Dikkat Eksikliği Ve Unutkanlık

İsimli konu WH 'Soru Cevap' kategorisinde, Misafir üyesi tarafından 18 Nisan 2013 tarihinde yazılmıştır. Dikkat Eksikliği Ve Unutkanlık hakkında bilgi ve tartışmalar.

  1. Benim biri oglan biri kiz ikizim var. Kizimla ilgili cok fazla bir problemim yok. Ama oglumla ; Dikkat yetersizligi ve unutkanlikla ilgili problemlerim var. Biz Almanya da yasiyoruz. Benim Almanca problemim var ama cocuklarimin ve kocamin Almancasi iyi. Ikizlerim simdi 2. sinifa gidiyor. Oglum 1. sinifdan beri sürekli silgisini, sabkasini, kalemini, eldivenini, v.s ... unutuyor... Bazen cok kizip sert tepki veriyorum ceza veriyorum, bazen görmezlikden geliyorum, bazen özel olarak hem babasi hem ben konusuyoruz. Sürekli ilgileniyoruz. Ama artik bu aralar biraz daha fazla üst üste unutkanligi cogaldi... Babasida oglumla özel olarak ilgileniyor yani erkek erkege geziyorlar, konusuyor, oynuyorlar v.s Daha baska ne yapabiliriz bilmiyorum. Oglum bu arada cok düzensiz. Ama bir sey söyledigim zaman dedigimi hemen yapar cok uyumlu ve paylasmasini cok seven bir cocuk.. Kizim cok baskin bir karakter ve bende öyleyim. Birazda ikimizin arasinda kaliyor. Ama oglum sürekli konusuyor cok konusuyor. Bir dakikalik konuyu 1 saat konusur genede bitiremez. Konudan konuya gecer. Bir sey anlatirken kendinin hakli oldugu, dogru oldugunu anlatmaya calisir. Her seyi biliyormus gibi her konuda konusur. Benim söyledigim bir sözü 1dk. sonra saki kendi sözüymüs gibi kendi düsüncesiymis gibi bana yada babasina yada bir baskasina konusur. Allaha sükür maddi olarak fazla bir sIkintimiz yok. 3 yasindan itibaren haftada bir günde yüzme kursuna, 1,5 senedir haftada 2 gün Tae Wan Do kursuna gönderiyoruz. 2 aydirda haftada bir gün Folklör kursuna gidiyorlar. Oglumun dikkatsizligi ve unutkanligi icin ne yapabilirim.. Simdiden Tesekkürler...
    18 Nisan 2013
    #1
  2. Dikkat Eksikliği Ve Unutkanlık Cevapları

  3. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu



    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, pek çok toplumda, oldukça sık görülen, erken yaşlarda fark edilebilen bir durumdur.
    Bir psikiyatrik bozukluk olan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu çocukta şu belirtilerle ortaya çıkar:


    • Aşırı hareketlilik
    • Dikkat sorunları
    • İstekleri erteleyememe


    Kesin tanının konabilmesi için bu belirtilerin 7 yaşından önce başlamış olması ve günlük yaşamı etkileyecek boyutta olması gereklidir.


    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar üç ayrı grupta yer alırlar.


    • Sadece dikkat sorunu olanlar,
    • Sadece hareketlilik ve dürtüsellik sorunu olanlar,
    • Hem dikkat, hem dürtüsellik, hem de aşırı hareketli olanlar.

    Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun Belirtileri



    • Çoğu zaman elleri ayakları kıpır kıpırdır. Oturması beklenen durumlarda (örneğin derste ) kalkar dolaşır
    • Sakin biçimde zaman geçirme, etkinliklere katılma ve oyun oynama zorluğu vardır.
    • Çoğu zaman çok konuşur.
    • Sorulan soruları henüz daha soru tamamlanmadan cevabını yapıştırır.
    • Sırasını bekleme güçlüğü vardır.
    • Onu harekete geçirecek kişileri ve oyunları tercih eder.
    • Tehlikeli davranışları göze alabilir.
    • Hareketi kısıtlayıcı oyun ve ortamlardan sıkılır.
    • İlgi alanları çabuk değişir.
    • Acelecidir.
    • Dikkati dış uyaranlarla çabucak bozulur.
    • Çoğu zaman verilen yönergeleri izlemekte zorluk çeker, görev ya da sorumluluklarını tamamlayamaz.
    • Zihinsel çaba gerektiren işlerden kaçınır. Okul ile ilgili işlerde dikkatsizce hatalar yapar.
    • Doğrudan kendisine konuşulduğunda dinlemiyormuş gibi görünür.
    • Günlük etkinliklerde çoğu zaman unutkandır.






