İslamda Ehlibeyt sevgisi

İsimli konu WH 'Ehl-i Beyt' kategorisinde, bad-suvar üyesi tarafından 14 Haziran 2009 tarihinde yazılmıştır. İslamda Ehlibeyt sevgisi hakkında bilgi ve tartışmalar.

  1. İslamda Ehlibeyt sevgisi

    Ehlibeyt aleyhimusselam'ı Sevmenin islamda yeri ve önemi Ehlibeyt'i sevmenin risali bir kaynağı olup çok önemli boyutları içermektedir. Ehlibeyt'i sevmenin Müslüman ferdin ve İslam toplumunun hayatında etkileri vardır; onları sevmek sırf kalbî bir ilgi veya bizleri belli kişilere bağlayan şefkatsel ve duygusal bir bağlılık değildir; çünkü onlar Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih'in yakınları ve itretidir; bu sevgi, Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih'ten sonra, Allah'ın gökten yere uzanan ipine bağlanmaktadır. Bu sevgiyle kişi ve toplumun hayatı, semavî öğretilere ve Allah Teala'nın iradesine bağlanmaktadır; çünkü onlar yeryüzünde ilahi emaneti temsil etmektedirler; onlar Allah'ın ayetleri ve insanları Allah'a götüren kılavuzlardırlar. Allah Teala'nın irade ettiği kemalî sıfatlar onlarda tecessüm etmiştir. Dolayısıyla onları sevmek, gerçekte Allah'ı, ilahi önderi, ilahi kemalatı sevmektir. Bu sevgi mümini, Allah Teala'nın istediği kemale ulaşmanın derecelerine yüceltir.

    Diğer taraftan, Ehlibeyt'ini sevmek, insanı İslam risaletinin istediği hedeflere ulaşmada izlediği yolun sağlıklı olmasını tazmin eder; çünkü onlar zülal membalar, risalet hükümleri ve kavramlarının güvenilir kaynakları, ahlakî değerlere ve eğitimsel bağışlara açılmaktır. İşte bu nedenle Ehlibeyt aleyhimusselam'ı sevmek, İslam dinini, Muhammedî risalet hattını ve düşüncesini korumayı ve hayır ve kemali temin edecek doğru yolda ilerlemesi için ümmeti sapmaktan muhafaza etmeyi tazmin etmektedir. Aşağıda, Muhammed Mustafa sallallah'u aleyhi ve âlih'in masum İtreti Ehlibeyt'ini sevmenin İslam nasslarında geçen en önemli etkileri, dünyevî ve uhrevî getirilerinden bazılarına değineceğiz:

    1- Ehlibeyt aleyhimusselam'ı Sevmek, Allah İçin ve Allah Yolunda Bir Sevgidir
    Ehlibeyt aleyhimusselam'ı sevmek, Allah'ı ve Resulünü en yüce şekilde sevmekte tecessüm etmektedir; bu ise müminlerin nihaî arzusudur; Allah Teala buyuruyor ki: "İnananlar ise en çok Allah'ı severler."[1] Yine buyuruyor ki: "De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin."[2]

    İkinci fasılda, Ehlibeyt aleyhimusselam'ı sevmenin, Allah'ı ve Resulünü sallallah'u aleyhi ve âlih sevmenin tâ kendisi olduğu geçti. Ehlibeyt aleyhimusselam'ı sevmek, Allah yolunda sevginin en büyük örneklerindendir; çünkü bu sevgi, Allah'ın sevdiği ve onları sevmeye sevap verdiği kişilere yönelir; aynı şekilde onların düşmanlarına gazap etmek de Allah için gazap etmekte gerçekleşir; çünkü bu gazap, Allah'ın gazaplandığı ve onlara gazaplanmayı emrettiği kişilere yönelir. Bu ise imanın özü ve en güvenilir kulpudur; Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih buyuruyor ki: "İmanın en sağlam kulpu, Allah için sevmek ve gazaplanmaktır."[3]
    Ehlibeyt aleyhimusselam'ı sevmek, Allah'ı sevmek olunca da insan bu sevgiyle dünya ve ahiret saadetine ulaşır ve salihlerin mevkisinde yer alır; İmam Hüseyin aleyhisselam buyuruyor ki: "Kim bizi dünya için severse, -bilsin ki- dünyaya sahip olanı iyi adam da sever, kötü adam da; kim de bizi Allah için severse, biz ve o, kıyamet günü (işaret parmağıyla orta parmağını birleştirerek) bu ikisi gibi olacağız."[4]

