Beşiktaş Fan Club

İsimli konu WH 'WH Fan Club' kategorisinde, ReAlWaN üyesi tarafından 20 Şubat 2008 tarihinde yazılmıştır. Beşiktaş Fan Club hakkında bilgi ve tartışmalar.

  1. Amblem

    [​IMG]

    İlk tescil edilen Kulüp olması nedeniyle, armasında Ay-Yıldız taşıma hakkına sahip tek Kulüp’tür. Başka hiçbir Türk Kulübü’nün böyle bir hakkı yoktur.

    Kulüp İsmi: Beşiktaş Jimnastik Kulübü
    Kuruluş İsmi: Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü
    İlk Başkan: Mehmet Şamil Bey
    Kuruluş Tarihi: 1903
    İlk Şampiyonluk: Jimnastik 1911
    Futbol Şubesi Kuruluş Tarihi: Ağustos 1911
    Futbolda İlk Şampiyonluk: 1919 İstanbul Türk İdman Birliği Ligi
    Futbol Liglerine İlk Katılış Tarihi: 1919
    Renkler: Siyah - Beyaz


    KURULUŞ

    [​IMG]


    1902 sonbaharında Beşiktaş Serencebey Mahallesi'nde, o zamanın Medine Muhafızı olan Osman Paşa'nın konağının bahçesinde, 22 kişilik genç grup, haftanın bazı günlerinde toplanıp jimnastik hareketleri yapmaktaydı. Başta Osman Paşa'nın oğulları Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket ile mahellenin gençlerinden Ahmet Fetgeri, Mehmet Ali Fetgeri, Nazımnazif, Cemil Feti ve Şevket Beyler’in aralarında bulunduğu gençlerin ilk ilgilendikleri spor branşları, özellikle barfiks, paralel, güreş, halter, aletli ve aletsiz jimnastikti. O sıralarda siyasi hareketler dolayısıyla her türlü toplanmadan ürkerek hafiyeler dolaştıran 2. Abdülhamit'in adamları Serencebey'deki bu toplanmaları haber alınca, spor yapan gençler bir baskınla karakola götürüldü. Bu sporcu gençlerin bir kısmının saray erkanına yakın olması, ayrıca o dönemlerde kötü gözle bakılan futbol oynamadıkları ve sadece beden hareketleri yaptıklarını belirtmeleriyle gergin durum yumuşadı. Hatta saray çevresinden Şeyhzade Abdülhalim bu sporcuları destekledi ve sık sık antrenmanları seyretmeye başladı. Ünlü boksör ve güreşçi Kenan Bey de antrenmanlara gelerek güreş ve boks hareketleri göstermeye başladı.
    1903 Mart'ında ise özel bir izinle Bereket Jimnastik Kulübü kuruldu. 1908'de Meşrutiyet'in ilanıyla sportif hareketler biraz daha serbestlik kazandı. 31 Mart 1909'daki siyasi olaylardan sonra Edirne'de bulunan Fuat Balkan ve Mazhar Kazancı, Hareket Ordusu ile İstanbul'a geldi. Siyasi olaylar yatıştıktan sonra iyi bir eskrim hocası olan Fuat Balkan ile başta güreş ve halter sporlarını yapan Mazhar Kazancı, Serencebey'de jimnastik yapan gençleri bularak birlikte spor yapma fikrini kabul ettirdi. Fuat Balkan, Ihlamur'daki evinin altındaki yeri, kulüp merkezi yaptı ve Bereket Jimnastik Kulübü'nün adı Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü olarak değiştirildi. Böylece jimnastik, güreş, boks, eskrim ve atletizmin ön planda tutulduğu güçlü bir spor kulübü meydana geldi. Fuat Bey'in arkadaşları Refik ve Şerafettin Beyler de iyi birer eskrimciydi.

    Bu arada Beyoğlu Mutasarrıfı Muhittin Bey'in teşvikiyle Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü, 13 Ocak 1910 tarihinde tescil edilen ilk Türk spor kulübü oldu. Semtin gençlerinin bu spor kulübüne ilgisi büyüdü ve spor yapan üyelerin sayısı bir anda 150'ye yükseldi. Kulübün merkezi de Ihlamur'dan Akaretler'de 49 numaralı binaya taşındı. Bir süre sonra bu bina da küçük gelince, yine Akaretler'de 84 numaralı binaya geçildi. Bu binanın arkasındaki bahçe de bir spor sahası haline getirildi.


    [​IMG]

    RENKLERİMİZ VE İLK ROZETİMİZ

    1906 Rozet
    [​IMG]

    1906 Rozeti Arkası
    [​IMG]

    Yıllardır Beşiktaş’ın ilk renklerinin kırmızı-beyaz olduğu, Balkan Savaşı'nın kaybedilmesinin ardından siyah-beyaz olarak değiştirildiği söylenir. Beşiktaş tarihi ile ilgili bir çok kaynak böyle yazmaktadır. Ancak 100. yıl belgeselinin hazırlanması sırasında yapılan ayrıntılı araştırmalarda, kırmızı rengin kullanılmadığı, renklerimizin her zaman siyah-beyaz olduğu yönündeki belgeler ağırlık göstermiştir. Beşiktaş 100. Yıl Belgeseli yapımcısı Tuğrul Yenidoğan, yaptığı araştırmalar sonucunda bu tartışmalara noktayı koymuştur:

    Osman Paşa Konağı’nda başlangıçta ferdi sporlar yapıldığından herhangi bir forma rengine gereksinim duyulmadı. Ancak sporcuların sayısı her geçen gün yeni katılımlarla artmaya devam edince, eğitimini Fransız mektebinde tamamlamış Mehmet Şamil Bey kurucular heyetini topladı. Okul günlerinde kullandığı, okulunun renklerini taşıyan rozeti yakasından çıkardı ve gösterdi: “Bizler de tıpkı bu rozet gibi bir rozet yaptırmalı ve Kulübümüz’de spora devam eden her azayı bu rozeti taşımaya mecbur tutmalıyız” dedi. Toplantıya katılanlar Mehmet Şamil Bey’in teklifini heyecanla kabul ettiler. Toplantının sonunda rozette yer alacak kulüp renkleri de kararlaştırıldı. Tabiatın bütünüyle birbirine zıt iki ana rengi kulüp renkleri olarak seçildi: Siyah ve Beyaz...
    Beşiktaş’ın ilk rozetinin yapıldığı tarih, Fransız mektebindeki rozetlerden esinlenerek miladi yıl olarak “1906” yazıldı. Üstte Arap harfleriyle “Beşiktaş” yazarken, sağda “J”, solda “K” harfleri yer aldı. Rozetin arka yüzünde “Konstantinopolis”te yapıldığı yazılıdır ve iç tarafında rozeti yapan ustanın mührü yer almaktadır. Rozetteki armada yer alan yıldızın 6 köşeli olduğu dikkat çekmektedir. 2. Meşrutiyet’e kadar (1908) bu 6 köşeli yıldız kullanılmıştır. Bu rozet, İskender Yakak tarafından Onursal Başkanımız Süleyman Seba’ya hediye edilmiştir.

    KARA KARTALLAR EFSANESİ

    [​IMG]

    Son iki sezonun şampiyonu Beşiktaş, 1940-41 sezonuna gençleştirilmiş ve yenilenmiş kadrosuyla girer. Haftalar ilerledikçe puan farkını açan Beşiktaş, ligde liderliğini sürdürmektedir. Bitime 5 hafta kala rakip Süleymaniye’dir. 19 Ocak 1941 Pazar günü Semih Duransoy’un hakemliğini yaptığı Şeref Stadı’ndaki maça Beşiktaş şu kadro ile çıkar: Faruk, Yavuz, İbrahim, Rıfat, Halil, Hüseyin, Şakir, Hakkı, Şükrü, Şeref, Eşref. O sezon bütün maçlarda olduğu gibi, Takımımız yine muhteşem bir oyun ortaya koyar. Maçın ikinci yarısının ortalarıdır. Beşiktaş takımı farklı önde olmasına rağmen rakip kaleye bitmek tükenmek bilmeyen hücumlar gerçekleştirmektedir. İşte o sıralarda Beşiktaş’ın akın yönü olan Şeref Stadı’nın Atatürk panosu bulunan tarafındaki tribününden bir ses yükselir: “Haydi Kara Kartallar. Hücum edin Kara Kartallar”... Şeref Stadı’nı dolduran binlerce taraftar ve maçı takip eden gazeteciler, çınlayan sesle donup kalmıştır. Son derece isabetli bir benzetmedir o anda yapılan. O sezon rakiplerini ezip geçen Beşiktaşlı futbolcuları “Kara Kartal”dan, oynadıkları futbolu “Kara Kartal gibi hücum etmek”ten başka bir şekilde tarif etmek mümkün değildir. Tribünlerden gelen sesin sahibi Mehmet Galin isimli bir balıkçıdır.

    Voleci Şeref lakabıyla maruf Şeref Görkey’in voleyle attığı 3 muhteşem gol ve kaptan Hakkı’nın, Şakir’in ve Şükrü’nün birer golüyle sahadan 6-0 galip ayrılırlar.

    Bu maçın ardından, Beşiktaş’ın sembolü “Kara Kartallar” olmuştur.

    BEŞİKTAŞ VE FUTBOL

    [​IMG]

    Kulübün faaliyetlerini hızlandırdığı ilk dönemde futbol gölgede kalmışsa da, 1910’ların sonundan itibaren kulüpteki atlet ve jimnastikçiler futbola daha fazla ilgi duyup, kendi aralarında maçlar yapmaya başladılar. O yıllarda gençliğin ilgisi futbola kaymak üzereydi ve Beşiktaş Kulübü’nün az ilerisinde Valideçeşme ve Basiret gibi iki güçlü futbol takımı kurulmuştu. 1911 Ağustos’unda Valideçeşme futbol takımının başkanı ve kurucusu olan Ahmet Şerafettin Bey (Şeref Bey) futbolcularıyla Beşiktaş Kulübü’ne katıldı. Beşiktaşlı gençlerin kurduğu futbol takımlarını tek bir çatı altında toplamayı amaç edinen Şeref Bey’in girişimleri sonucu, Basiret Kulübü de Beşiktaş’a katıldı. Bu şekilde Futbol Şubesi, resmi olarak Kulüp’te faaliyete başladı.

    Resul, Rıdvan, Behzat, Doktor Sabri, Şair Kazım, Sadi (Baltalimanı), Doktor Mehmet, Asım, Şeref, Doktor Ali ve Fahri’den oluşan ilk futbol takımının malzemelerinin masraflarını da İpekçi İhsan isimli bir sporsever karşıladı. Birinci takımın yanı sıra ikinci, üçüncü, dördüncü takımlarını da kuran futbol şubesi, Kulübümüz’ün Akaretler’deki bahçesinde futbol idmanlarını hızlandırdı. Böylece futbol Beşiktaş’ta bir anda 1 numaralı spor olmaya başladı. Ancak Balkan Savaşı’nın ardından Dünya Savaşı’nın da başlamasıyla Beşiktaş’ın sporcuları cephelere koştu ve spor faaliyetleri yok denecek duruma geldi.


    Şeref Bey
    [​IMG]


    SAVAŞ YILLARI

    [​IMG]

    Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle sağ kalan sporcular semte ve Kulübe dönmeye başladı. Futbol Şubesi'nin kurucusu Şeref Bey de Romanya cephesinden geri döndü. İstanbul'da düşman işgalinin olduğu yıllarda çeşitli sıkıntılar çekildi. Daha önce bir kilisenin binasına taşınan kulüp malzemelerinin bir kısmı Rumlar'ın elinde yağma olmaktan kurtarılıp, Akaretler'de başka bir binaya nakledildi. Bir taraftan düşmanla yapılan Milli Mücadele'ye yardım edildi. Diğer taraftan da futbol takımı Şeref Bey tarafından tekrar güçlü hale getirildi.
    (Fotoğraf: Fuat Balkan (uzun boylu) ve büyük kardeşi Fethi Balkan Paşa askeri üniforma ile...)


    YENİ LİG’İN KURULUŞU

    [​IMG]

    O tarihlerde cuma günleri oynanan İstanbul Ligi'nde Fenerbahçe, Galatasaray, Altınordu, Süleymaniye, İdman Yurdu gibi takımlar bulunuyordu. Beşiktaş 1920'lerin öncesinde iki ezeli rakibiyle karşılaşmamışsa da Süleymaniye ve İdman Yurdu'nu mağlup etmiş bir takımdı. 1919'da Beşiktaş ve diğer kulüplerin lige katılma isteği Lig Tertip Komitesi tarafından uzun bir süre bekletildikten sonra kabul edilmedi. Pazar günleri de azınlık takımları Pera, Araks, Maccabi, Stella, Strugglers'in yer aldığı Pazar Ligi maçları oynanıyordu. Şeref Bey, Beşiktaş gibi cuma ligine alınmak istemeyen takımların idarecileriyle Türk İdman Birliği Ligi adı altında bir lig kurdu. Çekilen kurada 10 takım A Grubu'nda Beşiktaş, Hilal, Kumkapı, Altınörs ve Türkgücü, B Grubu'nda da Darüşşafaka, Vefa, Üsküdar, Beylerbeyi ve Haliç şeklinde yer aldı.

