90 yıldır sönmeyen ocak Erzurum'un Pasinler ilçesinde 2.'nci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, 8'inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve eski başbakanlardan Adnan Menderes'in bile keyifle çayını yudumladığı yerde semaverin közü ilk günkü tadıyla yanıyor.
Bu kadar teknolojiye rağmen suyun bakırdan yapılmış semaverde kaynatıldığı çayevindeki demlikler bile insanı tarihi bir yolculuğa çıkarıyor.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, bölgenin palavra ustası Teyo Pehlivan, sanatçı İzzet Altınmeşe ve İbrahim Erkal gibi birçok ünlünün hatıralarıyla süslediği çayevini, 90 yıl önce Rüştü Yaşar açmış. O, vefat ettikten sonra bugüne kadar ocağın ateşini oğulları Lütfü Yaşar ve Hasan Yaşar ile torunları yakmış. Hasan Yaşar vefat edince oğulları Abdulkadir ve Erdal geçmiş işin başına.
Bir zamanlar Hasankale adıyla tanınan Pasinler'de sabah namazından çıkanlar, fırından aldıkları lavaş ekmeğin yanına biraz zeytin ve biraz tulum peyniri koyup çayevinin yolunu tutuyor. Kıtlama şeker eşliğinde hazırlanan çaylar, masalara dağıtılıyor. Ardından başlıyor koyu bir muhabbet. Sabah ayazında sıcak çayın keyfini tatmak için gelenler, buranın manevi ikliminde gönüllerini doyurduktan sonra işe koyuluyor.
Yolculukları sırasında özel araçlarıyla Kars'tan gelenler ise Erzurum'a gitmeden önce mutlaka bu çayevine uğrayıp yorgunluk atıyor.
SIFATIN KAPIDA KALDIĞI YER: PASİNLER
Sıfatın kapıda kaldığı yer olarak bilinen Pasinler çayevinde, makamı ve yaşı ne olursa olsun herkes aynı havayı teneffüs ediyor. Hatta Marmara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Yusuf Yaşar bile dedesinden kalan geleneği devam ettirerek, yazın geldiği Pasinler'de ocağa girip vatandaşlara çay servisi yapıyor.
Çayevindeki ocağın ilk ateşini yakan Hacı Rüştü Yaşar'ın oğlu Lütfü Yaşar, "Bu kapıdan içeri girenin sıfatı dışarıda kalır. Çayımızın özünde kömür, közünde muhabbet vardır. Demindeki tad buraya gelen insanların bıraktığı dostluk kadardır." diyor.
Lütfü Yaşar'ın yiğeni Abdulkadir Yaşar ise tatil günlerinde sırf muhabbet olsun diye Kars, Ağrı ve Erzurum'dan gelenlerin olduğunu belirterek, uzaktan gelenlere yemek ikram ettiklerini ve karınlarını doyurmadan göndermediklerini ifade ediyor.
Bazı insanların çayevine gelip hem kendisiyle çay içtiğini hem de dertleştiğini dile getiren Abdulkadir Yaşar, "Buranın manevi havası insana ayrı bir huzur veriyor. Marmara Üniversitesi'ndeki kardeşim Yusuf Yaşar bile, İstanbul'dan geldiğinde üzerindeki takım elbisesini değiştirir gelir ve çay servisi yapar. Burada çay servisi yapmak onu mutlu eder. Çünkü burada çay içmek de çay servisi yapmak da bizim geleneğimizdir." diye konuşuyor.
Günlük çay servisini yapan Erdal Yaşar da, her sabah erken odunları tutuşturup çayı demlemenin bile kendine ayrı bir keyif verdiğini anlatıyor.
Cihan HA |