Vatan Ve ÜlkÜ BİrlİĞİ

İsimli konu WH 'Ansiklopedi' kategorisinde, cagoooo üyesi tarafından 23 Kasım 2007 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Vatan Ve ÜlkÜ BİrlİĞİ. VATAN VE ÜLKÜ BİRLİĞİ VATAN ANLAYIŞI Vatan, üzerinde yaşanan bir toprak parçasıdır, bir coğrafyadır.Bu coğrafya ilk bakışta bir kara parçasıdır.Bu kara... Vatan ve millet İtalya ve Avrupa Birliği ...

  1. VATAN VE ÜLKÜ BİRLİĞİ

    VATAN ANLAYIŞI

    Vatan, üzerinde yaşanan bir toprak parçasıdır, bir coğrafyadır.Bu coğrafya ilk bakışta bir kara parçasıdır.Bu kara parçası tehlikeye girdiği zaman, uğrunda kanlar dökülür, canlar verilir.Nice analar yavrularını, nice gelinler yiğitlerini yitirir.O zaman bu coğrafyanın taşı toprağı, dağı, ırmağı başka anlam taşır.Herbiri düşmana aşılmaz bir engel ve bir uçurum olur.O toprak parçası hemen baş tacı edilir.Bu cansız coğrafya, her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış bir vatan olur. (Süleyman Hayri Bolay, Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi lise-2, s.23)

    Bunun için Mithat Cemal; “Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır” diyor.Aynı şekilde Orhan Şaik; “Her taşı bir yakut olan bu vatan, can verme sırrına erenlerindir.” diyor.Yine bunu için Mehmet Akif; “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda, şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” diyor.
    Vatan, onu kuran milletin hayat kaynağı, varlık ve güvenlik temelidir. Bağrından çıkan millete maya olur, beşik olur, kucak olur, mezar olur, ebedi yar olur, taht olur, baht olur, kendi gökkubbesi, kendi kainatı olur.

    Coğrafya; doğa sahibi ve evladı olan milletin seciyesine, kültürüne kendinden özellikler katar. Onun yapım ve yaptırım gücüyle yeniden şekillenir, milli kültürün özelliklerini yansıtan ve yeni bir tabiat, beşeri ve medeni yeni bir kimlik kazanır, milli vatan olur. Vatanla millet bedenle can gibi, ruhla vücut gibi bütünleşir.
    Vatan milletin tanıtıcı, belirleyici özelliklerinin toplamı olan milli kültürün kutsal muhafazasıdır.

    Vatana, anayurda siyasi, askeri hakimiyet alanı, devlet ülkesinin bir bölümü olmaktan üstün bir mana ve değer kazandıran husus milletin bu zemin üzerinde başkalarının kıdem, üstünlük ve ortaklık iddialarına imkan bırakmayacak ölçüde çoğunluk ve sürekli sahipliği temsil etmesi; kendi kültür ve seciyesinin silinmez mührünü vurması; bu zeminle madden olduğu kadar manen de bütünleşmiş olmasıdır. Vatan milletin sürekli mekanı, ebedi ikametgahıdır.
    Vatan milletin maneviyat ve mukaddesatı, idealleri, hatıraları, milli kültür ile kaynaşmış, mazisi ve istikbali ile birleşmiştir. (Prof. Dr. Naci Kınacıoğlu, Millet Birliğimiz Vatan Bütünlüğümüz)

    Şehitler ve Gaziler sayesinde bugün biz vatanımızda hür yaşamaktayız. Yine onlar sayesinde üzerinde yaşadığımız toprak parçası vatan olmuştur. Diğer yandan, ecdadımızın binlerce yıldır bıraktığı camiler, hanlar, hamamlar, kervansaraylar, okullar, külliyeler, köprüler, çeşmeler, saraylar, kışlalar, kütüphaneler, kapalıçarşılar ve çeşitli sanat eserleri üzerinde yaşadığımız coğrafyayı vatan yapan abidelerdir. O halde, vatanın meydana gelmesinde insan elinin ve emeğinin tabiata kattığı nice eserlerinde büyük rolü vardır. Vatan gibi ortak tarih ve kültür de bu el emeklerinden doğar. Vatan anlayışı kültür ve medeniyet eserleriyle gelişir, derinlik kazanır. (Süleyman Hayri Bolay, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Lise-2, s.24)

    VATANIN BÖLÜNMEZLİĞİ

    Vatanı savunmak için insanları severek ölüme götüren yüce duygulardan biri de, din duygusudur. Özellikle islamiyetin verdiği “şehitlik” makamı hiçbir dinde yoktur, bu motif hiçbir dinde gözükmemektedir. Bu şehitlik motifi bizim tarihimizde zaferlerin kazanılmasında en büyük etkenlerden biri olmuştur. Analar oğullarını cephelere “ya şehit ol, ya gazi” diyerek göndermişlerdir.

