Sağlık - Yaşam kategorisinde ve Çocuk Sağlığı forumunda bulunan Bekleyen sabreden Motive Olan Yani Durup Düşünen Eyleme Geçen Beyinler Yetiştirmeliyi konusunu görüntülemektesiniz.Bekleyen sabreden Motive Olan Yani Durup Düşünen Eyleme Geçen Beyinler Yetiştirmeliyiz Çocuğunuzun her isteğine evet demeyin. Mutlu, kendine güvenli bir ...
| |||||||
| Bekleyen sabreden Motive Olan Yani Durup Düşünen Eyleme Geçen Beyinler Yetiştirmeliyi | Sitemap | Liseler | HaritaG | XML | Kayıt ol | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #1 |
| Bekleyen sabreden Motive Olan Yani Durup Düşünen Eyleme Geçen Beyinler Yetiştirmeliyiz Çocuğunuzun her isteğine evet demeyin. Mutlu, kendine güvenli bir çocuk yetiştirmek için zaman zaman hayır demeyi de öğrenmek gerekiyor. Hayır demek, bazen insana dünyanın en zor işi gibi gelebilir. Özellikle de hayır denecek kişi insanın kendi çocuğuysa. Özellikle son yıllarda ailelerle çocukları arasında büyük bir sorun haline gelen konu " Çocuklarınıza nasıl hayır diyeceksiniz” konusudur. Peki her şeye evet diyen aileler nasıl ortaya çıktı? Bu durumun çocuk üzerindeki beklenmedik psikolojik etkileri nedir ve çocuklara hayır deme yöntemleri neler olmalı? Bu konular üzerinde biraz duralım... Asla hayır diyemeyen çocuk merkezli aile tipi, daha çok 90lı yıllarda görülmeye başlandı. Aileler çocuklarını özel okullarda okutup, dans derslerine götürmeye, onların "ama arkadaşımda var!" dediği şeyleri satın almaya ve istedikleri her şeyi yapmaya başladı. Bu davranış biçimi ailelerin mutlu ve başarılı çocuklar yetiştirme isteğinden kaynaklansa da, tam tersi bir durumu ortaya çıkardı. Kesin bir tavırla “hayır” diyemeyen ailelerin, çocuğun kendini daha çok güvende hissetmesine değil, aksine çocuğun sınırları bilmemesinden dolayı, kendini güvensiz hissetmesine sebep olduğunu bilmeniz gerekir. Çocuklar bir şeye sahip olabilmek için çalışılması gerektiğini, başarının değerini bu yüzden anlayamıyorlar. Hayatta da istedikleri her şeye istedikleri anda sahip olabileceklerini sanıyorlar. Beklemeyi sabretmeyi öğrenmeyen bir beyin ve dolayısı ile birey haline geliyorlar. Fakat gerçek hayatta olaylar, ailelerinde yaşadıkları tarzda gelişmiyor. Bu da çocukların kendilerine olan güvenlerini kaybetmesine sebep oluyor. Çocuk başarılı olmak, takdir edilmek ve bir şeye sahip olmak için çalışması gerektiğini anlayamıyor. Daha da kötüsü hayatta karşılaştığı zorluklar karşısında güçlü bir şekilde ayakta kalamıyor. Ve hep birilerinin desteğine, onayına ihtiyaç duyuyor. Çocuk her istediği olduğu için, istedikleri arasında hangisinin daha önemli ve öncelikli olduğunu anlayamıyor. Sadece istiyor, istedikleri de ailesi tarafından yerine getiriliyor. Bu da doyumsuz çocukların ortaya çıkmasına sebep oluyor. Bu çocuklar için depresyon, davranış bozukluğu, kurallara karşı gelme, ilerleyen yaşlarda sürekli nükseden bir hastalık halini alıyor. Çocuklar daha bencil, daha ben merkezcil oluyor. Paylaşmak, ortak bir iş yapmak gibi şeylerin değerini ise bir türlü anlayamıyorlar. Duygusal zekaları gelişmiyor. Ailelere, çocukların hayatta bazı limitlerin olduğunu anlayabilmeleri için, kısacası çocukların iyiliği için “ hayır” demeyi öğrenmelerini tavsiye ediyorum. Aileler, kendilerinin de çocuklara hayır demeleri gerektiğini bildiğini ama bunu uygulamakta zorluk çektiklerini söylüyorlar. Çocuklarına hayır diyemeyen ailelerin beyinlerinde “kazanılmış yardım edilemez” öğretisi oluşmakta, çocuklarının ısrarcılığı karşısında onların bu davranışlarını değiştiremeyeceklerini söylemektedirler.