| | ‘İnternet, çocuk istismarını kışkırtıyor’ Çocuğun kendisinden en az altı yaş büyük biri tarafından cinsel etkileşime maruz bırakılması, cinsel çocuk istismarı olarak tanımlanıyor. Tacizcilerin net bir profili çizilemiyor. Ayten Zara Page’ye göre Türkiye’de bu tür vakaların hazırlayıcılarından birincisi şiddete izin veren ve tolerans gösteren geleneksel toplum ve aile yapımız. Yine medyada şiddeti pekiştiren programların yapılıyor olması da istismara yol açan bir sebep. Bir başka önemli neden ise ülkemizde bu tür suçlarda hukuki yaptırımların yetersiz olması. Türkiye’de çocuk cinsel istismarına 3 ila 8 yıl kadar hapis cezası veriliyor.
Bu tür vakaların son yıllarda artış göstermesinin internetin kullanımıyla da ilgisi var. Page, “İnternet, çocuklarımıza kolayca ulaşarak zarar verebiliyor. Hatta çocuk istismarının kaynağı haline geldi. Çocuk pornografisine ulaşımı kolaylaştırdı, müşteri potansiyelini artırdı.” diyor.
Son on günde gazetelere çocukların uğradığı cinsel tacizlere ilişkin çok çarpıcı haberler yansıdı. Topkapı Sarayı çocuk istismarı ile anıldı; bir yazar 14 yaşındaki bir çocuğa tacizde bulunduğu gerekçesiyle tutuklanırken aynı dönem ajanslara “Avusturya'da 24 yıl boyunca bir evin bodrumunda tutulan ve öz babasının tacizine uğrayan bir kadın bulunduğu” haberi düştü. Çocuklara yönelik cinsel istismar toplum tarafından tabu olarak görüldüğü için açığa çıkarılmayan en önemli şiddet türlerinden biri kabul ediliyor. İnsanların böyle bir edimi niçin yaptıkları hakkında net bir cevap verilemiyor. Nedenler ülkeler arası sosyal ve kültürel değerlere göre farklılıklar gösteriyor. Dışarıdan bakıldığında sağlıklı gözüken, ekonomik durumu iyi, eğitimli insanlar da çocuk istismarcısı olabiliyor. Son yıllarda rapor edilen vakalarda artış yaşanıyor
Medyada 14 yaşındaki bir genç kızın tacize uğraması gündeme geldi. Yine Avusturya’da bir babanın kızına yıllarca tecavüz ettiği ortaya çıktı. Bu iki olayı uzman gözüyle nasıl yorumluyorsunuz?
Cinsel istismar, cinsel açıdan olgun yetişkin veya ergen tarafından zorlama, kandırma, rüşvet, korkutma, tehdit ve baskı yolları ile çocuklara herhangi bir cinsel eylemde bulunulmasıdır. Dolayısiyle ülkemizde meydana gelen bu olayda 14 yaşındaki bu kızımıza yapılan bir cinsel istismardır ve suç teşkil eder. Genç kızımız daha erişkinliğini tamamlamış, olgunlaşmış cinsel bilgi ve beceriye sahip olmayan çocuk yaştaki bir ergendir. Ama öbür yanda bu istismarı yapan, 70 yaşında, böyle bir edimi 14 yaşındaki kızla yapmanın yanlış olduğu muhakemesini yapabilecek erişkin bir adamdır. Bu koşullardan dolayı yaptığı bir suçtur ve sorumluluk yüzde yüz kendisine aittir. Annenin de kızını bu olaya zorladığı söz konusuysa anneyi de Hüseyin Üzmez gibi cinsel saldırgan olarak tanımlayabilir ve suçlu bulabiliriz. Aynı şekilde Avusturya’da yıllardır kendi öz kızına bunu yapan baba çok daha suçludur benim gözümde.
Bu sapkınlık nasıl ortaya çıkıyor?
Dünyada pek çok çocuk istismara maruz kalıyor. Bizim kültürde çocuğun istismar ve ihmale maruz kalması karmaşık ve toplumsal bir sorundur. Buna neden olan birçok psikolojik, sosyal ve kültürel etkenleri vardır. Bunlar aslında sadece şiddete neden olmaz, şiddeti hazırlayıcı koşullar olarak da ortaya çıkar. Bana göre ülkemizde buna sebep ve hazırlayıcı koşul olanlardan biri şiddete izin veren ve tolerans gösteren geleneksel toplum ve aile yapımız. Bir başka neden de yine medyada şiddeti pekiştiren programların yapılıyor olması. Tartışma ve yarışma programlarında bile insanların kendisini sağlıklı şekilde ifade etmesinden öte diğerini küçülten ve susturan bir şiddet dili kullanılıyor. Filmlerde baskın, başat, şiddeti kullanan erkek rolleri ve edilgen kadın rolleri ön plana çıkıyor ki bu da topluma olması gereken cinsiyet rolleri budur mesajı taşıyor. Bir başka önemli neden de ülkemizde bu tür suçlarda hukuki yaptırımların yetersiz olması. Psikolojik faktörlere baktığımızda kişinin psikolojik bir rahatsızlığının olması, alkol alması ve uyuşturucu madde kullanımı cinsel istismarı cesaretlendirici olabiliyor. Bilimsel araştırmalar ve klinik çalışmalarla desteklenen bir görüş vardır. Aile içi cinsel istismar bir nesilden başka bir nesle geçer. Örneğin birinci veya ikinci dereceden bir akraba tarafından cinsel olarak istismara maruz kalan çocuk, içsel bazı psikolojik dinamiklerden dolayı büyünce aynı eylemi o da kendi ya da kendine yakın çocuklara yapabilir. Çocukken çaresizce maruz kalıp yaralandığı ve öğrendiği bu şiddeti yetişkin olduğunda başka bir çocuğa uygulayarak öfkesini dışa vurur, çocukken kontrol edemediğini şimdi kontrol ederek kendini tedavi etmeye çalışır.
