WH Güncel Haberler kategorisinde ve Internet Teknolojileri forumunda bulunan İnternet, Teknoloji ve Bilişim Haberleri konusunu görüntülemektesiniz.Son dakikada bir değişiklik olmazsa TBMM Genel Kurulu'nun bu haftaki gündem maddelerinden birini Tansu Çiller'in başbakanlığı döneminde hazırlanan ancak bir ...
| |||||||
| İndir | Sitemap | Arama Haritası | Harita | Kayıt ol | Forumları Okundu Kabul Et |
| | |
| Son dakikada bir değişiklik olmazsa TBMM Genel Kurulu'nun bu haftaki gündem maddelerinden birini Tansu Çiller'in başbakanlığı döneminde hazırlanan ancak bir türlü görüşülemeyen Çevre Yasa tasarısı oluşturacak. (26 Şubat 2006 Pazar) Tasarıda yer alan bazı hükümler şöyle: Kirlenme ve bozulmanın önlenmesi, giderilmesi ve çevrenin iyileştirilmesi için harcamalar, kirleten tarafından karşılanacak. Başbakan'ın başkanlığında Yüksek Çevre Kurulu oluşturulacak. Ve birden fazla bakanlığı ilgilendiren uyuşmazlıklarda nihai kararı verecek. Faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, ÇED raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamak zorunda olacak. Petrol, jeotermal kaynaklar ve maden arama faaliyetleri, ÇED dışında olacak. Kişilerin huzur ve sükunu, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde gürültü oluşturulmasının yanı sıra titreşim oluşturulması da yasak olacak. Gürültü ve titreşime neden olanlara, konutlar için 200 YTL, ulaşım araçları için 600 YTL, işyerleri ve atölyeler için 2 bin YTL, fabrika, şantiye ve eğlence gürültüsü için 6 bin YTL ceza verilecek. Kirliliğin önlenmesi, çevrenin iyileştirilmesi ve çevre ile ilgili yatırımların desteklenmesi amacıyla GSM mobil telefon abonelerinden her ay abone başına l YTL ilgili şirket tarafından tahsil edilecek ve kirliliğinin önlenmesinde kullanılacak. Yasaklara uymayanlara 30 bin YTL'ye kadar para ile 6 aydan başlayan hapis cezası verilecek. Çevre Yasası tasarısına göre cep telefonu sahibinden ayda 1 YTL kesilip çevre kirliliği için kullanılacak Telsim’e 4,55 milyar dolar teklif ederek Türk cep telefonu piyasasına girmeye hazırlanan Vodafone’a karşı şirketler tedbir almaya başladı. Vodafone, girdiği ülkelerde aylık 5-10 Euro taksitle dağıttığı lüks cep telefonu ile abone toplamasıyla tanınıyor. Vodafone’un bu stratejisini bilen 29 milyon aboneyle sektörün lideri Turkcell, İngiliz rakibine müşteri kaptırmamak için aylık eşit taksitlerle cep telefonu kampanyası başlattı. Sektör kaynaklarına göre Turkcell bu amaçla 1 milyonu aşkın cep telefonu stoku yaptı. Turkcell’in bu ön kampanya ile ilk adımı attığını belirten uzmanlara göre asıl rekabet, Vodafone’un Telsim’i devralmasından sonra gerçekleştireceği kampanya ile başlayacak. Uzmanlar, Turkcell’in kampanyasındaki cep telefonu fiyatlarını ise yüksek buluyor. Cep telefonu piyasası sektördeki şirketlerin ulaştığı abone rakamları ile doygunluk seviyesine ulaştı. Şirketlerin verilerine göre Telsim’in abone sayısı 11 milyon, Avea’nınki ise 8 milyonu buldu. Önceleri abone bulmak için kampanyalar düzenleyen GSM operatörleri, artık mevcut abonelerini korurken, diğer şirketlerden de transfer gerçekleştirebilmek için ‘personell, kamucell’ gibi tarifeler uygulamaya koydu. Avea’nın öğretmenlerin kendi aralarında bedavaya konuşmalarına imkan tanıyan kampanyasına Turkcell, sahip olduğu abone sayısını korumak için bütün kamu personelinin ucuza konuşmasını içeren bir paketle karşılık verdi. Avea, aynı kurum bünyesindeki personeli ücretsiz, diğer kamu kurumlarıyla da çok düşük fiyata konuşturuyor. Turkcell ise faturalı hat sahibi kamu çalışanına aylık 12 YTL ücret karşılığında bu tarifedeki tüm hatlar ile ayda 600 dakika, kontörlü hatlarda ise sabit ücret olmadan tüm Kamucell aboneleriyle dakikası 1 kontörden konuşma imkanı sağlıyor. Telsim de Vodafone’a geçmeden önce bazı kampanyalara imza attı. Sivil toplum kuruluşları ve derneklere özel tarifeler açıklayan firma, aynı aile üyelerine de çok ucuza konuşma imkanı sağlayan abone paketleri açıkladı. 3. Nesil uygulamalarıyla dünyada söz sahibi olan İngiliz Vodafone’a geçen şirketin internete bağlanma performansı en yakın rakibinden iki kat daha hızlı. Şirket, ilk kez açık denizlerde GPRS roaming uygulamasını da hayata geçiriyor. Ek ücretli sabit ödemeye yeni telefon Turkcell, ‘cep bizden seçmesi sizden’ kampanyası abonelerine Sony Ericsson, Samsung, Nokia, Motorola ve Siemens’in en son modellerini edinme imkanı tanınıyor. Bunun için iki seçenek sunuluyor. Birinci seçenekte müşteriye, 12 ay boyunca sabit ödeme teklif ediliyor. İkincide ise 18 aylık taksite karşılık ilk başta ek bir ücret talep ediliyor. Örneğin, D600, K750i ve 6680 modelli cep telefonlarına her ay 399 YTL’lik fatura tutarıyla 12 ayda sahip olmak mümkün. Aynı telefon, 18 ay 199 YTL fatura tutarı ile 400 YTL’lik ek ödeme yaparak da alınabiliyor. Cepten internet görüşmesi Türk Telekom ve Vodafone gibi operatörleri kıstırdı. Operatörler de ücretleri ucuzlatmak için internet teknolojisine sarıldı. Ancak daha kötüsüne az kaldı: Kablosuz internet noktalarında bedava cep telefonu görüşmesi! Ahmet Bey, İstanbul'da kablosuz internet ağı kurulu olduğu bir kafede oturuyor. Cebinden çıkardığı telefon, dünyanın Skype yazılımı ile çalışan ilk telefonlarından. Almanya'daki arkadaşı Mehmet Bey'i arıyor. Mehmet Bey'de de aynı telefondan var. İki arkadaş 15-20 dakikalık bir görüşme yapıyor ve bir kuruş para ödemiyor. İnternetin bedava ses mucizesi bu. Ahmet Bey, Skype'yi 2 yıldan bu yana evindeki bilgisayarında kullanıyordu. Şimdi bedava internet telefonu cebe de girdi... Ahmet Bey'in evinde kablosuz ADSL modem kurulu. Aynı bedava görüşmeyi evinde de yapabiliyor. İşte bu senaryo önümüzdeki aylarda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de gerçek olacak. Skype ve Messenger benzeri internet telefonları artık cebe giriyor. Telekom dünyası "mobil", "sabit" ve "internet telefonu"nu birleştirecek yeni fikir ve teknolojilerle heyecanlı günler yaşıyor. İnternet ve cep telefonu yakınlaşması Türk Telekom'un yeni patronu Oger Telecom ve Telsim'in yeni sahibi Vodafone'un da gündeminde. GSM operatörleri internetten korkuyor, ama çözümü yine internette buldular. Operatörler de internete sarıldı İstanbul, İstiklal Caddesi'nde kablosuz internet ağı bulunuyor. Ayşe Hanım, geçen hafta 250 dolar verip Nokia'nın yeni çıkardığı 6136 model telefonda aldı. İstiklal'de yürürken telefonu ile evi arıyor. Abonesi olduğu GSM operatörü yeni bir teknolojiye geçti. Buna lisanslanmamış Mobil Erişim (UMA) deniliyor. Ayşe Hanım'ın telefonu kablosuz internetin bulunduğu İstiklal Caddesi'nde İnternet üzerinden GSM ağına bağlanıyor. Bu sayede bir dakika görüşme için 20 kuruş yerine 10 kuruş veriyor. İstiklal Caddesi'nden arabasına binip uzaklaşırken ise telefonu otomatik olarak GSM ağına geçiş yapıyor ve tarife tekrar 20 kuruşa dönüyor. Ayşe Hanım, kablosuz internetin bulunduğu ofise geldiğinde ise tekrar internete bağlanıyor. Geçişi sorunsuz yapan sır ise telefonun içindeki özel internet yazılımı. Operatörler maliyetlerini azaltıp görüşmeyi ucuzlatmak için internete sarılacak. Lisanlanmamış Mobil Erişim (UMA) teknolojisi mobil kullanıcıların mobil ve kablosuz internet (WiFi) ağları arasında sorunsuz geçiş yapmayı sağlıyor. Bu da tüketiciler açısından kablosuz internet noktalarında yapılan aramalarda faturaların azalması demek. Çünkü iki network teknolojisi birlikte kullanılıyor. Operatörler, sektör uzmanlarının deyimiyle internet telefonu şirketlerine meydan okuyarak "İnternet konuşmasını biz veririz, parayı da biz kazanırız" diyor. Operatörler bugün fiyatlar ve kullanım şartları üzerinde büyük bir kontrole sahip. Ancak 2-3 yıl içinde bu işin kontrol dışına çıkacağı belirtiliyor. Nortel bir