Hz. EBÛ BEKR-İ SIDDÎK

İsimli konu WH 'Peygamberler' kategorisinde, S'onsuzLuk üyesi tarafından 3 Eylül 2010 tarihinde yazılmıştır. Hz. EBÛ BEKR-İ SIDDÎK hakkında bilgi ve tartışmalar.

  1. Peygamberlerden sonra insanların en üstünü:Hz EBÛ BEKR-İ SIDDÎK
    Hz Ebû Bekir, daha Müslüman olmamıştı Çok te'sîrinde kaldığı bir rü'yâ gördü Gökten dolunay inip, Kâ'be-i muazzamaya gelmiş ve sonra parça parça olmuş, parçalar Mekke'deki her evin üzerine düşmüş, sonra da tekrar bir araya gelip göğe yükselmişti Fakat, kendi evine düşen ay parçası evde kalmış tekrar göğe yükselmemişti Hz Ebû Bekir, evin kapısını kapayarak, ay parçasının çıkmasına mâni olmuştuKavminden Peygamber gelecek

    Sabahleyin heyecanla uyanan Hz Ebû Bekir, hemen bir Yahûdî âlimine gidip, rü'yâsını anlattı O da dedi ki:- Bu rü'yâ karışık rü'yâlardan biridir Bunun ta'bîri yapılamazFakat bu söz O'nu tatmin etmemişti Devamlı bu rü'yânın ta'bîrini düşünüyorduBir zaman sonra ticâret maksadıyla gittiği yerde, râhip Bahîra'ya rü'yâsını anlattı Rü'yâ Bahîra'nın çok dikkatini çekti Bunun için Hz Ebû Bekir'e sordu:- Sen nerelisin?- Kureyş'tenim- Tamam Şimdi rü'yânı ta'bîr edeyim Mekke'de, bu kavimden bir peygamber gelecek, O'nun hidâyet nûru her yere yayılacak Sen, O hayatta iken O'nun vezîri, vefâtından sonra da Halîfesi olacaksın!Hz Ebû Bekir ne yapacağını şaşırmış hâldeyken, râhip Bahîra sözlerine şöyle devam etti:- Şimdi sen hemen memleketine dön! O'na ulaş! O'na vahiy gelmeye başladığında, git herkesten önce O'na îmân et!

    Hz Ebû Bekir bu ta'bîri kimseye anlatmadı Peygamber efendimiz, peygamberliğini teblîğe başlayınca sordu:- Peygamberlerin, peygamber olduklarına dâir delîlleri vardır Senin delîlin nedir?Peygamber efendimiz buyurdu ki:- Peygamberliğime delîl, o rü'yâdır ki, bir Yahûdî âliminden ta'bîrini istedin O âlim, Karışık bir rü'yâdır, i'tibâr edilmez dedi Sonra râhib Bahîra, doğru ta'bîr etti Yâ Ebâ Bekr, seni Allahü teâlâya ve Resûlüne îmân etmeğe da'vet ederimBunun üzerine, Hz Ebû Bekir, kelime-i şehâdet getirerek Müslüman oldu Zaten bir gece önce şöyle düşünmüştü:

