Liberal felsefe ve modernlik

İsimli konu WH 'Felsefe' kategorisinde, S@N@N€ üyesi tarafından 10 Ocak 2010 tarihinde yazılmıştır. Liberal felsefe ve modernlik hakkında bilgi ve tartışmalar.

  1. Klasik biçimi altında liberalizm, XVII. yüzyıl İngilteresinde mutlakiyetçi ve Stuartların Katolik yanlısı eğilimlerine düşman güçlerle sıkı sı kıya bağlantılı bir biçimde gerçekleşti. Demek oluyor ki liberalizm kökeninde polemik, klasik Avrupa içinde hem mutlakiyetçiliğin gelişiminin hem de topluma egemen olmak için farklı Kiliselerin çabalarının damgasını vurduğu azınlıkçı bir akımdır. Ama yine de, liberal düşüncenin daha baştan modern düşüncenin merkezin de yer alan eğilimleri -ve bundan kaynaklanan siyasal deneyimi-dile getirip keskinleştirdiği gözlemlenebilir.

    Batı Avrupada Reform hareketi ile Aydınlanma Çağı arasında aynı anda hem yeni bir siyasal varoluş biçimi hem de yeni bir düşünce biçimi doğmuştur.

    Bu dönemde, Fransız mutlak monarşisi içinde örnek bir biçimde somutlaşan monarşik ulus-devlet biçimi, kendini kabul ettiren siyasal biçim olmuştur; ama bu biçim aynı zamanda İngilterede, VIII. Henrinin gerçekleştirdiği Anglikan kilisesinin ulusal kurtuluşunu da esinlemiştir. Ana çizgileriyle, bu siyaset biçiminin başarısının, papa ile imparator arasındaki sürtüşmeyi (Orta Çağda cismani erkle ruhani erk arasındaki karşıtlıkla dile gelen) sınırlandırarak çözümlemesinden kaynaklandığı söylenebilir.

    Fransada olduğu gibi Katolikliğini öne sürdüğünde bile, monarşik erk, gücül olarak siyasal yetkenin papalık üzerindeki üstünlüğünü var sayar ama, İmparatorluğun tersine, evrensel egemenlik savını gütmez; modern mutlakiyetçi ligin gücü, savlarının böylece önsel bir biçimde sınırlandırılmasından kaynaklanır. Bu da kendisine Kilisenin evrenselliğini ele geçirmek için girdiği sürtüşmeye bir sınır getirir (E Manent), ama aynı zamanda cismani işlerin özerkliğini yeni bir güçle öne sürmeye olanak tanır. Demek oluyor ki Modern Devlet bugünkü koşullarda Hıristiyandır (çünkü tinsel işlevler üstlenmek zorundadır) ama gücül olarak laiktir de (çünkü, siyasal erkin tinsel erk karşısındaki üstünlüğünü varsayar) Ama doğmakta olan modernlik, eski bir soruna (Tanrıbilimsel sorun yeni bir çözüm getirmekten başka bir şey üretmemiştir:

    Ayrıca, felsefe ve düşüncenin genel bir dönüşümüyle de tanımlanır. Orta Çağ sonu adcılığıyla başlayan ve antik evrenbilimin çöküşüyle modern bilimin gelişimini de beraberinde getiren Aristotelesçiliğin çöküşü, bu değişimin en bilinen görünümünü sunar ama aynı zamanda siyasal etkiler de taşır ve bunların en önemlisi, belki de, özellikle insanın eylemlerine yükleyebileceği amaçlara yönelik yeni bir kuşkuculuk türünün ortaya çıkmasıdır. Bu dönüşüm tam anlamıyla özellikle Hobbes da ortaya çıkar: Sivil erkin üstünlüğünü, eylemin amaçlarına yönelik hiyerarşi konusundaki kararsızlık oluşturur (autoritas non veritas facit legem, ama bu hiyerarşinin kendisi de, bireylerin yükümlülükleri karşısındaki haklarının doğal üstünlüğü (siyasal kurumun oluşturulmasıyla aşılması amaçlanan durum) tarafından temellendirilir.
    10 Ocak 2010
    #1
  2. Liberal felsefe ve modernlik Cevapları

soru sor

Liberal felsefe ve modernlik