Liseler kategorisinde ve Lise Bilgileri forumunda bulunan Ahşap Emprenyesinde Bor Bileşiklerinin Kullanımı konusunu görüntülemektesiniz.Ahşap Emprenyesinde Bor Bileşiklerinin Kullanımı Yrd. Doç. Dr. İlker USTA Hacettepe Üniversitesi, Ağaçişleri Endüstri Mühendisliği Bölümü, iusta@hacettepe.edu.tr 1. GİRİŞ İnsanların ...
| |||||||
| Sitemap | Liseler | Harita | Kayıt ol | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #1 |
| Ahşap Emprenyesinde Bor Bileşiklerinin Kullanımı Yrd. Doç. Dr. İlker USTA Hacettepe Üniversitesi, Ağaçişleri Endüstri Mühendisliği Bölümü, iusta@hacettepe.edu.tr 1. GİRİŞ İnsanların kullandığı çeşitli yapı malzemeleri içerisinde, ahşap (ağaç malzeme) en eski ve kullanım alanları açısından en yaygın olan malzemelerden biridir. Ancak, ahşabın doğal haldeki dayanıklılığı (başka bir deyişle, kullanım yerindeki değişik çevresel faktörlere karşı gösterdiği doğal dayanma süresi) yeteri kadar uzun olamamaktadır. Bunda, ahşabı tahrip ederek özelliğini bozan çeşitli biotik (bitkisel, hayvansal) ve abiotik (fiziksel, kimyasal, mekanik) zararlıların oldukça büyük bir etkisi vardır (Usta, 1993). l Ahşap, bitkisel (çeşitli çürüklükler yapan mantarlar) ve hayvansal (böcekler, termitler, deniz suyu içerisinde yaşayan oyucu midye, limnoria ve chelura) zararlılar karşısında yeterince dayanıklı değildir ve bunların etkileri karşısında kısa sürede çürümekte veya özelliğini önemli ölçüde kaybetmektedir. l Fiziksel faktörlerden; ateş ve rutubete karşı da emniyetli değildir. Çünkü, yüksek sıcaklık ahşabın yanarak yok olmasına sebep olmakta, yüksek rutubetlilik ise; mantar, böcek ve benzerlerinin ahşapta yaşaması için en uygun ortamı sağlamaktadır. l Kimyasal faktörlerden; metal, asit ve bazı kimyasal maddelerin korozyon, bozuşturma, renk değiştirme gibi olumsuz etkileri karşısında ahşap dirençli değildir ve kimyasallar karşısında yapısal olarak yıkımlanma eğilimi gösterir. l Mekanik faktörlerden; basınç, sürtünme, şok ve çarpma olayları karşısında oldukça hassastır ve bunların etkisine bağlı olarak ahşapta yüzeysel aşınma, deformasyon (şekil değiştirme) ve kırılma oluşabilir. Bu nedenle, geniş ölçüde ahşabı tahrip eden her türlü biotik ve abiotik zararlılara karşı ağaç malzemenin gerekli şekilde korunması (emprenye edilmesi) kaçınılmaz bir gerçektir. İlhan (1976)’a göre, yaygın bir şekilde uygulanan emprenye yöntemlerinden beklenildiği gibi yeterli düzeyde etkili sonuçlar alabilmek için; heterojen bir yapıya sahip olan ağaç malzemenin anatomik yapısının ve fiziksel özelliklerinin, ahşaba zarar veren her türlü çevresel faktörlerin niceliklerinin, koruma işleminde kullanılan kimyasal koruyucu emprenye maddelerinin yapı ve etki şekillerinin, sıvı emprenye maddesinin ağaç malzeme içerisindeki akışını oluşturan hidro-dinamik etmenlerin etkisine ait bütün özelliklerin çok iyi bilinmesi ve bunların gereğince uygulanması/önemsenmesi bir ön koşul olmaktadır. 