    Aklıma yatmıyor
    Baba ve dedelerimizin seçtiği din, hiç aklıma yatmıyor Zîrâ hiçbir zarar ve fayda vermeye kâdir olmayan bir heykele tapınmak, ibâdet etmek akıllıca bir iş değildir Bu kadar muazzam bir kâinâtın bir yaratıcısı olması lâzımdır Fakat bunu kendi aklım ile bulmam mümkün değildir Yarın gidip durumu Muhammed aleyhisselâma anlatayım Bu durumu ancak O'na arz edebilirim Zîrâ, olgun ve akıllı, doğru görüşlü, hiç yalan söylemiyen bir kimsedir Herkes O'ndan Muhammed-ül emîn diye bahsetmektedir O, ne yapmamı isterse ona göre hareket ederimResûlullah efendimiz de, aynı gece, Hz Ebû Bekir'i İslâm'a da'veti düşünmüştü Sabah olunca her ikisi de aynı düşünce ile birbirlerinin evine gitmek üzere evlerinden çıktılar Yolda karşılaştıklarında, Sözleşmeden birleştik dedilerHz Ebû Bekir, Peygamber efendimizin huzurlarında Müslüman olur olmaz, hemen yakın arkadaşları hatırına geldi:- Yâ Resûlallah, müsâade ederseniz, yakın arkadaşlarımı da huzûrunuza getirip, onların da Müslüman olmalarını arzû ediyorum Onların da ebedî saâdete kavuşmalarını istiyorum, diyerek arkadaşlarına koştu Arkadaşlarım dediği, Hz Osman, Hz Talhâ bin Ubeydullah, Hz Zübeyr, HzAbdurrahmân bin Avf, Hz Sa'd bin Ebî Vakkâs ve Hz Ebû Ubeyde bin Cerrâh gibi, ileride Eshâb-ı kirâmın ileri gelenlerinden ve Cennetle müjdelenenlerden olacak kimselerdi

    Gelin îmân edin
    Hz Ebû Bekir, yeni Müslüman olmasının aşk ve şevkiyle, Mescid-i Harâma vardığında, dayanamayıp, müşrikler tarafına dönerek seslendi:- Bütün kâinâtın yaratıcısı olan Allahü teâlâyı bırakıp, niçin gidip, bu âciz putlara tapıyor, onlara yüz sürüyorsunuz Gelin, Allaha ve O'nun resûlü Muhammed aleyhisselâma îmân edin!

    Bunun üzerine müşrikler, hep birlikte üzerine yürüdüler Kendisini çok fecî şekilde dövdüler Kabîlesinden gelen ba'zı kimseler, kendisini baygın bir hâlde evine götürdülerHz Ebû Bekir, uzun bir süre kendisine gelemedi Ayılması için yapılan bütün gayretlerden bir netîce alınamıyordu Artık, ümitsiz bir şekilde başında beklemeye başladılar Nihâyet akşam üstü biraz kendine gelir gibi olduGözünü açar açmaz, ağzından çıkan ilk kelâm şu oldu:- Resûlullah, ne yapıyor, O ne hâldedir? O'na birşey oldu mu?Annesi Ümmülhayr sevinç içinde dedi ki:- Yavrum, bir şey arzû eder misin, yiyip içmek ister misin?- Anneciğim, ben Resûlullaha birşey oldu mu diye soruyorum O'nun hakkında bana bilgi getirmediğin takdîrde, ne bir lokma yerim, ne de birşey içerim- Evlâdım, vallahi, O'nun hakkında bir bilgim yok Onun için sana cevap veremiyorum Sen biraz ye, kendine gel Sonra O'nun durumunu öğrenirsin- Hayır anne! Sen Ümm-i Cemil'e git ve de ki: Oğlum Ebû Bekir, senden Resûlullahı soruyor
    Acaba ne hâldedir?

    Annesi de îmân etti
    Annesi hemen gidip, Ümm-i Cemil'e durumu anlattıDaha sonra, annesi ve Ümm-i Cemil'in yardımıyla, yavaş yavaş Hz Erkam'ın evine vardı Peygamber efendimizi sağ sâlim görünce çok sevindi, Resûlullaha sarıldı Artık bütün ağrılarını unutmuştu Peygamber efendimize dedi ki:- Yâ Resûlallah! Bu benim annem Selmâ'dır Ona duâ etmenizi istiyorum O da hidâyete kavuşsun!
    Peygamber efendimiz duâ buyurdu Böylece annesi de, îmân ile şereflendi ve ilk Müslümanlardan olduResûlullah efendimiz Mi'râca çıktıktan sonra, ertesi gün, Kâ'be yanında mi'râcını anlatınca, işiten müşrikler, inkâr edip, alay etmeye başladılar Müslüman olmaya niyetli olanlar da vazgeçtilerMüşrikler,Tamam, bu defa bir koz yakaladık diyerek Hz Ebû Bekir'e gidip sordular: - Ey Ebâ Bekr! Sen çok defa Kudüs'e gidip geldin İyi bilirsin Mekke'den Kudüs'e gidip gelmek, ne kadar zaman sürer?- İyi biliyorum Bir aydan fazla

