Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu

Darbe yaptı ama Köşk'e halkın oylarıyla çıktı

Her Telden kategorisinde ve Genel Sohbet forumunda bulunan Darbe yaptı ama Köşk'e halkın oylarıyla çıktı konusunu görüntülemektesiniz.Darbe yaptı ama Köşk'e halkın oylarıyla çıktı 1982'de yeni Anayasa halkın oyuna sunulurken siyasi tarihimizde de bir ilk gerçekleştirildi: 'Evet' ...



Geri git   Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu > Her Telden > Genel Sohbet

Maşaallah Darbe yaptı ama Köşk'e halkın oylarıyla çıktı

İndir Sitemap Liseler Harita Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


Darbe yaptı ama Köşk'e halkın oylarıyla çıktı



Yeni Konu aç  Cevapla

 

LinkBack Seçenekler
Alt 04-27-2008, 08:09 AM  
Standart Darbe yaptı ama Köşk'e halkın oylarıyla çıktı


Darbe yaptı ama Köşk'e halkın oylarıyla çıktı

1982'de yeni Anayasa halkın oyuna sunulurken siyasi tarihimizde de bir ilk gerçekleştirildi: 'Evet' oyu atmak, Org. Kenan Evren'in cumhurbaşkanlığına onay vermek anlamına geliyordu.

Org. Ahmet Kenan Evren, emekli olan Turgut Sunalp'ın yerine Ağustos 1976'da Ege Ordu Komutanlığı'na atandığında acaba ne düşünmüştü? Acaba, "Yolun sonuna geldik... Kısmet böyleymiş... Eh ne yapalım, emekli olduktan sonra İzmir'de bir ev alıp otururum" demiş miydi? Böyle düşünmekte haksız sayılmazdı. 1974'te orgeneral olmuştu. Bu rütbeyle Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı, Genelkurmay İkinci Başkanlığı görevlerinde bulunmuştu. Ardından da Ege Ordu Komutanlığı'na atanmıştı. Bu makam önemliydi elbette ama üst düzey generaller arasında "son durak" olarak kabul ediliyordu. Sonra, ver elini emeklilik... Ama talihi bir anda döndü. 1977 yılının başında Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Namık Kemal Ersun'du. Terör yine başlamıştı. Sağda solda bombalar patlıyordu. 5 Haziran 1977 seçimleri yaklaşırken Demirel hükümeti Org. Ersun'dan kuşkulanıyordu: "Acaba darbe mi planlıyor?"

KONTRGERİLLA İŞBAŞINDA
Kuşku boşuna değildi... 1 Mayıs 1977 İşçi Bayramı ipuçları vermişti: İstanbul Taksim meydanında toplanan insanların üzerine ateş açılmış, büyük bir kargaşa çıkmış, 34 kişi ölmüş, 200 kişi yaralanmıştı. Bu planlı bir katliam, bir kontrgerilla operasyonuydu. Ve ilginçtir, Org. Ersun daha önce 'Özel Harp Dairesi'ni yönetmişti. Ayrıca bazı üst düzey komutanları Konya'da bir araya getirerek brifing vermesi de kuşkuyu katlamıştı. Sonuçta hükümet ağustos ayındaki terfileri beklemeden Org.Ersun'u emekli etti. Cumhurbaşkanı Korutürk önce itiraz etti ama sonra kararı imzaladı. Peki Ersun'un yerine kim geçecekti? Üç aday vardı. Ancak umulmadık bir şey oldu: Hükümet üçünü de istemeyerek emekli etti ve Kenan Evren, Eylül 1977'de Kara Kuvvetleri Komutanlığına getirildi. Yeni komutan sevilen, sayılan, çalışkan bir askerdi. Siyasetle ilgilenmemesi politikacılar gözünde onu daha da değerli kılıyordu. Org. Evren'in önü açılmıştı: Kısa sürede bir kez daha terfi etti ve Başbakan Bülent Ecevit'in önerisiyle 7 Mart 1978'de Genelkurmay Başkanlığı'na atandı. Kendisini Kore'den ve NATO çalışmalarından tanıyan ve beğenen Amerikalılar bu karara sevinmişti. Org. Evren'in verdiği ilk emirlerden biri, üç kişilik bir ekibin, "Silahlı Kuvvetler'in müdahale etmesi gerekiyor mu?Eğer gerekiyorsa bunun meşruiyeti nasıl sağlanır" sorularına cevap aramak üzere çalışma yapmasıydı! Evren böyle bir çalışma yaptırmakta kendi açısından haksız değildi. Ülke, sokaktan devlete sağ ve sol diye iki kampa ayrılmıştı. Her gün bombalar patlıyor, insanlar öldürülüyordu. Ekonomi ise vahim durumdaydı. Yağ, şeker, akaryakıt, sigara hatta ampul bile bulunmuyordu. Demirel bunu 1977'de "70 sente muhtacız" diye ifade etmişti.

