Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu

> Lİpokrom Varyetelerİ

Genel Kültür - Yaşam kategorisinde ve Hayvanlar Alemi forumunda bulunan > Lİpokrom Varyetelerİ konusunu görüntülemektesiniz.LİPOKROM VARYETELERİ Cins kanarya yetiştiricileri için temel renk ikinci derecede önem taşırken, rengin saflığı birinci derecede önem taşır. Renkli kanarya ...

Geri git   Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu > Genel Kültür - Yaşam > Hayvanlar Alemi

> Lİpokrom Varyetelerİ

Sitemap Liseler HaritaG Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et
> Lİpokrom Varyetelerİ


 

Alt 12-12-2007, 12:49 PM   #1
 


Standart > Lİpokrom Varyetelerİ


LİPOKROM VARYETELERİ

Cins kanarya yetiştiricileri için temel renk ikinci derecede önem taşırken, rengin saflığı birinci derecede önem taşır. Renkli kanarya yetiştiriciliğinde bu durum farklıdır; normal olmayan renk üretiminde mutasyondan çok hibriditasyon yöntemi önemli itici güçtür. Bu yüzden, biz stokumuzda deneysel amaçlarla sadece orijinal temel renk olan sarıyı değil, ayrıca iki beyaz mutasyonu ( dominant beyaz ve resesif beyaz ) ve doğal olmayan kırmızıyı bulunduruyoruz. Bunlara fildişi (ivory) mutasyonu da eklenince renkli kanarya yetiştiricilerinin üzerinde çalışabileceği sekiz olasılık olduğu ortaya çıkmaktadır.

İngiltere’de ki sergilerde, renkli kanaryalar göz önünde bulundurulduğunda, “clear” formda (tam olarak melanin pigmentinden yoksun) beyaz ya da sarı temel renkli kuşlar az sayıda görülmektedir. Her ne kadar gül fildişi (rose ivory) ve altın fildişi (gold ivory) olarak bilinen mutasyonlu kırmızı ve sarı ana renkli fildişiler bir miktar ilgi görse de yetiştiricilerin çoğunluğu kırmızı temel renkli kuşlar üzerinde yoğunlaşmayı tercih ederler. Ancak diğer Avrupa ülkelerinde yapılan sergilerin çoğunda çok sayıda “clear” altın ve resesif beyaz kuşlarla karşılaşılırken dominant beyaz ”clear” kuşlar çok az ilgi çekerler.

İngiltere’de değişen derecelerde melanistik pigment taşıyan lipokrom variyet eleri (variegation olarak bilinir)sergi türleri olarak kabul edilirler.Diğer Avrupa ülkelerinde çoğunluk “clear” kuşun tüylerindeki ya da boynuzsu bölgelerindeki herhangi bir pigmentasyondan dolayı sergiden diskalifiye olmasını gerektiren kurala sıkı sıkıya bağlıdır. Bu, kuşu otomatik olarak damızlıklar arasındaki yerinden diskalifiye etmez. Aslında, çoğu ciddi yetiştirici “clear” kuşları ile çiftleştirmek için birkaç “variegated kuşla birlikte lipokrom damızlıkları elinde tutmak ister.

Bu noktada, kullanılan bazı terimleri açıklamak yerinde olacaktır.

“Clear”, melanin pigmentinden tamamen yoksun olan kuşları belirtmek için kullanılır.

“Ticked” kuş, tek bir tane melanin pigmentli alana sahip kuştur ve bu alan 1 cm² lik alana sahip bir cisim ile kaplanabilecek büyüklüktedir.

“Variegated” kuş “ticked” kuşa göre daha fazla melanin pigmentine sahiptir fakat gözle görülebilir bazı lipokrom tüylenme alanlarına sahiptir.

“Foul” terimi kanatlarında ve kuyruğunda yer alan tüylerde koyu renk pigment taşımayan kuşlar için kullanılır.

“Self” kuş tüm tüylerinde melanin pigmenti taşıyan kuştur.

Yeşil renk olarak bilinen kanaryanın normal evcilleştirilmiş versiyonunun temel rengi aslında sarıdır ve siyah ve kahverengi pigment birikintileri taşır. Bu birikintiler yüzünden kuş göze yeşil olarak görünür. Bu pigmentasyon diyetteki proteinden üremiştir ve temel renk üzerinde direk bir etkisi yoktur.Oysa yağa bağlı lipokrom renklenmesi temel renk üzerinde etkilidir. Melanin pigmentinin yapımı “variegation” faktörleri olarak adlandırılan genler tarafından belirlenir. Melanin birikimi için vücudun en elverişli alanları; başın çevresi, gözler, yanaklar, göğüs, gövdenin yan tarafları, kanatlar, kuyruğun dış tüyleri, ense, gaga ve parmaklardır. Bu hem bugün yetiştirilen kuşları gözlemleyerek hem de ilk “sport”lara yani açık renkli alanlara sahip koyu renkli kuşlara ait raporlara bakılarak doğrulanır. Melanin birikmesi bu faktörle kontrol edilir ve melanin renklendirmesinin koyuluğundan ikinci bir “variegation” faktör sorumludur. Bu “variegation” faktörlerinin güçlülüğü ve melanin oluşumunu baskılayan bir mutasyonun varlığı pigmentlere sahip olmayan kanaryaları üretebilmeyi mümkün kılar. Bu yüzden Mendel oranının kullanımı clear ve/veya variegated kuşların üretimini teorik olarak belirlemede sınırlıdır fakat daha iyi bir alternatifin olmayışı onu faydalı bir rehber yapar. Olasılıkları göstermek için; normal “variegation” oluşturan faktör için V, onun mutant allelomorfunu göstermek için v harfi kullanılır. Bu sebeple VV “self” ya da “foul” kuş, Vv ya da vV “variegated” kuş, vv ”ticked” kuş ya da “clear” kuştur. Melanin üretimi için çift faktör taşıyan bir kuş ile mutant allelomorf taşımayan bir kuş çiftleştirilirse tek olası yavru ya “self” ya da “ foul” kuş olacaktır.VV ve vv kullanıldığında sadece VV nesiller üretilebilir. Vv kuşlarını birbirleri ile eşleştirmek teorik olarak %25 VV”self” veya”foul” kuşları, %50 Vv “variegated” kuşları ve %25 “clear” yada “ticked” kuşları meydana getirecektir. Teorik olara vv ebeveynleri eşleştirildiğinde sadece vv “clear” veya “ticked” yavrular üreyecektir.

“Variegation” faktörlerinin sayısı hayli değiştiğinden, ne normal genler ne de mutasyonlu genler bir diğerinin üzerinde üstün gelebilmektedir. Bu yüzden daha önce hiç açıklanmayan ya da araştırılmayan faktörlerde göz önünde bulundurulmalıdır.

Vv kuşlarda var olan “variegation” miktarı bir kuştan diğerine belirgin şekilde farklılık gösterir. Bir tanesi iki “tick” işareti taşırken bir diğeri neredeyse “foul” kuş olabilir. Herhangi bir mutasyona baktığımızda şunu görebiliriz; eğer benzer mutasyonlu genlere sahip kuşlar çiftleştirilirse yıllar geçtikçe yavrular progresif şekilde daha alt seviyede, daha güçsüz, daha küçük, daha soluk renkli olacaktır. Bunun nedeni tam olarak bilinmez fakat bu durum tüm kuş türleri için geçerlidir.

Birbirini izleyen yıllar boyunca eğer “clear” kanarya bir başka “clear” kanarya ile çiftleştirilirse bu fenomen boyutların küçülmesi ve renk derinliğinin azalması ile gözle görülebilir bir hal alır. Bu yüzden saf variyete yetiştiricilerine farklı yıllarda damızlıklarına “self”, “foul”, ya da “variegated” stoklar tanıtmaları önerilir. Bu amaçla kullanılması önerilen kuşlar yeşil, bronz veya mavi gibi dahil oldukları ana gruba bağlı olarak yeşil seriden kuşlardır. Kahverengi seriden olan kuşlar ise önerilmez.

Mendel orantılarını temel alarak hazırlanmış bu tablolara bakılarak, üç özellikli çiftleşmelerin ikisinden belli bir sayıda “clear” kuşun elde edileceği görülebilir ve genellikle bu iki “clear” kuşun çiftleşmesinden elde edilecek “clear” bir kuştan daha üstündür.

Çift 1 “SELF” X “CLEAR” VV vv

Vv Vv Vv Vv

Tüm yavrular “variegated”

Çift 2 “VARİEGATED” X VARİEGATED Vv Vv



VV vV Vv vv

%25 “foul” ya da “self” %50 “variegated

%25 “clear” ya da “ticked”



Çift 3 “VARİEGATED X CLEAR Vv vv

Vv Vv vv vv

%50 “variegated” %50 “clear”ya da

“ticked”



Renk

Lipokrom varyetelerine genel olarak değindikten sonra, şimdi de çeşitli temel renkler üzerinde duralım:

SARI (ALTIN) TEMEL RENK :

Vahşi kanaryanın orijinal rengi sarıdır ve sarı renk ilk evcil kanaryalarda 20. yüzyılın başlarında “siyah kukuletalı kırmızı siskin” (black –hooded red siskin) (spinus cucullatus) üzerinde kırmızı lipokrom unu arttırmak için yapılan deneylerin başlamasına kadar sadece cins kanaryaların tüm formlarında değil, ayrıca renkli kanaryalarda da en önemli rengi oluşturmuştur. Renkli kanaryalarda ki etkisi her ne kadar azalmışsa da önemini korumaktadır. Cins kanarya variyet elerinde ise temel renk olmaya devam etmektedir.

Sarı orijinal temel renk olmasına rağmen sergi için arzu edilen tona sahip türleri üretebilmek zordur. Bundan sonra en çok tercih edilen renk parlak yeşil-sarıdır ve bazen citron(ağaç kavunu)-sarısı olarak adlandırılır. Kuş bu renge ancak kahverengi azaltan mavi faktörü taşıyorsa ulaşabilir. Bahsettiğimiz gibi kanaryaların “clear” VARYETELERİ yeşil renkli kuşlardır ve bunlarda herhangi bir sebepten dolayı melanistik pigment oluşumu engellenmiştir. Buna karşın kuşun genotipinde hem eumelanin siyah hem de phaeomelanin kahverengi pigmentleri üreten genler mevcuttur. Kalıtım modellerini açıklamaya çalışırken bir tek genin mutasyonundan söz ederiz ancak pratikte bu melanin pigmentlerinin üretiminden sorumlu bir çok gen vardır. Optik(görsel) mavi faktöre sahip bir kuş kahverengine oranla daha fazla siyah renk üreten genlere sahiptir. Bu durumda tüm temel renkler parlak görülür.Dağılım oranlarına bakıldığında fazla yaygın olmadığı görülen ve bu arzu edilen özellikleri oluşturan kalıtım modelini korumanın herhangi bir garantisi olmayışı büyük bir sorundur. Ancak belirli kuşların bu arzulanan özellikleri daha büyük oranda taşıdığı görülür. Tüm çiftleşmelerin nesilleri ile ilgili son derece detaylı kayıtların tutulması bu özelliklerin kaybedilmemesi adına şiddetle tavsiye edilir.

İdeal olan anlatıldıktan sonra şimdi de oluşan en büyük hatalardan bahsedelim. Bunlar; çok solgun bir renk, yamalı(parçalı) renklenme, mat sarı renk ve tüylerde turuncu tonlanmalarıdır.

Yamalı renklenme sarı temel renkli kuşlarda pek görülmez çünkü bunlara renk beslenmesi uygulanmasına gerek yoktur. Doğal renkli ve doğal kaynaklı beslenen kuşlarda da çok az rastlanılır.

Soluk rengin görülmesi diyetin içinde yer alan doğal bir madde olan ve kuşlara sarı rengi veren karotenoid luteinin düşük seviyede olduğunu göstermez. Eğer kuş iyi dengelenmiş bir diyet ile beslenmişse rengini otomatik olarak belli eder fakat renk ortaya çıkmıyorsa yem karışımı yeniden düzenlenmelidir. Diyetin yeterli miktarının sade kanarya yemi olmasına ve bunun siyah kolza ( küçük şalgam) ve özellikle kırmızı Brezilya brokolisi olmak üzere sebzeler ile desteklenmesine özen gösterilmelidir.

Mat renk optik-mavi faktör taşımayan kuşlarda lipokromun karşıt etki gösterdiğini belirtir. Örneğin kahverengini üreten genler siyah rengini üreten genlere baskındır. Mantık olarak bu istenmeyen özelliği gösteren kuşların elimine edilmesi gerekir ancak yetiştirilen en iyi kuşların bir kısmının bu örneklerden üretildiği düşünüldüğünde bu konu üzerinde kesin bir yargıya varmak zordur. Yine çok iyi kayıtlar tutulmalıdır ve yetiştirici kararını bunlara göre oluşturmalıdır.

Kuşlarda turuncu tonlanmalarının oluşması engellenmelidir ve bu yüzden “clear” variyet elerde görüldüğünde eliminasyon önerilir. Sarı temel renkli kanaryalarda turuncu tonlanmalarının oluşmasının iki sebebi vardır: İlk sebep kaza eseri meydana gelmesidir.Örneğin kırmızı temel renkli kanaryalar için kullanılan renklendirme ajanları sarı kanaryaların yemlerine ya da sularına yanlışlıkla karışabilir. Eğer bu durum söz konusu ise tüm stokun elenmesini gerektiren önlemin alınmasına hiçbir şekilde gerek yoktur. Diğer sebep, kuşun homozigot sarı olmayışı ve kırmızı rengin oluşmasına yol açacak bazı genler taşımasıdır. Kendi varyetelerinde meydana gelen yeni mutasyonların az oluşuyla birlikte deneysel yetiştiriciler için amaç mutasyonu sadece dört klasik renge(yeşil, kahverengi, akik (agate) ve isabel) değil diğer tüm temel renklere de transfer etmektir. Kırmızı temel renkli nesilde mutasyon meydana geldiğinde normalde istenmeyen bir proses olan kırmızının beyaz mutasyonlardan biri ile ya da direk olarak sarı ile çiftleşmesi gerekir. Ancak çok özenli tekniklerin uygulanması ile kırmızıdan sarıya olan değişim meyvesini verecek ve ondan sonra bile kırmızı ana renge dönüş beş yıl kadar zaman alacaktır. Bu yüzden bu çiftleşme mümkün olduğu kadar engellenmelidir.

Her yerden temin edilebilecek bol stok sayesinde sarı temel renkli kuşlarla kırmızı temel renkli kuşları çiftleştirmeye gerek yoktur. Bu yüzden bu çiftleştirilmelerin yapılmaması ve turuncu tonlanmaları görüldüğünde bu kuşların elimine edilmesi tavsiye edilir.

KIRMIZI TEMEL RENK:

Kanaryalarda bugüne kadar kabul edilen en popüler temel renk kırmızıdır.Mutasyon sırasında oluşan iki beyaz temel renkten farklı olarak, kırmızı temel rengi hibriditasyon yolu ile elde edilmiştir. Deneysel yetiştiriciler kanaryalarında kırmızı lipokromu üretmeyi hedefleyerek işe

siyah kukuletalı kırmızı siskin (spinus cucullatus) erkeği ile dişi sarı kanaryayı çiftleştirerek başlamıştır. Bu çiftleşme sonucu meydana gelen dişilerin kısır olduğu ve sonuç olarak işe yaramaz oldukları ortaya çıkmıştır. F1hibrit erkeklerde sınırlı fertiliteye rastlanmış ve bunlar sarı dişiler ile geriye birleştirilmişlerdir. F2 hibritindeki arayış siskin genlerinden sonra azalmıştır. Bu çiftleştirmenin sonucu oluşan dişilerden sarı temel renkli dişiler siskin atalarından miras kalan gen havuzunu düşürmüşlerdir.

F3 dişilerin küçük bir kısmında kısırlık tespit edilmiş ve bundan sonra renk elde etmek için, karışık bir iş olan seçici yetiştiricilik başlamıştır.

Günümüzde “kırmızı faktör” elde etmek örneğimizde göreceğiniz gibi resesif beyaz ile çiftleştirme yapılınca göreceli olarak daha kolaydır. Bu durumda bile elimizdeki sınırsız kırmızı kanaryalara rağmen amacımıza ulaşmamız beş altı yıl sürebilir. Buna bakarak atalarımızın amaçlarına ulaşmak için gösterdikleri sabrı ve harcadıkları zamanı siz tahmin edin. İkinci dünya savaşının deneyleri yavaşlatması hatta durdurması ile serbest bir şekilde birlikte yetiştirilen kanaryaların tam olarak ne zaman kırmızı renkte olmaya başladıklarını kestirmek zordur. Bu arayış sentetik renklendirme ajanlarını içeren beslenmenin serbest bırakıldığı 1960’ların ortalarına kadar sürmüştür. O zamana kadar toprakta yetişen doğal ürünler dışında herhangi bir maddenin renk beslenmesi amacıyla kullanılmamasına izin verilmemiştir. Kanaryanın temel rengi renk üretiminden sorumlu genler tarafından kontrol edilir. Bu renklenme kuşun yediği yemlerden ileri gelir. Normal sarı renkli kanarya rengini yemindeki karotenoidlerden alır. Sarı renk xanthopyll, kırmızı renk ise karoten adındaki pigmentlerden kaynaklanır. Kırmızıdan sorumlu genin her iki pigmenti de kullanıp kullanmadığı bilinmese de sarıdan sorumlu genin renk kaynağı olarak karoteni kullandığı doğrulanmıştır. Diyetinde karotenoid bulunmayan kanaryalar hangi temel renkte olurlarsa olsunlar beyaza döneceklerdir.