    YENİ LİG’İN KURULUŞU

    [​IMG]

    O tarihlerde cuma günleri oynanan İstanbul Ligi'nde Fenerbahçe, Galatasaray, Altınordu, Süleymaniye, İdman Yurdu gibi takımlar bulunuyordu. Beşiktaş 1920'lerin öncesinde iki ezeli rakibiyle karşılaşmamışsa da Süleymaniye ve İdman Yurdu'nu mağlup etmiş bir takımdı. 1919'da Beşiktaş ve diğer kulüplerin lige katılma isteği Lig Tertip Komitesi tarafından uzun bir süre bekletildikten sonra kabul edilmedi. Pazar günleri de azınlık takımları Pera, Araks, Maccabi, Stella, Strugglers'in yer aldığı Pazar Ligi maçları oynanıyordu. Şeref Bey, Beşiktaş gibi cuma ligine alınmak istemeyen takımların idarecileriyle Türk İdman Birliği Ligi adı altında bir lig kurdu. Çekilen kurada 10 takım A Grubu'nda Beşiktaş, Hilal, Kumkapı, Altınörs ve Türkgücü, B Grubu'nda da Darüşşafaka, Vefa, Üsküdar, Beylerbeyi ve Haliç şeklinde yer aldı.

    İLK YILDA İLK ŞAMPİYONLUK

    [​IMG]

    Grubunda bütün maçlarını kazanan Beşiktaş, finalde diğer grubun birincisi Darüşşafaka ile karşı karşıya geldi. 23 Temmuz 1920'de oynanan bu maçı Siyah-Beyazlı takımımız, 2-1 kazanarak tarihimizdeki ilk şampiyonluğumuzu elde etti.

    En Büyük Beşiktaşlı Atatürk

    [​IMG]

    Ulu Önderimiz Atatürk, Kulübümüz’ün kurulmasından büyük mutluluk duymuş ve kurtuluşu sağlayacak ilk gizli teşkilatlanmayı Beşiktaşlı sporculara vermiştir.

    Mustafa Kemal Atatürk, Erkan-ı Harbiye’nin 3. sınıfına gelmişti. Bazen sabahlara kadar uyumuyor, hürriyet ve istibdadı düşünüyordu. Bu arada mektebini bitirdikten sonra kurmayı düşündüğü Vatan ve Hürriyet Cemiyeti yavaş yavaş kafasında şekilleniyor, mezun olacak arkadaşlarını bu doğrultuda hazırlıyordu. İşte tam bu günlerde bir haber aldı. Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü (1903) kurulmuştu. Subay ve Saray’a yakın kişilerden oluşan bu kuruluş, Mustafa Kemal’in ilgisini iyice çekti. Nasıl olmuştu da Yıldız Sarayı’na 100 metre mesafedeki Osman Paşa Konağı’nda gençler biraraya gelmiş; Saray hafiyelerinin gözlerinin önünde sportif faaliyetlerine girişmişlerdi? Mustafa Kemal’i o günlerde sportif çalışmalardan çok, Saray’a karşı oluşturdukları fikirler ilgilendiriyordu. Mustafa Kemal, kurucularının Zabit, yaptıkları sporların güreş, eskrim, gülle, aletli jimnastik, boks, halter, barfiks olmasından dolayı da Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü ile ilgilenmişti. Fakat O’nu daha çok ilgilendiren, bu gençlerin istibdadı yenerek biraraya gelmeleriydi. Atatürk’ün bu şekilde Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü’ne bağlılığı arttı.

    Öyle ki, Mustafa Kemal Atatürk, katıldığı bir İttihati Terakki toplantısında şu tenkitlerde bulunuyordu: “Beşiktaş Osmanlı Terbiye-i Bedeniye kadar olamadınız. Programınız ve lideriniz yok.”

    1914 ile 1920 yılları arasında Akaretler/Spor Caddesi'nde Beşiktaş Jimnastik Kulübü'ne komşu olan Atatürk, görevi gereği sık sık İstanbul dışına çıktığı günlerde, birlikte oturduğu annesiyle kız kardeşinin Siyah-Beyazlı sporcu ve idarecilere emanet ederdi. Taraftarlar arasında asker kökenli olmanın getirdiği sevgi ve saygıyla pekişen bağlılık, Ulu Önder'in kurtuluşu sağlayacak ilk gizli teşkilatlanmayı Beşiktaşlı sporculara verdiği belgelerle sabittir.

    Atatürk’ün Akaretler Yokuşu üzerinde oturduğu 76 nolu binanın dış kapısı yanındaki Mermer Kitabe'de şu satırlar yer almaktadır: "Atatürk, 1.Dünya Savaşı'ndan düşmana karşı İstanbul'u koruyup kurtaran, Çanakkale Müdafihi Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal Paşa iken bu evde kiracı olarak kalmıştır."

    Mustafa Kemal Atatürk; Yıldırım Orduları Grup Kumandanlığı görevine başlamadan önce 1916'nın ilk günlerinde Akaretler'deki evinin arka kapısından Beşiktaş Jimnastik Kulübü idman sahasına inmiş (şimdiki Plazalar'ın bulunduğu alan), Ahmet Fetgeri ile Fuat Balkan Beyler'i yanına çağırıp, kendileriyle şu konuşmayı yapmıştır: "Efendiler; sizlerin ve sporcularınızın ciddi çalışmalarını, çeviklik ve maharetlerini uzun zamandan beri büyük bir zevkle, dikkatle izliyorum. Spordan yoksun bir gençlik nasıl ki vatan müdafası sırasında etkili olamıyorsa, insan denen varlığın kafa yapısı da ne derece tekamül ederse etsin, bedeni ikişafı noksan ve yetersiz olursa o vücut o kafayı ileriye götüremez, taşıyamaz. Bugün bünyenizde toplayıp, ilmi metodlarla yetiştirmeye çalıştığınız bu gençler, tam anlamda bedenen ve fikren geliştikleri zaman vatan müdafaasında ilmi sahalarda olduğu gibi spor alanlarında da Avrupalı hasımlarına Türk'ün ölmez gücünü ispat edeceklerdir. Sizi candan kutlar, başarılarınızı her zaman duymak isterim."

    BEŞİKTAŞIMIZ’IN KURUCULARI


    Ahmet Fetgeri (Aşeni), Mehmet Ali Fetgeri (Aşeni), Osman Paşazade Mehmet Şamil (Osmanoğlu), Hüseyin Bereket, Kadızade Nazım Nazif (Ander) ve 20’ye yakın genç Beşiktaş'ın ilk kurucularıdır. Kurucuların ortak özellikleri Kafkas kökenli olmalarıdır. Ahmet ve Mehmet Ali Fetgeri kardeşler, Gürcistan tahtına kadar yükselmiş, Batum civarından göç etmiş bir soydan gelmektedirler. Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket, Dağıstan aslanı Şeyh Şamil’in soyundan gelmektedirler.

    -Wh Beşiktaş Fan Clup Üyeleri-


    1-Shady08

    2-●ŚOП İKλZ●

    3-kartal_2234

    4-:)şeker:)

    5-ReAlWaN

    6-kul_isters

    7-carsili06

    8-Orkndsr

    9-IMKANSIZIM

    10-S-M+

    11-beyazkalem

    12-cypriotmeh

    13-cadiii_018

    14-sarper_ce

    15-xelef_ofs

    16-m€rv€

    17-CékiRdéK

    18-elektro_77

    19-cmei19

    20-sero114

    21-ayperi

    22-djalican

    23-VuSLat_60

    24-By_CaaaNN

    25-mrbenkan

    26-bjk hrn 08

    27-by_rapvadi

    28-KABUSATACK

    29-lazoglu53

    30-rockerqne

    31-SAMARAYK

    32-caylak-06

    33-Jazzy_Love

    34-SAN DIEGO

    35-erkand1976

    36-as!lkartal

    37-rockangirl

    38-sulehilal2

    39-iLLeqaLL

    40-sener ulus

    41-hökela

    42-ruzgar07

    43-35SNGL35

    44-hayalgözlüm

    45-by pesimist

    46-SLavin

    47-OoOEbRuOoO

    48-ibrahim ferat

    49-as_66

    50-raygün

    51-Dandiqk_qRLice

    52-alıvelı1950

    53-HiLaL-i TüRK


    54-esencer


    55-tufan03


    56- serdaravci

    57- By_SeyTaN

    58- kalaşnikof13

    59- sulo81

    60- [email protected]@...!!!

    61- mutlukaya88

    62- bg96

    63- berkeyaman

    64- cmei19

    65- MarKacı

    66- ferhat862

    67- mrbenkan


    68- lortcush

    69- SmyRna_

    70- carleone44

    71- qaan_01

    72- berkan99999

    73- göz_yaşı

    74- ¢σєηтяãσ

    75- ∂єν!ℓσƒ∂єαтн

    76- iLLeqaLL90

    77- arbede15

    78- D.R.K

    79- KartaLiçe...!

    80- ๒єภ_รєlєภ

    81- zomania

    82- YumukLu SucurTa

    83- asiruhtqba

    84- Belissima girl

    85-ρυηιѕнєя


    86- WamPRéNsésS

    87.ExiToneR
    ------------------------------------------------



    20 Şubat 2008
    #1
  2. Beşiktaş Fan Club Cevapları

  3. BJK FUTBOL ŞEREF TABLOSU
    OSMANLI DEVRİ

    1919-1920 İST."TÜRK İDMAN BİRLİĞİ LİGİ" ŞAMP.
    1920-1921 İST."TÜRK İDMAN BİRLİĞİ LİGİ" ŞAMP.
    1921-1922 İST."PAZAR LİGİ" ŞAMPİYONU

    CUMHURIYET DEVRİ

    1923-1924 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1933-1934 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1934 TÜRKİYE FUTBOL ŞAMPİYONU
    1934-1935 İSTANBUL SİD ŞAMPİYONU
    1937-1938 TEYYARE KUPASI ŞAMPİYONU
    1938-1939 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1939-1940 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1940-1941 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1940-1941 MİLLİ KÜME (Türkiye Ligi Şamp.)
    1941-1942 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1942-1943 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1943 İSTANBUL KUPASI ŞAMPİYONU
    1943 İZMİR FUAR KUPASI ŞAMPİYONU
    1943-1944 MİLLİ KÜME (Türkiye Ligi Şamp.)
    1944 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1944-1945 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1945 İSTANBUL KUPASI ŞAMPİYONU
    1945-1946 İST.LİGİ ŞAMPİYONU (8 Yılda 7 kez.)
    1946-1947 MİLLİ KÜME (Türkiye Ligi Şamp.)
    1947 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1949-1950 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1950-1951 İST.PROF.LİGİ ŞAMPİYONU (ilk)
    1951 TÜRKİYE FUTBOL ŞAMPİYONU
    1951-1952 İST.PROF.LİGİ ŞAMPİYONU
    1952-1953 İST.PROF.LİGİ ŞAMPİYONU
    1956-1957 TÜRKIYE LİGİ (Fed.Kupası) ŞAMPİYONU
    1957-1958 TÜRKİYE LİGİ (Fed.Kupası) ŞAMPİYONU
    1959-1960 TÜRKIYE LİGİ ŞAMPİYONU

    (Mahalli ligler dikkate alınmadan doğrudan doğruya)

    1965-1966 SPOR TOTO KUPASI ŞAMPİYONU
    1965 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1965-1966 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1966 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1966-1967 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1967 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1968 SPOR TOTO KUPASI ŞAMPİYONU
    1969-1970 SPOR TOTO KUPASI ŞAMPİYONU
    1971-1972 SPOR TOTO KUPASI ŞAMPİYONU
    1971 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1972 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1974 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1974 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1974 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1974-1975 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU
    1977 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1981-1982 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1984 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1984-1985 AMATÖR İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1985 TÜRKİYE AMATÖR FUTBOL ŞAMPİYONU
    1985 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1985-1986 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1986 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1988 TÜRKİYE AMATÖR FUTBOL ŞAMPİYONU
    1988 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1988 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1989 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU (Fed.Kupasi)
    1989 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1989-1990 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1989-1990 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1990 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU (Fed.Kupası)
    1990-1991 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1990-1991 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1991-1992 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU (ilk namağlup)
    1991-1992 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1993 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1993-1994 TÜRKIYE KUPASI ŞAMPİYONU
    1994 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1994-1995 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1996 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1997 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1998 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU
    1998 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    2000 ATATÜRK KUPASI ŞAMPİYONU
    2002-2003 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONLUĞU
    2005-2006 TÜRKİYE KUPASI
    2006-2007 TÜRKİYE SÜPER KUPASI
    2006-2007 TÜRKİYE KUPASI