proje üzerinde çalışıyor Bu yöntemde operatörler görüşme ücretinin dakikasını ucuzlatıyor. Ancak ses haberleşmesinden büyük paralar kazanan operatörleri devre dışı bırakacak ve mobil telefonu bedava yapacak çözümler de çok uzakta değil. Bilgisayarda bedava "Alo" sağlayan Skype'nin mobil versiyonları, kablosuz internet ortamında telefonu bedava yapacak. Mobil iletişimde ufak gören şirketlerden telekomcu Nortel Netaş, geliştirdiği Multimedya İletişim Sunucusu (MCS) ile ses, data ve görüntünün birlikte olduğu tümleşik çözümlere odaklı çalışıyor. Bu hedefin bir örneği olan MCS, global bir proje. MCS'nin cep telefonunda çalışan bir versiyonu da geliştirildi. Bu sayede nerede olursak olalım -havalanında bir wireless (kablosuz) noktasında olabilir- internet ortamına girdiğimiz andan itibaren MCS'e ulaşarak internet telefonu görüşmesi yapabiliyoruz. Cep telefonu telefon olmaktan çıktı Cep telefonları yüksek hızlı internet, anında mesajlaşma, 3 megapiksel kamera, müzik, oyun, mobil TV derken adeta bir mini-eğlence aracı oldu. Telefon imalatçıları ve operatörler yeni fikirler ve birbirinden ilginç ürünlerle heyecan verici bir dönemin kapısını aralıyor. Teknolojinin adının tek kelimeye sığdıramayınca WCDMA, DVB-H, UMA, WIFI, 3GPP, WLAN gibi anlamsız kısaltmalar hayatımıza girdi. Kısaltmaları anlamsız ama en temel ihtiyaç olan iletişimin geleceği bu kısaltmalara bağlı. Arka arkaya anlaşmalar imzalayan Microsoft artık mobil sahneye daha fazla çıkıyor. Microsoft yazılımıyla çalışan telefonlar daha hızlı bağlantı ve daha fazla depolama alanı vaad ediyor. Amerikalı çip üreticisi Broadcom mobil telefon iletişiminin menzilini ve güvenilirliğini artıran yeni bir teknoloji tanıttı. M-Stream adlı teknik telefonda cızırtıyı ve kopmaları azaltıyor. Cep telefonları daha daha fazla fotoğraf, şarkı ve film depolamak için daha fazla kapasiteye ihtiyaç duyuyor. Ultra hızlı kablosuz internet, mobil telefonları değiştiriyor. Kablosuz internet hırsızlığı Türkiye'de kablosuz internet erişim noktalarının sayısı her geçen gün artıyor. Bazı yerlerde bu erişim bedava, otel, kafeterya gibi yerlerde gibi ise bir şifre ile internete bağlanılıyor. Ancak son dönemde yaygınlık kazanan diğer bir konu da kablosuz internet korsanlığı. Kablosuz modemler sayesinde özellikle İstanbul'un birçok yerinde, özellikle ofis merkezlerinde kablosuz modemler kurulu. Örneğin evinde kablosuz modemi bulunan bir ADSL abonesinin hattına komşu dairelerdeki kullanıcılar girebiliyor. ADSL abonesi bir takım yazılımlar yükleyerek hattını "secured" hale getirebiliyor. Ancak korsanlık programlarıyla bu şifreleri kırmak da mümkün. Cepten internet telefonu kimi, nasıl etkileyecek? Tüketici: Skype uyumlu cep telefonları piyasaya çıkacak. Kablosuz internetin bulunduğu herhangi bir yerde bu telefonlar arasında yapılan görüşme ücretsiz olacak. Bir de Lisanslanmamış Mobil Erişim (UMA) denilen bir sistem var. Bu sistemi uygulayan GSM operatörleri yine kablosuz internet noktalarında görüşme ücretini büyük oranda düşürecek. Cep telefonu satıcıları: Mobil telefon teknolojisi değişiyor. Birçok yeni marka arka arkaya piyasaya girecek. Operatörler: İnternet sayesinde onların da maliyetleri düşecek, ancak her türlü riske açıklar. Sabit telekom operatörleri: Uzmanlara göre uzun vadede sabit, mobil ve internet telefonunun birleşmesi kaçınılmaz. Rakipleri çıktığı için sabit telefon aramaları ucuzlayacak. İnternet servis sağlayıcıları: Her şeyin temelinde internet var. Telekom faturaları internet faturalarına taşınacak. İnternet servis sağlayıcıları birer telekom şirketleri haline dönüşebilecek. Cep telefonları ile konuşurken, parmağın anten kısmına dokunmasının, pil ömrünü azaltıp, konuşma kalitesini bozduğu bildirildi. Makine Mühendisleri Konya Şube Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mete Kalyoncu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni nesil telefonların, fotoğraf ve görüntü çekme, MP3 yükleme gibi hayatı kolaylaştıran özellikleri bulunduğunu belirtti. Bu telefonlarla, önceki telefonların çoğunda yaşanan antene bağlı zayıf alıcı özelliğinin de tamamen sona erdiğini anlatan Kalyoncu, şunları kaydetti: ''Şu an tüketicilerin en çok şikayet ettiği sorunların başında, çok fonksiyonlu telefonların, yoğun güç harcamasına bağlı olarak şarjlarının, eski nesil telefonlara göre daha az gitmesi. Bu sorunu hafifletebilmek için dikkat edilmesi gereken bazı telefon kullanma teknikleri var. Şarj ömrünü uzatan bu teknikler, yeni nesil telefonların tamamının kullanım kılavuzlarında da ayrıntılı olarak belirtiliyor. Buna göre, cep telefonları ile konuşurken, parmağın anten kısmına dokunması, pil ömrünü azaltıp, konuşma kalitesini bozuyor, parazite yol açıyor. Çünkü, antenin parmaklarla kapatılması alım gücünü zayıflattığı için telefon, istenen sinyal alış gücüne ulaşabilmek için daha fazla enerji harcamak zorunda kalıyor.'' Kalyoncu, sadece anten kısmına yaslanan parmağın değil, telefonun yakınında çalışır durumda, televizyon gibi manyetik akım yayan unsurların da, cep telefonunun sinyal alım gücünü aynı şekilde engelleyebildiğini ifade etti. -KILAVUZU İYİ OKUYUN- Türkiye'de pek çok kişinin, telefonla konuşurken, işaret parmağını antenin üzerine koyduğunu belirten Kalyoncu, ''Yeni telefonların tamamına yakınında anten, eskilerde olduğu gibi telefonun üst kısmında yer almaktadır. Daha fazla pil ömrü için vatandaşlara tavsiyemiz, telefonlarıyla birlikte verilen kullanma kılavuzlarını çok iyi okumaları'' diye konuştu. Cüneyt Ateş - ODTÜ'lü gençler, yerleştirilen kameralarla araçların 24 saat kaydını tutan bir cihaz geliştiriyor. ''Auto Cam'' adı verilen cihaz ile araçların özellikle kaza anı kayıt altına alınacak. ODTÜ'nün düzenlediği Yeni Fikirler Yeni İşler Yarışması'nın galibi olan projeyi gerçekleştiren ODTÜ Mühendislik Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Deniz Can Erdayı ile ODTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü öğrencisi Bahadır Özdemir, dijital dünyaya doğru giden süreçte görüntülü kaydın çok önem arz ettiğini söylediler. Deniz Can Erdayı, yarışmayı kazandıktan sonra ODTÜ Teknokent'te Ar-Ge faaliyetlerinde bulunmak için kendilerine ofis tahsis edildiğini, ''Auto Cam'' projesi ile de yakın bir zamanda projeyi hayata geçireceklerini bildirdi. ''Otomobilin dikiz aynasına yerleştirilen iki kamera, arabanın önünü ve arkasını kontak açık olduğu sürece kayıt altına alacak'' diyen Erdayı, görüntülerin hafıza kartlarına ya da hard disklere kaydedilebileceğini söyledi. Gelişen GSM/GPRS sistemleri ile görüntülerin saniyede 6-8 kare olarak bilgisayar üzerinden de izlenebileceğini anlatan Erdayı, ''Taksi ya da tır filosu sahibi, aracının nerede olduğunu bürosundan internet üzerinden takip edebilecek, hızını, motor devrini, hidrolik yağ basıncı gibi bilgilerini görebilecek. Yaşanabilecek bir kaza sonrası araç sahipleri ile sigorta şirketleri arasındaki muhtemel anlaşmazlıkları sona erdirecek'' dedi. Büyük araçların bilgi dökümlerinin, araç garaja girdiği an kablosuz bağlantı ile de ''patronunun bilgisayarına'' aktarılabileceğini belirten Deniz Can Erdayı, cihazın tahmini bedelinin 300 YTL civarında olacağını bildirdi. -KAZA ANI EKRANDA- Cihazın belirli yerçekimi/G kuvvetine göre ayarlanabileceğini anlatan Erdayı, kaza anını görüntülü olarak kaydetmekle kalmayacak cihazın, aynı zamanda darbenin şiddetine göre 112 Acil Servis'e çağrı yapabileceğini bildirdi. Cihazın yeni modüllerin eklenmesine izin verdiğini de belirten Erdayı, kontağa bağlanacak bir parmak izi tarayıcısıyla aracı kimin kullanacağının da rahatlıkla belirlenebileceğini söyledi. ODTÜ Teknokent A.