Bilinmektedir ki, karo ten içermeyen yemle beslenen siskin erkekleri renklerini kaybetmektedir. Bu da göstermektedir ki kırmızı temel renk genetik makyajın yanı sıra diyete de bağlıdır. İlk kırmızı kanarya yetiştiricileri, yüksek oranda karoten içeren doğal kaynaklı yemleri bulabilme sorunu ile karşılaşmışlardır. Yapılan analizlere göre pek çok sebze ürününden sadece altı tanesin 100 ppm (milyonda bir kısım) karoten içerdiği saptanmıştır ve bu altı üründen yalnızca üç tanesi kuşlar tarafından tercih edilmiştir. Bu üçünün arasında yer alan ve 120 ppm karoten içeren havuç en kolay elde edilendir ancak bu sebzenin sıvı da dahil herhangi bir formda verilmesi sonucunda görsel olarak kırmızı kabul edilebilecek kanarya hiçbir şekilde elde edilememiştir. Diğer yüksek karoten içeren iki ürün de -160-250 ppm içeren kuru ot ve 117 ppm içeren otlar – verilmiştir ancak elde edilen sonuçlar yetersizdir. %10 oranında karoten içeren suni renklendirme ajanlarının kullanılmaya başlanılması ile birlikte gerçek kırmızı kanaryaların elde edilmesi rüyası gerçek olmuştur. Bu ürünler ilk tanıtıldıklarında kuşku ile karşılanmıştır. Bu suni ürünlerin kuşta doğal olarak bulunan kırmızı renk üretebilme kapasitesini engelleyebileceği düşünülmüştür. Ancak sarı ve beyaz temel renkli kuşlarda yapılan testlerin sonucuna göre eğer bir kanarya kırmızı renk üretiminden sorumlu genler taşımıyorsa önerilen renklendirme ajanından ne kadar alırsa alsın kırmızı renge sahip olamayacaktır. Belki de yıllar önce yetiştiriciler kırmızı renk adına ulaşılabilecekleri son noktaya ulaşmışlar ama sonuçtan tatmin olmamışlardır. Kesin olan şudur ki son 20 yılda bu konuda çok az ilerleme kaydedilmiş ve ulaşıla bilinecek son nokta eğer hala ulaşılamamış olduğu düşünülüyorsa bile çok yakındır.

Tüy dökmeleri sırasında suni renklendirme ajanları ile beslenen kuşların özellikle baş çevresinde olmak üzere mat kırmızı, mor ya da kahverengine dönüştükleri izlenmiştir. Yazar ve ilişkide olduğu yetiştiriciler yaptıkları çalışmalara bakarak fazla miktarda renklendirme ajanı kullandıkları deneylerde oluşan mat ya da alternatif renklenmelerin, kullandıkları ajanlardan değil kuşun genetik yapısından ileri geldiğini anlamışlardır. Örneğin parlak kırmızı görünen kuşlar optik mavi faktöre sahipken, mat görünenlerin genetik yapılarında yüksek oranda kahverengini üreten gen bulunur. Üzücü bir durum dur ki çok az sayıda deneysel yetiştirici kalmıştır ve sonuçta daha fazla çalışma yapılmadan bu teoriyi doğrulamak mümkün değildir. Ancak şu da bir gerçektir ki; bir kuş asimilasyonunun en üst noktasındakinden daha derin bir renge sahip olamaz. Rengi kontrol eden genlerin kalıtımı bir kanaryanın maksimum renklenme miktarının kontrolünde etkili olabilir ve yetersiz beslenen bir kuş asla daha iyi beslenen bir kuş kadar iyi bir renge sahip olamaz.

Renk konusu tartışılırken iki noktaya daha değinmek gerekir. Birincisi diyetin etkisidir. Bir kanaryanın diyetinin büyük bölümünü tohum karışımları oluştururken suni renklendirme ajanlarının kullanılmaya başlanması ile daha az öneme sahip olmuştur.Kırmızı kanarya yetiştiricileri için eksi puan sayılan birçok faktör sarı kanarya yetiştiricileri için artı puandır. Kolza( küçük şalgam), devedikeni ve kenevir tohumları sarı renk üreten karotenoidi bol miktarda içerirken yulaf tohumları hiç içermezler. İkinci değinilmesi gereken nokta ise kuşun bulunduğu çevredir. Her ne kadar bunun bir söylenti mi yoksa gerçek mi olduğu bilinmese de kuvvetli güneş ışığında tüy döken kuşların renginin kısmen ağardığı ve direk güneş ışığına maruz kalmayan bir ortamda tüy döken kuşun rengi ile aynı koyuluğa sahip olmadığı söylenir. Bu teoriyi çürütecek bir kanıt olmadığı için dikkate alınmasında fayda vardır.

DOMİNANT BEYAZ RENK:

17. yy. a kadar geriye gidildiğinde kayıtlar göstermektedir ki beyaz temel renkli kanaryalar mevcuttur ve kalıtım özellikleri ile ilgili çok az çalışma yapılmıştır. Bu kuşların ya da daha sonra Alama stoklarında ortaya çıktıkları kaydedilenlerin bizim şimdi adlandıracağımız dominant beyazlar mı yoksa resesif beyazlar mı olduklarını bilmiyoruz. 1920’lerin sergilerinde dominant beyaz ile karşılaşıyoruz. Ancak kuşun yeni spontan bir mutasyon mu olduğu yoksa uzun zamandır süregelen bir döl mü olduğu kayıtlarda yer almıyor. Adından anlaşıldığı gibi beyaz kanaryanın bu versiyonu dominant heterozigot versiyondur ve bu yüzden lipokrom renklenmesinin tüm diğer formları üzerinde baskındır. Sonuç olarak bir kuş dominant beyaz olsun ya da olmasın bu faktörü taşıyamaz. Bu kalıtım modeli intensive (intensive: yoğun, sık tüyler) tüyler içinde aynıdır.

Çift 1 DOMİNANT BEYAZ X DOMİNANT BEYAZ

Ww Ww

WW Ww wW ww

W değiştirilmemiş normal geni, w mutant allelomorfu gösterir.

Böylece dominant beyaz ile dominant beyazın bu çiftleşmesinden beklenen sonuç: %25 Ww normal renkliler, %50 Ww heterozigot dominant beyazlar ve %25 homozigot dominant beyazlar

Çift 2 DOMİNANT BEYAZ X NORMAL

Ww WW

WW WW wW wW

Dominant beyaz ile normalin ( normal kelimesi ile dominant olmayan beyaz kastediliyor) çiftleştirilmesi ile beklenen sonuç: %50 WW normal renkli ve %50 wW heterozigot beyazlar.

Eğer iki normal kuşu çiftleştirirsek baskın beyaz yavrular elde edeceğimiz açıktır.

Örnek olarak her ne kadar dominant beyaz ile dominant beyazı çiftleştirmiş olsak da bu çiftleştirme tercih edilmez. Çünkü tutulan kayıtlara göre; mutasyon çift dozda meydana geliyorsa, örneğin homozigot dominant ise yavru yaşayamaz yani yumurtadan çıksa bile olgunluğa erişemez. Ancak yazar tarafından araştırılan sınırlı sayıdaki dominant beyaz ile dominant beyaz çiftleştirmeleri bu verileri doğrulama ya da çürütme konusunda yetersiz kalmaktadır. Kayıpların nasıl meydana geldiği tam belirtilmediği, yumurtanın içinde mi yoksa olgunluğa erişememe yüzünden mi olduğu bilimsel bir biçimde açıklanamadığı için bu kayıtlardaki bilgilerin doğruluğu şüphelidir.

Tüm heterozigot dominant mutasyonlarda baskınlığın dereceleri vardır. Mutasyonun etkisi gerçek rengi maskeler. Normalde sarıdır ancak tüylerin arasında lipokrom tarafından renklendirilen bazı izole alanlar ile karşılaşmak mümkündür. Bu alanlara genellikle uçuş ve kanat tüylerinin ucunda, boyun bölgesinde rastlanır ve yoğunlukları kuşlardan kuşlara değişiklik gösteriri. Normal koşullarda beyaz mutasyonun sarıyı maskelediğini söyledik. Bı bilimsel nedenlerden çok tarihi nedenlere dayanır. Kırmızıyı maskelememesi için kesinlikle bir sebep yoktur ve bunun yetiştiriciler tarafından bilinmesinde yarar vardır. Böylece kırmızı bir kuşu “clear” sarı ile çiftleştirip bir anda yıllarca oluşturmaya çalıştıkları iyi renklendirilmiş sarı nesli bozmazlar. Carophyll Red veya başka bir sentetik renklendirme ajanı kullanıldığında dominant beyaz faktör tarafından maskelenmemiş lipokrom, rengin kırmızıya ya da turucuya değişmesine neden olacaktır.

“Clear” dominant beyazın sergilenme standardında olması için normal lipokrom izlerini taşımayan açık parlak beyaz tüylere sahip olması gerekir.Diğer tüm lipokrom varyetelerinde de olduğu gibi beyaz rengin parlaklığı optik mavi faktörü taşıyan kuşlar tarafından oluşturulur. Ancak dominant beyazlar söz konusu olduğunda bu durum karışıklık gösterebilir. Sarı lipokrom elimine edilmek istendiğinde optik mavi faktör beyazda olduğu gibi lipokrom renklenmesinin üzerinde etkili olarak onu daha belirgin bir hale getirecektir. Tam bir cevap olmasa da ileride daha detaylı olarak değineceğimiz fildişi ( ivory) faktör devreye girecektir. Fildişi faktörün rolü normal lipokrom rengini modifiye etmektir: sarıya eklendiğinde rengi parlak sarıdan soluk limon sarısına çevirir. Tahmin edileceği gibi beyaz üzerinde etkisi yoktur. Henüz değinmediğimiz sebepler yüzünden fildişi faktörün eklenmesi ayrıca uçuş tüylerindeki herhangi bir lipokrom izini de yok eder. Uçuş tüyleri lipokrom birikintilerinin en sık oluştuğu bölgelerdir.Uzun süre dominant beyaz kuşların sadece non-intensive ( yoğun olmayan) kuşlarla çiftleştirilmesi gerektiğine inanıldı. Artık bu durumun değiştiği söylenebilir fakat yine de böyle düşünülmesinin sebebi dominant beyaz faktörün bir şekilde tüy kalitesinde bozulmaya neden olduğuna inanılmasıdır. Tabii bu doğru olamaz. Çünkü bu faktör tüylerin kalitesinden değil, lipokromun tüylerde meydana getirdiği renk değişimini sınırlamak ile görevlidir. Renkli kanarya terminolojisinde dominant beyaz kuş “silver”( gümüş) olarak adlandırılır ve bu terimin kullanıldığı durumlarda resesif değil de dominant beyaz kanaryadan bahsedildiği anlaşılmalıdır.

RESESİF BEYAZ:

Resesif beyaz mutasyon homozigot resesif versiyondur yani faktörün görünmesi için sorumlu her iki genin mutasyona uğramış olması gerekmektedir. Dolayısı ile beyaz dominant karşılığından farklı olarak, resesif beyaz faktör eğer faktörü taşıyan yada gösteren bir eş ile çiftleştirilirse beyaz bir kuş meydana gelebilir. Bu olay aşağıdaki tabloların incelenmesi ile görülebilir:

Çift1 RESESİF BEYAZ X RESESİF BEYAZ

zz zz

zz zz zz zz

Yani bir resesif beyaz diğer bir resesif beyaz ile çiftleştirildiğinde tüm yavrular resesif beyaz olur.

Çift 2 RESESİF BEYAZ X RESESİF BEYAZ taşıyıcı NORMAL

zz zZ

zz zZ zz zZ

Yukarıdaki eşleştirmeye göre tam resesif beyaz ile resesif beyaz taşıyıcı normal ebeveynlerden teorik olarak %50 resesif beyaz ve %50 resesif beyaz taşıyıcı normal yavrular elde edilebilir.

Çift 3 RESESİF BEYAZ taşıyıcı NORMAL X RESESİF BEYAZ taşıyıcı NORMAL

Zz Zz

ZZ Zz zZ zz

Resesif beyaz taşıyıcı normal ile resesif beyaz taşıyıcı normal; %25 homozigot normal, %50 heterozigot normal, %25 homozigot resesif beyaz verir. Bu tür bir çiftleşmedeki tek problem homozigot ve heterozigot normal yavruların fenotipinin aynı olması ve hepsinin genotiplerinin belirlenmesi için eşleştirme testlerinin yapılması gerekliliğidir.

Çift 4 RESESİF BEYAZ X NORMAL

zz ZZ

zZ zZ zZ zZ

Dördüncü olası eşleşme ise bir tam ( ya da homozigot) resesif beyazın bir homozigot ( ya da taşıyıcı olmayan) normal kuşla eşleştirilmesidir. Bu çiftleşme ile yalnızca görsel olarak normal kabul edilen kuşlar elde edilebilir. Ancak hepsi resesif beyaz faktörü taşır. Dişiler ve erkeklerin yerleri değiştirilse de aynı sonuçlar elde edilecektir.

Resesif beyazın ilk örneği bir “ticked” (açıklama için bakınız 1. sayfa- çeviren)kanarya idi ve 1908’dwe Yeni Zelanda ‘da Miss Lee tarafından yetiştirilmişti ve tüm beyaz resesifler bu kuştan köken alıyordu. Mutasyonun amacı tüylerde lipokrom renklenmesinin tamamen önlenmesidir. Kuşun derisinin rengi de normal pembeden leylak rengine değişir. Ancak bunu sadece yavrunun hayatının ilk günlerinde görebilmek mümkündür. Dominant beyaz karşılığından farklı olarak resesif beyaz her zaman “clear” beyaz olarak kalacaktır ve bu durumun diyete eklenebilecek herhangi bir madde ile ilgisi yoktur. Bazen dominant beyaz ile resesif beyazın en iyi örneklerini birbirinden ayırmakta zorluk çekilebilinir. Kuştaki yağ durumu kontrol edilerek bu sorunun üstesinden kolaylıkla gelinir.Yağ göğüs kafesinin altında ve üstünde kolaylıkla izlenebilir. Resesif beyazlarda diyete bağlı olmaksızın yağın rengi beyaz iken , dominant beyazlarda yağın rengi diyete bağlıdır ve kuşun rengi eğer sentetik renklendirme ajanları ile besleniyorsa kırmızıya dahi çalabilir. Resesif beyazların büyük bir avantajı bunların “clear” kırmızı variyeteler ile rahatlıkla birleşebilmeleridir. Yetiştiricinin tüy döküm sırasında sunulan renklendirme ajanlarının yavrular tarafından alınıp alınmadığına dikkat etmesine gerek kalmaz.Sarı temel renkli kuştan kırmızı rengin izlerini silmek çok zor olsa da sarıyı baskılayan dominant ya da resesif beyaz ya da sarı temel renkli kuşlarla 4-5 yıl boyunca süren çiftleşmeler sonucu iyi kalite kırmızı kuş elde etmek çok zor değildir. Önerilen sistem koyu kırmızı kuşla başlamak ve bunu resesif beyaz ile birleştirmektir. Bu birleşmeden elde edilecek kuşlara renk beslenmesi uygulanırsa orta seviyede turuncu renge sahip olacaktır. Eğer sadece bir çift kullanılıyorsa ikinci yıl erkek kardeş dişi kardeş ile birleştirilmelidir. Böylece meydana gelecek tüm resesif beyazlar ( bizim kalıtım tablolarımıza bakıldığında resesif beyazların oranının %25 olduğunu görürüz) üçüncü sezon için saklanmalıdır. Daha sonra dördüncü senede en koyu renkli kuşlar arasından seçilen kardeşler tamamen farklı kökenli bir koyu kırmızı renkli kuşla çiftleştirilir. Aynı şekilde resesif beyaz yavrular , resesif beyaz faktör taşıyıcılar elde etmek için koyu renkli kırmızı bir kuşla çiftleştirilir. Bundan sonra kırmızıyı baskılayan resesif beyaz kuş nesli elde etmek oldukça kolay olacaktır. Kırmızıyı baskılayan dominant beyaz kuşlarda olduğu gibi, yetiştiricilere genetik makyaj hakkında bilgi verilmesine özen gösterilmelidir ki sarı temel renkli nesil bozulmasın.

Beyaz resesif mutasyonlar yemlerinde bulunan A vitamininden faydalanamaz ve bu yüzden A vitamini eksikliğinden kaynaklanan hastalıklara dikkat edilmelidir.Bunun için yemine veya suyuna vitamin takviyeleri yapılmalıdır. Tüy dökmeleri sırasında yüksek oranda vitamin A içeren Corophyll Red verilebilir. Daha geleneksel bir yöntem sığır iç yağı vermektir. Resesif beyaz kanaryaların vitamin A’dan faydalanamadığına uzun zamandan beri inanılmaktadır. Bunun aksini kanıtlayacak veri bulunmamaktadır. Ancak yazar kendi yetiştirdiği kuşlar arasında yer alan beyaz resesif kanaryalara diğer kuşlarla aynı bakım şartlarını sağlamış, yemlerine diğerlerinden farklı bir ilave yapmamış ve sonuçta birkaç yılı içeren bir zaman zarfından sonra resesif beyaz mutasyonlardan elde ettiği başarının diğer kuşlarla aynı olduğunu görmüştür.