    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu kendiliğinden düzelmez.


    Tedavi edilmeyen dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna eşlik eden diğer sorunlar şunlardır:


    • Okul sorunları ve öğrenme bozuklukları,
    • Davranış bozukluğu,
    • Karşıt olma-karşı gelme bozukluğu,
    • Arkadaş ve çevre ile ilişkilerin de sorunlar; olarak sıralanabilir.


    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun tedavisinde kullanılan farklı yöntemler vardır:


    • Medikal tedavi
    • Bireysel eğitim
    • Aile eğitimi ve yönlendirmesi
    • Grup terapisi


    Tedavi yöntemlerinden hangisinin kullanılacağına, çocuk ve ergen psikiyatri uzmanı karar vermelidir. Tedavide doğru ve erken teşhis, pek çok alanda olduğu gibi bu bozuklukta da önem taşır.


    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan ve aldıkları tedavi ile bu bozuklukla başa çıkabilmeyi öğrenmiş olan öğrenciler, bireysel özelliklerini olumlu anlamda kullanarak yaşamlarında farklı bir artı değer de oluşturabilirler.


    • Yaratıcı olmak,
    • Hoşgörülü olmak,
    • Risk alabilmek,
    • Enerji dolu olmak,
    • Girişken olmak , bu artı değerlere örnektir.




    Dikkat Eksikliği ve Eğitim



    Dikkat pek çoğumuzda otomatik işleyen bir süreçtir. Özellikle düşünerek, kontrol ederek, planlayarak dikkatimizi kontrol altında tutmaya çalışamayız.


    Ancak bazıları çocuk ve ergenlerde dikkatteki işleyiş farklıdır; dikkati kontrol eden mekanizma farklı işler. Daha doğrusu, dikkati kontrol eden mekanizmanın kontrolüne ihtiyaç duyulmaktadır. Dikkat kontrolden çıktığında, işler zorlaşır. Dikkat gerektiren bir iş karşımıza çıktığında dikkati toplamak uzun süre alabilir. Etraftaki herhangi bir dış uyaran dikkati dağıtmaya yeteceği gibi, tekrar toparlanmak ve yapılması gereken işe adapte olmak ve işi tamamlamak zorlaşır.


    Bazılarımızda dikkat dalgalanır. Bazen iyi bazen kötüdür. Bir sınavda iyi not alan öğrenci bir diğerinde beklenmedik çok düşük bir not alabilir. Bir ödevi çok güzel bir şekilde hazırlarken, bir diğerinde aynı sonucu göstermeyebilir. Sonuçta ortaya tutarsız bir performans çıkacaktır.


    Bu durum genellikle ebeveyn ya da öğretmenler tarafından, çocuğun isteyerek yaptığı bir durum olarak algılanabilir. Öğrenci isterse, bu yapabileceği bir şeydir. Bunu da daha önce kanıtlamıştır. Oysa dikkat eksikliği sorunu yaşayan öğrenciler, dikkatlerini gerekli durumda toparlayıp, kesintiye uğratmadan bir performans sergilemekte zorlanırlar. Zaten sorun budur.


    Aslında dikkat sabit değildir. Herkesin dikkati dağılabilir. Ancak dikkat eksikliği bozukluğu olmayan kişiler, dikkatlerini yeniden toparlayarak yapmaları gereken işe adapte olabilirler. Oysa dikkat eksikliği bozukluğu yaşayan öğrenci için dikkatini yeniden toplamak çok güçtür.


