm, Muvatta'daki bes yüz hadisin müsned, üç yüz hadisin de mürsel oldugunu ve yetmis civarinida da Malik'in bizzat onlarla amel ermeye terketmis oldugu hadis âlimlerinin zayif olarak degerlendirdigi diger bazi hadislerin bulundugunu söylemektedir (Ebu Zehra, age, 227)

    Âlimler arasinda, Muvatta'daki hadislerin sihhat dereceleri hakkinda muhtelif görüslerin bulunmasina ragmen, Malikîler Muvatta'in tamaminin sahih oldugunu kabul etmektedirlerZira onlar Muvatta`daki mürsel, mu'dal ve munkati' hadisleri, muttasil senetlere baglamak için gayret göstermisler; senedi, Malik'in rivayetinden muttasil olmayanlari da baska sika ravilerle muttasil olarak tesbit etmislerdir Onlarin hiç bir yolla muttasil senet bulamadiklari hadisler sadece dört tanedir Bu durum, Imam Malik'in mürsel, mu'dal ve munkati, olarak naklettigi hadislerin baska tariklerle müsned olarak nakledildiklerini ve dolayisiyla Muvatta'in sahih hadis kitaplarindan biri oldugunu ortaya koymaktadir


    Imam Malik, Muvatta da bes yüz doksan kadar kimseden rivayet etmektedir Ashabdan rivayet ettikleri, yüz seksen besi erkek, yirmi üçü kadin olmak üzere iki yüz sekiz; Tabiinden olanlar ise, kirk sekiz kisidir


    Muvatta'i rivayet edenler, Imam Malik'in talebeleri olup, Kadi Iyad bunlarin altmis kisi olduklarini tesbit etmistir (age, 229)

    Bu gün elde bulunan Muvatta biri Ebu Hanife'nin talebesi Imam Muhammed'in rivayeti, digeri de Malik'in talebesi, Endülüslü Yahya b Leysî el-Berberî'nin rivayet ettikleri nüshalara göre basilmistir


    Muvatta, Malikî fikhinin temel kaynagi olup, Imam Malik'in fikihta takip ettigi usul ondaki tertipden açikça anlasilmaktadir O, Muvatta'da fikhî bir konuyla alâkali hadisi alir, sonra Medineliler'in o konudaki uygulamalarina temas eder, pesinden de Tabiin ve diger fukahanin görüslerini zikreder Eger bunlarda bir açiklama bulamazsa o zaman sahih olarak bildigi hadislerin ve sair fetvalarin isigi altinda kendi reyiyle ictihad eder, meseleyi çözüme kavustururdu Imam Malik, ayni zamanda hadis ravilerini arastirip, onlarin adalet, hifz ve zabttaki durumlarini inceleyerek bir tedkik ve tenkit süzgecinden geçiren ilk kimse olma ünvanina da sahibtir (age, 2i9)
    3 Eylül 2010
    #1
  2. MÂlik B. Enes (İmam-i MalÎkÎ) Cevapları

soru sor

MÂlik B. Enes (İmam-i MalÎkÎ)