Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu

Osmanlıdan Hatıra Fıkralar

Her Telden kategorisinde ve Genel Sohbet forumunda bulunan Osmanlıdan Hatıra Fıkralar konusunu görüntülemektesiniz.Birbirinden güzel eskimeyen osmanlı fıkralar Fuat Paşa’nın Hazır cevapları Abdülaziz Paris’te iken, III. Napolyon bir gün Fuat Paşa’ya, Abdülaziz ile ...



Geri git   Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu > Her Telden > Genel Sohbet

Maşaallah Osmanlıdan Hatıra Fıkralar

İndir Sitemap Liseler Harita Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Osmanlıdan Hatıra Fıkralar



Yeni Konu aç  Cevapla

 

LinkBack Seçenekler
Alt 05-04-2008, 01:59 AM  
Standart Osmanlıdan Hatıra Fıkralar



Birbirinden güzel eskimeyen osmanlı fıkralar


Fuat Paşa’nın Hazır cevapları


Abdülaziz Paris’te iken, III. Napolyon bir gün Fuat Paşa’ya, Abdülaziz ile ilgili bazı latifeler yapar ve Paşa’ya da sıkı sıkı tembihte bulunarak:
- Sakın bunları padişah hazretlerine söyleme! Der. Paşa da şu latife ile teminat verir:
- Bu pek tabiidir haşmetmeap. Padişahımızın sizin hakkınızda söylediklerini de size naklediyor muyum?

***
Devletin içine düştüğü müthiş para buhranına çare aranır ve saraydaki altın eşyanın paraya çevrilmesi düşünülürken Abdülaziz’e bunu Fuat Paşa söylemiş ve Abdülaziz’in:
- Demek ki saraylıların su içtikleri altın tasları fazla görüyorsunuz? Demesi üzerine Paşa şu cevabı vermek cesaretini göstermiştir:
- Padişahım, yarın maazallah bu memlekete düşman girince bizler efendimizin rikabına sarılarak Konya ovalarını tuttuğumuz zaman hanım sultanlar bu altın taslarla ayrılık çeşmesinde mi su içecekler?



Ağlatan Yüz


Timurlenk’in Nasrettin Hoca ile ahbaplık ettiği devirlerde, Timurlenk’e bir ayna hediye etmiştir. Timurlenk aynayı alıp yüzüne bakmış ve ağlamaya başlamış. Hoca hayretle sormuş:
- Hayrola kumandanım, ne oldu size, neden ağlıyorsunuz? Timur:
- Ben yüzümün bu kadar berbat bir şey olduğunu bilmezdim, nasıl ağlamam? Deyince, Hoca da iki gözü iki çeşme ağlamaya başlamış.
Bu sefer Timur sormuş:
- Peki Hoca, sana ne oldu, sen neden ağlıyorsun?
- Ah efendim, ben nasıl ağlamayayım? Siz şu mübarek (!) yüzünüzü bir saniye görür görmez fenalıklar geçirip, ağlamaya başladınız. Ya kulunuz, bu yüzü her gün görüyor ya!



Sağlam Devlet


Bir ecnebi mahfilde Osmanlı İmparatorluğu’nun hala sağlam olduğundan bahsediliyordu. Fuat Paşa şöyle teyit etti:
- Evet, muhakkak ki sağlamdır. Çünkü siz dışarıdan, biz içeriden yıkmaya çalışıyoruz da gene dayanıyor.



Masrafsız Hayat


Abdülaziz Fuat Paşa ile beraber Paris’e gittiği zaman eski Şehremini muavini Ömer Faiz Efendi de maiyetindekilerle berabermiş. Hazret latifeci, nüktedan birisi imiş. Fuat Paşa Paris Şehreminine iadei ziyarete giderken Faiz Efendi’yi de belediyeci olmak münasebeti ile yanına almış. Laf arasında Paris Emini, İstanbul’un nasıl sulandığını ve masrafının ne kadar tuttuğunu sormuş. O zaman İstanbul sokakları sulanmazmış. Ömer Efendi Fuat Paşa’ya:
- Paşam, masraf yoktur; kahveci, berber, bakkal ve aşçıların himmetiyle sulanır. Bunların nargile suyu, çirkefi varken masrafa ne gerek var diyelim mi? Demiş.



