Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu

Wh Murat KekiLLi Fan CLuß

Eğlenceler & Yarışmalar kategorisinde ve WH Fan Club forumunda bulunan Wh Murat KekiLLi Fan CLuß konusunu görüntülemektesiniz.Murat KEKİLLİ 18.04.1968 yılında aslen Adana merkezde doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini de Adana'da tamamladı. Müzik hayatına ilk piano ...



Geri git   Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu > Eğlenceler & Yarışmalar > WH Fan Club

Maşaallah Wh Murat KekiLLi Fan CLuß

İndir Sitemap Arama Haritası Harita Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Wh Murat KekiLLi Fan CLuß


Yeni Konu aç  Cevapla

 

LinkBack Seçenekler
Alt 07-26-2008, 01:28 AM  
Thumbs up Wh Murat KekiLLi Fan CLuß





Murat KEKİLLİ


18.04.1968 yılında aslen Adana merkezde doğdu.
İlk, orta ve lise eğitimini de Adana'da tamamladı.
Müzik hayatına ilk piano ile başladı.
Adana'da gençlik sarayının müdürü ile tanışıp.Onun yanına gidip gelirken orada piano çalan bir arkadaşını görür.Parmaklarına bakar çok güzeldir ve arkadaşı
Barış MANÇO'nun şarkısını çalıyordur.Ondan dolayı pianoya hayran olmuş ve öğrenmiş.Müzik hayatına piano ile başlamış.
1989 da askere giden Murat Kekilli 1991 askerden döner.1992-1993 yıllarında Adana devlet konservatuar sınavlarını kazanan ve bir yıl kadar devam edip ayrılan Murat KEKİLLİ, 1994'de İstanbul'a gelir daha sonra grup çalışmalarına başlar.Var olan bir grupta çalışıp ve ilk grubumun ismi olan kilikyalıları kurar.Bu grupta şuan İstanbul'un bir çok ünlüleri vardır.1996'da tekrar YOLCULAR grubunu ile çalışır ve sonra eşşek gözlüm albümünü çıkarır.Albüm istenilen yere gelmediği düşüncesi ile firma ile yollarını ayırır.Boğaziçi müzik ile anlaşıp 1999'da Bu Akşam Ölürüm adlı albümümü çıkarır.
2001'in şubat ayında ise YEDİ-ALTI albümü,2004 de AVARA albümünü çıkarır.Ve Son olarakta Ahir Zaman Albümü ile Biz Kekilli Sevenleri Kendinden Geçirmeye devam Ediyor...
Herkes birbirini sevecek diye bir şey yok elbette.Yada herkesi kendime hayran bırakma kaygılarım...Beni sevseniz de sevmeseniz de Muratlığımdan bir şey kaybetmem ama ben görmediğim ve bilmediklerimde dahil olmak üzere herkesi ve her şeyi sevebilirim.Ona birazcık benzediğimi bileyim bu yeter...Sanıyorum ki bunu sadece yaratılanı sevdiğim için yaparım...
Sevgilerimle
Murat KEKİLLİ




Konu Jazzy_Love tarafından (07-26-2008 Saat 12:01 PM ) değiştirilmiştir..
 
Alt 07-26-2008, 01:35 AM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß




  • 1996 Vay Be! Eşek Gözlüm - Ferdifon Müzik
    • 1.Eşek Gözlüm
    • 2.Seni Çılgın
    • 3.Vay Be!
    • 4.Bu Akşam Ölürüm
    • 5.Dokunursam Yanarsın
    • 6.Anadolu Benim
    • 7.Vur Sineme Öldür Beni
    • 8.Bit Pazarı
    • 9.Bir Çift Turna Gördüm
    • 10.Kıbrıs Türküsü
      • Klip Çekilen Şarkılar: Eşek Gözlüm


  • 1999 Bu Akşam Ölürüm - Boğaziçi Müzik
    • 1.Turnam
    • 2.Bu Akşam Ölürüm
    • 3.Barış Türküsü
    • 4.Anadolu Benim
    • 5.Dadaş
    • 6.Karagözlüm
    • 7.Aklıma Gelmeyecektin
    • 8.Vay Be!
    • 9.Dere Boyu Kavaklar
    • 10.Yar Deyi
      • Klip Çekilen Şarkılar: Bu Akşam Ölürüm, Turnam


  • 2002 Yedialtı - Boğaziçi Müzik
    • 1.Söyleme
    • 2.Gel Öpem Seni
    • 3.Alır Seni Boşarım (Padişah)
    • 4.Bir Çift Turna Gördüm
    • 5.Salını Salını
    • 6.Çılgın
    • 7.Köprüden Geçti Gelin
    • 8.Kapat Kapıları
    • 9.Beşinci Mevsim
    • 10.Usandım Ben
      • Klip Çekilen Şarkılar: Gel Öpem Seni, Çılgın, Salını Salını


  • 2004 Avara - Boğaziçi Müzik
    • 1.Avara
    • 2.Ayrılık
    • 3.Eşek Gözlüm
    • 4.Tomarza
    • 5.Yandı Bu Yürek
    • 6.Vakti Geldi (Ayrılık Vakti)
    • 7.Odalarım
    • 8.Meyro
    • 9.Gitme Döngüsü
    • 10.Meşeler
      • Klip Çekilen Şarkılar: Ayrılık, Avara, Vakti Geldi(Ayrılık Vakti)


  • 2006 Bir Ahir Zaman - Boğaziçi Müzik
    • 1.Sana Gül Dedim
    • 2.Ahir Zaman
    • 3.Kahrında Hoş Lutfunda Hoş
    • 4.Hayat Mı Bu
    • 5.Sam Amcalar
    • 6.Cümbür Cemaat
    • 7.Döveceksin Dizlerine
    • 8.Bir Masal Rüzgarı
    • 9.Yeşil Başlı Dövel Ördek
    • 10.Ayrılık Ayı
      • Klip Çekilen Şarkılar: Ahir Zaman, Sana Gül Dedim


Konu Jazzy_Love tarafından (07-26-2008 Saat 10:16 AM ) değiştirilmiştir..
 
Alt 07-26-2008, 01:54 AM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß



Jazzy_Love
Mc KaTLiaM
tek.dilegim
rOcK4ever!
SAL55
hayLaz`

Konu Jazzy_Love tarafından (07-26-2008 Saat 10:21 PM ) değiştirilmiştir..
 
Alt 07-26-2008, 02:06 AM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß

Yanındayım Devam (:
 
Alt 07-26-2008, 02:17 AM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß



Bir Şarkı Söyledi Hayatı Değişti...
Bu Akşam Ölürüm şarkısıyla bir anda patlayan Murat Kekilli, tarlalarda sırtında karpuz taşıdığı günlerini unutamıyor Şarkısı milyonların dilinde olan Kekilli şimdilik plak şirketinin kirasını ödediği bir otelde kalıp ayda 70 milyon lira ile geçiniyor

TEK şarkıyla efsane haline gelen Murat Kekilli’nin hayatı 40 günde değişti. 8 yıldır şarkı söylediği halde yanından geçip giden insanların son 40 gündür yolda durdurup "Sen bizim özlediğimiz insansın" dediğini anlatan Kekilli "Ben bir aynayım. Bana bakıp kendilerini görüyorlar" yorumunu yapıyor.

Peki insanlar Murat Kekilli’yi niçin kendilerine bu denli yakın hissediyorlar? Bunun yanıtını yine Kekilli veriyor:

"Kendilerine yakın hissetmelerinin sebebi, onlara meydan diliyle seslenmemiz ve meydan yaşamıyla yaklaşmamız olsa gerek. Sokakta insanlar gelip Murat abi ’ne olur bana bir iş bulur musun?’ diyorlar. ’Benim fabrikam yok, ben başbakan da değilim, sadece sana bir çorba ısmarlayacak kadar gücüm var aslanım.’ diyorum. Kendi gücüm ne ise ben onu kullanıyorum."

BGS’DEN GİYİNİYOR
Kekilli’nin gücü ise yaşam tecrübesinden geliyor. Çünkü o müzik yolculuğuna çıkmadan önce türlü türlü işlerde çalışmış. Adana’da un pazarlamış. Tarlalarda kamyonlara karpuz yüklemiş.

Ailesi Adana’da. Baba Bağkur emeklisi. Eskiden çiftçiymiş. Anne ev hanımı. Bu yıl ikisini de hacca göndermeyi planlıyor. 6 kardeşin dört numarası olan Kekilli’nin tek ideali buymuş.