    BAŞARILARIMIZ
    • En fazla resmi İstanbul Ligi Şampiyonu (15 Kez).
    • Üst üste beş yıl İstanbul Şampiyonu olan tek Kulüp (1939-1943).
    • İstanbul Ligleri’nde en fazla gol atan takım (1 Sezonda 90 Gol, 8 Yılda 599 Gol)
    • Resmi Lig’de 18 maçta 18 galibiyet alan tek takım.
    • Resmi Ligler’de en fazla "namağlup şampiyon" olan takım (7 Kez).
    • Türkiye Ligi’nde "Namağlup Şampiyon" olan tek takım.
    • Türk Milli Takımı'nı temsil hakkı verilen tek takım.
    • Ambleminde AY-YILDIZ olan tek Kulüp.
    • En fazla Centilmenlik Kupası alan takım (19 Kez).
    • Genç Takımlar Futbol Ligi'nde en çok İstanbul ve Türkiye Şampiyonu olan Kulüp (30 Kez).
    • Eskrimde Balkan şampiyonu olan Kulüp.
    • "19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı" fikrini ortaya atıp uygulamasını ve kanunlaşmasını sağlayan Kulüp.
    • Grekoromen güreşi, öncelikle kulüplere, daha sonra da Türkiye'ye yayan Kulüp.
    • Atletizm, eskrim, boks, basketbol, güreş ve futbolda Türkiye şampiyonlukları olan Kulüp.
    • Sırıkla atlamayı Türkiye'ye getiren Kulüp (Ressam Namik İsmail).
    • Okullarda "Beden Terbiyesi" dersleri veren Kulüp.
    • Türkiye'nin en zengin tesislerine sahip Kulübü.
    • Türkiye'de her branşta "Spor Okulları" açan tek Kulüp.
    • Alt yapısından en çok yıldız yetiştiren Kulüp.
    • Üst üste 56 maç yenilmeyen tek kulüp "Yenilmez Armada".
    • Üst üste en fazla arka arkaya galip gelen takım (18 Kez).
    • İki senede sadece 1 yenilgi alan tek takım.
    • Resmi bir maçta 10 gol atan tek takım; 1989-90 sezonunda Beşiktaş-Adana Demirspor: 10-0 Ali Gültekin (4), Metin Tekin (3) ve Feyyaz Uçar (3).
    • Evinde 10 sene hiçbir Anadolu takımına yenilmeyen tek takım.
    • Lig tarihinde en uzun süre yenilmeyen ekip (48 maç) Beşiktaş, 1990-91 sezonunun 26. haftasında Gençlerbirliği'ne 2-0 yenildikten sonra, 1991-92 sezonunu yenilgisiz kapattı. Besiktaş tam 48 hafta sonra, 1992-93 sezonunun 13. haftasında Galatasaray'a 3-1 yenildi
    • Birinci futbol liginde üst üste en çok maç kazanma rekoru (1959-60 sezonu üst üste 13 maç).
    • Türkiye'de bütün kuruluşlar ISO 9001: 1994'e göre belgeli olmasına rağmen, Beşiktaş Jimnastik Kulübü ISO 9001: 2000 revizyonuna göre belgelendirilmiş ilk kuruluş. Beşiktaş Jimnastik Kulübü, sportif branşlar yönetimi ve spor tesisleri işletimi, marka ve amblemli ürün pazarlama ve satışı, basın, halk, üye ve taraftar iletişimi ile üyelik hizmetleri alanlarında ISO 9001: 2000 versiyonuyla Türkiye'de belgelendirilmiş ilk ve tek spor kulübü.
    İLKLER
    • Ulu önder Atatürk'ün ilk ilgilendiği ve ziyaret ettiği Kulüp (1914).
    • İlk kurulan Spor Kulubü (1903)
    • ilk tescil edilen Spor Kulübü (1910).
    • İlk spor tesisi ve lokali kuran Kulüp (Akaretler-1909).
    • İlk resmi İstanbul Ligi şampiyonu (1924).
    • İlk eskirim şampiyonu Kulüp.
    • İlk atletizm şampiyonu Kulüp.
    • İlk güreş şampiyonu takım.
    • İlk voleybol şampiyonu takım.
    • İlk Başbakanlık Kupası.
    • İlk Federasyon Kupası.
    • 20 takım arasında yapılan ilk Türkiye Ligi'nde şampiyonu.
    • Olimpiyatlara ilk defa bayan sporcu yollayan Kulüp (1936-Berlin).
    • Ülkemizde ilk defa sahnede spor gösterisi ve jimnastik hareketi düzenleyen Kulüp (1910 / Kadıköy Apollon Sineması).
    • İlk sualtı sporları yapan Kulüp.
    • İlk kıtalar arası seyahat yapan Kulüp (USA).
    • İlk boks şubesi kuran antrenörler yetiştiren Kulüp.
    • Türkiye'de dekatlon yarışları yapan ilk Kulüp.
    • İstanbul'da ilk defa uluslararası güreş turnuvası yöneten Kulüp (1910-1911).
    • İlk maraton müsabakasını kazanan sporcu "Maratoncu İbrahim".
    • İlk "Atış Poligonunu" kuran Kulüp.
    • Türkiye’de Engelli Şubesi olan ilk ve tek Spor Kulübü.
    • Dünya’da ve Türkiye’de çocuk dergisi çıkartan ilk ve tek Spor Kulübü.
    • Türkiye’de turizm şirketi kuran ilk ve tek Spor Kulübü.
    • Türkiye’de sigorta şirketi kuran ilk ve tek Spor Kulübü.
    • Türkiye Süper Kupası'nı (2006-2007 sezonu) kazanan ilk Spor Kulübü.
    BAŞKANLARIMIZ


    [​IMG]


    Mehmet Şamil Osmanoğlu


    Kulübümüz’ün ilk Başkanlık onuru M.Şamil Osmanoğlu’na ait. İlk başkanımız bu görevde 1903-1908 yıllarında arasında bulundu.

    TARİH SIRASINA GÖRE B.J.K. BAŞKANLARI
    • 1903-1908 Mehmet Şamil
    • 1908-1911 Şükrü Paşa
    • 1911-1918 Fuat Paşa
    • 1918-1923 Fuat Balkan
    • 1923-1924 Salih Bey
    • 1924-1926 Ahmet Fetgeri Aşeni
    • 1926-1928 Fuat Balkan
    • 1928-1930 Ahmet Fetgeri Aşeni
    • 1930-1932 Emin Şükrü Kunt
    • 1932-1935 A. Ziya Karamürsel
    • 1935-1938 Fuat Balkan
    • 1938-1939 A. Ziya Karamürsel
    • 1939-1941 Yusuf Ziya Erdem
    • 1941-1942 A. Ziya Karamürsel
    • 1942-1950 A. Ziya Kozanoğlu
    • 1950 Ekrem Amaç
    • 1950-1952 Salih Fuat Keçeci
    • 1952-1955 Abdullah Ziya Kozanoğlu
    • 1955-1956 Tahir Söğütlü
    • 1956-1957 Danyal Akbel
    • 1957- Ferhat Nasır
    • 1957-1958 Nuri Togay
    • 1958 Enver Kaya
    • 1959-1960 Nuri Togay
    • 1960-1963 Hakkı Yeten
    • 1963-1964 Selahattin Akel
    • 1964-1966 Hakkı Yeten
    • 1966-1967 Hasan Salman (17.06.1966-11.02.1967)
    • 1967-1968 Hakkı Yeten
    • 1968-1969 Talat Asal
    • 1969-1970 Rüştü Erkuş (08.12.1969-26.01.1970)
    • 1970 Nuri Togay (10.02.1970-29.03.1970)
    • 1970-1971 Agasi Şen
    • 1971-1972 Himmet Ünlü
    • 1972-1973 Şekip Okçuoğlu (21.06.1972-13.01.1973)
    • 1973-1977 Mehmet Üstünkaya
    • 1977-1979 Gazi Akınal
    • 1979 Hüseyin Cevahir (11.04.1979-20.05.1979)
    • 1979–1980 Gazi Akınal (21.05.1979-27.09.1980)
    • 1980-1981 Rıza Kumruoğlu (30.09.1980-28.03.1981)
    • 1981-1984 Mehmet Üstünkaya
    • 1984-2000 Süleyman Seba
    • 2000-2004 Serdar Bilgili
    • 2004-2007 Yıldırım Demirören
    • 2007- Yıldırım Demirören
    BJK DİVAN KURULU BAŞKANLARI
    • 1960-1962 Enver BALKAN
    • 1962-1964 Enver ABİRAL
    • 1964-1966 Selahattin AKEL
    • 1966-1968 Cahit CAKA
    • 1968-1970 Şekip OKÇUOĞLU
    • 1970-1972 Şekip OKÇUOĞLU
    • 1972-1974 Şekip OKÇUOĞLU
    • 1974-1976 Rüştü ERKUŞ
    • 1976-1978 Şekip OKÇUOĞLU
    • 1978-1980 Şekip OKÇUOĞLU
    • 1980-1982 Şekip OKÇUOĞLU
    • 1982-1984 Turgay ATASÜ
    • 1984-1994 Ahmet PAFTALI
    • 1994-1996 Sabri ALINAK
    • 1996-1997 Oktay ÇOKYÜKSEL
    • 1997-2000 Yilmaz SOYSAL
    • 2000-2000 M. Ferhan DİNÇER
    • 2000-2000 B.Burhan TANIŞ
    • 2000-2002 Gazi AKINAL
    • 2002-2007 Şeref NASIR
    • 2007- Yalçın KARADENİZ
    TEKNİK DİREKTÖRLERİMİZ

    Tarih--------------Teknik Direktör------------Uyruk
    1911-1925---------Şeref Bey ------------Türk
    1925-1935----------Zinger------------Macar
    1935-1944----------Refik Osman Top------------Türk
    1944-1946----------Charles Howard------------İngiliz
    1946-1948----------Refik Osman Top------------Türk
    1948-1949----------Guiseppe Meazza------------İtalyan
    1949----------------Hakkı Yeten------------Türk
    1949-1950----------Eric Keen------------İngiliz
    1950-1951----------Hakkı Yeten------------Türk
    1951-1952----------Alfred Cable------------İngiliz
    1952-1953----------Sadri Usuoğlu------------Türk
    1953-1954----------Sandro Puppo------------İtalyan
    1955-1956----------Cihat Arman------------Türk
    1957----------------Eşref Bilgiç------------Türk
    1956-1957----------Jozef Meszaros------------Macar
    1957-1958----------Leandro Remondini ------------*İtalyan
    1959----------------Hüseyin Saygun------------Türk
    1959-1960----------Andras Kutik------------*Macar
    1960-1961----------Sanrdro Puppo------------İtalyan
    1961Şeref ----------Görkey------------Türk
    1961-1962----------Andras Kutik------------Macar
    1962-1963----------Ljubisa Spayiç------------Yugoslav
    1963-1964----------Ernst Melchior------------Avusturya
    1964-1967----------Ljubisa Spayiç------------*Yugoslav
    1967-1968----------Jane Janevski------------Yugoslav
    1968-1969----------Krum Milev------------Bulgar
    1969-1970----------Milovan Çiriç------------Yugoslav
    1970-1971----------Dumitru Teoderescu------------Romen
    1971-1972----------Gündüz Kılıç------------Türk
    1972-1973----------Abdullah Gegiç------------Türk
    1973-1974----------Metin Türel------------Türk
    1974-1975----------Horst Buhtz------------Alman
    1975-1976----------Gündüz Tekin Onay------------Türk
    1977----------------İsmet Arıkan------------Türk
    1977-1978----------Milos Milutunoviç------------Yugoslav
    1978-1979----------Doğan Andaç------------Türk
    1979-1980----------Serpil Hamdi Tüzün------------Türk
    1980-1981----------Metin Türel------------Türk
    1980-1983----------Dorde Miliç------------*Yugoslav
    1983-1984----------Ziya Taner------------Türk
    1984-1986----------Branko Stankoviç------------*Yugoslav
    1986-1987----------Miloş Milutinoviç------------Yugoslav
    1987-1993----------Gordon Milne------------*İngiliz
    1993-1996----------Cristoph Daum------------*Alman
    1996-1997----------Rasim Kara------------Türk
    1997-1999----------J. Benjamin Toshack------------Galler
    1998-1999----------Karl Heinz Feldkamp------------Alman
    1999-2000----------Hans Peter Briegel------------Alman
    2000-2001----------Nevio Scala------------İtalyan
    2001-2002----------Cristoph Daum------------Alman
    2002-2004----------Mircea Lucescu------------*Rumen
    2004-2005----------Vicente Del Bosque------------İspanyol
    2005-2005----------Rıza Çalımbay------------Türk
    2005-2007---------- Jean Tigana ------------ Fransız
    2007----------------- Ertuğrul Sağlam ------------Türk
    Not: * işaretli teknik direktörler ile Beşiktaş lig şampiyonluğuna ulaşmıştır.
    20 Şubat 2008
    #2
  4. Ben üye olmak istiyorum =)
    20 Şubat 2008
    #3
  5. UNUTULMAZ 16 MAÇIMIZ

    23.03.1941 BEŞİKTAŞ – FENERBAHÇE: 7-1

    [​IMG]

    Milli Küme’ye hazırlık mahiyetinde düzenlenen Dörtler Kupası’na Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve İstanbulspor katılıyordu. Beşiktaş, İstanbul Ligi Şampiyonu unvanını taşıyordu. Fenerbahçe de güçlü bir kadroya sahipti. Kalede Cihat vardı. Ayrıca Naci, B.Fikret, K.Fikret, Rebii gibi önemli isimlere yer verilmişti.