    Dikkat, hoşlanılan, zevk alınan işlerde daha kolay toplanabilir. Bu nedenle çocuklar bilgisayarda oynarken, film izlerken uzun süre televizyon veya bilgisayar başından kalkmayabilirler. Ancak öğrenme ortamlarında, hoşlanılmayan, zevk duyulmayan işlerde durum aynı olmaz.


    Dikkat için gerçek ölçü, öğrenme ortamlarındaki dikkat performanslarıdır. Oyun oynarken ya da televizyon izlerken dikkatli olunması, gerçek dikkat ölçü değildir.


    Dikkat eksikliği sorunu yaşayan çocukların karşılaştıkları zorluklar



    • Çalışma ortamının düzenlenmesinde zorluk yaşarlar
    • Malzemelerinin eksiksiz olarak teminin edemezler
    • Düzenli ve programlı olarak ders çalışamazlar
    • Uzun sürebilecek ödevlere sabır gösteremezler
    • Dersleri kaçırmadan sonuna kadar dinleyemezler
    • Sabırla yazı yazamazlar
    • Kitap okuyamazlar
    • Zamanı verimli kullanmada zorluklarla karşılaşırlar








    Dikkat eksikliği yaşayan öğrencilerin sınıf içi değerlendirmeleri ve sınav performansları şu şekildedir:


    • Kendinden, zekâsından beklenenin altında bir başarı gösterebilirler.
    • Bir sınavdan yüksek not alırken, başka bir sınavdan düşük bir not alırlar.
    • Son derece iyi bildiği bir konudan çıkan soruyu, doğru okumadıkları için yanlış cevapladıkları görülür.
    • Soruyu doğru okusalar da cevaplarken işlem atlayabilirler.
    • Uzun metinlerin olduğu soruları da sabırla okuyamazlar.
    • Sınavlarda zamanı iyi kullanamadıkları için tüm soruları okuyup cevaplayacak zamanları kalmaz.


    Bu nedenle, dikkat eksikliği olan öğrencilerle çalışan öğretmenlerin bu öğrencilerin derse katılımını sağlayacak canlı, çok duyuya hitap eden, renkli materyallerle ders anlatımları çok önemli ve faydalıdır.


    Dikkat eksikliği olan öğrencinin sınavlarda kendisinden beklenen başarıyı elde edilebilmesi için, evdeki ders çalışma ortamında şunlara dikkat edilmelidir:


    • Sessiz, bir çalışma ortamı ( televizyon olmaksızın )
    • Yapacağı işleri bir sıralama içinde gerçekleştirmesi için destek
    • Zamanı planlı geçirmesi için program oluşturmasına ve bu plana uymasına destek olma,
    • Ödevleri, sınav zamanlarını belirten programı görünür yerde tutma ve zamanında işaretleme,
    • Okul, dersler ve kendisi için sorumluluk almasının sağlanması,
    • Okul malzemelerini akşamdan hazırlayıp çantasını düzenlemesini isteme,
    • Okul ile düzenli iletişimde olarak takip etmek gereklidir.






    Dikkat Eksikliği Nedenleri



    Dikkat, beyinde karmaşık ve yaygın bir şebekenin sağlıklı bir şekilde işlev göstermesi sonucu ortaya çıkan bir fonksiyondur. Birçok faktör dikkat becerilerinin olumsuz etkilenmesine sebep olur. Heyecan, stres, depresyon, kaygı bozuklukları bunlardan bazılarıdır.


    Dikkat eksikliğine sebep olan nedenler olarak karşımıza şunlar çıkmaktadır:


    • Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu
    • Hiperaktivitenin eşlik etmediği dikkat eksikliği bozukluğu





    Çocuğun yaşı ne kadar küçükse, dikkat süresi de o kadar kısadır. Bir yaşındaki bir çocuğun dikkat süresi 3-5 dakikadır. Her yıl bu süreye 3-5 dakika daha eklenir. Yani 5-6 yaşındaki bir çocuğun dikkat süresi en az 15-20 dakika olmalıdır. Bu bilgi ışığında basit bir gözlemle çocuğunuzun dikkat süresi hakkında fikir edinebilirsiniz. Ancak çocuğun televizyon seyrederken ya da bilgisayar oynarken dikkatini uzun süre koruyabiliyor olması, o çocukta dikkat dağınıklığı olmadığı anlamına gelmez, bu konuda dikkatli olunmalıdır. Çünkü bu yanılgı sebebiyle birçok dikkat bozukluğu yaşayan çocuk veya gencin tedavisi gecikebilmektedir.


