kacıncı günü bilemiyorum
bildiğim bilmediklerimin ardından koşarcasına yürüyorum...
tozlı silik bi resim çıkardım göğsümden
bilmiyorum bunca zaman sonra
bilmiyorum bakabilirmiyim ardına
ki oysa bendim ellerinden kayıp giden
sendin yarım yamalak sözlerimin mumessili
velakın bilemediğim sensizliğimin acıması gibi kendi iç çekişlerimde hapsolmusum
sanki;
yada sayki ölmüşüm
yada yarın öleceğim
ama emin ol bir saniyelik vuslatına razıyım
ki gelen kimmiş
azrailmi?
güldürmeyin adamı değilmi sanki oda bir melek
ardısıra dizili fersah fersah boş bakışlar
nasıl?
sensizliği bilmediklerindenmi
yada sen biliyormusun sensizliği
yada acısını biliyormusun
ve sen okadar şanslısınki bedeninde doğmuş
en güzel
en nadide yürek
evet sende haklısın
ve giderken ettiğin lanet bile belki haklı
kendince haklı
ellerim soğudu buz tuttu ellerim
yüreğim kanıyor
ve biliyorum sen haklısın
bilsemki sabahı olacak bu yarının
bilsem ki gözlerim görecek aydınlığı
gider pırlanta kubbeler altında dua ederdim
sonra gelir anlatırdım sana en saf
en temiz haliyle
sonra belki tekrar severdin beni
bilemiyorum
belki izin verirdin saçlarını okşamama
belki
ve sozum belkilerle uzar giderdi
bilsem sabah kucaklayacak bedenimi
ama öyle ya
zor zahmetti
ve üstünüde bide çekip gittim ya
öyle ya
sen nerden bileceksin güneşi özlediğimi
öyle sen nerden bileceksin
delicesine sevdiğimi
yada sen hangi sensin
yada hangi seni sevmeliyim
söyleme nolur
bir kez daha yıkma
biliyorum nefret ediyorsun
belki edeceksin
et
ama söyleme
yüreğim bin pare
yangın yeri ellerim
yakma bide sen ayrılık alevinle
bırak gitmişim işte
daha ne
ölüyorum işte
daha ne....
bilseydim ölüm bu kadar yakındı ellerime emin ol
tutmazdım ellerini...