    Kazananın kupayı alacağı Şeref Stadı’ndaki bu maça seyirciler de büyük ilgi göstermiş, tribünlere 7 bin taraftar gelmişti.

    Uzun boylu ve seri oyunculardan kurulu Beşiktaş, alışılmadık bir saha dizilişi ile oynayan ve oyuncuların mevkileri değiştiği için bocalayan bir Fenerbahçe buldu karşısında. Ve bu zaafiyeti affetmedi. Bütün hatları ile saldıran Beşiktaş, kısa sürede zayıf Fenerbahçe savunmasının direncini kırdı.

    Tek kale şekline dönen oyunun ilk golünü 5. dakikada Şükrü’nün ortasına yükselip vuran Sabri kaydetti. Fenerliler henüz toparlanamadan Şeref, savunma hatasını değerlendirip farkı ikiye çıkardı. Ardından da Hakkı, ceza alanı çizgisi üstünden bomba gibi bir şutla Cihat’ı bir kez daha avladı: 3-0. Fenerbahçe takımı peş peşe gelen gollerle şaşkına dönmüştü. Naci’nin golü, dalga dalga gelen Beşiktaş akınlarını biraz olsun hafifletti, oyuna denge geldi.

    Beşiktaş ikinci yarıya da oyuna yeni çıkmış gibi başladı. Peş peşe ataklar Fenerbahçe savunmasını zor durumda bırakıyordu. 49. dakikada Hakkı’nın derinleme pasıyla buluşan Sabri skoru 4-1’e taşıdı. Artık sari-lacivertli takımın savunma yapacak gücü de kalmamıştı. Sabri’nin yeni golünü Hakkı’nın iki şık vuruşu izledi.

    Beşiktaş, ezeli rakibi karşısında tarihindeki en farklı zaferini kazanırken, İstanbul Şampiyonluğu’ndan sonra Dörtler Kupası’nı da kaldırıyordu.

    Beşiktaş: Mehmet Ali, Hristo, Yavuz, Memduh, Halil, Rifat, Sabri, Hakkı, Saim, Şeref, Şükrü

    Goller: Sabri (5, 49, 53), Şeref (24), Hakkı (29, 68, 75), Naci (35)

    ---------------------------------------------------------------------------------

    22.04.1944 HARP OKULU – BEŞİKTAŞ: 3-6

    [​IMG]

    1944 Milli Küme karşılaşmalarında Beşiktaş, ilk 5 maçında 4 galibiyet, 1 beraberlik aldıktan sonra, Ankara deplasmanındaydı. Tribünlerdeki seyircilerin büyük bölümü Beşiktaş’tan goller beklerken, 21 ve 40. dakikalarda Muzaffer, 36. dakikada da Sabahattin’in goleriyle ilk 45 dakika sonunda Harp Okulu: 3 – Beşiktaş: 0 skoru ortaya çıktı. Devre arasında kaptan Baba Hakkı soyunma odasında tren biletlerine eline alıp, “Arkadaşlar kendinize gelin, bu maçı kaybedersek, biletleri yırtarım ve İstanbul’a yürüyerek döneriz” diyordu.

    İkinci yarı başlar başlamaz maçın havası değişti. 48. dakikada Eşref’in kullandığı korneri Baba Hakkı kafayla ağlara gönderdi. 55. dakikada Eşref’in ortasında kafayı vuran Vecdi ikinci golü attı. 57. dakikada sağdan gelen ortaya, Eşref sert vurdu, durum 3-3 berabere. 60. dakikada Eşref’in ortasına Vecdi plase bir vuruş yaptı ve Beşiktaş 4-3 öne geçti.

    Tribünlerdeki binlerce Beşiktaşlı sanki bir rüyadaydı, kaybettik diye üzülenler şimdi birbirleriyle kucaklaşıyordu. 82. dakikada bitmez tükenmez enerjisiyle Eşref’in uzattığı pası, Kemal bomba gibi şutladı, top ağlarda. 88. dakikada ikinci yarıda gol yağmurunu başlatan Baba Hakkı kafayla perdeyi kapattı. Harp Okulu: 3-Beşiktaş: 6.

    Beşiktaş: Faruk, Rıfat Atakan, Yani Sasapukos, Ali, Ömer Doğan, Hüseyin Saygun, Vecdi Çapa, Hakkı Yeten, Kemal Gülçelik, Cahit, Eşref Bilgiç.

    Goller: Hakkı (48 ve 88), Vecdi (55 ve 60), Eşref (57), Kemal (82), Muzaffer (21 ve 40), Sabahattin (36).

    ---------------------------------------------------------------------------------

    30.10.1966 ESKİŞEHİRSPOR-BEŞİKTAŞ: 0-6

    [​IMG]

    1965 yılında kurulan ve o dönemde büyük bir seyirci potansiyeline sahip olan Eskişehirspor, 1965-66 sezonunda ikinci lige dahil olmuş ve ilk yılında şampiyon olarak, Birinci Lig’e yükselmişti. Kırmızı Şimşekler Birinci Lig’e de misafir değil, şampiyonlukta iddialı takım olarak başladı. 1966-67 sezonunda ilk 5 maç sonunda Beşiktaş ve Eskişehirspor 7’şer puan toplamıştı.

    30 Ekim 1966 Pazar günü iki takım, Eskişehir Atatürk Stadı’nda 25.000 seyircinin önüne çıktı. Muzaffer Sarvan, Yavuz Tunç ve Sait Acarbay hakem üçlüsünün yönettiği maça Beşiktaş büyük bir seyirci dezavantajına rağmen, fırtına gibi başladı. 10. dakikada da ilk gol geldi. Kuzman’ın pasını, Faruk bekletmeden müsait durumdaki K.Ahmet’e geçirdi, K.Ahmet de topu düzeltip sert bir sol şutla ağlara gönderdi. 0-1

    35. dakikada gole giden Güven’in İsmail ve İlhan tarafından düşürülmesine hakem devam dedi. 36. dakikada Abidin’in gollük şutunu Necmi, mükemmel bir refleksle kornere yumrukladı. 42. dakikada Yusuf sağdan daldı, ortasını yaptı, kaleci Hakkı uzandı ama topu tutamadı ve Kuzman durumu 0-2 yaptı. 45. dakikada Fethi’nin sert şutuyla Süreyya baygınlık geçirdi, o tarihlerde resmi maçlarda kaleci hariç oyuncu değiştirme olmadığından, Süreyya ikinci yarıda maça devam etti.

    51. dakikada Sanlı soldan topla daldı ve kaleciyi de geçerek, zor pozisyonda farkı üçe çıkardı. 56. dakikada Kuzman, 6 oyuncuyu çalımladıktan sonra penaltı noktasından skoru 0-4’e yükseltti.

    64. dakikada kazanılan frikiği K.Ahmet beşinci gol olarak ağlara gönderdi. 66. dakikada Faruk kale önünde düşürüldü ve hakem Muzaffer Sarvan, penaltı noktasını gösterdi. Uzun itirazlar bittiğinde Sanlı topun başına geldi ve kalecinin soluna gönderdiği vuruş, durumu 0-6 yapmıştı. Ancak bu gole tabelacının itirazı bitmemişti ve skor tabelasına 0-0 levhasını astı. Bu farklı sonuç, Eskişehirspor’un o sezon kendi sahasında aldığı ilk ve tek yenilgi oldu.

    Beşiktaş: Necmi Mutlu, Erkan Yanardağ, Fehmi Sağınoğlu, Yusuf Tunaoğlu, Süreyya Özkefe, Kaya Köstepen, Ahmet Özacar, Ervin Kuzman, Güven Önüt, Sanlı Sarıalioğlu, Faruk Karadoğan.

    Goller: K.Ahmet (10 ve 64), Kuzman (42 ve 56), Sanlı (51 ve 85 pen.)

    ---------------------------------------------------------------------------------

    11.08.1974 – BEŞİKTAŞ – FENERBAHÇE 5-4

    [​IMG]

    İnönü Stadı’nda 41 bin 564 kişinin 1 milyon 7 bin 410 lira ödeyerek izlediği TSYD Kupası maçında, ilk golü Beşiktaş buldu. 11. dakikada Sinan’ın ortasında kaleci Adil ile kaptan Ziya’nın anlaşmazlığından Tuğrul yararlandı.

    28.dakikada Fenerbahçe, Osman’la skoru eşitledi. Ardından da 32. dakikada maçın en çok tartışılan pozisyonu yaşandı. Daha önce yaptığı faul nedeniyle sarı kartı olan Fenerbahçeli Yılmaz bu kez elini topa uzattı, hakem Doğan Babacan, kırmızı kartını çıkardı. Devrenin bitimine doğru Fenerbahçe, Cemil’in golüyle 2-1 öne geçti.

    İkinci yarıya Beşiktaş fırtına gibi başladı. 48.dakikada Mesut’un ortasını Sinan gelişine ağlara yolladı. 51. dakikada Tezcan’ın pasını yine Sinan bekletmeden gole çevirdi. 54. dakikada Tezcan topu rakip ceza sahasına kadar götürdü. Sinan’ı kendisinden daha müsait pozisyonda görünce geri pası çıkardı. Sinan da 6 dakika içinde ücüncü golünü atarak hat-trick yaptı. Böylece Beşiktaş 4-2 öne geçti. Ancak heyecan kasırgası daha dinmemişti. 67. dakikada Aydın, 74. dakikada da Zafer durumu 4-4 yapınca, Fenerbahçe avantajlı duruma geçti.

    Gol düellosunun berabere kapanacağı beklenirken 85. dakikada Ünal uzun bir top açtı, Sinan, ileri çıkan kaleci Adil’in üzerinden şandel vurdu, top üst direkten geri dönerken pozisyonu iyi izleyen Tezcan bir kartal gibi uçarak kafaya yapıştırdı, top ağlarla kucaklaşırken, Alpaslan’ın çabası sonuç vermedi. Böylece Beşiktaş 5-4 galibiyetle TSYD Kupası’nı altıncı kez müzesine götürdü.

    Beşiktaş : Mete Bozkurt, Ahmet Doğan Börtücene, Niko Kovi, Vedat Okyar, Zekeriya Alp, Sanlı Sarıalioğlu (Lütfi Isıgöllü), Dorde Miliç (Ünal Tombulel), Kahraman Kartaloğlu, Sinan Alayoğlu, Tezcan Ozan, Tuğrul Şener (Mesut Şen).

    Goller: Tuğrul (11), Osman (28), Cemil (41), Sinan (48, 51 ve 54), Aydın (67), Zafer (74), Tezcan (85)

    ---------------------------------------------------------------------------------

    15.10.1989 BEŞİKTAŞ – ADANA DEMİRSPOR : 10-0

    [​IMG]

    Henüz ligin 6. maçı. Sezon yeni başlamıştı. Ancak siyah-beyazlılar için hiç de iyi başlangıç değildi bu. İlk 5 maçta alınan 2 yenilgi ve 1 beraberlik, moralleri bozmuştu.

    Gordon Milne, 15 Ekim’de Ali Sami Yen Stadı’nda oynanan Adana Demirspor maçına tamamı Türkler’den oluşan bir 11 çıkardı. Yabancılar kadroda yoktu. Herkes yeni oluşan ekibin yabancısız neler yapabileceğini merak ediyordu.

    Ve Beşiktaş o gün Türk Futbol Tarihi’ne geçecek bir skora imza attı. Yerli Kartal, Adana Demirspor ağlarına tam 10 gol bıraktı. Gol yağmurunun habercisi 2. dakikada Rıza’nın ortasına yükselen Ali Gültiken’in kafa vuruşuydu. Ardından Feyyaz sahne aldı. Sonra da Metin.

    90 dakika bittiğinde Adana Demirspor ağlarında tam 10 gol vardı. İlk yarıda 4 gol yediği için çıkarılan Fatih’in yerine oyuna giren Haluk’un payına ise 6 gol düşmüştü.

    Siyah-Beyazlı takımımızı, bu tarihi zafere götüren gollerin 4’ünde Ali’nin 3’ünde Metin’in, 3’ünde de Feyyaz’ın imzaları vardı. Üstelik Metin’in bir şutu direkten dönmüş, hakem Engin Kurt, Beşiktaş’ın iki penaltısını da vermemişti.

    Adana Demirspor galibiyeti ile moral bulan Beşiktaş’ın bu yeni kadrosu hızlı bir yükselişe geçecek ve uzun süre lider götürdüğü ligi zirvede bitirecekti. Bu aynı zamanda 3’lü şampiyonluk serisinin ilkiydi.

