
Cevap: Zeki'yle 40 yıllık evliliğim 10 Altın Portakal'a bedel!
'Yaprak Dökümü'nde gelininin canına okuyan 'Cevriye' adlı bir kaynanayı canlandıran Güler Ökten, kendi kayınvalidesiyle iyi geçindiğini söyledi ve ekledi: Kaynanam öteki gelinlerini kıskanırdı. Benim çok mutlu bir evliliğim oldu. Zeki (Ökten) ile geçen 40 yılımı, 10 tane Altın Portakal'a değişmem!..
Güler Ökten konservatuvarlı bir oyuncu... Ayrıca ünlü yönetmen Zeki Ökten'in eşi. Ömrü, film setlerinde ve tiyatro sahnesinde geçti. Sayısız ödül aldı. Ama şöhreti, ekranların en uzun soluklu yerli dizisi 'Bizimkiler'de canlandırdığı 'Doktor Türkan' rolüyle yakaladı. Güler Ökten şimdilerde 'Yaprak Dökümü' adlı dizide gelininin canına okuyan 'Cevriye' adlı bir kaynanayı canlandırıyor. Ünlü oyuncu; "Cevriye çevremdeki birçok insandan izler taşıyor. Huysuzluğu annemden, tembelliği kayınvalidemden, yalancılığı yengemden" diyor...Kaynakwh:
ETRAF 'CEVRİYE' KAYNIYOR
* 'Yaprak Dökümü'nde canlandırdığınız kaynana karakteri, sizce nasıl bu kadar sivrildi?
Sanırım senaristler böyle kadınları çok iyi tanıyor ve güzel yazıyor. Kayınvalide-gelin ilişkisi her zaman ilgi çeker. Bazen yolda gördüğüm hanımlardan öyle şeyler dinliyorum ki; benim kaynanamın sütten çıkma ak kaşık olduğunu anlıyorum. Aslında kaynana-gelin çekişmesi normal çünkü bu tip kadınlar çok erken evleniyor ve hayatları, doğurdukları çocuğu büyütmekten ibaret oluyor. Özellikle erkek anneleri oğullarını kaybetmek istemiyor. Benim canlandırdığım 'Cevriye' de gençken kocasını kaybetmiş bir kadın. Bu yüzden oğlunu kimseyle paylaşmak istemiyor.
* 'Cevriye' kötü bir kaynana değil mi size göre?
Etrafta o kadar çok 'Cevriye' var ki... Benim annem de babamı kaybettiğimiz için beni kocamdan kıskanıyordu. Bu, o kadar insanca bir duygu ki... 'Cevriye' kötü biri değil, sadece kendi dünyasını yaratamamış bir kadın. Bu yüzden torunları da dahil, oğlunun hayatına giren herkese müdahale ediyor. Türkiye'de bu durum çok yaygın olduğu için sivrildi bu karakter.
* Yıllardır oyunculuk yapıyorsunuz ama bu rolle popüler oldunuz. Bu durum, üzmüyor mu sizi? Kaynakwh:
Yok canım, niye üzsün? Ben oynadığım her rolü çok severek oynadım, utanacağım hiçbir iş yapmadım. Öne çıkmayı seven biri değilim, oyunculuğa pek uygun değilim yani. Sanatçı olmuşum ama bende ev hanımı havası var.
YETERİNCE HIRSLI DEĞİLİM!
* Oyunculuğa uygun olmadığınızı söylerken, neyi kastettiniz?
Bu iş için kendini göstermeyi sevmek, hırslı olmak lazım. Ben hiçbir zaman öyle olmadım. Hırs; kişiliğime aykırı. Ama mesleğimi çok severek yapıyorum. Şöhretten hoşlanmıyorum. Sokakta yürürken rahat etmeliyim.
* Yani rahat bir yaşam sürmek için popüler olmaktan kaçtınız mı?
Sakin bir hayat yaşamak istedim. Şu anda da beni rahatsız eden tepkiler almıyorum. Sadece bir kez bir alışveriş merkezinde, tekerlekli sandalyede oturan bir bey bana gözlerini devire devire; "Fikret'e iyi davran" dedi. Cevap veremeden kaçtım. (Gülüyor)
ÖNEMLİ OLAN EŞİMİN İŞİ!
* Eşiniz çok ünlü bir yönetmen. Ondan hiç rol istemediniz mi?
Hayır. İkimiz de hırslı insanlar değiliz. O yüzden evliliğimiz 1970'den beri, yani neredeyse 40 yıldır sakin sakin sürüyor. Ben özel yaşamımı hep önde tuttum. Mesleğimi çok seviyorum ama hayatta her şey meslek değil. Benim için ailem, dostlarım ve kedilerim de çok önemli. 40 yıllık evliliğim, alacağım 10 tane Altın Portakal ödülüne bedel! Fazla hırslı olmak ego getiriyor, ego da birliktelikleri yıkıyor. Bizim evde egosu olan Zeki. Onun mesleği daha önemli. Çünkü bir şey yaratıyor. Ben sadece enstrümanım. Ben onun egosuna saygı göstermeseydim, bizim evliliğimiz yürümezdi.