Ş'nin kendilerine büyük kolaylıklar sağladığını belirten Erdayı, ''Cihazı Çin'de yaptırıp burada satabilirdik ama biz kendi know-how'umuzu geliştirmek istiyoruz'' dedi. Erdayı, ODTÜ Teknokent'te kendilerine 3 yıl için büro tahsis edildiğini kaydederek, yarışmadan kazandıkları 50 bin YTL'yi projeyi geliştirmek için kullanacaklarını sözlerine ekledi. Öte yandan ''Yeni Fikirler Yeni İşler'' yarışmasının 2006 seçmeleri için başvurular başladı. Konuyla ilgili Linkler sadece üyelere.... Üye ol] internet adresinden detaylı bilgi alınabiliyor. Google’dan korkutan uyarı geldi Hemen hemen herkesin arama motoru olarak kullandığı Google’da büyük bir tehlike söz konusu. Google’nın gazetesinde ’tarama için kullanmayın’ uyarısı yapıyor. Peki neden? Yenişafak gazetesinde Taha Kıvanç’ın yazısı Daha zor ve daha acımasız İnternet kullanıcıları bilir, Google dünyanın en demokratik platformudur. Başka pek çok işlevi de var ya, en önemlisi aranan bilgiyi iki tıkla bilgisayar ekranına taşımasıdır. Eskiden günler boyu arayıp erişemediğiniz bilgileri birkaç dakika içinde bulursunuz Google yardımıyla... Bugün kendisini anmamı istedi Google. Benim için bir başka işlevi daha var Google’un; taze dünya haberlerine ulaşmamı sağlayan bir hizmet de veriyor. Nasıl yapmışlarsa yapmışlar, insan eli değmeden, günde belki yüzlerce kez değişen bir de gazete çıkartıyorlar; ben de, günde yüz kere olmasa bile, sıkça göz atıyorum... Dün şu haber yer aldı Google’un gazetesinde: "Google’u tarama için kullanmayın." Bir teknik dergiden aktarılan habere göre, kendi harddiskinizi de tarayacak biçimde bilgisayarınıza yuklediginizde, Google, sizden derlediği bilgileri şirketin anabelleğine taşıyormuş... Haber, "Amerikan hükümeti Google’ın elindeki verilere dadandı; bilgisayarınızda sakladığınız size özel bilgiler, bu yolla, aleyhinize dâvâ açabilecek resmî makamların eline geçebilir" iddiasında... "Google hukukî sağlığa zararlıdır" mesajını bizzat Google veriyor... Tıpkı üzerinde "Sigara sağlığınıza zararlıdır" yazan sigara paketleri gibi... Bugünün ’şeffaflık’ anlayışı bunu gerektiriyor çünkü... Dünya için hayli yeni bu gelişmeyi anlayanlarımız var, anlamaya hâlâ direnenlerimiz var... Bugünün teknolojik ortamında insanların devletten saklayabilecekleri hemen hiçbir şey kalmadı. Yakında hepimiz yalnızca devlete karşı değil birbirimize karşı da ’şeffaf’ hayatlar yaşayacağız. Kimse kimseden bir şeyleri kolayca saklayamayacak... Bu durumun farkında olabileceğine pek az ihtimal verebileceğim kıdemli bir politikacı, Hüsamettin Cindoruk, bu konuda beni şaşırttı. "Türkiye’de yeni bir darbe olur mu?" sorusuna verdiği cevap durumun siyasete bakan yüzünü iyi özetliyor: "Darbecilik artık çok zor bir zanaat. Hangi televizyon kanalını kapatacaksınız? Yüzlerce internet siteniz var, hangisine, nasıl el koyacaksınız? Herkesin elinde cep telefonu var, neyi kimden gizleyeceksiniz? Eskiden Etimesgut’a gidip vericilere el koyuyordunuz, iş bitiyordu. Bazı darbeciler anayasa kurumu gibi gördüler darbeleri. 12 Eylül’den sonra, iyice yüz göz olduk darbelerle. Darbeci başı Kenan Evren, Allah uzun ömür versin, 90 yaşında Marmaris’te çıplak kadın resmi yapıyor. O kadar hoşgörülü olduk, paşaya karşı. O gençleri asıp kesen, Türkiye’yi işkence merkezi haline getiren darbenin generalini sevimli hale getirdik. Eğer şimdi darbe yapmak isteyenler varsa, gitsinler Kandil Dağı’nda yapsınlar. Sincan’da bugün tank yürütürseniz, sadece ’Kurtlar Vadisi-Sincan’ adlı bir filme konu olabilirsiniz." Bütün politikacıların, kamu hizmeti görenlerin, ticarî hayatın içinde yer alanların, kabahatların kolayca gizlenemeyeceği bir yöne doğru gidildiğini görerek hal ve gidişlerini bu gerçeğe göre ayarlamalarında, dostlarının da hiçbir şeyin, hiç kimseden kolayca gizlenemeyeceğine dair onlara akıl vermelerinde yarar var. Eskiden olabilenler, bugünün dünyasında olamaz çünkü... Benim dostlarım bunun fena halde farkındalar... Geçenlerde bir dostum İstanbul’un manzarası en muhteşem yerlerinden birine inşa ettiği lüks villasına götürdü beni. ’Villa’ denilince aklınıza gelen her şey fazlasıyla vardı dostumun mâlikânesinde. İçimde heves kıpırtıları sezmiş olmalı ki, "Aslında etrafta bu hale getirebileceğimiz gecekondu hâlâ var, ama sana tavsiye etmem" deyiverdi o dostum... Küçük sayılabilecek bir meblâğla aldığın gecekonduyu, yasaları bilmezden gelerek genişletip villa haline getirebiliyorsun... Getirebiliyorsun, ama bunu yaparken attığın her adımda, ya cüzdanını ya da hatırını kullanıyorsun... Bu yolla villa sahibi olup Boğaz manzaralı mâlikânede oturmama gönlü razı gelmeyen bir dostum olduğu için sevindim. "Seni çarmıha gererler" uyarısı da caydırıcıydı. "Yapan yapmıyor mu? Başkasına uygun bulunan neden bize reva görülmüyor?" Pek çoğumuzun içinden bu tür düşünceler geçmesi insanî bir zaafla ilgili. Her ’zaaf’ gibi tehlikeli, her ’insanî’ olan gibi de kolayca icraya dönüştürülebilen bir düşünce bu. İsmi duyulmuş, siyaset ve ticaret hayatının içinden kişilere, ’insanî zaaflar’ peşinde koşmayı hiç tavsiye etmem... Bugünün dünyasında yapılanın yana kâr kalması giderek zorlaşıyor çünkü. Google, başkalarına zarar verebilecek zaafını kendisi duyuruyor; duyurmak zorunda olduğu için... Zor ve acımasız bir dünyada yaşıyorduk, ’şeffaflık’ dünyamızı daha zor ve daha acımasız bir hale getiriyor... Benden uyarması: Herkes ayağını denk alsın... Kaynak: Linkler sadece üyelere.... Üye ol] Geçen yıl, Türkiye’den katılan Emrah Bodur adlı öğrencinin ikinci olduğu Java Masters Yarışması için bu yılki başvurular başladı. Java Masters Yarışması’na katılım için son gün 21 Mayıs. İSTANBUL - Sun Microsystems ve BenQ Mobile tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Java Masters Yarışması için başvurular başladı. Türkiye’nin Hindistan’dan sonra en çok başvuru yaptığı Java Masters Yarışması’na katılım için son gün 21 Mayıs. Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi Emrah Bodur, geçen yıl cep telefonunda 6 dilde sözlük projesiyle dünya ikincisi olmuştu Sun Microsystems, yarışmayı daha önce Siemens ile düzenliyordu. Siemens’in cep telefonu bölümünü BenQ Mobile’a satmasıyla BenQ, düzenleyici konumuna geçti. Java Masters 2006’ya katılacak yarışmacılar, Siemens SXG75, S75 ve CX75 mobil telefonları için yenilikçi uygulamalar tasarlayacak. Katılımcılara proje sırasında ihtiyaçları olan araçları BenQ Mobile ve Sun Microsystems sunacak. CEP TELEFONLARINA JAVA UYGULAMALARI Mobil Java uygulamalarının geliştirilmesini amaçlayan yarışma, öğrenciler ve profesyonel yazılımcılar için iki ayrı kategoride gerçekleşecek. Navigasyon ve oyunlar Siemens SXG75, iş ve müzik uygulamaları S75, multimedia uygulamaları da CX75 modeli üzerinde uygulayanacak. KATILIMCILARIN SEYAHAT GİDERLERİ KARŞILANACAK Ödüller, 21-23 Ağustos tarihlerinde Almanya’nın Leipzig kentinde yapılacak olan Oyunlar Fuarı Geliştirici Konferansı (GCDC) sırasında verilecek. Yarışmanın birincilerine, BenQ cep telefonunun yanısıra konferans için gerekli tüm seyahat masrafları da ödenecek. İkinci ve üçüncülere ise, BenQ Mobile ve Sun Microsystems, çeşitli ödüller verecek. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için Linkler sadece üyelere.... Üye ol] adresinden ulaşılabilir. Yarışmaya katılmak isteyenler, 21 Mayıs tarihine kadar Linkler sadece üyelere.... Üye ol] adresinden kayıt formuna ve detaylı bilgiye ulaşabilir. Skype, MSN ve Yahoo’nun ardından Google’un da ses mesajlaşmasını destekleyen sohbet yazılımını piyasaya sürmesi internetin devleri arasında ciddi bir rekabetin yaşanacağını gösteriyor. İSTANBUL - İşletim sistemi ve ofis yazılımları üreten dev bilişim şirketi Microsoft; internetin güçlü arama motorları Yahoo ve Google; KaZaA ile isimlerini duyuran iki genç girişimci tarafından kurulan VOIP şirketi Skype. Geçmişleri ve hedefleri farklı görünen bu kurumların hepsi bugün aynı alanda birbirlerine rakip olmuş durumdalar. Ses iletişimine büyük paralar ödeme döneminin geçmişte kaldığını gören internet devleri, internet üzerinden ücretsiz ses iletişimi sağlayan yazılımlarla bu pazarda pay sahibi olmaya çalışıyorlar. MSN CEPHESİ Birkaç sene öncesine kadar İsrail kökenli ICQ’nun kontrolünde olan anlık mesajlaşma hizmeti sektörünün liderliği, Microsoft’un bu alana el atmasıyla birlikte MSN Messenger’ın eline geçmişti. 