    Beşiktaş’ın o yılki kadrosu, “efsane kadro” olarak tarihteki yerini alırken, 10-0’lık maç da profesyonel futbol tarihimizin hala kıralamayan rekoru olmayı sürdürüyor.

    Beşiktaş: Engin İpekoğlu (dk. 64 Metin Akçevre), Recep Çetin, Gökhan Keskin, Ulvi Güveneroğlu, Kadir Akbulut, Rıza Çalımbay, Şenol Fidan, Zeki Önatlı, Feyyaz Uçar, Metin Tekin, Ali Gültiken.

    Goller: Ali (2, 57, 61, 82), Feyyaz (12, 65, 85), Metin (24, 73, 76)

    ---------------------------------------------------------------------------------

    06.01.1990 FENERBAHÇE-BEŞİKTAŞ : 1-5

    [​IMG]

    Beşiktaş’ın altın yılları, şampiyonluklar kadar tarihi skorlarla da bir döneme tanıklık etti. Bu tarihi maçlardan biri de Fenerbahçe Stadı’nda kazanılan zaferdi. Üçlü şampiyonluk serisinin ilkinde dolu dizgin giden Beşiktaş, Kadıköy’de Fenerbahçe karşısında coşuyordu.

    Fenerbahçe’nin başında Veselinoviç vardı. Ancak kurnaz Yugoslav, İngiliz Milne’nin tuzağına düşmüştü. Maça çok hızlı başlayan Beşiktaş, 2. dakikada gole çok yaklaştı. Feyyaz’ın ortasında topla buluşan Metin pozisyonun ofsayt olabileceğini düşünerek bir an durakladı. Ancak hakem Erman Toroğlu devam diyordu. Şaşıran Metin’in kötü vuruşunu Nurettin zorlanmadan çıkardı. 4. dakikada ise gol geldi. Metin sağdan hareketlenip İsmail’i geçti, ortasında Wilson’a kafayla vurmak kaldı.

    Fenerbahçe, Aykut’un Gökhan’ı faulle geçtiği bir pozisyonda Oğuz’la eşitliği sağladı. 22. dakikada devrenin skoru belirlendi. Kadir’in soldan ortaladığı topa Ulvi kafayı vurdu, seken topu Ali kafayla tamamladı: 2-1.

    İkinci yarıda sahada tam anlamı ile bir Beşiktaş şovu vardı. 52. dakikada Fenerbahçe savunmasının hatasını değerlendiren Ali, yerden bir vuruşla Nurettin’i yine mağlup etti.

    59. dakikada Rıza’nın sağdan uzattığı nefis pasta Metin topu Nurettin’in üzerinden aşırtıp, farkı üçe çıkardı.

    70. dakikada Beşiktaş’ın 5. golü geldi. Ali ile Feyyaz’ın aynı aynda girdiği gol pozisyonunda, Ali topu daha uygun durumdaki arkadaşına bıraktı, Feyyaz da Nurettin’i geçip topu ağlara yuvarladı.

    Nurettin, yediği 5 gole karşın Fenerbahçe’nin en iyi oyuncusuydu. Son olarak 78 ve 81. dakikalarda Mehmet’in vuruşlarında da gole izin vermeyip, skorun 5-1’de kalmasını sağladı. Kadıköy’deki 5 gollü Beşiktaş zaferi, efsane kadronun şampiyonluğunun da habercisiydi.

    Beşiktaş: Engin İpekoğlu, Reçep Çetin (dk. 89 İsmail Taviş), Gökhan Keskin, Ulvi Güveneroğlu, Kadir Akbulut, Rıza Çalımbay, Şenol Fidan, Ian Wilson (dk. 60 Mehmet Özdilek), Feyyaz Uçar, Ali Gültiken, Metin Tekin.

    Goller: Wilson (4), Oğuz (7), Ali (22, 52), Metin (59), Feyyaz (70).

    ---------------------------------------------------------------------------------

    20.04.1991 GALATASARAY-BEŞİKTAŞ : 2-3

    [​IMG]

    Beşiktaş’ın 90’lı yıllardaki kadrosu, tarihe geçen efsane bir ekipti. Gordon Milne yönetimindeki genç Kartallar, makine düzeninde oynuyorlar, müthiş presleri ile karşılarına çıkan her takımı çökertiyorlardı.

    Held’den umduğunu bulamayan Galatasaray’da ise Mustafa Denizli büyük ümitlerle yeniden başa gelmişti. Üstelik Tanju’dan Kosecki’ye, Cüneyt’ten Prekazi’ye kadar birçok yıldız ismi kadrosunda barındırıyordu.

    Sezonun bitimine 4 hafta vardı ve zirvedeki iki takım, Galatasaray ile Beşiktaş, Ali Sami Yen Stadı’nda karşı karşıya geliyordu. Kazanan büyük olasılıkla ipi göğüsleyecekti. İki takımında maça tedbirli başlaması bekleniyordu. Ancak Galatasaray müthiş bir presle saldırmaya başladı. Daha 1. dakikada Gökhan ile Engin arasındaki anlaşmazlık iki oyuncuyu kavga noktasına getiriyor, Beşiktaş savunması “alarm” veriyordu.

    5. dakikada da gol için saldıran Galatasaray amacına ulaşıyor, bomboş bırakılan Tanju Çolak bu hatayı affetmiyordu.

    17. dakikada Beşiktaş, kalesinde ikinci golü gördü. Kosecki-Tanju verkaçında Polonyalı futbolcu topu ayağından açıyor ancak Ulvi’nin ters vuruşu, kaleci Engin’in de öne çıkmasıyla sürpriz bir gol getiriyordu.

    Ali Gültiken’in 33. dakikadaki golü dengeleri değiştirdi. Metin’in ortasında Feyyaz’ın vurduğu top önce Hayrettin’e, sonra direğe çarpmış ve ceza alanına dönmüştü. Ali bu fırsatı kaçırmadı. 44. dakikada hata yapma sırası Galatasaray savunmasına gelmişti. Yusuf’un ıska geçtiği topu takip eden Ali, skoru eşitleyen gole imzasını atıyordu.

    İkinci yarı kıran kırana bir mücadele yaşandı. Her iki takım da gol için elinden geleni yapıyordu. 73. dakikada sahneye Feyyaz çıktı. Feyyaz’ın pasında Şifo Mehmet orta-şut karışımı vurdu, Hayrettin bu ters topu güç bela uzaklaştırabildi. Fakat tokatladığı yerde yeniden pozisyonun içine giren Feyyaz vardı. O da Hayrettin’in boşalttığı kaleye topu gönderiverdi.

    Denizli’nin Galatasaray’ı, Beşiktaş’a 2-0’dan 3-2 mağlup oluyor, Gordon Milne’nin üst üste ikinci şampiyonluğunun önünü açıyodu.

    Beşiktaş: Engin İpekoğlu, Recep Çetin, Gökhan Keskin, Ulvi Güveneroğlu, Kadir Akbulut, Rıza Çalımbay, Mehmet Özdilek, Alan Walsh (Zeki Önatlı), Feyyaz Uçar, Ali Gültiken, Metin Tekin (Turan Uzun).

    Goller: Tanju (5), Ulvi (17 kendi kalesine), Ali (33, 44), Feyyaz (73).

    ---------------------------------------------------------------------------------

    09.05.1992 BEŞİKTAŞ – GALATASARAY: 4-3

    [​IMG]

    Gordon Milne’li Beşiktaş’ın altın yıllarının üçüncüsüydü. Beşiktaş şampiyonluğa çok yaklaşmış, önünde sadece iki engel kalmıştı. Bitime iki hafta kala İnönü’ye gelen takım, iddiasız Galatasaray’dı. Mustafa Denizli yönetimideki sarı-kırmızılılar haftalar önce şampiyonluk yarışında havlu atmıştı. Ancak Galatasaray hâlâ güçlü bir ekipti. Beşiktaş kazanıp tur atmak istiyordu ancak 24. dakikada beklemediği bir golü kalesinde gördü. Rıza, ceza alanı içinde Arif’i düşürmüş, penaltıyı Yusuf gole çevirmişti. Kara Kartal’ın yanıtı çok çabuk geldi. Şifo Mehmet, Bülent’in yanından ışık hızıyla geçip topu Hayrettin’in uzanamayacağı köşeye bıraktı. Devre 1-1 kapanmıştı.

    İkinci yarı ise tam bir gol düellosu şeklinde geçti. Bu devrenin ilk golü de Galatasaray’dan geldi. Iorfa’nın pasında İsmail topu ağlarla buluşturdu. Yanıt gecikmedi. Ali ortaladı, Mehmet düzeltti, Sergen şutladı: 2-2. 55. dakikada Iorfa kaleci Bako’yu engelleyince boştaki topu Hamza ağlara gönderdi. Ahmet Çakar bu tartışmalı golü verince Galatasaray 3. kez öne geçiyordu.

    58. dakikada son derbi maçına çıkan Erhan Önal’ın hatalı pasını Feyyaz kaptı, pasında Ali skoru bir kez daha eşitledi. Bu golden sonra Tugay kırmızı kart gördü, Yusuf’un sakatlanıp oyundan çıkması, Galatasaray’ı 9 kişi bıraktı.

    Beşiktaş tüm gücüyle yükleniyordu. Galatasaray’ın direnecek gücü kalmamıştı. 9 değil 11 kişi olsalar bile bu prese dayanamazlardı. Taraftarın, “Beşiktaş’ın şifası Şifo” pankartını astığı Mehmet’in kaptanlığındaki Beşiktaş, beklenen gole 82. dakikada kavuştu. Şifo’nun golü, üst üste 3. şampiyonluğun garantisiydi.

    Beşiktaş: Jaroslav Bako, Recep Çetin, Gökhan Keskin, Ulvi Güveneroğlu, Kadir Akbulut, Zeki Önatlı, Rıza Çalımbay, Mehmet Özdilek, Sergen Yalçın, Feyyaz Uçar, Ali Gültiken (Turan Uzun).

    Goller: Yusuf (24 penaltıdan), Mehmet (28, 82), İsmail (46), Sergen (51), Hamza (55), Ali (58).

    ---------------------------------------------------------------------------------

    20.10.1993 BEŞİKTAŞ-TRABZONSPOR: 7-1

    [​IMG]

    Hiç durmadan yağan bir yağmur, insanı titreten bir rüzgar. Tribünlerde biletli 10 bin 460 seyirci hiç durmadan yaptığı tezahürat... İşte bu atmosferde fırtına gibi başlıyor Beşiktaş maça.
    Henüz ilk dakikalarda kurduğu baskı sonuç veriyor Kara Kartal’ın... Orta sahada Sergen’e yapılan bir faulü hakem Erman Toroğlu avantaja bırakıyor, Metin’in ortasında da Mehmet topu Trabzon ağlarına gönderiyordu.

    İkinci dakikada gelen ve Trabzon’u moral olarak çökerten gol, Beşiktaş’ı daha da şahlandırdı. 16’ncı dakikada bu kez Nartallo’nun vuruşu ağlara gidiyor, 4 dakika sonra Oktay farkı üçe çıkartan golü atıyordu. Herkes şaşkındı. Daha 20 dakika dolmuş ama maçı kazanan ve kaybeden belli olmuştu. Bundan sonrası, Beşiktaş için tarihi bir skora imza atmak için oynanacak bölümdü artık.

    İkinci yarı başlarken Trabzon biraz daha gayretliydi. Ama golü bulan taraf yine Beşiktaş oldu. Sahanın yıldızı Sergen nefis hareketlerle götürdüğü topu Victor’un bakışları arasında ağlara gönderdiğinde, skorbord 49. dakikayı gösteriyordu.

    Golün şokuyla sarsılan Trabzon savunmasında bir büyük hata Nartallo’yla 5. golü getiriyor, Şenol Güneş kenarda takımının yıkılışını seyrediyordu.

    69’da Şota’nın şeref sayısının ardından Beşiktaş yine rakibinin üzerin bir kâbus gibi çöktü. Birbiri ardına kaçan gollerden sonra Oktay’ın 81., Mehmet’in 85. dakikalardaki golleri tarihi farkı skor tabelasına yansıtıyodu.

    Gordon Milne yönetimindeki Kara Kartal, Trabzonspor’a tarihinin en ağır yenilgisini tattırırken ligde 12 hafta sonunda üçüncü sıraya yerleşiyordu.

    Beşiktaş: Zafer Öğer, Rıza Çalımbay, Ali Günçar, Gökhan Keskin, Mutlu Topçu, Fani Madida, Mehmet Özdilek, Sergen Yalçın (dk. 77 Kadir Akbulut), Oktay Derelioğlu, Osvaldo Nartallo (dk. 77 Ali Gültiken), Metin Tekin.

    Goller : Mehmet (2, 85), Nartallo (16, 51), Oktay (20, 81), Sergen (49), Şota (69).