    Duygusal sebeplere bağlı dikkat dağınıkları genellikle duygusal sorunlarla eşzamanlı olarak ortaya çıkar. Tedavi veya düzelme ile birlikte dikkat sorunları da ortadan kalkar.


    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu gibi durumlarda dikkat dağınıklığı küçük yaşlardan itibaren tespit edilebilir. Kronik seyirli olan bu bozukluklarda ergenlikten sonra yani yetişkinlik döneminde vakaların %60-70'inde toparlanma gözlenmektedir. Ancak bu döneme kadar olan süreç, çocuğun duygusal ve sosyal alanda gelişimin en hızlı olduğu, akademik alanda altyapısının oluştuğu, eğitimin en önemli olduğu zaman dilimidir. Tedavinin geciktirilmesi durumunda, bu alanların hepsinde yetersiz gelişime neden olunabilir.






    Dikkat Eksikliği Değerlendirilmesi ve Dikkat Testleri



    Aşağıdaki sorunları yaşayan çocuk ve gençlerin dikkat eksikliğinin varlığı açısından değerlendirilmesinde fayda vardır:


    • Dersin başına oturamama
    • Ders çalışırken sürekli birşeyleri bahane edip kalkma (tam tersine TV seyrederken veya bilgisayar oynarken son derece dikkatli görünebilirler)
    • Ödevleri acele ve özensizce yapma, veya gereğinden fazla oyalanma
    • Günlük işlerini ve ödevlerini erteleme
    • Dalgın ve aklı başka bir yerdeymiş gibi görünme
    • Unutkanlık
    • Okuma ve yazmayı sevmeme
    • Ağır hareket etme, zamanı doğru kullanamama
    • Dış uyaranlarla dikkatin çabuk dağılması


    Öğretmenleri bu çocukların genellikle derste dalgın olduklarından, sık sık eşyalarını unuttuklarından, sınavlarda bildikleri soruları bile yapamadıklarından, zihinsel uğraş gerektiren çalışmalardan çok çabuk sıkılıp koptuklarından veya kaçındıklarından yakınırlar.


    Dikkat eksikliği olan çocuk veya gençler günlük yaşam içinde birçok insanın fark etmeyebileceği birçok şeyi fark edebilirler. Örneğin gezmeye giderken yol kenarındaki farklı bir araba, iri bir köpek, bir binadaki renk değişikliği vs. gibi. Bu da onların yanlışlıkla fazlaca dikkatli oldukları veya dikkat sorunu yaşamadıkları şeklinde yorumlanabilir. Hâlbuki spontan dikkat dediğimiz dikkatin bu şekli beynin farklı bir alanı tarafından kontrol edilmektedir. Dikkat eksikliği bozukluğunda ise beynin prefrontal bölge dediğimiz ön bölgesindeki dikkat sisteminin işlevselliğinde bir bozukluk söz konusudur. Bu çocuklar ders çalışma sırasında olduğu gibi dikkatin denetlenmesi, sürdürülmesi ve yönlendirilmesinde sorun yaşarlar.
    Dikkat dağınıklığı sıklıkla Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun (DEHB) bir parçası olarak karşımıza çıkar. Bu gibi durumlarda hareketlilik ve dürtüsellik de eşlik eder. Bu çocuklar hareketli, düşünmeden hareket eden çocuklar olarak tarif edilirler.






    Dikkat Eksikliği Tanısında Yardımcı Testler



    Çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından yapılan muayene, ebeveyn ve öğretmenden alınan ayrıntılı bilgi dikkat eksikliği tanısı koyulmasında çok önem taşır. Dikkati değerlendiren testler hem tanı hem de takipte yardımcıdır. Amaç yukarıda bahsedilen ve özellikle beynin ön bölgesi işlevselliğini ölçen testlerle somut verilere ulaşmaktır.
    Eşlik eden öğrenme bozukluklarının tespiti ve zekanın ölçülmesi için de bazı testlerin uygulanması gerekebilmektedir. Hekim muayene sonucuna göre nelerin yapılması gerektiği konusunda aileyi bilgilendirecektir.




