merhabalar.
nasılsınız arkadaşlar? gerçi biz şizofrenler ve psikolojiyle ilgilenenler biraz peygamberlik mesleği icra ettiğimiz için " her şeyi biliriz!"

şizofrenideki temel belirti bu konuda "düşünce okumadır", psikologlarda buna benzer biçimde, hep danışanlarını yada vasat insanları "kapsamak" isterler. başka nasıl"kontrol edebilirler yada bilge olabilirlerki?!"
yani demek istiyorumki nasıl olduğunuzu tahmin edebiliyorum az çok.. mesela, 277 kişi okumuş konumu 39 cevaplayan var. o kadarda ilgi teşhir hastası değilim tabiki. ama dediğim gibi ben "hepimiz için" yazıyorum.
peki niye böyle oluyor? niye yakınlaşan ve cevaplayan az? yoksa sadece atşe düştüğü yerimi yakıyor ve ateşin düşütüğü yer azmı? hayır bence bunlar değil neden. bence neden, temel neden "inkar"! ve inkar aynnı zamanda karşıtı olan bir duyguyuda arka planında barındırır o da "idealleştirmedir" (idealizasyon). tabiki her insan inkar ve idealleştirme savunma mekanizmalrını kullanır ama ben burda olumsuz, yıkıcı, hastalıklı inkar ve idealleştirmeden bahsediyorum!
şöyle diyordur çoğu kişi konumu okuyunca " bunları zaten biliyoruz ama uygulayan, dinleyen kim?! ki ben üstünde durayım..?!" ama gene biliyorumki bu peşin ve kalitesiz söylemden çok yoruldunuz! diğer yandan da çözüm arayışı içindesiniz.. çünkü tüm olumsuzluğun tüm nedeninin ta kendisidir bu söylem!! ve hastalıklı(patolojik) narsizmin de temel kaynaklarındandır.hep işte halk içinde klişeleşmiş biçimde bunu; adam sendecilik, neme lazımcılık, gemisin kurtaran kaptan gibi deyimlerle ifade ederiz.
acaba "bilmek" nedir? zekilikmi, aklılı bir robot gibi olmakmı, ne bileyim kuantum fiziğindeki akıllı atomlar gibi olmakmı..? bence bilmek herşeyden önce "insanca bilmektir" yani bu bile bir " duygudur" aslında! öyle ise ne kadar bilge olduğumuzu anlamak için ne kadar insan olduğumuza bakmalımıyız?! ben bile doğru biliyor ve yazıyor olabilirim ama acaba ne kadar insanım?! ve acaba bu tek başıma benim elimde olabilirmi? yarım asır kadar önce psikiyatrlar insanı daha çok biyolojik bir varlık olarak ele alıyorlardı. bunun siyasi ve çağının bilimadamı olmakla da ilgili nedeni olabilir. ve karşı psikiyatri akımından olan psikanalist ve psikologlarada hastaları gibi "deli" gözüyle bakıyorlardı! ama olumlu birşeydirki artık -gerçek bilimadamlarının bile yüzüne tokatını vurunca- onlarda karşı psikiyatri tarafına kaymaya başladılar. isteğin sadece bireye indirgenmeyeceğini ve kollektif olduğunu onlarda kabul etmeye başladılar.
demekki bilmek aynı zamanda bir duygu, hatta anası duygudur bilmenin. Freud da farklı bi şey söylemez ve dinsel öğretilerde.. öyle ise "iyiliği, doğruyu kim biliyorki?!!" ha ne dersiniz arkadaşlar?
gene bağlayarak kapatıcam, laz17, okb liler olduka entellektüeldirler (bilgili?) eğer ne bildiğine ve nasıl bildiğine dikkat edersen ve bu yazımdan bir şeyler anlayabildiysen okb nin iyileşmesindeki ilk adımı atmışsın demektir. zaten yaşınında oldukça genç(16) olması herşeyi açıklıyor.
ve haşmet kardeşim umarım yakın zamanda anlaşılırız da doğruyu söyleyenleri dokuz köyden kovmazlar ve bizde yalnız kalmayız. gidiş fena değil haşmet kendini germene gerek yok..
iyi geceler