    2- Hakkı Tanımak ve Sapmaktan Güvende Olmaktır
    Şüphesiz her Müslüman'ın hakkı batıldan ayırt etmeyi tazmin eden, kendisini dünya ve ahiret hayrına ulaşmayı temin edecek en yakın yollara ulaştıran asıl memba ve zülal kaynağa ihtiyacı vardır; fakat insan bunu sevdiği ve kalben bağlandığı kişiden almak ister. Dolayısıyla, Ehlibeyt aleyhimusselam'ı seven, ilmi ehlinden, dini yerinden, Kur'an'ı indiği yerden ve inancı kökünden alacaktır. İşte bu nedenle, Ehlibeyt aleyhisselam'ı sevmek, insanı batıl yollardan ve sapık ayrılıklardan korur; hak dini, batıl üzere olanların kuruntularından ve garazlı kişilerin şüphelerinden uzak tutmaktır.

    3- Dini Sağlamlaştırmaktır
    Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih buyuruyor ki: "Ehlibeytimi ve soyumdan gelenleri sevmek dini sağlamlaştırmaktır."[5]

    4- Allah ve Resulüne İtaattir
    Ehlibeyt aleyhimusselam'ı sevmek ve onların velayetine sarılmak, Allah'ın emridir; bu emir, bahsimizin ikinci faslında değindiğimiz gibi Kur'an-ı Kerim'de ve Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih'ın buyruklarında geçmiştir. Dolayısıyla, Ehlibeyt aleyhimusselam'ı sevmek, Allah ve Resulüne itaattir: "Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, büyük bir kurtuluşa ermiş olur."[6]

    5- Sağlam Kulpa Sarılmaktır
    Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih, Emirulmüminin Ali aleyhisselam'a hitaben şöyle buyurmuştur:
    "Ey Ali! Kim sizi sever ve size sarılırsa, sağlam bir kulpa sarılmış olur."[7]
    Yine buyurmuştur ki: "Kim sağlam kulpa sarılmak isterse, Ali'ye ve Ehlibeytimin sevgisine sarılsın."[8]
    Emirulmüminin Ali aleyhisselam buyurmuştur ki: "Sağlam kulp, Âl-i Muhammed'i sevmektir."[9]

    6- Kalplerin Güvencesi ve Temizliğidir
    Emirulmüminin Ali aleyhisselam buyurmuştur ki: "Bilin ki ancak Allah'ı anmakla kalpler yatışır"[10] ayeti nazil olunca, Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih buyurdu ki: "Bu söz, Allah ve Resulünü seven, Ehlibeytimi yalan olarak değil, gerçekten seven ve gördüğü ve görmediği müminleri seven kimse hakkında geçerlidir: bilin ki Allah'ın zikriyle (O'nu anmakla müminler) birbirlerini severler."[11]
    İmam Muhammed Bâkır aleyhisselam buyuruyor ki: "Allah, kalbini temizlemedikçe hiç kimse bizi sevmez ve bize sevgi beslemez ve Allah da hiç kimsenin kalbini bize teslim olup bizimle barış olmadıkça temizlemez; insan bizimle barış olunca da Allah onu hesabın şiddetinden kurtarır ve onu büyük kıyamet gününün korkusundan güvende kılar."[12]
    İmam Sadık aleyhisselam da şöyle buyurur: "Bizi seven herkes kıyamet günü bizimle olur;
    böylece bizim gölgemizle gölgelenir ve bizim menzillerimizde bizimle beraber olur."[13]

    7- Hikmettir
    Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyurmuştur: "Allah'a tevekkül etmek isteyen benim Ehlibeytimi sevsin... hikmet isteyen benim Ehlibeytimi sevsin... Vallahi onları seven herkes dünya ve ahirette kar etmiş olur."[14]
    İmam Sadık aleyhisselam buyuruyor ki: Kim biz Ehlibeyt'i severse ve sevgimiz de kalbine işlerse, hikmet kaynakları onun diline akar ve kalbinde iman yenilenir."[15]

    8- Ölüm Anında Güzel Hal Üzere Olmaktır
    Emirulmüminin Ali aleyhisselam, Haris-i A'ver'e buyurmuştur ki: "Üç yerde bizim sevgimiz sana yarar dokunduracaktır: Ölüm meleği gelince, mezarda sorguya tutulunca ve Allah Teala'nın huzurunda durunca."[16]