Bir zamanlar beyaz kanaryaların diğerlerinden daha hassas, narin olduğu düşünülür ve bu yüzden meydana gelecek yavruların çok narin olacağından ve olgunluğa erişemeyeceklerinden korkularak “clear” örneklerde resesif beyaz ile resesif beyazın çiftleştirilmesine karşı çıkılırdı. Kendi VARYETELERİ içinde problem daha az belirgin hale geldi. Son on yılda yazar kendi çiftleştirme sonuçlarını temel alarak bu konuya bir açıklık getirmede fayda görüyor. Sadece güçlü, sağlam ve sağlıklı örneklerin birbirleri ile birleştirilmesi sonucu alınan sonuçlar resesif beyaz ile resesif beyaz ile çiftleştirildiğinde alınan sonuçtan farklı değildir. Ancak belirtilmelidir ki böyle bir çiftleşmeden elde edilen yavrular resesif beyaz taşıyan normaller ile çiftleştirilir.

Fildişi Faktörü ( Ivory faktör)

1950’li yıllarda Hollandalı P.J.Heider normal intensive ( yoğun) kırmızı ile normal olmayan intensive kırmızıyı birleştirerek soluk renkli bir yavru elde etmiştir.Tüy döküm sırasında yavrunun beklenen kırmızı renk yerine pembe renk olduğu ortaya çıkmıştır. Bu yavru dişidir. Bu testlerle cinsiyet bağlantılı resesif formatı takip eden kalıtım modeli ile bu fenotipi elde etmenin mümkün olduğu kanıtlanmıştır. Bu yüzden başka bir mutasyon saptanmıştır. Beklenen tablo şöyledir.

Çift1 NORMAL ERKEK X FİLDİŞİ DİŞİ

XI XI Xi Y

XI XI Xi Y

XIXi XIY XIXi XIY

Not:I normal geni gösterir ve i bunun mutant allelomorfudur . artık bilindiği üzere eşey geçişli resesif mutasyonlarda erkek, mutasyonlu fenotipi yeniden oluşturabilmek için X kromozomu üzerinde bulunan mutasyonlu lipokrom üreten genlere sahip olmalıdır. Sadece bir x kromozomuna sahip dişi ise ya normal ya da mutasyonlu türden olmalıdır.Yukarıda gösterilen birleşme sonucu oluşan erkek yavru normal homozigot olarak aynı fenotipe sahip olsa da birleştiği eşinin genotipine bağlı olmaksızın mutasyonlu versiyonu meydana getirebilecektir.

Çift 2. fİLDİŞİ(ivory) taşıyıcı NORMAL ERKEK X FİLDİŞİ DİŞİ

XI Xi Xi Y

XI Xi Xi Y

XIXi XIY XiXi XiY



Çift3 FİLDİŞİ ERKEK X NORMAL DİŞİ

Xi Xi XI Y

Xi Xi XI Y

XiXI XiY XiXI XiY



Çift 4 FİLDİŞİ taşıyıcı NORMAL ERKEK X NORMAL DİŞİ

XI Xi XI Y

XI Xi XI Y

XIXI XIY XiXI XiY

Bu dört birleşmeden beklentilerimiz şöyledir:

Çift 1: Normal erkek X fildişi dişi: %50 fildişi taşıyan normal erkekler ve % 50 normal dişiler

Çift2: Fildişi taşıyıcı normal erkek X fildişi dişi. %25 fildişi erkek, %25 fildişi taşıyıcı normal erkek, %25 normal dişi, %25 fildişi dişi

Çift 3: fildişi erkek x normal dişi : %50 fildişi taşıyan normal erkekler ve % 50 fildişi dişiler

Çift 4 Fildişi taşıyan normal erkek X normal dişi : %25 normal erkek, %25 fildişi taşıyıcı erkek, %25 normal dişiler, %25 fildişi dişiler

Tabii ki eğer fildişi erkek ile fildişi dişiyi birleştirirsek tüm yavrular fildişi olacaktır.

FİLDİŞİ ERKEK X FİLDİŞİ DİŞİ

Xi Xi Xi Y

Xi Xi Xi Y

XiXi XiY XiXi XiY

Her ne kadar mutasyon her ana renk için fildişi olarak adlandırılsa da bu terimden önce daha betimleyici bir kelime kullanılır. Örneğin kırmızı temel renk gül fildişi ( rose ivory), sarı temel renk altın fildişi ( gold ivory) ve beyaz temel renk gümüş ( silver) fildişi olarak adlandırılır.

Belirtildiği gibi fildişi mutasyonunun modifiye edici etkisi sonucu kırmızı kuş pembeye , benzer olarak sarı kuş soluk limon rengine dönüşür. Beyaz kuşta çok az değişiklik oluşur. Gümüş fildişi’nin fenotipinde meydana gelen en belirgin değişiklik dominant beyazın uçuş tüylerinde görülen sarı lipokrom birikintilerinin kaybolmasıdır. Eğer yakında bakılırsa kuşun tüm tüylerinde soluk limoni renklenme gözlenir. Bu durum kuşa renk beslenmesi yapılmadıkça gözle seçilmez. Ancak renkli beslenmede lipokromun daha büyük miktarları rengin gözle seçilebilmesini sağlar.

İngiltere’ye bu mutasyonların ilk örnekleri getirildiğinde insanlar renklerini eski piyano tuşlarına benzetmiştir. Bunların mutasyonun farklı bir versiyonu olduğu ve güle (rose) göre daha düşük kırmızı gen miktarına sahip oldukları düşünülmüştür. Artık biliyoruz ki gül, altın ve gümüş fildişiler beklenilen fenotipleri hiçbir şekilde bu tarife uymamaktadır. Bu yüzden bahsedilen kuşların renkleri ortalama kırmızıdan sarıya değişen kuşlar oldukları anlaşılmıştır. Bu kuşlar mutasyonu orijinal kırmızıdan arı temel renge geçirmeye çalışmaları sırasında yapılan çiftleştirmeler sonucu ortaya çıkmışlardır. Deneysel çalışmalar dışında bu çiftleşmelerin yapılması önerilmez. Özellikle yeni başlayanlara saf temel renkler üzerinde durmaları tavsiye edilir. Fildişi faktör her ne kadar kuşun temel rengini değiştirirse de normal kuşlarda bulunan lipokrom üreten genlerin gücü üzerinde etkisi yoktur.Bu yüzden fildişi kuşlarda normal karşılıklarında olduğu gibi rengin koyuluğu önemlidir.

Tüm temel renklerde rengin koyuluğuna birinci dereceden önem verilir. Pembe ve limon sarısı renginin tonlarına mümkün olan en yüksek koyulukta sahip olduklarından dolayı fildişi kuşlar ideal standart olarak kabul edilirler.Bir kez böyle bir amaç ortaya konduktan sonra anlaşılmıştır ki zamanla daha solgun renkli versiyonların yetiştirilmesi, fildişi elde etmek için kullanılan kuşlarda ters bir etkiye neden olmadı. Böylece sadece “clear” VARYETELERİ ellerinde tutmak isteyen yetiştiriciler için daha çok şans doğmuş oldu.

Mutasyonun ilginç bulunan bir yan etkisi renk uyumsuzluğunun normal kırmızı ve sarı ile karşılaştırıldığında otomatik olarak üstesinden gelmesidir. Omuz tüylerini uçları ve butlar çok hafif derecede daha koyu renklidir.

“Clear” kuşlar için var olan bütün kurallar fildişi mutasyonu için geçerlidir: Temel renkler karıştırılmamalıdır, intensif kuşlar non-intensif kuşlar ile birleştirilmelidir ve tüm mutasyonlarda olduğu gibi fildişi en azından birbirini izleyen yıllar içinde normal kuşla geriye birleştirilmelidir. Normal renkli kuşlarda olduğu gibi fildişi kuşlarda da rengin koyuluğunu korumak zordur ve geriye birleştirmeye önem verildiği gibi “variegated” stoklarla çiftleştirilmeye de önem verilmelidir. Bu rengin kalitesine olduğu kadar şekil ve büyüklüğün korunmasına da yardımcı olacaktır.

Her tür temel renk için yavrunun tüylerinin rengine bakarak tüylerin tam olarak sahip olacağı koyuluğu belirlemek mümkün değildir. Sıklıkla yuvadaki yavrularda en koyu renkli olanın ilk tüy dökmeden sonra renginden kayıp verdiği görünür. Bu sadece fildişi kuşlar için değil diğer kuşlar için de geçerlidir.

“Clear” kuşların ”self “yeşillerde köken aldığı hali hazırda bildirilmiştir.Melanistik pigmentin

üretimini baskılayan faktörler yüzünden “variegation”varlığına dair bir kanıt bulunmaz.bu yüzden “self”variyetelerin fenotiplerini değiştiren mutasyonlar “clear” variyeteler dede bulunabilir.Ama buna ait açık bir kanıt bulunmamaktadır.Buna istisna olarak göz rengini değiştiren mutasyonlar sayılabilir.Kahverengi (tarçın) mutasyon yıllar boyunca yavrular yumurtadan çıkar çıkmaz cinsiyetlerinin belirlenmesinde rehber olarak görülmüştür.”Self” kahverengilerde ise kuş büyüdükçe göz rengi de koyulaşır ve genellikle yeşil seriden olan kuşla kahverengi seriden olan kuşları sütten kesildikten sonra birbirlerinden ayırt etmek hemen hemen imkansızdır.Göz rengini etkileyen diğer mutasyonlar ino ( Türkçe karşılığını bulamadım- çeviren) ve saten (satinette) mutasyonlardır ve bunlarda parlak kırmızı göz rengi karakteristiktir.

Avrupa’da bu kışlar tamamen kabul görür ve büyük sergilerde bunlar için sınıflar açılır.Bu sınıfların olmadığı sergilerde koyu renk gözlü kuşlarla beraber sergilenirler.İngiltere’de diğer

Avrupa ülkelerinden farklı olarak azınlıktadırlar ve lipokrom sınıflandırılmalarında tam olarak nereye koyulacakları bilinemez. Deneysel birleştirilmelerde melanistik pigmentlerden tamamen yoksun kırmızı gözlü ”self”kuşlar üretilmiştir.Örneğin saten yada ino nun opal ile birleşmesi bu fenotipi meydana getirir.buna rağmen böyle bir kuşa yakından bakıldığında alttaki tüylerde koyu pigmentasyon izlerine rastlanır. Ancak gerçek bir lipokrom örneği her zaman için “clear” beyaz alt tüylere sahiptir.

Göz rengi hiçbir şekilde kuşun temel rengini etkileyemez ve bir çok yetiştirici kırmızı gözlü clear kuşların koleksiyonlarında bulunmalarını arzu eder.Temel renkleri sarı veya gümüş olan kuşlarda kırmızı göz oluşan kontrasta bağlı olarak çok daha belirgin durur.Ancak kırmızı temel renkli ve kırmızı gözlü kuşlarda yetiştirilmektedir.Vücudun büyüklüğünü ve şeklini muhafaza etmek için birbirini izleyen yıllarda mutasyonlu kuşun normal kuşla geriye birleştirilmesi tavsiye edilir.Kırmızı gözlü lipokrom birleşmelerinde en sık kullanılan saten mutasyonunun kalıtım modeli fildişi mutasyonunki ile aynıdır.Eğer ino mutasyonu kullanılacaksa ki bu noktada “clear” variyet elerde iki mutasyon arasındaki farkın gözle seçilebilmesinin imkansız olduğu belirtilmelidir, resesif beyazları tarif etmek için faydalanılan

Kalıtım tablosu kullanılmalıdır.

Tüy Tipleri:

Her ne kadar lipokrom birikintileri üzerinde etkisi olmasa da tüylerin yapısı üzerinde durmak gerekir çünkü tüy tipi kuşun tüm fenotipini etkileyebilir.

Tüm tüyler deriden papilla olarak çıkar.Papillanın dış tabakası tüy kınıdır.İçteki tabaka ise

asıl tüyüdür.Tüyün kını, içinden yeni tüylerin gelişeceği kıl follikülüne gömülüdür.Büyüme

Prosesi esnasında tüyün ortasındaki yumuşak boşluk kan damarları tarafından beslenir.Temel rengi sağlayan lipokrom renklenmesi kandaki yağlı öğe ve melanistik pigmentteki protein öğe tarafından nakledilir.Tüy tam olarak büyüdüğünde kın kaybolur.Tüy genişler ve sertleşir.Bu olayın gerçekleşmesi ile kan desteği durur.Büyüme tamamlanmıştır ve tüy etkin şekilde ölmüştür.Bundan böyle dışarıdan uygulanan renklendirme işlemleri dışında hiçbir şey tüyün rengini değiştiremez.

İntensif ve İntensif olmayanyoğun,sık ve sık olmayan anlamında)

Kanaryanın normal tüyü “frosted” tüydür.Renkli kanaryalarda intensif olmayan ,cins kanaryalarda ise buff (çıplak) olarak adlandırılır.Bu tüy göreceli olarak geniştir ve gövdenin son üçte birlik

Kısmının yanlarında bulunur.Primer rengi gösterir;yeşil serilerde siyah,kahverengi serilerde orta gri ve tüm ”clear”versiyonlarda beyaz yada genetik olarak yeşil veya kahverengi.Bu alt tüy

olarak bilinir.Clear variyet elerde tüyün kalıntısı kuşun dominant rengini gösterir.Yani kırmızı,

sarı yada beyaz.Ancak buna beyaz renk olan tüyün ucu dahil değildir. Dolayısı ile lipokrom

beyaz ucun etkisi ile kısmen maskelenmiştir.Buna “Frosting”denir.Bunu en iyi şekilde anlamak için tüyleri bir çatıdaki kiremitler olarak hayal edin.Her bir kiremittin en az yarısını üzerindeki başka bir kiremit kaplar.Benzer olarak ”Frosted” tüyde lipokrom renklenmesinin

üzerini kaplayarak rengin gerçek yoğunluğunu maskeler.

Bazen tüyün daha uzun ve daha ince olan başka bir formunu oluşturmak için normal intensif olmayan tüy mutasyona uğrar ve lipokrom renklenmesi tüyün ucuna kadar yayılır.İntensif tüyü oluşturan mutasyon bir heterozigot dominant versiyondur ve frosting’in oluşumunu tüm örneklerde mutasyonun tam olarak dominant olmamasından mı yoksa ikincil cinsiyet karakteristiklerinden mi kaynaklandığı henüz bilinmemektedir.

Aşağıdaki tablolardan anlaşılacağı gibi intensif olmayan kuşla çiftleştirilen intensif kuş teorik olarak %50 intensif ve %50 intensif olmayan yavru meydana getirecektir.İntensif olmayan eşlerin çiftleşmesi sonucu sadece intensif olmayan yavrular oluşabilir. İntensif ve intensif çiftleşmesi ise Mendel oranındaki sonuçları verecektir;örneğin %25 homozigot intensifler %50 heterozigot intensif olmayanlar:

1. Çift INTENSİF X İNTENSİF OLMAYAN

Ii II

II iI II iI

%50 II ( intensif olmayan) %50 iI ( intensif)

2. Çift İNTENSİF OLMAYAN X İNTENSİF OLMAYAN

II II

II II II II

%100 II ( intensif olmayan)

3. Çift İNTENSİF X İNTENSİF

Ii Ii

II Ii iI ii

%25 ii ( homozigot intensif)

%50 Ii ( heterozigot intensif)

%25 II (homozigot intensif olmayan)

Not: I tüy tüpü üçün normal geni belirtir ve i bunun mutant allelomorfu nu belirtir. Yukarıdaki örneklerde hangisini dişi hangisinin erkek olduğu fark etmez. Aynı sonuçlar elde edilecektir

Uzun yıllar boyunca homozigot intensif in yaşayamayacağına ( mesela olgunluğa erişemeyeceğine) inanılmıştır. Fakat bu inanış yeniden sorgulanmalıdır çünkü Gibber Halicus ırkı kanaryalar intensif tir. Buna bakarak geçmişte eğer yaşayabilirse homozigot intensif in çok zayıf ve seyrek tüylere sahip olacağı hipoaaai çürütülmüş gibi görülmektedir.

Her temel renk için mümkün olan en koyu ve en parlak rengi üretebilme girişimlerinde intensif ile intensif ve intensif olmayan ile intensif olmayanlar arasında yapılan çiftleşmeler ile ilgili tartışmalar sürüp gitmektedir. Burada belirtilmelidir ki intensif olmayan ile intensif olan eşler arasında yapılan çiftleştirmeler tüm eşleşmelerin temelini oluşturmaktadır. Çünkü hem intensif hem de intensif olmayan kuşlarda elde edilecek yavrular standart tüy kalitesine ulaşacaklardır.Diğer çiftleşmeler örneğin intensif ile intensif yada intensif olmayan ile intensif olmayan sadece özel sebepler için kullanılmalı ve elde edilecek sonuçlar yukarıda yaptığımız öneriyi desteklemesi yada çürütmesi adına titizlikle kaydedilmelidir.intensif olmayan erkek ile intensif olmayan dişinin çiftleştirilmesi ile ilgili hiçbir bilimsel dayanağı olmayan yorumlar yapılmaktadır.Bunların en yaygını böyle bir çiftleşme sonucu “ Frosting” miktarının artacağını ve en sonunda kuşta oluşan frosting’in her tip lipokrom pigmentini maskeleyeceğini belirtmektedir.Bundan başka vahşi kanaryaların(Serinus canaria)çoğunun intensif olmayan tüy yapısın sahip olacağını ki bunda hiçbir doğruluk payı yoktur ve konu ile hiç ilgisi olmamasına rağmen kuşların otomatik olarak lipokrom pigmentinden yoksun olacağını savunmaktadır.Bütün bunlar herhangi bir bilimsel dayanak oluşturamamaktadır.