1.1. Ahşap Koruma Ahşap Koruma terimi TS 344 ‘de “ahşabın ve her çeşit mamullerinin özelliklerini bozan veya tahrip eden zarar ve zararlılara karşı girişilen her türlü önleyici veya kurtarıcı işlemler” şeklinde tanımlanmıştır. Bu teknik tamında yer alan “zarar” kelimesi, ahşap özelliklerinin kullanılma amacına göre çeşitli etkenler nedeniyle olumsuz yönde etkilenmesi durumu olarak ifade edilirken, öncelikli olarak ahşabı tahrip eden canlı mikro-organizmalar vurgulanmıştır. Bu çerçevede, Aslan (1998)’a göre, ahşabı tahrip ederek kolayca çürümesine ve kısa zamanda kullanılamaz bir duruma gelmesine neden olan böcek ve mantar gibi biotik organizmalar için zehirli etki yapan emprenye maddelerinin kullanılarak ahşabın emprenye edilmesi halinde, korunabileceği ve böylelikle servis ömrünün uzatılabileceği mümkün olmaktadır. Ancak, bir emprenye uygulamasının başarısı, etki bakımından iyi ve koruma amacına uygun bir emprenye maddesinin kullanılması şartıyla, koruyucu maddenin ağaç malzeme içerisine mümkün olabildiğince derine nüfuz etmesi ve ağaç malzeme içerisinde yeknesak bir dağılış göstermesine bağlıdır (Usta ve Hale, 1998). Bu nedenle, ağaç malzemenin yeterli bir düzeyde korunmasını sağlamak amacıyla günümüze kadar oldukça çok sayıda emprenye yöntemi ve emprenye maddesi geliştirilmiştir. Genel olarak emprenye yöntemleri, basınç uygulamayan ve basınç uygulayan metotlar olmak üzere iki temel kategoride değerlendirilmektedir: basınç uygulamayanlar difüzyon ilkesine göre, basınç uygulayanlar ise dolu veya boş hücre prensiplerine göre modelize edilmişlerdir (Bozkurt vd. 1993). 1.2. Suda Çözünen Emprenye Maddeleri Ahşap koruma uygulamaları, farklı tarzlarda düzenlenmiş kimyasal koruyucular kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda, ahşap koruma için kullanılan emprenye maddeleri; yağlı (yağda çözünen), organik çözücülü ve suda çözünen tuzlar şeklinde üç temel grupta ele alınmaktadır. Bunlardan, suda çözünen tuzlar; temiz, kokusuz ve üzeri boyanabilir bir yüzeyin gerçekleştirilmesi açısından göreceli olarak oldukça iyi sonuçlar verdiği için, özellikle son yıllarda daha yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Genel olarak; Arsenik, Bakır, Bor, Çinko, Fluorür, Krom vb metalik bileşimler içeren suda çözünen tuzların çoğu, yanmayı geciktirici kimyasal maddelerle birlikte çözündürülebilme özelliğine de sahip olduklarından, yanma tehlikesi bulunan yerlerde kullanılacak ahşabın korunmasında oldukça önemlidirler. Suda çözünen emprenye maddeleri, değişik amaçlar doğrultusunda birkaç metalik tuzun kombinasyonu ile oluşturularak, koruma özellikleri farklı şekillerde sağlanmaktadır. Bunun için aşağıdaki gibi değişik formülasyonlar geliştirilmiş ve koruyucu tipleri oluşturulmuştur. ACA (Amonyaklı Bakır Arsenik) ACZA (Amonyaklı Bakır Çinko Arsenik) ACC (Asit Bakır Kromat) CCA (Bakır/Krom/Arsenik) CCB (Bakır/Krom/Bor) CZC (Kromlu Çinko Klorür) FCAP (Fluor/Krom/Arsenik/Fenol) PAS (Pentaklorfenol/Amonyak/Solvent) Yukarıda tipleri sıralanan suda çözünen tuzların, ait oldukları gruplara göre öne çıkan değişik karakteristik özellikleri söz konusu olabilmektedir. Bu özellikler: yıkanmaya karşı dayanıklılık, tutuşmaya karşı dirençlilik, biotik zararlılara karşı etkinlik, ağaç malzeme liflerine bağlanabilirlik vb başlıklarda değerlendirilmektedir (Nicholas, 1973). Çok bileşikli suda çözünen koruyucular, güvenilir ve ekonomiktir. Mükemmel bağlanabilir, kalıcı ve temiz bir ahşap