    9- Kıyamet Gününde Şefaattir
    Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyurmuştur: "Şefaatim, ümmetim içindir. Kim Ehlibeytimi severse; onlar benim şiilerimdir."[17]
    Yine buyuruyor ki: "Biz Ehlibeyt'in sevgisine sarılın; çünkü kıyamet günü bizi sevdiği halde Allah Teala'yı mülakat eden, bizim şefaatimizle cennete girecektir."[18]

    10- Tövbe, Bağışlanma ve Amellerin Kabulüdür
    Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyurmaktadır: "Kim Âl-i Muhammed'in sevgisi üzere ölürse, şehid olarak ölmüştür; haberiniz olsun, kim Âl-i Muhammed'in sevgisi üzere ölürse, bağışlanmış olarak ölmüştür; haberiniz olsun, kim Âl-i Muhammed'in sevgisi üzere ölürse, tövbe etmiş olarak ölmüştür; haberiniz olsun, Âl-i Muhammed'in sevgisi üzere ölürse, imanı kamil bir mümin olarak ölmüştür."[19]
    Yine buyurmuştur ki: "Biz Ehlibeyt'i sevmek, günahları örter ve iyilikleri artırır."[20]
    Emirulmüminin Ali aleyhisselam şöyle buyurmuştur: "Kim biz Ehlibeyt'i severse iyiliği büyür, terazisi ağır olur, ameli kabul olur, sürçmeleri bağışlanır; kim de bize buğzederse, İslam'ı ona bir yarar sağlamaz."[21]
    İmam Hasan aleyhisselam da bu konuda şöyle buyurmaktadır: "Bizi sevmek, rüzgar, ağaçtan yaprağı dötüğü gibi Adem oğullarından günahı döker."[22]
    İmam Muhammed Bâkır aleyhisselam ise şöyle buyurmuştur: "Bizi sevmekle sizin günahınız bağışlanır."[23]

    11- Kıyamet Gününde Nurdur
    Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gün en nurlu olanınız, Âl-i Muhammed'e en çok sevgisi olanınızdır."[24]
    Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih buyurmuştur ki: "Allah'a andolsun ki kim Ehlibeytimi severse, Kevser havuzunun başında bana ulaşıncaya kadar Allah Teala ona bir nur verir; kim de Ehlibeytime buğzederse, Allah Teala kıyamet günü onunla arasına bir perde çeker."[25]

    12- Kıyametin Korkusundan Emniyettir
    Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyurmuştur: "Haberiniz olsun! Kim Âl-i Muhammed'i severse, hesap, mizan ve sıratta emniyette olur."[26]
    Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih buyuruyor ki: "Kim biz Ehlibeyti severse, Allah Teala kıyamet günü onu emniyet içerisinde haşreder."[27]
    Resul-i Ekrem sallallah'u aleyhi ve âlih'den şöyle nakledilmiştir: "Benim ve Ehlibeytimin sevgisi, korkusu çok büyük olan yedi yerde yararlıdır: Ölüm anında, mezarda, tekrar dirilişte, amel defteri verildiğinde, hesaba çekilirken, mizan kurulduğunda ve Sırat köprüsü başında."[28]
    Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyurmuştur: "Sırat köptüsü üzerinde adımı en sabit olanınız Ehlibeytimi en çok seveninizdir."[29]
    Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyurmaktadır: "Her kim biz Ehlibeyti sever de ayağı kayarsa, Allah Teala kıyamet gününde onu kurtarıncaya kadar diğer ayağını sabit kılar."[30]