Böylece tüm çiftleştirmelerde intensif ve intensif olmayan eşleştirmeler tavsiye edilir ancak hem intensif hem de intensif olmayan örneklerin ”frosting” derecelerini yeterli dikkati göstererek her iki tipten de elde edilecek yavruların mümkün olduğunca mükemmel olması sağlanmalıdır.şiddetli bir şekilde Frosting gösteren intensif kuşun gerçek intensif yada iyi frostinge sahip intensif olmayan yavru meydana getirmesi olası değildir.Buna denk olarak çok dar tüylü gerçek bir intensifin iyi Frosting gösteren intensif olmayan bir kuşla birleşmesinde iyi sonuçlar vermeyecektir.Özel bir hat kullanılırsa sadece güzel intensif kuşlar ve güzel intensif olmayan kuşlar elde edilebileceği tecrübe ile sabittir.Bu yüzden sadece farklı tip tüy taşıyan eşler seçmekle kalmayıp, ara sıra birbirine benzer tüy tiplerine sahip kuşların çiftleştirilme sininde yerinde olabileceği dikkate alınmalıdır.Hiçbir zaman elde edilecek sonucun tam anlamı ile garantisi yoktur.Anca istediğimize ulaşma şansımızı arttırmanın yolu çiftleştirmelerimiz sonucu meydana gelen yavruları çok iyi izlemek,bunlarla ilgili detaylı kayıtlar tutmak ve bu kayıtları bir sonraki üreme sezonunda göz önünde bulundurmaktır.

Yinede daha iyi sonuçlar alabilmek için teorikte olsa varsayımlarda bulunmak bizleri daha ileri noktalara götürecektir.Bu yüzden amaçlarımızı gözden geçirelim:İntensif olmayan kuş

Parlak koyu bir renge sahip olmalıdır.Renklenme tüylerde eşit dağılmalı ve tüyler eşit dağılımlı ”Frosting”ile kaplanmış olmalıdır.Özellikle boynun arka kısmında olmak üzere Frosting hiçbir yerde aşırıya kaçmamalıdır.intensif kuş tüm tüylere eşit olarak yayılmış parlak ve koyu bir renge sahip olmalı ve tüylerinde Frosting izi taşımamalıdır.

Kuştaki bir kusuru düzeltmek için söz konusu olan kusurun tam yersini gösteren bir eş seçilmelidir.Böylece eğer dişi şiddetli bir biçimde frostinge sahip intensif olmayan kuşsa eşinin Frosting göstermeyen gerçek bir intensif erkek olması gerekir.

Teori şudur:iki aşırı ucun dengelenmesi yavruda ideal standarda çok daha yakın olan bir orta yol meydana getirecektir.

Özetlemek gerekirse intensif olmayan bir kuş intensif bir kuşla birleştirmeli ve iki yılda bir eşlerden biri “variegated” tür olmalıdır.

Dimorfik:

Bu bölümü sonlandırmak için renkli kanaryalarda yaygın olan üçüncü tüy tipine bakalımimorfik tüy.

İntensif ve intensif olmayan tüy tiplerinde olduğu gibi dimorfik tipte “self”variyetelerde önemlidir.Ancak son zamanlarda ”clear” kuşlarda örneklerine daha çok rastlanmıştır.Kırmızı lipokrom üretmek amacıyla deneysel yetiştiriciler tarafından ilk çiftleştirmelerde çok soluk renkli dişiler meydana gelmiştir ve bunlar ıskartaya çıkartılmışlardır.Ancak sonunda Alman yetiştiriciler ”Carmines” olarak adlandırılan kırmızı kanarya neslini yetiştirmeyi başarmışlardır.

Bu kuşlar daha önce yetiştirilenlerden çok daha güçlü bir renge sahiptir ve bu durun soluk renkli dişilerin kullanılmasına bağlanmaktadır.Bu soluk renkli dişiler ”Dimorfik” olarak adlandırılmışlar ve yapılan incelemeler sonucu tüylerin intensif olmayan kine oranla çok daha geniş olduğu bildirilmiştir.

Tüyün iki ana formu vardır.

1-Arkada ve göğüs bölgesinde bulunan tam anlamı ile renksiz tüyler.

2-“Frosted” tüyler ki bunlar iki çeşittir.İlk olarak,genişlemiş ”Frosted” tüyler vardır.Örneğin “clear” kuşta tüyün alt 1/3’ü ile ½’si arası ve tüyün ucu beyaz renk,arada kalan bölge ise lipokrom renklenmesi taşır.Tüyün ucundaki Frosting intensif olmayan tüyle karşılaştırıldığında son derece geniştir ve böylece renklenme sadece tüyün ortasındaki küçük bir alanda görülür.Frosting o kadar geniştir ki tüyler üst üste gelince sanki tamamen beyaz renkmiş gibi görünürler.İkinci formda Frosting oranı daha azdır ve tüyler tam renkli gibi görünürler.

Dimorfik tüylerin bu ayırıcı yapısının kırmızı kanaryaların köken aldığı siyah kukuleta lalı kırmızı siskinlerden geldiği düşünülmektedir.Erkek çok iyi renklenmiş ”Carmine” kırmızısıdır

ve siyah kukuletası vardır.Dişi ise çoğunlukla gri renklidir ve kısmen renkli benekleri vardır.

Bu renkli benekler butlarda ve kanat uçlarında ,göğsün üst kısmında ve çevresinde yer alır.Bu farklılık “eşeysel dimorfizm” olarak bilinir ve sebep olarak renkten sorumlu genler değil,cinsiyetle ilişkili özellikler kabul edilir çünkü renkten sorumlu genler eşey kromozomları üzerinde yer alır.Tek bir cinsiyetin bireylerinde görülen diğer özellikler eşey sınırlandırıcı faktörler olarak bilinir.Bunlar cinsiyete bağlı bir yol üzerinden işlev yapmazlar.Çünkü görünümlerinden sorumlu genler eşey kromozomları üzerinde değil somatik kromozomlar üzerinde yer alırlar.Buna rağmen normal kalıtım modeli meydana çıkmaz ve söz konusu olan özellikler bir cinsiyette belirirken diğerinde belirmez.buna sebep olarak testis yada ovaryum hormonlarının bu özellikleri sadece bir cinsiyete mal etmeleri gösterilmektedir.

Siyah kukuletalı kırmızı siskine bağlı dimorfizm durumda faktörün kısmen cinsiyete bağlı olduğu açıktır.Bu durum siyah kukuletalı kırmızı siskinin bahsedilen faktörleri taşıdığı teorisini desteklemektedir.Bu teori dişi hangi türe ait olursa olsun böyle bir erkek ile çiftleştirildiğinde F1 dişi hibritleri hemen her zaman dişi siskine çok benzer gerçeğine dayanır.

Şu ana kadar dimorfiklerin kesin kalıtım modelleri ile ilgili bir aaa yayınlanmamıştır.Dimorfik yapını kısmen cinsiyetle ilgili kısmen dominint ve kısmen de resesif olduğu görülür.Kanaryada birden fazla genin bir veya daha fazla faktörle ilişkisi olduğu görülmektedir.

Dimorfik dişiler görülmeye başlandığında deneysel yetiştiricileri cezbeden olay kırmızı lipokrom üretimiydi.Bu yüzden dimorfik kuşları farklı bir ırk olarak saptamak adına çok az çalışma yapılmıştır.Sonuçta dimorfik erkeğin var olabileceği imkansız olarak görülmüştür.Bundan yıllar sonra bazı deneysel yetiştiriciler dimorfiklerle çalışmış ve erkek dimorfiklerin var olduğu teorisini ileri sürmüşlerdir.Bu çoğu yetiştirici tarafından kuşku ile karşılanmıştır.Erkek dimorfik olarak tanımlanan kuşlar özellikle boynun ve baçın çevresinde intensif olmayan kırmızılara benzetilmiştir.Ayrıca koyu renkli benekleri vardır.Arkada öne ve geriye doğru uzanan beyaz tüyler dikkat çekicidir.Bunların dimorfik dişiler ile çiftleştirilmesi sonucu elde edilen dişi yavrular yetiştiricilerin peşinde oldukları ideal modele çok yakındır.

Günümüzde siyah kukuletalı kırmızı siskinlerden dimorfikler elde etmek için çok az çalışma yapılmaktadır.Bu hibrit kuşlar ne kadar renkli olurlarsa olsunlar birazdan üzerinde duracağımız yeni dimorfiklerin mükemmel standartlarına ulaşamazlar.Daha önceleri orijinal dimorfikleri (Klasik dimorfikler olarak ta bilinirler)yetiştirmek için mümkün olduğunca şiddetli Frosting gösteren intensif olmayan kırmızı erkek mümkün olabildiğince beyaz olan dişi ile birleştirilirdi.Arkasında en fazla miktarda frostinge sahip gerçek erkek annesi ile geriye çiftleştirilirdi.Gelecek nesiller benzer şekilde etkin bir selksiyon ile gerçek yetiştirme soyu elde edilene kadar çiftleştirilirdi.

Biraz önce değindiğimiz yeni tip dimorfikler bugün tüm sergilerde karşımıza çıkan dimorfiklerdir ve günümüzde klasik dimorfiklere çok az rastlanılır. Özellikle “self” serilerde popülerliklerinin artışı çok çarpıcı bir şekilde olmuştur. Bu büyük olasılıkla uzun yıllar boyunca yeni bir mutasyonun meydana gelmeyişi ile ilgilidir.

Yeni dimorfikler1960’ların sonuna doğru İtalya’da ortaya çıkmıştır. Klasik türlerinden farklı olarak bu variyetenin özellikle dişileri kar beyazı renkleri, sınırlı ve belirli alanlarda bulunan lipokrom ile renklenmiş benekleri ile mükemmel bir görünüme sahiptirler. Klasik dimorfiklerde güzel görünmelerine rağmen renklenme gözlerde ve kanat diplerinde kırmızı bir genişleme ile sınırlı kalacağı yerde kanatlara ve yüzün çevresine yayılır. O zamanlar erkek versiyonda hafif pembe bir zemin renginin bulunması, arkadaki beyaz alanlar, göğüs bölgesinde parlak kırmızı renkli beneklerin görülmesi de heyecanla karşılanmıştır. Erkek versiyon ayrıca saka kuşlarınınkine (Carduelis carduelis) benzeyen parlak kırmızı bir maske taşırdı. Günümüzde daha çok ilerleme kaydedilmiş ve parlak kırmızı beneklere sahip neredeyse tamamen beyaz kuşlar üretilmiştir.

Her ne kadar genetik yapıları klasiklerden farklı olsa da tüm yeni tip yavruların beklenebileceği yeni tip ile yeni tip çiftleşmesi dışında herhangi bir çiftleşmeden meydana gelecek nesil hakkında tam olarak kesin konuşabilmek hala imkansızdır. Tabii ki yeni tip dimorfiklerin klasik dimorfiklerden daha fazla baskınlığa sahip oldukları görülür.

Yeni dimorfiklerin intensif ve intensif olmayan versiyonlarının olup olmadığı ve eğer varsa görünümlerine bakılarak nasıl ayırt edilebilecekleri de sorgulanmalıdır. Bunu yapmak, beyaz versiyonların “frosting” izi taşımayan renkli benekliler ile birlikte nasıl yetiştirilebileceklerini belirlemede uygun olacaktır. Bunun için geçmişte bir kişi sadece “frosted” renkli benekleri izlemekle görevlendirilirdi. Burada karşımıza çıkacak bir başka soru yeni dimorfik faktör taşıyıcılarının olup olamayacağı , eğer olacaksa kalıtım modelinin cinsiyet ile mi yoksa yoksa resesif faktörlerle mi ilişkili olduğudur. Bu sorunun ortaya atılmasının nedeni dimorfik tip kuşların ister kendi aralarında ister yeni tiplerle çiftleştirilmesi sonucu mükemmele yakın görünüşte yavruların meydana gelmesidir. Şu anda üzerine bir teori dayandırabileceğimiz bilimsel kanıtlar olmadığından uzun bir dönem boyunca yetiştiricilerin elinde bulunan kayıtlara bakarak bunları karşılaştırmak ve tutarlı bir dizilim oluşturmakla bu sorular yanıtlanacaktır.

Dimorfiklerin her türünün mükemmel örnekler olmadığını açıklamakta fayda vardır. Diğer variyet elerde olduğu gibi bunlarında üreme kabiliyetleri önemlidir.Yazara göre tüy tipleri içinde elde edilmesi en zoru mükemmel dimorfiği elde etmektir.

Dimorfiklerde elde edilen yavru diğer “clear” variyetelerdeki kadar güçlü görülmez ve sık karşılaşılan tüy topakları diğer türlerde olduğu gibi problemlere yol açar. Hangi türün yetiştirilmesi amaçlanıyor olursa olsun istenilen, mükemmele en yakın örneği elde etmektir. Bu en önemli hedeftir ve seçilen eşler ikinci jenerasyonda da görevini yerine getirebilecek yavruları oluşturabilecek nitelikte olmalıdır.

Birbirini izleyen yıllar boyunca en beyaz örnekleri çiftleştirerek elde edilecek yavruların yüksek kaliteli yavruların oranı mutlaka artış gösterecektir ancak bununla birlikte yavrulardaki tüy topağı miktarı da artacaktır. Tüy topaklarının neden oluştuğu tam olarak anlaşılamadığı için bunu seleksiyon yolu ile bertaraf etmek pek mümkün olmaz. Problemi daha kötüye götürmemenin tek yolu çiftleştirme için seçilen örneklerin bu topaklara sahip olmamasıdır. Böylece daha az topak taşıyan yavru elde edilecektir ancak bununla beraber elde edilen “mükemmel yavru” sayısı da azalacaktır. Yeni tip erke ile klasik dimorfik dişi çiftleştirildiğinde, normalde aşırı beyaz dişiler ve intensif olmayan aşırı “frosted” örneklere benzeyen çok düşük kaliteli erkekler üretilir. Eğer erkekler gerçek yeni tip dişiler ile ve genç dişiler yeni tip erkekler ile birleştirilirse ikinci yılda yüksek oranda aranılan standarda yakın yavrular elde edilebilir. Tüyün genişliği (topaklara sahip kuşlarda büyük dikkat gerektirir) her iki jenerasyonda da azalacaktır ve eğer eşler doğru seçilirse ve kayıtlar özenle tutulursa gelecek yıllarda elde edilecek yavruların daha yüksek standartlara sahip olması beklenebilinecektir.

Her iki tipin dimorfikleri de sadece belirli ve kısıtlı alanlarda lipokrom pigmentine sahip olmalıdır. Dişide pigmentasyonun görülmesi gereken yerler;

Ne bir gözden diğerine ne de yanaklara kadar yayılmaması şartı ile “kaş” biçiminde
Kanat tüylerinin dibinde, uçuş tüylerine kadar uzanmamak şartı ile
Sadece butlarda, kuşun gerisine ve ya karın altına doğru uzanmadan.
İdeal olarak göğüs lipokrom pigmentinden yoksun olmalıdır. Herhangi bir benkten renk kaybı olmadan bunun başarılması çok zordur. Bu yüzden sergilerde göğüs de çok hafif bir renklenme kabul görür.Erkeğin renkli benekleri belirgin ve parlak olmalı ve sadece ön yüzde yer almalıdır.Bunun dışında kalan bölgeler mümkün olduğunca beyaz olmalıdır. Ne var ki erkeğin dişi kadar beyaz olabilmesi mümkün değildir.

Dimorfiklere diğer variyetelere uygulanan renk beslemesinin aynısı uygulanmalıdır.Bunun nedeni renk dağılımının sadece tüketilen karoten miktarına bağlı olmayışıdır.İşin içine renk üretiminden sorumlu genler de dahildir. Kanatların mümkün olduğunca beyaz olması arzulandığından üreme mevsiminde ve öncesinde ebeveynlere uygulana diyete dikkat edilmelidir. Daha önce tartışıldığı üzere bazı yemler değişen derecelerde karotenin taşırlar ve tüketilen karotenin az ya da çok miktarda yavruların tüylerine etkiyecektir. Yavru ilk sene uçuş tüylerini dökemeyeceğinden herhangi bir renk birikintisi kalacak ve diğer yönleri ile mükemmel görünen kuşun kalitesini düşürecektir.

Her ne kadar bu bölümde kırmızı temel renkli variyeteler üzerinde durmuş olsak da dimorfikler tüm temel renklerde bulunabilir. Son yıllarda hem “clear” hem de “self” variyetelerin sarı temel renklerinde hem sayı hem de kalite yönünden büyük bir artış meydana gelmiştir. Yakın gelecek de yetiştiricilerin hayal güçlerini de kullanarak yapılan çalışmaları genişleteceklerine ve tüm temel renkler için mükemmel örnekleri yaratacaklarına inanılmaktadır.

Benzer olarak bu bölümde “clear” variyetelerin yetiştirilmesi üzerinde durulmuştur ancak bunlar için geçerli kurallar “self” variyetelere de uyarlanır.

“SELF” (MELANİN ) VARİYETELER

“Clear” variyeteler ile ilgili bölümde temel renk ve tüy tipleri üzerinde durulmuştur. “Self” variyet elerde bunlara daha az yer verilse de “clear” ya da lipokrom variyetelerinden elde edilecek mükemmel olarak adlandırılan standartlara sahip kuşlarda aynı derecede önemlidir.

“Self” kuş, normal melanistik pigmente sahip olan kuştur. Daha önce bahsedilen “ variegation” faktörleri baskılanmamıştır ve bu koyu pigmentasyonun varlığına izin verir.