Evleri Adana’da bit pazarının yanında. Oradan söz ederken, hiç unutamadığı bir olayı da anlatıyor:

"Lisede babam bir takım elbise aldı bana bit pazarından. Ama yeni gibiydi. Lacivertti. Okula girdiğimde sınıfta herkes ıslık çalmaya başladı... ’Ooo ne güzel, İGS’den mi aldın?’ dediler... Hayır BGS’den dedim.. Yani Bit Pazarı Giyim Sanayi’nden..."

AŞK KAPIYI ÇALMIŞ
Kekilli ruhundaki en büyük değişimi 5 yıldır birlikte olduğu sevgilisiyle tanıştıktan sonra yaşamış. "İlk kez bir kızın insanın hayatını nasıl değiştirebileceğini öğrendim" diyor. Sevgilisi Çukurova Üniversitesi son sınıf öğrencisi. Ama ne adını ne de okuduğu bölümü veriyor. Şarkısı gibi sevgilisi de efsane haline gelebilir yakında. Çünkü bugünlerde Çukurova Üniversitesi’nde bu konudan başka bir şey konuşulmaz olmuş.

Peki bir sevgili Murat’ın hayatını nasıl değiştirdi?

"Kitapların sıcak yüzüyle tanıştırdı beni. Artık elimi cebime sokup sürekli gazete alıyordum. Tam bir kültürel devrim yaşamaya başladım o dönemde. Eskiden günübirlik yaşardım. Daha toplumsal yaşatmaya başlattı beni."

KÜLTÜR DEVRİMİ
Murat’ın tek ideali bir teleskop alabilmek. Para kazanmayı en çok onun için istiyor. "Yıldızları seyredeceğim, maviye bakacağım" diyor. Bir de iki yıl önce aldığı ama hâlâ 250 dolar taksidinin kaldığı klavyesinin borcunu kapatacak. Beyoğlu’nda bir otelde kalıyor. Otel parasını müzik şirketinin sahibi ödüyor. Onun dışında ayda 70 milyon lira ile geçindiğini söylüyor.

Ama gelişmelerden o da şaşkın. Şimdiden bin 500 konser anlaşması yapılmış. Yakında yollara düşecek grubuyla birlikte. "Kekilli Çelebi niye olmayayım. Ayrıca çok hoş bir durum bu" diyor.

Klipte neden atladı?
ŞARKISINI dinleyenlerin intihar ettiği iddialarını sürekli yalanlarken yeni klibinde kendisi de camdan atlayan Kekilli herkesi şaşırtan tavır değişikliğini felsefi bir biçimde açıkladı:

"Bu klipte ölümü değil, içimizdeki kötülükleri öldürme temasını kullandık."

Klibini de şöyle anlattı:
"Bir kız istemediği birisiyle evlendirilmiş. Öfkeli bir haykırış var orada şarkıyı söylerken. Erkeğin içinde bulunduğu ruh hali bu. Sokak sokak dolaşıp şarkısını söylüyor. Bir süre sonra yaşamla ölüm arasındaki o incecik çizgide, içinden gelen kötü şeyleri öldürmesi gerektiğini düşünüyor. Aklına yukardan gitarı atmak geliyor. Yukarı çıkıp, gitarını atıyor. Sonra da içindeki kötülükleri atıyor. Geriye güzel bir insan kalıyor. İnsanın varlığında iki farklı kutup vardır. İyilik de yapabilir, kötülük de yapabilir. Ve içinden gelen sese kulak verir, yapmaması gereken bir şeyi yapar. Burada yaptığımız şey, yapmamız gereken şeydi. Sadece kötülüğümüzü öldürdük. Temiz ve iyi olanı bıraktık. O iyi insan gelecekteki şarkılarda ortaya çıkacak."

(Sabah - 14 Ocak 2000)



Hangisi Doğru Söylüyor? Murat Kekili: Benim hiçbir zaman 1 milyar liram olmadı. Barış Çakar: Bu iş için Murat bana 1 milyar lira teklif etti

Pop şarkıcısı Murat Kekilli'nin gerçekten saldırıya mı uğradığı yoksa reklam için mi kendini bıçaklattığı merak konusu oldu. Unkapanı'nda 4 gün önce, gazetecilerle röportaj için buluşan şarkıcı Murat Kekilli'nin, saldırıya uğramasıyla başlayan olaylar şöyle gelişti. Bacağından yaralanan Kekilli, ilk önce bıçaklandığını, sonra da şırıngalı saldırıya uğradığını söyleyerek hastaneye koştu. Burada AIDS testi ve sarılık aşısı yaptırdı, ardından özel bir televizyon kanalında canlı yayına çıktı. Polis, 2 gün içinde, Murat Kekilli'yi yaralayanın, daha önce şarkıcı Ceylan'ı da bıçaklayan Barış Çakar olduğunu belirledi. Her yerde aranan Çakar da, bir özel televizyon kanalı tarafından canlı yayına çıkması için ikna edildi. Yayından saatlerce önce alt yazılı duyurular geçti. Ancak polis, Çakar'ı televizyona çıkıp "Kekilli'yi 1 milyar lira karşılığında, reklamını yapmak için bıçakladım" dedikten sonra gözaltına aldı. Kekilli ise saldırganın iddialarına şaşırdığını belirterek, "Benim hayatta 1 milyar liram olmadı" dedi. Kekilli'nin yaralanması ve "sapığının" gözaltına alınmasıyla ilgili 2 ayrı tartışma başladı. İlki, kimin doğru söylediği yönünde. Herkes, "Kekilli mağdur mu? Yoksa, reklam için mi bu işe soyundu?" sorusunu soruyor. Diğer tartışma ise, polisin "bıçaklama zanlısı" olarak aradığı bir kişiyi gözaltına almak için neden canlı yayının bitmesini beklediği. Bu arada Barış Çakar, çıkarıldığı mahkemede tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Ceylan'ı da bıçaklamıştı
"Hem reklamlarını yaptırıyorlar hem de para vermiyorlar"

BARIŞ Çakar çıktığı bir özel kanalın ana haber bülteninde, "Daha önce küçük Ceylan'a da bıçaklı saldırıda bulunmuştum. Böyle insanlar resmen halkı kandırıyor. Yeni kaset 1 milyon satacaksa böyle bir saldırı reklamıyla 2 milyon satsın diye bunu yaptırıyorlar. Hem küçük Ceylan hem de Murat Kekilli paramı vermedi, hem de adımı açıkladılar" diye konuştu.

Murat Kekilli ise, "Bu kişi, 'Bana Ceylan'ı da vurdurttular, ancak beni meşhur etmediler. Sen beni meşhur et' demişti. Akli dengesi yerinde değil. Neden böyle yapıyorlar anlamıyorum. Benim gitmemi istiyorlarsa bırakır giderim. Barış paraya çok ihtiyacı olan biriydi. Sanırım onun için böyle bir şey yaptı" dedi.

Ceylan, kendisini bıçaklayan Barış Çakar'ı anlattı

1997 yılında Barış Çakar'ın bıçaklı saldırısına uğrayan şarkıcı Ceylan, 3 yıl önce yaşadığı olayı, "Toplantı için Prestij'e gitmiştim. Barış denen bu çocuk kaldırıma oturmuştu. Beni görünce 'Nasılsın abla' dedi. Toplantıdan sonra Özcan'ın hemen ardından çıktım. Biraz ileride bulunan arabama doğru giderken, arkamdan yürüyen birinin gölgesini fark ettim. Allahtan geri dönmemişim. Benden hiçbir şey istemeden elindeki bıçağı kalçama sapladı. Bu çocuk Kekilli'ye iftira atıyor. Yalancının teki. Çünkü bana yaptığı saldırıda verdiği ifadede, bile çok büyük yalanlar söyledi" diye anlattı.

Polis ekrana çıkmadan neden yakalamadı?
Murat Kekilli olayında süregelen diğer bir tartışma ise polisin, saldırgan Barış Çakar'ı bir özel televizyon kanalında ana habere çıkacağı alt yazılarla duyurulan canlı yayından önce gözaltına almadığı şeklinde.

Bu arada isminin açıklanması istemeyen bir yetkili, "Akıllı polis, yaralama suçundan aradığı bir kişiyi ekrana çıkmadan önce yakalardı. Oraya gideceği saatler öncesinden belliydi. Öğleden sonra akşama kadar ekranın altından Barış Çakar'ın canlı yayına çıkacağı duyuruldu. Polis, Çakar'ı yayından sonra gözaltına aldı. Bu hataydı" şeklinde konuştu.