    Mi'râcınız mübârek olsun!
    Kâfirler bu söze sevindi ?Akıllı, tecrübeli adamın sözü böyle olur? dediler Gülerek, alay ederek ve Hz Ebû Bekir'in de kendi kafalarında olduğuna sevinerek, ?Senin efendin, Kudüs'e bir gecede gidip geldiğini söylüyor? diyerek, Ebû Bekir'e sevgi, saygı gösterdilerHz Ebû Bekir, Resûlullahın mübârek adını işitince;- Eğer O söyledi ise, inandım Bir anda gidip gelmiştir, deyip içeri girdiKâfirler neye uğradıklarını anlıyamadı Önlerine bakıp gidiyorlar ve bir taraftan da diyorlardı ki:- Vay canına, Muhammed ne yaman büyücü imiş Ebû Bekir'e de sihir yapmışHz Ebû Bekir hemen giyinip, Resûlullahın yanına geldi Büyük kalabalık arasında, yüksek sesle dedi ki:- Yâ Resûlallah! Mi'râcınız mübârek olsun! Allahü teâlâya sonsuz şükürler ederim ki, bizleri, senin gibi büyük Peygambere, hizmetçi yapmakla şereflendirdi Parlıyan yüzünü görmekle ve kalbleri alan, rûhları çeken tatlı sözlerini işitmekle ni'metlendirdi Yâ Resûlallah! Senin her sözün doğrudur İnandım Canım sana fedâ olsun!

    Böylece Hz Ebû Bekir, o gün tereddüde düşen Müslümanların tereddütlerini giderdi, diğerlerinin ma'nevîyatlarını güçlendirdi Böyle tereddütsüz îmân etmesinden dolayı Resûlullah, o gün Hz Ebû Bekir'e Sıddîk dedi Bu adı almakla, bir kat daha yükseldi