Klasik Renkler.

YEŞİL ( Bronz yada Mavi)

Tüm ana karakteristiklerde orijinal evcil kanarya sahip olduğu fazla miktardaki siyah ve kahverengi çizgilenmelerle birlikte görünen yeşil fenotipi ile vahşi kanaryaya (Serinus canaria) benzer. Aslında yeşil görünüm optik bir yanılsamadır. Gerçekte kanarya yeşil pigmente sahip değildir fakat sarı temel renk üzerinde yer alan bol miktardaki siyah ve kahverengi pigmentler yeşil görünümü verir.

Tam olarak kanıtlanmamakla beraber melanistik pigmentin üç formu olduğu bilinir. Birincisi, tüyün uçlarının kahverengi olduğu” phaeomelanin kahverengi olarak bilinen formdur. İkincisi, tüy gövdesinin merkezinin her iki yanında ve gövdenin alt 1/3 ünde ve ayrıca boynuzsu alanlarda “eumelanin siyah” olarak bilinen siyah pigmentin yer aldığı formdur. Son olarak eumelanin kahverengi olarak bilinen bir başka kahverengi pigment vardır ve bu pigment bulunduğu alanlarda birbirine karışmış ya da ayrı birikintiler halinde ve siyah ile maskelenmiş şekilde yer alır.

Bu pigmentler sarı zemin üzerinde yer aldığında kuş yeşil olarak,gümüş zemin üzerinde yer aldığında mavi olarak ve kırmızı zemin üzerinde yer aldığında bronz olarak adlandırılır.Fildişi (ivory)faktör gözle görülebilir olduğunda yeşil ve mavinin başına fildişi ön eki getirilir.Gül bronzu (rose-bronz) terimi kırmızı temel renkli versiyonu için kullanılır.

İngiltere’deki sergilerde yeşil kuşların örneklerine pek sık rastlanılmaz çünkü yetiştiriciler diğer mutasyonlar için bu kuşları damızlıklar olarak tutmak isterler. Dayanıklılıkları ve açıkça tanımlanmış” variegation yapıları kuşları bu amaç için paha biçilmez yapar.Diğer ülkelerde durum böyle değerlendirilmez ve sergilerde çok sayıda yeşil kuş görmek mümkündür.İlerleyen bölümlerde yeşil de dahil olmak üzere tüm renkli kanarya türleri için sergileme kalitesinin nasıl olması gerektiği açıklanacaktır. Burada bahsetmekte fayda vardır ki;ideal kuş düz çimen yeşili rengindedir ve koyu renk gaga ve bacaklara sahiptir. Çizgilenmeler geniş ve belirgin olmalı, yayılımı sadece kafadan arkaya doğru değil yan taraflarda da olmalı ve göğüs bölgesini de kapsamalıdır.Çizgilenmeler her zaman için dişilerde daha belirgindir.

Phaeomelanin pigmentinin fazla miktarda ki varlığı sergi için yeşil variyeteler yetiştirmek isteyenlere her zaman sorun teşkil etmiştir. Bu sadece arzulana siyah çizgilerin görünümünü bozmakla kalmaz fakat aynı zamanda lipokrom renklenmesinin parlaklığını da azaltır.

Bu hata iki şekilde oluşabilir:

Kuş çok fazla “frosting” taşıyor olabilir: bu hata kuşun aşırı derecede intensif bir kuşla geri çiftleştirilmesi ile giderilebilinir.
Hem phaeomelanin kahverengi hem de eumelanin siyah pigmenti üretiminden sorumlu genlerde bir dengesizlik olabilir. Bu hata kolay kolay düzelmez.


Yeşil yetiştiricileri için en ideal çiftleştirme “self” yeşil ile “self” yeşil arasında yapılır. İdeal olanı her iki kuşun da homozigot olmasıdır ancak kendi içinde seyreltilmiş olmaması şartı ile bir faktör taşıyan heterozigotlardan da iyi yavrular elde etmemek için bir sebep yoktur.

Sergi için yeşil kanaryalar yetiştirilmek isteniyorsa her ne pahasına olursa olsun engellenmesi gereken üç unsur vardır:

Seyreltme faktörü- yeşil serilerde “agate” ( akik) ve kahverengi serilerde “isabel” olarak adlandırılmıştır.
Phaeomelanin kahverenginin varlığının istendiği durumlarda ino faktör.
Saten (“satinette”) faktörü- çünkü mutasyon sadece seyreltik formda elde edilebilir.


Ancak iki noktaya daha değinilmelidir:

Yeşil kuşlar sergilemenin yanı sıra ino mutasyonunu elde etmek için çok gereklidir. Fakat sergi kalitesindeki yeşil yerine fazla miktarda phaeomelanin pigmenti taşıyanlar tercih edilmelidir ve bu iş için saklanmalıdır.
Kısıtlı imkanlara sahip bir yetiştirici bazen ideal şartlarda kullanılmayacak bir stoku kullanmak zorunda kalabilir. Bu özellikle yeni bir mutasyonu sunmaya çalışan yetiştiricilerin başına gelir. Bu durumda kesin çözüm tüm dünyada “passe portout” olarak adlandırılan ( “yeşil taşıyan isabel” anlamında) kuştur. Böyle bir kuşun faydası hangi tür dişi ile çiftleştirildiğine bakılmaksızın yeşil, kahverengi, akik ve isabel dişi yavrular meydana getirebilme kabiliyetidir. Yetiştirmede dört klasik variyete için uygulanan kurallar bunlar için de geçerlidir.
Özetlemek gerekirse, eğer sergi stoku elde etmek isteniyorsa yeşil kanarya başarılı bir şekilde kahverengi, pastel yeşil, pastel kahverengi, yeşil opal ya da kahverengi opal ile çiftleştirilebilir ancak akik isabel ( isabel agate), isabel pastel, akik pastel ( agate pastel)isabel ino, agate ino, saten isabel(isabel satinette) ile çiftleştirilmemelidir

Fıskiyeli(“jet”)- siyah boynuzsu alanlara sahip yeşil bir kuş üretebilmek için doğru genetik makyajın yapılması gerekse de, yazar tüy dökümünü direk gün ışığı altında gerçekleştiren kuşlarda kalitede bu yönde bir artış meydana geldiğini belirtmiştir. Ancak belirtilmelidir ki bu uygulama ancak var olan siyah rengin koyuluğunu arttırabilir. Onu yoktan var edemez. Bu sonuca ancak doğru çiftleşmeler ile gidilebilinir.

1970’lerin sonlarına kadar fıskiyeli(jet)-siyah boynuzsu alanlara sahip yeşil kuşlar ancak ara sıra görülmüştür.Son zamanlarda bu karakteristiğin daha belirgin olarak ortaya çıktığı özellikle bronz örneklere sıkça rastlanılmaktadır. Bunlar “superokside” olarak tanıtılırlar ve kaynaklarının İtalya olduğu düşünülür. Kalıtım modelleri tam olarak tahmin edilemez gibi görünür. İki süper okside eşin çiftleştirilmesi ile dahi oluşacak yavruların benzer şekilde koyu olacağı garanti edilemez. Ayrıca faktörün mevcut olduğu durumlarda faktöre, özellikle gül(rose) serilerinde, donuk bir lipokrom renklenmesi eşlik eder.

Bu notlarda yeşil kanarya temel alınmıştır ancak yapılan yorumların hepsi mavi ve bronza da adapte edilebilir.

Kahverengi (Cinnamon: tarçın)

Kahverengi kanarya cins kanarya yetiştiriciliğinde tarçın olarak bilinir ve eumelanin siyah pigmentinin üretiminden sorumlu genin yapısındaki ani değişme (mutasyon) sonucu ortaya çıkmıştır. 18.yy’ın başlarından beri yetiştirildiği bilinmektedir ancak mutasyonun vahşi kanaryada mı yoksa evcil kanaryada mı meydana geldiği bilinmemektedir.

Kahverengi mutasyonun etkisi siyah çizgilerin rengini koyu çikolata kahverengine değiştirmektir. Orta gri renkteki alt tüylerle eumelanin siyah, boynuzsu alanlarda olduğu gibi ten rengine değişmiştir. Yavrunun yaşamının ilk haftasında gözleri yakut kırmızısıdır. Yetiştiriciler bunun genellikle pembe olarak adlandırırlar fakat bu bir çeşit yanılgıdır. Eumelanin pigmentasyonu nun değişen rengi eumelanin kahverengi olarak adlandırılır.

Yeşil seriden olan kuşlarda phaeomelanin pigmentinin mümkün olduğunca uzak tutulmasından hemen her yerde bahsedilir. Optik mavi faktörün bulunması ise büyük bir avantajdır. Kahverengi seriden olan kuşlarda ise tam tersi geçerlidir. Koyu çikolata kahverengi çizgilerin genişliği ve dağılımı özellikle parlak açık renk bir zemin üzerinde istenen bir özelliktir.

Şu ana kadar anlattıklarımızdan her kuşun sergi kalitesinde olamayacağı anlaşılmış olmalıdır. Özellikle klasik variyet elerde (yeşil, kahverengi, akik ve isabel)farklı mutasyonlarda sergileme kalitesinde kuşlar üretebilmek için ayrı damızlıkların tutulması gerekir. İyi kalitede yeşiller üretebilmek için kahverengi kuşun üst kalite yeşilde aranan özelliklere sahip olması gerekir; geniş, belirgin çizgiler ve phaeomelanin kahverenginin yokluğu gibi... Böyle bir örnek kaliteli opallerin ve tartışmalı olarak satenlerinde üretiminde kullanılabilinir. Sergi kalitesinde kahverengi, bu mutasyonların birinci sınıf örneklerini üretmek için uygun bulunmaz ancak kaliteli pasteller ve ino’lar üretmek için uygundur. Bu yüzden elde tutulan damızlıkların sayısına ve yetiştirilecek olan mutasyonların kullanışlı olmasına çok önem verilmelidir.

Kahverengi mutasyon eşey geçişli bir resesiftir ve bu yüzden kahverengini üreten genin geçişi eşey (X) kromozomu ile saptanır. Bu yüzden erkek kuş şu üç tipten biri olabilir:

Kahverengi olmayan (yeşil)
Kahverengi taşıyıcı (biri normal allelomorflu diğeri mutasyonlu yeşil)
Kahverengi


1ve 2’nin fenotip örnekleri aynıyken, üçüncünün ki farklıdır. Üçüncü hem anneden hem de babadan olmak üzere iki kahverengi gen alır.

Sadece bir X kromozomu taşıyan dişi ya kahverengi ya da yeşildir.yani faktörü taşıyamaz

Kahverengi faktörün kalıtım modeli çalışılırken dikkate alınması gereken beş olası eşleşme vardır. Bunlar fildişi faktörde değindiğimiz model ile tam olarak aynıdırlar.

Ebeveynler Yavrular

Baba Anne Oğullar Kızlar

1.çift y k y/k y

2.çift k y y/k k

3. çift y/k k y/k y

k k

4.çift y/k y y/k y

y k

5.çift k k k k

(y= yeşil k=kahverengi)

İki olasılığın olduğu durumlarda teorik beklenti her biri için %50’dir.

Fildişiler ile ilgili bölümdeki bilgileri kullanarak yapılan eşleşmeler (Kahverengi faktörü belirtmek için k harfi kullanılıyor)

Ebeveynler Yavrular

Baba Anne Oğullar Kızlar

1.çift xx xky xkx xy

2.çift xkxk xy xkx xky

3. çift xkx xky xkx xy

xkxk xky

4.çift xkx xy xkx xy xx xky

5.çift xkxk xky xkxk xky

Bahsettiğimiz kurallara bağlı olarak kahverengi ile kahverengiyi birleştirmek genellikle arzu edilen bir durumdur.Ancak tanınmış mutasyonları inceleyerek görülebilir ki herhangi bir mtasyonlu tür benzeri ile 2 yada 3 yıl boyunca çiftleştirildiğinde vücut ölçüleri rengi melanin birikintileri azalmaya başlar.Bu kuş 2 –3 yıl boyunca yeşil bir kuşla çiftleştirilirse bu durum kolayca düzeltilir.Ancak damızlıklar arasındaki kahverengi kuşların belirli karakteristiklerini koruyabilmek için doğru tür yeşil kuş kullanılmasına dikkat edilmelidir.

Akik (Agate) ve İsabel:

İno,pastel,opal ve topaz mutasyonların hepsi 4 olası formda görülebilirler; yeşil, kahverengi,akik yada isabel. Saten ya akik yada isabel olarak gözükür.Bu yüzden her ne kadar kahverengi ve isabel/akik formların kendileri mutasyonlar olsalar da bunlar yeşil ile birlikte ”klasik” renkler olarak kabul edilirler.

Kırmızı kanarya elde etme girişimlerinden çok uzun zaman önce realisttik pigmentin mutasyonları vardı ve kahverengi mutasyon üzerindeki çalışmalar günümüze kadar süre gelmiştir.1900 yılında Hollanda da bir başka mutasyon ortaya çıkmıştır.Aslında buna benzer fenotipe sahip bir kuşun 1709’da Fransa’da görüldüğü kaydedilmiştir.Bu kuş yeşil ebeveynlerden elde edilir ve akik olarak adlandırılır.Akik faktörü melanin pigmentinin tüm türleri için değiştirici görevi görür.Eumelanin çizgilenmelerine yol açar.Tüyün uçlarındaki phaeomelaninin daha solgun olarak daha dar bir alanda toplanmasına sebep olur.Alt tüylerin kömür karası-gri ve boynuzsu alanların ten rengini almasını sağlar.Melanin çizgilerinin genişliğinin azalması ile daha fazla lipokrom renklenmesi görülebilir.ve böylece daha koyu bir renk görünümüne sahip olur.Örneğin :siyah çizgili sarı.yıllar boyunca yapılan seçici yetiştirme elde edilen kuşların sergi standartlarına sahip olmasını hedeflemiştir.Böylece yüksek standartlı bir sergi kuşu başının üzerinde arkasında yanlarında ve göğüs bölgesinde çok belirgin çizgilere sahip oldu.Bu tüm mutasyonlarda istenilen çizgi oluşumuna uygundur ancak çizgilerin genişliği çok ciddi olarak kısıtlanmıştır.Bu ideal modeli intensif tüylerde elde etmek intensif olmayan ve dimorfik tüylerde elde etmekten daha kolaydır.Sergi için yetiştirilen akik kuşlarda bıyık bulunması arzulanır ”self”kuşlarda yeni tip dimorfik faktörler bulunduğundan ve mükemmel hale getirildiğinden beri akik hak ettiği popülerliği kazanmıştır.Akik ve dimorfik faktörlerin kombinasyonu yetiştiriciler tarafından çok beğenilir.

Saten mutasyonunun tanıtımı ile diğer hiçbir mutasyonda görülmeyen şekilde bu faktörleri taşıyan akiklerin diğer homozigot benzerlerinden farklı bir fenotip taşıdıkları anlaşılmıştır:kanatlarda siyah çizgiler ve siyah renklenme kuyruk tüylerinin gümüş renk alması memnuniyet verici bir görünümdür.Birkaç sezon boyunca bu örnekler,özellikle dimorfik tüy tipinde olanlar sergilerde büyük ödüller kazanmışlardır.Bu durum daha sonra keskin karakter jürilerinin kuşları yazılı standartlara göre yada yeni standartlar yazma konusunda ısrar etmelerine kadar sürmüştür.Bunu sonucunda yazılı standartlar tüm dünyada kabul edilmiştir.Şu anda sergilerde orijinal fenotip taşıyan akikler pire dominant konumundadır.tüy tipleri dikkate alınarak yapılan çiftleştirilmelerde ki kurallar tüm kanarya türleri için geçerlidir ve daha önceki sayfalarda lipokrom VARYETELERİ için verilen tavsiyeler burada da uygulanmalıdır.Bu sayede iyi bir temel rengi ve iyi melanin dağılımına sahip kuşlar boşa harcanmamış olacaktır.

Akikleri yada isabelleri yetiştirirken de benzer ile çiftleştirilmelidir örneğin akik ile akik çiftleşmesi idealdir.Bir sonraki en iyi alternatif akik ile isabel çiftleşmesidir.Akik yada isabelin yeşil yada kahverengi ile çiftleştirilmesi ancak yeni bir mutasyonun stabilize edilmesi yada genişletilmesinin amaçlandığı özel durumlarda söz konusu olmalıdır.Böyle bir çiftleşmeden meydana gelebilecek yavrular ya fazla işretli akikler ve isabeller yada zayıf işaretli yeşiller ve kahverengilerdir.Bu hatalar ancak yıllar boyu sürecek seçici çalışmalarla düzeltilebilir.Her ne kadar akik ile isabelin çiftleştirilmesinin isabel stokundaki çizgilerin dağılımını geliştireceğine inanılsa da yazar buna karşı çıkmaktadır.Ayrıca hatırlatılmalıdır ki 4 klasik tipten biri olan akiğin kendisine bağlı başka mutasyonları olabilir ve akik ile yeşil pasteli çiftleştirmek akik ile yeşili çiftleştirmek kadar uygunsuz bir hareket olacaktır.

Akik mutasyonu aynen kahverengi gibi cinsiyet geçişli bir resesiftir. Sonuçta 5 olası çiftleşme mevcuttur.

Çift 1:Akik erkek X normal dişi:Akik taşıyıcı normal erkek ve akik dişiler meydana gelir.

Çift 2:Normal erkek X Akik dişi:tüm yavrular normaldir ve erkekler akik taşıyıcıdır.

