Hz. Ebû Bekir`in Ubey Bin Halef Ile Bahse Girmesi: Resûl-i Kibriyâ...

İsimli konu WH 'Sahabeler' kategorisinde, yar_mevlana üyesi tarafından 20 Ocak 2013 tarihinde yazılmıştır. Hz. Ebû Bekir`in Ubey Bin Halef Ile Bahse Girmesi: Resûl-i Kibriyâ... hakkında bilgi ve tartışmalar.

  1. Bu konuda Hz. Ebû Bekir`in Ubey Bin Halef Ile Bahse Girmesi hakkında kısa özet bilgiler bulabilirsiniz. Ben denizden güzel bir paylaşım daha :)



    [​IMG]

    Hz. Ebû Bekir`in Ubey Bin Halef Ile Bahse Girmesi



    Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, peygamber olarak gönderildiği sırada Doğu Roma ile İran, dünyanın en büyük devleti idiler
    Bi`setin 5`inci, yâni Milâdi 613 senelerinde bu iki komşu ve rakip devlet, birbirleriyle kanlı bir muharebeye girişmişlerdi İran devleti tahtında Hüsrev II, Rum İmparatorluğunda ise Herakliüs bulunuyordu
    İran orduları, Rum kuvvetlerini denize dökünceye kadar takip etmiş, Suriye`deki bütün mukaddes şehirleri ele geçirmiş, Mîladî 614 senesinde bütün Filistin`i ve Kudüs-ü Şerifi istila etmişti Bu istilâ esnasında bütün kiliseler yıkılmış, bütün dinî binalar tahrip ve telvis edilmişti İranlılara katılan yirmi altı bin kadar Yahudi, altmış binden fazla Hıristiyan kılıçtan geçirmişti İran Kisra`sının sarayı (30000) ölünün kafatasıyla donatılmıştı!
    Bu istilâ tufanı burada da durmamıştı Mısır`ı da basmış, Mîladın 616 senesinde İranlılar bir taraftan Nil vadisini işgal ederek İskenderiye`ye ulaşmışlar, diğer taraftan bütün Anadolu`yu istilâ ederek İstanbul`un Boğaziçi sahillerine kadar gelmişler Doğu Roma İmparatorluğunun başşehri olan Kostantiniye (İstanbul) şehri karşısında görünmüşlerdi Böylece Irak, Suriye, Filistin, Mısır ve Anadolu`yu saltanatları altına almışlardı
    Hülasa; çarpışma 616 senesinde Doğu Roma İmparatorluğu`nun tar ü mâr edilmesi ve bir daha kımıldamayacak şekilde yere serilmesiyle son bulmuştu
    Rumlar, ehl-i kitaptı, Hıristiyan idiler İranlılar ise kitapsız, âhirete inanmaz, ateşperest idiler
    Romalıların bu mağlubiyet haberi Mekke`ye ulaşınca müşrikler sevinmişler, şımarmışlar, Müslümanlar ise üzülmüşlerdi
    Müşrikler bu hâdiseyi vesile yaparak Müslümanları rahatsız etmeye ve
    "Siz ve Hıristiyanlar ehl-i kitapsınız Biz ve İranlılar ise ümmiyiz İranlı kardeşlerimiz, sizin Rum kardeşlerinize galebe çaldı Biz de, sizinle muharebeye girişirsek, sizi mağlup ederiz" diyerek şamataya başladılar
    Bunun üzerine Resûl-i Kibriyâ Efendimizin bir mu`cizesi olmak üzere Cenâb-ı Hak, Rûm Sûresini indirip mü`minlerin üzüntüsünü giderdi:
    "Elif lâm mim"Rumlar, size yakın bir mevkide mağlûp düştüler Fakat bu mağlûbiyetlerinden sonra, birkaç yıl içinde galip geleceklerdir Evvelce de, sonra da hüküm Allah`ındır O gün mü`minler Allah`ın yardımıyla sevineceklerdir O dilediğine yardım eder Onun kudreti herşeye galiptir, O çok bağışlayıcıdır Bu Allah`ın vaadidir Allah vaadinden dönmez; lâkin insanların çoğu bunu bilmez" (Rum: 30/1-6)
    Bu âyetler nâzil olduğu zaman, Rum imparatorluğu öylesine perişan olmuştu ki, dahilî isyanlarla devlet inhilale uğramış, ordusu dağılmış, hazinesi boşalmış, İmparator Heraklüis, İstanbul`u terk ederek Kartaca`ya kaçmayı bile kurmuştu İranlıların galip kumandanları zaferin verdiği sarhoşluk ile şu sulhu teklif etmişlerdi: İmparator, İranlılar tarafından istenen herşeyi verecektir! Bu cümleden olarak bin yük altın, bin yük gümüş, bin yük ipek, bin at, bin kadın teslim edecektir
    Rum İmparatorluğu da bütün bu ağır ve zillet taşır şartları kabul etmiş, bu esaslar üzerinde anlaşmayı imzalayarak murahhaslar göndermişlerdi Bu murahhaslar İranlıların yanına vardığı zaman İran Kisrası Hüsrev, "Bu yetmez! Bizzat İmparator Heraklüis karşıma zincirler içinde gelerek ilâhına bedel, ateş ve güneşe tapmalıdır" diyecek kadar mağrurane ifadede bulunmuştu
    Böylesine büyük bir hezimetten sonra, Romalıların bir kaç sene zarfında canlanıp yeniden galip geleceklerine katiyetle hükmetmek şöyle dursun, ihtimal vermek bile akılların havsalasına sığacak birşey değildi
    İşte böyle bir hengamede Cenâb-ı Hak, yukarıdaki âyet-i kerimelerle Resulüne Rumların kısa bir zaman sonra galip geleceklerini mu`cizane haber veriyordu

