Karanlıkta karanlıkta
Gözlerimi açtığımda sadece karanlık vardı. Son hatırladığımda Işık odada idi. Nasıl olduysa karanlıktı işte. Ya bana çok kızmıştı Işık, yâda ben küstürecek bir şey yapmıştım bilmeden. Bilmeden dediğime kendim inanıyor muydum acaba? Bal gibi de biliyordum işlediğim suçu. Karanlığa alışıyordu gözlerim. Önceden de karanlık ta görmeyi biliyorlardı. Işıksız yaşadığım günler olmuştu çünkü. Yerimden kalktım ve camın olması gereken yöne doğru ilerledim. İki adım attım yâda atmadım başıma bir şeyin çarpmasıyla sendeledim. İster istemez ellerim başımın zonklayan yerine ben ne olduğunu anlamadan ulaşmışlardı bile. Canım yanıyordu. Işıksızlığa alışmaya çalışsam da hemen olmuyordu işte. Ben bu kadar aciz olamazdım. Eğer ışık yoksa karanlığa alışmalıydım.
Olduğum yerde başımı tutarak durdum. Başım zonkluyordu ama biryandan da çalışıyordu işte. İnsandık sonuçta. Atalarımız mağaralarda yaşarken ışığın değerini anlamışlardı da ben inatla onsuz yaşamanın yollarını arıyordum. Kendimi kandırmaktı yaptığım bunu biliyordum. Nasıl olsa sabah er geç olacaktı ve ben diğer karanlığa kadar yalancı bir ışıkla günü geçiştirecektim.
Ya sonra, sonra bu yalancı ışık huzmeleri beni gece terk ettiğinde ne olacaktı. Yine ışığı özleyerek mi geçirecektim geceyi.
Bir şey var bu ışıkla aramda çözemediğim. Bu gece de soğuk muş hani. Başım kanıyormuş gibi yanıyor hala. Gecenin buz gibi keskin soğuğu değerken tenime, duvarda cansız titreyen gölgeleri görebiliyorum artık. Perdeleri aralıyorum sonra, sabaha daha çok var onların acısını dindiremem. Kendi yalnızlığında gece gibi sessiz gölgeler üşürken duvarda, gözlerinde sıcak bir bakış ve dudaklarının kenarına asılı yarım tebessümle bir resim geldi yine aklıma.
Karanlıkta hissede biliyordum. Ellerimde yazılmamış şiirlerin mürekkeplerinin kuruduğunu. Son zamanlarda daha çok batar oldu bıçak ucuna benzer ağrılar. Olur, olmaz zamanlarda saplanması yüreğime.
Biliyorum bu ellerimdeki gökkuşağı renklerini ama bu karanlıkta kime gösterebilirim onları. İşte hafif bir renk daha girdi pencereden. Perdeyi biraz daha aralamalıyım artık ama bu ellerimdeki renkleri solduracaklarından korkuyorum açıkçası. Sisler içinde kent aydınlanıyor, yine ışıksız bir biçimde. |