Çift 3:normal akik taşıyıcı erkek X akik dişi:Normal erkekler ve dişiler-akik taşıyıcı erkekler

ve akik dişi ve erkekler meydana gelir.

Çift 4:: normal akik taşıyıcı erkek X normal dişi: normal erkekler, normal dişiler ve akik dişiler meydana gelir. Erkeklerin % 50 ‘si akik faktör taşıyıcıdır fakat fenotipleri normal, taşıyıcı olmayanların ki ile aynıdır.

Çift 5: akik erkek X akik dişi : meydana gelen tüm yavrular akiktir.

Akik ve İsabelden bahsettik. Bu bir mutasyon için farklı iki terimin kullanıldığı tek durumdur. Akik; seyreltilmiş yeşil ve isabel; seyreltilmiş kahverengi anlamında kullanılır.

Isabel mutasyonu yeşil stokta meydana gelmiştir ancak renkli kanaryalar bölümündeki kalıtım tabloları takip edildiğinde isabelin nasıl üretildiğini anlamak zordur. Eğer bir erkek akiği kahverengi dişi ile birleştirirsek ebeveynlerimiz erkek için XDXD dişi için XBY olur. Genlerin ayrımını ve gençlerdeki yeni eşleşmeyi gösteren tablo şöyledir:

XDXD X XBY

XD XD XB Y

XDXB XDY XDXB XDY

(D harfi akik ( seyreltik) geni, B harfi kahverengi geni göstermektedir.)

Böylece seyreltik ve kahverengi faktörler taşıyıcı yeşil erkekler elde ederiz ve bunlar bize kullanılan dişiye bağlı olmaksızın isabel dişiler elde etme şansını verir.

Bir sonraki şeklimizde akik dişi kullanacağız. Bu yüzden ebeveynlerimiz XDXB X XDY:

XDXB X XDY

XD XB XD Y

XDXD XDY XBXD XBY

Burada D harfi dilute (seyreltik) ve B harfi kahverengiyi temsil ediyor.Ayrıca eşey geçişli resesif karakterlerde,erkektedir.çift eşey kromozomları ve dişideki tek eşey kromozomu yeni tip fenotip oluşmadan önce mutasyona uğramalıdır. Açıkça görülmektedir ki böyle bir çiftleşmeden elde edilecek dişiler ya akik (XDY) yada kahverengi (XBY) olacaktır.

Ancak pratikte durum böyle değildir.Gerçekte klasik renklerin hepsi elde edilebilmektedir ve bu yüzden tüm faktörler görev başında olmalıdır.

Çapraz birleşmenin ne sıklıkta meydana geldiği hiçbir zaman kanıtlanamamıştır.Akiğin

ortaya çıkışından ne kadar sonra isabelin ortaya çıktığını kestirmek zordur.Ayrıca isabelin

planlanarak mı yoksa kaza eserimi ortaya çıktığı tam olarak bilinmemektedir.Özellikle intensif kırmızı versiyonların içinde isabelin güzelliği yıllardır övülmektedir.

Sergi kalitesindeki isabelde akikte olduğu gibi çizgiler iyi dağılmıştır ve ölçüleri dardır ancak renkleri gri siyahtan çok çikolata kahverengisidir.Alt tüyler kahverengini daha soğuk bir versiyonudur ve yavrularda gözler parlak kırmızıdır.Ancak yavru olgunluğa ulaştıkça gözler kahverengine dönüşür.

İdeal çiftleşme isabel ile isabel arasında olandır.Fakat özellikle yan taraflardaki işaretlenmelerin korunabilmesi için 3 yılda bir çapraz birleştirme yapılması tavsiye edilir.

Kahverengi karşılığından farklı olarak isabelin phaeomelanin kahverengi pigmentini baştan aşağı taşıması istenmez ideal isabelde optik mavi faktörü tamamen belirgindir ve phaeomelanin pigmenti bulunmaz.

Diğer (self) kuşlarda olduğu gibi temel ana rengi belirtmek için kırmızı,gül,altın,gümüş kelimeleri akik ve isabelden önce yer alır.

Yeni Renkler:

INO

İno mutasyonu ortaya çıkalı uzun yıllar olmuştur ve bu arada ideal fenotipin nasıl olduğu konusunda ortak bir karara varılmıştır.Homozigot resesif kalıtım yapısındaki bu mutasyon bir çift kırmızı isabelden meydana gelmiştir.Çok az melanistik pigment görülme ihtimali

vardır.Alt tüyler soluk 5 ve gözler parlak kırmızıdır.Normal kahverengi/isabel serilerinden farklı olarak göz rengi yavru büyüdükçe koyulaşmaz.O zaman ki konjektüre göre bu yeni faktör eumelanin ve phaeomelanin görünümünü baskılamıştır ancak daha sonra bunu doğru olmadığı ortaya çıkmıştır.Faktörü stabilize etmek için yapılan ilk çiftleştirmelerde onu yeşile yada kahverengiye çevirmeye çalışmışlar ve böylece daha ilginç ve farklı bir tip ortaya çıkmıştır.İsabel ve akik versiyonları üzerindeki çalışmalar çok az sürdürülmüş ve üstün kalitede örnek çokça elde edilememiştir.Sonuçta bu güzel kuşun mükemmel formunun nasıl olduğu pek bilinmemektedir.Şunu söylemek doğru olacaktır.İsabel ino ve onun dengi olan akik (Fenotipi isabel inoya çok benzer yalnız alt tüyleri soluk gridir)eğer orta kalitede ise orijinal mutasyonlu kuşlara çok benzeyeceği için büyük bir hayal kırıklığına ulaşacaklardır.Kahverengi yada yeşil inoların mükemmel sayılmaları için tüylerinin kenarları ve uçları kahverengi,normalde eumelanin pigmentasyonu nun olduğu yer ise beyaz olmalıdır.İsabel faktörü bu pigmentin genişliğini azaltır ve ilginç olarak ino faktörü daha da azaltır.İlginç olarak denmesinin sebebi yeşil yada kahverengi örneklerde

böyle bir seyrelmenin (dilution) meydana gelmemesidir.Phaeomelanin pigmentasyonu mevcuttur ve tüylere beyaz odaklar şeklinde dağılımı,soluk sarılmış-ip efekti oluşturur ve bu bize çok hoş görünür.Dikkatli özen gösterildiğinde böyle bir fenotip elde etmek mümkündür,ancak uluslar arası jüri standartlarına göre kuşlar lipokrom yönünden incelendiğinden yetiştiriciler akik ve isabel inolarda böyle fazla zaman ayırmıyorlardır.

Yıllar boyunca hem kahverengi hem de yeşil inolarda 2 yada 3 farklı fenotip görülmüştür.Ancak mutasyon tüm dünyada alkışlarla karşılanmış ve diğer mutasyonlar gibi birkaç yıl popüler olup sonra sahneden ayrılmak zorunda kalmamıştır.Böylece yetiştiriciler daha üstün kaliteli örneklere sahip oldukları çiftleştirmelere devam edebilmişlerdir.Yeşil yada kahverengi ino versiyonlarının ideal formu şöyledir:Geniş çikolata rengi,pullu tüy uçları,lipokrom renklenmesi nedeniyle beyaz olan orta bölge.Pullar kuşun başından kuyruğuna kadar uzanmalı ve kuyruk altıyla üstüde aynı şekilde pullu olmalıdır.Birincil ve ikincil uçuş tüyleri kuyruk tüyleriyle birlikte kahverengi kenarlara sahip olmalıdır.Yanlarda ve göğüs bölgesinde çizgiler belirgin olmalıdır.İdeal form en çok geniş tüylü intensif olmayan dimorfik versiyonlarda bulunur.

Bu standartlara yaklaşan kuş sayısında artış başlamıştır.Görülmesi en muhtemel iki fenotip şu özellikleri taşır:1-İdeal formda tarif edildiği gibi kahverengi pullar mevcuttur. Ancak bunların ortasında beyaz alan ve yayılan lipokrom renklenmesi yoktur.

2-Kahverengi pigment beyaz uçlar bırakarak tüyün merkezinin altında toplanır.

Her iki örnekte de alt tüy renkleri olarak kahverengide koyu bej, yeşilde ise koyu gri idealdir.Göz renkleri genelde soluktan koyu kırmızıya kadar değişiklik gösterir.

Kahverengi pigmentin yapısı tam olarak bilinmemektedir.Phaeomelaninin rengi hem eumelanin siyah/kahverengi hem de phaeomelanin taşıyan kuşlarda seyrek olarak çikolata renginde görülür.Oysa bu renk kahverengi seriden iyi kaliteli kuşların eumelanin çizgilerinde predominant olarak bulunur.Ayrıca son zamanlarda yapılan bir keşif ino fenotipin elde edilebilmesi için birden fazla genin mutasyona uğraması gerektiğini ortaya koymuştur.

İno dişisi bir çeşit eşeysel dimorfizm gösterdiğinden ve bu da büyük miktarda phaeomelanin pigmenti gerektirdiğinden,dişinin mutasyonu erkekten daha iyi göstereceğini düşünmemek için bir sebep yoktur.Bu olay böyle bilinir ve bu yüzden erkek örnekler için farklı değerlendirme standartları uygulanır.Son yıllara kadar erkek ino, sırtında yer alan limitli miktardaki pigmentasyondan ve çok iyi örneklerde başın üstündeki pigmentasyondan tanınır.erkek kuşların üretiminde son yıllarda meydana gelen ilerlemeyle başın üzerinde ve aşağıya doğru gövdenin yanlarında belirgin pigmentasyon taşıyan kuşlar elde edilmiştir.Ancak bunlardan çok azı dişide görülen pullu görünümün kalitesine yaklaşabilir.Çoğunluklar üstün kalitedeki örneklerde pigmentasyon gözün çevresinden kuyruğa kadar iner bunlar en çok beğenilen kuşlardır.

Mutasyonun ilk günlerinde büyük olasılıkla çok fazla iç çiftleştirme sonucu inonun gelişmesi çok zordu ve bu zorluğun başarıyla üstesinden gelinmesine rağmen kuşun zayıf görüş yeteneği yüzünden olgunluğa erişmesindeki problemler devam etti.Aslına bakarsanız 5-6 haftalığa kadar tamamen kör olan örneklerle karşılaşıldı.Neyse ki genelde bu kusur kendi kendine düzelir .Ancak çiftleştirmek üzere örnek seçerken dikkatli olunmalıdır.Her ne kadar meydana gelecek yavruların kalitesi ile ilgili tam bir garanti verilmese de şu tavsiyeleri dikkate almakta fayda vardır:1-İno ile inoyu ancak çiftin her ikisi de en iyi ile ino ile normal taşıyıcı inonun çiftleştirilmesi sonucu meydana gelmişlerse çiftleştirin.2-Eşlerden birinin kahverengi,diğerinin yeşil olduğundan emin olun.Hangisinin dişi hangisinin erkek olduğunun önemi yoktur.3-İno taşıyıcı normal kuşun sergi tipi olmamasına dikkat edin,yani taşıdığı fazla miktardaki phaeomelanin sebebi ile koyu kirli bir görünüme sahip olması istenir.4-Kızıl-kahverengi işaretlenmeler taşıyan inoları meydana getiren kuşları stokunuzdan uzaklaştırın.Böyle kuşlar sergi için uygun değildir.

Homozigot resesif bir mutasyon olan ino;şu yollarla elde edilebilir:

1.çift:İno erkek X ino dişi:Tüm yavrular ino olacaktır.

2.çift:İno erkek X normal dişi:tüm yavrular normal ino taşıyıcı olacaktır.

3.çift:İno erkek X normal ino taşıyıcı dişi yavruların %50’si ino %50’si normal taşıyıcı ino olacaktır.

4.çift:Normal ino taşıyıcı erkek X normal ino taşıyıcı dişi yavruların %50’si normal ino taşıyıcı,%25’i normal homozigot ve %25’i ino olacaktır.

5.çift:Normal ino taşıyıcı erkek X normal dişi:Yavruların hepsi normal ve bunların %50’si ino faktör taşıyıcı olacaktır.

Not 1”Normal” kelimesi gözle seçilemeyen inoları belirtmek için kullanılmıştır.

2 Bu beklentilerin hepsi teoriktir.

3 4.ve 5.çiftlerin normal olarak görülen yavrularından hangilerinin ino faktör saptamak için test eşleştirmeleri yapılmalıdır.

OPAL

Opal,homozigot resesif bir mutant olduğundan ve eşey kromozomuna bağlı olmadığından olsa gerek 1949 yılında ilk olarak ortaya çıkmasından sonra hak ettiği popülerliği kazanması bir on yıl daha aldı.

Almanya’dan 1949 yılında bir çift yeşil Roller kanaryasından elde edilen yavrular arasında farklı çizgilere sahip limon sarısı-yeşil renginde bir kuş fark edildi.

Bu kuş o zamanlar resesif akik olarak adlandırılsa da daha sonra Hollanda’da ”opal” adını aldı.Bu kuş yakından incelendiğinde siyah eumelanin çizgilerinin siyahtan koyu gümüş rengine değiştiği ve alt tüylerinde renginin seyrelerek koyu gümüşi kömür rengine değiştiği görülmüştür.Boynuzsu alanlardaki siyah rengin değişmediği görülmüştür. Normal yeşilde uçuş ve kanat tüylerinin rengi siyahtır ve alt tarafları koyu gümüş rengidir. Opallerde tam tersi söz konusudur. Bu da melanistik pigmentten çok genetik makyajda bir değişiklik olduğunu düşündürür. Normal yeşillerde phaeomelanin kahverengi pigmentinin görünmesinin engellendiği izlenir. Sonuç olarak meydana gelen bu değişikliklerin melanistik çizgilerin genişliğinde ve dağılımında bir seyreltiye yol açmaması sevindiricidir. Gümüş-grinin çeşitli temel renklerle meydana getirdiği kombinasyon kuşa çarpıcı bir görünüm verir. Opal faktör yeşil variyetelerin tüy yapısında bir takım problemlere yol açar.Genellikle ikincil uçuş tüyler yanlış uzar ve yanlardaki tüyler kıvrılır. Eşlerin çok dikkatli seçilmesi ile bu kusurlar hafifletilebilir. Yeni nesillerin istenmeyen karakteristikleri taşımaması için bir takım tavsiyeler mevcuttur. Asla birleştirilmemesi gereken çiftler:

Çift 1: yeşil opal ile yeşil opal

Çift 2:iki intensif eş; ikisi de ne opal olmalı ne de normal opal faktör taşıyıcı olmalıdır.

Çift3: süslü tüylere sahip bir opal ile taşıyıcı ya da tüy yapısı mükemmelden düşük bir eş:

Kötü tüy kalitesini önlemeye yardımcı olan çiftleşmeler şunlardır:

Çift1: yeşil opal ile normal yeşil opal taşıyıcı

Çift2: yeşil opal ile kahverengi taşıyıcı opal

Çift3: yeşil opal ile kahverengi opal

Ayrıca bilinmektedir ki akik ve isabel opalleri ve bunların faktörü taşıyıcı klasik karşılıkları tüy kalitesini arttırmada yardımcı olabilir. Ne var ki bu tip çiftleşmeler ile melanistik pigmentin yoğunluğuna ve kalitesine gelen zarar tüyün kalitesinde meydana gelen artışın sağladığı yarardan daha büyüktür ve bu yüzden tavsiye edilmez.

Tam olarak açıklanamayan sebepler yüzünden yeşil seriden olan kuşlardaki opal ve pastel faktörlerin kombinasyonu da tüy kalitesini arttırır. Opal pastelin fenotipinin opalin fenotipinden en büyük farkı opal pastelde uçuş ve kuyruk tüylerinin altında ve alt tüylerde meydana gelen renk seyrelmesidir. Çizgilenmeler daha dar ve biraz daha gümüş renginde görünür.

Resesif olan ve eşey kromozomları üzerinde yer almayan her resesifin yetiştirilmesi için her iki ebeveyninde en az bir çift geni mutasyonlu olmalıdır. Bu yüzden orijinal opal yetiştirilirken ideal olarak ebeveyni ile geri çiftleştirilmiş olmalıdır. Bir sonraki eşleşmede yavrular görsel olarak normal olacaktır fakat hepsi taşıyıcı olacaktır. Böylece bunlardan biri opal ebeveyn ile geri birleştirilirse ikinci yıl opal yavrular elde edilebilir. Bunun için muhtemel 4 çiftleşme şöyledir:

Çift 1: opal erkek X opal dişi: tüm yavrular opal

Çift2: opal erkek X normal dişi: tüm yavrular normal opal faktör taşıyıcı

Çift3: opal taşıyıcı normal erkek X opal dişi: %50 normal opal taşıyıcı, %50 opal

Çift4: opal taşıyıcı normal erkek X opal taşıyıcı normal dişi: alınan sonuç Mendel oranına uygun olacaktır: 1:2:1 yani %25 opal, %50 opal taşıyıcı normal, %25 normal

Not: 1) tüm yüzdeler teoriktir. 2) “normal “kelimesi opal olmayan kuşlar için kullanılmıştır. 3)Dördüncü çiftleşmede tüm opal yavruların içinde hangilerinin taşıyıcı olduğunu anlamak için test eşleştirmeleri gerekecektir.

