|
Bu yazi Dahi Ve Delilere Filmi çekildiğinde herkes ona hayranlık duydu. Her kelimesinde bir keramet aradı. Oysa o yıllarca deli olduğu için dışlanmıştı. Şizofreni hastası, dahi bir bilim adamı, Nobel ödüllü bir deli O… Bugün onu alkışlayan eller, Nobel ödülü öncesi ona gülmekteydi. Dahiler ve deliler arasındaki ince çizgiye değiniyoruz bu yazıda. Asıl amacımız ise onun hikayesinde kendimizi aramak. Kim deli, kim dahi?
Bazen öyle fikirler atarsınız ki ortaya, tanıdığınız bütün yüzleri size gülerken bulabilirsiniz. “Abi delirdin mi?” diyenler çıkar ortaya. Bazen de insanların gülmesinden korkarak en uçuk fikirlerinizi saklarsınız. Aslında delilik ve dahilik arasında ince bir çizgi vardır. Bu sayımızda deli olduğu için gülünen, daha sonra da bol bol alkışlanan bir isimden bahsedeceğiz. Delilik ve dahilik arasında ince çizgide yürümüş bir isim bu… Herkes gibi düşünmemek, gülünmek ve alkışlanmak arasındaki farkı onun hayat hikayesinde bulacağız. “Şayet diğerleri gibi olsaydı, farklı şeyler ortaya koyabilir miydi?” sorusunun cevabını arayacağız. Matematiğe meraklı küçük bir çocukken, şizofren nedeniyle akıl hastanesine kapatılan, belki de beynindeki hayali kahramanlar sayesinde Nobel ödülüne uzanan ve hayatı “A Beautiful Mind” isimli kitaba ve aynı adla Holywood filmine aktarılan (Türkiye’de bu film akıl oyunları olarak gösterime girmişti.) bir deli dahinin öyküsü bu… John Forbes Nash… |