Kayıp Takke


Bir kel adamın hamamda takkesini çalmışlar. Giyinirken bakmış ki takkesi yok. Hamamcı:
- Sen hamama takkesiz geldin, demiş. Fakat öteki, müşterilere kel başını göstererk şöyle demiş:
- Bakın Allah aşkına, bu baş takkesiz gelecek baş mıdır?



Bu Cenaze Bize Geliyor


Bir gün Hoca, evinin penceresinde düşünceli bir halde otururken sokaktan bir cenaze geçiyormuş. Cenazenin arkasında yakınları:
- Ah, sen göçtün artık, o gittiğin karanlık, kimsesiz yerde ışığın yok, yiyeceğin yok, giyeceğin yok, soranın yok, diye feryat edip ağlarken, Hoca ağzının yarısını eliyle kapatarak karısına dönmüş:
- Hanım dikkat et. Bu cenaze galiba bizim eve geliyor. Koş kapıyı açıver, demiş.



Okur Yazar


Meşhur Hattat Yesarizade Mustafa İzzet Efendi’nin şöhretine güzel yazıdaki büyük mahareti kadar basit ilmi ve yalan derecesindeki mübalağaları da yardım etmişti. Kendisi Keçecizade İzzet Molla ile pek sıkı fıkı ahbap idi. Bir gün II. Mahmut, İzzet Molla’ya bu sıkı fıkılığın sebebini sordu ve şu cevabı aldı:
- Ben biraz okurum, fakat yazım fenadır. Onun da okuması kıt, fakat yazısı güzeldir. İkimiz bir araya gelince bir adam oluyoruz.



Aklıma Gelmedi


Vaktiyle reayadan haraç alındığı malum; haraç tahsildarları şurayı burayı teftiş ederlerken bir meyhanede başı açık ve hangi milletten olduğu belli olmayacak bir kılıkta oturan Bekri Mustafa'yı görünce haraç kağıdı sormuşlar. Bekri keyif haliyle onları terslemiş, onlar da yanlarındaki zabıta kuvveti ile alelacele ve yaka paça kaldırıp yola düzülmüşler. Yolda giderken bir tanıdık rastlamış, sormuş ve işi anladıktan sonra Bekri'ye:
- Müslüman olduğunu niçin söylemedin? deyince:
- Sus be kardeş aklıma gelmedi, demiş.



Kırım Savaşında Ölüler


Kırım Savaşı’nda o kadar çok kayıplar verilmiş ki doktor, fazla incelemeye vakit bulamazmış; sıhhiyeler arkasında, savaş alanını gezer, yerlerde yatanlara ayağıyla dokunurmuş. Kımıldayan olursa:
-Sedye! Diye bağırır; hareket hissedilmezse de:
-Denize! Dermiş. Böylece “sedye” dedikleri tedaviye, “denize” dedikleri mavi sulara gömülmeye gidermiş. Bir seferinde, yine dokunmuş:
-Denize! Emrini vermiş.
O geçip gidince sıhhiyeler işaret edileni yakalamışlar. Denize doğru götürürlerken adamcağız gözlerini açmış:
- Ne oluyoruz? Nereye götürüyorsunuz?
- Denize atmaya
- Niçin?
- Sen ölüsün.
- Suphanallah… Ben nasıl ölü olurum?
Sıhhiyeler kızıp, sert söylenmişler:
- Ölüsün dedik ya… Çok konuşma… Sen tohturdan eyi mi bilicen!..

Yemin Edeceğim


Koca Ragıp Paşa sadrazam iken bir gün ahbaplarına hitaben “Rüşvet almadığınıza yemin edebilir misiniz?” dedikten sonra, oradakiler yemini billah ederek rüşvet almadıklarını söylerler. Mecliste meşhur Haşmet de vardı ve bir köşeye çekilmiş sessizce duruyordu. Ragıp Paşa, “Haşmet, Rumeli de hayli mansıplarda bulundun. Sessizce durup yemin edemediğine bakılırsa bir hayli rüşvet almışa benzersin” deyince, Haşmet “ Sultanım, Müslümanlarda, yalan yere yemin edenler çatlar diye bir itikat vardır. Şimdi ben efendilere bakıyorum. Eğer çatlamazlarsa ben de yemin edeceğim” demiş.


