Zikir Ehli Nasıl Olunur ?

İsimli konu WH 'İslam ve Din Kültürü' kategorisinde, ▫нαтαsιż¢ üyesi tarafından 15 Eylül 2011 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Zikir Ehli Nasıl Olunur ?. Zikir Ehli Nasıl Olunur ? Zikir Ehli Nasıl Olunur ? Ebu İshak Şehriyar Kâzeruni ks: Ya Rab !Herkes Seni çağırıyor ve Seni istiyor.Sen kiminsin ve... Facebook'a nasıl üye olunur? nasıl kro olunur ? :D ...

  1. Zikir Ehli Nasıl Olunur ?

    Zikir Ehli Nasıl Olunur ?

    Ebu İshak Şehriyar Kâzeruni ks: Ya Rab !Herkes Seni çağırıyor ve Seni istiyor.Sen kiminsin ve kimlesin? Diye niyaz etti.Sonra şöyle dedi.”Allah takva üzere olan ve ihsanda bulunan kimselerledir.Nahl 128” Hak Teala o kimseyledir ki tenhada ve kalabalıkta onun zikrinden gafil olmaz, fermanını işitince, hemen onu yerine getirmek için koşar yasaklarını görünce derakab geri çekilir.

    Arifler Yolunun Edeplerinden:

    G.Sani KS. “Zikir kalbin gıdasıdır; gıdasını alamayan kalp zayıflar, sonra ölür.Kalp ancak zikir ile beslenir, kuvvetlenir,tatlanır,manen hayat bulur. Haramlar ve işlenen günahlar ise, şeytanın gıdasıdır.İşlenen günahlar, insanın kalbini zayıflatır; onun düşmanı olan nefsi ve şeytanı kuvvetlendirir.Bu nedenle, insanın içinde kalp, nefis ve şeytan devamlı mücadele halindedir.Rabbül Alemin:Dikkat edin, uyanık olun; kalpler ancak Allah’ın zikriyle huzur bulur.” A.Y.Edepleri. 98-99
    G.Sani KS “Yüce Allah’ı zikre devam ediniz. Zikir çekerken uyanık olunuz. Allah zikrini kalbinizin içine yerleştiriniz. Zikir kalbe yerleşince, siz istemeseniz de kalp Yüce Allah’ı zikreder.Midenizi düşünün; o, siz istemeseniz de kendi işini görür.Siz uyurken bile işine devam eder. İçine zikir yerleşen kalp de böyledir.” A.Y.Edepleri 122
    Resululluh sav yolculukta yukarıdan aşağı doğru indiğinde “Subhanellah” aşağıdan yukarı doğru çıktığında “Allahu Ekber” derdi:El Kafic.4 s.287
    Şeyh Hasan Şazeli; Bir insan zikir çekmez hale gelirse, bu kalbindeki fitneden ötürüdür.Bir insanın kalbine günah ve isyanın fitnesi girerse, hayırlı amel olan zikri, rabıtayı bıraktırır.T.Hayat 101
    G.Sani (K.S.); Zikre devam ediniz, virde devam ediniz. Çünkü kalbin tek ilacı zikirdir. Kuran okumak ,salavat çekmek, hizmet etmek sevaptır. Fakat bunlar kalbe ilaç olmaz, nefsin çirkin sıfatlarını değiştirmez. Nefsi ancak zikir terbiye eder. Semerkand Ağustos 2002
    Cünüp dahi olsanız, kalben Allah Allah diye zikrediniz.S.48
    Helal kazanç için çalışan bir kişi, kalbini işin başına ve sonunda zikirle meşgul ederse, ortası da C.Hak tarafından taat ve ibadet sayılır. S.79
    Şah-ı Nakşibend(K.S.) “Amele az olan mürid bizden değildir”buyuruyor.Yani az amel yapan Nakşibendi değil,diyor.Nakşibendinin en az ameli 5 bindir.Şah- Nakşibendinin beyanına göre vird çekmeyen mürid Nakşibendi değildir.İnsan kendini bu amellerden mahrum etmemelidir.Beş bin vird çeken kimseye bir on hesabıyla ellibin defa Allahın ismini zikr etmiş gibi sevab yazar Rabbül Alemin.Ayrıca Sadatı Nakşibendiye Fatihalarda okunur. Her fatiha okunduğunda,hediye sunulduğunda Sadatın ervahı da orada hazır olur,hediye karşılıksız bırakılmaz.Sadat’da kendilerine hediye edilen fatihaların sevabını karşılıksız bırakmazlar.Ayrıca sevgileride kazanılır.Okunan fatihalar başta Peygambere (sav) ciharyarı güzin hazretlerine de hediye edildiklerinden,Ssadatın ervahıyla beraber Peygamberin ve ciharyarı Güzinin ervahıda hazır bulunur.Dolayısı ile insan onlar tarafıdan da tanınmış olur.Tanıyıncada dar zamanlarında yardıma yetişirler.Teslimiyet ve muhabbbet asla karşılıksız kalmaz.Mutlaka hediyesi verilir.İnsan günde iki defa ,bir hatmede birde vird çekerken Sadatın ruhaniyetini hazır edip nazarları altına girmelidir.Günde bir veya iki sefer Sadatın nazarı altına giren kimse için korku olmaz.Sadatı Nakşibendi onları bırakmaz.Peygamber (sav) onu yalnız bırakmaz.İnsan uzak durmamalıdır.Tarikata giripde evde oturan,hatmeye gitmeyen kimseyi,ne Peygamber(sav) nede Sadatı Kiram tanır.21.Sohbet S.125
    Abdurrahman’ı Taği hz.leri :Zikrederken kıbleye dönmek mi, yoksa üstada doğru dönmek mi daha iyidir? Şeklindeki soruya şu cevabı vermiştir.-Üstada doğru dönmek daha iyidir. Çünkü kıbleye dönmekten maksad ulu Allah’a yönelmektir. Oysa mecazi mabud, yani üstad, Allah’a daha yakındır.NŞMS.220
    G.Sani (K.S.); Zikre devam ediniz, virde devam ediniz. Çünkü kalbin tek ilacı zikirdir. Kuran okumak ,salavat çekmek, hizmet etmek sevaptır. Fakat bunlar kalbe ilaç olmaz, nefsin çirkin sıfatlarını değiştirmez. Nefsi ancak zikir terbiye eder. Semerkand Ağustos 2002
    Cünüp dahi olsanız, kalben Allah Allah diye zikrediniz.S.48
    Helal kazanç için çalışan bir kişi, kalbini işin başına ve sonunda zikirle meşgul ederse, ortası da C.Hak tarafından taat ve ibadet sayılır. S.79
    Şah-ı Nakşibend(K.S.) “Amele az olan mürid bizden değildir”buyuruyor.Yani az amel yapan Nakşibendi değil,diyor.Nakşibendinin en az ameli 5 bindir.Şah- Nakşibendinin beyanına göre vird çekmeyen mürid Nakşibendi değildir.İnsan kendini bu amellerden mahrum etmemelidir.Beş bin vird çeken kimseye bir on hesabıyla ellibin defa Allahın ismini zikr etmiş gibi sevab yazar Rabbül Alemin.Ayrıca Sadatı Nakşibendiye Fatihalarda okunur. Her fatiha okunduğunda,hediye sunulduğunda Sadatın ervahı da orada hazır olur,hediye karşılıksız bırakılmaz.Sadat’da kendilerine hediye edilen fatihaların sevabını karşılıksız bırakmazlar.Ayrıca sevgileride kazanılır.Okunan fatihalar başta Peygambere (sav) ciharyarı güzin hazretlerine de hediye edildiklerinden,Ssadatın ervahıyla beraber Peygamberin ve ciharyarı Güzinin ervahıda hazır bulunur.Dolayısı ile insan onlar tarafıdan da tanınmış olur.Tanıyıncada dar zamanlarında yardıma yetişirler.Teslimiyet ve muhabbbet asla karşılıksız kalmaz.Mutlaka hediyesi verilir.İnsan günde iki defa ,bir hatmede birde vird çekerken Sadatın ruhaniyetini hazır edip nazarları altına girmelidir.Günde bir veya iki sefer Sadatın nazarı altına giren kimse için korku olmaz.Sadatı Nakşibendi onları bırakmaz.Peygamber (sav) onu yalnız bırakmaz.İnsan uzak durmamalıdır.Tarikata giripde evde oturan,hatmeye gitmeyen kimseyi,ne Peygamber(sav) nede Sadatı Kiram tanır.21.Sohbet S.125

    Nakşiler zikire.kalbi zikirle başlarlar. Kalpden letaife, Letaiflerden de tüm vücuda dağılır. İşte o zaman vücut kimya olur,toprak dahi o bedeni çürütmez. Peygamberler ve Allah dostlarının cesetleri çürümez. Çünkü her bir hücreleri Allaha mutidir.Tıpkı altın,platin gibidirler.

