çevre yönetimi tanımı ve amaçları

İsimli konu WH 'Meslekler & Kariyer' kategorisinde, "..melekmi cadımı.." üyesi tarafından 22 Eylül 2011 tarihinde yazılmıştır. çevre yönetimi tanımı ve amaçları hakkında bilgi ve tartışmalar.

  1. ÇEVRE YÖNETİMİ TANIMI VE AMAÇLARI
    Çevre, insanların ve diğer canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı etkileşimde bulundukları biyolojik, fiziki, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamıdır. Çevre yaşadığımız ortamdır. En genel tanımı ile çevre, canlı varlıklar ve insan etkinlikleri üzerinde doğrudan yada dolaylı olarak etkiler yapabilen fiziksel, kimyasal, biyolojik ve toplumsal etmenlerin tümü anlaşılır.
    Doğal dengeyi oluşturan zincirin halkalarından meydana gelen kopmalar zincirinin tümünü etkileyip dengenin bozulmasına neden olmaktadır. Bu dengenin bozulmasında en önemli faktör insandır. İnsanın yaptığı her türlü davranış doğal dengeyi etkilemektedir.
    Çevre yönetimi insanın çevre üzerindeki etkisini asgari düzeye indirmek, doğal dengenin kendini yenilemesine imkan tanıyabilmek ve doğal dengenin bozulmasını önleyebilmek için sorunları ortaya çıkmak, toplumun çevre bilincini arttırıp çevrenin korunmasına, geliştirilmesine katkıda bulunmasını sağlamak ve bu amaçla çıkartılan yasa, yönetmelik ve kararları sıkı bir şekilde uyulmasını sağlamak amacıyla örgütsel yapılar oluşturulmuştur. Çevre yönetimi ulusal ve uluslar arası alanda amaçlarının gerçekleştirilmesi için bu örgütsel yapıları oluşturulmuştur.
    Çevre yönetimi konusu ilk önce uyulması gerekli kurallar şeklinde zorunlu bir yönetim biçimi olarak ortaya çıkmıştır. Emir ve kontrol ile uyma zorunluluğu sağlayan uygulamalar ile başlamış, gönüllü olarak uygulanan ve sürekli gelişme gösteren bir yapıya geçmiştir. Özellikle sanayileşmenin çevreye vereceği tahribi en aza indirmek açısından çevre yönetimi en çok organize sanayi bölgelerinde uygulanabilir.



    Çevre yönetimi disiplinli bir niteliğe sahiptir. Çevre kirlenmesine yönelik insan etkinliklerinin gözlemlenmesi, planlanması ve yönetilmesi ile ilgilenir. Çevre yönetimi aynı zamanda ekonomi ile ilgilenir. Çevre ekonomi arasında dengeli ve sürekli bir ilişki vardır. Çevre yönetimide dengeli kalkınmayı sağlamaya çalışır. Çevre yönetimi çevreye önleyici bir yaklaşımla yaklaşır. Bu yaklaşımın amacı çevre sorunları ortaya çıktıktan sonraki etkileri ortadan kaldırmaktan ziyade çevre sorunları ortaya çıkmadan önce bu sorunları engellemektir. Çevre yönetimi sağlıklı ve dengeli bir çevrenin oluşmasını amaç edinir. Bu çevrenin oluşturulması içinde doğa kaynaklarının korunmasını sağlar. Bu sistemin çalışmasını sağlayacak örgütsel yapılar oluşturur. Çevre yönetiminin öncelikli alt yapısal gereklerinden birisi kapsamlı, tutarlı, günce ve süreklilik gösteren bir veri tabanının oluşturulması ve gerekli bilgilerin üretilmesidir.
    Çevre yönetiminin amacı insanların yaşamlarını sürdürebilecekleri sağlıklı ve dengeli bir çevrenin oluşturulması ve korunmasıdır. Bu amaçla çevre kirliliği ortadan kaldırılmaya çalışılır. Çevre üzerinde olumsuz etkiler yaratan riskler ortaya konur ve bunlarla ilgili vatandaşlar uyarılır.
    Var olan doğal kaynaklar korunur, iyileştirilir ve geliştirilir. Çevre ile ortaya çıkabilecek çevre sorunları ile ilgili araştırmalar yapılır. Bunlarla ilgilenecek ve bu araştırmaları yönetecek kurum ve kuruluşlar kurulur.
    Çevre yönetiminin amaçlarına ulaşabilmesi için vatandaşlarında bu amaçla hareket etmeleri ve davranışlarını, alışkanlıklarını, etik değerlerini bu yönde değiştirmeleri gerekir.
    Çevre yönetiminin başarılır olabilmesi her şeyden önce halkın bu amaçla hareket etmesine bağlıdır.



