Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu

çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

Türkiye ve Ulu Önder Atatürk kategorisinde ve Kurtuluş Savaşı forumunda bulunan çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup konusunu görüntülemektesiniz.çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup -------------------------------------------------------------------------------- Üsteğmen Faruk, cepheye yeni gelen askerleri denetlerken, bir yandan da onlarla Sohbet ediyor, ...



Geri git   Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu > Her Telden > Türkiye ve Ulu Önder Atatürk > Kurtuluş Savaşı

Maşaallah çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

İndir Sitemap Liseler Harita Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup



Yeni Konu aç  Cevapla

 

LinkBack Seçenekler
Alt 05-14-2006, 03:15 PM  
Standart


çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

--------------------------------------------------------------------------------

Üsteğmen Faruk, cepheye yeni gelen askerleri denetlerken, bir yandan da
onlarla Sohbet ediyor, ' Nerelisin?' gibi sorular soruyordu.
Gözleri bir ara, saçının ortası sararmış bir delikanlıya takıldı Yanına
çağırdı ve merakla sordu:
" Adın ne senin evladım?" dedi.
" Ali, komutanım" dedi.
" Nerelisin?"
" Tokatlıyım, komutanım, Tokat'ın Zile kazasındanım..."
" Peki evladım,bu kafanın hali ne?
Saçlarının ortası neden kırmızı boyalı böyle?"
" Cepheye gelmeden önce anam saçıma kına yaktı komutanım. Neden yaktığını
da bilmiyorum."
" Peki dedi üsteğmen. "Gidebilirisin Kınalı Ali."
O günden sonra Ali'nin adı Kınalı Ali oldu.
Cephede tüm arkadaşları Kınalı Ali demekle yetinmiyor, saçındaki kınayı da
alay konusu yapıyorlardı. Kınalı Ali, arkadaşlarına karşı sevecen ve dürüst
tutumu sayesinde, kısa sürede hepsinin sevgisini kazandı.
Bir gün memleketine mektup göndermek için arkadaşlarından yardım istedi.
" Anama, babama burada iyi olduğumu bildirmek istiyorum.
Ama okumam yazmam yok. Biriniz yardım edebilir misiniz?"
Biri değil, birçok arkadaşı yardıma geldi.
" Sen söyle biz yazalım" dediler.
Kınalı Ali söylüyor, bir arkadaşı yazıyor, diğeri de Söylenenlerin doğru
yazılıp yazılmadığını denetliyordu.
" Sevgili anacığım, babacığım hasretle ellerinizden öperim. Ben burada çok
iyiyim, beni sakın merak etmeyin."
Kız kardeşini, kendinden küçük erkek kardeşinin sağlığını ve hatırını
sorduktan sonra, köydeki herkesin burnunda tüttüğünü ve kimsenin kendisini
merak etmemesini söyledikten sonra, Biz burada var oldukça bilesiniz ki
düşman bir adım bile ilerleyemeyecektir tümcesi ile bitiriyordu.
Tam zarf kapatılırken Ali " iki üç satır daha ekleteceğini" söyleyerek
Mektubun sonuna şunları yazdırdı.
" Anacığım, beni buraya gönderirken kafama kına yaktın ama, Burada
komutanlarım da, arkadaşlarımda benle hep dalga geçiyorlar. Cepheye gitmek
sırası yakında inşallah kardeşim Ahmet'e gelecek, Onu gönderirken sakın
kına yakma saçına. Burda onunla da dalga geçmesinler. Tekrar ellerinden
öperim anacığım."
Gelibolu'da savaş giderek şiddetleniyordu. ingilizler kesin sonuç almak
için tüm güçleriyle yükleniyorlardı. Cephede savaşan askerlerimiz önceleri
birer, birer, sonraları beşer,beşer,
Onar, onar şehit oluyorlardı. Gelen destek güçleri de yeterli olmuyor,
onlarında sayıları giderek azalıyordu.
Gelibolu düşmek üzereydi. Kınalı Ali'nin komutanı bu durum karşısında
çaresizdi. Kendi bölüğü henüz sıcak temasa hazır değildi. Genç erlerine
insan bedeninin süngü ve mermilerle orak gibi biçildiği bu cepheye
göndermek zorunda kalmaması için Allah'a dua ediyordu.
Komutanlarını düşünceli ve sıkıntılı gören Kınalı Ali ve arkadaşları,
komutanlarına gidip, ondan kendilerini cepheye göndermesini
istediler.Askerlerinin ısrarları üzerine komutanları daha fazla direnemedi
ve ölüme gönderdiğini bile, bile bu isteklerini kabul etmek zorunda kaldı.
Kınalı Ali ve arkadaşları, sevinç çığlıkları atarak cepheye hayır,
bile,bile ölüme gidiyorlardı.
O gün güle oynaya Gelibolu cephesinde ölümle buluşacakları yere koşan
Kınalı Ali'nin bölüğünden tek kişi geri dönmedi. Gidenlerin tümü şehit
olmuştu. Bu olaydan kısa bir süre sonra Kınalı Ali'ye anne, babasından
mektup geldi. Onun yerine komutanı aldı mektubu ve buruk bir ifade ile
okumaya başladı. Cepheye gitmeden önce arkadaşlarına yazdırdığı mektubuna
aile adına babası yanıt veriyordu.
" Oğlum Ali, nasılsın, iyi misin? Gözlerinden öperim, selam ederim. Öküzü
sattık, parasının yarısını sana gönderiyoruz, yarısını da yakında cepheye
gidecek küçük kardeşine veriyoruz. şimdi öküzün yerine tarlayı ben
sürüyorum. Fazla yorulmuyorum da. Sen sakın bizi düşünme."
Babası mektupta köydeki herkesten akrabalarından haberler verdikten sonra
"şimdi * sana diyeceği var" diyerek sözü ona bırakıyordu.
Mektubun bundan sonraki bölümü Kınalı Ali'nin anasının ağzından yazılmıştı
şöyle diyordu anası:
" Oğlum Ali, yazmışsın ki kafamdaki kınayla dalga geçtiler. Kardeşime de
yakma demişsin.
Kardeşine de yaktım. Komutanlarına ve arkadaşlarına söyle senle dalga
geçmesinler.

