kime bakar o karanlık buğusu gözlerin?
gözbebeklerinde midir hayat?
amansızca akan zaman nehrinde
tutunacağım salım mı var bu şehirde..
kim bilir şimşeklerdeki ürpertiyi?
ömrümün tahtalarını yavaş yavaş çürüten
yağan yağmurun gür sesini.
kim bilir? tarladaki başak mı?
yoksa selde akıp giden bir yürek mi?
nedir bu naçiz yüreği halatlarıyla,
kendi dünyasına çeken hiç durmadan?
buram buram gelen kahvenin kokusu mu
yanındalığının verdiği taşkın duygu mu?
kahve bahane diyerek..
karın yağışı gibi usul usul düştü,
faydaların faydasız kaldığı anda,
tutkumla kaldırdım tüm imkansızlıkları,
belki hayalim güneşin batışını izlemekti
kıyıda, duygularımla elele..
belki bir bardak soğuk su içmekti
kırk derecelik yaz gününde..
belki de sadece sevmekti
arta kalan kısa ömrümde..
gökyüzünün sonsuzluğunda kaybolurken buldum.
bir yağmur damlasında keşfettim mutluluğu yine.
artan bir tutkuydu önüne geçemediğim.
tüm ürküntülerimi bir kenara koyduğum.
hayatı izlediğim siyah beyaz ekran yoktu artık.
artık benim de yüzüm asık değil ve suratım sarkık.
akan sellerin, yıkılan şehrimin ardından,
duruldu tüm sular, çekildiler yataklarına.
hazır artık betonu, demiri, kireci.
onaracağım her yerini, tekrar kuracağım bu şehri..

FATİH SİNAN ESEN