| | Derin devletin kökleri Ortaasya'da mı? Peki ne menem birşeydir bu derin devlet? Var mıdır yok mudur diye millet tartışadursun genç bir yazar Selman Kayabaşı onun romanını yazdı bile. Hem de ideal derin devletin. Derin devletin de ideali olur mu demeyin.
Selman Kayabaşı 'Teşkilat' adlı romanında ideal derin devleti yazdığını iddia ediyor, hem de en kallavisinden...
Kurgu ile tarihi tezlerin iç içe geçtiği, Kurtuluş Savaşı günlerine yönelik önemli iddiaların yer aldığı Teşkilat romanının yazarı Selman Kayabaşı'na göre derin devletin kökleri Ortaasya'da..
İşte yer yer düşüncemeye değer, yer yer gülünmemesi mümkün olmayaçak denli zorlama bir tarih kurgusu taşıyan romanla ilgili olarak yazar ile yapılmış bir röportaj:
Stratejikboyut: Teşkilat nasıl bir roman? Neyin romanı?
S.K: Oğuz Kağan'dan bu yana kurulmuş bütün Türk devletlerinde görünen iktidarın dışında yine Türkler tarafından kurulan görünmeyen bir Teşkilat var. Bu romanda, var olduğunu iddia ettiğimiz Teşkilat'ın Türkiye'de son 2-3 yıl içinde tekrar aktif hale gelmeye başladığını, Amerika ile Türkiye arasındaki çatışmanın da bu Teşkilat'ın Ortadoğu'da ve Orta Asya'da yaptığı faaliyetler neticesinde ortaya çıktığını anlatıyoruz. Bu roman hem tarih tezini işleyen hem de bugüne dair bir kurgu ortaya koyan siyasi bir romandır.
Stratejikboyut: Teşkilat, derin devlet romanı mıdır?
S.K: Eğer derin devleti hakkı ile tanımlayabililirsek o zaman bu romana derin devlet romanı diyebiliriz.
Stratejikboyut: O zaman derin devleti hakkı ile tanımlayalım
S.K: Derin devlet, Türkiye'de tanımlanması gerektiği gibi değil, tanımlanmak istediği gibi tanımlanmış bir kavramdır. Bazı insanlar haketmedikleri bir şekilde kendilerini derin devletin ya da derin aklın içine yerleştirmeye çalışıyor. Maalesef bu kişiler mafyayla, çıkar ilişkileriyle, rantla, parayla, uyuşturucuyla ilişkide oldukları için derin devlet, toplumda kötü bir kavram olarak tanınmıştır. Aslında bu kitap derin devlet romanıdır. İdeal bir derin devlet nasıl olmalıdır? İdeal derin akıl nasıl hareket eder? İşte Teşkilat bu sorulara cevap veren bir derin devlet romanıdır.
Stratejikboyut: Kürt siyasetçi Altan Tan, bundan bir ay önce verdiği bir röportajda Türkiye'nin en büyük şanssızlığı ciddi bir derin devletin olmamasıdır demiş ve ülkenin önümüzdeki 300-500 yıllık geleceğini planlayan Alman, Fransız veya İsrail derin devleti tarzı bir yapılanmanın şart olduğunu söylemişti. Sizin romanınız bu kriterlere çok uyuyor? Ne diyorsunuz?
S.K: 300-500 yıl diyemeyiz ama Türkiye'nin gelecek 20 yılına dair planını ortaya koymuş bir derin devletin varlığından sözedebiliriz. Bu planı ortaya koymak yeterli değil. Ben bu romanda Teşkilat'ın aynı zamanda bu planı uygulamak için harekete geçtiğini de anlatıyorum. İş, sadece plan boyutunda kalmadı. Uygulama konusunda da Teşkilat'ın bugünkü liderleri hareket geçtiler.
Stratejikboyut: Teşkilat ne zaman tekrar aktif hale geldi?
S.K: Dönüm noktası 2000 yılı. Burada da Süleyman Demirel'in 5+5 formülü ile seçilmesine yönelik çalışmaları Teşkilat'ın engellediğini ve Süleyman Demirel'in de bu nedenle tekrar seçilemediğini söylüyoruz. Burada görünmeyen bir operasyon var. Görünmeyen bir el seçime müdahale etti. 2000 yılından sonra bu Teşkilat'ın tekrar aktif hale geldiğini söylüyoruz. Burada AKP iktidarı ile sınırlandırılabilecek bir Teşkilat'tan bahsetmiyorum.
Stratejikboyut: Peki bu Teşkilat AKP ile uyumlu çalışıyor mu?
S.K: AKP'nin, MHP'nin, CHP'nin, DP'nin içinde Teşkilat'ın elemanları vardır. Teşkilat, tek başına AKP'den oluşmuyor. Tek başına istihbarat teşkilatı, Teşkilat olamaz. Tek başına ordu, Teşkilat olamaz. Bütün bu kurumların içinde, bürokrasinin içinde Teşkilat'ın vizyonuna ve misyonuna sahip insanlar vardır.
