Her sabah aynı saatte
Elimde kahvemle
Kurulurum pencere başına
Seni görmek umuduyla...
Kaç yıl geçti, gelmedin
Penceremin önünden hiç geçmedin
Bıraktın beni bi başıma, küser oldum sabahlara
Hep bekledim seni, hep pencere başında
Artık her sabah geçen simitçi
İşine giden bi kaç işçi
Oyunlar oynayan masum çocuklar
Hepsi alıştılar bana, selam verirler her sabah
Bir gün meraklanacaklar
Yerimde bulamayacaklar beni
Gün gelecek nevran dönecek
Bekleme sırası sana gelecek
O soğuk sabahlar sona erecek
Sıkıldım seni beklemekten
Anla beni çok yoruldum
Beklemek yerine, artık seni görmek umudum
Evine geleceğim, seni son bir defa göreceğim
Sonra hiç bişey demeden çekip gideceğim
Bir kaç adım sonra
Dokunabileceğim kadar yakın
Vurabilecek kadar kızgın
Ne şekilde olursa olsun, yanında olacağım
Sana hesap soracağım, ya da sımsıkı sarılacağım
İşte o an, yılların derin acısı
İçimde kıvranan o büyük sancı
Hepsi sonra erecek hepsi bitecek...
Basıyorum zile açan yok kapıyı
Sesler kesilmiş, duyan yok bağrışlarımı
Bir adam geldi birden, elinde bir mektup
Siz o olmalısınız dedi bana mahcup mahcup
Uzattı mektubu, döndü arkasını
Zarfın üzerindeki benim adım,
Yazı onun elyazısıydı...
"Çok geç kaldın, çok bekledim seni
Geleceğini umarak pencere başında
Oturdum, karıştırdım resimlerini
Beklemekten yoruldum artık beni anla
Artık gidiyorum gidiyorum ben uzaklara..
Geleceğini biliyordum, hep hayalini kurdum
Ama başka çaresi yoktu kurtuluşumun..."
Oturdum merdivenlere sessizce
İçeri giren soğuk işledi içime
Düşünmedim uzun bi süre, sadece oturdum
İşçinin, simitçinin haline üzülüyordum
Selamımı bekleyeceklerdi her sabah
Ama göremeyeceklerdi beni bir daha
Uzandım soğuk merdivene, usulca uzandım
İdamını bekleyen cesur mahkum gibi
Artık ben de ölmeye hazırdım...