Bizde üç işe kına yakarlar;

1 - GELINLIK KIZA, GITSIN AILESINE, ÇOCUKLARINA KURBAN OLSUN DIYE
2 - KURBANLIK KOÇA, ALLAH'A KURBAN OLSUN DIYE
3 - ASKERE GIDEN YIĞITLERIMIZE, VATANA KURBAN OLSUN DIYE...

Gözlerinden öper, selam ederim. Allah'a emanet olun
" Ali'nin mektubu okunurken ve çevresindeki herkes onu dinlerken, hıçkıra,
hıçkıra ağlıyordu... "

(Bu mektubun aslı Çanakkale Müzesindedir.)

alintidir...

Saygilar
__________________
Resûl-i Ekrem (S.A.V.) buyurur. "İblis yeryüzüne indiği zaman Allah-u Teâlâ'ya:
- Yâ Rab, beni kovdun ve yeryüzüne gönderdin. O halde bana bir mesken ver, dedi.
Allah-u Teâlâ:
- Meskenin hamamdır buyurdu.
- Bana oturacağım bir toplantı yeri ver.
- Toplantı yerin sokak başları ile çarşı ve pazarlardır.
- Bana yemek ver.
- Yemeğin, Besmelesiz yenen yemeklerdir.
- Bana içecek ver.
- Keyif veren her içki senin içeceğindir.
- Bana bir dellâl ver.
- Bütün çalgılar senin dellâlindir.
- Bana okunacak bir şey ver.
- Şiirler senin okuyacağın şeylerdir.
- Benim de hadisim, sözlerim olsun.
- Senin sözlerinde yalanlardır.
- Bana av âletleri ve tuzaklar ver.
- Senin tuzakların kadınlardır, Hz. Aişe (R.A.) diyor ki: Resûl-i Ekrem (S.A.V.)
"Şeytan birinize gider hulûl eder ve vesvese yolu ile:
- Seni kim yarattı, diye sorar. Adam:
Şeytan ise ona:
- Allah (c.c.) yarattı, diye cevap verir.
- Ya Allah (c,c.) ı kim yarattı? der. Sizde biriniz böyle bir suâl ile karşılaşınca, Allah ve Resulüne imân ettim,
desin, Zira bu, o vesveseyi giderir" buyurdu. Ebû Hüreyre (Buhari, Müslim


 
Alt 05-16-2006, 08:54 PM  
Standart

saolasın süper paylaşım

 
Alt 08-05-2006, 04:11 PM  
Standart

Saolasın Güzel Paylaşım
 
Alt 09-04-2006, 08:37 PM  
Standart

Kardeşim çok saol ellerine sağlık.
 
Alt 10-08-2006, 06:53 AM  
Post

Gerçektende çok güzel bir mektup okurken ağladım ... Bunu gönderen arkadaşımıza teşekkür ederim... (bu mektup sadece bu sitede wardı kutluyorum )[font=[code]Comic Sans Ms]
 
Alt 01-08-2007, 03:22 PM  
Standart

çok güzel Allah orada ölenlere Cennette en güzel hediyeleri wersin...
 