Akik opal ( agate opal) mutasyonun en geniş tutulan versiyonudur. Bunun en olası nedeni akik opallerde yeşil opallerde olduğu gibi tüy sorunlarının olmayışıdır. Ayrıca melanistik çizgilerin renklerinin ve genişliğinin azalması ile hemen tüm tüylerde hoş gümüş rengi çizgiler kalır. Ayrıca phaeomelanin pigmentinin hiç bulunmayışı enfes bir görünüm sağlar. Gül(rose), altın fildişi ve gümüş temel renkleri daha belirgin bir kontrast yarattıklarından bu variyeteler kırmızı ve altın sarısı kuşlara göre daha fazla tercih edilirler. Akik opaller mükemmel görünümleri ile tüm yetiştiriciler tarafından çok sevilen kuşlardır.

Klasik variyeteler bölümünde bahsedilen çiftleştirme kuralları akik opallere de aynen uygulanır ve seyreltilmemiş stokların kullanılmaması önerilir.

Kahverengi ve isabel opaller melanistik pigmentin varlığı söz konusu olduğunda hayal kırıklığı yaratmaya meyillidirler çünkü melanistik pigment “self” kuş damızlıklarında birincil dereceden ihtiyaçtır ve bunlarda minimum seviyede bulunur. Aslında her ikisi de sıklıkla lipokrom kuşlarla karıştırılır.

İdeal kahverengi opal, tüylerinde düzgün,soluk renkli çizgiler taşır ve kanat ve kuyruk tüylerinde kahverengi birikintiler yer alır. Alt tüyler soluk bejdir. Isabel her zaman ”clear” yani melanin pigmentinden yoksun görünecek ve sadece kanat ve kuyruk tüylerinde soluk bir inci kahverengisi pigmentasyon taşıyacaktır. Alt tüyler o kadar soluk bir bejdir ki çok iyi incelenmedikçe beyaz sanılır.

PASTEL:

İlk pastel 1960’larda Hollanda’da ortay çıkmıştır. Özellikle yeşil versiyonu olmak üzere mutasyon büyük bir ilgi ile karşılanmıştır ve bu ilgi hala devam etmektedir. Aday eşlerin çiftleştirilmesi sonucu elde edilecek sonuçlar hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değildir.

İlk pastel iki klasik kırmızı isabelin çiftleştirilmesi sonucu meydana gelen yavrular arasından elde edilmiştir. Bazı deneysel yetiştiriciler yıllar boyunca pigmentasyondan tamamen yoksun bir isabel elde etmeye çalışırken orijinal pastelin yarattığı ilk izlenimler bu rüyanın fark edilmesine neden olmuştur. Ancak daha yakın bir inceleme kuşun fenotipinin normal bir isabelden çok farklı olduğunu göstermiş ve bundan da melanin üreten genlerde spontan bir değişimin meydana geldiği anlaşılmıştır. Tüylerini döktüğünde beklenen düzgün çizgiler yerine çok yoğun bir kahverengi yayılımı ile karşılaşılmıştır. Yapılan test eşleşmeler faktörün cinsiyet geçişli resesif olduğunu ortaya koymuştur. Bu yüzden bu tip kalıtıma sahip tüm mutasyonlarda; erkek ister dişi gibi normal fenotip göstersin yani bir adet X kromozoma sahip olsun ister mutant olsun,iki x kromozomu ile faktörü taşıyabilir.

Yıllar boyunca yapılan bir çok başarılı çiftleştirme ile isabel pastelin bir çok başarılı örneği elde edilmiş ve mutasyonun popüler olduğu her dönem bunlar ortaya çıkmışlardır. İdeal örnek eumelanin çizgileri taşımaz fakat tüyler arasında soluk kahverengi yayılımı göze çarpar. Alt tüyler soluk bejdir.

Kahverengi pastel, isabelin daha koyu versiyonudur ve düzgün kahverengi çizgilere sahiptir. Alt tüyleri de daha koyudur.Yıllar boyunca kahverengi pastel ile isabel pastelin çiftleştirilmesinin her ikisinde de bir zarara yol açmayacağına inanılmıştı. Günümüzde daha geniş bilgilerin ışığı altında kahverengi pastellerin sadece diğer seyreltilmiş kuşlarla ve isabel pastellerin de sadece diğer seyreltilmiş kuşlarla çiftleştirilmesi tavsiye edilir. Klasik kahverengi deyince akla iki tip kahverengi gelir. Birincisi sergi modeli kahverengi; rengin koyu ve yoğun yayılımı söz konusudur ve kahverengi pastel için ideal eştir. Bu kuşta her iki kuşta aranan özellikler bir arada toplanmıştır. Kahverengi, bronz ile çaprazlamak için uygun bir eş değildir.

Akik pastelin fenotipi çeşitlilik gösterir ancak yeşil pastelin ki daha da çeşitlidir. Kuşların görünümü klasik yeşilden en çok arzulanan gri kanat’a (greywing) kadar değişiklik gösterir Mutasyonun bu versiyonunu yetiştirirken ortaya çıkacak tek kesin “gerçek”maksimum etki gösteren gri kanat için faktörün değişmez biçimde homozigot olmasıdır. Buna rağmen tüm homozigot yeşil faktörler gri kanat değillerdir. Rengi klasik yeşilden kısmen gri kanat'a değişen heterozigot bir versiyon ortaya çıkabilir ve bu “dantel kanat”(lacewing) olarak bilinir. Ancak tüm versiyonlarda alt tüyler her zaman gümüş-gridir ve akik pastelin herhangi bir versiyonundan daha soluk renklidir.

COM düzenlemelerinin uygulandığı ülkelerde yapılan sergilerde yeşil pastelin sadece bir versiyonu kabul görür. Bu versiyona ait kuş tam olarak “grikanat “ özelliğini taşımalıdır. Ancak işin ironik yönü; bu özellik tam olarak ancak kuş ele alınıp kanatlar açıldığında görülebilir. Bazı ülkelerde ise tamamen absürt bir şekilde “grikanat” ve bronz pasteller için ayrı sınıflar mevcuttur. Sergi standardına sahip bir gri kanat belirgin demir rengi-gri renkte çizgilenmelere sahiptir. Bu çizgiler vücut tüylerinde, kanat ve kuyruk tüylerinde yer almaktadır.

Gri kanatlarda uçuş tüyleri bir kez döküldükten ya da kaza ile zedelendikten sonra yerine çıkan tüylerin işaretlenmeleri kaçınılmaz şekilde azalacaktır. Bu azalma her geçen yılla beraber katlanarak büyüyecektir. Bu yüzden genç kuşların ilk tüyme dökmeleri sırasında tüy yolma yüzünden meydana gelecek zararı engellemek için ayrı kafeslerde tutulması kritik bir önem taşır.

SATEN ( Satinette)

İlk ortaya çıktığı 1960 yılından 1970’lerin sonlarına kadar saten faktörün tüm dört klasik renkte de aynı renk alt tüyü taşıdığı düşünülmüştü. Akik ve yeşil variyeteler birbirlerine ayırt edilemeyecek kadar çok benziyorlardı ve bu da renkli kanarya yetiştiricilerinin kafalarında soruların oluşmasına yol açıyordu. Buna ek olarak seyreltik olmayanlar (non-dilutes), kısmi saten ebeveynlerden elde edilen klasik kahverengi ve yeşil yavrular çoğunlukla sergi kuşlarında görülmesi arzulanan koyulukta ve dağılımda melanistik pigmente sahip olamıyorlardı. Bu karmaşık durumu Fransızlar çözmüştür.

Aslında saten faktör seyreltme faktörünü (yani akik veya isabeli) üreten mutasyonlu genin ikinci mutasyonudur ve bu yüzden mutasyondan daha erken ayrılamaz. Bunu daha basit bir hale getirmek için: saten sadece isabel ya da akik olarak görünebilir. Bu fenomen mutiple allelomorfizm olarak bilinir. Bütün bu karışıklıkların anlaşılması ile sergi kalitesinde kuşlar üretmek için seçici çiftleştirmeler yapmak daha kolay hale gelmiştir.

Resesif eşey geçişli kalıtım modeline sahip saten mutasyonunun etkisi, tüm eumelanin siyah ve phaeomelanin kahverengi pigmenti baskılamak fakat eumelanin kahverengini olduğu gibi serbest bırakmaktır. Ayrıca inonun yaptığı gibi göze parlak kırmızı bir renk verir. Daha önce belirtildiği gibi hem isabel hem de akik satenin alt tüyleri koyu bej rengindedir.

İdeal formdaki bir isabel saten düzgün, belirgin, geniş, kahverengi çizgilere sahiptir. Bu çizgiler başın üzerinden kuyruğun altına kadar uzanır. Vücudun yan taraflarında ve göğsün etrafında benzer çizgiler yer alır. Akik çoğunlukla lipokrom gibi görünür yani melanistik pigmentten yoksundur. Ancak zaman zaman soluk renkli ve dar çizgiler taşıyabilir.

Sergi kalitesinde satenler yetiştirilmek isteniyorsa renkli kanaryaların tüm türleri için geçerli olan kurallar unutulmamalıdır.

İlk olarak, herhangi bir isabel mutasyonunda önemli olan çizgilerin inceliği iken, satenlerde geniş çizgiler makbuldür. İkinci olarak, akik versiyon için iki ayrı değerlendirme standardı vardır; birincisi pigment taşımayan kuşlar içindir ki bunlar lipokrom olarak değerlendirilir ve ikincisi belirgin çizgiler taşıyan kuşlar içindir. Bunların hiçbiri ideal olarak kabul edilmez. Tercih edilen geniş çizgileri elde edebilmek için çok olağandışı durumlar söz konusu olmadıkça seyreltik olmayanların(yani yeşil ile kahverenginin)seyreltikler (yani isabel yada akik)ile çiftleştirilmesi gerektiğine ait kurallar göz ardı edilmemelidir. Yapılan deneyler en güzel örneklerin özellikle klasik kahverengi stoktan elde edildiğini göstermektedir. Bu amaç için seçilen kahverengi kuşlar sergi kalitesinde olmamalıdır. Aranan özellikler phaeomelaninin yaygın olması değil, geniş ve belirgin çizgilerdir. Bu yeşil stoklar için de geçerlidir fakat burada tam tersi durum söz konusudur yani sergi stokundan alınan örnekler gereklidir.

Kanaryaların doğal olarak üç değil iki melanistik pigment taşıdığını öneren hipoaaa belirli bir ağırlığa sahiptir. Bu teori şöyledir: siyah eumelanin çizgilerinde ister siyah tarafından baskılanmış biçimde tek başına ister siyahla karışık durumda olsun ikinci bir kahverengi pigment birikintisi vardır. Bu pigment eumelanin kahverengi olarak adlandırılmıştır ancak bugüne kadar yapısının klasik kahverengi ile aynı olup olmadığını gösteren herhangi bir kanıt sunulamamıştır. Ancak mevcudiyeti hakkında çok az şüphe olabilir.

Zaman göstermiştir ki en çok tercih edilen saten versiyonlar soluk bir temel renge sahiptir. Bu sayede soluk kahverengi melanin işaretlemeleri bu zemin ile kontrast etki yaparak belirgin hale gelir. Bu yüzden kırmızı variyetelerin dimorfik versiyonlarının popülariteleri uzun zamandır devam ederken mutasyonlu gül (rose) temel renge sahip kuşlar üç tüy tipi içinde de daha az üne sahiptir. Ancak en popüler olanlar altın ve gümüş versiyonlardır ve şaşırtıcı olarak altın renkli intensif en başarılı sergi variyetesi olarak kabul edilir. Son yıllarda altın renkli örneklere dimorfik tüy tipinin tanıtılması ile daha fazla çeşitliliğe kapı açılmıştır. Saten mutasyonların diğerlerine göre sahip olduğu bir avantaj faktörün akik taşıyıcılarının klasik karşılıkları gibi aynı fenotipe sahip olmamalarıdır. Farklılık, renklenmenin incelikle koyu griye dönüştüğü Primer kanat tüyleri incelenerek görülebilir. Bu intensif ve intensif olmayan örneklerdeki tek belirgin değişimdir fakat dimorfik kuşlarda gri rengin yayılımı daha gümüşi bir görünüme sahiptir. Fenotipteki bu değişim klasik yavruların olası taşıyıcılar oldukları çiftleşmelerde çok işe yarar çünkü böylece eşleştirme testleri yaparak bir yetiştirme sezonu kaybetmeye gerek kalmaz.

Satenlerin elde edildiği beş olası çiftleşme şöyledir:

Çift1:erkek saten X dişi saten:tüm yavrular saten.

Çift2:erkek saten X normal dişi:saten taşıyıcı normal erkekler ve saten dişiler.

Çift3:normal erkek X dişi saten:tüm yavrular normal ve erkek saten taşıyıcı

Çift4:normal saten taşıyıcı erkek X dişi saten:normal%25saten erkek,%25 saten dişi ve %25 normal dişi.

Çift5:saten taşıyıcı normal erkek X normal dişi:%25 saten dişi,%25 normal dişi.%25 saten taşıyıcı normal erkek ve %25normal erkek.

TOPAZ:

Topaz mutasyon renkli kanarya yetiştiricilerinin çoğu tarafından hala bilinmez.Uzun yıllardan beri var olduğu halde dünyadaki en ünlü renkli kanarya yetiştiricisi Mario A seheri tarafından İtalya’ya yerleştirilip üzerinde çalışılmaya başlamadan önce bir çok yetiştiricinin dikkatini çekmemiştir.Bu ilk çalışmalar diğer deneysel yetiştiriciler tarafından geliştirilmiş ve 1983 yılında Fransa’da aaa olarak sunulmuştur.Bu mutasyon hala COM tarafından onaylanmayı beklemekte ve buna bağlı olarak ulaşacağı formu düşünmek hiç zor olmasa da hala bir değerlendirme standardı mevcut değildir.

Orijinal aaa topaz mutasyonun ortaya çıkışının bir yeter sizliliğe bağlı olduğunu gösterir.

Bu genellikle tek bir genin farklı bir fenotip oluşturmak için mutasyona uğradığı şeklinde anlaşılır.Bir çok örnek için bu geçerlidir fakat zaman zaman bir grup gen farklı bir fenotip oluşturmak için mutasyona uğrar ve bu da “yetersizlik”olarak bilinir.Topaz’ın İno geninin multiple allelomorfizmi olduğu önerilmiştir.Kalıtım modelleri artık saptanabilmektedir ve cevaplanamayan temel soru oradaki kuşların (daha sonra tartışılacak) tam olarak bu mu yoksa yarı topazlar mı olduğudur.Bu bölümde orijinal testin doğru olduğu varsayılır.

Varsayımlar bunun üzerine dayandırılacaktır.

Aslında topaz,ino çiftleşmesinin yavruları arasından fark edilmiştir.Bu yüzden ino fenotipinden sorumlu bir grup mutasyonlu genin bir kısmını taşıdığı düşünülmüştür.Görünümdeki farklılığın oluşmasının sebebi;ino gen grubundan bir kısmının bulunmaması ve bu arada aynı kromozom üzerinde bulunan diğer bir grubun değişmiş olmasıdır.Bu durum şöyle gösterilebilir:

INO-------------XXX000--------

TOPAZ--------+++000----------

Eğer bu şeklin belirli bir kromozom çiftini gösterdiğini farz edersek,görülebilir ki,fenotipte

normalden hem ino hem de topaza kadar olan değişiklikten sorumlu mutasyonlu bir genin

bir kısmı mevcuttur-xxx.

Burada xxx sembolleri normal genleri göstermektedir.000 olarak belirtilmiş alan çifte

dozda bulunduklarında ino fenotipini veren mutasyonlu genleri göstermektedir.

Böylece kendi içinde kısmen ino ve kısmen topaz fenotip taşıyan arada-ortada (intermediate) bir kuş elde edilir ve bize göre bu eşsiz bir kuştur.(Saten taşıyıcı akik erkek,

olası bir istisnadır ve multiple allemorfizm teorisini destekler.)

inonun 4 klasik variyetesinin fenotiplerine geçtiğimiz sayfalarda değinmiştik (Sh:274-278)

Topazın kesin olarak bilinen fenotipleri vardır fakat mutasyon gelişiminin bu evresinde çoğunlukla varyasyonlar mevcuttur.Bunun 1 nedeni,tüm 4 varyasyonu elde etmek için “passe

parton” erkeklerin mecburen kullanılmasıdır,böylece değişen derecelerde ara fenotipe sahip, bronz ve akik gibi nesiller ortaya çıkar.Sh:288

İlk bakışta bronz topaz,tüyün ortasında düzgün olarak yer alan koyu kahve bir eumelanin çizgi taşıdığından,klasik bir kahverengiyi anımsatır.

Özellikle tüyün ortasında yerleşen koyu kahverengi eumelanin çizgileriyle bronz topaz,klasik

kahverengiye benzer Phaeomelaninde koyu kahverengidir.Bu durum tüm variyetelerin dişilerinde daha belirgindir.Uçuş tüyleri ve kuyruk tüyleri,vücut tüyleri gibi,aynı koyu çikolata kahverengine sahiptir ve sahiptir ve bu renklenme özellikle tüyün ortasında belirgindir.Asıl gövdenin kısa kenarında bu renklenme çok koyu iken,uzun kenarında

daha açıktır.Uçuş tüylerinin ve kuyruk tüylerinin uzantıları ki normalde bu bölgelerde phaeomelanin pigmenti bulunur,pigmentten yoksundur.Bu erkekte dişiden daha belirgindir.

Bir sergi standardı oluşturulduğunda bunun en çok aranan özellik olacağı düşünülmektedir

Ve bu yüzden optik mavi faktörün mevcudiyeti arzulanır.”Clear” tüy uçlarının vücut

Tüylerine doğru uzayıp uzamayacağını zaman gösterecektir.İno’dan farklı olarak İntensiv’in

Daha dar tüylere sahip olması istenir çünkü bu keskin-kenar özelliğinin daha belirgin olmasına yardımcı olur.Bronz Topaz’ın alt tüyleri koyu kömür renginden siyaha değişir.