1995 yılında kurulan web portalı MSN, 1997 yılında başlattığı ücretsiz e - posta servisiyle bir patlama yaşayarak dünyanın en çok ziyaret edilen portalları arasına girmeyi başardı. Bu başarıyı 1999 yılında başlattığı MSN Messenger mesajlaşma hizmeti takip etti. Ancak 2000’li yılların başlarında internette hala en çok kullanılan yazılım ICQ’ydu. Hotmail’in büyümesiyle birlikte MSN Messenger da ICQ’yu yakalıdı ve geçti. Bugün dünyada 200 milyon Hotmail abonesi ve 170 milyonu bulan MSN Messenger kullanıcısı var. Messenger bir yandan trafiğini artırırken diğer yandan da teknolojik olarak da gelişti. Bugün messenger sadece bir sohbet programı değil, aynı zamanda iki bilgisayar arasında sesli olarak iletişimi sağlayan bir teknolojinin arayüzü. Dünya çapındaki Messenger kullanıcıları artık günde ortalama 2.5 milyar mesaj gönderiyorlar. Bu rakamın 5 yıl önce sıfır olduğu göz önünde bulunursa, mevcut pazarın ne hızla büyüdüğü konusunda bir fikir yürütmek pek de zor değil. SKYPE CEPHESİ Mesajlaşma dünyasında bunlar olurken, “peer to peer” ağlar üzerinden ücretsiz dosya paylaşımını sağlayan KaZaA özellikle gençler arasında vazgeçilmez bir program olarak yerini almıştı. KaZaA’nın, telif hakkı ödeme kaygısı olmadan içerik indirmeyi mümkün kılan yapısı, kısa sürede müzik ve film endüstrisini milyonlarca dolar zarara uğrattı. Bu duruma tepki olarak bu endüstrilerin dev şirketleri KaZaA’ya büyük davalar açınca, KaZaA geri adım atmak zorunda kaldı. KaZaA’nın geleceğinin belirsizleşmesi üzerine bu sistemin kurucusu iki genç isim İsveçli Niklas Zennström ve Danimarkalı Janus Friis kendilerine yeni yatırımcılar bularak yeni bir yazılım ve hizmet üzerinde çalışmaya başladılar. İnternet protokolleri üzerinden ses taşıma teknolojisinden (VOIP) faydalanacak yeni yazılım ve bu yazılımı dünyaya sunucak şirketin adı Skype oldu. Skype, hem sohbet programı hem de bilgisayarlar arasında ses transferi sağlayan bir yazılım olmak yerine, sadece sesle iletişim alanına yoğunlaştı. Şirket kısa sürede geliştirdiği başarılı ses sıkıştırma teknolojisi ve konuşmalardaki ses kalitesi sayesinde kendisine bir kullanıcı tabanı oluşturmaya başladı. Daha sonra Skype’den ikinci bir adımı geldi. Şirket dünya çapındaki yüzü aşkın ülkenin yerel operatörleri üzerinden sabit hatlı ve mobil telefonlara da ulaşmaya başladı. PC üzerinden çıkarak uluslararası mesafeyi internet protokolleri üzerinden geçen Skype, daha sonra yerel operatörlerin hatına bağlanarak şehir içi fiyatlarla uluslararası konuşmaları mümkün kıldı. Skype, internet üzerinden görüşmelerde para almazken İstanbul’dan NewYork’a yapılacak bir telefon görşmesi için ise yerel operatör ücreti olan dakika başına 2 cent ücret alıyor. Bugüne kadar Skype yazılımının 150 milyondan fazla kopyası indirilirken 50 milyonun üzerinde kullanıcı internet üzerinden bu yazılımı kullanarak konuşuyor. Hergün 155 bin yeni kullanıcı Skype’ye abone oluyor. GOOGLE CEPHESİ Sohbet ve VOIP alanlarında bunlar yaşanırken, internetin diğer gelişim alanlarından biri de arama motorlarıydı. 90’lı yılların ortalarında bu alanın lideri Altavista’ydı ama daha sonra Yahoo içeriğe dayalı kategorik yapısıyla Altavsita’nın tacını elinden aldı. Yahoo 2000’li yıllarda da performansını sürdürdü. Ancak bu performans arama motorları pazarında yeni bir devin doğmasına engel olmadı. 1995 yılında Stanford Üniversitesi’nden mezun olan iki gencin üç yıllık çalışma sonucunda 1998 yılında bir evin garajında kudukları Google, 2000 yılına geldiklerinde günde 100 milyon aramanın gerçekleştiği bir web sitesine sahipti. 2001 yılının sonuna gelindiğinde Google’ın arama motoru internet üzerinde 3 milyardan fazla döküman ve sayfaya ulaşıyordu. Arama alanındaki başarısını 2002 yılında başlatıttığı reklam hizmeti AdWords’ün başarısıyla ticari olarak da yakalayan Google aynı yıl haber işine de girdi ve editör desteği olmadan otomatik olarak güncellenen Google News sitesini açtı. Dünyanın en büyük şirketlerinden biri haline gelen Google 2004 yılında yeni bir bomba patlatarak MSN’in kontrolünde olan ücretsiz e - posta işine girdiğini açıkladı. Google’un ürünü Gmail kullanıcılara ilk kez olarak 1 gigabayt e - posta deposu sunarken (şu anda 2.5 Gb), talep patlamasına karşın kullanıcılarını sınırlayarak aldı. Ardından, bu sene içerisinde bütün dünyanın uydu görüntülerini masaüstüne taşıyan Google Maps hizmete girdi. Bugün internet üzerinde yapılan tüm aramaların üçte birinden fazlası (Temmuz 2005 rakamlarına göre %36.5) Google üzerinden gerçekleşiyor. Ve sonunda Google da messenger ve ses alınana adım attı. Google şu anda beta aşamasında yani hala test ediliyor. Bu nedenle pek çok konuda rakiplerinden şu an için geride kalıyor. Skype’dekinin aksine aynı anda birden fazla kişiyle telefon görüşmesi yapılmasını yani telekonferans özelliğini desteklemiyor, MSN ve diğer sohbet programlarında olduğu gibi dosya transferi amacıyla kullanılamıyor. Ancak Google’ın arama motoru ve e - posta hizmeti kounusundaki başarıları, bu sektörde de en önemli oyunculardan olmayı hedeflediğini kanıtlamaya yeterli. KİM KAZANACAK Herbiri kendi alanlarının bir numarası olan büyük kurumlar arasında kimin kazançlı çıkacağını öngörmek pek de kolay değil. MSN arkasındaki Microsoft desteğiyle yazlım ve pazarlama konularında büyük bir desteğe sahip. Bir zamanların bir numarası olan ICQ’yu pazardan silecek kadar yaygınlaşması bu gücü iyi kullandığının da göstergesi. 2000’li yılların yükselen yıldızı ise girdiği her alanda başarıya ulaşmasıyla dikat çeken ve internet reklamları üzerinden kazandığı servetle artık bol sıfırlı bütçelere sahip olan Google. 1998 yılında yüz bin dolar krediyle kurulan Google, geçen günlerde gerekirse ses pazarındaki oyunculardan birini satın almak için 4 milyar dolar ayırdıklarını açıkladı. Google’ın arkasında iki dahi beyin ve milyarlarca doların yanısıra internetle doğmuş büyümüş bir şirketin bilgi birikimi yatıyor. Skype ise bu devlerle rekabet konusunda en iddiasız rakip gibi görünse de, sohbet alanında olmasa bile ses konusundaki en gelişmiş teknolojiye ve hizmet kalitesine sahip. İnternet üzerinden gelen ses iletişiminin lokal operatörler üzerinden dünyadaki neredeyse her noktaya ulaşabilmesi şirketin stratejik üstünlüğünü oluşturuyor. Tabii bir de yabana atılmayacak bir KaZaA tecrübesinden bahsetmek gerek. Uzun sesin kısası, ses pazarında yaşanacak bu rekabet, gelecek yıllarda kullanıcılara daha kaliteli ve ucuz hizmetler olarak döneceğe benziyor. Telekom operatörlerinin de internet teknolojilerine uzun süre ilgisiz kalamayacağı göz önünde bulundurulursa, ses yakın gelecekte artık başka kanallardan akacak. Hayatın bütün alanlarına yayılan internet artık sesimizin de sahibi olacak. İSTANBUL - Superonline Genel Müdürü Savaş Ünsal, kablosuz erişim standartı WiMAX’in kullanıcılara yönelik bir servise dönüşmesi için, öncelikle Türk Telekom’un elinde tuttuğu 3.5 GHz frekansının operatörlere açılması gerektiğini vurguladı. Kent içinde 3 km yarıçapta kablosuz erişim sağlayan WiMAX için bu frekansın lisanslanarak servis operatörlerine açılması gerekiyor. TÜRK TELEKOM’UN FREKANSI DEVRETMESİ GEREKİYOR