koruması sağlayabilirler. Ancak, ahşaptaki rutubet miktarını kontrol edememeleri en önemli dezavantajlarıdır. Bu da, nüfuz derinliğinin sınırlı olduğu korunmuş bölgelerde yüzeysel çatlak ve yarıkların oluşmasına neden olmaktadır. Özellikle arsenik başta olmak üzere kullanılan bileşenlerden bazıları son derece zehirli olmakla birlikte, suda çözünen tuzlar ahşap koruma işleminin tam olarak gerçekleştirilmesi için garanti edilen yüksek bağlanma özellikleri nedeniyle tercihen kullanılmaktadırlar. Suda çözünen tuzlar içerisinde borlu bileşiklerin ayrı bir önemi olduğu için, bu araştırmada özellikle bor bileşikleri ve bunların ahşap koruma uygulamalarındaki kullanış biçimleri hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır. 2. BOR BİLEŞİKLERİ Bor, uzun yıllardan bu yana çeşitli ahşap koruyucularda aktif madde olarak kullanılmaktadır. Eaton ve Hale (1993)’e göre; göreceli olarak daha güvenli ve çevre dostu kabul edilen bor, özellikle böcek zararlarına karşı kullanılmakla birlikte, mantara karşı da oldukça etkili bir koruyucudur. Bor bileşikleri suda yüksek oranda çözünebilme özelliğine sahiptirler. Bu nedenle, Avustralya Orman Ürünleri Dairesi CSIRO tarafından İkinci Dünya Savaşı sırasında kurutulmamış keresteye zarar veren Lyctus kemiricisi ile mücadelede borik asit ve borat başarıyla kullanılmıştır. Bu nedenle, Avustralya’da (özellikle Queensland ve New South Wales eyaletleri) ile Yeni Zelanda’da konut ve mobilya sektöründe kullanılacak kerestelerin Lyctus zararlısına karşı korunmasına dair yönetmeliğin 1945’de yürürlüğe girmesiyle birlikte kerestelik ahşap borik asitle işleme tabi tutulmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde son zamanlarda gerçekleştirilen çalışmalar, her ne kadar buhar-vakum döngüsünden sonra yaş haldeki tomrukların boratlarla basınç altında işlenebilme potansiyelinin bulunduğunu gösterse de (Barnes ve Williams, 1988), 46:54 oranında borik asit (H3BO3) ve boraks (disodyum tetraborat, Na2B4O7.10H2O) karışımından hazırlanmış disodyum oktoborat tetrahidrat (Na2B8O13.4H2O) içeren borlu koruyucuların difüzyon yöntemiyle ahşaba daha iyi nüfuz ettiği belirlenmiştir (Tamblyn, 1985). Bunun için, yaş haldeki tomruk parçaları sulu bir oktaborat solüsyonu içerisine kısa bir süre daldırılıp çıkartıldıktan sonra istife alınarak, ahşabın yavaş bir şekilde kuruması için üzeri plastik örtüler ya da tarpolin (branda) ile iyice örtülür. Bu işlemde kullanılan solüsyonun içerisinde bulunan suyun, ağaç malzemenin kendi bünyesindeki suya göre daha yüksek düzeyde yoğunluğa sahip olması durumu, iki taraf arasında osmotik basınç olarak tanımlanan bir basınç farkını oluşturacağı için, liflere bağlanmaya hazır durumda bulunan emprenye çözeltisinin mümkün olabildiğince ağaç malzemenin derinliklerine doğru iyice nüfuz etmesi açısından oldukça elverişli bir ortam oluşturmaktadır. Ancak bor bileşikleri, ahşabın kullanıldığı yerlerde rutubete maruz kalması halinde ağaç malzeme liflerine yeterli düzeyde tutunamayarak akmaktadır. Dolayısıyla, bor bileşikleri kullanılarak emprenye edilmiş ahşabın, yapılarda su-basman seviyesi üzerinde kullanılması daha güvenli olmaktadır. Eaton ve Hale (1993)’e göre, bor