Dünyanin bir sonu varmi?

İsimli konu WH 'Soru Cevap' kategorisinde, Misafir üyesi tarafından 22 Nisan 2010 tarihinde yazılmıştır. Dünyanin bir sonu varmi? hakkında bilgi ve tartışmalar.

  1. dünyanin bir sonu varmi?tüm evreni diyorum.eger nerdeyse bir sonu varsa o zaman onun da sonu olmali yani neyin icindeyse oda neyinse icinde.bunun sonu yokmu???yada var olan her seyin bir airligi var.evrenin de airligi olmali .suanki durumda o, X olsun.bu X o zaman sonsuzmu oloacak?sonu olmayan bir sey bizim mantiga dis diyilmi?dunyannin sonunun olmasida mantiga dis.lutfen izah edin
    22 Nisan 2010
    #1
  2. Dünyanin bir sonu varmi? Cevapları

  3. Sence dünyada yerde kalmamız ama ayda veya yerçekimi olmayan bi yerde uçmamız mantık dışı değilmi eğer öyle düşünürsen herşey mantık dışı gelir
    23 Nisan 2010
    #2
  4. eğer sen öyle düşünüyorsan mantığa uyacak hiç bir şey bulamazsın farzet. şuan dünyada yaşıyorsun her türlü insan ve canlılar dünyada yaşıyor bu demek değildir ki dünyada yaşayan canlılar sonsuza kadar yaşayacak bir gün onlar da göçüp gidecek gelelim dünyaya dünya da bir yok olup gidecek hiç bir şey kalmayacak evren dahiiiii
    23 Nisan 2010
    #3
  5. Hiç birşey oldugu gibi kalmayacaktır. Yapılan herşeyin hesabı ve cezası elbet verilecektir. Zaman olarak ne kadar sürecegi bilinemez ama herşeyin sonu oldugu gibi dünyanında bir sonu vardır emin ol.
    23 Nisan 2010
    #4
  6. Hepimiz hemfikiriz sanırım...
    23 Nisan 2010
    #5
  7. bu konuyu uye olmadan ben actim azeriyim
    27 Nisan 2010
    #6
  8. asil sormak istediyim son bir mesafe olarak sonu varmidir demek istediyim yani her seyin ardinda ote var.bu oteler hic bitmezmi ya?bence bitmiyor.ama bitmelide hayret
    27 Nisan 2010
    #7
  9. mesajlarim 50 den az oldu icin yeni konu acamiyorum.onun icin konuyu burdan acmak istiyorum.simdide dunyanin kure(geoid)yapisin takildim.oyle oldugu gercek ispat olmus ama yenede kafama girmiyor.
    27 Nisan 2010
    #8
  10. simdi bir seyi daha dual kabu ediyorum.icimizdeki ruhu.ben gercekten onun varligia inaniyorum.biz yokluktan dunyaya getiren bence o.cunki oldukden sonra bedenimiz burda dunyada kaliyor.ve zamanla kayboluyor.biz bence bu cansiz bedeni idare ediyoruz.yani bedenimiz bir araba ve biz(ruhumuz(nuz)) onu kullaniyoruz.dusundukce bunlari icime sigamiyorum.lutfen fikirlerini bildirin cok guzel yorumlariniz var
    27 Nisan 2010
    #9
  11. gelelim simdide hic bir seyin olmadi doneme yani yokluga dunyanin oncesine sizce evren de yokluk oldumu yani *hic bir seysizlik*bunu hic anlamiyorum .hic bir sey yokdu ve bir sey yarandi onu yaratan kim di?lutfen dinle alakalandirmayalim daha elmi esaslar olsun ben azeriyim
    27 Nisan 2010
    #10
  12. size bir soru soracagim. simdi farz edin ki yerden goye dogru bir sopa(duz cizgi ve ya tahta ve .s)uzaniyor sonsuza kadar.farz edelim daha bir sopamizda var ,ama bundan bir az kucuk atiyorum 5 metre bundan kucuk olsun.simdi bu sopada oburu gibi goye uzansin.umarim kafanizda canlandi manzara .2 sopa biri diyerinden 5 metre kucuk.ama isin diyer kismi var unlar sonsuza kadar uzandigi icin aslinda ikiside beraberdir diyilmi.ama ayni zamandada o biri bundan 5 metre kucuk.iste hem beraberler hem de biri diyerinden kucuk ne diyorsunuz?
    27 Nisan 2010
    #11
  13. kurandan başka ilmi olan nedir ki.?:)
    size araf suresi 54 den kısa bir bilgi vereyim devamını merek adersen tamamını kurandan bir oku.sürekli azariyim diyorsun yoksa müslüman deyilmisin.?olmasan bile ne kaybedersin bir göz at işine yarayanı al.:)