    ---------------------------------------------------------------------------------

    01.10.1997 BEŞİKTAŞ-PARİS SAİNT GERMAİN: 3-1

    [​IMG]

    Günter Benko’nun düdüğüyle başladı maç... Beşiktaş seyircisi ilk kez takımlarını Şampiyonlar Ligi’nde izledikleri için heyecan içindeydiler. Grubun ilk maçında Bayern’e deplasmanda 2-0 yenilmesine karşın ezilmemişti Kartal... Bu kez de ezilmeye değil, ezmeye niyetliydi...

    Henüz 5. dakika oynanırken Erkan, sağ kanattan hareketlenip topu cezaalanına doğru ortaladı. Fırsatçı Oktay topu önce düzeltti, ardından Revault’u terse yatıran güzel bir vuruşla ağları havalandırıverdi. Burnu büyük Fransızlar şaşırmıştı.

    İlk yarının ilerleyen bölümlerinde de gol pozisyonları bulan taraf Beşiktaş’tı. Kronometre 41. dakikayı gösterdiğinde yine Erkan sağdan bir bindirme yaptı. Ortasını kaleci son anda tokatlayabildi. Sola doğru açılan topu bu kez Serdar aldı ve ön direğe doğru sert bir orta daha yaptı. Uçarak nefis bir kafa vuran Oktay hem kendisinin hem de takımının ikinci golünü atıyor, ilk yarının da skorunu belirliyordu.

    İkinci yarıda skoru koruma telaşına düşen Beşiktaş için sıkıntılı anlar başlamıştı. Fransızların akınları artıyor, kalemizde tehlike üstüne tehlike yaşanıyordu. 66. dakikada sağdan yapılan ortayı Recep ıskaladı, Simone topu aldı. Sakat Mrmiç’in yerine oynayan Fevzi’yi çalımladıktan sonra, skoru 2-1’e getiren golü attı.

    Gol Kartal’ı ateşledi. Bu kez rakip kaleye yüklenen Beşiktaş’tı. 83. dakikada Fevzi’nin degajını takip eden Amokachi, savunmanın arkasına sarkıp kaleci Revault’la karşı karşıya kaldı. Nijeryalı yıldızın vuruşu kaleciden dönüyor, dönen topu da Ertuğrul, üçüncü Beşiktaş golü olarak PSG ağlarına gönderiyordu.

    Beşiktaş, tarihindeki ilk Şampiyonlar Ligi galibiyetini alırken, Fransızlar adeta şoke olarak sahadan ayrılıyorlardı.

    Beşiktaş: Fevzi Tuncay, Recep Çetin, Rahim Zafer, Alpay Özalan, Erkan Avseren, Mehmet Özdilek, Zlatko Yankov, Tayfur Havutçu, Serdar Topraktepe (dk. 71 Mutlu Topçu), Oktay Derelioğlu (dk. 73 Ertuğrul Sağlam), Daniel Amokachi (dk. 86 Yordan Letchkov).

    Goller: Oktay (5, 41), Simone (66), Ertuğrul (83).

    ---------------------------------------------------------------------------------

    23.08.2000 / LOKOMOTİV MOSKOVA-BEŞİKTAŞ: 1-3

    [​IMG]

    Beşiktaş için Avrupa Kupaları’nda kazanılan başarıların önemli bir yeri vardır. Bunlar için de Lokomotiv’e karşı Moskova’da elde edilen zafer, büyük öneme sahiptir. Siyah-beyazlılar 2000-01 sezonunda Şampiyonlar Ligi’ne ikinci kez katılma vizesini bu maçla almakla kalmamış, bir Rus takımını eleyen ilk Türk Takımı ünvanına en farklı deplasman galibiyetini alarak ulaşmıştır.

    Bulgarlar’ın güçlü takımı Levski Sofya’yı eleyen Beşiktaş’ın yeni rakibi Lokomotiv Moskova’ydı. İstanbul’a elde edilen 3-0’lık galibiyet, Şampiyonlar Ligi’nin kapısını aralamış ancak tur Rus başkentine bırakılmıştı.

    Beşiktaş, Luzhniki Stadı’nda oynanan maçta muhteşem bir futbol sergiledi. Shorunmu’nun 21. dakikada üst üste kurtardığı iki pozisyon, maçın kader anlarıydı. Ardından Beşiktaş’ın futbol şovu başladı. Dalga dalga oluşan siyah-beyazlı ataklar 27. dakikada beklenen golü getirdi. Münch’ün ortasında Rus savunması topu uzaklaştıramadı, Nouma kalabalık defansın arasından şık bir plase çıkartıp Nigmatulin’i avladı.

    Ruslar ikinci yarının başlarında çıkış yapıp ‘’En azından yenilmeyelim’’ golü aramaya başladı. 50. dakikada Cherevchenko skora eşitliği getirdi.

    Ancak Beşiktaş galibiyete and içmişti. 1-1’lik skor, tur için yetmesine rağmen galibiyet için atak üstüne atak geliştirdi. 72. dakikada ataklarından birini gole çevirmeyi başardı. Khlestov’un pasını alan Nihat, topu neredeyse 40 metre sürdü, tüm Rus savunmasını çalıma dizip son adam Nizhegorodov’u da geçtikten sonra topu filelere gönderdi. Bu nefis gol, Beşiktaş’ı daha da ateşledi. 87. dakikada Münch’ün ortasında Rahim yakın mesafeden vurdu, kaleci güçlükle çeldi ancak topu takip eden biri vardı, kaptan Tayfur ok gibi fırlayıp dokundu: 3-1.

    Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi’ne bu müthiş zaferle girmeyi başarmıştı.

    Beşiktaş: Ike Shorunmu – Sead Halilagiç (dk.84 Rahim Zafer), Ümit Bozkurt, Erman Güracar – Nihat Kahveci, İbrahim Üzülmez, Kiroslav Karhan (dk.79 Yasin Sülün), Tayfur Havutçu, Markus Münch – Pascal Nouma (dk. 58 Dimitri Khlestov), Ahmet Dursun

    Goller: Nouma (27), Cherevchenko (50), Nihat (72), Tayfur (87)

    ---------------------------------------------------------------------------------

    16.09.2000 / BEŞİKTAŞ – FENERBAHÇE: 3-0

    [​IMG]

    İnanılmaz tribün şovlarıyla İnönü Stadı tarihi günlerinden birini daha yaşıyordu. Şampiyonluk iddiasıyla sezoa başlayan Beşiktaş ve Fenerbahçe, karşı karşıyaydı.

    Maçın başında iki taraf da orta sahada oyunu kabul eden bir görünüm çiziyordu. Fenerbahçe’nin saman alevi gibi patlayan bir akını biterken dakikalar 17’yi gösteriyordu ve Beşiktaş Nihat’la orta sahadan bir akın geliştiriyordu.

    Nihat’ın pasıyla buluşup son çizgiye kadar inen Tayfur, topu bir anda ceza alanı içine doğru çevirdi. Gelen topa yine Nihat hareketlendi ve çok sert bir vuruşla topu Rüştü’nün üzerine tavana doğru astı.

    Golle birlikte moral bulan Beşiktaş, rakibinin üerine daha çok gidiyor ama bir türlü ikinci golü atamıyordu. Devre 1-0 sonuçlanırken ikinci yarının tarihi bir ana tanıklık edeceğinden de kimsenin haberi yoktu.

    İkinci yarının hemen başında İbrahim’in düşürülmesini Metin Tokat faullu cezalandırıyor, kazanılan faul atışını Münch kale sahasının içine doğru gönderiyordu. Karhan’la birlikte topa yükselen Tayfur’un mükemmel kafa vuruşu skoru 2-0’a getiriyordu.

    Savunması dağılan Fenerbahçe, en azından bir gol için rakip kaleye yüklenince Kartal’ın iştahı daha da açılıyor, sahanın yıldızı İbrahim’in pasında Münch kaleci Rüştü’yle karşı karşıya kalıyordu. Alman futbolcu golü atmak yerine pas verince, ağları havalandırmak Nouma’ya kısmet oluyor, Beşiktaş seyircisi 3. gol için havaya fırlıyordu.

    Mustafa Denizli yönetimindeki Fenerbahçe tam anlamıyla dağılmıştı. Tecrübeli teknik adam, sahadaki 4 yabancısının üzerine oyuna Revivo ve Rapaiç’i de sokarak, Türk futbol tarihinin en büyük gaflarından birine imza atıyor, aynı anda sahaya 6 yabancı sürerek takımın hükmen yenilmesine de sebep oluyordu.

    Beşiktaş, hiçbir söylentiye olanak bırakmayacak kadar temiz ve güzel bir futbolla Fenerbahçe’yi hem resmen hem de hükmen 3-0 mağlup ediyordu.

    Beşiktaş: Ike Shorunmu – Dimitri Khlestov, Ümit Bozkurt, Erman Güracar – Nihat Kahveci(dk. 63 Rahim Zafer), Miroslav Karhan, Tayfur Havutçu, İbrahim Üzülmez, Markus Münch – Ahmet Dursun (dk. 69 Mehmet Özdilek), Nouma

    Goller: Nihat (17), Tayfur (48), Nouma (67)

    ---------------------------------------------------------------------------------

    19.09.2000 / BEŞİKTAŞ-BARCELONA: 3-0

    [​IMG]

    Şampiyonlar Ligi başlıbaşına bir heyecandı Beşiktaş taraftarı için. İlk maçta Milan’a biraz da şanssız bir şekilde boyun eğen Beşiktaş, şimdi kendi sahasında dünya futbolunun başka devi Barcelona ile karşılaşıyordu. Üstelik daha 3 gün önce Fenerbahçe’yi 3-0 mağlup etmenin moraliyle çıkıyordu sahaya...

    Scala yönetimindeki Beşiktaş, maça durgun ve temkinli başladı. Bir hafta önce Leeds’i 4-0 yenen dünya devi Barça; Rivaldo, Kluivert, Overmars, Zenden, Sergi, Frank De Boer gibi yıldızlarıyla topu daha çok kullanan taraftı.

    Ancak maçın 25. dakikasından itibaren heyecanını yenen Beşiktaş, oyuna ağırlığını koymaya başladı. 37. dakikada da o beklenen gol geldi.

    Nihat’ın derin pasına zıpkın gibi hareketlenen Ahmet Dursun, bir anda öne çıkan Dutruel’den önce ayağının içiyle topu kaleye doğru gönderdi. Top çizgiyi geçerken İnönü Stadı’ndakiler de kendinden geçiyordu adeta... 30 bin seyirci çılgına dönmüş, futbolcular yumak olmuştu. Ama şov daha yeni başlamıştı...

    İkinci yarıda Beşiktaş oyunun tek hakimiydi. Dünya yıldızı Rivaldo, Tayfur’un gölgesinden kurtulamıyor ve hiçir varlık gösteremiyordu.

    74. dakika oynanırken Barça savunmasının sağ tarafını felç eden İbrahim, bir kez daha hızlı bir akın geliştirdi. Abelardo geride kalmış, İbrahim topu Nouma’ya aktarmıştı. Fransız yıldız topu durdurmadan hemen sağındaki Ahmet’in önüne uzattı. Ahmet de ileri çıkan Dutruel’in üstünden müemmel bir aşırtmayla ağları gördü. Beşiktaşlı futbolcular, ‘’oley, oley’’ ve ‘’üç, üç’’ sesleri arasında futbol resitali veriyorlardı. Bitime 4 kala sahanın yıldızı İbrahim’in müthiş pasına bu kez Münch hareketleniyor, Alman futbolcu da yerden bir pasla topu kale önündeki Nouma’ya aktarıyordu. Pascal’ın vuruşu önce kaleci Dutruel’den dönüyor, Fransız yıldız topu ikinci kez kaleye doğru gönderiyordu. Üst direğe çarpan top çizginin içine düşünce yardımcı hakem ‘’gol’’ kararını veriyor ve scorbordda bütün Avrupa’yı şaşkına çeviren skor beliriyordu. Fransız Colombo’nun bitiş düdüğüyle birlikte Beşiktaş, dünyanın en güçlü takımlarından Barcelona’yı İnönü’nün çimlerine gömmüştü.

    Beşiktaş: Ike Shorunmu – Dimitri Khlestov, Üit Bozkurt, Erman Güracar (dk. 90 Zafer) – Nihat Kahveci, Miroslav Karhan, Tayfur Havutçu, İbrahim Üzülmez, Markus Münch – Ahmet Dursun (dk.81 Yasin Sülün), Pascal Nouma (dk. 87 Fazlı Ulusal)

    Goller: Ahmet Dursun (37, 74), Nouma (86)

    ---------------------------------------------------------------------------------

    02.12.2001 / FENERBAHÇE-BEŞİKTAŞ: 1-2

    [​IMG]

    Kendi sahasında üst üste 24 lig maçı kazanan ve bu konuda Arjantin’in River Plate takımının rekorunu egale etmeye hazırlanan Fenerbahçe, 2 Aralık 2001 Pazar gecesi Şükrü Saraçoğlu Sadı’nda Beşiktaş’ı ağırlıyordu.