    Hz.Musa Efendimiz Allahu Teala’ya şöyle niyaz etti:
    -Ya Rabbi senin sevdiğin ve gazap ettiğin kulun alameti nedir?Bana bildir ki, ben sevdiğine koşayım gazap ettiğinden kaçayım korunayım.
    Allahu Teala şöyle buyurdu.-Ben bir kulu sevdiğim zaman onun alameti,o kişinin bütün himmet ve gayretinin benim zikrim olmasıdır.Yani, o yirmi dört saat Beni zikretmekten, Benimle birlikte olmaktan gafil olmaz. Ben bir kula zikrimi unutturdum mu ona masiyet işlettiririm ona azabımı veririm.
    Hz.Musa :Ya Rabbi alameti işareti nedir?
    C.Hak: Ya Musa, dili ağır sözlü (kırıcı)olur, hikmet olmaz, sabırlı olmaz, gözü şehvete bakar, bakışları tahrik edici olur, ibret yerine iftira ve sui zan eder.
    T.Sohbetler 1.M.ILDIRAR.S 50.

    Hak Teala, kullarından birini dost edinmek istediğinde, ona zikir kapısını açar, zikirden zevk aldıklarında, bu sefer onlara fütüvvet (ve yakınlık) kapısını açar, (sonra üns meclisine yükseltir, sonra tevhid kürsüsüne oturtur, sonra aradaki perdeleri kaldırır.Ebu Said Harraz KS. TE 481
    Gerçek manada Hak Tealayı sevmek, O’nun zikriyle daimi surette ünsiyet etmektir.M.b.Ali Tirmizi.KS TE 547
    Ahmed b.HarbKS.,o kadar çok zikir yapırdı ki, Allahu tealanın zikri onu istila etmişti..
    Bir zamanlar bir dostu kendisine bir mektup yazmış,uzun müddet cevap vermek istediği halde buna fırsat bulamamıştı..Nihayet bir gün kamet esnasında müridine dedi ki:
    -O dostumuzun mektubuna cevap ver ve cevap verecek kadar boş vaktimiz bulunmadığından bir daha bize mektup yazmamasını hatırlatıp “Allah’la meşgul ol, vesselam, diye yaz” demişti.

    Tasavvufi Hakikatler’de Abdulkadir İsa der ki: “Çatı duvar üzerine, duvar da temel üzerine oturduğu gibi, her makamın da bir temeli vardır. O temel de zikirdir. (Tercüme: Ahmed Serdaroğlu; s. 63)

    Muhammed Bakır Hazretleri, “Yıldırımlar, müslim ve gayri müslim herkese isabet eder. Bunun tek istisnası Allah’ı zikreden kimselerdir.”
    Zikir ve türevleri ikiyüz kırk yedi ayette geçmektedir. Bu ayetlerin yirmidört tanesinde zikir kelimesi iki kere; iki tanesinde de üç kere geçmektedir. Buna göre zikir kelimesi ve türevleri Kur’an-ı Kerim’de ikiyüz seksen bir (281) kere geçtiği çıkmaktadır.

    İbn-i Abbas şöyle buyurmuştur: “Her müminin kalbinde bir şeytan bulunur. Mümin zikr-i ilahî ile meşgul olduğunda şeytan küçülür, zikir ile uğraşmayı unutunca şeytan vesveseye devam eder.”