Çocuklarınıza “Hayır” deyip sonra “Evet”e dönüştürürseniz çocuklarınızın beyni pazarlık yapmayı ve bu pazarlığı da kazandığını öğreniyor. O zaman ,ailelerin yaşının çocuklarınınkinden daha küçük olduğunu, onların çocuk, çocuklarınında ebeveyn olduklarını hatırlatmak isterim. Çocuğunuz ağlayıp, zırlayıp, inatla, ısrarla, pazarlıkla, hırçınlıkla birşeyi elde etmemeli. ‘Hayır’ çoğu zaman ‘Hayır’ olmalı.Bir kere ‘Hayır’ deyip dayanamayıp ‘ Hayır’ ınızı, ‘Evet’e dönüştürmemelisiniz.Bu konuda %75-90 istikrarlı davranmalıyız. O zaman çocuğunuz beklemeyi, sabretmeyi, motive olmayı öğrenebiliyor.Bunlar aynı zamanda duygusal zekanın da öğeleridir. Biz ebeveynlik tarzımızdaki hatalar ile çocuklarımızın duygusal zekalarını geliştirmelerine engel olmuş oluyoruz. Duygusal zekanın, IQ ‘dan 6 kat daha önemli olduğunu gösteren bilimsel çalışmalar mevcuttur. Yarın çocuğunuzu başarılı yapacak en önemli faktörlerden beyninin ön bölgesinde bulunan motivasyon merkezinin ( Dur Düşün Eyleme Geç) gelişmesine siz de katkıda bulunun. Peki buna ne sebep oluyor? Aileler buna neden olan şeylerden birinin, çocukların sürekli karşısına çıkan “arkadaşımda şundan var” olduğunu düşünüyorlar. Araştırmalara göre, gelişmiş ülkelerde çocuklar bir sene içinde 40 binden fazla reklam izliyor. Bu da onların bu reklamlardan etkilenmesine, reklamlarda gördükleri şeyleri istemesine sebep oluyor. Ayrıca sürekli izledikleri müzik programları ve bu programlara konuk olan şarkıcılar da onların daha çok şey istemesine neden oluyor. Örneğin televizyona çıkan yıldızların giydiği kıyafetlerden almak istiyorlar. Çocuklar böylece, daha küçük yaşlardan itibaren çeşitli markalarla tanışmış oluyor. Bir de çeşitli nedenlerle ;genetik, doğumsal, beslenme, yanlış ebeveynlik tarzı, bazı hastalıklar (dikkat eksiliği hiperaktivite, öğrenme zorluğu gibi) ,çocukların beyinlerinin ön kısmında bulunan motivasyon merkezinin iyi gelişmemiş olması da nedenler arasında sayılabilir.Uzmanlar, ABDde her yıl ailelerin, çocukların lüks tüketimi için 53.8 milyar dolar harcadığını belirtiyor. Yine ABDde 12-19 yaş arasındakiler, sadece kendileri için her yıl yaklaşık 175 milyar dolar harcıyor. Bu açıdan bakıldığında, ailelerin hayır diyememesi sayesinde çocuk ve gençler, inanılmaz büyük bir piyasa oluşturuyor. Özellikle son yıllarda, iş yerinde geçirilen saatlerin daha değerli hale geldiği ve anne-babaların çocuklarıyla geçirdikleri zamanlarının da giderek azaldığı bir gerçek.Bu yüzden, aileler bu zamanı çocuklarına “ hayır” dedikten sonra yaşadıkları tartışmalarla geçirmek istemiyorlar. Kolayca pes ediyorlar.Ailelerin yapmasını beklediğim bazı