    13- Cennete Giriş ve Cehennemden Kurtuluştur
    Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyuruyor: "Bilin ki, kim Âl-i Muhammed'in sevgisi üzerine ölürse önce ölüm meleği ve sonra da Nekir ve Münker onu cennetle müjdeler. Bilin ki, kim Âl-i Muhammed'in sevgisi üzerine ölürse, gelinin kocasının evine götürüldüğü gibi bezenip cennete götürülür. Bilin ki, kim Âl-i Muhammed'in sevgisi üzerine ölürse, mezarından cennete iki kapı açılır. Bilin ki, kim Âl-i Muhammed'in sevgisi üzerine ölürse, Allah onun mezarını rahmet meleklerinin ziyaretgâhı kılar. Bilin ki, kim Âl-i Muhammed'in sevgisi üzerine ölürse, sünnet ve cemaat üzerine ölmüştür."[31]
    Yine buyurmuştur ki: "Kim bizi Allah için severse, Allah Teala, kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmayacağı kıyamet gününde onu daimi gölgesi olan bir gölgeye yerleştirir ve kim mükafatımızı umarak bizi severse, Allah Teala bizden taraf onu cennetle mükafatlandırır."[32]
    Huzeyfe'den şöyle nakledilir: Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih'in Hüseyin b. Ali aleyhisselam'ın elinden tuttuğu halde şöyle buyurduğunu gördüm: "Ey insanlar! Hüseyin'in dedesi, Allah yanında Yusuf b. Yakub'un dedesinden Allah katında daha saygındır; Hüseyin cennettedir, babası cennettedir, annesi cennettedir, kardeşi cennettedir, onu sevenler cennettedir, onu sevenleri sevenler cennettedir."[33]
    İmam Sadık aleyhisselam buyuruyor ki: "Vallahi Allah ve Resulünü sevip Ehlibeyt İmamlarını izleyerek ölen bir kimseye ateş dokunmaz."[34]

    14- Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih ve Ehlibeyt'iyle Birlikte Haşırdır
    Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyuruyor: "Ehlibeytim ve ümmetimden onları sevenler, iki işaret parmağını göstererek bu ikisi gibi Havzun başında bana geleceklerdir."[35]
    Emirulmüminin Ali aleyhisselam'dan şöyle rivayet edilir: "Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih, Hasan'la Hüseyin'in elini tutarak şöyle buyurdu: Kim beni, bu ikisini, bunların babasını ve bunların annesini severse, kıyamet günü, benim derecemde benimle birlikte olur."[36]
    Emirulmüminin Ali aleyhisselam yine şöyle buyurmuştur: "Kim bizi severse, kıyamet gününde bizimle birlikte olur; eğer birisi taşı sevecek olursa, Allah onu o taşla birlikte haşreder."[37]
    İmam Sadık aleyhisselam buyuruyor ki: "Kim bizi severse; bu sevgi, bizimle arasındaki akrabalıktan dolayı veya ona ulaştırdığımız bir ihsandan dolayı olmazsa; bizi sadece Allah ve Resulü için severse; dolayısıyla, kim bizi severse, kıyamet günü -iki *işaret parmağını birbirine yaklaştırarak- bu ikisi gibi bizimle birlikte gelir."[38]

    15- Dünya ve Ahiretin Hayrıdır
    Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyurmuştur: "Allah Teala, Ehlibeytimden olan İmamların sevgisiyle kimi rızıklandırırsa, o kimse dünya ve ahiret hayrına ulaşır ve onun cennette olduğunda kimse şüphe etmemelidir; Ehlibeytimi sevmede yirmi özellik vardır; bunlardan onu dünyada ve onu da ahirettedir. Dünyada olan özellikler şunlardır: Züht, hayır amele ihtiras, dinde takva, ibadete rağbet, ölümden önce tövbe, geceleyin ibadet için uyanmada sevinç, insanların ellerinde olan şeyden ümit kesmek, Allah Teala'nın emir ve nehiylerini korumak, dokuzuncusu, dünyayı sevmemek ve onuncusu ise cömertlik. Ahiret özellikleri ise şunlardır: Onun için divan kurulmaz, ona mizan kurulmaz, amel defteri sağ eline verilir, ona "cehennemden beridir" yazılır, yüzü beyazlaşır, cennet ziynetlerinden ziynetleler giydirilir, ailesinden yüz kişiye şefaat eder, Allah Teala ona rahmetle bakar, cennet taçlarından bir taç giyer ve onuncusu ise, cennete hesapsız girer; ne mutlu benim Ehlibeytimi sevenlere."[39]
    Bu hadisten ve bu fasılda rivayet ettiğimiz diğer hadislerden, Ehlibeyt aleyhimusselam'ı sevmenin, Allah Teala'nın ve Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih'in davet ettiği zühd, dinde takvalı olmak, ibadete eğilim göstermek, ölümden önce tövbe etmek, ibadet için geceleyin uyanmak gibi insanı iyilerin derecesine ve saadete ermeye götüren iyi özellikleri ve ahlakî güzellikleri sevmek olduğu anlaşılmaktadır.
    Ve yine buradan anlaşılıyor ki, Ehlibeyt aleyhimusselam'ı sevmenin farz oluşu, onlara sarılmanın farz olduğu anlamına gelmektedir. Onlar, dinin direklerini ayakta tutmak ve Allah Teala'nın dilediği kemal menzillerine ulaşsınlar diye nefisleri temizlemek için Allah Teala'nın iradesini ve Resul-i Ekrem sallallah'u aleyhi ve âlih'in sünnetini temsil etmektedirler. Yine Ehlibeyt'in şiilerini sevmek ve onların düşmanlarından teberri etmenin farz oluşu da aynıdır; çünkü sadece Ehlibeyt aleyhimusselam'ı sevmek ve bu sevginin gereğine uymamak insana bir şey getirmez ve insanı bu fasılda işaret ettiğimiz getirilere ulaştırmaz. İşte bu nedenledir ki İmam Sadık aleyhisselam şöyle buyurmaktadır: "Nasibî (Ehlibeyt düşmanı), biz Ehlibeyt'e karşı düşmanlık eden değildir; çünkü, ben Muhammed ve Ehlibeyt'ine buğzediyorum, diyen birisini bulamazsın; nasibî, sizin bizi sevdiğinizi ve bizim düşmanlarımızdan teberri ettiğinizi bildiği halde size düşmanlık edendir."[40]
    İmam Musa Kâzım aleyhisselam'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Kim bizim Şiâmızla düşmanlık ederse, bizimle düşmanlık etmiş olur ve onları seven de bizi sevmiş olur; çünkü onlar bizdendir; bizim balçığımızdan yaratılmışlardır; kim onları severse bizdendir; onlara düşmanlık eden ise bizden değildir..."[41]