    Yağmurlu bir havada oynanan maçın ilk yarısında Fenerbahçe daha baskılı oynuyordu, ancak Norveçli kaleci Myhre 2 önemli pozisyonda gole izin vermedi. 34. dakikada ise saha karıştı, taç çizgisi kenarında Mirkoviç, Tümer’e arkadan çok sert girdi. Tümer de karşılık olarak Mirkoviç’e yerden tekme salladı. Olaylar yatıştıktan sonra hakem Orhan Erdemir, Mirkoviç ve Tümer’e kırmızı kart gösterince her iki takım da sahada 10’ar kişi kaldı. Kalan 10 dakika gol getirmeyince, ilk yarı 0-0 kapandı.

    49. dakikada Abdullah’ın sağ kanattan kullandığı firikiğe kimse dokunamadı ve top ağlara gidince Fenerbahçe 1-0 öne geçti. 56. dakikada Ali Eren’in ortasını Tayfur aşırdı, Ronaldo ayak koydu ve skora denge geldi. 77. dakikada ise Sertan’ın kullandığı kornerde altı pasın uzak köşesinde topla buluşan Ronaldo, plase bir vuruşla kendisinin ve Beşiktaş’ın ikinci golünü Fenerbahe kalesine gönderdi. Beşiktaş ezeli rakibinin galibiyet serisini 2-1’lik sonuçla noktaladı. Ronaldo da bu unutulmaz maçın kahramanı oldu.

    Beşiktaş: Thomas Myhre- Ali Eren, Ronaldo Guiaro, Ahmet Yıldırım, İbrahim Üzülmez (dk.86 Ümit Bozurt)- Zübeyir Baya (dk.82 Dimitri Khlestov), Tümer Metin, Yasin Sülün, Tayfur Havutçu, Bayram Bektaş (dk. 70 Sertan Eser) – İlhan Mansız

    Goller: Abdullah (49), Ronaldo (56 ve 77)

    ---------------------------------------------------------------------------------

    20.01.2002 / TRABZONSPOR-BEŞİKTAŞ: 0-5

    [​IMG]

    Devreyi üst üste 8 galibiyet ile bitiren Beşiktaş için ikinci devrenin açılış maçı önemliydi. Çünkü rakip Trabzon, stat Avni Aker’di. Her iki takım için de şampiyonluk yarışına devam etmek için “ölüm, kalım maçıydı’’. Trabzon kazanamazsa lige sezon ortasında havlu atacak, Beşiktaş yenilirse yeniden kaos ortamına girme tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktı.

    Trabzon seyircisi tirbünleri doldurmuş, takımlarına büyük destek veriyordu. Beşiktaş kontrataklarla skora gitmeye çalışıyordu. Ve Tümer’in 18. dakikada attığı nefis gol, takımımızı rahatlattı. Trabzon tüm umudunu ikinci yarıya bağlamıştı. Ancak ikinci yarıda sahada muhteşem bir Beşiktaş takımı vardı.

    49. dakikada Ahmet Dursun, 58. dakikada İlhan Mansız’ın golleri maçın kaderini belirlemişi. Artık Beşiktaş istediği gibi top çeviriyor, sadece Türk değil Avrupa takımları için de futbol cehennemi olan Avni Aker’de cenneti yaşıyordu.

    Hakem Serdar Tatlı’nın 81. dakikada verdiği penaltıyı gole çeviren Ronaldo farkı 4’e çıkarıyor, tirübünler derin bir sessizliğe gömülüyordu. 83. dakikada Khlestov’un golü sessizliği bozdu, Avni Aker’deki bu tarihi skor tirübünlere sanki bomba koydu. Kendi oyuncularına kızan öfkeli seyirciler koltukları kırıp sahaya atıyor, maçın kalan 5 dakikalık süresi olaylar nedeniyle oynanamıyordu.

    PFDK, maçın skorunu 5-0 olarak onaylarken Beşiktaş, ezeli rakiplerinden Trabzonspor karşısında Avni Aker’deki en farklı zaferinin keyfini de yaşıyordu.

    Beşiktaş: Mathias Asper- Ali Eren Beşerler, Guiaro Ronaldo, Erman Güracar, İbrahim Üzülmez – Dimitri Khlestov, Tayfur Havutçu, Ümit Bozkurt, Tümer Metin (dk.84 Bayram Bektaş) – Ahmet Dursun (dk. 78 Tamer Tuna), İlhan Mansız

    Goller: Tümer (18), Ahmet Dursun (49), İlhan Mansız (58), Ronaldo (81 penaltıdan), Khlestov (83)

    ---------------------------------------------------------------------------------

    17.04.2005 / FENERBAHÇE - BEŞİKTAŞ: 3-4

    [​IMG]


    17 Nisan 2005 gecesi saat 19.00’da Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda bulunan Fenerbahçeli, Beşiktaşlı taraftarlar, yöneticiler, futbolcular, görevliler ve televizyonları başındaki milyonlarca sporsever, sadece 90 dakika süren bir derbi mücadelesi izlemedi. Aynı zamanda Beşiktaş’ın yazdığı tarihin de tanıklığını yaptı.

    Derbi öncesinde çok şeyler söylendi; yazıldı, çizildi. Ancak hiçbiri gerçekleşmedi. Beşiktaş, tarihinin sayfalarına altın harflerle yazılacak bir doksan dakikaya başladı. Fenerbahçe Anelka ile Tuncay ile geldi. Alex ile Selçuk ile Cordoba’yı denedi. Binlerce Fenerbahçeli, Şükrü Saraçoğlu Stadı’nı Beşiktaş’a dar etmek istedi. Ancak golün adı Tümer’di. 27. dakikada Tümer Metin yükseldi, topu rakibinden söktü. Luciano’nun üzerinden aşırdı. Kaleci Rüştü ile karşı karşıya kaldı. Kendisini takip eden savunmanın pozisyonu bozma çabasına, açıyı kapatmak için üzerine doğru gelen kaleciye karşın, muhteşem top kontrolü ve vuruşu ile Beşiktaş’ı 1-0 öne geçirdi.

    Kadıköy’de 1800 Beşiktaşlı sevinç çığlıkları atıyor, televizyonları başındaki Siyah-Beyazlılar havaya sıçrıyor, Fenerbahçe tribünleri buz kesiyor, Fenerbahçeliler’in ağzını bıçak açmıyordu. Ancak hiç kimse bu golün bir destanın başlangıcı olduğunu da henüz bilmiyordu.

    34. dakikada Fenerbahçe Luciano’nun rövaşata golü ile skoru 1-1’e getirdi. Bu sefer sevinme sırası sarı-lacivertlilerindi. Ancak bu sevinç de fazla uzun sürmedi ve sahneye bu sefer John Carew çıktı. İlk yarının uzatma dakikalarında daha önceden çalışılmış bir organizasyonla Rüştü’yü mağlup etti.

    Beşiktaşlılar biliyordu; Kadıköy’de yenilmeyeceklerdi. Beşiktaşlılar biliyordu; tarih tekerrür edecek ve Fenerbahçe’nin rekoru bitecekti. Beşiktaşlılar inanmıştı; çünkü sahaya Hakkı Yeten ruhuyla, 100. yıldaki şampiyonluğun kutlandığı formalarla çıkmışlardı ve yenilmeyeceklerdi.

    2. yarıda sahada kendine güvenen, galibiyete inanan ve atmosferden hiç etkilenmeyen bir Beşiktaş vardı. Beşiktaş atıp, kaçıyor. Fenerbahçe kovalamaya çalışıyordu. 69. dakikada yine böyle bir sahne yaşandı. Alex, Carew’in golüne yanıt verdi, skor tabelası eşitlendi (2-2).

    Dakikalar 76’yı gösterdiğinde Ahmed Hassan’ın çabasıyla kapılan top, İbrahim Akın’ın önüne geliyor, genç oyuncumuz da önce kaleye bakıp, atacağı yeri belirliyor, sonra da Milli kaleci Rüştü Rençber’in kapattığı köşeden meşin yuvarlağı ağlarla buluşturuyordu. Bu Kadıköy’de yazılan destana yakışır, muhteşem bir goldü. Yine Fenerbahçe tribünleri susmuş, Beşiktaşlılar ayağa kalkmış, tek bir ağızdan haykırmışlardı, “Biz Beşiktaşız, rekor tanımayız.”

    Fenerbahçe, bu sezon Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda tam 14 maç yapmış ve hiç bir maçını kaybetmemişti. Fenerbahçe, üstelik bu 14 maçta sadece kalesinde 4 gol görmüştü. Ancak dakikalar 76’yı gösterip İbrahim Akın, fileleri havalandırdığında bu rekorlarının Beşiktaş’a sökmeyeceğini herhalde hissetmişlerdi.

    Maçın hakemi Bülent Demirlek, takdir haklarını Fenerbahçe’nin lehine kullanmasına karşın, en büyük hatasını Tuncay’ın ceza sahamız içinde kendisini yere atmasını O’na sarı kart göstererek değil de, Beşiktaş’ın aleyhine penaltı çalarak değerlendirmesiydi. İşte bu an Kadıköy Destanı’nın da yazıldığı andı. Cordoba’nın haklı tepkisini sarı kart ile cezalandırarak, Kolombiyalı kalecimizi 2. sarı karttan kırmızı kartla oyundan atan Demirlek, bir anlamda Pancu’nun kalede devleşmesine de fırsat tanımış oldu. 3 değişiklik hakkını kullanmış olan Beşiktaş, hem kalecisiz kalmış, hem de gol atması için oyuna aldığı ve diri futbolcusu Daniel Pancu’yu kaleye geçirmek zorunda kalmıştı. Penaltıyı Alex golle sonuçlandırıp skoru 3-3 yapmasına karşın, henüz Beşiktaş son sözü söylememişti.

    Beşiktaş’ın son sözünü söylemeden önce sahadaki kadro şöyleydi:

    Kalede; Daniel Gabriel Pancu
    Savunmada; Guiaro Ronaldo, İbrahim Toraman, Çağdaş Atan, Ali Güneş
    Orta Sahada; Ahmed Hassan, Koray Avcı, Tayfur Havutçu, İbrahim Akın
    Forvette; John Carew


    Fenerbahçe kalede Pancu’nun bulunmasını fırsat olarak görüp, şutlarla, kafalarla Rumen oyuncuyu denemesine karşın, Pancu’nun gol yemeye hiç niyeti yoktu. Yemedi de...

    Böyle bir mücadelenin, böyle bir özverinin, böyle bir ruhun hakkı elbetteki galibiyetti. O da Koray Avcı’nın muhteşem golüyle geldi.

    Hakkı Yeten’in, Şeref Görkey’in, Recep Adanır’ın yazdığı destanları bu sefer, İbrahim Toraman’lar, Koray Avcı’lar, Tayfur Havutçu’lar yazıyor; Fenerbahçe rekoruna veda ediyor; Beşiktaş tarihinin sayfalarına muhteşem bir altın sayfa daha yazıyordu. Bu destanın adı da belliydi.

    “Kadıköy Destanı”

    MAÇIN DETAYLARI

    Stat : Şükrü Saraçoğlu

    Hakem: Bülent Demirlek, Erhan Sönmez, Serkan Ok, Yunus Yıldırım (4.)

