Bazı hatırlatmalar Ülkemiz yeni liberal sisteme 24 Ocak 1980 kararları ile girmiştir. Bu ekonomik kararların mimarı Turgut Özal'dır. Alınan kararların uygulanabilmesi için de 12 Eylül gerçekleştirilmiştir. Kenan Evren(our boys), 12 Eylül ile birlikte devleti yeni sürece uygun olarak yapılandırmıştır. 24 Ocak kararlarını mimarı olan Özal'da, 12 Eylül sonrasında ekonomiden tek sorumlu yapılarak, yeni yapılanmaya (ABD'ye kapılanmaya) hizmet etmiştir. Daha sonra da Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak bu hizmetini! sürdürmüştür. Turgut Özal, Nakşî olduğunu hiç saklamamıştır. Şeyh Mehmet Zahid Kotku'nun öğrencisidir. Bu damar Said-i Nursi'ye kadar gitmektedir. Konumuz Özal ve tarikat ilişkileri değil. Konumuz bugün geldiğimiz nokta ve giderek artan yerelleşme-federasyon tartışmalarıdır. Yeni anayasanın da bu konuda açılımlar getirdiği ifade edilmektedir. Ülke ve ulus bütünlüğümüz giderek daha da artan tehlikeler ile karşı karşıyadır. 12 Eylül ile başlayan yeni süreç ve bu sürecin aktörlerinin sözleri ile aldıkları kararlar günümüze yönelik işaretler vermektedir. Bu da gösteriyor ki, ABD ülkemize yönelik bir proje yürütmektedir. O projenin amacı üniter yapı yerine federatif bir yapıdır. Kamuoyu ilk defa Özal'ın ağzından duydu federasyon tartışmasını. "Federasyon dâhil her şeyi tartışabiliriz" sözü Özal'a aittir. 1980'li yıllarda artan terör olayları karşısında söylene bu söz, ABD'nin geleceğimiz için oluşturduğu ve adım adım uyguladığı stratejinin ilk işareti idi… Turgut Özal buna benzer sözleri daha sonra da etti. Cumhurbaşkanlığı döneminde zaman zaman tedavi için Houston'a giden Özal, Houston'da kendisini ziyaret eden Başbakan Mesut Yılmaz'a, "Kürtlere federasyon düşünün. Bush'ta (baba Bush) böyle istiyor. Ben de buna sıcak bakıyorum" der. Bugün ABD'de baba Bush'un yerine oğlu Bush görevdedir. Ancak Türkiye planı devam etmektedir. Özal Nakşî idi, Bu gün ülkemizin en tepesinde olanlar da Nakşî'dir. Ve ABD, bu tarikat ve tarikata bağlı kişiler aracılığı ile ülkemizi dönüştürmeye çalışmaktadır. Planlı ve adım adım… 16 Şubat 1997 günü Cumhuriyet Gazetesi'nde bir röportaj yayınlanır. Leyla Tavşanoğlu'nun konuğu İP lideri Doğu Perinçek'tir. O röportajın bir yerinde Perinçek "ABD Tayyib Erdoğan'ı Başbakan, Abdullah Gül'ü de Dışişleri Bakanı yapacak. CIA'nın yan kuruluşlarından Rand Corporation'ın yayın organında da bu yazıldı." Demektedir. Bu söz 3 Kası 2002 seçimlerinden 5 yıl 8 ay önce edilmiştir. Aydınlık Dergisi 20 Ekim 1996 tarihli sayısının kapağında "Abramowitz, Tayyip'i Erbakan'ın yerine hazırlıyor" haberi yer almaktadır! Erdoğan- Abramowitz arasında ilk temas Refah Partisi İlçe Başkanı iken kurulmuş. Ondan sonra da Erdoğan parti içinde yükselen bir grafik çizmiş! Abramowitz "yürü ya Erdoğan" demiş… 2001 yılında Aktüel Dergisi'nin 520'nci sayısında bir haber vardır. CİA İstasyon Şefi Graham Fuller adı geçen dergide "yenilikçi kanat İslami hareketin lideri olacak" demektedir. Refah Partisi içindeki kavgada ABD "aksaçlılara" karşı "yenilikçiler" denilen Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül'den yana tavır almıştır. 28 Şubat ile de amaca ulaşılmıştır. Erbakan tasfiye edilmiş ve "yenilikçilerin" yolu açılmıştır! "Yenilikçiler" adı verilen Erdoğan-Gül ekibinin parti kurmasının mimarlığını da Fethullah Gülen yapmıştır. ABD bu işi ihalesiz ona vermiştir! Özal'ın tarikat kökleri de Said-i Nursi'ye dayanmaktadır. Erdoğan'ın 'da.. Fethullah Gülen'in de… AKP iktidarının ısrarla sürdürdüğü yerelleşme çabalarının, Kalkınma Ajansları çalışmalarının ve giderek federatif bir yapı arayışlarının temelleri 12 Eylül ile başlayan Özal'ın "federasyon dâhil her şeyi tartışabiliriz" sözüne ve ABD planına dayanmaktadır. Başbakan Cumartesi günü TİSK Kongresinde yaptığı konuşmada da Ankara'dan ülkeyi yönetmenin zorluğuna işaret ederek, bu durumu yeni anayasa ile gidermeye çalışacaklarını ifade etmiştir. Yeni anayasa ile 12 Eylül döneminde başlayan ABD planı ileri bir adım daha atacaktır. Nakşî Özal ile başlayan ve Nakşî Erdoğan ile tamamlanacak olan proje ile ABD amacına ulaşmak istemektedir. Son perdeye giriyoruz. Seyircilere duyurulur. |