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]54 den kısa....tamamı kuranda[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Hakikaten Rabb'iniz (Sahib ve hâkiminiz, işlerinizin kaynağı, efendiniz) ancak o Allah'tır ki gökler ve yeri altı günde yarattı. Başınız üstünde yükselen birçok gökleri ve ayağınızın altında çiğnediğiniz yeri, yücelikleri ve düşüklükleriyle bütün bu çeşitli şeylerden her birini bir ölçü ile takdir ve bir zamânâ tahsis ederek hepsini ezel ve ebede göre ancak altı gün sayılacak kadar sınırlı zamanlarda yarattı. Sonra da Arş üzerine istiva eyledi. Alçaklı, yüksekli bu çeşitli yaratıkları, birbirine benzemeyen ve henüz bir tekrar ve birbirini takip devrine girmemiş olan ilk yaratılışlarıyla zaman zaman yarattıktan sonra hepsini hükmü ve tasarrufu altında tutarak, eşit bir şekilde hepsine sahip ve merci olarak, hepsi üzerinde dilediği gibi nizamlı ve muntazam bir ritimle hükümlerini de tatbike girişti. Yerden göklere, göklerden Arş'a varıncaya kadar bütün yaratıklar onun hüküm ve idaresinin altında ândan âna, halden hale, şekilden şekile, devirden devire, oluş ve yok oluş, farklılık ve benzeyiş ile değişip gitmekte; O ise son bulma ve bozulmadan, ıztırab ve değişimden uzak tam bir hâkimiyet ve tam mülkiyet ile hepsi üzerinde bir düze hâkim; hepsinin üstünde mutlak bir yücelik ile ulu, her şeyden üstün bütün devletlerden, saltanatlardan üstün, yüceliğin en yüksek misali olan Arş-ı âlâ (en yüksek Arş)'dan da üstün ve daima üstün. Ve bununla beraber birbirlerine karşı mertebeleri ve dereceleri farklı olan bütün varlıklara "Biz ona şah damarından daha yakınızdır." (Kaf, 50/16) âyeti gereğince nisbeti bir, adaletli ve hikmetli. "O'nun hiç bir benzeri yoktur." (Şûrâ, 42/11), "Her şeye şahit" , (Sebe', 34/47), "Her şeyi kuşatıcıdır" , (Secde, 41/54) tek ilâh olarak rablığını yerine getirmektedir ki, bu hükümranlık kayıtsız ve şartsız ve devamlıdır. Yani Tevrat tercemelerinde denildiği gibi yaratmadan sonra çekildi, dinlendi değil, yarattığı bütün varlıklar üzerinde devamlı bir saltanat, hâkimiyet ve bir düze yaratıcılık ve rablık ile işleri idare ve hükümleri icra etmektedir. [/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]SİTTETİ EYYÂM Altı gün: Bazı tefsirciler bu altı günün dünya günleri denilen, bilinen günler diye kabul etmişlerdir. Gerçekte lugat bakımından "yevm" denilince önce güneşin yeryüzüne doğmasıyla batışı arasındaki zaman müddeti demek olan gün mânâsı akla gelir. Fakat henüz yer ve güneşin bulunmadığı yaratma sırasında bu mânâ ile bir gün tasavvur olunamayacağı açık ve Kur'ân'ın bir çok yerlerinde olduğu gibi "yevm"in vakit mânâsına geldiği ve dil bakımından bilindiğinden burada da "altı gün"ün, "altı vakit" mânâsıyla tefsir edilmesi lazım geleceği bir çok tefsirci tarafından hatırlatılmıştır. Bunun ölçüsünün ise bilinen güne eşit veya ondan kısa veya uzun olması mümkündür. Nitekim "Kim o gün, savaşmak için bir tarafa çekilme, ya da başka bir birliğe katılmak dışında arkasını döner (kaçar)sa" (Enfâl, 8/16) âyet-i kerimesinde "yevm" (gün) böyledir. "Sizin saydığınız (yıllar) dan bin yıl kadar süren bir günde" (Secde, 32/5) âyetinde, bizim saydığımız günlerle bin sene; diğer "Miktarı elli bin yıl süren bir günde" (Meâric, 70/4) âyetinde ise, elli bin sene miktarı ile açıklanmıştır ki, bunlar da "ahiret günleri" adıyla bilinir. Ve İbnü Abbas, Kâ'b, Mücâhid, Dahhâk gibi büyük tefsirciler de buna uygun tefsir etmişlerdir. Buna göre, "altı günde" demek, miktarı binlerce seneye varan "altı zamanda" demektir. Fakat açıklamadan kastedilen, bunların uzama miktarı değil, bu miktarın ezele, istivâ (hâkimiyet)nın mutlak ve ebedîliğine göre altı gün denecek kadar sınırlı zamanlardan ibaret bulunduğunu anlatmak olduğundan "altı gün" buyurulmuştur. [/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Bununla beraber dikkate şâyândır ki, burada rablığın, biri yaratma, biri hâkimiyet olmak üzere iki tecelli mertebesi olup, âlemdeki varlıkların önce sırf olağanüstü olan misalsiz bir yaratma ile başlayıp, bundan sonra bir nizam seviyesine girdiği ve her iki durumda da Allah'ın hâkimiyeti altında bulunduğu anlatılırken, "altı gün" ile özellikle gökler ve yerin âdet ve nizam dediğimiz tekrar etme, benzeme ve birbirini takip ile devam ve uzama devirlerinden önce bulunan ve benzeşmeyen bir fark, örneksiz bir icad ile sırf olağanüstü olan ilk yaratma anları gösterilmiştir. Sırf olağanüstünün mutlak olan nizam ve hâkimiyet devirlerine nisbetle altı adedinin, sayıların derecelerine ve diğer günlere oranı gibi çok az olduğunun ifade edilmiş olması bakımından diğer bazı tefsircilerin dediği gibi bu altı zamanın dünya günleri ölçüsüyle ve hatta ondan daha az bir müddet olarak düşünülmesinde daha uygun bir mânâ vardır. Bu şekilde iki yaratılma arasında geçen benzer devam anları hâkimiyet hükmünde olmakla dürülüp bükülerek ve soyutlanarak önce dumandan cisimlere, sıcak ateşten toprağa, topraktan suya, sudan hayata geçmek gibi yalnız ilk yaratılma anlarının düşünülmesi gerekir. Sonra Fussilet Sûresi (9-12. âyetleri)nde bu altı gün hakkında bazı açıklamalar gelecektir, (oraya bak.) ki ona göre bunun ikisi göklere, dördü de yere ait görünmektedir. Bununla beraber Müslim-i şerifte rivayet edilen bir hadisin delaletine uyarak bazı tefsircilerin tercih ettikleri üzere "altı gün"ün yalnız yeryüzü ile ilgili olması da muhtemeldir ki, bu takdirde mânâ: "Rabb'ınız ancak o Allah'tır ki gökleri ve altı günde yeryüzünü yarattı." demek olur. Hasılı iş bu altı günün mahiyetinin tayini ve açıklaması hususları Allah'ın ilmine bırakılması gereken müteşabih bir mânâ olmakla beraber, bundan kesin olarak şu sonuçlara ulaşmış oluruz: [/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Birinci olarak, âlem kadîm (başlangıcı olmayan) değil, görüldüğü üzere bir olaylar toplamıdır ki, varlığında da, devamlı olmasında da yaratıcı olan Allah'a muhtaçtır. Ve yalnız onun hükmü altındadır.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]İkinci olarak: Âlemin toplamı ezelî olmadığı gibi, bir defada ve basit bir şekilde yaratılmış da değildir. Başlangıçta çeşitli zamanlarda birden çoğa giden, bundan sonra çokluk içinde bir terkib (sentez) ve toplanmaya dahil olan fakat sonu olan derece derece bir ilerleme ile yaratılmış ve sonra bu ilerlemeye değişim ve benzeme içinde tekrarlanma ve devam etme ile düzenli, bir şekil verilmiştir ki, bu düzenli şeklin birbirlerini takibinin devamı da bir seviyede kendi kendine sabit ve karar kılmış değil, Allah'ın hâkimiyeti altında değişmektedir.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    (elmalılı hamdi yazır)
    28 Nisan 2010
    #12
  14. Ayrıca ;