    Çocuk ve Genç
    Psikolojik Danışmanlık ve Psikiyatri Merkezi
    20 Nisan 2013
    #2
  4. Unutkanlığın Nedeni Nedir? Güçlü Bir Hafıza İçin Yapılması Gerekenler Nelerdir?

    Unutkanlık; beyin hücrelerinin azalması ve yaşlanmasına bağlı olarak, genç yaştada kişinin bunama gibi rahatsızlıkları geçirmiş olmasından kaynaklanabilir. Unutkanlığın günlük hayat içinde en büyük nedeni strestir. Depresyon ve beslenme yetersizliğide ve buna bağlı olarak tiroit bezinin az çalışması ve B12 vitaminin eksikliğide unutkanlığa neden olur. Kafa travmaları ve beyin timörleride unutkanlığa neden olur. Unutkanlığın en ileri çağı sürekli olması ve gittikçe ilerlemesidir. Bu durum beyinde kalıcı hasarlara neden olabilir.


    Her unutkanlık ağır bir hastalıktan kaynaklanmayadabilir. Depresyon, stres, tiroit bezinin az çalışması, B12 vitamini eksikliği başlıca nedenleridir. Unutkanlığı olan kişiler öncelikle stresten uzak durmalı ve B12 vitamini içeren besinleri kesinlikle tüketmeliyiz. Güçlü bir hafıza için vitaminleri ve şekerleri yeterli dozda almamız gerekir. Yağ hafızayı yerinde tutar. Çok yağsız besinler tüketmek ve vejeteryanlıkta unutkanlığa neden olabilir. Kırmızı et ve balık tüketmek hafıza için çok iyi besinlerdir. Yağda eriyen vitaminler ve E vitaminide hafıza için önemli rol oynar.
    Bazen vücutta çıkan uçuklar ileri seviyedeyse beyinde iltihaplanma yapabilir. Bu durum yaş ilerledikçe unutkanlığa neden olur. Uçuk gibi durumlarda, bu yarayı kurutacak ve iltihaplanmasını önleyecek ilaçlar kullanılmalıdır.
    Yaş ilerledikçe unutkanlığın artması kişiye bağlıdır. Genç yaştada unutkanlık görülebilir. Fakat yaş ilerledikçe unutkanlık daha fazla görülmektedir. Bunun nedeni beynin hücrelerinin kendini yenileyemiyor olmasıdır. Her unutkanlık hastalık değildir. Bazen ani hareketler uyku hali gibi nedenlerdende unutkanlık baş gösterebilmektedir.


    Aşağıdaki Yazı Cosmopolitan Şubat 2004 sayısında yayınlanan Yazı İşleri Müdürü Aysun Orhan'ın yazısından alınmıştır.

    Olamaz, Unuttum!


    Son günlerde neredeyse kendi adınızı bile hatırlayamaz hale geldiyseniz, dikkat! Unutkanlık sendromuna yakalanmış olabilirsiniz.


    Son günlerde çok yoğun bir dönem geçiriyoruz. Ofisimiz yeni bir binaya taşındı. Sekiz yıldır bu şirkette çalışan ve tam sekiz kere taşınan biri olarak çok iyi koli yaptığımı, hatta ekip arkadaşlarımla birlikte bir evden eve veya ofisten ofise taşımacılık işine girişebileceğimizi söyleyebilirim. İyi de ben şimdi bu konuya nereden geldim!? Ben kimim? Burada bilgisayarın karşısında oturmuş ne yapıyorum? Şu karşımda oturan sanat yönetmeni arkadaşımın adı neydi, neydi, neydi...


    Tabii ki bu işin abartılı tarafı ama itiraf edin sizin de bazen bir türlü hatırlayamadığınız şeyler vardır. Bu bazen almayı unuttuğunuz bir hap, tanıştırmanız gereken bir arkadaş ismi (üstelik çok samimi olduğunuz), bitirmeniz gereken bir rapor, kendi telefon numaranız veya pop star adayları gibi şarkı sözleri (!) olabilir.