bileşikleri; gama-HCH ve sodyum pentaklorofenat ile birlikte kullanılarak özellikle geniş yapraklı ağaçlarda görülen renklenme problemine karşı bir ajan olarak denenmiştir. Buna ek olarak, tri-heksilen glikol borat gibi organik solventler içerisinde çözünebilen bor glikol esterleri ve mono-etilen glikol içerisinde hazırlanan boratlar ile gerçekleştirilen bazı tedavi edici işlemler üzerinde çalışılmıştır. Bu bağlamda, ahşap korumada ve tedavi edici işlemlerde kullanılan bor bileşenlerinin geliştirilmesi/kullanılması Dickinson ve Murphy (1989) tarafından etraflıca incelenmiştir. Burton vd (1990) ise, ahşabın buharlaştırılmış organoboratlar ile ön işlemden geçirilmesi yöntemini tanıtmıştır. 2.1. BFCA (Bor/Fluorid/Krom/Arsenik) BFCA (Bor/Fluorid/Krom/Arsenik) tuzları ilk kez 1955’de Avustralya’da geliştirilmiş olup içeriğinde; bor, fluorid, krom ve arsenik bulunmaktadır. Bu tuzların günümüzde kullanılan formülleri 1963 yılında düzenlenmiştir. Ahşap, tuzlu karışım içeren konsantre solüsyonlara daldırılmaktadır. Bu işlemden sonra solüsyon ahşaba iyi nüfuz olabilmektedir. Borlu bileşikler kullanılarak yaş haldeki tomrukların korunması amacıyla uygulanan difüzyon yöntemi, düşük maliyetinden ötürü özellikle gelişmekte olan ülkelerde yaygın bir şekilde kullanılmakta ve bunlarla ilgili geliştirilen standartlara göre ahşap koruma işlemi gerçekleştirilmektedir. Örneğin, Papua Yeni Gine’de BFCA koruyucu bileşiği, inşat sektöründe kullanılacak ağaç malzemeye uygulanan daldırma işleminde kullanılmak üzere formüle edilmiştir. Tipik bir BFCA formulasyonu Çizelge 1’de gösterilmiştir. Ancak, BFCA ile tavsiye edilen %30’luk konsantrasyonun sağlanabilmesi için birkaç hafta gibi uzun bir difüzyon süresi gerektiği için, ahşabın ıslak bir şekilde tutulması amacıyla bu işlem süresince kerestenin tarpolin altında sıkı sıkıya kapalı bir vaziyette bekletilmesi zorunluluğu vardır. Çünkü; bor ve fluoridli bileşikleri içeren formülasyonlar oldukça yüksek bir akışkanlık özelliğine sahip olduklarından, depolama süresince yaş ağaç malzeme tarafından iyi nüfuz edilirler. Buna karşın, krom ve arsenik daha az bir düzeyde difüze olurlar ve özellikle ahşabın yüzeyine yakın alanlarda yığılırlar. Daha önce açıklandığı gibi, eğer ahşap rutubetli ortamda konuşlandırılırsa, bor ve fluorid yıkanma özellikleri nedeniyle malzemeden kolayca akarak uzaklaşabilirler. ![]() 2.2. CCB (Bakır/Krom/Bor) CCA (Bakır/Krom/Arsenik) koruyucularıyla ilgili olarak, özellikle bunların ihtiva ettikleri arsenik muhteviyatının çevre temizliği ve insan sağlığı açısından ortaya çıkardığı muhtemel zararlar ve ağaç malzeme liflerine hızla bağlanabilme özelliklerine rağmen geçirgenliği düşük ahşapların emprenyesinde karşılaşılan problemler nedeniyle pek çok eleştiri getirilmiştir. Bu sorunların giderilmesi için; çeşitli bilimsel araştırmalar/denemeler yapılarak, suda çözünen çevre dostu yeni emprenye maddesi formülasyonları üzerinde çalışılmıştır. Richardson (1993)’e göre, arseniğin bor ile değiştirilmesi ile oluşturulan CCB (Bakır/Krom/Bor) formülasyonu diğerlerine göre oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Borun ahşap korumasında kullanılması fikri, ilk kez 1913’de krom-bor