'GÜNEŞ MODEL' SKANDALI
Siyaset de berbat haldeydi. Mesela 5 Ocak 1978'de başbakan olan Ecevit bunu Adalet Partisi'den 10 milletvekili (ve bir bağımsız) transfer ederek yapmıştı. Bu kelimenin gerçek anlamıyla bir transferdi: "Vatan, millet için" AP'yi bırakan milletvekilleriyle İstanbul'daki Güneş Motel'de sıkı pazarlıklar yapılmış, ciddi miktarda paralar telaffuz edilmişti. Bu 11 milletvekilinin de bakan yapılması tam bir siyasi rezaletti. 1979'a gelindiğinde, Türkiye'deki sorunlar aynen devam ediyordu. Ölü sayısı giderek artıyordu. O arada dünya konjonktürü de değişmişti: Şubat ayında İran'da Ayetullah Humeyni liderliğinde bir İslam devrimi gerçekleşti. Bu devrimin tüm Ortadoğu'ya yayılmasından korkuluyordu. Aynı yılın aralık ayında Org. Evren, kuvvet komutanlarıyla birlikte Cumhurbaşkanı Korutürk'ü ziyaret etti. Hoşbeşten sonra komutanlar ağızlarındaki baklayı çıkardılar: "Bu gidişle müdahale şart olur." Korutürk karşı çıktı. Birkaç sebebi vardı: Görev süresi birkaç ay içinde bitecekti. "Darbeyle indirilmek" istemiyordu. Ayrıca komutanlara "Kış ayında darbe olmaz" demişti. Neticede komutanlar ellerindeki mektubu Korutürk'e vererek Köşk'ten ayrıldı. Ordu siyasetçileri uyarmakla kalmıyor, "terörü durdurmak için acilen yapılması gerekenleri" sıralıyordu. Ordunun 'uyarı mektubu' halka duyurulduğunda ilginç bir şey oldu: Kimse uyarıyı üstüne almadı. Demirel de, Ecevit de, "Beni değil onu uyardılar" diyordu. 1980 başında Başbakan Demirel nihayet neşteri vurdu: Ekonomik ve siyasi tarihe "24 Ocak Kararları" adıyla geçen radikal tedbirler, o güne kadar açıklanan ekonomik programlardan çok farklıydı. Siyasi sorumlu Demirel'di, programı hazırlayan teknik ekibin başında ise Turgut Özal vardı. Derken mart ayı geldi çattı. Korutürk'ün yerine bir Cumhurbaşkanı seçilmesi gerekiyordu.

 
Alt 04-27-2008, 10:58 AM  
Standart Cevap: Darbe yaptı ama Köşk'e halkın oylarıyla çıktı

paylaşım için teşekkürler....

 
Alt 04-27-2008, 07:51 PM  
Standart Cevap: Darbe yaptı ama Köşk'e halkın oylarıyla çıktı

Allah o Günleri Tekrar yaşatmasın diyecem ama şu anki manzaralar azda olsa o zamanı andırıyor ara ara,İnşallah yanılıyorumdur...
 
Alt 04-28-2008, 10:24 AM  
Standart Cevap: Darbe yaptı ama Köşk'e halkın oylarıyla çıktı

aman Allah etmesin ama ülkenin ekonomik yaşamı iflas...
 
Alt 05-02-2008, 10:56 PM  
Standart Cevap: Darbe yaptı ama Köşk'e halkın oylarıyla çıktı

4 Şubat 1949: İki “meczup” Meclis’te ezan okuyor.

15 Şubat 1949: İlkokullarda isteğe bağlı olarak din dersleri okutulmaya başlanması öneriliyor.

