> Ben rüzgârın ve denizin sesini işitmezken... Ben rüzgârın ve denizin sesini işitmezken,
sen akıntılarla dünyayı dolaştın
kaç kez..
dalgalarla okyanusları aşıp,
kıtalara gidip geldin
Güneşin erişemeyeceği yerlere
inip çıktın
bir an bile bir yerde durmadın
bir damlaydın,ama deniz Sendin
ayni zamanda
büyük bir şevkle koştun denizden denize
bir gün Güneşin tebessümüyle açtın
yediveren güller gibi
fazlalıklarını denize bırakarak
saf bir su damlası hâlinde
bir Albatros gibi süzüldün Akabelerden
uçsuz bucaksız uçuk mavi göklere doğru,
melekler misâli.
Ne güzeldi değil mi o anı sonsuza dek
yaşamak ,
ne güzel di, değil mi ?
Sonra yağmur yüklü kümülüsler gibi
ağdın darmadağın,
gümüş renkli saçlarıma.
Bir şifaydı ruhum için damların
yudumladım saçımdan süzülen
tanelerini sevginin kana kana ,
şifa bulur diyerek
hasretinle kavrulan yüreğim. |