Bizimkileri Dövüyorlar


İki dul evlenmişler. Fakat kadının ilk kocasından, adamın da ilk karısından çocukları varmış. Bu evlenmeden de bir hayli çocukları olmuş. Bir gün eski çocuklar yeni kardeşlerinin başına üşüşüp dövmeye başlamışlar. Adam başa çıkamamış ve mutfaktaki hanımını şöylece yardıma çağırmış:
- Koş karı, seninkilerle benimkiler bir oldular, bizimkileri pataklıyorlar.


Katırın Tekmesi


Bir memlekette ileri gelenlerden birinin mahkemeye bir işi düşer. Kadı rüşvet olarak adamın malik olduğu katırı ister. Fakat adamcağız vermediğinden kadı da işi görmez. Aradan zaman geçer. Öteki ne eder eder, kadıyı azlettirir. Bir gün konuşurlarken kadı şöyle der:
- Bu bir tekmedir ama, kimin tekmesi hala anlayamadım.
Öteki açığa vurur:
- Kimin olacak a efendi hazretleri, der, bizim katırın.


Ne Diye Bindin!


Necip Fazıl Kısakürek vapurla Karaköy'e geçerken yanına biri yaklaşıp:
- Üstat diye sormuş. "Peygamberlere ne diye gerek duyuldu, biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik."
Necip Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan, "Ne diye vapura bindin ki!" cevabını vermiş. "Yüzerek geçsene karşıya!"



Aç Kalanlar


Ahmet Vefik Paşa Paris sefiri iken, tebeadan müracaat edenlere sefarette iyi muamele olunmadığını Babıali'ye söylemişler. Babıali'nin bu hususta kendisine yazdığı muhtırayı müşarünileyh şöyle cevap vermiş:
"Jurnalcılardan aç kalanlar bizim sefarete hücum ediyor. Sefaret imaret olmadığından kendilerine yüz verilmek mümkün olamıyorsa kabahat benim değildir."


Nişan'ın Ağırlığı


Eski hariciye mektupçularından Saffet Paşazade Refet Bey bir sefirliğe tayinin pek arzu ettiği halde mümkün olmamış. Her devletin birinci rütbe nişanını haiz olan mumaileyh bu söz açıldıkça şöyle dermiş:
"Göğsümdeki nişanların ağırlığı beni yerimden kımıldatamıyor. Yoksa sefir olurdum."


Kabasaba Adam

Kara Osmanoğlu Yakup Paşa
İzmir’de vali iken dalkavukluğu ve tuhaflığı ile maruf biri ziyaretine gelir. Adamcağız, paşanın eteğini öpüp de geri geri çekilirken o vaktin adedince ortada bulunan üçer metrelik yasemin çubuklarla nargilelere çarparak bir çubuğu kırar. Mahçup olup çubuğu düzelteyim derken eteği ile bir nargileyi devirir, daha ziyade telaş gösterdiğinden bu sefer de diğer bir çubuğun lülesini kırar. Artık büsbütün şaşıran hazret oda ortasında fırıl fırıl döndükçe çubukları, nargileleri harap eder. Paşa, misafirinin heyecanını def ve telaşını teskin için:
- Efendi sen zahmet etme otur.Uşaklar şimdi gelir düzeltirler, der. Ama, iki tarafına bakıp yerden temenna eden misafirden de şu cevabı alır:
- Rica ederim efendim, biraz daha müsaade buyurun, şunda topu topu iki lüle kalmış, onları da kırayım da öyle oturayım.



Ata Binmek


Kibar bir adam, rüyaya pek meraklı olduğundan her kim kendisine müteallik iyi bir rüya anlatırsa pek çok para verirmiş. Beyin bu huyunu bilen birisi bir gün bir rüya uydurup beye nakletmek için konağa gelmiş ve evvela kahyasına hikaye etmiş. Kahya:
- “Güzel bir rüya, fakat rüyanın ata binecek yerinde kes” tavsiyesinde bulunmuş. Beyle görüştürülmüş ve rüyayı nakle başlamış:
- Efendim, geniş bir saha. Zatıalileri bir dere kenarında oturmuşsunuz. Derken karşıdan mükemmel donanmış ikisi kır, biri al üç at geldi. Al atı efendimize çektiler.
- Sonra?
- Tamam efendimiz ata binerken uyandım.
Bey çıkarıp bir altın vermiş ve ilave etmiş:
- Eğer ata bindirmiş olsaydın beş altın verirdim.
Adam bir ah ettikten sonra şöyle cevap vermiş:
- Ben bindirmesine bindirecektim ama şu kahya keratası bırakmadı.