    ÇEVRE YÖNETİMİ SORUNLARI
    Çevre yönetiminin sorunları etik açmaz kabul edilebilirlik, adalet açmazı, özgürlük açmazı, kesin olmama, değerlendirme açmazı gibi sorunlardır. Bu sorunlar çevre yönetimi sürecinde karşılaşılan sorunlardır. Çevre konusunda daha bilgili ve duyarlı olunduğu zaman bu sorunlar aşılabilir.
    Ülkemizde çevre sorunlarını bütüncül bir yaklaşımla ile ele alacak bir örgüt yakın tarihimize kadar yoktu. Bu kamu yönetiminde çevre ile ilgili hiçbir örgütlenmenin bulunmadığı anlamına gelme. Birtakım merkezi ve yerel kuruluşlar görev alanları çerçevesinde çevrenin korunmasına ve geliştirilmesine ilişkin işlevlerini birbirinden bağımsız bir biçimde sürdürmektedirler.
    Çevre içinde örgütlenmede başlıca iki yol vardır. Bazı ülkelerde salt çevre sorunlarından sorumlu bir çevre bakanlığı vardır. Bu ülkelerde çevre bakanlığı ya bağımsız bir bakanlık ya da sağlık, imar, konut ve yerel yönetim bakanlıklarından biri ile birleştirilmiş durumdadır. Örneğin, Hollanda da kamu sağlığı ve çevre sorunları bakanlığı, Avusturya da sağlık ve çevre koruma bakanlığı, İtalya da kültür ve çevre bakanlığı, İngiltere de ise bağımsız bir çevre bakanlığı vardır. Bazı ülkelerde çevre konuları bakanlık statüsünde olmayan merkezi kuruluşların sorumluluklarına bırakılmıştır. ABD de çevre koruma yönetimi, Japonya da çevre sorunları yönetimi, İsviçre de federal çevre ofisi, Yugoslavya da çevre planlama konseyi bu ikinci kümede bulunan örgütlere örnektir.
    Merkezdeki çevre örgütleri ya yürütme yetkileri ile donatıldıkları çeşitli kuruluşlar arasında eşgüdüm sağlamaktan sorumlu oldukları yada her iki işlevi birlikte üstlendikleri görülmektedir. Merkezdeki, çevre örgütlerinin nitelikleri her ülkenin yönetim yapısının ve özelliklerine ve gereksinimlerine göre değişir



    TÜRKİYE’DE ÇEVRE YÖNETİMİ
    A- MERKEZDE ÇEVRE ÖRGÜTLENMESİ
    1) Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı
    1978 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı kurulmuştur. 1984 yılında kamu yönetiminde yapılan düzenlemeler sırasında çevre müsteşarlığı Başbakanlığına bağlı olmak üzere Çevre Genel Müdürlüğüne dönüştürülmüştür. 1989 da da 389 sayılı yasa gücündeki kararname ile örgüt yeniden müsteşarlık düzeyine yükseltilmiştir. Çevre Müsteşarlığının amacı kuruluş kararnamesinde çevrenin korunması, iyileştirilmesi, kırsal ve kentsel alanda arazinin ve tabi kaynakların en uygun şekilde kullanılması ve korunması her türlü çevre kirliliğinin önlenmesi ülkenin doğal bitki ve hayvan varlığı ile tabi ve tarihi zenginliklerinin korunması olarak özetlenmiştir. 1991 de Çevre Bakanlığının korunması Başbakanlık Çevre Müsteşarlığının varlığı sona ermiştir.
    2) Çevre Bakanlığı
    Çevre Bakanlığı kıyı bölgelerinde kentsel ve kırsal arazilerde doğal kaynakları kullanma ve korunmasının aynı zamanda da su, toprak ve hava kirliliğinin önlenmesinin zorunluluğunu taşır. Bakanlık, deniz kaynakları da dahil olmak üzere bitki ve hayvan varlığıyla doğal ve tarihi zenginliklerinin korunmasından sorumludur.
    Çevre Bakanlığı Ağustos 1991 de 443 sayılı yasa gücünde kararname ile kurulmuştur. Çevre Bakanlığının kuruluş amacı kararnamenin 1. maddesinde şu şekilde belirtilmiştir.