Öte yandan Murat Kekilli, AIDS'ten tedirgin olduğu için iğne olduğunu, iğnelerin bacağına saplanan bıçaktan çok daha fazla canını yaktığını daha ilk gün açıkladığını belirterek, Barış'la emniyette yüzleştiğini söyledi. Kekilli şöyle dedi: "Ona, kaldır kafanı yüzüme bak. Gözlerimin içine bak dedim. Ama kafasını kaldırıp cevaplayamadı bile. Benim hiçbir zaman 1 milyarım olmadı. İstesem olmaz mı? Elbette olur. Ama ben hep ihtiyacım olanı alıp paylaşmam gerekenlerle paylaştım. Yaşadığım şeyler bazı insanlara çok mu batıyor. Grup arkadaşlarımla dolaşmam, geleneklerimize sahip çıkmam, Çukurova'yı Toroslar'ı, Anadolu'yu çok sevdiğimi söylemem niçin bazılarını rahatsız ediyor anlayabilmiş değilim."

Sahtekârı ekrana çıkarmanın sıkıntısı spiker Gülgün Feyman'ın yüzüne yansımıştı

BarIŞ Çakar'ın açıklamalar yaptığı gece, böyle bir sahtekarı programına çıkarmanın sıkıntısı Gülgün Feyman'ın yüzüne yansımıştı. Belli ki, ünlü spiker bir görev emrivakisi ile karşı karşıya bırakılmıştı. Nitekim, Gülgün Feyman yorum yapmaktan kaçındı ve sadece, "Biz aktarıcıyız. Konuşmak istemiyorum. Lütfen bu konuda bana soru sormayın" şeklinde konuştu.

Olay Gazetesi Bursa - 11 Şubat 2000




Ben Anadoluyum Murat Kekilli, "Bu akşam ölürüm" deyip kaybolmuştu. Onu inzivaya çekildiği Tekir yaylasında Aksiyon buldu

