Yalan Ve Hile İle İlgili Hikaye

İsimli konu WH 'Soru Cevap' kategorisinde, Misafir üyesi tarafından 26 Nisan 2012 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Yalan Ve Hile İle İlgili Hikaye. Yalan Ve hile ilgili hikayede var mı ? YALAN ile ilgili hadisler Din Vatan Sevgisi Hüriyet Ve İstiklal İle İlgili Hikaye ...

  1. Yalan Ve hile ilgili hikayede var mı ?
    26 Nisan 2012
    #1
  2. Yalan Ve Hile İle İlgili Hikaye Cevapları

  3. Hikayenin ismi ASLA YALAN SÖYLEME.

    Buyrun size yalan ile ilgili hikaye...


    ASLA YALAN SÖYLEME

    Eski zamanlarda, insanlar ilim öğrenmek için çok çalışırlar, her türlü güçlüklere katlanırlardı. Küçük yaşlarında köylerinden, ailelerinden ilim öğrenmek için ayrılırlar, yıllarca onlardan uzaklarda zor şartlar altında yaşarlardı.
    Seyyid Abdulkadir’in de küçük yaşta içine öğrenme arzusu düşmüş, bunun çarelerini aramaya başlamıştı. Sonunda dayanamadı, annesine gelerek;

    -Anneciğim, ilim öğrenmek için Bağdat’a gitmek istiyorum...dedi.

    Annesi ise;

    -Senden ayrılmaya gönlüm razı olmuyor. Ancak seni de Allah yolundan alıkoymak istemem.
    Annesi Abdulkadir için yol hazırlıkları yaptı. En sonunda da oğluna lazım olur diyerek, 40 altını kaybetmemesi için bir kese içinde yeleğinin koltuk altına dikti. Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak şöyle dedi;

    -Sana son olarak nasihatim şudur ki, eğer beni ve Allah’ı memnun etmek istiyorsan asla yalan söyleme, doğruluktan ayrılma. Allah her zaman ve her yerde doğruların yardımcısıdır.

    Seyyid Abdulkadir annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü. Bağdat’a giden bir kervana katılarak yola çıktı.
    Hemedan yakınlarında dar bir geçide girdiklerinde kervanda bir bağrışma koptu. Eşkıyalar kervana saldırmışlardı. Bir anda bütün sandıklar yere yıkıldı, eşyalar yağma edilmeye başlandı. Haydutlar kervandakilerin neyi var neyi yoksa hepsini alıyorlardı. Eşkıyalardan biri de Abdulkadir’in yanına geldi. Onun fakir haline bakarak şaka olsun diye;

    -Söyle bakalım senin neyin var fakir çocuk?

    Abdulkadir;

    -Yalnız 40 altınım var, diye cevap verdi. Haydut önce şaşırdı sonra gülmeye başladı. İnanamadı ve tekrar sordu;

    -Doğru mu söylüyorsun?

    Abdulkadir:

    -Evet, doğru söylüyorum, 40 altınım var.

    Eşkıya meraklandı. Abdulkadir’i elinden tutup reislerine götürdü.
    Durumu reislerine anlattı. Haydutların başı;

    -Senin 40 altının varmış, doğru mu bu?

    Abdulkadir;

    -Evet doğru.

    Reis;

    -Söyle bakalım. Onu nereye sakladın?

    Abdulkadir;

    -Hırkamın içinde koltuğumun altında saklı.

    Bunun üzerine haydutlar hırkasının içinde, koltuğunun altında saklı bulunan 40 altını bularak reislerine verdiler. Herkes çok şaşırmıştı.

    Reis hayretle sordu;

    -Peki evladım, sen niçin üzerinde altın olduğunu söyledin? Eğer bize söylemeseydin onları bulamazdık.
    Abdulkadir;

    -Ben annemden ayrılırken, asla yalan söylemeyeceğime dair söz vermiştim. Arkadaşınız senin bir şeyin var mı diye sorunca, altınlarım olduğunu söyledim. 40 altın için verdiğim sözden döneceğimi mi zannediyorsunuz?