    Geçenlerde bir arkadaşım mide bulantısı, baş dönmesi ve göz kararmasından şikayetçiydi. Bacağındaki bir ağrı sebebiyle doktorunun verdiği bir ilacı içmiş. Onun yan etkileri yüzünden kendini çok kötü hissediyordu. Neyse ki ilacın etkisi geçince normale döndü. Birkaç gün sonra konuştuğumuzda, iki tablet yutmuş olduğunu fark ettiğini söyledi. İlacı aldığını unutup bir süre sonra tekrar yutmuş ve aşırı doz sebebiyle sorun yaşamış. Neyse ki bu unutkanlık onu daha kötü bir duruma düşürmeden olayı hafif atlatmış.


    Hepimizin sık yakındığı konulardan biri unutkanlık. JFK Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Nerses Bebek, daha önce karşılaştığımız, gördüğümüz, yaşadığımız, öğrendiğimiz ve aklımızda tutmak istediğimiz bilgileri hatırlayamamızı unutkanlık olarak tanımlıyor.




    Neleri Unutuyoruz?



    Her şeyi unutabiliyoruz. Bir eşyamızı koyduğumuz yeri, konuştuklarımızı, öğrendiklerimizi, telefon numaralarını, en çok isimleri, yüzleri, bazen yaşanan olayları. Bazılarımız telefon numaralarını bir duyuşta ezberler, neredeyse yıllar sonra bile hatırlarlar, bazılarımız duygusal anlarımızı en ince ayrıntısına kadar hatırlarız. Ama hiçbir zaman her şeyi ve her zaman aklımızda saklamak mümkün olmaz. Kimimiz bilgileri hafızada saklamakta ve sonra bunları geri çağırmak - hatırlamakta daha becerikliyizdir.


    Bebek bu konuyu şöyle açıklıyor: "Bellek - hafıza en önemli bilişsel işlevdir. Öğrenmeyle yakın olarak ilişkilidir. Bellek - hafıza, öğrenme ve çevre hakkında kazandığımız tecrübe ve bilgilerin depolanması ve daha sonra geri çağrılması görevini üstlenir. Bu görev beyin hücreleri (nöron) ve bunların kendi aralarında yaptığı bağlantılar (sinapslar) ile sağlanır. Bu süreç bir dizi karmaşık işlemi içerir. Bu işlemde yer alan birçok karmaşık mekanizma vardır ve mekanizmanın tüm ayrıntıları henüz tam olarak çözülmemiştir. Bu konuyu aydınlatmak amacıyla bilimsel çalışmalar halen devam etmektedir. Beyinde 100 milyar - 1 trilyon arasında nöron, 100 trilyon - 10 katrilyon arasında sinaps vardır. Sonuçta bilgi girişi, bilginin tanınması ve gerektiği zaman geri getirilmek üzere işlenerek depolanması sağlanır. Burada bilginin tekrar tekrar kullanılması öğrenmeyi ve hatırlama sürecini kolaylaştır. Bellek kısa ve uzun süreli olarak iki şekilde işler. Kısa süreli bellek o sırada ihtiyaç duyduğumuz şeyleri kısa sürede kullanmamızı sağlar. Eğer bu bilgi ihtiyaç duyacağımız ve tekrar kullanacağımız bir bilgiyse uzun süreli belleğe kaydedilir. Böylece kütüphane gibi yıllar sonra bu bilgiye yeniden ulaşabiliriz. Bu sistem bir bilgisayar sistemi gibi de öngörülebilir."


    Yaşamımız süresince, her an çevreden çeşitli uyarılarla karşılaşıyor, iç dünyamızla etkileşiyor, gerekli olan bilgileri kullanmak üzere işlemden geçiriyoruz. Bu aşamaları çocukluğumuzdan bu yana yetiştirilme şeklimiz, etkileşimlerimiz, duygularımız etkiliyor. Sosyal, çevresel, ailesel ve eğitim özellikleri dışında genetik özelliklerin de bu süreci etkilediği biliniyor.