kombinasyonları şeklinde Wolman tarafından önerilmiş ve daha sonraki yıllarda alev durdurucu özelliği nedeniyle Celcure F karışımlarında dikromatlar yerine boratın kullanıldığı bakır formülasyonları geliştirilmiştir. CCB koruyucuları, ilk olarak İkinci Dünya Savaşı sırasında Kamesan tarafından Hindistan’da geliştirilmesine rağmen, kombinasyon içeriği bağlamında ilk düzenlemeler 1960’da Almanya’da yapılmıştır. Bunun ilk örneği; piyasaya Ahic CB adıyla sürülen ve daha sonra Wolmanit CB olarak tanıtılan üründür. Wolmanit CB içerisindeki toksin bileşenler sırasıyla %10.8 CuO, %26.4 CrO3 ve %25.5 H3BO3’tür. CCB koruyucularının gelişimi, özellikle CCA imalatçıları tarafından şiddetle eleştirilmiştir. Çünkü; CCA ile geçirgenliği zayıf ahşabın emprenye edilmesinde karşılaşılan güçlükler, her ne kadar CCB kullanılarak borun derinlemesine nüfuz etmesiyle bertaraf edilse de, bor ağaç malzemeye bağlanmayan bir elementtir. Bu ise, tıpkı ladin türünde olduğu gibi, göbek kerestesinin de dayanıklı olmadığı durumlar için oldukça önemli bir faktördür. Richardson (1993)’a göre, CCB etkinliği ile ilgili olarak, ahşap tel direkleri ve çit kazıkları üzerinde yapılan denemelerde son derece iyi sonuçlar elde edilmiştir. Örneğin; ladin gibi geçirgenliği düşük ağaç malzemede CCB koruyucuların performansının yüksek olduğu, boratın sürekli difüzyonu sayesinde iyi bir nüfuzun sağlandığı belirlenmiştir. Buna karşın, düşük düzeydeki geçirimlilik nedeniyle emprenye maddesinin sızma/yıkanma şeklinde akarak ahşaptan uzaklaşabileceği tespit edilmiştir. 2.3. Bakır ve Çinko Boratlar Bor bileşiklerinin kullanımı açısından, yaygın olan diğer çözümlerden birisi de borat bağlama sistemlerinin geliştirilmesidir. Bu çerçevede, Amonyak/Bakır/Borat sistemleri ilk defa 1965’de kullanılmaya başlanmış ve 1978’de büyük ölçüde geliştirilmiştir. Ancak bu sistemler, muhtemelen ticari sebepler yüzünden, hiçbir zaman yoğun bir biçimde kullanılmamıştır. Her ne kadar amonyum, emprenye işleminin son vakumlama evresi ile buna müteakip evrelerde açığa alınmakla birlikte, yavaş bağlanması istenmeyen ve kontrol edilmesi zor bir durumdur. Bu problem, amonyumun buharlaşma özelliği ile bağlanan koruyucu sistemlere özgü bir problemdir. Richardson (1993)’a göre, alternatif ve daha basit bir sistemde ise, borik asit ile bakır ya da çinko kullanılmaktadır. Bu karışımlarda ufak miktarda asetik asit buharlaşma yoluyla bağlanmaktadır. Karışım oranları alternatif boratlar elde etmek amacıyla ayarlanabilse dahi, sızıntıya karşı en iyi direnç fazla bakır ve çinko kullanıldığında elde edilmektedir. 2.4. Timbor Boratlar, normal emprenye yöntemleriyle uygulanabilmekle beraber, en fazla etkiyi difüzyon yöntemiyle uygulandıklarında gösterebilmektedirler. Buna göre; kabukları yeni soyulmuş ve rutubet miktarı %50 düzeyinde bulunan tomruklar, daldırma ya da püskürtme uygulamasıyla boratlarla koruyucu işleme tabi tutulurlar ve bu şekilde işlenen tomruklar daha sonra birbirleriyle yakın mesafede olacak biçimde bağlanarak bekletilirler veya ahşaptaki nemin hemen buharlaşmasını önlemek maksadıyla özel hazırlanmış depo odalarına yerleştirilirler. Bu sayede, borat uygulamasının mümkün olabildiğince