    Çevrenin korunması ve iyileştirilmesi, kırsal ve kentsel alanda arazinin ve doğal kaynaklarının en uygun ve verimli şekilde kullanılması ve korunması ülkenin doğal bitki ve hayvan varlığı ile doğal zenginliklerinin korunması, geliştirilmesi ve her türle çevre kirliliğinin önlenmesi“
    Çevre Bakanlığı özellikle kıyı yönetimine önem vermiştir. Kıyı alanlarda 1990 kıyı kanunu uygulanmaktaydı. Bu kanunların yürütülmesi valilik aracılığıyla yapılır. Valililerin içlerinde hükümetin bazı organlarının temsil edildiği müdürlükleri illerde konunun uygulanmasını sağlar. Ancak bazı nedenlerle valinin sorumluğu Belediye sınırlarının dışında kalan bölgelerle sınırlanmıştır. Yinede Belediyelerin çevre kanununun uygulanmasını sağlamak valinin sorumluluğundadır.
    Çevre Bakanlığının görevleri şunlardır:
    1) Çevrenin korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi ve çevrenin iyileştirilmesi için gerekli ilkeleri , politikaları izlenceleri hazırlamak ve bu çevrede araştırmalar yapmak ve yaptırmak.
    2) Kırsal ve kentsel alanda ilgili bakanlığın koordinasyonu ile arazi kullanım kararlarına uygun olarak belirlenen alanlarda uygulanacak koruma ve kullanma ilkelerini saptamak
    3) Dengeli ve sürekli kalkınma amacına uygun olarak ekonomik kararlarla çevre bilimsel kararların birlikte düşünülmesine olanak veren ulusal doğal kaynak kullanımını sağlamak üzere kalkınma ve bölge planları temel alınarak çevre düzeni planlarını hazırlamak, onaylamak ve uygulamasının sağlamak
    4) Çevrenin korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla ülke koşullarlına uygun olan teknolojiyi belirlemek
    5) Ülke koşullarına uygun olan çevre standartlarını belirlemek
    6) Atık, artık ve yakıtlar ile ilgili çevre bilimsel dengeyi bozan, havada suda ve toprakta kalıcı özellikler gösteren kirleticilerin çevreye zarar vermeyecek biçimde giderilmesi için denetimler yapmak
    7) Çevrenin korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesi için her türlü çözümlemeyi ölçüm ve denetimlerin gerçekleştirmek için laboratuarlar kurmak yada var olan kamu kurum ve kuruluşlarının laboratuarlarından yararlanmak
    8) Ülkedeki kirlenme konuları ile kirlenmekte yada kirlenmesi olası bölgeleri ve kesimleri belirlemek, izlemek, bu sorunların yönetsel ve akçal gereksinmelerinin karşılanması için önlem almak.
    9) Çevreye olumsuz etki yapabilecek her türlü tasa ve tasarının yarar ve maliyetleri ile çevresel olguların birlikte değerlendirilmelerine yarayacak çevre etki değerlendirmesi .
    10) Çevre konusunda görev verilmiş olan kuruluşlar arasında işbirliği ve eşgüdüm sağlamak ve bu alanda çalışan gönüllü kuruluşları özendirmek.
    11) Çevreye olumsuz etkilerin olan her türlü etkinliği ülke çapında izlemek ve denetlemek.
    12) Başta yerel yönetimler olmak üzere sürekli bir eğitim izlenmesi bu amaçla yapılan eğitim etkinliklerini izlemek denetlemek, yönlendirmek.
    13) Uluslar arası çevre çalışmalarına Türkiyecin katılmasını sağlamak, Dokümantasyon , yayın ve tanıtma ve etkinliklerinde bulunmak







