Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu

bir türk dünyaya bedeldir

Her Telden kategorisinde ve Genel Sohbet forumunda bulunan bir türk dünyaya bedeldir konusunu görüntülemektesiniz.1957 Yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD'ye giden Doktor Ömer Muşluoğlu* görev yaptığı hastanede başından geçen ...



Geri git   Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu > Her Telden > Genel Sohbet

Maşaallah bir türk dünyaya bedeldir

İndir Sitemap Liseler Harita Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


bir türk dünyaya bedeldir



Yeni Konu aç  Cevapla

 

LinkBack Seçenekler
Alt 10-26-2007, 05:43 PM  
Standart bir türk dünyaya bedeldir


1957 Yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD'ye giden Doktor Ömer Muşluoğlu* görev yaptığı hastanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatmaktadır:

Amerika 'ya gittiğim ilk yıllar. New York’ta* Medical Center Hospital' da görev almıştım. Fakat vazifem kan almak* kan vermek* serum takmak* elektrokardiyografi çekmek gibi işler.. Hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direkt olarak hasta muayenesine* tedavisine verilmiyor. Diğer zamanlarda da laboratuvarda çalışıyorum. Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam* tahminen yetmiş beş yaşlarında.


—Kan vereceğim kolunuzu açar mısınız? Dedim.

Adamcağız kanserdi ve aynı zamanda kansızdı. Kolunu açtım* baktım pazusunda bir Türk bayrağı dövmesi var. Çok ilgimi çekti* kendisine sormadan edemedim:

-Siz Türk müsünüz?
—Kaşlarını yukarıya kaldırarak "hayır" manasına bir işaret yaptı.
—Ama ben hala merak ediyorum. "Peki* bu kolunuzdaki Türk bayrağı nedir?"
-"Aldırma öylesine bir şey işte" dedi.

Ben yine ısrarla: "Fakat benim için bu çok önemli* çünkü bu benim milletimin bayrağı* benim bayrağım..."

Bu söz üzerine gözlerini açtı. Derin derin yüzüme baktı ve mırıltı halinde sordu:

-Siz Türk müsünüz?
—Evet Türk'üm.

İhtiyar gözlerime tanıdık bir göz arıyor gibi baktı. Anlatmaya başladı:

"Yıl 1915. Çanakkale diye bir yer var Türkiye'de. Orada savaşmak üzere bütün Hıristiyan devletlerden asker topluyorlardı. Ben* Avustralya Anzaklarındandım. İngilizler bizi toplayıp dediler ki: 'Barbar Türkler Hıristiyan dünyasını yakıp yıkacaklar. Bütün dünya o barbarlara karşı cephe açmış durumda. Birlik olup üzerine gideceğiz. Bu savaş çok önemlidir. ' Biz de inandık sözlerine ve savaşmak isteyenler arasına katıldık. Beynimizi yıkayan İngilizler Türklere karşı topladığı askerlerin tamamını Çanakkale'ye sevk ediyormuş. Bizi gemilere doldurup Mısır'a getirdiler* orada birkaç ay talim gördük* sonra da bizi alıp Çanakkale'ye getirdiler. Savaşın şiddetini ben ilk orada gördüm. Öyle ki denize düşen gülleler suları metrelerce yukarı fışkırtıyor* gökyüzünde havai fişekler geceyi gündüze çeviriyordu.

Her taarruzda bizden de Türklerden de yüzlerce insan hayatının baharında can veriyordu. Fakat biz hepimiz Türklerdeki gayret ve cesareti gördükçe şaşırıyorduk. Teknolojik yönden çok çok üstün olduğumuz gibi sayı bakımından da fazlaydık. Peki* onlara bu cesaret ve kuvveti veren şey neydi? İlk başlarda zannediyordum ki İngilizlerin bize anlattığı gibi Türkler barbarlıktan böyle saldırıyorlar. Meğer bu barbarlıktan değil* kalplerindeki vatan sevgisinden kaynaklanıyormuş. Biz karaya çıktık. Taarruz edeceğiz* bizi püskürtüyorlar. Tekrar taarruz ediyoruz* bizi gene püskürtüyorlar. Tekrar taarruz ediyoruz. Derken böyle bir taarruzda başımdan yediğim bir dipçik darbesiyle kendimden geçmişim.