Murat Kekilli... "Bu akşam ölürüm..." şarkısıyla bir anda Türkiye'nin gündemine bomba gibi düştü. Kekilli'yi gündemin ortasına oturtan onun parçasının ve sesinin güzelliğinden çok, insanları etkilemesi oldu. 200 kişinin intiharını ona yüklediler. Bu tartışmalar birkaç ay sürdü. Ama Murat Kekilli, İstanbul'a ve bu gereksiz, saçma tartışmalara daha fazla dayanamadı, herşeye sünger çekip gitti. Küstü İstanbul'a, daha doğrusu insanlara. Kendi deyimiyle insanların iki yüzlülüğüne. İnzivaya çekildi. Sadece çalışmaları için İstanbul'a geldi. Bunun dışında hep kendi toprağında, doğup büyüdüğü memleketi Adana'da kalmayı yeğledi. Aslında Kekilli istese de İstanbul'da ya da insanların hayatı menfaatlaştırdığı başka bir yerde yaşayamazdı. O kendini bulacağı, yapaylıktan uzak, kendi halinde mütevazı bir insan olmayı tercih ediyor. Bu yüzdendir ki, kendisine teklif edilen milyon dolarları, dizi filmleri, reklamları elinin tersiyle itti. Herkes yapımcısından Mercedes, Jeep ya da BMW isterken o sadeliğini burada da gösterip Wolksvagen Golf marka arabayı tercih etti.
Kekilli şu anda Tekir Yaylası'nda kendi çabalarıyla yaptırmış olduğu evinde yaşıyor. Zorunlu işler haricinde buradan hiç ayrılmıyor. Elinde gitarı ya evinin balkonunda ya da ormandaki çam ağaçları arasında şarkısını çalıyor, kendi sesini kendisi dinliyor. Tam istediği gibi herşey doğal. İnsanlarla ilişkileri de çok farklı, kimisinin oğlu, kimisinin ağabeyi, kimisinin de arkadaşı. Tekir'de herkese selam veriyor, 7 'den 70'e herkes onun bu tavrından ve duruşundan çok memnun. Kim olursa olsun yolda kalan herkesi arabasına alacak kadar samimi ve tevazu sahibi. Kısaca doğanın ortasında inzivada Kekilli.
Murat'ın evine misafir olduk, küçücük bahçesine dikmiş olduğu çam ağaçlarını, çamların ne kadar uzun sürede büyüdüğünü, ne kadar yararlı ağaçlar olduğunu anlattı. Bir ağacı kurumuş diye günlerce üzülmüş, olayın etkisinden kurtulamamış. Ve eğer günün birinde Kekilli yaşamını tam manasıyla rayına oturtup "ferah"a erip mutlu bir yuva kurarsa doğacak çocuklarının isimlerini şimdiden hazırlamış. Kız olursa; Su, erkek olursa; Toprak. Çocuklarına ismini verecek kadar suya ve toprağa aşık bir insan. Sadece bunlar değil Kekilli'yi farklı kılan. Fikir bazında da marjinal fikirlere sahip. Felesefeyi hayatın kendisi olarak yorumluyor ve Big–Bang Teorisi'nin yanlış yorumlandığını söyleyecek kadar da derin bir bilgiye sahip.
Aksiyon Dergisi olarak Murat Kekilli ile Adana'nın Tekir Yaylası'nda hem yeni kasetinde yer alan şarkılarına eşlik ettik, hem de özel bir söyleşi yaptık. Hayat felsefesinden, fırsatları bir kenara bırakıp döndüğü mütevazı yaşantısına, Arabi'den Hegel'e, ilgilendiği Big–Bang Teorisine kadar herşeyi konuştuk.
İnzivada mutluyum
—Bir anda zirveye çıktınız, sonra sessizliğe büründünüz, hayata mı küstünüz, yoksa ortama alışamadınız mı?
Mutlulukla alakalı birşey. Ben buralarda mutluyum. Yani yaşantının kendisi. Ben İstanbul'un yaşantısını kaldıramadım. Şehrin gürültüsü değil, insanların yaşantısındaki kalite beni rahatsız etti. Genel olarak almıyorum. İstanbul'da çok küçük de olsa bir zümre var, bu zümre, müzik alemine, sanat alemine örnek teşkil ediyormuş gibi görünüyor. Ve bütün Türkiye böyle yaşıyormuş gibi gösteriliyor. Türkiye günlük–güneşlik, insanların sorunları, kaygıları yokmuş gibi gösteriliyor. Açlık yok, ekonomik sorun yok gibi.
—Diğer sanatçılar bundan pek rahatsız oluyormuş gibi gözükmüyor, siz niye rahatsız oldunuz?
Ben bu toplumun bir ferdiyim. Toplumun içinde olmayan bir insan ancak ben rahatsız olmuyorum diyebilir. Ben bu gidişattan rahatsız oluyorum. Ekonomik kaygıları onlar güdüyorsa benim de gütmem lazım. İnsanım, o zaman toplumun bu kaygılarını benim de hissetmem insanlık vazifemdir.
—Eğer İstanbul'da kalsaydınız, belki manevi değil ama maddi olarak çok büyük kazanç sağlayacaktınız.
Çok doğru. Benim kaygım yok. Ben insanların kaygılarını birebir yaşıyorum. İstanbul'da cenazen olursa kimsenin haberi olmaz. Bir evde ölürsün insanlar ancak kokudan rahatsız oldukları için senin öldüğünün farkına varırlar. Burada ilişkiler çok farklı, ekonomik sorunlar var, diğer sorunlar var, benim bile su sorunum var, burada yaşayanlar gibi. Bu sorunlarla boğuşmak, bağırıp çağırmak beni mutlu ediyor. Doğal olacak, yapaylaştığı zaman ben rahatsız oluyorum. Mekanik bir insan olup çıkıyorsunuz. Ben mutluluğu burada buldum. İstanbul'da yaşantılar ve kaygılar çok farklı.
—Peki bu tavrınız nereye kadar devam edecek?
Benim tavrım, ben mezara girene kadar devam edecek. Ya hep beraber cennete gireceğiz, ya da dünyayı cehenneme çevireceğiz.
—Ya müzik dünyası sizin bu tavırlarınızdan dolayı sizi sınırlarının dışına atarsa.
Kendi seçenekleri. Ben terkedilmişlikle karşı karşıya kalacağım diye yaşantımdan taviz veremem. Bu benim yaşantım.
Benim ışıklarım var
—Doğru yerde doğru insanlarla karşılaşırsam çok büyük porjelere imza atabilirim demişsiniz. Karşınıza hiç mi doğru insan çıkmadı?
Böyle bir söylemim var. Ama bu herkes için geçerli. Veriler hazır, önemli olan doğru insanların karşınıza çıkması. Ama orada doğru insanlar yok diye birşey yok. Musa Eroğlu, Cem Karaca, Moğollar, Fikret Kızılok, rehmetli Barış Manço bunlar hep benim için doğru insanlar. 68 kuşağı bana doğru geliyor, çünkü; idealleri var(dı). Bunlar benim takip ettiğim ışıklarım.
—Işıklarınızdan Cem Karaca, bir taraftan Nazım Hikmet'i ağzından düşürmezken, Necip Fazıl'ı da göğe çıkarıyor.
Hayat bir çelişkidir. Bu, doğru bir çelişkidir. En güzel insan birisinin inancına saygı gösteren insandır. Bir insan bir başkası onun fikrini taşımıyor diye çok rahat düşman olabiliyor. İnanılmaz bir ego tatmini var burada. Karşındakini dinlemeden, kendisinin haklı olduğu net yargısı kadar kötü birşey yoktur. Bütün fikirlere saygılı olmak gerekiyor.
Basından çok korkuyorum
—Medyadan niye bu kadar uzaklaşıyorsunuz?
Medya niye benden uzaklaşıyor sence?.
—Bilemiyorum. Belki Anadolu'yu ön plana çıkardığınız içindir.
Doğru, Anadolu benim içimde. Onlar için demek ki Anadolu yanlışmış. Onların yaşantısı İstanbul içindir. Onlara mutluluklar diliyorum. Dolar 2 milyon olsa göbek atacaklar, ben bunun için geldim. Burada doların fırlama ihtimali yok. Birisinin cebinde dolar çıksa yüzüne tükürürler. Kaygıları farklı. Taban benzese de temel tamamen farklı.
—Anlaşılan medyadan çok korkuyorsunuz.
Basın doğru işler yapsın. Madem bu ülkede birinci güçler, o zaman doğru işlerle uğraşsınlar. Ben nasıl korkmayayım. İsteseler bir gecede herşeyi değiştirirler. Niye olumsuzluklarla uğraşmıyorlar. İşlerine geleni yapıyorlar. Canavarlar. Ben korkarım. Hiçbir güvenim yok. Ailemle televizyon izleyemez oldum.. Bir iki gazete ancak okuyabiliyorum.
—Size birisi çıkıp köyün delisi derse ne dersiniz?
Doğrudur. Ben bir deliyim. Bu köyün delisiyim. Allah herkesi deli etsin o zaman. Delilikle akıllılığa çokluğa göre karar veriliyor. Hoşuma da gidiyor deli demeleri. Ben delilikten gocunmuyorum. Tarihteki birçok delinin aslında deha olduğu daha sonra anlaşılmıştır. İnsanlar çekip geldim diye bana deli diyorlar. Dizi çekecek, reklamlara çıkacakken, işi kıvıracakken yapmadı, çekip gitti diyorlar.
—Bana Murat ile Murat Kekilli arasındaki farkı anlatabilir misiniz?
Daha önceki Murat Kekilli de kahve köşesine oturup, okey oyunuyordu, şimdiki de. Şu anda bir değişiklik yok. Aslında kahve kültürü bana ters ama zaman yettiği kadarıyla takılıyorum. Sadece isimde bir uzama oldu. Yaşantımda çok büyük bir farklılık yok. Yaşantımdan taviz verecek değilim.
—Duruş, konum ve tavırlarınız bakımından ideolojiyi bir tarafa bırakırsak sizi Yılmaz Güney'e benzetiyorlar.
Yılmaz Güney'i çok iyi bilirim. Benim sevgililerimden biri. Benim ışıklarımdan biridir de. Benim güttüğüm kaygıları o yıllar önce gütmüştü. Aynı düşünceleri paylaşıyoruz. Tabii ideolojisini bir kenara bırakarak.
Haftada 50 bin dolar teklif ettiler
—Yılmaz Güney'deki bakışın sizde olduğunu fark edenler size dizi teklifinde bile bulunmuş.
Film benim hakım değil. İhanete en büyük gerekçe. Sendeki bakış Yılmaz Güney'den sonra gelen en etkili bakış dediler. Bana haftada 50 bin dolar teklif ettiler. İstediğin mankenle oynacaksın, senaryo hazır, sen evet de tamam. Kabul etmedim. Ben sadece müzik yapmak istiyorum dedim onu da kursağımda bıraktınız dedim. Yaptığımız bu işten bir ekmek yiyip branşlaşabilirsek mutlu olurum. Teklifleri geri çevirdiğim için pişman değilim, olmayacağım da.
—Piyasaya çıkan herkes ben sanatçıyım deyip, herşeye soyunuyor, siz bunlardan daha iyisiniz, neden bu teklifleri geri çevirdiniz?