    Çevre Bakanlığının merkezi örgütünde ana hizmet birimleri olarak üç genel müdürlük ve üç daire başkanlığı bulunmaktadır. Genel müdürlükler , çevre kirliliğini önleme ve denetleme, koruma çevresel etki değerlendirme ve planlama müdürlükleridir. Daire başkanlıkları ise dış ilişkiler, finansman ve çevre eğitimi ve yayın birimlerinden oluşmaktadır. Çevre yönetimi örgütlenmesi içinde başkanlığın iç örgütlenmesi olan genel müdürlükler ve daire başkanlıkları yanında, Çevre Bakanı Başkanlığında bir yüksek çevre kurulu bulunmaktadır. Yüksek çevre kurulu, Bakanlık Müsteşarı, YÖK Başkanı, TUBİTAK ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanları, Devlet Planlama Teşkilatı ve ilgili Bakanlıkların müsteşarları ile TOBB ve Türkiye Ziraat odaları Birliği Başkanları ve YOK çe seçilecek iki öğretim üyesinden oluşur.
    Yüksek Çevre kurulunun temel görevi çevreyi korumak amaçlı hedefler saptamak ve koruma bölgeleri ve kullanılmaları ile ilgili esasları belirlemektir.
    Yüksek Çevre Kurulunun görevleri şunlardır:
    1) Çevrenin korunmasını kirlenmesinin önlenmesini tükenmiş stokların yeniden kullanılmasını sağlayacak hedefleri belirlemek.
    2) Özel çevre koruma bölgesinde ne tür tesislerin nerede yapılacağına bu konuda ilgililere taşınmaz mal tesisine ve yapı izni verilmesine ilişkin esasları belirlemek.
    3) Özel çevre koruma bölgesi olarak ilan edilen yöreler hakkında uygulanacak öteki ilkeleri belirlemektir.
    Çevre şurası, Bakanlığın çevre ile ilgili görevleri arasında bulunan konularda başka bakanlıkların, sanayici uzmanlık sahiplerinin bilgi ve deneyimlerinden yararlanmak üzere Bakan Çevre Şurasını toplantıya çağırabilir. Bu kararnamede ön görülmüştür. Çevre Şurası Çevre Bakanlığına bağlı çevre yönetimi örgütlenmeleri arasındaki bir danışma birimi olarak ortaya çıkmıştır. Çevre Bakanlığı diğer bakanlık, ilgili kuruluş ve uzmanların çevre konusundaki görüş ve önerilerinden yararlanmak üzere çevre şurasını toplantıya çağırır.
    ÖZEL ÇEVRE KORUMA KURUMU
    Çevre yasasında 3416 yasa ile yapılan bir değişiklik çevre örgütlenmesi açısından önemli bir adımdır. Bu yasa ülke ve dünya ölçüsünde ekonomik önemi olan çevre kirlenmelerine ve bozulmalarına duyarlı olanları , doğal güzelliklerin gelecek kuşaklara ulaştırılmasını güvence altına almak üzere gerekli düzenlemeleri yapmak amacıyla özel çevre koruma bölgesi olarak ilan etmeye bu bölgeler ile ilgili koruma ve kullanma planlama ilkeleri belirlemeye bakanlar kurulunu yetkili kılmıştır. 4629 sayılı bazı fonların tasfiyesi hakkında yasa ile fonların kaldırılması ve Şubat 2001 de genel bütçeye devredilmesi ile özel çevre koruma fonu çevre yönetiminin amaçlarını gerçekleştirmek için elde edilecek kaynaklar arasındaki öneminin yitirmiştir.
    Özel çevre koruma kurumunun merkez örgütü, özel çevre koruma kurulu başkanlık temel hizmet ve danışma birimleri ile yardımcı birimlerden oluşmaktadır. Özel çevre koruma kurulu, Başbakanlık müsteşarıyla Orman genel müdüründe ve özel çevre koruma kurumu başkanından oluşmaktadır.
    Özel Çevre Koruma Kurulunun görevleri şunlardır:
    1) Kara, kıyı ve deniz kaynaklarının verimliliklerinin korunması, kirlenmesinin önlenmesi, bu bölgelerin gelişmesini sağlayıcı hedefler belirlemek.
    2) O yörelerdeki çevre düzeni nazım ve uygulama planlarıyla bunların değişikliklerinin tümüyle yada kısmen yer bölüm esasına kadar yaptırılmasına karar vermek .
    3) Yöredeki tesislerin nerelerde yapılacağına bu konuda ilgililere taşınmaz mal tahsisine ve yapı izninin verilmesine ilişkin ilkeleri belirlemek.
    4) Kamu yararının gerektirdiği durumlarda gerçek kişilerle tüzel kişilerinin iyeliğinde bulunan taşınmaz malların kamulaştırılmasına karar vermek.
    5) Koruma ve kollanma esasları ile ilgili ilke kararlarını almak

