PİSİPİSİNE
Konyalı ile Tonyalı askerde arkadaş olmuşlar. Terhisten sonra, Konyalı mektup yazıp, Tonyalı�yı memleketine çağırmış... Konya'nın gezilecek yerlerini, Mevlana Türbesini, Alaattin Tepesi'ni, Meram Bağları'nı gezdirmiş, hoşça vakit geçirtmiş...
Tonyalı bunun altında kalacak değil ya!
Bir süre sonra o da Konyalıyı memleketine davet etmiş. O da Tonya'nın gezilecek yerlerini dolaştırmış, bir ara mezarlığın önünden geçiyorlarmış. Tonyalı arkadaşını içeri sokmuş:
- Ha purası da güzel yerdur da!
Konyalı, lahavle çekip Tonya mezarlığına girmiş.
Sağa sola bakarken mezar taşlarındaki tabancalar dikkatini çekmiş... Bazısında bir tane, bazısında iki tane, bazısında üç tane, bazısında beş tane tabanca şekli var.
Hayret etmiş!
Tonyalı, Konyalı arkadaşının şaşkınlığını görünce, anlatmaya başlamış:
- Ha bu bir tabancalı demek, vurdi, vuruldi demektur. İki tabancalı vurdi, vurdi,vuruldi demektir, üç tabancalı, vurdi, vurdi, vurdi, vuruldi demektur. Bu altı tabancalı var ya, ne adam idu, ne yiğit uşak idu, vurdi, vurdi, vurdi, vurdi, vurdi, vurdi ve de vuruldii...
Konyalı iyice şaşırmış ve gözü ileride duran bir başka mezar taşına ilişmiş. Bu taşın üzerinde tabanca şekli filan yokmuş...
Eliyle göstermiş:
- Peki bu ne?
Tonyalı Boş ver diyerek başını sallamış:
- O mi? Ne vurdi, ne vuruldi, pisipisine yatayi ha burada! demiş.