    Bu sözleri duyan haydutların reisi çok şaşırdı ve derin bir düşünceye daldı. Sonra etrafındakilere dönerek;

    -Yazıklar olsun bizlere. Bu çocuk kadar olamadık. Bu çocuk annesine verdiği sözünden dönmemek için her şeyini veriyor. Bizler ise Allah’a söz verdiğimiz halde, hiçbir zaman verdiğimiz sözlerde durmadık. O’nun yapma dediklerini yaptık yarın Allah’ın huzuruna çıktığımızda halimiz nice olacak?

    Sonra şöyle devam etti:

    -Sizler şahit olun. Şuanda bu çocuk benim kötü yoldan dönmeme sebep oldu.Şimdiye kadar yaptığım bütün günahlarım için pişman olup tövbe ediyorum. Bundan sonra iyi bir insan olup, Rabbim’in sevmediği işleri yapmayacağım.
    Reislerine çok bağlı olan haydutlar hep bir ağızdan;

    -Reisimiz, biz senden ayrılmayız.Sen hangi yolda yürürsen biz de o yolda yürürüz diyerek hepsi birden pişman olup tövbe ettiler.

    Kervandaki insanlardan ne aldılarsa hepsini geri verdiler ve bir daha haydutluk yapmayacaklarına söz verdiler.
    Seyyid Abdulkadir ise yoluna devam ederek Bağdat’a ulaştı. Orada ilim tahsiliyle meşgul oldu. Kısa bir zaman içinde çok ünlü bir alim oldu. Binlerce insanın kötülüklerden vazgeçip iyi birer insan olmalarına vesile oldu.
    8 Mayıs 2012
    #2
  4. Bu da bir başka yalan ile ilgili hikaye... Yalan söyleme hikayeleri...

    Aslında tam olarak yalan ile ilgili bir yazı komposizyondur.

    Yalan Söyleme İle İlgili Komposizyon

    Yalan, başkalarını aldatmaya yönelik söylenen bir takım sözlerdir. İnsanoğlu hayatı boyunca birtakım yalanlar söyler. Söylenen bütün yalanları kötü olarak nitelendiremeyiz. Özellikle bir insanın hayatını kurtarmak söz konusuysa ya da birini kırmamak için söyleniyorsa. Bu tür yalanlar halk arasında masum yalanlar olarak nitelendirilir.
    Çocukluğun ilk dönemlerinde yalan söylemenin temelleri atılır. Çocuklar 7 yaşına geldiğinde bilinçli bir şekilde yalan söyleyebilmektedir. Genellikle yalana, dikkat çekmek, ilgi görmek ya da savunma amacıyla başvururlar. Her insan hayatında mutlaka yalana başvurmuştur. Çünkü yalan bizi gerçeklerden biraz da olsa uzaklaştırmaktadır. Aslında yalan bir bakıma psikolojik bir kaçış mekanizmasıdır. Yalan kesinlikle onaylanamaz. Çünkü aldatma ve kandırma söz konusudur.
    Yalan, insanların birbirlerine olan güvenlerini derinden zedeler. Bir kere olsun yalanını yakaladığımız birine bir daha şüpheyle yaklaşırız. İnsanlar arasındaki ilişkilerin temeli güvene dayanır. Bu nedenle yalan söylemek insanların hayatını ve ilişkilerini de etkiler. Yalan söylemek, kötü bir davranıştır ve insanları kandırmaya çalışarak kendini akıllı sanmaktır. Başkalarına söylenilen yalan, aslında kişinin kendine söylediği yalandır.
    Hiçbir yalan sonsuza kadar süremez. Günün birinde mutlaka ortaya çıkacaktır. Çünkü yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Bizler, mümkün olduğunca yalandan uzak durmalıyız. Talmud’un da dediği gibi “Doğru söylediğin zaman kimse inanmayacak. İşte, yalan söylemenin cezası budur.”
    8 Mayıs 2012
    #3
soru sor

Yalan Ve Hile İle İlgili Hikaye