Pedofili vakalarınına dünyada çok daha fazla olduğunu görüyoruz. Tacizcilerin çoğu da refah düzeyi yüksek, eğitimli insanlar... Türkiye’de bu tablo nasıl?
Cinsel istismarın bir bölgesi yok, bir ülkesi yok. Her ülke ve ailenin buna neden olduğu psikolojisi vardır. Bu konu üzerinden yapılan araştırmalarda ülkeler arası sosyal ve kültürel değerlere göre farklılıklar gösterir. Bizim gibi cinselliği sözel ya da davranışsal olarak dokunamayan, konuşamayan toplumlarda ne kadar yaygın olduğunu bilmek çok zordur. Çünkü cinsellik ve cinsel istismar günah, utanç, değersizlik kavramlarıyla ilişkilendirildiğinden rapor edilmez. Ama ortaya çıkandan çok daha fazla olduğu gerçeği beni üzüyor.
Bu insanlar davranışlarından sezilebilir mi? Önceden ortaya çıkan davranış bozuklukları gösterirler mi?
Tacizcileri (Pedofili) anlamak çok zor. Çocuklarla, reşit olmayan ergenlerle cinsel ilişki kuran yetişkin insan çok fazla. Bunlar daha çok erkekler. İki tür tacizci var. Birinci grup sürekli tacizci (fixated) dediğimiz bir grup. Bu grup tacizcileri sadece çocuklarla cinsel edim içine girmek için fırsat kollarlar ve bunu yapmak için her türlü bilgi ve beceriye sahiptirler. Bir başka grup da gerileyen tacizciler (regressed) adını verdiğimiz grup. Türkiye’de bu gruptan insanların yaptığı vakalar yaşanıyor. Bu grup tacizciler normal yaşam süreçlerinde hiç beklenmedik bir stres etkeni karşısında mesela iflas, işini kaybetme, hastalık ya da aile içi çatışmalar gibi etkenler ortaya çıktığında kendine yakın çocukları cinsel nesne olarak görebilir. Bu grup insanlar strese karşı tolerans düzeyleri düşük ve baş etme becerileri az olan insanlardır. Bir başka grup daha var ki onlara da tecavüzcü diyoruz. Örneğin İtalyan sanatçı Pippa’yı tecavüz edip öldüren kişi gibi.
Pedofili bir hastalık olarak tanımlanıyor. Cinsel tacizde bulunan insanlara hasta denmesi onların bu çirkin eylemini hafifletmez mi?
Sadece hasta değiller. Evet bu insanların psikolojik sorunları var ama bu insan hastalığından dolayı böyle bir şey yapıyor deyip de onun suçunu hafifletmek yanlış olur. Kişi hasta olsa da böyle bir eylemde bulunduğu için cezalandırılması ve aynı zamanda buna sebep olduysa da hastalığı için de tedavi sürecinin başlatılması gerekiyor. Türkiye’de bu da yok. Cezalandırılan kişi içeride hiçbir tedavi görmüyor. Bu konuda yapılan birçok araştırma çocuğa ya da kadına cinsel şiddet uygulamış insanların cezaevinden çıktıktan sonra aynı şeyi yaptıklarını göstermiştir.
Çin’de bu suçu işleyenlerin kafasına kurşun sıkılıyor!
Peki pedofili tedavi edilebilir mi?
Uzun bir süreç ama tedavisi var. Hem ilaç tedavisi hem psikoterapi bileşeninden oluşan bir tedaviyle birlikte daha önce bahsettiğim sosyal, psikolojik koşullara da müdahale edilmelidir. Suçluyu içeri alıp hiçbir tedavi yapılmayacaksa ve dışarı çıktığında aynı şeyi yapma riskini taşıyorsa Çin’de yapılanı yapmak mı gerekir diye düşünüyorum. Kız çocuklarının değersizleştirilip öldürüldüğü Çin’de bile bu suçu işleyenlerin kafasına bir kurşun sıkılır ve idam etme masrafları da suçlunun ailesine gönderilir! Gerçi burada ailenin de psikolojik olarak infazı söz konusudur, ben bunu desteklemiyorum. Anne olmadan önce insan haklarına daha ideolojik bakıyordum ama anne olduktan sonra çocuk haklarını her şeyden önce ve üstün görüyorum ve çocuğa zarar verene sıfır tolerans gösterilmeli diye katı düşünmeye başladım.