Biz ilk defa piyasaya çıkacağımız zaman, önüne gelen sanatçıyız diyor eleştirisini kendimize yönelttik ve cevabını kendi kendimize verdik. Çok korktuk, bunlar da kimmiş demelerinden. Sadece müzik yaptığımıza inanıyoruz. Sanatçı değiliz. Gerçek bir sanatçı olmayı isterim. Herkes sanatçı olamaz. Bu yakıştırma insanlar tarafından olur. Kültürü, birikimi, zaman dilimini aşmak lazım. Benliğinle karşı karşıya geldiğin zaman ben diyebilmelisin. Ben diyen şeytanın cennetten kovulmasına benzemesin. Yani benliğini aşmalısın. İnsanlar beni çok sevdi. Doğal ve yalın olduğum için. Bu insanları hayal kırıklığına uğratıp, piyasadakiler gibi olmam. Bu yüzden şimdi sadece müzik yapacağım.
—Değişik yararlı etkinliklerde varsınız, TEMA, kimsesiz çocuklar yararına, belki yarın insanlık için önemli olan başka etkinliklerde bulunacaksınız, sizin gibi başkaları da var bu etkinliklerde ama başka türlü, yani ekmek köfte misali.
Adana'da poliklinik yaptıracaklar, kaç para alırsın dediler. Sadece elemanlarıma verin yeter dedim. Sözleşmeye imza attım. Bizim yanımızda birkaç sanatçı daha vardı, onlar paralarını aldılar. Benim ismim verilecekti polikliniğe. Verilip verilmediğini bilmiyorum, dönüp bakmadım bile. Hayır işinde her zaman varım.
İntiharlar polis kayıtlarında doğrulandı
—Çok hümanist tavırlar ve görüşler sergiliyorsunuz, ama 35 kişinin intiharı ile suçlandınız. Burada bir çelişki yok mu?
35 değil 200 kişinin intiharı sözkonusu. Bu polis kayıtlarında doğrulandı. Bunu ilk defa söylüyorum. Olaylar doğru, intihar teşebbüsü, intiharlar, hepsi doğru. Nedenle araç arasında çok fark var.
—Siz intiharlarda araç mı oldunuz?
Araç değilim. Bir yaprağı bile incitmekten korkarım. Bunun hesabını bir şekilde verirsin.. Hem bu dünyada, hem öbür dünyada. Çıplak ayakla toprağa basarken aman toprağı incitmeyeyim diye korkuyorum. Hele ilkbaharda doğuma gebe olduğunu düşünerek toprağı incitecekmiş gibi basarım. Vakaları polis arkadaşlar doğruladılar. Gel de dehşete düşme. Bu ülkenin "Makber" gibi bir şarkısı var. "Bu akşam ölürüm" şarkısı yazılmış daha sonra sevgilisi karşılık vermeyince şarkıyı yazan intihar etmiş diye uydurmalar ortalığa yayıldı. Bu yüzden dinleyenler intihar ediyormuş.
—Anadolu benim diyorsunuz, Anadolu nerenizde?
Dağa, ağaca değil, ruha hitab etmek lazım. Bazı şeyler anlatılmaz. Sevgi anlatılmaz, aşk anlatılmaz. Seni seviyorum diyor, böyle sevgi olmaz. Onu söylerken onun kabarcıkları başka olur.
—Sevgi nedir o zaman?
Sevgi tarif edilmez aslında. Bazen bir bakıştır, bazen bir dokunuştur, eksiltmektir, çoğaltmaktır, bir yerden alıp bir yere koymaktır. Tam karşılığı herşeydir.
Ben ağıtçı olabilirim
—Müziğinizde Anadolu'nun etkisi nedir?
Anadolu demek toprak demek. Ve o toprağın özü demek. İstanbul da bu coğrafyada ama Anadolu deyince İstanbul aklıma gelmez. Dağlar, ovalardır ve üzerindeki duygulardır Anadolu. Müziğimin kaynağı da budur.
—Müziğinizi nasıl tarif ediyorsunuz?
Benim bir tarzım yok. Ben sadece müzik yapıyorum. Yeri geldiğinde halk müziği yapıyorum, yeri geldiğinde aşk var, yeri geldiğinde sertleşiyoruz, benimle uğraş diyor. Yeri geldiğinde arabeskleş öl benim için diyor. Ruh nereye itiyorsa o şekilde müzik yapıyoruz. İnsanlar "ağıtçı" diyor. Çukurova'da ağıt çok yaygındır. Bundan etkilenip söylüyorlar. Ağıt ama tam ağıt değil. Benim kesin bir tarzım yok.
—Anadolu Rock diye birşey var...
Benimle bir ilgisi yok. Anadolu Rock'un babaları var. Moğollar, Haluk, Teoman, Kıraç gibiler bu işi çok iyi yapıyorlar.
—Müziklerinde belirgin bir isyan yok...
Belirgin olmasa da var. Ama sorunlarla her zaman boğuşuyorum. 21. yüzyıl insanlığın en büyük aybı. İnsanlar dünyanın hemen hemen her yerinde açlıkla boğuşuyor. Kapitalizm olduğu sürece bu hep böyle devam edecek. Açlık kadar kötü birşey yok. Bazıları bu kanla besleniyor. Sistemlerin tamamı bozuk. Ben bu dağların çocuğuyum, karşı koyarım.
—Yörük müsün?
Evet ben bu dağların yörüğüyüm.
—Bu dağlarda Karakeçili yörükleri var.
Çok doğru ben Karakeçili yörüğüyüm. Çocukluğum çadırlarda geçti. Kamyonlara doluşup yaylalara gider, orada yazı yaşardık. Çadırlarda yaşayıp doğayı tamamen içimizde hissederdik. Hamallık yaptım. Hem çalıştım, hem okulla gittim.
—Elazığ'la bir bağlantınız var mı?
Çok yaklaştınız, bunu hiçkimse bilmez. İlk defa söylüyorum. Benim babam Çukurovalı, Ceyhanlı, annem ise Malatyalıdır.
—Felsefeye ilginiz olduğunu biliyoruz, nereden kaynaklanıyor bu ilgi?
Felsefe insanın yaşantısı, birikimi, hayata bakışıdır. Muhyiddin Arabi'yi severim, Feridüddin Attar. Nasıl insan olabilirimin çıkarımları var. Eğer insan insan olmazsa dünya bugünkü halini alır. Demek ki; felsefeden yoksun bir dünya var, ya da sayıları çok az. Yani kendi felsefesini oluşturmuş olanların sayısı yeterli değil. Bugünkü halden hiç kimse memnun değil. Yöneticiler bile memnun değil. Özeleştiri vakti çoktan geçti. İngiltere batacak, Arjantin gitti, Almanya tökezliyor. Tarih kölelerin efendilerine başkaldırmalarıyla doludur. Bir gün mazaallah bir başkaldırırsa ortada hiçbirşey kalmaz. Doğrusunu istersen o günü merakla bekliyorum. Kölelerin başkaldırışını.
—Siz köle misiniz?
Evet ben bir köleyim. Siz sakın özgür olduğunuzu düşünmeyin. Hiçbirimiz özgür değiliz. Eğer bir insan bana biz üniversitenin kapısından içeriye giremiyoruz diyorsa, kazanmış olduğu hakkı elinden alınıyorsa, özgürlükten konuşmak yanlış olur. Birçok şey karıştı. İyi insanla kötü insan karıştı. Evet ben efendilere karşı mücadele veren, verecek bir köleyim, hamalım.
Keşke kıyamet kopsa
—Hamallıktan insanları derin düşüncelere götürecek kadar bir felsefi boyuta nasıl vardınız?
Felsefe bir gecede oluşmadı. Topyekün bir birikimdir. Yaşadığım mahalle şimdi teksas. İnsanlar bir ekmeğin peşindeler. Eğer burası düzelirse, tüm dünyanın düzeleceğine inanıyorum. Oranın düzelebileceği hiç aklıma gelmiyor. Umutsuzluk ile umut arasında bir çizgideyim.
—Çok karamsarsınız.
Karamsar değilim. Aradayım. İnşaallah düzelir diyor insanlar. Neye göre diyor bilemiyorum. Bir gün tam düzelecek diyorum, ertesi gün geliyor kesin düzelmez diye bir düşenceye dalıyorum. Bu benim kişisel bir özelliğimden kaynaklanmıyor. Hal durumundan kaynaklanıyor. Hem içten hem dıştan ülkeye çomak sokuyorlar. Tahtakale diye uyduruk bir yer var. İki beyefendi oturmuş bugün ne yapalımı tartışıyor, bugün doları yükseltelim, ertesi gün geliyor, hadi garibanları sevindirelim diye dolar düşsün diyorlar. Televizyonu açıyorum gülüyorum, gülmemek için açmıyorum, ağlanacak halimize gülecek değilim. Hiçbir kavim hep beraber kıyameti bu kadar istememişti. Kıyamet kopsun, bir an önce gelsin de kurtulalım diye.
—Hegel–Arabi arasında bir bağ kuruyorsunuz...
Üniversiteden bir dekan abimiz bana sordu "Biz daha bunun araştırması içindeyiz, bundan emin değiliz, sen nereden bu kanıya vardın" dedi. Hocam dedim Arabi'nin 70 deve yükü kitabı vardır, hepsi kayıp sadece bir deve yükü kitabı bulundu dedim. Bunlar o dönemde Doğu felsefesinin etkilenmesinden, ellerinde kitapların olmasından dolayıdır. Zaten Batılı düşünürler ve bilim adamları Doğudan çok etkilenmişlerdir. İlk önce dinsel felsefeler. Bunlar mistik Doğu kökenli. Hegel okunduğunda Arabi'den etkilendiği ortadadır. Bir tek farkı zaman. Mutlak bir etkileşim var.
—Big–Bang Teorisine inanıyorsunuz.
Herşey nokta ucu kadar bir iğneydi. Bir boşluk içindeydi. O patladı. Bu toz bulutu halinde sürekli dönüp, soğuyup kütle olup gezegenler, yıldızlar oluştu. Biz hatayı büyük patlamada yapıyoruz. Herşey bir boşlukta oldu. Bu yanlış, zaman ve o boşluk da o noktanın içindeydi. Patlar patlamaz boşluk içinde oluştu. Biz hatayı burada yapıyoruz. Zamanın etkileşimi olabilmesi için bir güce, bir enerjiye ihtiyacı vardır. Bu noktayı plak duvarına kadar getirebiliyorlar. Tahminleri de plak duvarına kadar. Bunların hepsi teori. Ama önemli olan bütün bunları hareketlendirecek güç.
—Bütün bunlar sizi yaratıcıya daha da mı yaklaştırıyor ki, Allah'la dertleşiyorum diyorsunuz?
Herşey aşkla. Kendimi yanlız hissediyorum. Bu yüzden Allahımla dertleşiyorum. Seviyorum demekle olmaz. Aşığım deyip bir ağaca dokunmak değildir, eğer gerçekten seviyorsan dokunursun. Ben bir nevi lisan—ı halimle dua ediyorum. Böyle şeyleri tam olarak anlatamazsınız. Tepkiler, hareketler aslında bunun kısmen dışa vurumu oluyor. Metafizik çok ayrı bir alem. Ama burada taşları çok iyi oturtmak gerekir. Yoksa yaratıcıya isyan başlar.
—Son olarak şunu sormak istiyorum, yeni kaset ne zaman çıkıyor ve yine insanları etkileyecek parçalar var mı?
İki yıldır hazırlanıyoruz. 20 parça var, sadece 10 tanesini kasete aldık. Ekibimle çok iyi çalıştık. Ekim başında kaset çıkacak. "Padişahın kızı", "Seni çılgın" 10 parçadan sadece ikisi.