ahşabın derinliklerine kadar nüfuz etmesi sağlanmaktadır. Borik asit ve sodyum tetraborat (boraks) yeterince çözünememekle birlikte, daha yüksek bir konsantrasyonun sağlanabilmesi için 1 ölçü borik aside karşılık 1.54 ölçü sodyum tetraborat dekahidrat kullanılarak oluşturulan karışımın kurutulmasıyla Polybor olarak da bilinen Timbor ürünü elde edilmektedir. Timbor; ahşap koruyucu olarak kullanıldığında, içeriğinde %117.3 borik asit (H3BO3) değerinde bor ihtiva eden disodyum octaborat tetrahidrat (Na2B8O13.4H2O) maddesi bulunmaktadır. 2.5. Diffusol Timbor örneğinde olduğu gibi, yüksek borik asit (H3BO3) eşdeğerliğine ve mükemmel çözünebilme kabiliyetine rağmen, ağaç malzemenin kalınlığıyla değişecek olan gerekli konsantrasyonları sağlamak için bu tür solüsyonları yine de ısıtmak gerekmektedir. Bu sayede, ahşabın enine kesit alanına bakılmaksızın bağlanma işlemi tüm yüzeylerde yeknesak olarak eşit bir biçimde gerçekleşebilecektir. Bu nedenle, 25 mm kalınlığındaki bir ahşap için minimum solüsyon konsantrasyonunda %2O oranında H3BO3 kullanılması ve en az 40°C sıcaklık ile koruma işlemine tabi tutulması gerekmektedir. Kalınlığın artması halinde hem solüsyon konsantrasyonu hem de sıcaklık değeri arttırılmalıdır. Örneğin; 75 mm kalınlık için %40 ve 57°C (Richardson, 1993). Timbor ile gerçekleştirilen difüzyon yöntemi, tüm dünyada en yaygın olarak kullanılmış bir uygulama biçimi olmakla birlikte 25 mm kalınlığındaki ağaç malzemenin korunması için en az 4 hafta bekletme süresine ihtiyaç duyulması nedeniyle, işletmelere yüksek sermaye maliyeti ve faiz yükü getirdiğinden bu sistemin kullanımı pek çok ülkede artık durdurulmuştur. Ancak, sistem yine de dayanıksız tropik ağaçların işlenmesinde halen pek çok gelişmekte olan ülke için en iyi sistem olma özelliğini korumaktadır. Diffusol, ısıtma olmaksızın uygun yüzey uygulamasıyla sağlanabilen kalınlaştırılmış bir borat işlemidir. 2.6. Timbor Rods - Boracal 20 - Boracal 40 - Trimetil Borat (TMB) Sodyum oktaborat tetrahidrat; pencere çerçeveleri, kiriş ve kiriş uçları gibi ıslak dış duvarlarda bulunan yapı elemanları ile direk ve traverslere çakılmak suretiyle ahşap malzemenin ıslanmasına karşı bir koruyucu önlem olarak, Timbor şişleri/çubukları şeklinde de kullanılabilmektedir. Boracol 20 ve Boracol 40 ise, sırasıyla %20 ile %40 oranında disodyum oktaborat tetrahidrat içeren konsantre borat solüsyonlarıdır. Bunlar genellikle, Timbor şişlerinin alternatifi olarak, ciddi mantar çürümesiyle karşı karşıya olan ağaç malzemede açılan deliklerin içerisine çakılarak genellikle tedavi amaçlı olarak kullanılmaktadır. Trimetil borat (TMB) ise, buhar evresi işlem olarak uygulanabilen son derece uçucu bir bileşik olup normal sıvı işlemleri geçirmeyen ahşabın içlerine nüfuz edebilmesi amacıyla uygulanmaktadır. Bu işlemi takiben uygulanan buharlama işlemi ise, borik asidin ahşap içerisinde tutundurulmasını sağlamak üzere TMB’yi hidrolize etmektedir. 