Halen Türkiye’de WiMAX teknolojisine geçilmesi için öncelikle Türk Telekom’un tekel döneminden elinde kalan 3.5 GHz frekans bandının tüm operatörlere açılması gerekiyor. Devlet şirketi iken Türk Telekom’un elinde bulunan bu frekans bandı, şirket özelleştirilince mahkemelik oldu. NTVMSNBC’ye açıklama yapan Superonline Genel Mürürü Ünsal, Telekomünikasyon İdaresi’nin, bandı, TT’nin elinden alarak ihaleye açmasının umduklarını ifade ederek, bu ihaleye gireceklerini vurguladı. Söz konusu frekans aralığında operatörler kendilerine bu frekans satın alarak WiMAX hizmeti verebilecek. Muhtemel bir ihaleye diğer operatörler de girebilir. ‘HAZIRLIKLAR TAMAM, LİSANS BEKLİYORUZ’ Superonline, Telekomünikasyon Kurumu’nun verdiği geçici lisansla WiMAX teknolojisini deneme amaçlı olarak işletiyor. Hizmet henüz halka açık hale gelmedi. Ünsal, WiMAX’in bir servise dönüşebilmesi için öncelikle Telekomünikasyon Kurumu’nun lisans vermesi gerektiğini belirterek şöyle dedi: “Telekomüniskasyon Kurumu buna lisans vereceği kesin gibi, biz lisansın çıktığı güne hazır olmaya çalışıyoruz, lisans çıkar çıkmaz kullanıcılara yönelik servisleri başlatırız.” BEŞİKTAŞ, LEVENT, ANKARA VE İZMİR Halen Superonline’ın biri Levent, biri de Beşiktaş’ta olmak üzere iki WiMAX anteni, 3 km yarıçapında erişim sağlıyor. (Superonline yetkilileri Beşiktaş’taki antenin Üsküdar’ı da kapsadığını söylüyor.) NTVMSNBC Teknoloji Servisi’ne konuşan Superonline Genel Müdürü Savaş Ünsal, gelecek aylarda anten sayısını artıracaklarını, İstanbul’a konacak 25 antenin yanında Ankara ve İzmir’e de antenler yerleştirileceğini ifade etti. Söz konusu WiMAX antenleri GSM şebekelerin vericileri gibi ‘etraflarda görünür’ olmayacak, radyo vericilerine iliştirilebilecek. WiMAX’e iki türlü erişim sağlanıyor; bireysel kullanıcılar yakınlarındaki verici antene normal internete girer gibi bağlanırken, kurumsal kullanıcılar da tek bir antene bağlanan ağ şebekesinden erişimi paylaşacak. Bu tür kurumsal ağlarda şirketler kendi güvenlik duvarlarını işletebilecek. INTEL’İN ÜRÜNLERİ BEKLENİYOR WiMAX’in kullanıcıya yaygınlaşması için, Intel’in dizüstü bilgisayarlara yönelik WiMAX çiplerini piyasaya çıkarması ve bunların dizüstü üreticileri tarafından benimsenip cihazlara entegre edilmesi gerekecek. Intel, tüm mobil ürünlerine WiMAX desteği 2007’de koyacağını açıklamıştı. Lisansların, 2007 gibi verileceği öngörüldüğünde, Türkiye şartlarında WiMAX bu tarihten sonra kullanıcıya ulaşabilecek. Superonline yetkilileri dünyada 2010 yılına kadar kullanıcı sayısının 23 milyonu aşacağını öngörüyor. İnternet erişiminin henüz 10 milyonu aşmadığı Türkiye’de ise ilk hedef 500 bin kişi. WİMAX İLE FİYAKALI UYGULAMALAR Kablosuz erişim WiMAX standartı ile dizüstü bilgisayarlar ve PDA’ler internet telefonuna giriş yapabilecek. Bu şekilde, kullanıcılar dizüstülerinden hareket halinde iken cep telefonu görüşmesi yapabilecek; ‘avuçiçi’ler, VOIP sayesinde cep telefonuna dönüşebilecek. Superonline yetkileri WiMAX’in bu olanağının destekleneceğini vurguluyor. WiMAX, daha dar kapsama alanı olan WiFi erişim standartının (802.11a, b ve g) bir ileri versiyonu. Bu nedenle 802.16 olarak ifade ediliyor. Kapsama alanı 3 ila 15 km’ye kadar çıkarken, işlemgücü de 15 megabit’e çıkıyor. ![]() Sony Ericsson, Cyber-shot markalı ürünleri K790 ve K800 ile kameralı telefonlarda yepyeni bir sayfa açacağını gösterdi. Oto fokuslu 3.2 megapiksel kamerası, Xenon flaşı ve teknoloji dünyasına Sony Ericsson’un kazandırdığı patentli BestPic özelliği olan bu telefonlar kameralı telefon dünyasındaki bir devrimin habercisi olma özelliği taşıyor. K800 ve K790’daki ileri teknoloji, şimdiye dek cep telefonlarında görülmemiş bir görüntüleme standardı oluşturacak. K800 ve K790’ın sunacağı ileri teknoloji mobil araç ve uygulamalar için 3.2 megapiksel kamera ve oto fokus sadece başlangıç. Klasik dijital kameralarda olduğu gibi K800 ve K790’da da kırmızı göz sorununu ortadan kaldıran; gece karanlığında bile net görüntüler sunan Xenon flaş bulunacak. Titreme önleme özelliği ise fotoğraf çekerken yapılan küçük titremelerin fotoğraf kalitesine yansımasını engelleyecek. Sony Ericsson tarafından geliştirilen, tamamen yeni bir özellik olan BestPic sayesinde hiçbir önemli anı kaçırılmayacak. Kamera tuşuna tek bir basışta hızlı bir şekilde yüksek çözünürlüklerde birden fazla fotoğraf çekebilme yeteneği sağlayan BestPic, görüntüleme dünyasında önemli bir adım olarak yorumlanıyor. Sony Ericsson tarafından geliştirilen bu teknoloji, amatör fotoğrafçılara bile kişisel sergilerini açabilme olanağı sağlayacak. K800 ve K790 PicBridge özelliği sayesinde, resimlerin çıkışı bilgisayara gerek olmadan alınabilecek.. Ürün kutularında bulunacak olan Adobe yazılımıyla fotoğrafların bilgisayarda arşivlenmesini her zamankinden kolay olacak. Kişisel deneyimlerin paylaşımı konusundaki tüm dünyada kullanımı giderek artan Picture Blogging, K800 ve K790 kullanıcılarının sadece birkaç tıklamayla kişisel blog alanlarına ulaşabilmelerini sağlayacak. Çift mod UMTS telefon K800 ve üçlü bant EDGE telefon K790 2006’nın ikinci çeyreğinde satışta olacak. Bir iş telefonu olarak da K800 ve K790, kullanıcılara faydalı uygulamalar sunacak. Tam ekran HTML tarayıcı, RSS desteği ve Google arama motoru, UMTS (K800) ve EDGE (K790) desteği ile her zamankinden hızlı çalışacak. Standard push e-posta, Bluetooth, USB 2.0 ve Memory Stick Micro (M2) veri transfer olanakları da elektronik aygıtlarla kolay bağlantı sağlayacak. K800 ve K790’daki müzik çalar, RDS’li FM radyo ve üç boyutlu oyunlar ise işten arda kalan zamanlarda rahatlamak için keyifli birer alternatif olacak. Sony Ericsson K800 çift mod UMTS cep telefonu. Sony Ericsson K790 üçlü bant EDGE cep telefonu. Her iki telefon da 2006’nın ikinci çeyreğinde satışa sunulacak. (Hürriyetim) ![]() Merkezi ABD’nin Rochester kentinde bulunan NaturalNano adlı bir şirket, cep telefonu sinyallerini istendiğinde geçiren, istendiğinde ise bloke eden bir boya geliştirdi. Nanoteknoloji kullanılarak üretilen bu boya sayesinde, örneğin bir konser sırasında cep telefonları bloke olacak, ancak konsere ara verildiğinde, salonun duvarlarındaki bu boyanın, sinyalleri geçirmesine izin de verilebilecek. Mikroskobik nanotüpler içine bakır parçacıkları yerleştirilerek imal edilen boya, ’koruma kalkanı’ dışında kalan cep telefonu sinyallerini toplayıp, radyo sinyallerini filtre eden bir cihazla birlikte kullanılıyor. Böylece, bazı sinyallerin ’kalkan’dan içeri sızmasına imkan tanınırken, bazıları da bloke edilebiliyor. CEP TELEFONU ŞİRKETLERİ İSYAN ETTİ Chicago Tribune gazetesinde yayımlanan haberde, cep telefonu şirketlerinin yeni geliştirilen boyaya adeta ’isyan ettiği’ belirtildi. Cep telefonu sektörünün önde gelen derneklerinden Kablosuz İletişim Birliği’nin sözcüsü Joe Farren, "Sinyalleri bloke etmeye yönelik her türlü teknolojiye karşıyız. Ya bir bebek bakıcısı, çocuğun ebeveynlerini aramaya çalışsa; ya da acil ameliyat için bir beyin cerrahına ulaşılmak istense ne olacak? Bu çağrıların yerine ulaşması gerekir" diyerek şikayetlerini dile getirdi. (Hürriyetim) ![]() Sony Ericsson ve Google, Goole’ın İnternet arama ve Blogger araçlarının cep telefonlarında yer alması üzerine birlikte çalıştıklarını açıkladı. Sektörde ilk kez gerçekleşen bu işbirliği ile şu anda bir blog sayfası olmayan kullanıcılar bile bu hizmetten kolayca faydalanabilecek. Blogger ve Google Arama Motorunun Sony Ericsson cep telefonlarına entegre edilmesi, kullanıcıların yepyeni bir mobil deneyim yaşamalarını sağlayacak. Telefonlarda kolay kullanım için Google Arama Motoruna doğrudan geçiş sağlayan ikonlar yer alacak. Sony Ericsson ve Google`ın yaptığı işbirliği