Haşim Sönmez (Aksyon) - 08 Eylül 2001
 
Alt 07-26-2008, 02:21 AM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß



Murat Kekilli İle Bizbize
Enteresan bir insan, kendisi ile barışık , yoksul günleri ile gurur duyuyor, alçak gönüllü ve müziğini sunmaktan zevk alan bir çocuk ...

Neler neler geçmiş başından tipik bir Türk filimi başrol kahramanı.Müziği ve kişiliği ile bütünleşen duygularını yitirmemiş , dejenere olmamış bir bakir Anadolu çocuğu Murat KeKiLLi


Çocukluğun nasıl geçti ?
Çocukluğum bit pazarında geçti.Oranın insanının nasıl yaşadığını hemen hemen herkes bilir, hepimizin çıkışı bir kenar mahallesi geçer.Benimde öyleydi.Çocukluğuma dair Barış Manço, Moğollar , Cem Karaca geliyor aklıma.Annemin ağıtları , ninnileri geliyor aklıma.Adana müzik merkezi vardı açıktı gelip orda müzikle alakalı işlerle uğraşıyorduk , bende bir gün uğradım orda baktım herkes bir şeylerle uğraşıyor.Çalışarak orda başladım, 4-5 ay sonunda derken bir gün “Dağlar Dağlar”ı söylemeye başladım.Dışarıda bir teyze geldi ve bana “oğlum sakın bırakma “ dedi bana . İte bu benim için bir millat oldu.
Nasıl başladın müziğe ?
İlk albüm Murat Göğebakanın’da yer aldığı bir gurubumuz vardı Adana’da o zaman sürekli Çukurova Ünv Öğrencileri geliyordu.O zaman Murat’ın Şahin Özerle vardı ,
Bir demo yapmamız gündeme geldi , gidip gelmeler başladı İstanbul’a.Yüz defa git gel git gel haftada bir kez gidip geliyordum yolları mesken tuttuk.Şimdi ki şirketimize geldim , güzel dediler.Param yoktu ,aşağıya indim bir başka firma bana o anda ne işin var orda dedi.Aldılar beni Ferdi Tayfur’a götürdüler, dinlettiler oda onay verdi sağ olsun.İş başladı.Ferdifon stüdyolarını kullandı Klip Müziğe yapıyorlardı derken problem oldu derken yeni bir yer albüm bitti ve ilk klibi çektik.”Eşek Gözüm” e çekildi , üç gün yayınlandı dördüncü yasaklandı.Bize kimse eşek gözlü olmak istemez dediler ve yasaklandı, hadi bir şans daha dedik ve”Bu Akşam Ölürüm” e klip çektik Klip yayınlandı tık yok.Aldım pılımı pırtımı Abime gittim bana günde günde 500.000 T.L. ‘ye sigara parama çalıştım onun yanında.Başladım çalışmaya.Klip devinim sürecini tamamladığı günlerde ben mısır boşaltıyorum annem çağırıyor beni “gel oğlum klibin başladı” diye ben aşağıda çalışıyorum.
İstanbul’da ilginç bir anın var mı ?
Bir gün Orhan Gencebayın firmasına gittim, bir gün orda bir bey vardı bana “bundan popçu rockçı olmaz” dedi “neden” dedim “surata bak arabesk” dedi, şok ,olmuştum.
Orda çaycılık yaptık, bir gün bir lokantada çalışırken bir piano gördüm ve çalmaya başladım.Derken patron geldi “oğlum sen burada çalışsana” dedi.Bir sene çalıştım merdiven altında yattım .


İlk konseriniz nasıl oldu ?
Bir konser verelim dedik Adana’da az çok tanınıyoruz ya , bir barda sağolsun bedava verdi barı bize afişler astık filan derken konser günü geldi gittik salona baktık konserde 11 izleyici var.1.5 saat konser verdik sonunda 75 er lira kaldı bize.Bir tel parası bile değil gitara.Daha sonra Kıbrıs Doğu Akdeniz Ünv’den tel geldi.Konser vermemi istediler , o zaman parası ile 75 ‘er milyon para geçti elimize o zaman için accaip bir para bizim için.Gittik oraya konser saati geldi, Gazi Magosa’da konser bir saat kala telim çaldı “gelmeyin izdiham var” diye.On gün önce 11 kişi gelmiş ya ne izdihamı bir gittik , baktık dedik herhalde bizden sonra ya İbrahim Tatlıses yada Pink Floyd çıkacak dedik.Kapıya gittik , kapıdaki arkadaş bizden bilet soruyor.Bir baktık 2.000 kişilik yer hınca hınç dolmuş.Herkes bizim için gelmiş, mikrofonu aldım sorum halka “yahu siz hepiniz bizim için mi geldiniz “ dedim “evettttt” diye sesler ve inanın bizim için hayat bizim yüzümüze ilk o gün güldü.Benim için millat oldu .
Aldığın tepkiler hangi yönde ?
Karşılaştığım her insan beni geleceğin Karacaoğlan’ı Barış Manço’su Cem Karaca’sı dedi ama ben değilim istesem de olamam ben olsam olsam kendi halimde bir Kekilli olurum gram bile fazla olamam.


Albümün adı neden Yedi Altı ?
Yedi Altı, bu yedi tuttuğum bir rakkam, albüm ismi olarak ta değişik geldi albümde bir ufuk çizgisi var ve ben onun arkasında 7.777 insanın 7 katlı evrenin 7 .inci katında beni beklediğine dair bir ütopyam var.İşte bu 7 bu tarz birikimlerin sonucunda oluştu.

En büyük hayalin nedir ?
Mesela dünyanın ilk erken evrende ilk oluşumda neler olduğunu merak diyorum, o dönemde yaşamak ve şahit olmak isterdim.Birde gurubumu alıp bir senfonik orkestra ile birlikte ayda şarkı söylemek isterdim.


Hayat dair mesajın nedir ?
Yaşamanın zorlaştığı , ekonomik , psikolojik olumsuzlukla içinde yaşam sürdüğümüz ülkemizde bana göre bu yaşamı sürdürmek ciddi bir sanat.Onun için ben gerçek sanatçı olarak halkı görüyorum.

Hürriyet Gazetesi - 03 Kasım 2002
Müzikle İlk Tanışmanız? Avara Öncesi Bir Söyleşi Müzikle ilk tanışmanız nasıl gerçekleşti?

Müzikle ilk tanışmam annemin ninnileriyle gerçekleşti diyebilirim yani, çünkü annem çocukluğumuzda bile bize ninni söylerdi.Biraz daha ilerleyen yıllarda sokakta böyle küçük el arabalarıyla dondurma satanlar olurdu. Orda arabesk müzikler falan çalardı; "Dondurmacııı" falan geldi derken alttan ince bir müzik gelirdi.Daha ilerleyen yıllarda orta okulda falan yavaş yavaş Barış Manço'yu tanıdık artık. Benim yetiştiğim coğrafyada genelde popüler müzik dinlenmezdi.İki tarz müzik dinlenirdi.Ya arabesk ya da halk müziği. Lise yıllarında fantezi müzikle tanışmaya başladım. Ben çok arabesk müzik dinlemezdim, çok fazla halk müziği de dinlemezdim.Lise yıllarında Barış Manço'nun şarkılarını beni kıskıvrak yakaladığını farkettim, aslında bu bir elektrik meselesi.Daha sonra Barış Manço'nun jenerasyonuna ve türevlerine karşı bir eğilim başladı bende.İşte Cem Karaca'dır, Moğollar'dır,Hürel'dir, hatta hatta Fikret Kızılok ve Erkin Koray. Lise bittikten sonra ilk bir, iki yıl üniversiteye gidemedim.Sonra bir askerlik deneyimim oldu.Gittim, geldim.Nasıl oldu,bilmiyorum; Adana'da Gençlik Müzik Merkezi vardı.Birgün ordan geçiyordum. Birisi klavyede Barış Manço'nun bir parçasını çalıyordu."Ne güzel çalıyor" diye geçirdim içimden.Baktım ellerine kuş gibi uçuyordu piyanonun üzerinde.Dikkatle izledim.Kendisinden bir parça çalmasını istedim.Çalmadı, başı da kalabalıktı.Bir, iki tekrar ettim, çalması için.Sonunda
"Bilmiyor musun?" dedi parçayı.Üzüldüm; benim istediğim parçayı çalmayınca.Aradan zaman geçti.Sonra ben ahdettim,dedim öğreneceğim ben bu parçayı.Oranın öğretmeni de yardımcı oldu,kaydımı yaptırdım müzik merkezine.Ben orada piyano çalmayı öğrendim.Öğrendikten sonra şarkılar söylemeye başladım yavaş yavaş.Ama ilk söylediğim şarkı da "Gülpembe" dir bu arada.Aynı zamanda ilk çalabildiğim parça da "Gülpembe"dir.Daha sonra konservatuara girdim. Adana Devlet Konservatuarı'nın sınavlarına girdim ve şan bölümünü kazandım.Yaklaşık altı yedi ay oraya gittim,sonra oradan da ayrıldım.Niye ayrıldım,hala hatırlamıyorum.Birşeye kafam bozuldu ve çektim çıktım. Yavaş yavaş İstanbul'a gelip gitmeye başladım.Sonra Serkan'la tanıştık.Üç dört sene böyle bir gel-git dönemi yaşadım.Sonra birgün şans geldi, kapılar açıldı. "Bu eserler güzelmiş" dediler ve birdenbire albüm hayatımız başladı.İlk albüm başarısızdı, ikincisi başarısızdı.Üçüncüde başarıyı yakaladık.Kısmet oldu, birden yolumuz açıldı.