Stratejikboyut: Ne zaman kuruldu bu Teşkilat?
S.K: Teşkilat ilk olarak Oğuz Kağan döneminde kuruldu. Teşkilat ismini verdiğimiz genel bir yapı var. Bu kadrolar Selçuklularda farklı, Osmanlılarda II. Beyazıt dönemine kadar farklı isimlerle anılıyordu. Mesela Fatih Sultan Mehmet zamanında, Kanuni Sultan Süleyman zamanından farklı isimlerle alabiliyor. Osmanlı Devleti'nin son döneminde Teşkilat-ı Mahsusa olarak anılıyor. Türkiye Cumhuriyeti'nde hangi ismi aldığını bilmiyoruz. Biz genel itibari ile Oğuz Kağan'dan bu yana kimi zaman çok aktif, kimi zaman uykuda olan bu teşkilatın ismine genel anlamda Teşkilat diyoruz.
Stratejikboyut: Peki Teşkilat'ı ilk kim kurdu?
S.K: Türklerin ilk devletini hangi kadro kurmuşsa bu teşkilatı kuranlar da onlardır. Çünkü devlet kurmaya karar veren irade bu Teşkilattır.
Stratejikboyut: Teşkilat'ın asıl görevi ne?
S.K: Teşkilat'ın ası görevi nizam-ı alem ülküsü etrafında Devlet-i Ebed Müddet fikrini yaşatmak. Peki Devlet-i Ebed Müddet niçin gerekli? Nizam-ı alem için gerekli. Nizam-ı alemle kastettiğimiz; yaşadığımız coğrafyanın kaostan uzak, savaştan uzak, çatışmadan uzak, fitne fesattan uzak, huzur ikliminin, kardeşlik ikliminin yayılmasıdır. Yani nizam-ı alem, Teşkilat için huzurlu bir iklim demektir.
Stratejikboyut: Devlet-i Ebed Müddet ne demek?
S.K: Nizam-ı alemi kuracak ve kurduğunu da koruyacak bir yapı. Nedir o yapı? Bir devlettir. Bir güçtür. Yani bu Teşkilat, bir devleti yaşatmak için uğraşıyor. O devletin amacı da Nizam-ı alemi sağlamak ve korumak.
Devlet-ı Ebed Müddet, nizam-ı alemi sağlacak olan bir devletin her zaman bağımsız ve özgür olarak kendi kararını verebilen, kendi operasyonlarını kendi isteği ile yapabilen ve kendisi bağımsız karar alabilen bir devletin her zaman dünya üzerinde yaşamasıdır. Bu devlet illa ki Türkiye'de ya da Anadolu'da yaşayacak diye bir şart yok. Eğer bu devlet gerekli şartları Irak'ta sağlayacaksa Irak'ta da kurulabilir, Endonezya'da da kurulabilir, Özbekistan'da da kurulabilir.
Stratejikboyut: Romanınızda Selçuklu Devleti'ni, Osmanlı Devleti'ni, Türkiye Cumhuriyeti'ni bu Teşkilat kurdu diyorsunuz...
S.K: Tarihteki tüm Türk devletlerini bu Teşkilat kurdu. Mesela bugün Bosna-Hersek, Türk devleti olarak görülmez. Boşnak müslüman devletidir ama Bosna-Hersek'i de Teşkilat'ın kurduğunu söylüyoruz. Mesela Pakistan'ı da Teşkilat'ın kurduğun söylüyoruz. Keza Libya'da öyle. Ama bunlar Türk devleti değil.
Stratejikboyut: Teşkilat ne zaman Müslümanların da lideri oluyor?
S.K: Abbasi halifesi saldırıya uğruyor. Tuğrul Bey de bu saldırıyı duyuyor ve bir orduyu Abbasi halifesini kurtarmak için gönderiyor. Bozgundan kurtulan Abbasi halifesi Tuğrul Bey'i Doğu ve Batı'nın hükümdarı olarak ilan ediyor. İşte bu tarihten itibaren Teşkilat, yalnızca Türkler için değil, müslümanlar için de Ebed-i Müddet' fikriyle vazifeli kılınıyor. Yani bu tarihten sonra Teşkilat, müslüman devletlerin lideri ve koruyucusu oluyor.
Stratejikboyut: Tabiki bunu hiçbir zaman istemeyiz ama Türkiye'nin parçalanması, yıkılması durumunda yeni devleti yine bu Teşkilat mı kuracak?