kapsamında İnternet erişimi sağlayan tüm Sony Ericsson cep telefonlarında Google Arama Motoru önceden yüklenmiş bulunacak. Kullanıcılar İntenet`te arama yapmak istedikleri zaman, İnternet erişim bölümünde hazır bulunan Google Arama Motoru`na giriş yaparak, istedikleri bilgiye anında ulaşacak. Sony Ericsson Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Jan Wäreby: "Bilgi paylaşımı ve kişisel deneyimlerin aktarımı için giderek daha kişi blog servislerine yöneliyor. Google ile yaptığımız işbirliği sayesinde kullanıcılarımıza, fotoğraf ve hikayelerini sevdiklerine en kolay ve hızlı şekilde ulaştırabilmelerini sağlayacağız." diyor. Jan Wäreby, arama motoru konusunda liderliğini ispatlamış Google gibi bir şirketle işbirliği yapmış olmaktan duydukları gururu da ayrıca ifade ediyor. Google Inc. Avrupa Operasyonları Başkan Yardımcısı Nikesh Arora ise "Bugünün teknoloji-sever kullanıcıları giderek daha fazla mobil hale geliyor ve "masa üstünde" alıştıkları erişimi, mobil haldeyken de yaşamak istiyor." açıklamasını yapıyor ve ekliyor: "Arama ve blog önerilerimizi kullanıcılara mobil ortamda sunarak, onlara daha fazla kullanıcı dostu ve daha fazla kişiselleştirilmiş bir deneyim sağlayacağız." (Hürriyetim) ![]() Apple, Mac mini bilgisayar serisine Intel tabanlı iki yeni üye kattı. Apple’ın açıklamasına göre Intel işlemcileriyle çalışan yen Mac mini’ler, serinin G4 tabanlı bir önceki üyesine göre 2 ve 6 kat daha güçlü. Tüketici elektroniği devi Apple, ayrıca, popüler MP3 çaları iPod için “iPod ekosistemi” olarak nitelendirilen bir hoparlör setini de tanıttı. Karizmatik işadamı Steve Jobs önderliğinde Apple’ın California’daki Cupertino merkezinde gerçekleşen basın konferansında iki yeni Apple ürünü tanıtıldı. Bu ürünlerden ilk dikkat çekeni, Apple’ın piyasaya sürdüğü üçüncü Intel işlemci tabanlı bilgisayarı olan yeni Mac miniler oldu. Apple ayrıca düzenlediği her konferansta bir iPod ürünü tanıtma geleneğini sürdürerek popüler MP3 çalar için yeni bir hoparlör setini gösterdi. Tek çekirdekli Intel Core Solo ve çift çekirdekli Intel Core Duo işlemcileriyle çalışan yeni Mac mini’ler, sırasıyla 1.5 ve 1.67 GHz saat hızlarında çalışıyor. Apple’a göre tek çekirdekli sürüm G4 tabanlı Mac mini’lere göre 2 kat, çift çekirdekli sürüm ise 6 kat daha hızlı. İki yeni Mac mini’de de dört USB portu, dijital video çıkışı, gigabit Ethernet, FireWire ve Bluetooth bulunurken; Apple’ın uzaktan kumandası Apple Remote Control için bilgisayarların önünde kızılı ötesi portu yer alıyor. Mac OS X Tiger işletim sistemi ile çalışan yeni Mac mini’ler, iLife ’07 yazılım uygulamalarının yanı sıra; müzik çalmak, DVD oynatmak ve resim depolamak gibi işler yapan Front Row medya yazılımıyla beraber geliyor. Apple, yaptığı açıklamada tek çekirdekli Mac mini için 599 dolarlık, çift çekirdekli olan için ise 799 dolarlık bir fiyat biçti. Toplantıda ayrıca, Steve Job’ın “iPod ekosistemi” olarak tanımladığı bir iPod ürünü de tanıtıldı. Yüksek netlikte ses verebilen iPod Hi-Fi isimli bu ürün, taşınabilir bir ‘müzik seti’ niteliği taşıyor. Elektrik adaptörü veya pille çalışan bu aygıtın fiyatı ise 349 dolar olarak duyuruldu. (Hürriyetim) ![]() Yazılım devi Microsoft, yaptığı bir açıklamada yıl sonuna doğru çıkacak olan yeni jenerasyon işletim sistemi Windows Vista’nın sürümlerini duyurdu. Microsoft, yeni işletim sistemini altı değişik sürüm şeklinde pazarlamayı planlıyor. Bu sürümlerin üçü ev kullanıcıları, ikisi kurumsal kullanıcılar ve bir diğeri ise özel donanımlar için sunulacak. Çeşitli ertelemelere maruz kalan, Longhorn kod isimli Microsoft’un yeni işletim sistemi Vista, altı değişik sürüm ile piyasaya sunulacak. Yapılan duyuruda belirtilen sürümler ve özellikleri ile Microsoft, kullanıcı ve donanım profillerini geniş bir şekilde sınıflandırarak her ihtiyaca en verimli şekilde karşılık vermeyi planlıyor. Microsoft’un açıkladığı Windows Vista sürümleri ve özellikleri ise şöyle: Home Basic: Bu sürüm, bilgisayarını daha çok Web’te gezinmek, e-posta göndermek, sohbet etmek ve temel dokümanlar yaratmak üzere kullanan kullanıcılara hitap ediyor. Home Basic’te arama ve güvenlik araçlarının yanı sıra ebeveyn kontrolü de yer alıyor. Bu sürüm Home Premium sürümüne göre biraz hafif kalıyor. Home Premium: Windows Vista’nın Home Premium sürümü, Basic sürümün sahip olduğu tüm işlevselliği barındırırken, kullanıcılara Vista’nın yeni göz alıcı grafik arabirimi olan Aero’yu sunuyor. Bu sürüm, en son dijital eğlence deneyimlerinden faydalanmak isteyen kullanıcıları hedef alıyor. Home Premium sürümünde Aero’nun yanı sıra Media Center ve Tablet PC özellikleri de yer alıyor. Business: Ufak ve orta ölçekli kurumlara hitap eden Windows Vista Business, bilgisayarların en verimli ve güvenli bir şekilde çalışmasını sağlıyor. Bu sayede firmaların teknik desteğe bağımlı olmalarının önüne geçiliyor. Business sürümünde yeni grafik arabirim ve dahili arama da yer alıyor. Enterprise: Karmaşık bilişim altyapısına sahip büyük ve global şirketler için sunulan Enterprise sürümü, ileri derece güvenlik özellikleri ile dikkat çekiyor. Business sürümünde yer alan tüm özelliklerin yanı sıra, Enterprise sürümünde, donanım tabanlı şifreleme teknolojisine destek sağlanarak yüksek düzeyde veri güvenliği sağlanıyor. Ultimate: Ultimate sürümü, bilgisayarından her şeyi bekleyen kullanıcıları hedef alıyor. Bu sürümde, diğer sürümlerde yer alan tüm özellikleri bulmak mümkün. Starter: Yeni oluşan pazarlar için sunulan bu sürüm, daha çok düşük güçteki bilgisayarları hedef alıyor. Yeni bilgisayarlarda kurulu bir şekilde satılacak olan Starter sürümünün, diğer sürümlerin aksine, sadece 32-bit sürümü bulunacak. Bu sürüm ayrıca en sınırlı Windows Vista sürümü olma özelliğini de taşıyor. Starter sürümü hariç diğer tüm sürümlerin hem 32 hem de 64-bit’lik sürümleri kullanıcılara sunulacak. Merakla beklenen ve çeşitli ertelemelere maruz kalan Windows Vista’nın bu yılın sonunda, şu an kesin olmayan bir tarihte piyasaya sürülmesi bekleniyor. (Hürriyetim) ![]() Intel, gelişen pazarlara yaptığı teknolojik yatırımın bir uzantısı olarak, İnternet kafelerdeki ağ yönetimini kolaylaştıran Intel Ağ Yönetim Platformu’nun Avrupa Ortadoğu ve Afrika Bölgesi’ndeki ilk uygulamasını Türkiye’de gerçekleştirdi. Intel, İnternet kafe yönetmeyi tek bir PC yönetmek kadar kolaylaştıran Intel Ağ Yönetim Platformu, aynı işlevi KOBİ’ler ve okullar gibi İnternet’e erişimin en yoğun gerçekleştiği noktalara da taşımayı hedefliyor. İstanbul Beşiktaş’ta bulunan Adeks Cafe’de bir yıldır sürdürülen pilot uygulama ayrıntılarının paylaşıldığı basın toplantısında konuşma yapan Intel Gelişmekte olan Pazarlar Platform Grubu – iCafe Pazarlama Müdürü John Deatherage , Intel Ağ Yönetim Platformu sayesinde İnternet Cafe yönetmenin tek bir PC yönetmek ile eşdeğer olduğunu dile getirdi. Intel’in Türkiye’nin gelişen bilişim sektörüne verdiği önemin bir göstergesi olarak, uygulamayı Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi’nde ilk defa ülkemizde gerçekleştirdiğinin altını çizen Deatherage, uygulama ile İnternet kafelerin daha verimli yönetilmesine ve daha iyi hizmet vermesine yönelik bilişim çözümleri sunmayı amaçladıklarını belirtti. Bilgisayara ve İnternet’e erişimin yoğunlaştığı Çin’i örnek gösteren Deatherage, “Intel Ağ Yönetim Platformu, Çin’deki 200 bin bilgisayar üzerinde aktif olarak kullanılıyor” dedi. Sorunlar, sistem performansını etkilemeden çözülüyor İnternet kafelerdeki bilgisayarlar, Intel Ağ Yönetim Platformu ile tek bir ana bilgisayardan yönetilebiliyor. Bilgisayar ağlarının yönetiminin yanı sıra genişlemesi, virüs ve hırsızlıktan korunması, hataların telafisi, stok sayımı kolaylaşıyor. Intel