Gözlerimi açtığımda kendimi yabancı insanların arasında buldum. Nasıl korktuğumu anlatamam. İngilizler bize Türkleri barbar* vahşi kimseler olarak tanıttı ya... Ama dikkat ettim* bana hiç de öfkeli bakmıyorlar* yaralarımı sarmışlar. İyice kendime gelince bu defa çantalarında bulunan yiyeceklerden ikram ettiler bana.

İyi biliyorum ki onların yiyecekleri çok çok azdı. Bu haldeyken bile kendileri yemeyip bana ikram ediyorlardı. Şoke oldum doğrusu. Dedim ki kendi kendime:

-Bu adamlar isteseler şu anda beni öldürürler* ama öldürmüyorlar... Veyahut isteseler önceden öldürebilirlerdi. Hâlbuki beni cephenin gerisine gotürdüler. Biz esirlere misafir gibi davranıyorlardı.

Bu duygularla

—Yazıklar olsun bana! Böyle asil insanlarla ben niye savaşıyorum* niye savaşmaya gelmişim?
Bu İngiliz milleti ne yalancıymış* ne kadar Türk düşmanıymış! diyerek pişman oldum. Ama bu pişmanlığım fayda etmiyor ki... Bu iyiliğe karşı ne yapsam diye düşündüm durdum günlerce.
Nihayet bizi serbest bıraktılar. Memleketime döndüm. İşte memlekette Türk milletini ömür boyu unutmamak için koluma bu Türk bayrağı dövmesini yaptırdım. Bu bayrağın esrarı bu işte.

Benim gözlerim dolu dolu ihtiyara bakarken o devam etti:

Talihin cilvesine bakın ki* o zaman ölmek üzere iken yaralarımı iyileştirerek* sıhhate kavuşmama çaba sarf eden Türkler idi. Şimdi de Amerika gibi bir yerde yıllar sonra yine iyileştirmeye çaba sarf eden bir Türk...
Ne garip değil mi? Avustralya 'dan Amerika'ya gelirken bir Türk ile karşılaşacağımı hiç tahmin etmezdim. Siz Türkler gerçekten çok merhametli insanlarsınız. Bizi hep kandırmışlar* buna bütün kalbimle inanıyorum.

Peşinden nemli gözlerle
—Bana adınızı söyler misiniz?" dedi.
—Ömer" cevabını verdim. Merakla tekrar sordu:
—Peki* niçin Ömer ismini vermişler sana?
—Babam Müslümanların ikinci halifesinin isminden ilham alarak bana Ömer adını vermiş."
—Senin adın Müslüman adı mı?
—Evet* Müslüman adı deyince yüzüme baktı* doğrulmak istedi. Onun yatakta oturmasına yardım ettim. Gözleri dolu doluydu. Yüzüme bakarak dedi ki:
—Senin adın güzelmiş. Benim adım şimdiye kadar Josef Miller idi* şimdiden sonra "Anzaklı Ömer" olsun.
—Olsun dedim.
—Peki* doktor beni Müslüman eder misin? Müslüman olmak zor mu ?"

Şaşırdım* nasıl da birdenbire Müslüman olmaya karar vermişti. Meğer o bunu hep düşünüyormuş da kimseyle konuşup soramadığı için gerçekleştirememiş..

—Tabii dedim. "Müslüman olmak çok kolay." Sonra kendisine imanın ve İslam’ın şartlarını anlattım* kabul etti. Hem kelime-i şahadet getiriyor* hem de ağlıyordu..

Mırıldandı:

—Siz Müslümanlar tespih çekersiniz* bana da bir tespih bulsan da ben de yattığım yerden tespih çekerek Allah'ımı ansam olur mu? Bu sözden de anladım ki dedelerimiz savaş esnasında Hakk'ı zikretmeyi ihmal etmiyormuş. Hemen bir tespih bulup kendisine getirdim. Hasta yatağında tespih çekiyor* biz de tedavisiyle ilgileniyorduk. Bir gün yanına gittiğimde samimi bir şekilde rica etti.

—Beni yalnız bırakma olur mu?

—Ne gibi Ömer amca?