    Neden Unutuyoruz?



    Tek başına bazı olayları unutmak bir hastalık ve ciddi bir sorun anlamına gelmemeli. Hepimiz günlük ve akademik yaşamımızı sürdürmek için ihtiyaçlarımızı karşılayabilmekteyiz. Önemli olan yapabildiğimiz etkinlikleri eskisi gibi yerine getiremiyor olmamız. Artık işimizi yapamaz, ihtiyaçlarımızı gideremez, sorumluluklarımızı yerine getiremez durumda olmak, bu konuda harekete geçmemizi gerektirir. Ancak hatırlama - bellekle ilgili işlevler, bilişsel fonksiyonlarımızdan yalnızca biridir. Diğer bilişsel fonksiyonlarımız arasında; zeka, algı, dikkat, konuşma, okuma, yazma ve aritmetik beceriler ile görsel - mekansal algılama yetisi gibi işlevler de yer almaktadır ve bunların bir veya ikisindeki bozulma hastalıkla karşı karşıya olduğumuzu gösterebilir.


    Birçok şey bilişsel yetilerimizi etkilemektedir. Uykusuzluk, açlık, yoğun stresli dönemler gibi. Bunlar hepimizin hayatında mutlaka yaşadığımız deneyimlerdir ve genellikle sorun kaybolduğunda, kısa sürede her şey yoluna girer.


    Aslında yaşlılığa bağlı olarak beyin ağırlığında azalma, nöron kaybı gibi bir dizi değişiklikler meydana gelir. Bunların sonucunda öğrenme, bellek ve diğer bilişsel işlevlerde bozulma, işitme, koku ve tad duyusunda azalma, uyku bozuklukları gibi sonuçlara neden olur.


    "Unutkanlığa neden olan en sık neden bunama olarak bilinen demans sendromudur. Demans beynin yaygın ve dağınık patolojisi sonucu belleğin, zekanın, formel düşünme yeteneğinin, kişiliğin ve davranışın geri dönülmez şekilde bozulduğu bir hastalıktır, sinsi başlar ve giderek daha kötüye doğru ilerler. Bunun dışında beyni etkileyen diğer hastalıklar da (tümör, beyin damar hastalıkları, kafa travması vb) bu işlevleri bozabilmektedir. Ağır karaciğer, böbrek hastalıkları gibi sistemik hastalıklar, yoğun psikolojik sorunlar ve psikiyatrik hastalıklar da beynin işleyişini etkilemektedir. Günlük hayatta hepimizin yaşadığı unutkanlık, dalgınlığın aksine bu hastalıklar daha fazla nörolojik bulgu vermektedir.


    Alzheimer tipi demans diğer demans hastalıklarının içinde en sık görülendir. Uzayan yaşam süresi ile birlikte sıklığı giderek artmaktadır. İlerleyici demansa neden olan nörodejeneratif bir hastalıktır. 65 yaş üzerindeki toplumda görülme sıklığı yüzde 5 oranındadır ve yaşla birlikte giderek artar. Kendine özgü klinik seyri vardır. Hastalığın patolojik mekanizmaları üzerinde çalışmalar sürdürülmekte, genetik nedenler de araştırılmaktadır."


    JFK Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Nerses Bebek, unutkanlığın önlenmesi konusunda bazı öneriler veriyor: "Sonuç olarak düzenli, sağlıklı bir yaşam beyin işlevlerimizin daha etkili olmasını sağlayacaktır. Düzenli uyku, beslenme, egzersiz ve spor, temiz hava aktiviteleri önem taşır. Alkol, sigara, aşırı çay, kahve gibi besinler ve aşırı gerginlik genel sağlığımız gibi düşünce sağlığımızı da etkilemektedir. Bunun dışında sürekli beyin işlevlerini canlı tutmak için okumak, bulmaca çözmek gibi zihin aktivitelerinde bulunmak son derece önemlidir. Günlük olağan unutkanlıkları aşan, bizi rahatsız eden durumlarda mutlaka doktora başvurmak, danışmak ve yardım almak gereklidir."
    20 Nisan 2013
    #3
soru sor

Dikkat Eksikliği Ve Unutkanlık