    4) ÖTEKİ BAKANLIKLAR
    Çevresel değerlerin korunması, geliştirilmesi ve kullanılması doğrudan ilgili olan bakanlıklarda bulunmaktadır. Orman Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Kültür değerlerini koruma yüksek kurulu, Turizm Bakanlığıdır.
    Orman Bakanlığı ormanların korunmasının ve geliştirilmesinin yanında, ulusal park, doğa park, doğa anıtı, doğayı koruma gibi alanların ayrılması, korunması, geliştirilmesi, ağaçlandırılması gibi işlevleri de yerine getirir.
    Tarım ve Köy işleri Bakanlığı toprak, su , bitki, ve hayvan varlığı ve benzeri doğal kaynakların korunması için araştırma, inceleme, tasarılar yapma görevine sahiptir.
    Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, Ankara da hava kirliliğini önlemek amacıyla oluşturulan Bakanlıklar arası kurulun sekreterliğini yapmak için kurulmuştur. Günümüzde ise enerji kaynaklarının çevreye etkileri ile ilgilenmektedir. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının yakıt planlarının yapılması, yakıtların ülke ekonomisine, kamu yararına en uygun biçimde dağıtım, tüketim, kullanım, esaslarının belirlenmesi gibi görevleri vardır
    Sanayi ve Ticaret Bakanlığı , sanayi araştırma geliştirme müdürlüğüne bağlı olarak sanayi kuruluşlarının ortaya çıkardığı sorunlarla ilgilenmek amacıyla 1976 yılında bir çevre sorunları şube müdürlüğü kurulmuştur . Bu bakanlığın görevi sanayi ilgili çevre meseleleri hakkında olumlu çalışmalar yapmak ve gerekli tedbirlerin alınmasına yardımcı olmaktır.
    Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, imar planları yapabilmektedir. 1985 den sonra çok geniş yetkileri olan bu bakanlığın yetkileri azalmıştır. İmar planı ile bakanlık dolaylıda olsa çevreyi etkileme olanağına sahiptir.
    Sağlık Bakanlığı, sağlık ve çevre sağlığı koşullarının iyileştirilmesi ile görevlidir.