-Şuanda bulunduğunuz konumu nasıl değerlendiriyorsunuz?İlk albümden bu yana "Murat Kekilli" ne kadar yol katetti?

Valla,özel yaşantım önceden nasılsa şu anda da öyle.O dalgalanmalar her zaman oldu, halen de devam ediyor. Maddi anlamda bir gelişme süreci yaşadım.Maneviyat olarak buraya, bu noktaya gelebileceğim aklımın ucundan bile geçmezdi.Hala zaman zaman bakarım televizyona;" Bu ben miyim?" diye..

-Son albümünüz Avara'yı önceki albümlerinizden ayıran noktalar nelerdir?

Üç defa bozuldu bu albüm Önceki albümlerimizi hep çevremizdekiler çok beğenirlerdi."Çok güzel bir albüm olmuş" falan derlerdi.Ama özellikle bu albümün bizim içimize sinmesi çok önemliydi.İçimize sindirmeye çalıştık.İçimize de sindirdik albümü.Çok başarılı bir albüm çalışması oldu bizim için.Dışarıda nasıl görülür, bilmiyorum.Bir sonraki çalışmamda bu albümün üzerine çıkmayı, çıtayı daha da yükseltmeyi istiyorum.

-Kendinize müzik alanında örnek aldığınız isimler var mı?

Barış Manço, Cem Karaca...Repertuarımızda Pink Floyd, Metallica,Diverstres De Purple'lar var,Michael Jackson, Ajda Pekkan bile var.Karacaoğlan,Aşık Veysel, Musa Eroğlu...Bu tarz insanların yaptıklarından son derece etkileniyorsun.Çünkü edepliler,yaptıkları iş öyle.Dayanakları var,kökleri sağlam.

-Biraz da özel yaşamınıza geçecek olursak kendinize ayırdığınız zamanlarda neler yapıyorsunuz?

Play Station 2 oynuyorum.Ondan sonra halı saha futbol maçlarına gidiyoruz.Tatil yerlerine konserlere grupça gitmeyi çok seviyoruz.Su altında bacak arasından geçme yarışı falan oynuyoruz.Sinemanın yolunu unuttuk bu aralar. Yüzüklerin Efendisi'nden sonra hiç filme gitmedik.Evde izlemeyi tercih ediyoruz.Tembelleştik bu aralar.Birkaç oda orkestrasının konserleri vardı, onlara gitmiştik.Resim çizmek istiyorum, bu aralar.Karakalem çalışmak istiyorum,ama olmuyor.

-Eski röportajlarınıza baktığımda genelde İstanbul'u sevmediğinizden bahsediyorsunuz.Şuan İstanbul'la aranız nasıl?

İstanbul benim düşmanım, ama sevgilim de.Felaketim, hayatım, çelişkim...En büyük paradoksum benim,kabusum...Ne onunla yapabiliyorsun, ne de onsuz.Bir defa suyundan içmişsin.Her geldiğinde tuhaf tuhaf bakıyorsun,Hem izin veriyorsun seni sarmasına hem de izin vermiyorsun; elini tutuyorsun, bana fazla dokunma diyorsun,çok tehlikelisin diyorsun.Garip bir yer burası.

-Ne yönden hoşlanmıyorsunuz İstanbul'dan?

Çok kötü bir trafik var.Dışarı çık mesela gideceğin bir yere hiçbir zaman zamanında yetişemezsin.Her an başına birşey gelebilir,yolda yalnız başına yürürken.Ortalık art niyetli insanlarla dolu.İstanbul çevreden çok göç almış bir şehir.Şehir yerleşim planı olarak da hoş durmuyor.Çok karmakarışık,çetrefil bir kaos var burada ve ben bu kaosu hem çok seviyorum, hem de çok istemiyorum.

-Merak ettiğim birşey var.Hep bir teleskobunuzun olmasını istiyormuşsunuz.Bu teleskop merakı nereden kaynaklanıyor?

Var artık bir teleskobum.Bu teleskop merakı metafizikten kaynaklanıyor.Ben o tarz kitaplar okurum.Adana'da dam kültürü vardır biz damda yatardık çocukken.Böyle sırtüstü yatarsın,yıldızlara bakarsın."Bu niye orada duruyor?Niye yakınlar birbirlerine?Niye tek yıldız yok havada? Niye işte cezve gibiler,kareler,üçgenler,bu şekildeler." Hep bunu sorguluyorsun ve içten içe seni birgün buna yönlendirebileceğini düşünmüyorsun.Bayağı bir merak ettim kozmik evreni.

-Son olarak sizi sevenlere neler söylemek istersiniz?
Kendilerine çok iyi baksınlar...

28 Ocak 2004


Murat Kekilli İstanbul Soğuğunda
İntihar söylentileriyle önce şarkısı ünlü olan Murat Kekilli İstanbul soğuğunda donuyor, borçla yaşıyor
Ali Eyüboğlu

Polis kayıtlarında, "Bu Akşam Ölürüm" şarkısı için bir kişinin dahi intihar ettiğine ilişkin bir kayıt yok.
"Fısıltı gazetesi"nin, "Uğruna intihar edilen şarkı" ve "Söyleyeni bile intihar etti" şeklinde yaydığı "atlatma haber", çok geçmeden yazılı basında da kendine yer buldu. Bu sayının önce 11, sonra 17, son olarak da 37 kişi olduğu yazıldı.
O halde, bu söylentilerin sebebi ne? Çünkü şarkı, yorumcusundan önce şöhret oldu. Hem de albüm çıktıktan 4 - 5 yıl sonra... Tanınmayan bir şarkıcının yorumladığı "Bu Akşam Ölürüm"ün, her yerde çalınıp söylenmesiyle, şarkıyla ilgili rivayetler de dilden dile dolaşmaya başladı. Reklam için çiğ tavuk yiyenlere, bir mezar taşının başında fotoğraf çektirip, "Babam burada yatıyor" deyip, babasını diri diri mezara gömenlere sıkça rastlanan müzik dünyasının fertlerinden Murat Kekilli'nin, "Şarkımız için insanların intihar ettiği söylentilerini çıkaran biz değiliz. Bu söylentiler beni de rahatsız ediyor. Bir şarkı için intihar edilir mi?" demesi, kime, ne kadar inandırıcı gelebilir.

Konforsuz oteller

Şarkıyla ilgili söylentiler ve yaşadıkları ekonomik darboğazın kendilerini bunalttığını vurgulayan Kekilli, "Her şeyi bırakıp, toprağıma dönmeyi bile düşünüyorum. İstanbul'a gelmeden önce Adana halinde çalışıyordum. Hamallık yapıp, kamyonlardan karpuz boşaltıyordum. Hiç yüksünmeden yine hamallık yaparım" diyor.
Kekilli ve arkadaşları, sadece şarkılarıyla değil, yaşam tarzlarıyla da meslektaşlarından farklı. Onların meskeni konforsuz oteller.
Beyoğlu'nda konakladıkları eski otelin 17 Ağustos depreminde duvarları dökülünce Cihangir'deki Palace Otel'e taşınan Kekilli, iki arkadaşıyla aynı odada kalıyor.

Henüz para yok

Müzikten henüz para kazanmaya başlamadıkları için borcu borçla kapatıp, kıt kanaat geçindiklerini söyleyen Kekilli ve arkadaşları, bestelerini de yemeklerini de konakladıkları otelin odasında yapıyor.
Otelin kaloriferi günde birkaç saat düşük ısıda yandığı için soğuk kış gecelerinde çifte battaniyeyle yatmasına karşın üşüyen Kekilli, "İlk kasetimizi hemşerim Ferdi Tayfur'un şirketinden çıkarmıştık. `Satmıyor' diye 7 kez kovdu bizi şirketten. 5 - 6 aydır iyi satıyor, ama bize faydası yok. Yeni kaset çıkalı 1.5 ay oldu. Tirajı 100 bini aştı. Ondan da henüz para kazanamadık. Ama ileride kazanacakmışız... O zamana kadar toprağımıza dönmezsek eğer" diyor ve ekliyor:
"Hep, bir teleskobumun olmasını istedim. Bu yaşıma kadar para kazanıp, onu alamamış olmak çok zoruma gidiyor."