Çocuk istismarının son yıllarda artış göstermesinin internetle ilgisi var mı?
Evet. Gelişen teknoloji bizlere hem olumlu hem de olumsuz fırsatlar sağladı. Yaşadığımız dünya da istediğimiz yer ve kültürdeki insanla iletişim kurma fırsatı, bilgiye ulaşma ve kullanma fırsatı sağladı olumlu olarak; ancak kötü niyetli insan ve kurumlara da bizlere, özellikle çocuklarımıza kolayca ulaşarak da zarar verme fırsatı da yarattı. Hatta çocuk istismarının, pornografinin kaynağı haline geldi. Pornografi önceden yok muydu? Tabii ki vardı. Ama internet erişimi kolaylaştırdı. Bunu yapan insanların size ulaşabilme yolunu açtı. Böyle bir şey olduğundan insanları haberdar etti. Çocuk pornografisi ulaşımını kolaylaştırdı, müşteri potansiyelini artırdı, bu iletişim yoluyla para kazanılacağını ve nasıl olacağını öğrendi.
Aileler ne yapmalı? Çocuğa internet yasağı koymak da çözüm olmuyor.
Evet. Günümüzde çocuğu internetten mahrum etmek - yasakçı bir zihniyet- her zaman, her ailede daha çok sorun teşkil eder, çözüm değil. Aileler çocuğun interneti niçin kullandığını, nerelere girip çıktığını bilmelidir. Ebeveynler, interneti ne kadar süre, ne zaman kullanabileceği ve hangi programların zararlı olduğunu, ne yapılırsa ailenin hoşuna gitmeyeceği konularında çocuk ve ergenlerle anlaşma yapmalı ve anlaşmaya uyulması için de çalışmalıdır.
Çiftler arasındaki yaş farkı ‘sapkınlık’ değildir
Basına yansıyan son olayda Hüseyin Üzmez’in kendisinden 50 yaş küçük biriyle evli olması çok yazılıp çizildi. O davranışının da bir sapkınlık olduğu yorumunu yapanlar oldu.
Burada önemli olan yaş farkının her iki bireyin hayatlarında hangi gelişimsel döneme denk geldiğidir. 50 yaş farkı kadın kaç yaşındayken ya da erkek kaç yaşındayken olmuştur. 18 yaşın altında iken olmuş ise bu bir istismardır ve suçtur. Her iki taraf da iki yetişkin olarak kendi özgür iradeleri ile seçim yapmışlar ve evlenmişlerse bu sorun oluşturmaz. Ben bunu iki yetişkin insanın almış olduğu bir karar olarak görüyorum. Ancak üzüldüğüm nokta medyanın yazdıklarıyla bu tür olayları yapanları ön plana çıkararak maruz kalanın yaşadıklarını ve ortadaki suçu minimize ettiğinin farkına varmamasıdır. Doğuya çok sık gider gelirim. Medyanın günlerdir söz konusu ettiği ve yaş farkını sapkınlık olarak tanımladığı ilişkiler asıl bu bölgelerin hakikatidir. Henüz çocuk yaştaki genç kızlarımız babaları ve dedeleri yaştaki adamlarla zorla evlendiriliyor.
Çiftler arasında 40-50 yaş fark olması bir sorun teşkil etmez diyorsunuz...
Değildir. Böyle bir yaş farkına sahip ilişkinin işlevselliğinin ne kadar sorunlu olup olmayacağını tartışabiliriz. Aralarında yaş farkı olan çift, ilişkilerinde birbirlerinin duygusal, cinsel ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsa aralarındaki bu yaş farkı sorun teşkil etmez. Çok yaş farkı, ilişkilerinde bu tür ihtiyaçların yeterli ya da tatmin edici düzeyde karşılanmasında ve karşılama yollarında sorunlara sebep veriyorsa ilişkinin sorunlu ve işlevsiz olduğunu söyleyebiliriz.
--------------------------------------------------------------------------------
Cinsel istismar en çok Norveç’te yaşanıyor
Dünyada çocukların cinsel istismar oranları 2002 yılı tarihine kadar yapılan araştırma sonuçlarına göre şöyle: Norveç 37%, Yeni Zelanda %36, Kanada % 32, İrlanda % 34, Avustralya %, 24, İngiltere, %21, Amerika % 16
Araştırmalara göre Türkiye’de aile içi istismar aile dışı istismardan daha fazla. Aile içi istismarda yaş ortalaması 5 ila 7, aile dışı istismarda ise 7 ila10 yaş arasında değişiyor.
Özellikle erkek çocukları kız çocuklarına göre daha küçük yaşlarda istismar edildikleri ama genelde kız çocukların çok daha fazla buna maruz kaldıkları biliniyor.
Türkiye Cumhuriyeti yasal düzenlemelerine göre çocuk cinsel istismarı 3 ila 8 yıl kadar hapis cezası verilir. |