    Kültür Değerlerini Koruma Yüksek Kurulu, doğa varlığı, sit, koruma alanı gibi alanların korunmasını sağlar. Bu amaçla ilgili valiliklere ve belediyelere belirli süreler içinde koruma amaçlı imar planı hazırlama zorunluluğu getirilmiştir. Bu planlar koruma kurulu denen yerel kurallar tarafından değerlendirilir. Yüksek kural genel ilkeleri belirler ve yerel kurallarda bu ilkeler doğrultusunda görev yapar . Yüksek kurul sekiz doğal üye ile altı seçilmiş üyeden oluşur.
    Turizm Bakanlığı, turistik bölgelerde bölgenin doğal kültürel özelliklerini bozmamak amacıyla bakanlıktan izin alınarak kamuya yararlı yapılar yapılmasına olanak tanımıştır. Amaç bu yerlerin kamu yararına korunmasına ve kullanılmasına katkıda bulunacak yapıların yapılmasıdır.
    B) YEREL DÜZEYDE ÇEVRE ÖRGÜTLENMESİ
    1) YEREL YÖNETİMLER
    Belediyeler, köyler il özel yönetimlerinden oluşur.
    a) Belediyeler: Çevre sorunları belediyelerin başlıca sorunudur. Belediyelerin temel görevi kolluk hizmetidir. Aynı zamanda belediyeler çevreye yönelik tüm hizmetleri de karşılamakla görevlidir.
    3194 Sayılı imar yasası 40. maddesinde arsalarda, evlerde ve başka yerlerde, toplumun sağlık ve esenliğini bozan, kentçilik trafik yönlerinden sakıncalı görülen enkaz ve birikintilerin gürültü ve duman yaratan tesislerin çukur, kuyu, lağım, gibi etkenlerin sakıncalarının giderilmesinde ilgilileri sorumlu tutmaktadır.
    b) Köyler: Yerel yönetim biçimi olarak çevre yönetimi birimlerinden biride köylerdir. 1924 de çıkarılmış köy yasasında köy yönetimine gerek zorunlu (m.13) gerekse isteğe bağlı (m.14) birtakım görevler verilmiştir. Buna göre köylerin görevi, köy sınırlarındaki su birikintilerini önlemek evlerde ve halka açık yerlerde kapalı tuvalet yaptırmak , evlerden dökülen pis suların içme sularına karışmasını önlemek, köyde herkesin yılda en az bir ağaç dikmesini sağlamak , köyün korusunu korumak gibi görevler vardır.
    c) İl özel Yönetimleri: İl özel yönetimleri yerel düzeyde çevre sorunları önlemek ve çevre sağlığını korumakla görevlendirilmiştir.
    2) ÇEVRE BAKANLIĞININ YEREL DÜZEYDE ÖRGÜTLENMESİ
    Bakanlığın bakanlar kurulu kararıyla taşra örgütü kurma yetkisi vardır. Çevre bakanlığı kuruluş kararnamesine göre yerel çevre kuralları çalışmalarını sürdüreceklerdir
    Yerel çevre kurulları ayda bir kez toplanır. Valinin başkanlığında bakanlıkların ildeki temsilcileri, büyük şehir belediye başkanı ve belediye başkanları sanayi ve ticaret odalara başkanları ve çevre bakanlığı temsilcisinden oluşmaktadır.
    Yerel Çevre Kurullarının görevleri şunlardır:
    1) Çevre kirliliğini önlemeye yönelik eğitici etkinliklerde bulunmak.
    2) Çeşitli bakanlık ve kuruluşların il düzeyindeki etkinliklerini izlemek, yönlendirmek.
    3) Çevre kirliliğinin önlenmesi ve çevrenin iyileştirilmesi için gerekli kararları almak
    3)YEREL KORUMA KURALLARI
    Yerel koruma kuralları 2863 sayılı kültür ve doğa varlıklarını koruma yasasına göre kurulmuştur. Kültür ve doğa varlıklarının tescilini yapmak korunması gereken kültür varlıklarının gruplandırmak, imar planlarını incelemek, imar planlarındaki değişikleri onaylamak, kültür varlıklarının koruma alanlarını belirlemek, sit alanlarının tescilinden itibaren bir ay içinde geçiş dönemi yapılaşma kurallarını belirlemek gibi görevleri vardır. Yerel koruma kuralları, koruma yüksek kurulunun aldığı ilke kararları doğrultusunda görev yapar.
    C) GÖNÜLLÜ KURULUŞLAR
    Gönüllü kuruluşlar çevre duyarlılığının gelişmesine ve çevre politikalarını oluşturulmasına öncülük ederler.
    Tek partili dönemde ülkemizde gönüllü kuruluşlar bulunmamaktaydı. Çevre sorunlarıyla bu dönemde sadece devlet ve yerel yönetimler ilgileniyordu. 1950-1970 arası dönemde ise gönüllü kuruluşların sayısında artış oldu. Ancak çevrenin korunması iyileştirilmesi amacı olan kuruluşlar henüz oluşmadı. 1960 dan itibaren gecekondu ulaşım sorunlarıyla mimar v mühendis odalarında birtakım kişiler ilgilenmeye başladı. Türkiye tabiatını koruma derneği, Türkiye Ormancılar derneği, Ankara hava kirliliğiyle savaş derneği gibi kuruluşlar çalışmalarda bulunmaktaydı. 1970 den sonra çevre sorunlarıyla ilgilenen kuruluşların sayısı hızla arttı.
    ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİNDE ÇEVRE YÖNETİMİ
    Planlı kalkınmanın bir gereği olarak geliştirilmiş olan organize sanayi bölgeleri ülkemiz de sanayileşmenin çevreye vereceği en az zarara indirebilmek açısından en uygun modeldir. Bölgeler kuruluşları itibari ile merkezi bir yapı teşkil ettikleri için bölge genelinde uygun bir çevre yönetim sisteminin uygulanması mümkündür. Bu avantajı kullanarak her bir OSB için çevre yönetim sistemi ve atık minimizasyon sistemleri geliştirilmelidir. OSB modeli ülkemizin planlı kalkınma anlayışı içersinde takip ettiği bir sanayileşme şeklidir. Her ne kadar kuruluş, tip ve organizasyon olarak farklılıklar görülse de sanayi bölgeleri belli bir coğrafi bölgede işletmelere yönelik yargı ve yetki haklarını elinde bulunduran tek bir otorite tarafından yönetilen çeşitli sanayiler tarafından oluşturulmuş bölgelerdir. Sanayi bölgeleri alt yapı maliyetlerini düşürüp mahalli ve bölge ekonomisini hareketlendiren endüstriyel gelişim için etkili bir araçtır. OSB lerin uzun planlama süreci içersinde çevre yatırımlarının daha dikkatli ve planlı yapılması gerekmektedir.
    Kötü yönetilen sanayi bölgesi hava ve su kirliliği gürültü problemiyle sanayi kazalarına yol açabilir. Bu tehlikenin önüne geçilebilmesi için sanayi bölgelisinde çevre yönetimin oluşturulması önem taşır. Bölgeler kuruluşları itibari ile merkezi bir yapı teşkil ettikleri için bölge genelinde uyumlu bir çevre yönetiminin uygulanması mümkündür.