Aksiyon - 02 Eylül 2004


Kekilli: Hayat, İnsana Verilmiş Bir Ödüldür
Hayatı “insana verilmiş en büyük ödül” diye nitelendirdiklerinde acı gerçeklerle de karşı karşıya kaldıklarını aktaran Murat Kekilli, “Hayat yaşanılıyor yaşanılmasına da, nasıl yaşanılıyor o çıkıyor ortaya” diyor.

Bu Akşam Ölürüm parçası ile ünlenen Murat Kekilli, kendisi ile ilgili yapılan röportajda günümüzdeki müzik anlayışını eleştirdi.

“Fuzilileri, Hayyamları, Nazımları bıraktık poppidik, şakıdık şukkuduk parçaları dinler olduk” sözleriyle müzik icra eden bazı kişilerin topluma iyi mesajlar vermediğini belirten Kekilli, “Şu anda bu revaçta, bu para kazandırıyor, en çabuk bu tüketiliyor. Bu en popüleri, haydi bunu yapalım diyorlar, yapıyor onlar da. Yapmayanlar ve yapanlar, bu yolda gidenler ve gitmeyenler diye ikiye ayrılıyor artık insanlar” diyor.

Haber Aktüel sitesine verdiği özel röportajda paranın mutluluk getirmediğini savunan Murat Kekilli, “Altından tepside Cumhurbaşkanlığı sunsalar kabul etmem. Mutluluk başka bir şey. Dünya Sultan Süleyman’a kalmamış. Fabrikaların oluyor, arabaların, yatların, katların, dairelerin oluyor. Bunların sonu yok!” diyerek dağda garip bir çoban olmayı paraya yeğlediğini anlatıyor.

En iyi eserlerini dağlara çıkarak ortaya çıkardığını çünkü, burada kendisini bulduğunu, rahatlıkla kendisiyle baş başa kaldığını dile getiren Kekilli şunları söylüyor: “İnsan en iyi dağlarda, hayvanlarla düşünür. Çünkü onların sana sorgusu yok. Orada bol bol kendinle baş başa kalıp, istediğin her şeyi düşünüp, istediğin her yere düşlerinde, ruhunda yolculuk yapabilirsin. Amaç mutluluğa ulaşmak değil mi? Ben orda ulaşabileceğime inanıyorum. Benim çoban olma idealimin altındaki gerçek, saldırgan koyunlardan dünyayı arındırmak belki de. Ama yanlış çobanların elinde olanlar George Bush gibi saldırgan koyunlar da yetiştirebiliyorlar.”

Kliplerde cinsel ögelerin ön plana çıkarılmasını da eleştiren Kekilli cinselliği ön plana çıkarmalarının belli başlı sebeplerinden birisinin şöhret olduğunu ifade ediyor.

Şöhretin büyülü bir makam olduğunu aktaran Kekilli, “Onun içine düşen bilir. Olmazsa olmazıdır, en önemli değeridir onun. Mutluluk kaynağıdır, yaşamın ana amacıdır. Yaşamın ana amacının saf hazza ulaşmak değil de şöhrete ulaşmak olduğunu düşünen herkes için durum böyledir. Ve o kadar çok insan var ki bunu böyle düşünen. Yaşamın amacını saptırıp buraya yönlendirirsen tabiiki cinsel ögeler ön plana çıkacaktır. Beni de yavaş yavaş uzaklaştırmaya başladılar ekranlardan. Yavaş yavaş terk-i diyar ediyorum sırf bunları görmemek için” diyor.

San’atın ölüme karşı bir direniş olduğunu ama hayatı “insana verilmiş en büyük ödül” diye nitelendirdiklerinde acı gerçeklerle de karşı karşıya kaldıklarını aktaran Murat Kekilli, “İşte hayat yaşanılıyor yaşanılmasına da, nasıl yaşanılıyor o çıkıyor ortaya. Her acı durumda, her bir engel karşısında umutsuzluğa kapıldığımızda intihar söylentileri gibi bu tarz söylentiler çıkıyordu. Ki en büyük sorunun muhatabı da ben oldum o dönemde. Acılarıyla bir bütün zaten hayat” diye konuşuyor.

Eskiden astronot olmayı düşündüğünü, daha idealist düşünceleri olduğunu belirten Kekilli, en büyük idealinin şimdilerde dağlarda çobanlık yapmak olduğunu sözlerine ekliyor.

Yeni Asya - 22 Şubat 2007




Konu Jazzy_Love tarafından (07-26-2008 Saat 02:22 AM ) değiştirilmiştir..
 
Alt 07-26-2008, 02:42 AM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß













 
Alt 07-26-2008, 03:52 AM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß














Konu Jazzy_Love tarafından (07-26-2008 Saat 02:14 PM ) değiştirilmiştir..
 
Alt 07-26-2008, 10:42 AM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß

Alıntı:
Mc_KaTLiaM´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yanındayım Devam (:
Eyw Kankam VaroL
 
Alt 07-26-2008, 11:37 AM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß

benıde eklesene
ama yası cok fazlaymıs ya sasırdımmm
 
Alt 07-26-2008, 11:45 AM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß

Evet Geç KeşfediLmiş ama Hep aynı kaLaßiLmeyi ßaşarmış (:
EkLEdim seni (:
 
Alt 07-26-2008, 11:46 AM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß

Allah uzun ömürler versin
 
Alt 07-26-2008, 11:50 AM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß

ekle beni aga
 
Alt 07-26-2008, 12:01 PM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß

benide ekler misin buarada videoları iyki koymusun saol
 
Alt 07-26-2008, 12:02 PM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß

HoşgeLdin aga Sende yardım edersin artık ßana (:

Konu Jazzy_Love tarafından (07-26-2008 Saat 06:10 PM ) değiştirilmiştir..
 
Alt 07-26-2008, 12:05 PM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß

Alıntı:
SAL55´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
benide ekler misin buarada videoları iyki koymusun saol

Sende HoşgeLdin Kardeşim Video'Lar dahada oLcak İnşaLLah sayfa kasmaz
 
Alt 07-26-2008, 12:09 PM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß

inş. bnm annem cok seviyo murat kekilliyi ben bilgisayarın basına gecince ac muratcıgımı dio şimdi dinletiyom ona videolardan
 
Alt 07-26-2008, 12:10 PM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß

ayıpsın herturlu yardımı ederim ne lasıım? xD
 
Alt 07-26-2008, 12:14 PM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß

Alıntı:
SAL55´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
inş. bnm annem cok seviyo murat kekilliyi ben bilgisayarın basına gecince ac muratcıgımı dio şimdi dinletiyom ona videolardan
Sevdiği ŞarkıLarı yaz VideoSunu ßuLamassam Kendim yapar ekLerim ßuraya (:

rOcK4ever! knky Eyw ßea (:
 
Alt 07-26-2008, 12:22 PM  
Standart Cevap: Wh Murat KekiLLi Fan CLuß

aqa reklamını yapıom nassı
 
Cevapla

Etiketler: , , , , ,


Seçenekler

Wh Murat KekiLLi Fan CLuß

Eğlenceler & Yarışmalar kategorisinde ve WH Fan Club forumunda bulunan Wh Murat KekiLLi Fan CLuß konusunu görüntülemektesiniz.Murat KEKİLLİ 18.04.1968 yılında aslen Adana merkezde doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini de Adana'da tamamladı. Müzik hayatına ilk piano ...


Wh Murat KekiLLi Fan CLuß konusuna benzer konular:

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Odalarım - Murat Kekilli ReAlWaN Şarkı Sözleri 0 06-19-2008 02:22 PM
Sam Amcalar - Murat Kekilli ReAlWaN Şarkı Sözleri 0 04-24-2008 01:49 AM
Vay Be - Murat Kekilli ReAlWaN Şarkı Sözleri 0 03-31-2008 02:12 AM
Yar Deyi - Murat Kekilli ReAlWaN Şarkı Sözleri 0 02-29-2008 12:42 AM
Murat Kekilli ReAlWaN Müzik Genel 10 04-13-2007 07:11 AM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:50 PM .