    İmam-ı Gazalî, İhya-u Ulumi’d-din de “Tevhid içiçe iki perdesi olan kıymetli bir cevherdir. İnsanlar özü tamamen unuttular da, dışındaki kabuğa ve bu kabuğu korumaya tevhid adını verdiler. Birincisi yani dış kabuk veya perde: Dil ile Lailahe İllallah demektir ki, buna hıristiyanların tasrih ettikleri teslisi bozan tevhid adı verilir. Fakat bu tevhid içi dışına uymayan münafıktan da duyulabilir. İkinci perde: Dilin söylediği bu tevhidi kalbin inkar etmemesi, belki buna inanıp tasdik etmesidir. Bu ise avam tabakasının tevhididir. İşte kelamcılar tevhid cevherinin bu iç kabuğunu bidatçıların karıştırmasından koruyabilirler. Üçüncüsü ki özdür, vasıta ve sebeplere iltifattan insanı alıkoyacak şekilde herşeyi Allahu Teala’dan bilmek ve ibadetini yalnız O’na tahsis edip, başkasına kulluk etmemektir. Heva ve hevesinin ardından sürüklenenler nefislerini ma’bûd tanıdıklarından bu tevhid dışında kalırlar. Nitekim Allahü Teala bu gibiler hakkında, ‘Nefislerini ilah tanıyanları görür müsün?’ buyurmuştur. Peygamber Efendimiz bu gibiler hakkında, ‘Yeryüzünde tapılan tanrılardan, Allahu Teala’nın en çok buğz ettiği heva-i nefs’tir.’ buyurmuştur. Gerçek şu ki, iyi düşünen kimse, puta tapan kişinin de heva-i nefsine tapmış olduğunu anlar." Halbuki ‘Yüzümü, yerleri ve gökleri yaratan Allahu Teala’ya yönelttim.’ cümlesi tevhidin gerçekliğinden haber veren bir cümledir. Tevhid eden ancak Bir’i görür ve ancak Bir’e yönelir ki, bu da Allahü Teala’nın ‘Allah da, onları bırak kendi batıl sözlerinde eğlensinler.’ ferman-ı ilahîsine uymak demektir. Dil, kalbe tercümandır. Bazen doğru, bazen de yalancı olur. Allahu Teala’nın nazargahı, dilin tercümanı olduğu kalptir. Tevhidin kökü ve kaynağı da bu kalptir.”

    “Allah’ı zikir her şeyden büyüktür.” âyet-i kerimesinin hükmü için İbn-i Abbas, “Bu âyetin tefsirinde iki tercih var. Birisi; Allah’ın sizi zikretmesi, sizin O’nu zikretmenizden daha büyüktür. İkincisi; Allah’ı zikir, zikirsiz olan her ibadetten üstündür.” demiştir.

    Ruhu’l-Beyan tefsiri “Allahu Teala’nın zikrine devam ediniz, murakabesini muhafaza ediniz ve her halde dua ve münacaatta bulununuz. Hatta kılınç çalarken ve düşmanla çarpışırken de. Nitekim diğer âyet-i kerime’de Cenab-ı Hak buyuruyor ki: Düşmanla karşılaştığınızda onu durdurunuz, yakalayınız ve Allah’ı çok zikrediniz ki felah bulasınız.”

    “Sabit-i Benani, ‘Rabbimin beni ne zaman zikrettiğini ben bilirim.’ dedi. Halk başına toplandı ve ‘Bunu nasıl bilebilirsin?’ dediler. O, ‘Kolay bir şeydir. Ne zaman ben Rabbimi zikredersem, Rabbim de beni zikreder., dedi”

    Kurtubi, bu âyetin tefsirinde, “Zikir unutmanın zıddıdır. Cenab-ı Hak Beni İsrail’e âyet-i kerimesiyle, ‘Size verdiğim nimetleri yadedin.’ buyurduğu halde, Ümmet-i Muhammed ise nimeti veren Zat-ı Bâkî’yi zikre davet etmekle şereflendirmiştir.” demektedir.
    “Sen ve kardeşin âyetlerimle git ve Benim zikrimde gevşeklik etmeyin.” Ruhu’l-Beyan tefsirinde bu âyetle ilgili olarak, “Her halde lisan ile ve kalp ile zikre devamda fütur etmeyin. Çünkü zikir bütün maksatların tahsilinde alettir.” denmektedir.
    15 Eylül 2011
    #1
  2. Zikir Ehli Nasıl Olunur ? Cevapları

soru sor

Zikir Ehli Nasıl Olunur ?

Alakalı Aramalar:

  1. zikir ehli nasıl olunur

    ,
  2. zikir ehi nasil olunur