    ----------------------------------------------------
    KAYNAKLAR

    [1] - Bakara, 165.

    [2] - Âl-i İmran, 31.

    [3] - el-Kâfî, c.2, s.125-126/6; Kenz-ul Ummal, c.1, s.43/105 ve bunun gibi c.9, s.6/23657.

    [4] - Mu'cem-ul Kebir -Taberanî-, c.3, s.134/2880.

    [5] - Emali-i Saduk, s.161/1.

    [6] - Ahzab, 71.

    [7] - Kifayet-ul Eser, s.71; İrşad-ul Kulub -Deylemî-, s.415, Kum-Menşurat-i Şerif Rezi, 2. baskı.

    [8] - Uyun-i Ahbar-ir Rıza, c.2, s.58-216; Yenabi-ul Mevedde, c.2, s.268/761.

    [9] - Yenabi-ul Mevedde, c.1, s.331/2.

    [10] - Ra'd, 28.

    [11] - Kenz-ul Ummal, c.2, s.442/4448; Durr-ul Mensur, c.4, s.642, İbn-i Merduveyh'den; Caferiyat, s.224.

    [12] - el-Kâfi, c.1, s.194/1, Ehlibeyt İmamları Allah Teala'nın nurudur, babı.

    [13] - Deaim-ul İslam -Ebu Hanife-, c.1, s.73, Kahire-Dar-ul Mearif basımı; Şerh-ul Ahbar fi Fezail-il Eimmet-il Ethar -Ebu Hanife-, c.3, s.471/1367, Kum-Müesseset-un Neşr-il İslami, 1. baskı.

    [14] - Maktel-ul Hüseyin -Harezmî-, c.1, s.59, Kum-Mektebet-ul Mufid; Miet-u Menakıb, s.106; Feraid-us Simtayn, c.2, s.294/551; Yenabi-ul Mevedde, c.2, s.969; Cami-ul Ahbar, s.62/77.

    [15] - el-Mehasin -Berkî-, c.1, s.134/167.

    [16] - A'lam-ud Din -Deylemi-, s.461.

    [17] - Tarih-u Bağdad, c.2, s.146; Câmi-us Sağir, c.2, s.49.

    [18] - Mecma-ul Evset, c.3, s.26/2251; Mecma-uz Zevaid, c.9, s.172; Emali-i Şeyh Mufid, s.13/1; Emali-i Şeyh Tusî, s.187/314; el-Mehasin -Berkî, c.1, s.134/169; Beşaret-ul Mustafa li Şiât-il Murtaza -Ebu Cafer Taberî-, s.100, Necef-Matbaat-ul Hayderiyye, 2. baskı; İrşad-ul Kulub, s.254.