    Atık Su Sorunu:
    Pek çok değişik sektörü barındıran organize sanayi bölgelerinden çıkan atık sular verildiklerinde nehir v.s ,,, gibi alıcı ortamları kısa sürede kirletmekte ve bu suların geçtiği yerlerdeki tarım alanlarının zarar görmesine neden olmaktadır. Bu nedenle OSB bölgelerinde yapılacak araştırmaların ardından sektör türüne göre ön arıtma ortak arıtma ile bu zararların önlenmesi mümkündür.
    Hava Kirliliği Sorunu:
    OSB bölgelerinde bulunan tesislerde proses ısı ihtiyacı ve ısınma gibi ihtiyaçların karşılanması için yakma sistemleri kullanılmaktadır. Bu işlemlerde çoğunlukla kömür, fuel oil ve doğal gaz gibi fosil yakıtları kullanılmaktadır. Bu yakıtların yakılması neticesinde atmosfere kirletici gaz emisyonları atılmaktadır. Bu maddeler mevcut yakma sistemlerinin eski ve yeni olmasına ve iyi işletilip ve işletilmemesine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Yakıtlardan ve proseslerden ortaya çıkan kirleticilerin çevreye ve insan sağlığına zarar vermemesi için OSB yönetimince hava kalitesinin korunması yönetmeliği uyarınca ve belirlenen esaslar çerçevesinde işletme denetimleri yapılmalıdır.
    Katı Atık Sorunu:
    OSB bölgelerinde çok çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler yer aldığından dolayı atık türleri de farklılık göstermektedir. Genel olarak bu atıklar evsel nitelikli atıkların dışında kaplama ve metal işleme atıkları, reaktif atıklar, tekstil atıkları, boyalar, reçineler, atık yağlar, kirlenmiş kaplar, organik kimyasallar v.b sıralanabilir. Bu atıklar çevreye ve insan sağlığına olan etkileri nedeniyle tehlikeli atık olarak nitelendirilebilmekte ve ayrı olarak bertaraf edilmesi gerekmektedir. Katı atık kontrolünde izlenecek yöntemin belirlenmesinde aşağıdaki konular izlenir.
    Toplanan atıkların gerektiğinde toplanabileceği , atıklarının kendi araçlarıyla getirebileceği yerler oluşturulmalıdır. Özellikle tehlikeli atıkların depolanabileceği güvenli alanlar oluşturulmalıdır.


    Gürültü Sorunu:
    OSB bölgelerinden kaynaklanan gürültü genelde işletmelerde kullanılan makinelerden kaynaklanmaktadır.
    OSB’lerde Çevre Yönetimi:
    OSB ‘lerde Çevre yönetimi sisteminin kurulabilmesi için çeşitli seçenekler bulunmaktadır. Bölge yönetimlerinin işletmeleri çevre konusunda denetleme yetkisi bulunmadığı durumlarda bölgedeki işletmeler tarafından uygulanan çevre yönetim sistemi bu güne kadar yaşanmış tecrübe göre işletmelerin tek başlarına çevre yönetim sistemi kurma zorunluluğu getirilemeyeceğinden bölge tesis ve hizmetlerini kapsayan bir yönetim sisteminin olduğu görülmüştür. Bu kapsamda OSB yönetimi atık su arıtımı, katı atık bertaraf gibi verdiği hizmetler gibi bir çevre yönetim sistemi geliştirmekte ve bölgede faaliyet gösteren işletmeler çevre yönetim sistemi kurmak teşvik edilmelidir.
    Kısa Dönem Faaliyetleri
    1) OSB yönetimi tarafından işletilen tesisler için çevre yönetim sistemi:
    OSB tarafından verilen hizmetler ve OSB tesisleri için çevre yönetim sistemlerinin kurulması özellikle tesislerdeki performansı iyileştirilmesi açısından önem taşır. Diğer yandan bölge tesisleri için çevre yönetim sistemi kurulması bölge içindeki işletmeler için örnek teşkil edecek ve bir hedef plan ortaya koyacaktır.
    2) Şirketlere ÇYS uygulamalarının tanıtımı:
    ÇYS kurumsal yapıyı geliştiren hammadde kullanımı enerji tasarrufu ve oluşan atıkların bertaraf gibi konuları içeren ve bu çerçevede maliyet azaltılmasını sağlayan ve çevre performansının sürekli gelişmesini sağlayan bir yönetim biçimidir. Bu hizmetler sanayi bölgesi içinde bulunan işletmelerin ÇYS uygulamasına ve diğer çevre yönetimi araçlarının kullanımının desteklenmesine yönelik olmalıdır.




