Biraz daha serpişsin kar
Yürüsün ayak izlerim ardımca
Beni geçene kadar
Yollarıma serilsin o hummalı günlerim
Gizli saklı seninle yürüyorum sanırken
Bir köstebek dikelsin
Basmaya gördüğüm toprakların altından
—sanki gözlerinde senin gözlerin-
Şaşırsın körpe gözbebeklerim
Saçlarını kaşısın, kaçırsın aklını
Ve kargısın
(kargışlara gel(e)sin)
Yıkılsın başına çatıları
Bin yüz yıldır onarılmayan bir harabenin
Onulmaz yaralara belen(e)sin!
Yasaklar konulsun erincine gönlünün
Gönlümün, ömrümün nüktedanı!
Nasıl da bıraktın sirkini yarıda
İndirdin iplerinden cambazlarını
Devşirdin pılını pırtını yok yere
Ve son kez sıçradın trapezinde!
Ben geldim, kalbimin gitmeye dövüldüğü yerde!
Azabınım artık! Vicdanından içreyim…
Bambaşka bir suretteyim!
Trampetlerimi çalacağım beyninin içinde bugün!
Mahşeri izdihamlar yaratacağım
Bin bir kisveye bürünmüş
Kalıp tutmaz düşüncelerimden…
Ben geldim; ne hoş!
Hoş, geldim düşlerini istimlâk etmeye
Tapusuz velveleler getirdim sana mataramda!
Gir içine ve ebediyen orada yaşa
Bir yudum zehirde bul kendini
Çünkü istila edildi artık bütün araziler
Vazifesi bitirilmiş “ben”lerce
Kaç çam devirdin, bilmiyorum ki, bu iş için
Kaç cem dağıttın- birlik olmuşlardı oysa
içimdeki savurgan düzensizliklerim-
Daha ilk celsede de olmaz ki!
Serimde “keşlik” vardı benim
Diyordum ki kimse ket vuramaz
Derunumdaki keşişin gidişatına
Yanılgıya düşürülmüşüm meğer
Ayartılmış o da seferi bir rahibece
İzbelerinde soysuz-arsız arzular taşımış
Doğuştan
Doldukça dolmuş bir yerleri,
Tam patlayacakmış ki
Ben varmışım nasılsa
Boşaltmış kalbimin üzerine
Bütün eskilerini, içine sığışmayan her şeyi…
— Deme! Kerameti batsın, verimi…-
Ben yokmuşum sonra bir de
Ayak izlerim bile geçmiş beni
Ayağımın izince serilmişim sonra yerlere
Yer değişmişim sıra bana gelince
En sondakiyle…

FATİH ÇODUR