Ağ Yönetim Platformunun en önemli özelliği, sorunların sistemin performansını etkilemeden önce saptanıp çözümlenmesini sağlaması. Bu, ağa bağlı bilgisayarların performanslarını en üst düzeyde tutabilmesini ve bu şekilde oyun performansının ve İnternet bağlantı hızlarının artmasını sağlıyor. Özellikle oldukça zahmetli ve zaman kaybettirici bir iş olan program güncellemeleri, Intel Ağ Yönetim Platformu ile çok daha hızlı gerçekleştirilebiliyor. Platform, Bilgi Teknolojileri yatırım maliyetlerini en aza indirgerken, bilgisayarların devre dışı kalma süresini azaltıyor, daha güvenli bir bilgisayar kullanım ortamı yaratıyor. Bilgisayarların ağa bağlanması ve kurulumları çok daha kısa zamanda ve zahmetsizce gerçekleştirilebiliyor. Bilgisayar parçalarının çalınma ve bozulmalarından anında haberdar olunabiliyor. Cafe yöneticileri, her kullanıcıdan sonra bilgisayardaki tüm değişiklikler eski haline getirebiliyor, bilgisayar donanım ve yazılım stoğu oluşturabiliyor ve tüm bu işlemleri çok kolay bir kullanıcı arayüzü ile gerçekleştirebiliyor. Intel Internet Cafe platformunun bileşenleri Intel Pentium 4 ya da Celeron İşlemci, Intel anakartı, ve anakarta entegre olarak gelen Intel Platform Yönetim Teknolojisini kapsıyor. Platformun özellikleri arasında şunlar sayılabilir: - Tek tuşla Internet Cafe’deki bütün bilgisayarları açıp kapama özelliği - Ağ Yönetimi (Genişleme, Koruma ve Yanlışları Telafi Etme) özelliği - İstenilen yazılımları tüm PC’lere aynı anda hızla yükleyebilme özelliği - Her kullanıcıdan sonra tüm değişiklikleri eski haline getirebilme özelliği - Bilgisayarın bir kablosu ya da parçası söküldüğünde devreye giren güvenlik alarmı Intel iCafe programı hakkında daha fazla bilgiye Linkler sadece üyelere.... Üye ol] adresinden ulaşabilirsiniz. (Hürriyetim) ![]() Samsung, bu yılın ikinci yarısında piyasaya sürmeyi planladığı dünyanın ilk 8 GB depolama kapasitesine sahip, Windows Mobile tabanlı cep telefonunu duyurdu. Sabit disk içeren telefon, Samsung’un geçen sene piyasaya sürdüğü i300 modeliyle pek çok ortak özelliğe sahip. Bunlar arasında en başta çift hoparlör, müzik çalar, ampli ve stereo Bluetooth özellikleri geliyor. Tüketici elektroniği devi Samsung, sabit disk içeren, Windows Mobile tabanlı yeni cep telefonu SGH-i310’u duyurdu. Bu yılın ikinci yarısında piyasaya sürülecek olan SGH-i310, Samsung’un bir diğer sabit disk tabanlı cep telefonu SGH-i300 iler benzerlikler içeriyor. Mobil müziğe odaklı olan i310’da çift hoparlör, müzik çalar, ampli ve stereo Bluetooth özelliklerinin yanı sıra 2 mega piksellik bir kamera ve video çıkışı da bulunuyor. i310; MP3, AAC, AAC+, WMA, WAV, ve Ogg olmak üzere pek çok ses dosyasını destekliyor. SGH-i310, Samsung’un sabit disk içeren dördüncü cep telefonu olma özelliği taşıyor. Cep telefonu ve MP3 gibi aygıtlarda sıkça rastlanan bir sabit disk teknolojisi olan mikro diskler, cep telefonlarında giderek kendini daha fazla gösteriyor. Samsung, bu alanda sabit disk içeren ilk cep telefonu olma özelliği taşıyan SPH-V5400’ü, 2004’ün sonunda piyasaya sürmüştü. 1.5 GB’lik bir kapasiteye sahip olan bu telefonu daha sonra 3 GB’lik depolama birimleriyle SPH-V7900 ve SGH-i300 cep telefonları izledi. Gelişen fonksiyonlarla beraber artan depolama ihtiyacıyla, ucuz maliyetli sabit disk tabanlı cep telefonlarına giderek daha fazla rastlanıyor. En son Sony Ericsson, 4 GB’lik Walkman cep telefonunu geçtiğimiz hafta duyurmuştu. Analizler, sabit disk tabanlı cep telefonlarının çok hızlı bir şekilde büyüyerek sabit disk tabanlı taşınabilir müzik çalarları gölgede bırakacağını gösteriyor. Analizlere göre, 2009’da piyasa yaklaşık 70 milyon sabit disk tabanlı cep telefonu sürülecek. (Hürriyetim) ![]() Üreticilerin açıklamalarına göre ilk Blu-ray cihazları ve filmleri 23 Mayıs itibari ile Avrupa’da piyasaya sunulacak. Samsung da aynı zamanda ilk Blu-ray oynatıcısını ABD’de piyasaya sunacak. Ancak fiyatı henüz belli değil. Sony ve Pioneer da bundan kısa bir süre sonra benzeri cihazları piyasaya sunacaklar. Ayrıca Vaio diz üstü bilgisayarlar da Blu-ray sürücüleri ile donatılacaklar. Bunun haricinde Sony ilk Blu-ray filmleri de piyasaya sunmaya hazırlanıyor. Bu medyadaki ilk filmler ise “50 First Dates”, “Hitch”, “House of Flying Daggers”, “Resident Evil Apocalypse” ve “XXX” olacak. Bunlar, 30 ile 40 Dolar arasında değişen fiyatlarla satışa sunulacaklar. Rakip medya biçimi HD DVD ise Nisan’dan itibaren piyasada olacak. (CHIP) ![]() Epson, AcuLaser yazıcılarına yeni bir seri daha ekliyor: AcuLaser C4200. AcuLaser C4200 Serisi, renkli ya da siyah beyaz farkı yaratmadan her türlü baskı ihtiyacınıza pratik çözümler getiriyor. Farklı baskı ihtiyaçlarına uygun olarak birkaç modelden oluşan Aculaser C4200 serisi, özellikle kullanım kolaylığı, yüksek hızı ve hesaplı fiyatları ile dikkat çekiyor. Epson AcuLaser C4200 serisi bir ofisin günlük tüm renkli ve siyah beyaz baskı ihtiyacını karşılayabiliyor. İlk sayfayı sadece 10.2 saniyede basabilen AcuLaser, siyah beyaz olarak dakikada 35 sayfa, renkli olarak ise dakikada 25 sayfa basabiliyor. Ayrıca çift taraflı baskıda dakikada 20.4 sayfa gibi oldukça şaşırtıcı bir hıza ulaşıyor. AcuLaser C4200 serisi 600 MHZ’lik bir Power PC işlemciye sahip. Bu sayede en karmaşık işleri bile yüksek hızda işleyip basabiliyor. Sunumlar ve broşürler Epson’ın eşsiz 4800 RIT renk çözünürlüğü ile benzersiz bir renk ve baskı kalitesinde üretiliyor. AcuLaser C4200 Serisi yazıcıların işyerleri açısından oldukça önem taşıyan bir özelliği bulunuyor; Paralel, Yüksek Hızlı USB, Ağ ve B tipi yuva gibi bir çok bağlantı sistemlerine uyumlu oldukları için, ofislerdeki mevcut ağlara kolaylıkla bağlanabiliyorlar. Dört ayrı mürekkep kartuşu yazıcının üst kısmında yer alıyor. Böylelikle hem bakımı kolayca yapılıyor, hem de kartuşlar zorlanmadan değiştirilebiliyor. İlk defa kartuş değiştirecek olanlar bile bu işi kolayca yapabiliyorlar. Yazıcıların parlak LCD kontrol paneli sayesinde iş durumu, hatalar ve diğer iş bilgileri kolaylıkla takip edilebiliyor. Bu da IT -Bilgi İşlem- departmanının üzerine düşen iş yükünü hafifletiyor. Aylık maksimum 90,000 sayfalık baskı hacmi ve bir kerede 2,350 sayfa alma kapasitesi sayesinde, büyük baskı işlerinin üstesinden kolayca gelebiliyor. Zarf, etiket baskıları yapabildiği gibi 216g/m² kalınlığa kadar farklı kağıt türlerine de baskı yapabiliyor. Tüm bu yüksek kullanım özellikleri ve .işlevsellik, AcuLaser C4200 Serisini farklı baskı ihtiyaçlarına sahip ofisler için ideal bir yazıcı haline getiriyor. AcuLaser C4200 yazıcıları, ekonomik maliyetleri ve yüksek kalitede baskı sonuçları göz önüne alınınca, verimli ve hızlı bir yazıcı arayanlar için mükemmel bir seçim olarak göze çarpıyor. Epson AcuLaser C4200 Serisinin temel özellikleri: - Hem renkli, hem de siyah beyazda hızlı baskı - İşin durumunu, hataları ve tüketim ürünlerinin seviyesini görüntüleyen yeni parlak LCD kontrol paneli - Mevcut ağlara kolayca entegre olabilme ve geniş bağlanabilirlik seçenekleri - Karmaşık baskı işlerinin daha hızlı işlenmesi için 600 MHz’lik işlemci - Maksimum 2,350 sayfalık kapasite, aylık 90,000 sayfalık baskı hacmi - Epson AcuLaser ASIC baskı teknolojisi kullanılarak benzersiz 4800 RIT1 baskı kalitesi ve profesyonel metinler Mevcut modeller: - AcuLaser-C4200DN: Standart model - AcuLaser-C4200DTN: 1,100 Sayfalık ek kağıt kaseti birimine sahip standart model (Hürriyetim) ![]() Sapphire firması kendi yaptığı bir açıklamaya göre CeBIT fuarında ilk HDMI arabirimli ekran kartını piyasaya sunacak. Bu sayede ev sineması fanatikleri kopya korumalı Blu-ray ve HD-DVD filmlerini HDTV çözünürlüğünde kendi bilgisayarlarında da izleyebilecekler. Analog veya DVI çıkışlı klasik ekran kartları şu ana kadar DVD dağıtıcılarının AACS (Advanced Access Content System) kopya koruması nedeniyle engelleniyorlar ve çözünürlük PAL/NTSC standardına uygun olarak düşürülüyordu. Sapphire X1600 Pro HDMI, HDCP (High-bandwith Digital Content Protection) ile şifrelenmiş bilgileri HD Ready logosuna sahip cihazlarda oynatabiliyor. Sapphire X1600 Pro HDMI CeBIT’ten kısa bir süre sonra piyasaya sunulacak. Fiyatı konusunda ise herhangi bir bilgi verilmedi. (CHIP) ![]() 80`li yılların fenomeni `Walkman` kavramını cep telefonlarına taşıyan SonyEricsson şimdi de yine Sony`nin `Cybershot` kodlu fotoğraf makinesi serisini ceplerimize sokmaya hazırlanıyor. 