    Beraber hicret ederiz
    Mekke'de müşriklerin, Müslümanlara yaptıkları baskılar ve işkenceler üzerine, Müslümanların çoğu, Resûlullah efendimizin izniyle Medîne'ye hicret etti Hz Ebû Bekir de hicret için izin istediğinde, Resûl-i ekrem buyurdu ki:- Sabreyle Ümîdim odur ki; Allahü teâlâ bana da izin verir Beraber hicret ederiz- Anam-babam sana fedâ olsun yâ Resûlallah! Böyle ihtimâl var mıdır?- Evet vardırPeygamber efendimizin bu cevapları, Hz Ebû Bekir'i sevindirmiştiBunun üzerine Hz Ebû Bekir hazırlıklara başladı Hicret için iki deve satın aldı ve o günü beklemeye başladı Artık Mekke'de sadece; sevgili Peygamberimiz ile Hz Ebû Bekir, Hz Ali, fakîrler, hastalar, ihtiyârlar ve müşriklerin hapse attığı mü'minler kalmıştıDiğer taraftan Medîneli Müslümanlar, ya'nî Ensâr, hicret eden Mekkelileri ya'nî Muhâcirleri çok iyi karşılayıp, misâfir ettiler Aralarında kuvvetli bir birlik meydana geldiResûlullah efendimiz, hicret gecesi, Allahü teâlânın emriyle evinde Hz Ali'yi bırakıp, müşriklerin üzerine toprak saçarak uzaklaşıp, Hz Ebû Bekir'in evine gitti Hz Ebû Bekir'e buyurdu ki:- Hicret etmeme izin verildiHz Ebû Bekr-i Sıddîk heyecanla sordu: - Mübârek ayağınızın tozuna yüzümü süreyim yâ Resûlallah! Ben de beraber miyim?Efendimiz cevap verdiler:- Evet Anam-babam fedâ olsun
    Hz Ebû Bekir sevincinden ağladı Gözyaşları arasında dedi ki:- Anam-babam sana fedâ olsun yâ Resûlallah! Develer hazır Hangisini murâd ederseniz, onu kabûl buyurunuz- Benim olmayan deveye binmem Ancak bedeliyle alırımBu kesin emir karşısında mecbur kalan Hz Ebû Bekir, devenin bedelini söylediHz Ebû Bekir, Abdullah bin Üreykıt isminde, kılavuzluğu ile meşhûr olan zâtı çağırıp, yol göstermesi için ücretle tuttu ve develeri üç gün sonra Sevr dağındaki mağaraya getirmesini emrettiSafer ayının 27'si perşembe günü, Peygamber efendimiz ve Ebû Bekr-i Sıddîk, yanlarına bir miktar yiyecek alarak yola çıktılar İzleri belli olmasın diye parmaklarına basarak gidiyorlardı Hz Ebû Bekir, Resûlullahın çevresinde, ba'zan sola, ba'zan sağa, öne, arkaya gidiyorduPeygamberimiz, niçin böyle yaptığını sorunca dedi ki:- Etraftan gelecek bir tehlikeyi önlemek için Eğer bir zarar gelirse önce bana gelsin Canım yüksek zâtınıza fedâ olsun yâ Resûlallah!- Yâ Ebâ Bekr! Başıma gelecek bir musîbetin, benim yerime, senin başına gelmiş olmasını ister misin? - Evet yâ Resûlallah! Seni hak dinle, hak peygamber olarak gönderen Allahü teâlâya yemîn ederim ki, gelecek bir musîbetin, senin yerine, benim başıma gelmesini isterimMağara kapısı önüne geldiklerinde, Hz Ebû Bekir dedi ki:- Allah için yâ Resûlallah, içeri girmeyin! Ben gireyim, orada zararlı bir şey varsa, bana gelsin, mübârek zâtınıza bir keder, bir elem değmesin

    Ayağını yılan soktu
    Sonra içeri girip, süpürüp temizledi Sağında, solunda irili ufaklı birçok delikler vardı Hırkasını parçalayıp, delikleri kapadı, fakat biri açık kaldı Onu da ökçesi ile kapayıp, Resûlullahı içeri da'vet eylediPeygamber efendimiz içeri girdi ve mübârek başını Hz Ebû Bekir'in kucağına koyup uyudu O zaman, Hz Sıddîk'ın ayağını yılan soktu Resûlullahın uyanmaması için sabredip, hiç hareket etmedi Fakat gözyaşı Resûlullahın mübârek yüzüne damlayınca buyurdu ki:- Ne oldu yâ Ebâ Bekr?- Ayağım ile kapattığım delikten, bir yılan ayağımı soktuResûlullah efendimiz, Ebû Bekir'in yarasına, iyi olması için mübârek ağzının yaşından sürünce, acısı hemen dindi, şifâ bulduResûlullah efendimiz ve Ebû Bekr-i Sıddîk içerde iken, müşrikler, iz takip ederek mağaranın önüne geldiler Mağaranın ağzının bir örümcek tarafından örüldüğünü ve iki güvercinin de yuva yaptığını gördüler İz sürücü Kürz bin Alkama dedi ki:- İşte burada iz kesildiMüşrikler dediler ki:- Eğer, onlar buraya girmiş olsalardı, kapının üzerindeki örümcek ağının yırtılmış olması lâzım gelirdi Bu örümcek, ağını, Muhammed doğmadan önce örmüştür
    3 Eylül 2010
    #1
  2. Hz. EBÛ BEKR-İ SIDDÎK Cevapları

soru sor

Hz. EBÛ BEKR-İ SIDDÎK