tavsiyelerim: 1.Evde veya dışarda herhangi bir şeyi yapmadan önce çocuklara “ Durup düşünüp öyle harekete geçmeleri “öğretilir, hatırlatılır ve onlardan bunun hatırlanması istenir. Kendisine “Dur” diyecek ve “Düşün” diyerek yaptığı işin yanlış olduğunu düşünüp onu yapmayacak. Motivasyon merkezleri( Durup Düşünme Merkezleri) yavaş çalışan veya ebeveynlik tarzımızla düzenli çalışmayı öğrenmeyen beyinlerde bu çocukların yukarıdaki davranışsal model ile motivasyon merkezleri aktif edilirken ceza ve ödül ile çocuğa destek verilmesini öneririm. Mesela alışveriş merkezinde çocuğunuz ısrarla sizden bir oyuncağın satın alınmasını talep ediyor siz ona “Dur ve bunun senin için gerekli olmadığını hatırla, düşün bu sana gerçekten lazım değil, harekete geç ve bunu istemeyi pazarlık yapmayı, hırçınlığı bırak” diyecek şekilde Hayır’ınızda ısrarcı olmalısınız.Kuralınızda takipçi olmalısınız.Ya da ona kasiyere kadar o oyuncağı elinde götürebileceğini ama orda kasiyere bırakacağınızı ,almayacağınızı söyleyebilirsiniz. Akşam yemeğine çok yakın bir saatte çocuğunuz raftaki çikolatayı alıyor ve ısrarla onu yemek istediğini size söylüyor, eğer evde çikolata yoksa ve almaya karar verdiyseniz onu eve kadar açmadan elinde tutabileceğini, ve yemek sonrasına kadar çikolatayı yememesi gerektiğini ve beklemesini öğretmeliyiz. 2.Çocuğunuzun motivasyon merkezini geliştirmek için ceza sistemi uygulayabilirsiniz. Senin iyiliğin için odana gidip 5 dakika oturacaksın,kapı açık olacak ve hiçbir şey yapmayacaksın “Dur Düşün Eyleme Geç’ i düşünüp ne yapman lazımdı ne yaptın” diye düşünme fırsatı yaratacaksınız.Kapıdan kontrol edin ve cezası bitince ne öğrendiğini sorun. 2 yaşından itibaren her yaş için 1 dakika ekleyebilirsiniz. 3.Eğer bu zaman aralığı vermek yeterince yaptırımcı olmuyorsa sevdiği her şeyi yasaklamak uygundur.Unutmayın ki yemek ve para ceza olamaz.Çocuğunuzun sevdiği şeylere örnek verelim:Bilgisayarla oynamak,oyuncakları ile oynamak, atari ile oynamak,sokakta oynamak, alışverişe gitmek v.b.Bunların hepsini aynı anda yasaklamanız gerekir çünkü birini yasaklarsanız diğer sevdiği şeyi yapmaya gider cezanın bir anlamı kalmaz.Durup düşünüp eyleme geçmeyi öğreninceye kadar önce yarım saat yasaklanır,eğer bunda hala ısrarcı olur ve yaptığı yanlış hareketi değiştirmezse ya da kuralla ilgilenmiyorsa ondaki inat kırılıncaya kadar yasak zamanı arttırılabilir, birkaç saatten birkaç güne ya da haftaya çıkarılabilir.Ama bu yasakladıklarımızın hiçbirini yapmadığından emin olmalı onu takip etmeliyiz yoksa yaptırımcı olmamız çalışmaz ve onlarda düşünme yeteneğini geliştiremeyiz. 4.Beyinlerindeki motivasyon merkezinin daha iyi çalışmasını sağlayacak en iyi sistemlerden biri Ödül sistemidir. Eğer “Durup Düşünüp Eyleme Geçmeyi”başarmaya başladıklarını görürseniz onlara ufak tefek hediyeler ( kalem, silgi,renkli şeyler v.b. gibi) vererek ödüllendirin.Baktınız ki birkaç hafta çok iyi yapmaya başladılar çarşıya çıkın beraber sevdiği bir şeyi alın ama çok pahalı olandan başlamayın.