| | ahiret Sırât
Sırât, bir İslam dini terimi.
İslam dininde, sırât cehennem üzerine uzatılmış bir yoldur. İslam inanışına göre tüm insanlar buradan bu yoldan geçecektir (Meryem suresi 19/71-71). Müminler, yani İslam dinine inananlar, dünyadaki eylemlerinin mahiyetine göre hızlı veya yavaş, rahat veya zor, bu yoldan başarıyla geçecekler, kafirlerin, yani İslam dininin esaslarından bir veya daha fazlasını inkar edenlerin, ayakları sürçecek ve cehenneme düşeceklerdir. (Buhâri, Rikâk, 48-52; Müslim, İmân, 81; İbn Mâce, Zühd, 33.)
Sıratın tam olarak ne ve nasıl olduğuna dair kesin bir bilgi yoktur, İslam dininin kutsal kitabı Kur'an'da da sıratın mahiyetinden söz edilmemiştir, sadece varlığı ve insanların ondan geçecekleri belirtilmiştir.
İslam'da cehennem
Cehennem; çoğu dinde olduğu gibi İslam dininde de, Ahiretteki azap yeridir. İnsanlar dünyadaki hareketlerine ve inançlarına göre cennete veya cehenneme giderler. İslam inancına göre, kafirler (inanç esaslarından bir veya daha fazlasına inkar eden), müşrikler (İslam inancına göre Allah'ın birliğine karşı çıkanlar) ve münafıklar (İman ediyor gibi görünüp İslam inancına inanmayanlar) ölümden sonra, "derece derece olan cehennemde" belli zaman zarfında kalacak ve azap göreceklerdir. Belirtilen şudur ki, İslam inancına aykırı hareket etmiş Müslüman kimseler de günahları ölçüsünde cehennemde kalacak ve cezalandırılacaktırlar. İslam dinindeki farklı itikat (inanç) mezheplerinin bu konuda farklı fikirleri ve çeşitli ayrışmaları olsa da, İslam'daki genel görüş budur.
İslam dininin kutsal kitabı olan Kur'an 'da cehennem için çeşitli isimler kullanılmıştır, bu isimlerin büyük bir kısmı cehennemi tanımlayıcı niteliktedir: Nâr (ateş), Hâviye (düşenlerin çoğunun geri dönemediği uçurum), Saîr (çılgın ateş ve alev), Lezâ (dumansız ve katıksız alev), Sakar (ateş) ve Hutame (obur ve kızgın ateş). Ayrıca, Kur'an'da cehenneme ve azap görenlere dair birçok tanım ve tasvir bulunur.
İslam dininin kutsal kitabı olan Kur'an 'a göre Allah müşrikleri (Allah'a ortak koşanları) cehennemde sonsuza kadar tutacaktır. Günah işlemiş ancak imanlı olan kişiler ise İslam inancına göre cehennemde bir müddet kalacaklardır.
İslam'da cennet
Cennet, İslam'da, İslam dinine inananların ebedi olarak kalacakları bir ahiret mekanıdır. Cehennemin zıddıdır. İslâm'a göre cennetteki hayat sonsuz olacaktır.
İslam dininin kutsal kitabı Kur'an'da cennet için çeşitli adlar kullanılmıştır, bu adların çoğu cenneti tanımlayıcı niteliktedir: Cennetü'l-Me'vâ, Cennetü Adn , Dâru'l-hulûd, el-Firdevs, Dâru's selâm, Dâru'l-mukâme, Cennâtü'n-naîm ve el-Makâmü'l-emîn. Ayrıca, yine Kur'an'da cenneti tasvir eden çeşitli ayetler bulunmaktadır. Bu ayetlerde sadece cennet değil çoğunlukla cennet hayatı ve cennetlikler yani cennete gidecek, orada kalacak olanlar da tasvir edilir, tanımlanır. Yine Kur'an'a göre cennete gidecekler için Allah'ın rızasını kazanmak cennetteki güzelliklerden çok daha anlamlı ve büyük bir mükafat olacaktır.
İslam dinine göre kafir (inanç esaslarından bir veya daha fazlasını inkar eden), müşrik (Tanrı'nın birliğine inanmayan) ve münafık (Müslüman gibi görünüp İslam'a inanmayan) kişiler cennete giremez, ebedi olarak cehennemde kalırlar. Müslüman olup günah işleyenlerinse, Allah günahlarını affetmezse, bir süre cehennemde günahlarının cezasını çekecek daha sonra da cennete gireceklerine inanılır.
