Hapİshaneler Tarİhİne GeÇecek Mektup!.. F Tipi Cezaevi’nde yatan tutuklu Hasan Ozan’ın cezaevinden eşine yazdığı mektubun başına gelenler dünya hapishane tarihine geçecek nitelikte. ‘Mektup Okuma Komisyonu’nun denetiminden geçen mektubun, "Merhaba" ve "Hoşçakal" bölümleri dahil, tümü siyah kalemle okunamayacak halde çizildi. Hasan Ozan’ın 25 yıllık eşi Münevver Ozan başına gelenlerden şaşkın, “İleride bir müze kulursa, bu mektup mutlaka sergilenmeli” diyor.
Hasan Ozan, iki yıl önce yasadışı sol bir örgüte yönelik bir operasyonda tutuklanarak Edirne F Tipi Cezaevi’ne konuldu. Eşi Münevver Ozan’ın iddiasına göre, Ozan’ın yazdığı mektuplar uzun süre kendisine ulaştırılmadı. Gerekçe, mektupların içeriğinin "sakıncalı" bulunmasıydı. Hasan Ozan’ın mektupları, bir dizi şikâyetten, dilekçeden ve suç duyurusundan sonra gönderilmeye başlandı.
DÖRT AY SONRA ULAŞTI
Ozan’ın geçen yıl 12 Eylül’de ve 30 Kasım’da kaleme aldığı iki mektup ancak bu yıl 24 Ocak’ta eşi Münevver’e ulaştı. Her iki zarfı da açan Münevver Ozan, daha önce hiç tanık olmadığı bir uygulamayla karşılaştı.
İddiaya göre, 12 Eylül’de yazılan, "Görülmüştür" damgalı iki sayfalık mektup, "Merhaba" ve "Elveda"sı da dahil, karalanmıştı. Sadece tarih bölümü duruyordu. Mektup Okuma Komisyonu, 30 Kasım’da kaleme alınan ikinci mektupta daha ‘insaflı’ davranmış, ‘Merhaba canım sevgilim’ diye başlayan altı sayfalık mektubun yarısını karalamıştı!
Ancak bu mektupta, ilkini aratmayan bir sansür uygulanmıştı: 10 satırlık bir bölümde sadece iki cümle kurtulabilmişti. Biri, “Dün sevgilim, hastaneye gittik” şeklindeki giriş cümlesi, diğeriyse ortadaki, “Dönüşte yedi kişiydik” cümlesi oldu. Diğer cümleler sakıncalıydı.
CAZAEVİ ŞARTLARIYLA İLGİLİ
Münevver Ozan mektupta cezaevi koşullarına ilişkin düşünceler yazıldığı için sansür uygulandığını düşünüyor. Ozan, şunları söylüyor:
"Mektuplarda yer alan daha çok cezaevi yönetimi ve cezaevi koşullarıyla ilgili bölümler karalanmış. Politik ve toplumsal gelişmelere ilişkin yorumlar da karalanıyor. Örneğin, sıcak su sorunu. Diyor ki, Yazın kaynar su, kışın ılık su akıyor. Kaloriferleri soğuk havalarda daha az yakıyorlarmış. Ayakkabı kont- rolü, görüş yasağı... gibi uygulamaların geçtiği bölümler karalanıyor."
Münevver Ozan, mektupların ibret oluşturduğunu iddia ediyor: “Bir mektuptan bile korkuyorlar. 12 Eylül gibi karanlık bir günde yazılmış apaydınlık bir mektupta, merhabayı karalayacak bir öfke var. Bu, faşizmin belgesidir.
Eğer ilerde hapishanelerle ilgili bir müze kurulacak olursa F tipi cezaevlerindeki iletişim ve haberleşme özgürlüğüne örnek diye bu mektubu sergileyebiliriz.”
(RADİKAL)
sanırım sadece türkiyede olacak bir konu... |