    Bu tip şeyleri fazla düşünme azeri dostum. Bu tip şeyleri düşünmek insanın beynini çok kurcalar agrıtır. Allah korusun dinini kaybetmene neden olur. Her şey bir düzende ilerliyor , Bizde o düzene uymak zorundayız. bunu bilmen yeterlidir bence ...
    29 Nisan 2010
    #13
  15. fazla derinlere dalmamanızı öneririm sözüm meclisten dışarı ama deli olabilme ihtimali
    %35 benden söylemesi ama sadece bilinenleri bilmek yeterlidir kurala uyup yaşamak daha iyi vazla kurcalamamak lazım:tamam:
    29 Nisan 2010
    #14
  16. cok tessekkur ederim .bilgiye gore.bende kuran azerice sesli olarak var.tabiki bende muslumanim.azeriler muslumandir kardesim.ve daha cok siye olurlar
    29 Nisan 2010
    #15
  17. cok tessekkur ederim .bilgiye gore.bende kuran azerice sesli olarak var.tabiki bende muslumanim.azeriler muslumandir kardesim.ve daha cok siye olurlar
    29 Nisan 2010
    #16
  18. 29 Nisan 2010
    #17
  19. iyiki sizler varsiniz hepinize fikirlerinize gore tesekkurler
    29 Nisan 2010
    #18
soru sor

Dünyanin bir sonu varmi?

Alakalı Aramalar:

  1. Dunyanın sonu varmı

    ,
  2. dunyanin sonu varmidir

    ,
  3. dünyanın sonu var mı

    ,
  4. dünyanın bir sonu var mı,
  5. dunyanin sonu varmi?