2.7. Borester 7 Boratlar, özellikle Lyctus kemirici istilasına maruz kalan geniş yapraklı ağaç türlerinden elde edilmiş kerestelerin korunmasında kullanılmaktadır. Boratlar, düşük konsantrasyonlarda dahi etkili olabildikleri için daldırma ya da püskürtme yöntemiyle kolayca uygulanabilmektedir. Bu amaçla, örneğin Avustralya’da borik asit solüsyonları kullanılmaktadır. Boratlar; alkalisi yüksek pH işlemleri kadar etkili olmakla birlikte, borik asit ya da yüksek çözünürlüklü karışımlara kıyasla sodyum tetraborat daha güvenilir olduğundan, renk mantarlarına karşı da oldukça etkilidirler. Ancak, boratlar Penicillium ve Trichoderma gibi yüzeysel küflerde yetersiz kaldıklarından, bunların sodyum pentaklorfenat gibi diğer etkili toksikantlarla birlikte kullanılması gerekmektedir. Borester 7 ve heksilen glikol biborat, borat esterleridir ve borik asidin organik solvent formüllerinde kullanılmasını sağlamaktadırlar. 2.8. Tanalith CBC – Celcure M Tanalith CBC ve Celcure M, CCB ürünleri arasında diğerlerine kıyasla daha pahalıdır. Bunun başlıca sebebi, özellikle arsenik içeriği nedeniyle CCA tipi koruyucuların emprenyede kullanımına karşı bir çekince gösterildiği ve diğer tiplerin özellikle tercih edildiği ülkelerde ahşap koruma uygulamalarını denetleyen yetkili makamların daha uzun bağlanma süresini istemeleridir. Bu türdeki CCB koruyucuları, yavaş bağlanmaları sayesinde Boucherie adı verilen yer değiştirme prensibine göre besi suyunu çıkarma yöntemiyle uygulanmaktadır. Wolmanit CB’nin geliştirilmesiyle, bu uygulamada kullanılan başlıkların tasarımında önemli derecede iyileşme sağlanmıştır. 2.9. Klorfenatlar Tek başına ya da borat kombinasyonlarıyla kullanılan sodyum pentaklorofenat, renklenme tedavisi açısından bilinen en iyi emprenye maddesidir. Bunlar, ahşap koruyucu formüllerinde de bileşen olarak kullanılmaktadır. Örneğin; Wolman FCAP (Fluor/Krom/Arsenik/Fenol) tuzlarının içerisinde kullanılan dinitrofenolün yerine kullanılabildiği gibi, bakır ya da çinko pentaklorfenatların depolandığı iki kademeli çeşitli tedavilere de temel teşkil etmektedir. Bu noktada, sodyum pentaklorofenat ve bakır sülfat solüsyonları bir organometalik bileşik olan bakır pentaklorofenatın ağaç malzemede birikmesini sağlamaktadır. Bakır pentakloropenat, KP Cuprinol ile diğer koruyucular içerisindeki aktif maddelerden biridir. 3. SONUÇ Suda çözünen tuzlar içerisinde bor bileşiklerinin ayrı bir yeri vardır. Çünkü; diğer suda çözünen tuzlar en az hava kurusuna kadar kurutulmuş ahşabın vakum-basınç uygulamasıyla dolu hücre metoduna göre korunmasını sağlarlarken, bor bileşikleri genellikle taze haldeki ağaç malzemenin difüzyon yöntemiyle korunmasını gerçekleştirirler. Bunun için batırma metodu ile ahşabın korunmasında disodyum oktaborat tetrahidrat (Na2B8O13.4H2O) olarak yaygın bir şekilde bor bileşikleri ile borik asit (H3BO3) kullanılmaktadır. Boratlar; aleve dayanıklılık gibi genel karakteristik özelliklerinin yanı sıra, hem mantar önleyici hem de böcek kovucu özelliklere de sahiptirler ve olağanüstü nüfuz kabiliyetleri nedeniyle tek başına kullanıldıklarında dahi son derece etkin bir koruma sağlayabilirler. Diğer yandan, sodyum iyonlarının atmosferdeki karbonla nötrleşmesi sonucu ortaya çıkan borik asidin normal sıcaklıklarda son derece düşük bir çözünme değerinin bulunması, buharlaşma ile kaybolabilecek emprenye maddesi miktarını sınırlandırmaktadır. Ancak, fazlasıyla çözünür olmaları nedeniyle