Kahyanın İsyanı


Eski zamanlarda vezirler, sabahları haremden selamlığa çıktıkları vakit kahya efendi sofada durup:
- Kahvecibaşı! Berberbaşı! Hazinedar Ağa! Çamaşır Ağası! Peşkir Ağası! Diye gedikli ağalara nida edermiş.
Vezirlerden birisi uzun süre mazul kalarak dairesi halkını dağıtmış ise de adet yerini bulsun diye yine sabahları haremden çıkınca kahyasını, ismi var cismi yok ağalara nida ettirirmiş. Bir gün hayvanını hazırlatıp bineceği sırada üzenginin biri eksik olduğunu görünce kahyaya:
- Üzenginin biri nerede? Diye sormuş. Kahya:
- Bilmem. Sabahleyin ağalar binmiştiler. Korkarım onlar zayi ettiler. Paşa:
- Canım bizde ağa ne gezer, deyince şu cevabı almış:
- Öyledir de her sabah beni eşekler gibi niye bağırtıp duruyorsun.



Gece Yarısı Doğurmasın


Mora isyanı sırasında İstanbul’un bozulan asayişini düzeltmek maksadıyla maruf Çengeloğlu Tahir Paşa İstanbul inzibatına baş tayin edildi. Paşa, pek ziyade şiddet gösteriyor, fakat, İstanbul’da o zamana kadar görülmemiş bir huzur temin ediyordu. Bir gece emir hilafına sokağa çıkan bir adam yakalandı, ertesi günü huzuruna çıkarıldı. Paşa sordu:
- Sen geceleri sokağa çıkmanın yasak olduğunu bilmiyor musun?
- Paşam biliyorum biliyorum ama, bizim hanım doğuracaktı da ebe aramaya çıktım.
- Hadi bu sefer affediyorum. Fakat karına söyle bir daha gece yarısı doğurmaya kalkmasın.



505 Kuruş


Çengeloğlu Tahir Paşa, cesur vatan evlatlarındandı. Gençliğinde korsanlık etmiş, sonra donanmaya katılmıştı. Mesleğinde süratle ilerleyen Tahir Paşa, bir süre sonra Kaptan Paşa oldu. Akdeniz’deki adalardan bir kısmının idaresi ona verildi. Paşa, adaların birindeki bir konsolostan memnun değildi. Onu uzaklaştırmak için nazikane telkinlerde bulundu. Adam oralı olmayınca, hiddetlendi, bir gün konsolosa:
- Beni, 505 kuruştan çıkaracaksın, dedi. 500 kuruşa bir köle alıp seni öldürtecek, 5 kuruşluk iple de herifi astıracağım.
Ertesi gün konsolos adayı terk etti.


 
Alt 05-04-2008, 08:26 AM  
Standart Cevap: Osmanlıdan Hatıra Fıkralar

Paylaşım için sağol..

 
Cevapla

Etiketler:


Seçenekler

Osmanlıdan Hatıra Fıkralar

Her Telden kategorisinde ve Genel Sohbet forumunda bulunan Osmanlıdan Hatıra Fıkralar konusunu görüntülemektesiniz.Birbirinden güzel eskimeyen osmanlı fıkralar Fuat Paşa’nın Hazır cevapları Abdülaziz Paris’te iken, III. Napolyon bir gün Fuat Paşa’ya, Abdülaziz ile ...


Osmanlıdan Hatıra Fıkralar konusuna benzer konular:

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Resimlerdeki Hatıra ... ProOf Resim Galerisi 3 03-08-2008 11:43 PM
> Hatıra ReAlWaN F - J 0 01-02-2008 12:52 PM
Hâtıra Kyren Şiirler 0 12-29-2007 09:50 AM
> Anı (Hatıra) ReAlWaN Edebiyat - Türkçe 0 11-18-2007 10:42 AM
Anı ( Hatıra ) HoLyWar Edebiyat - Türkçe 0 11-08-2007 12:49 AM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:27 AM .





Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.
eXTReMe Tracker
eXTReMe Tracker
Forums Directory
We Hattı RSS Besleme Alexa Toolbar

Benzer Forumlar: izafet | UslanmaM | TEKplatform | MaxiCep.Com | iDo-FoRuM