Üstü örtülmesi gereken acılar düştü payıma,
Düzeltilmesi mümkün olmayan hatalar!
Hakeden olamadım yaşanılası zamanları,
Ben beceremedim belki de yaşamayı!
Gidilmesi gereken bir yol vardı,
Bir zamanlar!
Şimdilerde gidemiyorum o yoldan,
Karardı cihan sanki,
Tek bir ışık huzmesi yok!
Yol mu bitti,yoksa ben mi bittim bilemedim!
Farkına varmak istemediğim
Lanet bir farkındalık içindeyim!
Görmemem gereken bütün yasakları görüyor bu kör gözlerim!
Boşluğa düştüğüm zamanlarda,
Dinlemeye koyuluyorum kendimi.
Bir yerlerde katlanamadığım bi acı var,
Çok taze bir yara hissediyorum,
Sızlıyor saklandığı yerde derin derin.
Çığlıklar atıyorum,
Boğazım patlarcasına bağırıyorum,
Üstümü başımı parçalıyorum da yok yinede sesimi duyan!
Gecesine al basmış bir ruh hastası misali,
Duyuramıyorum muhtaç haykırışlarımı!
Bir el gizlice sıkıyor sanki boğazımı,
Sıkıyor ki duymasın kimsecikler sesimi!
Alışılmış pişmanlıklar kazınıyor günlerime,
Ve bahşedilmesi imkansız mutluluklar!
Vazgeçilmesi zor kişilikler tanınıyor,
Canımın son demlerinde!
Son perde açıldı şimdi umut sahnesinde,
Roller verildi en muhteşem oyunculara!
Sahnelendi ve sonunda derin aldatılmışlıklar
Bir öncekini eskitemeden yenilenen kalp kırıklıklarının üzerinde!
Pazartesi'yi Salı'ya bağlayan gece,
Kimsesiz sandallar yüzdürdüm bende,
Döktüğüm gözyaşı gölünde.
Batmasın diye başında bekledim hep.
Gitmesin dönülmeyen ıraklara!
Biçare dünlerden geçiyor sözlerim,
Geleceğe gidebilmek uğruna.
Ağıtlar yakmaya değer nedenlerimle birlikte,
Kavuşmalara hasret ellerimi de aldım koynuma,
Sildim ıslak yanaklarımı da,
Sarıldım uyku denilen yılana!
Ama tutmuyor ki uyku!
Yarım bile olsa ölemiyorum!
Geri dönecek bile olsam,
Gidemiyorum...