    [19] - el-Keşşaf -Zamehşerî-, c.4, s.220-221, Cami-ul Ahkam-il Kur'an, c.16, s.23; Tefsir-ur Razi, c.27, s.165; Feraid-us Simtayn, c.2, s.255/524; Yenabi-ul Mevedde, c.2, s.333/972;
    el-Umde -İbn-i Bitrik-, s.54/52; Beşaret-ul Mustafa, s.197; Cami-ul Ahbar, s.473/1335; Fusul-ul Muhimme, s.110.

    [20] - Emali-i Şeyh Tusî, s.164/274; İrşad-ul Kulub -Deylemî-, s.253.

    [21] - Meşarik-u Envar-il Yakin -Bersi-, s.51, Beyrut-Müesseset-ul A'lemî.

    [22] - el-İhtisas -Mufid-, s.82, Kum-Mektebet-uz Zehra; Rical-ul Keşşi -Tusî-, s.111-112/178, Meşhed basımı.

    [23] - Emali-i Tusî, s.452/1010; Beşaret-ul Mustafa, s.67;

    [24] - Şevahid-ut Tenzil, c.2, s.310/948.

    [25] - Şevahid-ut Tenzil, c.2, s.310/947.

    [26] - Fezail-uş Şiâ -Saduk-, s.47/1, Kum-Müesseset-ul Mehdi, 1. baskı; A'lam-ud Din, s.464; Beşaret-ul Mustafa, s.37; Miet-u Menkebe, s.93; İrşad-ul Kulub, s.235; Feraid-us Simtayn, c.2, s.258/526; Maktel-ul Hüseyin -Harezmî-, c.1, s.40; Menakeb-i Harezmî, s.73/51.

    [27] - Uyun-u Ahbar-ir Rıza, c.2, s.59/220.

    [28] - Ravzat-ul Vaizin, s.271; Emali-i Şeyh Saduk, s.18/3; el-Hısal, s.360/49; Beşaret-ul Mustafa, s.17-18; Cami-ul Ahbar, s.513/1441; Kifayet-ul Eser, s.108.

    [29] - Kenz-ul Ummal, c.12, s.97/34163; Savaik-ul Muhrika, s.187.

    [30] - Durer-ul Ehadis-in Nebeviyye bil Esanid-il Yahyeviyye -Yahya b. Hüseyin-, s.51, Beyrut-Müesseset-ul A'lemî.

    [31] - el-Keşşaf -Zemahşerî-, c.3, s.220-221 ve 10. şıkta naklettiğimiz diğer kaynaklar.

    [32] - Fusul-ul Muhimme, s.203; Nur-ul Ebsar, s.s.154.

    [33] - Maktel-ul Hüseyin -Harezmî-, c.1, s.67.

    [34] - Rical-un Neccaşi, c.1, s.138, Beyrut-Dar-ul Ezva, 1. baskı; Şerh-ul Ahbar, c.3, s.463/1355.

    [35] - Mekatil-ut Talibiyyin -Ebu'l Ferec-i İsfahanî-, s.76, Beyrut-Müesseset-ul A'lemî, 2. baskı; Şerh-i İbn-i Ebi'l Hadid, c.16, s.45; Zehair-ul Ukba, s.18; el-Ğarat, c.2, s.586.

    [36] - Müsned-i Ahmed, c.1, s.77; Sünen-i Tirmizî, c.5, s.641/3773; Fezail-us Sahabe -Ahmed b. Hanbel-, c.2, s.694/1185; Tarih-i Bağdad, c.c.13, s.287; Menakıb-ı Harezmî, s.138/156; Emali-i Saduk, s.190/11; Beşaret-ul Mustafa, s.32.

    [37] - Emali-i Saduk, s.174/9; Ravzat-ul Vaizin, s.457; Mişkat-ul Envar fi Ğurer-il Ahbar -Tabersî-, s.84, Mektebet-ul Hayderiyye, 2. baskı.
    [38] - A'lam-ud Din, s.460.

    [39] - el-Hisal, s.515/1; Ravzat-ul Vaizin, s.298.

    [40] - Meani'l Ahbar, s.365/1; Sıfat-uş Şiâ, s.9/17.

    [41] - Sıfat-uş Şiâ, s.3-4/5.
    14 Haziran 2009
    #1
  2. İslamda Ehlibeyt sevgisi Cevapları

soru sor

İslamda Ehlibeyt sevgisi

Alakalı Aramalar:

  1. menakıb- i harezmi s 235 emali yi sa duk s 271

    ,
  2. ehli beyt sevgisini gösteren unsurlar

    ,
  3. ehlibeytin islamdaki yeri

    ,
  4. ehlibeyt sevgisi