Yaptığım en akıllıca iş çocuk doğurmamak!
* Neden çocuğunuz yok?
Çocuğumu büyütürken, işlerimin yoğunluğundan onu oraya buraya bırakmak istemedim. Şimdi bakıyorum da; bu yaptığım en akıllıca kararlardan biriymiş. Dünya hem doğa, hem de insanlık olarak kötüye gidiyor. Allah herkesin çocuğuna yardımcı olsun.
Kompleksli değilim estetik yaptırmam!
* Televizyonda çalışanların çoğu, görsel bir iş olduğu için estetik yaptırıyor. Siz estetiği hiç düşündünüz mü?
Ben doğal olmayan hiçbir şeyi sevmiyorum. Bu; insanların kendi seçimidir. Eğer kendilerinden rahatsız oluyorlarsa, estetik yaptırabilirler. Ancak ben, herhangi bir tarafıyla oynanmış birini izlerken rahatsız oluyorum. Genelde insanlar komplekslerinden dolayı estetik yaptırıyor. O kompleksi içlerinde taşıyacaklarına, estetik yaptırıp kurtulsunlar daha iyi bence. İnsan yüzünü değiştiriyorsa, yüzündeki çizgileri sevmiyor demektir. Oysa ben çizgilerimi seviyorum. Ama mesela; benim annem de yüzünü gerdirmek istiyordu. Beni insanlar genelde yaşımdan daha genç bulur. Bugüne kadar bana; "Yaşlısın, sen bu rolü oynayamazsın" diyen hiç olmadı. Tam tersine, "Gençsin, bu rol sana uymaz" diyenler oldu.
Güzel olmadığımdan başrol oynayamadım
* Pek çok ödül almışsınız ama hepsi yardımcı kadın oyuncu dalında. Başrol oynamamanızın nedeni de, hırsınızın olmaması mı?
Tek nedeni hırs değil. Benim sinemada oynamaya başladığım dönemde, Yeşilçam'da çok güzel kadınlar vardı ve dönem onların dönemiydi. Güzel olmayan kadının başrol oynama şansı yoktu. Ben de o kadar güzel değilim, ne yapayım? Bir dönem dünyadaki tüm yıldızlar güzeldi. Ama bakış açısı değişince, Dustin Hoffman gibi koca burunlu bir adam bile yıldız oldu. Ben de, inşallah bundan sonra başrol oynayacağım. (Gülüyor)
Kayınvalidemle anlaşırdım ama annemden çok çektim
* Kaynananızla ilişkinizin iyi olduğunu söylediniz. Onda görüp, rolünüze yansıttığınız hiçbir özellik yok mu?
Benim eşim 3 kardeşin en büyüğüydü. Önce biz evlendik. Böylece zararsız oldum çünkü benden sonra gelen iki gelin daha vardı. Onlarla çok iyi geçindiğimi söyleyemem ama kayınvalidem benimle ölünceye kadar iyi geçindi. Dediğim gibi; arkada kıskanacağı iki oğlu daha vardı ve açıkçası onların eşleri biraz çekti. Zeki ile ben karıkoca çok çalıştığımız için kadıncağız beni de, oğlunu da doğru düzgün göremiyordu. O yüzden de aramızda bir didişme ya da kavga yoktu. Benim annem daha çok eleştiriyordu beni. Annem önce kanser, ardından da Alzheimer oldu. Tam 16 yıl, ona ben baktım. Aynı evde yaşayınca, hır çıkma ihtimali daha yüksek oluyor tabii.
* Zor olmadı mı annenize bakmak? Onu bir huzurevine göndermeyi düşünmediniz mi hiç?
Ona hep kendim baktım. Huzurevine göndermeyi düşünmedim. Alzheimer hastalarının mekan değiştirmesi çok zararlı. Sevdikleri insanlarla aynı çevrede yaşamaları lazım. Huzurevine gönderseydik, bir yılda ölürdü. Zeki de annemi çok seviyordu. Annem öyle bir haldeydi ki, bana 'anne' diyordu. Rolleri değişmiştik.
Emrediş şekli tıpkı babam gibi..
Şirret kaynana 'Cevriye' karakterini ortaya çıkarırken, çevrenizde kendinize model alabileceğiniz hiç kimsenin olmaması, sizi zorlamadı mı?
'Cevriye' karakterini oturturken, birebir kimseden etkilenmedim ama çevremdeki farklı kişilerdeki bazı özellikleri de birleştirdim. Mesela benim babam çok emrederdi, onun emredişini aldım. Üstüne kayınvalidemin oturuşu şeklini ve tembelliğini ekledim. Kendisi biraz iş yapsa hemen yorulur ve "Ben gidip yatayım" derdi. 'Cevriye'nin huysuzluğu annemden. Numaracılığı ise dayımın karısından yani yengemden. Yengem gözümüzün içine baka baka yalan söyler. Ama o kadar tatlı yapar ki bunu, gülüp geçeriz.