—Ara sıra gel de bana İslamiyeti anlat! Sen çok güzel şeylerden bahsediyorsun. O sözleri duydukça kalbim ferahlıyor."

O günden sonra her gün yanına gittim* bildiğim kadarıyla dinimizi anlattım. Fakat günden güne eriyip tükeniyordu. Kaç gün geçti tam hatırlamıyorum* hastanenin genel hoparlöründen bir anons duydum;

-Doktor Ömer* lütfen 217 numaralı odaya gelin!

Hemen yukarı çıktım.

Ömer amcanın odasına vardığımda gördüğüm manzara aynen şöyleydi:

Sağ elinde tespih* açık duran sol kolunun pazusunda dövme Türk bayrağı* göğsünde imanı ile koskoca Anzaklı Ömer son anlarını yaşıyordu. Hemen başucuna oturdum* kendisine kelime-i şahadet söylettirdim* o şekilde kucağımda teslim-i ruh etti...

Bir Çanakkale gazisi görmüştüm. Yıllar sonra da olsa Müslüman Türk Milletine olan sevgisi sayesinde kendisine iman nasip olmuştu

 
Alt 10-26-2007, 06:05 PM  
Standart Ce: bir türk dünyaya bedeldir

hikaye güzel sağol paylaşım için. çanakkale savaşı sıradan bi savaş değildi...ne aydınlarımızı o savaşta kaybettik. galatasaray lisesinden 2sınıf o savaşta can vermişti, başka bi lise mezun verememişti. hem insanlarımızı kaybettik o savaşta hem de beyinlerimizi...her Türk gencinin bilmesi gereken bi destan ÇANAKKALE...

 
Alt 10-26-2007, 06:19 PM  
Standart Ce: bir türk dünyaya bedeldir

güzel bir hikaye.her türk,türk olarak doğmaktan gurur duymalı
teşekkürler
 
Alt 10-26-2007, 07:56 PM  
Standart Ce: bir türk dünyaya bedeldir

çok güzel bi hikaye..Ne Mutlu Türküm Diyene...
 
Alt 10-26-2007, 09:45 PM  
Standart Ce: bir türk dünyaya bedeldir

yanılmıyorsam bu konu verilmişti ama okumayanlarda vardır. yinede eline sağlık güzel paylaşım
 
Alt 10-26-2007, 10:04 PM  
Standart Ce: bir türk dünyaya bedeldir

cokk guzell yaa paylasım için ck saol
 
Alt 10-27-2007, 10:28 AM  
Standart Ce: bir türk dünyaya bedeldir

eline sağlık çok güzel.......
 
Alt 06-12-2008, 12:16 AM  
Standart Cevap: bir türk dünyaya bedeldir

paylaşım için sağol...teşekkürler
 
Alt 06-14-2008, 01:12 AM  
Standart Cevap: bir türk dünyaya bedeldir

paylaşım için sağol...
 
Cevapla

Etiketler: , ,


Seçenekler

bir türk dünyaya bedeldir

Her Telden kategorisinde ve Genel Sohbet forumunda bulunan bir türk dünyaya bedeldir konusunu görüntülemektesiniz.1957 Yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD'ye giden Doktor Ömer Muşluoğlu* görev yaptığı hastanede başından geçen ...


bir türk dünyaya bedeldir konusuna benzer konular:

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yalancı dünyaya aldanma ya hu webado Diğer Videolar 1 05-31-2007 12:48 PM
Dünyaya Kus Bakısı 5 Noktadan Süper... SheyTaN Genel Sohbet 34 10-24-2006 02:46 PM
Barış Mançonun dünyaya dersi..! snaker_xxx Genel Sohbet 11 10-10-2006 09:03 PM
DÜNYAYA İZ BIRAKAN KADINLAR ustamcan Genel Sohbet 7 10-10-2006 07:28 PM
SPOR TOTO DÜNYAYA AÇILIYOR Vince Spor Genel 1 07-23-2006 11:08 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:04 AM .





Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.
eXTReMe Tracker
Forums Directory
We Hattı RSS Besleme Alexa Toolbar

Benzer Forumlar: izafet | UslanmaM | TEKplatform | MaxiCep.Com | iDo-FoRuM