ağaç malzeme liflerine yeterince bağlanamayan boratlar, sızıntı veya ıslak zemin temasıyla karşı karşıya kalan ahşabın korunmasında yetersiz kalmaktadırlar. Bu nedenle, bor bileşikleri kullanılarak emprenye edilmiş ahşabın, toprakla temas etmeyecek şekilde, yapılarda özellikle su basman seviyesi üzerinde kullanılması gerekmektedir. KAYNAKÇA Aslan, S. 1998. Ağaç Zararlıları Koruma ve Emprenye Teknikleri. KOSGEB Yayınları, Ankara (272 s.). Barnes, H.M. ve Williams,L.H. 1988. Pressure treatment of a partially seasoned domestic hardwood with a polyborate. Forest Products Journal, 38(10): 37-38. Bozkurt, A.Y., Göker, Y. ve Erdin, N. 1993. Emprenye Tekniği. İstanbul Üniversitesi, Orman Fakültesi Yayınları, Yayın No: 3779/425. Burton, R., Bergervoet, T., Nasheri, K., Vinden, P. ve Pge, D. 1990. Gaseous preservative treatment of wood. International Research Group on Wood Preservation, Document No: IRG/WP/3631. Dickinson, D.J. ve Murphy, R.J. 1989. Development of boron wood based preservatives. Annual Convention of British Wood Preservation Association: 35-44. Eaton, R. A. and Hale, M. 1993. Wood: Decay, Pests and Protection. Chapman and Hall Ltd., London (546 s.). Ilhan, R. 1976. Investigations of the treatability of various commercially significant Turkish timbers. International Research Group on Wood Preservation, Document No: IRG/WP/370E. Nicholas, D.D. 1973. Wood Deterioration and Its Prevention by Preservative Treatments. Volume 2: Preservatives and Preservative Systems. Syracuse University Press, New York (402 s.). Richardson, B.A. 1993. Wood Preservation. 2nd edition. E & FN Spon, Chapman and Hall Ltd., London (226 s.). Tamblyn, N.E. 1985. Treatment of wood by diffusion. In: Preservation of Timber in the Tropics. (Edit by W.P.K. Findlay, Martinus Nijhoff/Junk (121-140). TS 343 1982. Ahşap Koruma Genel Kuralları. Türk Standardları Enstitüsü, Ankara (9 s.). Usta, İ. 1993. Türkiye ağaç malzeme emprenye edndüstrisinin bugünkü durumu ve geliştirilmesine ilişkin öneriler. Yüksek Lisans Tezi, H.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, Ankara (139 s.). Usta, İ. ve Hale, M. 1998. Ağaç malzemenin korunması gerekliliği. Yapı Dünyası, Temmuz (28): 50-53. Yazar : Yrd. Doç. Dr. İlker USTA,Hacettepe Üniversitesi,Ağaçişleri Endüstri Mühendisliği Bölümü,iusta@hacettepe.edu.tr | |
| Seçenekler | |
| |
Liseler kategorisinde ve Lise Bilgileri forumunda bulunan Ahşap Emprenyesinde Bor Bileşiklerinin Kullanımı konusunu görüntülemektesiniz.Ahşap Emprenyesinde Bor Bileşiklerinin Kullanımı Yrd. Doç. Dr. İlker USTA Hacettepe Üniversitesi, Ağaçişleri Endüstri Mühendisliği Bölümü, iusta@hacettepe.edu.tr 1. GİRİŞ İnsanların ...
| ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ahşap | Kyren | A - E | 2 | 09-02-2008 09:47 AM |
| AhŞap Kapi DoĞramalari AhŞap Pencere DoĞramalari AhŞap Kaplamalar | Kyren | Üniversiteler | 0 | 12-31-2007 11:53 AM |
| Ahşap otomobiller | spartakus | Motorlu Araç Dünyası | 0 | 11-22-2007 09:20 PM |
| > Sodyum metali ve önemli bileşiklerinin özellikleri | ReAlWaN | Kimya | 0 | 11-18-2007 11:00 PM |
| > Sodyum metali ve önemli bileşiklerinin özellikleri | ReAlWaN | Kimya | 0 | 11-14-2007 11:14 PM |