Alt 04-15-2007, 06:07 PM  
Standart Ce: çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

şu an ağlayarak yazıyorum şu cümleleri arkadaşım helal olsun
 
Alt 04-16-2007, 10:10 AM  
Standart Ce: çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

o mektubu bizimle paylaşan ellerine ,yüreğine sağlık.bizler nereden geldiğimizi asla unutmamalıyız.biz bu canlarımızı o kınalı ali'lere borçluyuz.allah o yüce şehitleri hiç unutturmasın ki kendimize çeki düzen verelim........
 
Alt 05-18-2007, 05:27 AM  
Standart Ce: çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

güzel paylaşım sağolasın
 
Alt 05-19-2007, 08:31 AM  
Standart Ce: çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

sağolasın arkadaşım eline sağlık nerde böyle analar ewlatlar şimdi askere gitmekten kaçan hainler var
 
Alt 07-12-2007, 03:30 PM  
Standart Ce: çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

saol gerçekten çok güsldi
 
Alt 09-06-2007, 06:08 PM  
Standart Ce: çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

bu çok güzel paylaşımın için teşekkürler
 
Alt 09-24-2007, 07:58 PM  
Standart Ce: çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

çok gusel dı güzel paylasım tşkler
 
Alt 09-24-2007, 11:28 PM  
Standart Ce: çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

paylasım ıcın tesekkurler
 
Alt 10-04-2007, 12:34 PM  
Standart Ce: çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

harika ellerine sağlık
 
Alt 10-04-2007, 12:41 PM  
Standart Ce: çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

resmen aqLadım
 
Alt 12-30-2007, 10:22 AM  
Standart Ce: çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

super paylasım saol
 
Alt 04-24-2008, 12:47 AM  
Standart Cevap: çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,

- Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,

Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle "bu: bir Avrupalı"

Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!

Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.

Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Osrtralya'yla beraber bakıyorsun; Kanada!

Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.

Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...
Hani tauna da zuldür bu rezil istila...

Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,

Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrarı! hayasızcasına,

Maske yırtılmasa halâ bize affetti o yüz...
Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.

Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab,
Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.

Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'makı;

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.

Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.

Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.

Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.

Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman o orduyu seyret ki, bu tehdide güler!

Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?

Hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram?
Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam.

Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;

Bu göğüslerse Huda'nın ebedi serhaddi;
"O benim sun'-i bediim, onu çiğnetme" dedi.

Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.

Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,

Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmeyecek makber'i kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.

Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyetler eder istiab.

"Bu, taşındır" diyerek Ka'be'yi diksem başına;
Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;

Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsan oradan;

Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,

Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;

Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin'i,

Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;

Sen ki, a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmed Akif Ersoy...
 
Alt 05-14-2008, 07:30 PM  
Standart Cevap: çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

paylaşım için saol güzeldi
 
Alt 05-18-2008, 10:07 PM  
Standart Cevap: çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

kardeş gerçekten çok güzel ancak o kahraman ne tokatlı nede adı ali
adı hasan ve geldiği il yozgat bi yanlışlık olmuş galiba
 
Cevapla

Etiketler: , , , , , , , ,


Seçenekler

çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup

Türkiye ve Ulu Önder Atatürk kategorisinde ve Kurtuluş Savaşı forumunda bulunan çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup konusunu görüntülemektesiniz.çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup -------------------------------------------------------------------------------- Üsteğmen Faruk, cepheye yeni gelen askerleri denetlerken, bir yandan da onlarla Sohbet ediyor, ...


çanakkale savaşından göz yaşartan bir mektup konusuna benzer konular:

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Çanakkale Destanı SCHAKAL Genel Sohbet 10 04-10-2008 04:26 PM
Çanakkale Savaşından Göz Yaşartan Bİr Mektup eXeCutiVe Türkiye ve Ulu Önder Atatürk 3 05-06-2007 07:24 PM
Çanakkale'de deprem Shady08 WH Haber Bülteni 0 12-27-2006 09:23 AM
Çanakkale savaşından başlayan 91 yıllık bir hikaye çürükkasd Genel Sohbet 2 11-29-2006 06:09 PM
ÇANAKKALE 7294936 Gereksiz Mesajlar 2 03-13-2006 07:49 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:39 PM .





Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.
eXTReMe Tracker
Forums Directory
We Hattı RSS Besleme Alexa Toolbar

Benzer Forumlar: izafet | UslanmaM | TEKplatform | MaxiCep.Com | iDo-FoRuM