2001 yılında cep telefonu alanında uçuruma doğru gitmekte olan Japon Sony ve İsveçli Ericsson`ın eşit ortaklığıyla kurulan Sony Ericsson, 5 bin çalışana ve 7.2 milyar avro satış gelirine sahip kârlı bir marka haline gelmiş durumda. Geçtiğimiz sene 52 milyondan fazla telefon satan marka net gelirini 356 milon avroya çıkarmayı başarmış. Cybershot telefonlar W800 kodlu modeliyle geçtiğimiz sene 26 yıllık Walkman markasını telefona taşıyan ve bu seride 3 milyondan fazla telefon satan Sony Ericsson, geçtiğimiz hafta tanıttığı Cybershot serisiyle de yüksek kaliteli fotoğraf çekme yeteneğini cebe sokmayı hedefliyor. Sony`nin sayısal (dijital) fotoğraf makinelerinin tescilli markası Cybershot etiketini taşıyan 12 Sony serisinde birçok modeli bulunuyor. Sony Ericsson da bu alanda otomatik netleme yeteneğine sahip gerçek flaşlı 3.2 megapiksel çözünürlüklü kameraya sahip K790 ve K800 modelleriyle yer alacak. Aynen Sony Cybershot fotoğraf makinelerinde olduğu gibi her iki modelde de kaydırılan kapağın ardından çıkan lens, cep telefonunu bir `bas-çek` fotoğraf makinesine çeviriyor. 262 bin renk gösterebilen 2 inç büyüklüğündeki ekranı ve fotoğraf çekme düğmelerinin kasa üstündeki yerleşimi kullanımı kolaylaştırıyor. 9 karelik seçim hakkı K790 ve K800, BestPic adlı yeni bir patente sahip. Bu sayede deklanşöre bastığınız andan itibaren asıl fotoğraf karesinin öncesinde 4, sonrasında da 4 kare daha kayıt yapılıyor. Böylece kameranın tepki süresindeki gecikmeler yüzünden çekilmek istenen anın kaçırılması da engelleniyor. Her biri yine en yüksek kalitede kaydedilen toplam 9 görüntüden içinize sineni seçip kaydedebiliyor, diğerlerini silebiliyorsunuz. Bunun yanı sıra yine geleneksel fotoğraf makinelerinde yer alan kırmızı göz engelleme de cihazların standart özellikleri arasında. Telefonların video çekme özelliği de bulunuyor. 64 MB kapasiteli belleğinde 100 yüksek kaliteli fotoğraf saklayabilen modelin belleği Memory Stick kartlarıyla arttırılabiliyor. Öte yandan K790 ve K800 HTML destekli internet tarayıcısına ve RSS desteğine sahip. Ayrıca fotoğraflarızı ekleyeceğiniz metinle birlikte Google`ın sahibi olduğu blogger.com sitesindeki kişisel bloğunuza eklemek tek tıkla mümkün. Nisan ayında satışına başlanacak telefonlar RDS destekli FM radyoya ve müzik çalma yeteneğine de sahip. K790`da yüksek hızlı internet erişimini mümkün kılan EDGE desteği de unutulmamış. Bütün bu nimetler sadece 115 gram ağırlığıyla cebinizde her zaman yer bulacak bir kasanın içine sığmış durumda. (Radikal) ![]() Mynet şirketinin araştırmasında, Türkiye’deki internet kullanıcılarının 18-35 yaş arası orta üst sınıf erkekler olduğu belirlendi. Mynet’in yılda bir kez Türkiye kentsel nüfusunu temsil eden 890 kişi ile gerçekleştirdiği "İnternet Kullanıcıları Profili" araştırmasının sonuçları açıklandı. Türkiye’deki internet kullanıcılarının yüzde 68’inin erkek, yüzde 66’sının 18-35 yaş arası, yüzde 70’nin bekar, yüzde 47’sinin 1000-2000 YTL aylık gelirli, yüzde 47’sinin lise mezunu olduğu ortaya çıktı. KULLANICILAR YA MAİL ATIYOR YA SOHBET EDİYOR Araştırmada dikkat çeken tespitlerden biri de internetin en yaygın olarak e-posta almak, yollamak amacıyla kullanılması oldu. Kullanıcıların yüzde 38’i e-mail sitelerini, yüzde 36’sı arama motorlarını, yüzde 28’i iş/okul ile ilgili siteleri, yüzde 24’ü anında mesaj servislerini ve yüzde 23’ü sohbet-chat sitelerini düzenli olarak ziyaret ediyor. Kullanıcıların yüzde 22’si haftada iki üç kez internete bağlanırken, yüzde 41’i bağlandığında ortalama 1-2 saat internette kalıyor. İNTERNET KAFELER HALA POPÜLER İnternete girmek için internet kafeleri tercih edenlerin oranı yüzde 49 olarak belirlendi. Ev veya işyerinden internete bağlananların oranı ise yüzde 45.6 olarak tespit edildi. Bağlantılarda, yüzde 46’ılık bir oran dial-up çevirmeli ağ-telefon bağlantısını tercih ederken, ADSL evlerde yüzde 43 ile ikinci sırada yer aldı. ALIŞVERİŞTE YENİ YENİ İNTERNET KULLANILIYOR İnternet üzerinden alışveriş yapmayanların oranı yüzde 92 oldu. Alışveriş yapmayı deneyen ve birden fazla alışveriş yapanlar ise bu yıl yüzde 7 oranında kaldı. İnternetten satın alınan ürünler sıralamasında elektronik eşya yüzde 40 ile birinci sırada, kitap, dergi yüzde 31 ile ikinci sırada, giyim yüzde 9 ile üçüncü sırada yer aldı. Ödemelerde, yüzde 76,5 oranıyla kredi kartı, yüzde 13 oranında havale ve yüzde 10 oranıyla da kapıdan ödeme tercih edildi. (Hürriyetim) Bilgisayar uzmanları, yeni tip servis reddi (DoS) saldırılarının gelecek aylarda interneti tehdit edebileceğini vurguluyor. Geleneksel servis reddi saldırılarında, hacker’ların ele geçirdiği bilgisayarlar, hedef siteye yönelerek sunucularına aşırı yüklenme yapıyor ve site internette devre dışı kalıyordu. Bu tip saldırılarda, kullanıcı hedef alınan siteye girdiğinde ‘bulunamıyor’ ifadesiyle karşılaşıyordu. Yeni tip servis reddi (DoS) saldırıları ise, internet adresleme sistemine (DNS) girilerek yapılıyor ve bu nedenle önlenmeleri daha güç oluyor. DNS sunucuları internet kullanıcıları için bir dizin gibi işleyerek, internette gitmek istedikleri doğru adreslere yönlendiriyor. Yeni tip DoS saldırılarında, DNS sunucusuna verilen komutta hedef bilgisayar geri dönüş adresi olarak tanımlanıyor. Bunun üzerine DNS sunucusu geri dönüşleri hedef bilgisayara yöneltiyor. Yeni tip DoS saldırılarının gigabyte’larla ölçülen düzeyde veriyi hedef bilgisayara gönderdiğini ve çökmesini sağladığı belirtiliyor. SYMANTEC UYARMIŞTI Önde gelen güvenlik şirketi Symantec, son dönemde ciddi bir artışla günde 1.402 adet servis reddi saldırısı gözlemlemişti. Symantec, web tabanlı uygulamalar ve tarayıcı açıkları hacker’lar tarafından suistimal edildiği sürece, DoS saldırılarının artacağını öngörüyor. SALDIRILAR BU YIL ARTACAK İnternetteki, ‘.com’ ve ‘.net’ uzantılarının idaresinden sorumlu ABD’li Verisign şirketi güvenlik şefi Ken Silva da, yeni tip DoS saldırılarının geçen yılın sonuna doğru ortaya çıktığını, bu yıl içinde de yeni saldırılara hazırlıklı olunması gerektiğini vurguluyor. Bir saldırganın izinsiz olarak bilgisayara sızarak kontrolünü ele geçirdiği bilgisayarlara ‘zombi’ deniyor. Kaynak: <a href="http://www.n | |
| Seçenekler | |
| |
WH Güncel Haberler kategorisinde ve Internet Teknolojileri forumunda bulunan İnternet, Teknoloji ve Bilişim Haberleri konusunu görüntülemektesiniz.Son dakikada bir değişiklik olmazsa TBMM Genel Kurulu'nun bu haftaki gündem maddelerinden birini Tansu Çiller'in başbakanlığı döneminde hazırlanan ancak bir ...
| ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İşte Tam Bir İnternet Güvenlik Paketi << BİTDEFENDER İNTERNET SECURİTY 2006 >> | Anti_pkk | Güvenlik ve Güvenlik Açıkları | 2 | 06-19-2008 05:19 PM |
| Türkiye'nin bilişim ödülleri | RocKmaNia | Internet Teknolojileri | 1 | 11-29-2007 12:03 AM |
| teknoloji heryerde:))) | newrojey | Komik Şeyler | 14 | 08-10-2006 09:04 AM |
| İnternet, Teknoloji ve Bilişim Haberleri | mentor | WH Haber Bülteni | 0 | 01-01-1970 02:00 AM |