Ru'yetullah
Ru'yetullah, İslam dini terimi. Allah'ın ahirette gözlerle görülmesini tanımlar. Kelâm ilmindeki tartışmalardan birisidir.
Genel Görüş
İslam dinindeki farklı mezheplerin ru'yetullah konusunda farklı düşünceleri ve görüşleri mevcuttur. Ehl-i sünnete göre, ahirette Allah'ın müslümanlar tarafından görülmesi aklen caiz (akli olarak mümkün), naklen (ayet ve hadis ile) vacibdir (gereklidir). Bu şu manaya gelir; aklen Allah'ın ahirette görünmesi imkansız değildir, nakil (ayet ve hadis) ile de müslümanların Allah'ı ahirette göreceği belirtilmiştir. İslam dininde çoğunluğun konu hakkındaki görüşü budur.
İslam inancına göre naklen Allah'ın gözlerle görülmesi vacib olsa da ehl-i sünnet alimleri bu görme fiilinin nasıl bir fiil olduğunun bilinemeyeceğini öne sürmüşlerdir.
Konu ile ilgili öne sürülen nakli (ayet-hadis) dellilere örnek vermek gerekirse:
* Kıyâme suresinin 22-23 ayetlerinde, "O gün Rablerine bakan ter-ü tâze (ışık saçan) yüzler vardır."
* Peygamber şöyle demiştir:
"Cennetlikler cennete girdiği zaman Allah Taâla 'daha da vermemi istediğiniz bir şey var mı?' buyurur. Onlar 'sen yüzümüzü ağarmadın mı? Bizi cennete koyup ateşten kurtarmadın mı? Daha ne isteyelim?' derler. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak perdeyi kaldırır, cennetliklere artık Rablerine bakmaktan daha hoş gelecek hiçbir şey verilmiş olamaz."(1) Peygamber daha sonra sözlerine Yunus suresi 26. ayeti okuyarak devam etmiştir; Yunus suresinin 26. ayeti ise şöyle buyurmaktadır, "İyi iş ve güzel amel işleyenlere daha güzel karşılık ve bir de ziyade vardır." Hadisten de anlaşılacağı üzere alimlere bu ayette "ziyade" ile kastedilenin Allah'ı görmek olduğunu söylemişlerdir.
* Kur'an-ı Kerim'de yer aldığı üzere, Musa peygamber Allah'ı görmek istemiş ve şöyle demiştir:
"Rabbim bana görün ki seni göreyim" (A'raf suresi 143. ayet) Eğer Allah'ın görülmesi imkansız olsa idi, Musa peygamber bu tür bir talepte bulunamazdı. Zira İslam inancına göre vahiy alan bir peygamber Allah'ın sıfatlarından habersiz olamaz.
* Peygamber başka bir hadiste de şöyle demiştir: "Muhakkakki siz şu ayı görüşünüz gibi, Rabbınızı da göreceksiniz. Onu görmekte haksızlığa uğramayacak, izdihama düşmeyeceksiniz."(2)
Farklı Görüşler
Her ne kadar ehl-i sünnet kelâmcıları ru'yetullahı aklen caiz, naklen vacib olarak açıklasalar da; Mutezile ve Cehmiyye mezhepleri, ru'yetullah'ın Allah'ı yarattıklarına benzeteceği düşüncesiyle, ru'yetullah'ı kabul etmez. Bu mezheplere göre ru'yetullah'ı kabul etmek Allah'ın cismi olduğunu iddia etmeye benzer ki İslam dini akidesinin tevhid kuralına göre bu imkansızdır. Böylece Mutezile ve Cehmiyye mezheplerine göre Allah'ın ahirette görülmesi kabul edilemezdir.
Ayrıca, İmam Caferi Sadık Mezhebincede ru'yetullah reddilmektedir. Bu mezhebe göre Enam süresinin 103. ayetinde yer alan "Gerçi O'nu bütün gözler anlayamaz ve hatta kendinden başka hiçbir göz O'nu kavrayıp ihata edemez ve fakat O, gözlerin hepsini idrak ve ihata eder." sözü önem kazanmaktadır. Bu mezhebe göre Allah'ı dünyada ve ahirette görmek onu sınırlamak, belli bir şekle sokmak demektir.Oysa Allah her türlü noksanlıklardan münezzehtir. Ehlibeyt ekolüne göre (Alevi-Şiaya göre) Allah'ı görebilmeyi iddia etmek "tevhid" anlayışına terstir. |