    z Ebû Bekir ve Übey bin Halef
    Hz Ebû Bekir, bu âyetleri Resul-i Kibriya Efendimizden (asm) dinler dinlemez onları, Mekke`nin bir tarafında yüksek sesle okudu Sonra da o sevinen müşriklere,
    "Rumlar, birkaç sene sonra İranlılara muhakkak galebe çalacaklar" dedi
    Müşrikler şaşırdılar Bahsettiğimiz gibi büyük bir hezimete uğramış, âdetâ yerle bir olmuş bir imparatorluk bir daha nasıl canlanacak ve İranlılara galebe çalacaktı!
    Bu durumu havsalalarına sığdıramadıklarından içlerinden Übey bin Halef,
    "Yalan söylüyorsun," dedi "Haydi aramızda bir müddet tayin et, seninle bahse girelim"
    Hz Ebu Bekir kabul etti On deve üzerinde bahse girip üç sene müddet tayin ettiler
    Hz Ebû Bekir gelip durumu Peygamber Efendimize haber verdi Resûl-i Kibriyâ,
    "Âyetteki "bid"den (yani bir kaç seneden) maksat, üçten dokuza kadar olan seneler demektir
    Develerin sayısını artır Müddeti de uzat" buyurdu
    Bunun üzerine Hz Ebu Bekir çıktı Übey`e rastgeldi
    Übey,
    "Galiba pişman oldun" dedi
    Hz Ebû Bekir,
    "Hayır" dedi "Gel seninle bahsi arttıralım Müddeti de uzatalım Haydi dokuz seneye kadar yüz deve yapalım"
    Übey de,
    "Haydi yapalım" diyerek kabul etti
    Hz Ebû Bekir, Mekke`den ayrılacağı sıralarda, Übey bin Halef yakasına yapıştı ve
    "Sen, Mekke`den ayrılırsan, bahisde kazanacağım develeri ödemeyeceğinden endişe ediyorum Bana bir kefil göster" dedi
    Hz Ebû Bekir de oğlu Abdurrahman`ı kefil gösterdi
    Übey bin Halef de Uhud Harbine çıkmak istediği zaman Abdurrahman, gidip onun yakasına yapıştı ve
    "Vallahi, bana bir kefil göstermedikçe, seni bırakmam" dedi
    Übey bin Halef de kefil gösterdikten sonra Uhud Harbi için yola çıktı Übey bin Halef, Uhud Harbinde Resûl-i Kibriyâ Efendimizin kılıcından aldığı bir yaradan öldü
    Mağlubiyetlerinden 9 yıl sonra, Rumlar, birdenbire canlanarak hiç beklenmedik ve umulmadık bir saldırışla İranlıları dehşetli bir bozguna uğrattılar Buna da Müslümanlar çok sevindiler, müşrikler ise son derece üzüldüler
    Hz Ebû Bekir, 100 deveyi Übey bin Halef`in kefilinden ve mirasçılarından alıp Peygamber Efendimize getirdi Resûl-i Kibriyâ Efendimiz,
    "Onları sadaka olarak dağıt" buyurdu
    Kur`ân-ı Azimüşşânın istikbâlden haber veren ve Resûl-i Kibriyâ Efendimizin bir mu`cizesi sayılan bu haberin ortaya çıkması üzerine Mekkeli müşriklerden bazıları Müslüman oldular






    Salih Suruç
    20 Ocak 2013
    #1
  2. Hz. Ebû Bekir`in Ubey Bin Halef Ile Bahse Girmesi: Resûl-i Kibriyâ... Cevapları

soru sor

Hz. Ebû Bekir`in Ubey Bin Halef Ile Bahse Girmesi: Resûl-i Kibriyâ...