09-02-2007, 05:28 PM
|
|
| | Yağmur duası mı, o da ne? Yağmur duası mı, o da ne?
Efendim, malumunuz yaz bayağı kavurucu sıcaklarla geçiyor. Ben de Bodrum’un Türkbükü’nde halkımızın nabzını tutuyordum. İşte böyle bir gün havadislerden bihaber kalmayım diye gazete almıştım.
Bir de ne göreyim efendim manşet şu: “İşimiz duaya kaldı”. Bir an şaşırdım, dumur oldum, oha falan oldum. Nasıl olur o modern, laik medyam “dua” kelimesini manşetine alırdı. Hemen bir şeyler yapmalı askeri alarma geçirmeli, derhal bir bildiri yayınlatmalıydık, Baykal kurmaylarını toplamalı, bir şeyler yapmalıydı. Durumun ciddiyetinden havadisin ayrıntılarına bakmak zuhur etti. Olay şuydu oysa: Ankara’da sular kesilmiş, birtakım cahil halkımızsa çözümü yağmur duasına çıkmakta bulmuştu. “Elhamdülillah biz de Müslümanız hatta efenim bizim dedemiz hacıydı ama...” diyen yazarlarımızsa bu olayı tiye alıyorlardı yağmur duasına çıkanlarla dalga geçiyorlardı. İçim rahatladı “ohh bee” dedim. Korktuğum olmamıştı nitekim. Medyamız hâlâ laik, hâlâ çağdaştı.
Bi kere öncelikle şunu söyleyeyim; ben sizden biriyim. Benim ananem başörtülüydü hem de öle böle değil, direk saçlarını örterdi efenim. Dedemse cumalara giderdi. Yaaaaa!!! Zat-ı şahaneleri çok derin bir insandı. Şimdi anladınız dimi zat-ı şahanem nasıl bir insan. Neyse efenim enaniyeti, kibriyatı bir kenara bırakalım meselemize gelelim. Benim çağdaş medyamın haberlerine karşılık gerici, askerimin akreditasyon vermediği, fişlenmiş bazı basın mensupları karşı atağa geçtiler. Neymiş efenim Hollanda Başbakanı da yağmur duasına katılmış, dua batıda bir tedavi yöntemiymiş, Allah’tan yağmuru istemeyecekmişiz de kimden isteyecekmişiz falan. Efenim yağmur bir doğa olayıdır. Öyle kendiliğinden zuhur eder. Müspet ilimin mütehassısları bile yağmuru çözememiştir.
Nasıl yumurtayı tavuktan, sütü inekten, tohumu yetiştirmesini topraktan istiyorsak yağmuru da buluttan istemeliyiz. Evet bulutlardan istemeliyiz. Yağmuru onlar yağdırmıyor mu? Her gün her dakika her saniye bize hayat veren kimse ondan isteyelim. O zaman da oksijenden isteyelim yağmuru. O olmasa yaşayamayız ya! İnsan 4 saniyede bir nefes alıyor. Yani her 4 saniyede bir oksijene şükretmeliyiz sayın okuyucularım. Her 4 saniyede bir ölüm riski yaşıyoruz. Ama hep o orada di mi? Hiç tükenmek bilmiyor. Evet evet oksijenden istemeliyiz biz bu yağmuru. Şu gökyüzünde parıltılı Güneş var ya o sıcaklığı olmasa biz olamazdık. Acaba yağmuru ondan mı istesek? Ne de olsa 4,6 milyar yıldır orada, bizim için hiç bitmeden yanıyor... Bu Dünya’yı saatte 1600 km hızla döndüren hangi Büyük Zat’sa ondan isteyelim yağmuru velhasıl. Ya da Güneş’in, oksijenin, bulutun sahibinden isteyelim...
Şu Hollanda Başbakanı’nın yaptıklarına gelince esas itibariyle batı gerici yuvasıdır sevgili okuyucularım. Evet bunu buradan açıklıyorum. Batı irtica yuvasıdır. Haddi zatında Allah’ın varlığı da tartışılagelen bir mevzudur. Olmayan bir şeyin var olduğunu bana ispatlayamazsınız. Spagetti canavarı var mı? Hadi bana spagetti canavarının varlığını ispatlayın. Haddi zatında biz kendiliğimizden bir anda öyle var olduk. Bir gece maymundan türedik. Maymun nasıl var oldu, demeyin sakın hiç... Şu muhteşem derecedeki kainat, Güneş, Dünya kendiliğinden var olmuştur. O oksijen atomu da 2 tane hidrojenle tesadüf eseri birleşmiş ve suyu oluşturmuştur.
Evet sevgili okuyucularım bugün viskimizin son yudumunu alırken biraz erken sarhoş olduk ve erken saçmalamaya başladık. Gerçi yazdıklarımı birbir okuyunca hepsi saçmalık gibi geldi bana ama içinde güzel cümleler de bulacaksınız... Ben güzel Bodrum’un güzel sahillerine dönerken sizleri de buradan selam ve muhabbetle kucaklarım. İçinizden biri Elit Elitistoğlu Volkan Köse/İzmir Ekonomi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği 2. sınıf öğrencisi |
|
| |