1 Mart 1950: CHP hükümeti, Tekke ve Türbelerin Kapatılmasına Dair 677 sayılı yasayı yürürlükten kaldırıyor. Türk büyüklerine ait olanlar ve sanatsal değer taşıyanlar Milli Eğitim Bakanlığınca(!) halka açıldı. Açılan türbe sayısı ilk aşamada 19 idi.

12 Nisan 1950: Mareşal Fevzi Çakmak için düzenlenen cenaze töreninde gericiler dini siyasete alet ederek gövde gösterisi yapıyor.

29 Mayıs 1950: Başbakan Menderes, sadece

“Millete mal olmuş inkılaplarımızı saklı tutacağız”

diyerek irticaya ilk işareti veriyor.

16 Haziran 1950: Ezanın Arapça okunması yasağı kaldırılıyor.

5 Temmuz 1950: Radyoda dini program yayınlama yasağı kaldırılıyor.

21 Ekim 1950: Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda din derslerinin zorunlu olmasına karar veriyor.

3 Aralık 1950: Arap harfleriyle tedrisat yapmak için gizli ya da aleni dershane açanlar hakkında 23 Eylül 1931 günlü, 12073 sayılı kararnamedeki yasaklama kaldırılıyor. Böylece Kuran kursu ve imam hatip okullarına yeşil ışık yakılıyor.

1953: Köy Enstitüleri, İlköğretmen Okulları’na dönüştürüldü.

1953: Yasa değişikliği ile “siyasi yayın ya da beyanlarda bulunmak, öğretim üyeliğinden çıkarılmaya neden olan bir suç” sayılmaya başladı.

1954: 25 yılını dolduran öğretim üyelerinin emekliye ayrılmasını sağlayan yasa ile öğretim görevlilerini bakanlık emrine alan ya da görevden uzaklaştırmayı sağlayan yasa çıkarıldı.

1955’te Başbakan Menderes, DP Meclis grubunda arkadaşlarına şöyle sesleniyor:

“Siz öyle güçlüsünüz ki, şu anda isterseniz Anayasa’yı bile değiştirebilir, hilafeti bile getirebilirsiniz.”

Menderes, 1956’da Konya’da halka hitap ederken “ortaokullara din dersleri konulacağını” açıklıyor.

13 Eylül 1956: Ortaokul ders programlarına seçmeli din dersleri konuyor.

Başbakan Menderes, 1957’de Ödemiş’te halka yaptığı konuşmasını bir kasaba imamı gibi bitiriyor:

“Allah, münafıkların şerrinden hepimizi korusun.” Genel seçimler yaklaşınca hızını alamıyor ve seçmene şu vaatlerde bulunuyor: “İstanbul’u ikinci bir Mekke, Eyüp Sultan Camii’ni de ikinci bir kâbe yapacağız.”

14 Şubat 1957: Başbakan Menderes, Ankara’da Kocatepe Camii’nin yapımı için Cami Yaptırma Derneği’ne 100.000 TL bağış yapıyor.

19 Mayıs 1957: Kayseri’de halka yaptığı açıklama Menderes,

“DP’nin iktidarda olduğu yedi yıl içinde yeni 15.000 cami inşa edildiğini ve başta Süleymaniye olmak üzere 86 caminin onarıldığını, Süleymaniye’nin 500’üncü yıl dönümünü kutlamak için Müslümanların İstanbul’a davet edileceğini”

söylüyor.

1957 - 1958: Liselere seçmeli din dersi kondu.

1959: Din dersleri öğretmeni yetiştirmek için Yüksek İslam Enstitüsü açıldı.

26 Haziran 1965: Milli Eğitim bakanı Cihat Bilgehan, “İmam hatip okullarını bitirenlerin, ilkokul öğretmeni olabileceklerinin” müjdesini veriyor.

15 Nisan 1966: Atatürk büst ve heykellerine karşı gericilerin saldırıları sürüyor.

31 Mayıs 1966: Demirel, Kayseri’de halka yaptığı konuşma hedef saptırarak şunları söylüyor: “Bugün Türkiye’de gericiliğin yaşamasına uygun koşullar artık bulunmamaktadır.”

17 Mayıs 1967: İmam hatip okullarını bitirenlere üniversitelere girme hakkı tanınıyor.

20 Ağustos 1967: İzmir’de İslam Enstitüsü’nün temelleri Başbakan Süleyman Demirel tarafından atılıyor.

Aralık 1967: Meclis’te iftar yemekleri verilmeye başlanıyor.