    3) Atık Bertaraf ve Sınırlı Kaynak Kullanımının desteklenmesi:
    Öncelikle şirketlerin toplam enerji tüketimi hammadde tüketimi ve ortaya çıkan atık hava, atık su ve katı atık ve benzeri ölçülmesini sağlayacak araçların teminine ilgili prosedürlerin uygulanması desteklenmelidir. Diğer bir etken ise şirketlerde bu konuda zorunlu raporlandırma sisteminin geliştirilmesidir.
    4) Bölge İşletmeleri için Raporlandırma Sisteminin Kurulması:
    İşletme kendi çevre performansları hakkında bilgi sahibi olmalarını ön gören prosedürlerin geliştirilmesi ve uygulanması gerekmektedir. Bu kapsamda hazırlanacak rapor en azından enerji tüketimini çıkan atık suyu ve bertaraf edilen atık miktarını içermelidir. Bölge yönetimleri ise hazırlanan bu raporlanması ve değerlendirilmesinden sorumlu olmalıdır.
    5) Çevre ile İlgili Teknolojilerin Tanıtılması:
    Bölge yönetimleri hakkında teknolojik gelişmeler hakkında bölgede faaliyette bulunan işletmeleri bilgilendirilme çalışmaları yapılmalıdır. Bu çalışmalar AB kapsamında çevreye verilen zararı azaltarak kalite standartlarını geliştiren bir kullanımı belirlenmiş bir teknik ve teknolojileri içeren konular üzerinde yoğunlaşmalıdır.
    Orta ve Uzun Dönem Faaliyetleri
    1) ilgili taraflar arasındaki sorumluluğun tanımlanması:
    Çevre sorumluluğunun çeşitli birimler tarafından üstlenilmesi çevre adına bir gelişme sağlayamamaktadır. Bu nedenle çevre performansının ölçülmesi ve denetlenmesinden sorumlu kuruluşların görev dağılımının belirlenmesinin bu kapsam da yazılı prosedürlerin oluşturulması gerekmektir.,
    2) Alt yapının geliştirilmesi:
    OSB yönetimi şirketlere sunulan hizmetlerin ve buna ek olarak çevresel performansın geliştirilmesi yönünde faaliyetler yapmak için en uygun kurumdur. OSB’lerin bulunduğu alanlarda hava kalitesinin izlenmesi için hava kalitesi ölçüm istasyonları kurulabilir.

    3) Çevre Yönetimi için Kaynak Sağlanması:
    Çevre yönetiminin geliştirilmesi için devlet değişikliklerinin önemli bir itici güç olduğu ortadır. Bu kapsamda ÇYS geliştiren şirketlere özel fonlar ve ya vergi teşvikleri getirilebilir. Çevre performansını geliştiren şirketler için ulusal çevre ödülleri verilebilir.
    OSB bölgeleri ülkemizde sanayileşmenin çevreye vereceği en az zarara indirebilmek açısından en uygun modeldir bu avantajı kullanarak her bir OSB için bir çevre yönetim sistemi ve atık minimizasyon sistemleri geliştirilmelidir. Bu sistem içersinde OSB’ nin hangi safhada hangi tedbirleri alması gerektiği gibi hususlar ayrıntılı olarak ele alınmalı ve sistem dinamik olmalı , her yıl gözden geçirilerek fabrikalarda ve OSB genelinde meydana gelen değişiklikler kaydedilmelidir. OSB idareleri özellikle kuracakları çevre yönetim sistemine fabrikaların katılımını sağlamaları ve hazırlanacak program uygulanabilir. Ve çoğunluk tarafından kabul edilmiş olmalıdır. Birbirinden bağımsız çevresel faaliyetler sorunların çözümü için yeterli olmamaktadır.
    Devlet kurumlarının işletmelerin çevre yönetim uygulamalarına teşvik sağlayabilmek için kurumsal ve hukuki yapıyı gözden geçirmeleri gerekmektedir. OSB yönetimleri kendi sorumlulukları altında faaliyet gösteren tesisler için çevre yönetimi sistemi uygulamalarına geçmeli ve genel olarak şirketlerde ve özellikle KOBİ lerde çevre duyarlılığını desteklemelidir.
    22 Eylül 2011
    #1
  2. çevre yönetimi tanımı ve amaçları Cevapları

soru sor

çevre yönetimi tanımı ve amaçları