    Fenerbahçe: Rüştü, Luciano, Ümit, Tuncay (Hooijdonk Dk.86), Nobre, Aurelio, Önder (Serhat Dk.61), Alex, Selçuk (Mehmet Yozgatlı Dk.94), Deniz, Anelka

    Yedekler: Volkan, Mehmet, Murat, Serhat, Hooijdonk, Kemal, Serkan

    Teknik Direktör: Christoph Daum

    Beşiktaş: Oscar Cordoba, Tayfur Havutçu, Ronaldo, Tümer Metin (Daniel Pancu Dk.75), John Carew, Mustafa Doğan (Çağdaş Atan Dk.64), Ali Güneş, Ahmet Dursun (İbrahim Akın Dk.56), Koray Avcı, İbrahim Toraman, Ahmed Hassan

    Yedekler: Murat Şahin, Çağdaş Atan, Sergen Yalçın, Daniel Pancu, İbrahim Akın, Veysel Cihan, Okan Buruk

    Teknik Direktör: Rıza Çalımbay

    Goller: Tümer Metin (Dk.27), Luciano (Dk.34), John Carew (Dk.45+1), Alex (Dk.69), İbrahim Akın (Dk.76), Alex (Dk.83 P), Koray Avcı (90+3)

    Sarı Kartlar: Tayfur Havutçu (Dk.63)
    Kırmızı Kartlar: Oscar Cordoba (Dk.80)
    20 Şubat 2008
    #4
  6. 20 Şubat 2008
    #5
  7. benide ekle bü külübe
    21 Şubat 2008
    #6
  8. 23 Şubat 2008
    #7
  9. nerdesınız kankalarım
    24 Şubat 2008
    #8
  10. sOnUnA kAdAr bJk !! sOnUnA kAdAr Ç@R$!
    24 Şubat 2008
    #9
  11. benide alın :)
    25 Şubat 2008
    #10
  12. başarılarımız onlarlada sınırlı değil şampiyon klüpler kupasında çeyrek final oynamıştık ben hatırlamıyorum ama mükemmel bir duygudur tahminimce&)
    25 Şubat 2008
    #11
  13. UEFA KUPASI OLMASIN :D
    ben hatırlıotum UEFA DA CEYREK FINAL OYNADIK mircea Lucescu teknık dırektoreumuz du ve 100.YIL KaDromuz Var DI....
    26 Şubat 2008
    #12
  14. Yok hayır yanlış hatırlamıyosam rasim kara döneminde ozamanki ismiyle ''Şampiyon klüpler kupası''nda çeyrek final oynamışız
    26 Şubat 2008
    #13
  15. olabılır ben bı arastırıyım ok ..
    26 Şubat 2008
    #14
  16. buldum wikipedia'a 1987 yılında oynamışız türkiyenin ilk ''şampiyon klüpler kupasında çeyrek final oynayan takımı'':deli:
    26 Şubat 2008
    #15
  17. bız her zaman ılklerın takımı olumusuz zaten::)
    26 Şubat 2008
    #16
  18. ehheheehehe kesinlikle katılıyorummmm:deli:
    26 Şubat 2008
    #17

  19. aynen [ok]
    26 Şubat 2008
    #18
  20. BEŞİKTAŞLI SÖZÜ(MUTLAKA OKUYUN!!!)
    Efendim
    - İyi akşamlar.. Salih beyle mi görüşüyorum?
    - Evet, buyurun
    - Merhaba, ben Taksim ilkyardım hastanesinden nöbetçi doktor Uygar Yorulmaz, bu saatte sizi rahatsız ediyorum fakat şu an hastanemizde bulunan bir hasta var.. Kendisi baygın, üzerinde kimlik bulamadık yalnızca sizin kartınız vardı. Acaba hastaneye gelebilmeniz mümkün mü? Hastanın durumu pek iyi değil de.
    - tabi gelirim..peki nasıl biri
    - valla 70 yaşlarında olmalı, giyim kuşamına bakacak olursak sanırım uzun zamandır evsiz diye tanımlayabileceğimiz birine benziyor.. Anlıyor musunuz? Yani saçı, sakalı temizliği ve görünümü pek iyi değil.
    — anladım hemen geliyorum.



    Kimine göre Taksim, kimine göre İstiklal Caddesi, bana göre de Beyoğlu denilen yerdeyim. vakit gece yarısını geçmiş.kafam atmış, klasik bir Haziran gecesi.. iki duble yaptım 6–7 Türkü dinleme süresinde. yapayalnız iniyorum Beyoğlu’ndan aşağıya doğru.. mendilci çocuklar, piyangocu amcalar, kestaneciler sağlı sollu dizilmişler sokak kenarlarına.. biraz vakit geçsin şunları izleyeyim..gençler içince sapıtmışlar yine, kızlı erkekli gruba sataşan kızsız grup, Abazalık da değil bu, tamamen kıskançlık, laf atmalar sevgilileri küçük düşürmeler..nerede kaldı delikanlı gençler..gene kimsenin yemedi yumruğunu kaldırmak, uzlaşıldı, devriyeye gerek kalmadan..

    Yürümeye devam ediyorum, saat de epey kabardı, eve gitmeli, ışığı üfleyip zıbarmalı derken çakır keyif kafamla, kaldırımın kenarında gözüm ilişti bir şarapçıya.. oldum olası sevdim ben bu tipleri, takıntısız, alakasız, dünyasız tipler, adam gibi isterler şarap parası var mı diye.. sömürmezler yani kimseyi, “bir ekmek parası” diyen duygu sömürüleri yok bunlarda.. bakıyım bir cebe varsa bozuk veriyim bir şarap parası diyerekten yaklaşıyorum yanına.. durum vahim, saç sakal girmiş birbirine, eğiliyorum..

    — hoopp. Abı, kalk üşüycen git bir şarap iç.

    İplemiyor, baygın bayık halde suratıma bakıyor..ısrar ediyorum kalk kalk diye.. dizime tutunup ayaklanmaya çalışırken pardösüsünün önü açılıyor.. üzerinde rengi gitmiş eski beyaz bir atlet görüyorum.. pardösüyü aralayıp göğsüne doğru bakıyorum, kalp tarafındaki BJK amblemi çarpıyor gözüme..

    - vay Beşiktaşlısın demek.. al şimdi sana bir şarap parası daha..

    korsan da olsa tanırım aslında bütün Beşiktaş formalarını ama bunu ilk defa görüyorum o an..

    — o sadece Beşiktaş forması değil diyor ilk konuşmasında
    - nerden buldun bu formayı?
    — benim
    - nerden aldın?

    Amcam kızdı, sanane der gibi
    - Yusuf’tan aldım.. Tanır mısın?
    Canı yanıyordu, üzüldüm durumuna, keyfim de yok ama, niye sordum bilmiyorum..
    - baba be.. arkadaş olsana bana, bir meyhaneye gidelim.. bir büyük yapalım senle, bulursak sıcak bişeyler de yeriz..
    bu sefer salak der gibi baktı, haklıydı ne işim vardı ki evsiz biriyle..
    - iyi dedi gel gidelim..
    Epeyce yürüdük, karanlık sokaklardan geçip girdik izbe bir meyhaneye.. nerden geldi bu cesaret bilmiyorum, aklıma da gelmiyor mekanına ___ürüp gasp yapma ihtimali.. aklım formada kalmış, abuk sabuk gittim yine de..

    Pek konuşmuyor, birinci büyüğün son dublesine kadar laf etmedik, sonra konuştu;
    - sen de iyi içermişsin.
    — çocukluktan be baba.
    İkinciyi açtık.. kafa epey doldu..
    — kızmazsan sana bişey sorucam
    - kafasıyla ileri geri olur verdi
    - nerden buldun o formayı?
    Gene sustu.. bir saat konuşmadık yine
    - Evlat.. sene 1967.. 25 yaşındayım.. geceden çıktık yola.. deplasmana.. bilir misin deplasmanı.. yollar, o zamanki yollar, git git bitmez.. Sonra yendik Göztepe’yi İzmir’de Şampiyon olduk. Atladım sahaya, gencecik yeni yıldız Yusuf tan kaptım formayı.

    Elimde bardak kalakaldım, pat diye anlattı, konuşamadım.
    — yaaa dedi. Bu forma 28 yaşında..
    kekeledim bir an.. nassıl nasssıl..

    Anlattı tüm olanları.. almışlar maçı.. tüm kara gözüyle almış formayı.. sonra ertesi gün geri gelmiş mahalleye, sırtında forma tüm havasıyla koşa koşa gidiyormuş evine.. oğluna gösterecekmiş.. gitmeden deplasmana, 7 yaşında oğlu kızmış buna, niye götürmüyor beni de İzmir’e diye.. oğlum diyordu affedecek ona verince bu formayı.. eve vardığında her şey bitmiş.. Gece evleri yanmış, karısı ve oğlu dumanlar içinde boğularak can vermişler.
    O gün lanet etmiş her şeye, vurmuş kendini sokaklara..

    Biraz toparlandıktan sonra..
    - peki baba nasıl korundu bu forma yıllarca..
    — bu gün ayın kaçı?
    - 4 Haziran da 5’i oldu artık
    4 Haziran da şampiyon olmuş Beşiktaş, o gece kaybetmiş ailesini.. ve o günden beri sadece 4 Haziranda sırtına geçirmiş formayı.. Kulübesi varmış Dolapdere taraflarında, bir de yatak, orada saklamış yıllarca, yırtılmış, sökülmüş ama gene de korumuş formanın özünü.

    Baba be.. şuradaki tekelle konuşacam, sana günde 3 şarap alacam, her ay gelip önceden vericem parasını.. olmaz dedi acıyamazsın bana..

    Cüzdanıma uzanıp bir resim çıkardım.. bak dedim benim oğlum, geçen gün benden Dünyanın en değerli Beşiktaş formasını istedi, aldım bir forma, verdim.. ne bilirdim her forma aynıdır dedim.. senden baba, bu formayı oğluma miras bırakmanı istiyorum, senden Dünyanın en değerli formasını istiyorum..
    — Adı ne oğlunun?
    - Kartal.. Kartal Yusuf Aral..
    - oğlun için içeriz şarabı be evlat
    - Ama bana Beşiktaşlı sözü ver, günde üç şaraptan fazla yok.. Dışardan bulsan da içmeyeceksin.
    Mırın kırın etti.. söz be dedi.. Beşiktaşlı sözü..
    - üzerinde ev telefonumun da olduğu kartlardan birini verdim.. Bakmadan koydu cebine.


    Aradan 4 ay kadar geçti.. arada bir buluşup içiyoruz.. her gün üç şarabını içiyor.. buluştuğumuzda bile üçten başka içmiyordu..

    Bir akşam çıktım.. koca Beyoğlu’nu dolaştım bulamadım.. sordum soruşturdum, kulübesini buldum.. etraf çok kötü kokuyordu, yatağında sızmış.. kaldırdım.. yüzüme baktı tersledi beni, defol git diyerek kovdu.. baba dedim bişey mi oldu.. defol ulan diye .ittirdi yine.. 3 şarap aldın diye sahibimiz mi oldun.. şaşırdım kaldım.. Bir müddet oturdum yanında
    - forma nerde?
    - yok.. bilmiyorum
    - nasıl bilmezsin diyerek yapıştım yakasına
    - eh be diyerek başladı küfürlere.. napiyim ulan dedi.. Üşüdüm bir gece yaktım ısındım.
    - beynimden vurulmuşa döndüm.. çıldırdım..
    - sen dedim adam değilmişsin.. Beşiktaşlı hiç değilmişsin.. sana da içkine de diyerek çıkarken kapıdan sordu..
    - o sözü tutacak mıyım hala
    - tutma dedim..iç iç geber.

    Kızdım sonra kendime, bir forma için mi yapmıştım bunları.. hayır sadece bir forma değildi o.. o formada hatıralar vardı acılar vardı..28 yaşında bir çınardı o forma..ve Bir Beşiktaş forması yok olamazdı.



    Gece yarısı üç filan.. İstanbul boşalsa da bu Beyoğlu hiç dinmiyor be.. kalabalıktan sıyrılıp vardım hastaneye..dile kolay tam 9 yıl oldu, o olmalıydı.
    Demlik bir hastane kokusu, pek alışkın değilim bu havalara, sıkıntı verir çoğu kez, acının tazelenmesine. Hemşireye tarif ettim, Doktor Uygar beyin hastasıydı galiba diyerekten..
    -Evet dedi, 1 saat önce hastanenin karşısında yatarken bulmuş doktor bey.. içeri alıp ilgilendi bizzat.. şu odaya aldılar..siz burada bekleyin, ben doktor beye haber veriyim

    yok, bekleyemezdim, kızgınlığım geçmişti ve ne de olsa baba dediğim bir adamdı.. içeri girdim.. karnı şiş, kir pas içinde yatıyordu bir yatakta.. yaklaştım yanına.. elini tutarak baba dedim ben geldim..gözler açıldı birden.. Evlat dedi.

    Kalk dedim gidiyoruz, bir iki kadeh atalım..yok dedi..
    Belli konuşamıyor, iyice tüketmiş yılları, yudum yudum seçiyor harfleri konuşmaya zorlarken kendini, dikmiş gözleri havaya yüzüme doğru bakamıyor yine de. Dişlerini sıkarak çekti elini.. örtüye uzandı.. Bir eliyle kaldırmaya çıkarırken örtüyü omzunu geriye doğru çekti. Sımsıkı tuttuğu beyazlığı gösterdi bana.. al dedi.. ordaydı, ellerinin arasındaydı forma..
    - baba dedim sarıldım boynuna.. neden ?dedim neden?..
    - günnn..deee.. Üç. Şaarrap yetm..e…di … be ev..lat

    ne demekti bu..günde 3 şarabın yetmemesi.. tamam ben demiştim ama yine de bulurdu sağdan soldan içerdi yine.. bu olamazdı ki..

    — nasıl?
    - söö..zz verr..mişş..tim

    Evet söz vermişti, Beşiktaşlılık sözüydü o.. ve bozulamazdı.. yalan söylemişti bana, ve sözü geri çektirmişti.. Daha çok içebilirdi.
    Artık yıkılmıştı barajlar, gözlerim dayanamadı daha fazla.. elime uzandı..tüm gücüyle sıkmaya başladı. Gözleri açıktı hala ama belliydi..kalmamıştı direnci..
    - Evlat dedi..beeen gidiiii..yorum.. karı..mın yanı..na.. oğlu..mun yanı..na.. siya..hı yaşarken gör..düm.. şim..di beya..za doğ..ru gidi...yorum.. beyaza.....

    KAYNAK:EKLIMA14
    26 Şubat 2008
    #19
  21. :bravo: helaaaaaaaal.....
    26 Şubat 2008
    #20
soru sor

Beşiktaş Fan Club