21 Şubat 1968: Milli Eğitim Bakanı İlhami Ertem,

“Hükümetimizin amacı her ilde bir imam hatip okulu açmaktır”

diyor.

19 Şubat 1969: Mehmet Şevki Eygi adlı emperyalizm fedaisi ABD’nin 6. Filosu’nu protesto eden yurtsever gençler üzerine

“ABD bizim kâbemiz, cihada hazır olun”

sloganları ile dincileri saldırtıp o günün tarihlere “Kanlı Pazar” olarak geçmesini sağlamıştır.

1 Ekim 1969: Seçimlere bir gün kala Adalet Partisi’nin kır atlı kuran dağıttığı haberleri basına yansıyor.

26 Ocak 1974: Milli Selamet Partisi genel seçimlerden 48 milletvekili ile çıkıyor.

1974 - 1977: Din kültürü ve ahlak dersi zorunlu kılındı.

1975-1976: Bir yıl içinde 70 imam hatip okulu açılıyor.

1976-1977: Bir yıl içinde 77 imam hatip okulu daha açılıyor.

1977-1978: Açılan bu imam hatipler yetmemiş olacak ki bir yıl içinde 86 tane daha açılıyor. Bu üç yıl boyunca Başbakanlık koltuğunda Süleyman Demirel oturuyor.

Kahramanmaraş’ta 21-25 Aralık 1978 tarihleri arasında meydana gelen olaylarda resmi açıklamalara göre 111 kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce kişi de yaralanmıştı…. Sol parti ve dernek binaları ateşe verilmiş, Müslümanlar cihada çağrılarak duvarlara “Allah için savaşa, Müslüman Türkiye” sloganları yazılmıştı. Buna karşın Süleyman Demirel, şunları söylemişti:

“Bana sağcılar, milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz”

12 Haziran 1979: MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan şunları söylüyor:

“Hafta tatili Cuma günü olmalı. Nikâhı müftüler kıymalı. Mekteplere Kuran dersi koymalı. Bu milletin mektep kitapları niye Allah adıyla başlamıyor?”

4 Temmuz 1980: Çorum Katliamı gerçekleştiriliyor. 58 kişi katledilirken başbakan Demirel “Çorum’u bırakın Fatsa’ya bakın!” diyerek “solun kalesi” diye anılan Fatsa’yı hedef gösteriyordu.

22 Temmuz 1980: Kemal Türker’in öldürülmesi.

7 Eylül 1980: MSP’nin Konya’da düzenlediği mitingte yobazlar tarafından şu sloganlar atılıyordu:

“Dinsiz devlet yıkılacak elbet… Şeriat gelecek… Laiklik dinsizliktir… Anayasa Kuran… Ya şeriat ya ölüm… Cihada hazırız…”


Ve 12 Eylül 1980: Amerika’nın fedailiğine soyunan, Amerikalıların “bizim çocuklar” dedikleri generaller tarafından darbe yapılarak tüm siyasi parti ve dernekler kapatıldı. Demokrasi güçlerine karşı topyekün bir seferberlik başlatıldı. Dizginlerini koparan zor, zulüm ve işkence doruğa çıktı. Ülkenin aydınlanmacı biriki üzerinden silindir gibi geçildi. Bu satırların yazarı bile bundan payını alarak 92 gün işkence gördü.

Ulusal birlik yerine dinsel birliği öne süren, ulus yerine ümmet anlayışını ön plana çıkaran, günlük konuşmalarını bile dinsel motiflerle süsleyen gerici 12 Eylül’ün darbesinin mimarı Kenan Evren, 10 Ağustos 1981 tarihinde Çanakkale’de yaptığı konuşmada

“Muhterem din adamlarının elini öpeceğiz”

diyordu.[1]

“Gerçekte,” der Machiavelli, “hiçbir ülkede olağandışı bir yasacı yoktur ki, Tanrı’ya başvurmuş olmasın; yoksa koyduğu yasaları kimse kabul etmezdi. Gerçekte bilge kişinin bildiği birçok yararlı bilgi vardır. Fakat aynı bilgilerde, başkalarını inandıracak ölçüde açık bir takım nedenler yoktur.”[2]

Darbe rejimi, 2842 sayılı yasayı 16.6.1983 tarihinde yürürlüğe koyarak bu yasanın 10. Maddesiyle İmam Hatip Lisesi mezunlarının yükseköğretim kurumlarına girmelerini sağladı. Bununla da yetinmeyerek, 1983 yılında 1739 sayılı yasanın 31. maddesinde yaptığı değişiklikle, cami imamı olarak yetişenlerin okullarda öğretmen olmalarına yasal dayanak hazırlandı.