Ödülünü verirken de Durup Düşünmeyi yaptığı için bunu hak ettiğini belirtmeniz gerekir. Tabi ki genelde bizim toplumda hak etmeden bir çok şeyin çocuklara alındığını göz önünde bulundurursak, verdiklerinizi geri alıp hakettikçe ortaya çıkarmanız iyi bir çözüm olabilir. 5.Kurallara uymaya başladıklarında onlara; şunu ya da bunu alırım demektense, Bekleyelim, düşünüyoruz, zamanla görelim gibi kesin olmayan kelimeler kullanmanızı tavsiye ederim.”Bakalım bu hafta nasıl yapacaksın. Hayır dediğimiz konulara uyup uymadığını izleyeceğiz ve o istediğin alınmalı mı, alınmamalı mı sonunda karar vereceğiz ” tarzında konuşmanız onları pazarlık yapmaktan uzak tutacaktır. 6.Unutmamanız gereken bir başka konu da kazanılmış yanlış hareketlerin birdenbire unutulması ,değiştirilmesi mümkün değildir.Zaman ve sabır ister.Bazen de planlandığınız gibi gitmeyebilir. 7.Çocuğunuza, sabah uyanma, yemek yeme, banyo yapma, okula gitme ve uyuma saatlerini hep aynı saatte yapmasını öğretin. 8.Onların evde organize olmalarını, odalarının dağınık olmaması gerektiğini öğretin. 9.Çocuğunuzun başarılı olabileceği aktiviteleri bulmaya çalışın ve onları yapmasına teşvik edip kendilerini iyi hissetmelerini sağlayın. 10.Bağırmadan, dövmeden, vurmadan onlarla sakin bir şekilde neyin yanlış olduğunu tartışın. 11.Eve ödev getirip getirmediğini kontrol edin. Evde sessiz bir ortamda dersini yapmasını sağlayın. 12.Çocuğunuzun aldığı herhangi bir darbeyi, sarsıntıyı, çarpışmayı görmezlikten gelmeyin. Özellikle beyne alınan çarpmalar ,darbeler motivasyon merkezinde bilincini kaybetsin ya da kaybetmesin elektriksel değişiklik yaratabilir. Beyin tomografisi elektriksel düzeyde değişiklikleri göstermez. A.B.D. de son yıllarda yapılan çalışmalarda Dijital EEG sistemi ve bunları okuyan Data bankaları ile çocuğunuzda bir çarpma sonucu ciddi anlamda beyinlerinde elektriksel değişiklik olup olmadığını tespit eden sistemler kullanılmaya başlandı. Kask takmadan motosiklet kullandırmayın. Kask takmadan bisiklet, kay kay, tekerlekli paten, kar kızağı kullandırmayın.Kafalarıyla topa vurmasınlar. Sinirlenince kafasını yere veya duvara vuran çocukların kafasını koruyun. 13. Çocuklarınızın motivasyon merkezinin gelişmesine katkısı olacak zararsız bir yöntem olan Neuofeedback’ ten faydalanın, gerektiğinde çocuğunuza Neurofeedback yaptırın. Dr. Tanju Sürmeli Psikiyatrist | |
| | #2 |
| Teşekkürler... | |
| Seçenekler | |
| |
Sağlık - Yaşam kategorisinde ve Çocuk Sağlığı forumunda bulunan Bekleyen sabreden Motive Olan Yani Durup Düşünen Eyleme Geçen Beyinler Yetiştirmeliyi konusunu görüntülemektesiniz.Bekleyen sabreden Motive Olan Yani Durup Düşünen Eyleme Geçen Beyinler Yetiştirmeliyiz Çocuğunuzun her isteğine evet demeyin. Mutlu, kendine güvenli bir ...
| ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Beyinler | fearles577 | Komik Resimler | 10 | 09-04-2008 10:12 AM |
| > Durup Dururken | ReAlWaN | Şiirler | 2 | 04-05-2008 12:03 AM |
| Durup Dururken | Kyren | Şiirler | 0 | 12-18-2007 11:31 AM |
| Senİ DÜŞÜnen TÜrkÜ | Kyren | Şiirler | 0 | 12-06-2007 05:05 PM |
| kalbin 5 defa durup tekrar çalışması | polat_yusuf | Genel Sohbet | 0 | 05-19-2007 06:38 AM |