Boynuzsu alanlar ten renginde ve gözler siyahtır.daha önce belirtildiği gibi geniş varyasyonlar vardır ve normal bronza benzeyen fakat tüylerinin ucu keskin olmayan kuşlar üretilmiştir.Yapılan çiftleşmelere bakılırsa bu kuşlar bronz olmalıdır.

Kahverengi topaz bir çok yönden düşük kalite kahverengi ino’ya benzer kahverengi ino’daki

dağılıma sahip pigmentasyon çikolatadan çok kızıl kahverengidir ve sonuç olarak tüylerin

Uçlarının keskinliği fazla belirgin değildir.Göz rengi klasik kahverenginin erik kırmızısı rengidir fakat kuş olgunluğa eriştikçe koyulaşmaz.Al tüyler koyu bejdir.Mevcut olan melanistik pigment kahverengi versiyonun ki ile aynı renkte görülür ve benzer dağılıma sahiptir.Ancak belirginliği zayıftır.Alt tüyler soluk bej ve gözler parlak kırmızıdır.En çok beğenilen versiyon akiktir.diğer mutasyonlarınkinden çok farklı bir fenotipe sahiptir.

Gerçekten dikkat çekicidir.Bir çok yönden bronz topaza benzer fakat tahmin edileceği gibi daha iyi işaretlenmelere sahiptir. Otomatik olarak seyreltilmiş phaeomelanin

Varlığıyla birlikte tüm görünüm kuyruktaki pigmentasyonun koyuluğuyla tamamlanır ve kuşa çok hoş bir görünüm kazandırır.

4 variyeteninde ara (intermediate) versiyonları genellikle saf karşılıklarından oldukça faklıdır.Bronz,topazın çikolata rengini taşır.göz rengi klasik kahverengininkine benzer.

Ve benzer şekilde kuş olgunluğa eriştikçe koyulaşır.Alt tüyler bronz ino’dan daha koyu fakat bronz topazdan daha açıktır.Kahverengi intermediate kahverengi topazdan çok düşük kaliteli kahverengi ino’ya benzer ve oldukça belirgin çizgilerin yanı sıra belirgin pullara sahiptir.daha koyu renkli alt tüyler taşımasına rağmen intermediate isabeli topazdan ayırmak güçtür.Akik intermediate topaz veino’dan şu özelliklerle ayrılır:akik inonunkinden daha belirgin çizgilere sahiptir ve bu çizgilerin rengi gri bejdir kuyruktaki karakteristik koyu tüylenme büyük oranda seyrelmiştir.Alt tüyler gri kahverengi ve gözler bronz inonun ki gibi kırmızıdır.Mutasyon inoda olduğu gibi Otosomal resesiftir ve kalıtım modeli bu yüzden tahmin edilebilirdir.

Çift 1:topaz X topaz:hepsi topaz

Çift 2:topaz X normal:hepsi topaz taşıyıcı normal

Çift 3:topaz taşıyıcı normal X topaz:%50 topaz,%50 topaz taşıyıcı normal

Çift 4:topaz taşıyıcı normal X normal:%50 normal,%50 topaz taşıyıcı normal

Çift 5:topaz taşıyıcı normal X topaz taşıyıcı normal:%25 topaz,%50 topaz taşıyıcı normal,%25 normal

İkinci tablo yarı ino yarı topaz gibi intermediate kuşlar kullanılan çiftleşmelerden beklenenleri göstermektedir.

Çift 1:topaz X ino:hepsi intermediate (Orta ara)

Çift 2:topaz X intermediate %50 intermediate %50 topaz

Çift 3:intermediate X ino: %50 ino %50, intermediate

Çift 4:intermediate X intermediate: %25 topaz %25 ino %50 intermediate

Not:her iki tabloda da her eşleşme ters çevrildiğinde aynı sonuçlar alınacaktır.Topaz’ın popülerliğinin sürüp sürmeyeceğini zaman gösterecektir.Ancak eminiz ki bu mutasyonun doğası ve tam anlamı ile gelişmesi üzerine bir çok çalışmalar yapılacaktır.

Renkli Kanaryalar için sergi standartları renkli kanaryalar bir çok farklı faktör taşıdıkları için değerlendirilmeleri zordur.Bu yüzden her faktör bağımsız olarak değerlendirilir yani kuş bir bütün olarak ele alınmaz.Gerçi bir çok dernek tarafından çok sayıda dokümanlar hazırlanmıştır ancak en iyi kitapçık ”Union ornitologiuge de France”adına Commission Nationale des Juges Français tarafından hazırlanan kitapçıktır ve birazdan okuyacağınız yorumlar bu kitapçık temel alınarak yapılmıştır.

Lipokrom varyetelerinde,dikkat edilmesi gereken iki önemli nokta vardır:asıl renk saflığı ve tüy tipi.Bazı ülkelerde,”variegasyonlu”örnek ler sergilenebilir fakat çoğunlukla sadece melanistik pigmentten tamamen yoksun örnekler sergi standardına kabul edilir.Variegasyonlu kuşların kabul edildikleri yerlerde melanistik pigment dikkate alınmaz ve gerçek ”clear” örneklerde olduğu gibi sadece renk ve tüy tipi önemlidir.

“Renk”derken tam olarak rengin saflığı ima edilir ve normalde 30 puana sahiptir.Tanınan variyeteler şöyle gruplanır:

1)Rengin total ekspresyonu.

a)sarı(altın)

b)kırmızı

2)Rengin kısmı inhibisyonu(baskılanması)

a)dominant beyaz

3)rengin total inhibisyonu

a)resesif beyaz

4)Mutasyonla lipokrom renklenmesinin seyreltilmesi

a)altın ivory

b)rose

sarı(altın)ve kırmızı

Bu iki variyete değerlendirilirken rengin saflığı ve bir örnekliliği dikkate alınmalıdır.

Tercihen,değerlendiren kişinin rengin saflığına ve tüyler üzerinde bir örnek şekilde dağılıp

Dağılmadığına bakması gerekir.

Altın serilerde renk, yeşil serilerde ki kuşlarda eumelanin siyah günür olsun yada olmasın ,tüm kuşların sahip olduğu kavun sarısı olmalıdır.Kahverengi serilerde ki kuşlarda,kahverengi renk görünür olsa da olmasa da,renk parlak altın sarı olmalı,turuncu-sarı olmamalıdır.

Tüm değerlendirme standartları mükemmel kuşun olamayacağını kabul ederek yapılır ve bu yüzden tüm kategorilerde değerlendirme standartları buna göre düşürülür.Bu durum aşağıda gösterilmiştir:

Çok iyi:rengin saflığı ve bir örnekliliği neredeyse mükemmelse 3 puan indirilir.

İyi:İyi renk düzgün şekilde dağılmışsa 4 puan indirilir

Averajaf olmayan renk ya da kötü dağılım.Rengin sarıysa ya da turuncuya ya da hafif menekşeye çalması.Tüyde küçük alanlarda farklı renklenmeler 5-6 puan indirilir

Kötü:İki renkli kuşlar ya da intermediate (orta/ara)renkli kuşlar 7 veya daha fazla puan indirilir.

Dominant Beyaz ve Resesif Beyaz

Üç tip beyaz mevcuttur.resesif beyaz,baskın beyaz ve beyaz ivory (gümüş ivory)

Bu kuşlar değerlendirilirken,imkansız olmasa da farklı tüy tiplerini ayırt etmek çok zordur.

Bu yüzden 50 puana olan maksimum puanı verirken renk ve tüy tipi birlikte değerlendirilir.

COM kurallarına göre her beyaz ana renkli kuşa 47 puan otomatik olarak verilir ve başka alanlarda oluşmuş hatalara daha ağır cezalar verilmelidir.Fransızlar,yazara göre haklı olarak,bu kurala itiraz etmiştir ve kendi ülkelerinde yapılan sergilerde sunulan en saf beyazlar için şu ayrımları yapmışlardır:

Mükemmel:Lipokromun hiç olmayışı.Parlak renk 3 puan indirilir

İyi:Lipokrom renklenmesinin hafif izlerini taşır.Hafif mat resesif 4-6 puan indirilir.

Averaj:Uçuş ve kuyruk tüylerinde belirgin lipokrom renklenmesi.Resesiflerde mat renklenme 7-9 puan indirilir.

Kötü:tüyler üzerinde lipokrom renklenmesi.Özellikle kanat tüylerinin 10 ya da daha fazla puan indirilir.

Altın, İvory ya da Rose:

Bunlar değerlendirilirken rengin saflığı ve dağılımının yanı sıra rengin seyreltilmişliğin inde (dilusyonununda)dikkate alınması gerekir.Bu rengin “ solgun” görülmesi gerektiği anlamına gelir.Fakat kuşun mutasyon olduğu açıkça belli olmalıdır.

Mükemmelaflık,dilusyon ve dağılım olağanüstü 3 puan indirilir

İyi:saflık,dilusyon ve dağılım iyi 4 puan indirilir.

Averaj: rengin saflığında bozulma;sarı ya da kırmızı renge eğilim.Rengin dağılımının bir örnek olmayışı 5-6 puan indirilir.

Kötü:İki renkli ya da intermediate (ara)renkli kuşlar 7 ya da daha fazla indirilir.

Burada belirtilmelidir ki bir çok ülkede sadece uçurulmamış kuşların sergilenmesine izin verilir.İlk yıl renk beslenmesi uygulanan kuşların,ebeveynlerine yavrularını besledikleri sırada renk ajanları verilmediği sürece,uçuş kadar koyu değildir.(Bu koyuluk ancak ikinci yılda,renk ajanları kullanıldıktan sonra oluşur)Bazı değerlendirme standartları bunu göz önünde bulundurur ve renklenmedeki farklılığı değerlendirme dışı tutar fakat diğerleri rengin bir örnek dağılması kuralına sıkı sıkıya bağlıdır.Bu kuralların sıkı olduğu yerlerde ,tüm kırmızı ana renkli stoka çiftleştirme mevsimi sırasında renklendirme yemi verilmeli ve sarı ana renkli kuşlarda yüksek lutein içeren diyetle beslenmelidir.

Lipokrom VARYETELERİ-Tüy Tipi

Burada tüyün doğal yapısından bahsedilmektedir.Bu değerlendirmede 20 puan bulunur.Tüy

Uç kategoriye sahiptir.

1-)(Frosted olmayan ,sarı,v s)

2-)Keşif olmayan (Frosted,buff,etc..)

3-)Dimorfik

sh 294’teki şekil tüy tiplerini gösteriyor:soldaki keşif olmayan,ortadaki keşif,sağdaki dimorfik

Keşif (intensive)

Burada tüyün ucunda hiçbir beyazlama izi olmamasına bakılı.

Mükemmel:Hiçbir beyazlaşma izi taşımayan.1 puan inilir.

İyi:Çok küçük miktarda bir beyazlama 2 puan inilir.

Kötü:Keşif olmayanlardaki gibi beyazlaşma mevcuttur.

5 ya da daha fazla puan inilir.

Keşif olmayan ( Non intensive)

İdeal ”keşif olmayan” tüm tüylere düzgünce dağılmış güzel “beyazlamalar”taşır.

Mükemmel:Beyazlaşma güzel ve düzgün dağılmıştır.Özellikle ensenin sırt ile birleştiği yerde,hiçbir beyazlaşma kümelenmesine rastlanmaz.1 puan indirilir

İyi:Arkada ve ensede orta düzeyde beyazlaşma birikintileri vardır.2 puan indirilir.

Averaj:Beyazlaşma düzensiz olarak yayılmıştır.

3-4 puan indirilir.

Kötü:Beyazlaşma kusurludur.keşif ya da dimorfik örneklere yaklaşmıştır.

DİMORFİK

Erkeklerde ,normal dimorfiklerde olduğu gibi gözlerin üstünde(kaş)kanat tüylerinin uçları gibi dimorfik “noktalarda” sınırlı bulunan küçük ama belirgin lipokrom renklemeli maskelenmeler aranır.Renklenmenin bu noktalarda parlak ve yoğun olması gerekir.

Dişi dimorfikler temelde beyaz olmalıdır ve parlak kırmızı/sarı lipokrom gözlerde ve kanat tüylerinin diplerinde olmalıdır.

Not:Melanistik örnekler incelenirken dimorfik faktörün çizgilenmeleri 3 yolla etkilediği göz önünde bulundurulmalıdır.

1)Başın üzerindeki çizgilenmeler

2)Çizgilenmelerin arasındaki bölgelerde lipokromun yokluğu

3)Keşif ve keşif olmayan örneklerdekinden daha geniş çizgilenmeler.

Erkek dimorfikler için değerlendirme kategorileri şöyledir:

Mükemmel :Yukarıdaki tarife uyan örnekler.Renk noktaları belirgin ve lipokrom rengi yoğun olmalıdır.

1 puan indirilir.

İyi:Renk göğüs de belirgindir,lipokrom noktalarında hafif beyazlaşma

2 puan indirilir

Averaj:Göğüsteki renklenme gözlerin çevresine,göğüs yanlarına,uçuş tüylerine doğru genişler.Kuşun bir beyazlaşma mevcuttur.

3-4 puan indirilir.

Kötü:Kötü bir beyazlaşma söz konusudur.Keşif olmayan kuşlarla karıştırılır.

5 ya da daha fazla puan indirilir

Not:lipokrom variyet elerinde ino yasa saten faktörlerin varlığını belirten öğeler mevcuttur,kırmızı gözler .Göz rengi tamamen değerlendirilme dışı bırakılmalı ve kuş rengine ve tüy tipine bakılarak değerlendirilmelidir.Bazı ülkeler bu kuşlar için ayrı sınıflar açarlar.

“Self”(Melanin)Variyetele r-Klasik renkler

lipokrom varyetelerinde olduğu gibi,”self ”(ya da melanin) variyet elerde lipokrom renklerine

ve tüy tiplerine göre değerlendirilir.Buna ek olarak,mutasyonları tarafından belirlenen melanin pigmentinin var ya da yok oluşuna göre değerlendirilirler.

Renklerine ve tüy tiplerine göre değerlendirilmede benzer kriterler kullanılır fakat burada kullanılan puanlar daha düşüktür:renk için 10 puan tüy tipi için 15 puan.

Renk için puanlar şu şekilde indirilir.

Mükemmel:1 puan indirilir.

İyi: 2 puan indirilir.

Averaj: 3 puan indirilir .

Kötü:4 ya da daha fazla puan indirilir .

Tüy tipi için:

Mükemmel:1 puan indirilir.

İyi: 2 puan indirilir.

Averaj: 3 puan indirilir .

Kötü:4 ya da daha fazla puan indirilir .

Melanistik pigment için 25 puan mevcuttur.Tanınan klasik variyeteler aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:

Ana renk Okside melanistik pigment Seyreltilmiş Melanistik pigment

Kırmızı bronz, kırmızı,akik

Kırmızı,kahverengi kırmızı,isabel

Sarı yeşil altın,akik

Altın,kahverengi altın,isabel

Beyaz mavi gümüş,akik

Gümüş,kahverengi gümüş,isabel



Yeşil (Bronz ya da Mavi)

Bu kuşlar melanistik pigmentin maksimum oksidasyonunu taşımalıdır.

Bu özelliğin tipik bir maksimizasyonu gagada,bacaklarda ve parmaklarda bulunur.Hatta parmaklarda pençelerin ucuna kadar uzanarak onlara abanoz-siyahı bir renk verir.Kanatların ve kuyruğun rengi siyah olmalıdır.Sırtta,başta ve göğsün yan taraflarında

koyu siyah çizgilenmeler olmalıdır.Bu özellikleri phaeomelanin aleyhine taşıyan kuşlara

öncelik verilmelidir.

Mükemmel:Yukarıda bahsedilen kriterlere uyan kuşlar.1puan indirilir.

İyi:Gaga ve bacaklardaki siyah pigmentasyonda çok hafif bir seyrelme.Kahverenginin

Çok az bulunması,2 puan indirilir.

Averaj:Bacaklarda ki,gagadaki,pençelerdeki ve çizgilenmelerdeki siyah yoğunluğunun

azalması.Kahverengi pigmentasyon çok belirgin.3-5 puan indirilir.

Kötü:akikten ayırt edilmesi güç olan,dar çizgilenmeler ve “clear” boynuzsu alanlar taşıyan kuşlar 6 ya da daha fazla puan indirilir.

Kahverengi

Bronzda olduğu gibi melanistik pigment oldukça oksidize olmalı ve çikolata renginde görülmelidir.Boynuzsu alanlar “clear” olmalıdır.

Kahverengide boynuz gibi geniş,koyu,başta ve göğsün etrafında mümkün olduğunca yayılmış olmalıdır.

Mükemmel:Yukarıdaki tarife uyan örnekler..

1 puan indirilir

Averaj:İyi okside olmuş ancak iyi bir örneğin kriterlerine tam olarak uymayan kuşlar

Yan taraflardaki çizgilenmelerin genişliğinde fark edilir seyrelme.göğüsteki pigmentasyon

Kahverengiden çok gri renkte.

3-5 puan indirilir.

Kötüar çizgilenmeler gösteren kuşlar ya da göğsün bir ya da iki yanında çizgilenmelerin olmayışı.Kötü kaliteli İsabel ile karıştırılabilir.6 ya da daha fazla puan indirilir.

Akik:

Akik faktör iki normal melanin pigmentin (eumelanin siyah ve phaeomelanin kahverengi)

Aynı anda