12 Eylül’de gerçekleştirilen Amerikancı darbeden sonra İsmet İnönü’nün oğlu veto edilerek seçimlere katılması engellenirken Nakşibendi tarikatının üyesi olan Turgut Özal’ın Çankaya’ya kadar tırmanması sağlandı. Nitekim Özal’ın, “12 Eylül olmasaydı iktidara gelemezdik” biçimindeki açıklaması 14.8.1987 tarihinde basına yansıdı.


Mart 1987: Demirel, Öğretim Birliği Yasası’nın bir devrim yasası olduğunu ve değiştirilmesinin olanaksız olduğunu gözardı ederek şunları söylemiştir:

“Siyasetin emrinde din değil, başka hakların kullanılmasına yaptığı gibi, siyaset dine hizmet edecek. Bunda yadırganacak bir şey yok.

…Tevhidi Tedrisat Kanunu bir semavi kitap değildir. Şayet Kuran kursları ve din eğitimi bu kanuna ters düşüyorsa, yanlış olan din eğitimi değildir. Tevhidi Tedrisat Kanunu’dur.

…Laiklik çiğneniyor diye yapılan tartışmalar, bir yerde din ve vicdan hürriyetinin kullanılmasını baskı altına almaktır.”[3]

1989: TCK’nın Türkiye’de din devleti kurulmasını suç sayan 163. maddesi kaldırıldı. Bu maddenin kaldırılmasına karşı çıkan aydınlar birer birer öldürülmeye başlandı.

28 Aralık 1989: Üniversitelerde türban serbest bırakıldı.

31 Ocak 1990: Prof. Dr. Muammer Aksoy’un öldürülmesi.

7 Mart 1990: Çetin Emeç’in öldürülmesi.

4 Eylül 1990: Turan Dursun’un öldürülmesi.

6 Ekim 1990: Prof. Dr. Bahriye Üçok’un öldürülmesi.

24 Ocak 1993: Uğur Mumcu, “İmam-Subay” başlıklı yazısından iki gün sonra bir suikasta kurban gitti.

2 Temmuz 1993: Sıvas’ta her yıl geleneksel olarak düzenlenen Pir sultan Abdal Kültür Etkinlikleri’nin 3. gününde, Müslümanlar ortalığı kana buladı. Ülkemizin yetiştirdiği en değerli aydın, düşünür, bilim adamı, sanatçı ve edebiyatçılardan 37 kişi diri diri yakıldı. Çoğu çevre illerden gelerek Madımak Oteli’ni ateşe verenlerin attığı ortak sloganları şunlardı:

“Zafer İslam’ın… Cuumhuriyet Sıvas’ta kuruldu, Sıvas’ta yıkılacak!.. Şeriat gelecek zulüm bitecek… Kahrolsun laiklik…”

27 Mart 1994: yerel seçimlerle RP’nin yükseliş ivmesi devam etti. 22 ildeki belediyelerin, Anara ve İstanbul’daki anakent belediyelerinin tüm olanakları RP’nin eline geçti. Bunlar, iktidar yolunda önemli kilometre taşları olacaktı. Erbakan,

“Refah iktidara gelerek. Sorun ne? Geçiş dönemi sert mi olacak, yumuşak mı? Kanlı mı olacak? Kansız mı? 60 milyon buna karar verecek”

diyordu.

5 Nisan 1994 tarihli kararlarını ilan ederken “son sosyalist devleti de yıktık” sözleriyle Kemalizmin sosyal devlet alanında sağladığı cılız da olsa kazanımları kastediyordu.

10 KAsım 1994: Anıtkabir’de Atatürk’e çirkin bir saldırı yapıldı. Saldırgan,

“Taşlara, kemiklere secde etmeyin. Taşlar sizi kurtaramaz. Kur’ana davet ediyorum.”

diye slogan attı.