S.K: Haritalar baki kalmak üzere çizilmez, değiştirilmek üzere çizilir. Dünya üzerinde bugüne kadar sabit kalmış ve kıyamete kadar da sabit kalacak bir harita göstermek çok zor. Hele hele bizim bölgemizde bu imkansız gibidir. Her 50 yılda, 100 yılda bir haritalar değişir. Türkiye'nin de haritası önümüzdeki yıllarda muhtemelen genişleyecektir, büyüyecektir. Sınırların öneminin çok fazla olmadığını ve sınırların önemini yavaş yavaş kaybettiğini, farklı şeylerin perde arkasının daha kıymetli hale geldiğini söylüyoruz. Eğer günün birinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı tehlikeye girecek olursa, dış güçlerin saldırısına uğrarsa tabiki Türkler yeni bir devlet kurmak için kollarını sıvayacaktır.
Stratejikboyut: Peki o devleti de bu Teşkilat mı kurar?
S.K: Bu Teşkilat kurar, bu Teşkilat'ın görevlendirdiği insanlar kurar.
Stratejikboyut: Mustafa Kemal de bu Teşkilat'ın üyelerinden birisi mi?
S.K: Kesinlikle. Bu Teşkilat'ın üyeleri arasında en belirgin isimler kimler derseniz bunlar birisi Enver Paşa, diğeri de Mustafa Kemal Paşa'dır. Tarihi belgelerle de kayıtlıdır. Mustafa Kemal Paşa ve Enver Paşa Teşkilat-ı Mahsusa'nın görevi ile Trablusgarp'a gitmişlerdir.
Stratejikboyut: Başka kimler var bu Teşkilat'ta? S.K: Kuşçubaşı Eşref, Şekip Arslan, Şeyh Sunusi. Bu Şeyh Sunusi Sivas Kongresi'ne de katılıyor. Ömer Muhtar, Süleyman Askeri Bey, Kazım Karabekir, Celal Bayar. Bunların hepsi Osmanlı'nın son döneminde Teşkilat-ı Mahsusa'nın liderleridir.
Burada belgelere dayanan birkaç önemli detayı anlatmak istiyorum.
Mustafa Kemal Paşa Teşkilat-ı Mahsusa'da önemli görevleri olan bir liderdi. Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkmasından bir ay önce, Kazım Karabekir Paşa'nın Edirne'deki ordu görevinden tayini çıkarılır ve Erzurum'a gönderilir. Peki bunun nedeni nedir? Mustafa Kemal Paşa, 3 Nisan'da arkadaşlarıyla yaptığı bir sohbette 'Keşke Kazım Bey Doğu'ya gitse de bizim orada yapacağız faaliyetlere yardımda bulunsa' der. Demek ki 3 Nisan'da Mustafa Kemal Paşa Doğu'ya gönderileceğini biliyordu. Bu olaydan sonra 10 ya da 12 Nisan'da Kazım Karabekir Paşa'nın tayini Sultan Vahdettin tarafından Erzurum'a çıkarılmıştır.
Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a tayini çıktığı gün 2 tane İngiliz subayı Sivas'a, 2 tane İngiliz istihbarat subayı da Samsun'a gönderilir. İngilizlerin Karadeniz Ordu Komutanı General Milne, Mustafa Kemal Paşa Bandırma Vapuru ile yoldayken Osmanlı Devleti'nin Dahiliye Nazırlığı'na bir telgraf çeker. Telgrafta şöyle bir not yazar: 'Mustafa Kemal isminde bir komutanı Samsun'a 9. Ordu müfettişi olarak gönderiyormuşsunuz. Yanında da bir kurmay heyeti varmış. 9. Ordu, İngilizler ve Türkler arasında yapılmış bir anlaşmayla lağvedilmişken 9. Ordu'ya bir kurmay başkanı ve bir kurmay heyeti tayin etmeniz sebebi nedir? Mustafa Kemal Paşa Sivas'a neden gidecektir ve neden orada bir toplantı yapacaktır?' Bu çok ilginç bir olay. Çünkü biz 9. Ordu'yu daha önce lağvetmişiz ama daha sonra Mustafa Kemal Paşa'yı 9. Ordu Müfettişi olarak göndermişiz. Halbuki ortada öyle bir ordu yok.
İstanbul Hükümeti General Milne şöyle cevap gönderiyor: "Anadolu'da bize bağlı üst düzey bir komutanın gezmesi ve bağımsızlık için bazı faaliyetlerde bulunması sizi ilgilendirmez, bizi memnun eder." Çekilen telgraf bu. Genelkurmay arşivlerinde bu belge mevcut.
Burada dikkat çeken diğer önemli bir husus ise şu: İngilizler, Mustafa Kemal Paşa'nın daha Samsun'a gelmeden Sivas'a gideceğini ve orada bir kongre toplayacağını biliyorlar. Demek ki bu karar, Mustafa Kemal Paşa Samsun'a gitmeden önce İstanbul'da alınmış. Kim tarafından alınmış? Mustafa Kemal Paşa'yı oraya gönderenler tarafından alınmış. Demek ki bu kongre planları daha İstanbul'da alınmış. |