11 Ocak 1995: Onat Kutlar’ın öldürülmesi.

9 Ocak 1996: Metin Göktepe’nin öldürülmesi.

1997: Refah Partili Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız,

“Laiklere şeriat enjekte edilecek”

diyordu.

1997: Şevket Yılmaz ,

“Allah’ın size soracağı soru şöyle: Küfür düzeninde İslam Devleti olsun diye niye çalışmadın?”

Hasan Hüseyin Ceylan,

“Bu vatan bizimdir, rejim bizim değildir kardeşlerim. Rejim ve Kemalizm başkalarınındır. Türkiye yıkılacak beyler!”

Kayseri Belediye Başkanı Şükrü Karatepe,

“Bu törenlere için kan ağlayarak katılıyorum. Bu düzen değişmeli. Bekledik, biraz daha bekleyeceğiz. Gün ola harman ola. Müslümanlar içlerindeki hırsı, kini eksik etmesin.”

Şanlıurfa Belediye Başkanı Çelik,

“Ben kan dökülmesini istiyorum. Demokrasi böyle gelecek, fıstık gibi olacak.”

diyorlardı.

Ve Nihayet Şubat 1997…

Özal’ın halefi olan Başabakan Necmettin Erbakan, Başbakanlık Konutun’da verdiği iftar yemeğine Türkiye’nin en ünlü din baronlarını davet ederek, toplumsal gerilimi tırmandırdı.

Laiklikliğin tanımı bile değiştirilerek, “laiklik, din özgürlüğüdür”; “din ise birleştirici ve lâzımdır” denilmeye başlandı.

Eğitim yoluyla bu ülkede,

“iktidar olursak, içkinin içilip içilmeyeceğini referanduma götürürüz”

diyen Tayyip Erdoğan gibi şeriat özlemcisi kafalar yetiştirildi. Bu kafa sahipleri, iktidar olup cesaret ettikleri taktirde çarşafı, Arap alfabesini, dört kadın ile evlenmeyi de referanduma götüreceklerinden, bir yandan uluslararası yeşil sermaye gücü, öte yandan da din istismarı yoluyla bunu topluma kabul ettirip uygulayacaklarından, artık hiç kuşkumuz kalmadı.

21 Ekim 1999: Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’nın öldürülmesi.

18 Aralık 2002: Prof Dr. Necib Hablemitoğlu’nun öldürülmesi.

Şimdi ise Sevr kapımızın eşiğinden sırıtıyor!

————————————————————————— —–

[1]Çetin Yetkin, 12 Eylül’de İrtica, Ümit Yayıncılık, Birinci Baskı, Ankara 1994, s. 77.

[2] Discorsi sopra Tite Livio, lib I, cp, XI. Aktaran: J.J.Rousseau, Toplum Sözleşmesi, Öteki Yayınevi, Üçüncü Basım, Ankara Kasım 1999, s. 82.

[3] Köprü, Mart 1987.
 
Cevapla

Etiketler:


Seçenekler

Darbe yaptı ama Köşk'e halkın oylarıyla çıktı

Her Telden kategorisinde ve Genel Sohbet forumunda bulunan Darbe yaptı ama Köşk'e halkın oylarıyla çıktı konusunu görüntülemektesiniz.Darbe yaptı ama Köşk'e halkın oylarıyla çıktı 1982'de yeni Anayasa halkın oyuna sunulurken siyasi tarihimizde de bir ilk gerçekleştirildi: 'Evet' ...


Darbe yaptı ama Köşk'e halkın oylarıyla çıktı konusuna benzer konular:

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Gül siyasi parti liderlerini Köşk'e davet etti mért21 WH Haber Bülteni 0 04-16-2008 09:59 PM
Diyarbakır'daki STK temsilcileri Köşk'e çıkıyor Haberci CNN Türk 0 04-08-2008 11:00 PM
Kavga çıktı, uçak acil iniş yaptı mért21 Dünya 0 04-08-2008 07:43 PM
Diyarbakır'daki STK temsilcileri Köşk'e çıkıyor Haberci CNN Türk 1 04-07-2008 11:31 AM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:55 PM .





Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.
Forums Directory
We Hattı RSS Besleme Alexa Toolbar

Benzer Forumlar: izafet | UslanmaM | TEKplatform | MaxiCep.Com | iDo-FoRuM