    Vatanımıza, dilimize, dinimize, kültürümüze, tarihimize, örf ve adetlerimize sahip çıkmalıyız. M.Âkif bu görevi şöyle ifade etmiştir;

    “Sahipsiz olan vatanın batması haktır,
    Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.”

    Milletimiz uzun ve derin tarihî boyunca hep bu şuurla yaşamıştır. Kendisine daima birleşik ordular halinde saldıran düşmanlarla savaşmak zorunda kalmış; çetin muharebeler, sert mücadeleler sonunda, varlığını kabul ettirmiş, tarihi boyunca hür yaşamıştır. Bundan sonrada böyle olacaktır. Çünkü Atatürk’ün dediği gibi;
    “Kendi selametini ve saadetini memleketin ve milletin saadet ve selameti için feda edebilen vatan evlatları çoktur.” (Süleyman Hayri Bolay, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Lise-2, s.25) Ayrıca;
    “Vatanımız Türk milletinin eski ve yüksek tarihi ve topraklarının derinliklerinde mevcudiyetlerini muhafaza eden eserleri ile yaşadığı bugünkü siyasî sınırlarımız içindeki yurttur. Vatan hiçbir kayıt ve şart altında ayrılık kabul etmez bir kütledir.” (Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s.217)

    VATAN SEVGİSİ

    Yukarıda belirttiğimiz duygu ve düşünceler, bizi vatana bağlamalıdır. Vatan sevgisi olmazsa, ne milletin bütünlüğü, ne de vatanın bütünlüğü korunabilir.
    Aslında vatan sevgisi, vatan üzerinde yaşayan insanlara, tarihe ve tarihi kültüre beslenen sevgidir. Vatanı sevmek ve korumak bize atalarımızın emridir, ona ihanet edemeyiz bu dinimizin de emridir. Allahû Tealâ şöyle buyuruyor;
    “Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın” (Bakara 190-191)

    Görülüyor ki; inancımıza göre vatanımızda hür ve huzur içinde yaşamak için gerektiğinde savaşmakta Allah’ın emridir.

    Vatan, millet, din ve namus yolunda nöbet tutup savaşan kimseyi Peygamberimiz;
    “Hudut ve vatan muhafazası için bir gün bir gece nöbet beklemek, bir ay gündüz oruç tutup, gece namaz kılmaktan daha hayırlıdır.” (Müslim, Tirmizi) böyle övmektedir. Bir başka hadisinde de Peygamberimiz şöyle buyurmuştur;
    “İki çeşit gözü cehennem ateşi yakmaz; biri Allah korkusundan ağlayan gözü, diğeri de Allah yolunda nöbet beklerken uyumayan gözü” ( Tirmizi)

    Görülüyor ki; vatanı savunmak, onun bütünlüğünü korumak kadın ve erkek her müslümana, ilahî bir görev olarak farzdır. Aynı zamanda, yüce bir milli görevdir. (Süleyman Hayri Bolay, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Lise-2)
    Atatürk bu konuda;
    “Türklerin vatan sevgisiyle dolu olan göğüsleri, düşmanların lanetlenmeye layık ihtiraslarına karşı daima demirden bir duvar gibi yükselecektir.”
    “Gerektiği zaman vatan için bir tek fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet, elbette büyük bir istiklale layık ve aday olan bir millettir.” (Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s.217)

    BÜYÜK KUTSAL AİLEMİZ, MİLLET

    Millet sosyal organizasyonun bugün ulaşmış olduğumuz en ileri seviyesidir. En küçük sosyal birliği aile olarak kabul edersek, en yüksek sosyal birlik millet dediğimiz bünyedir. Milleti yekpare bir sosyal bünye yapan şey kültür birliğidir.

    Millet hayat ve kader beraberliği içinde oluşan özgün kültürle duygu, inanç ve davranış birliğine erişmiş, ortak benlik, ortak seciye, ortak şuur kazanmış insan toplumudur. Millî kültür; millî benlik, millî seciye, millî şuura, millî iradeye ve millî bağımsızlığa vücut verir.

    Millet geçmişin acılarını, hüzünlerini, zaferlerini, başarılarını, sevinç ve övüncünü paylaşmada, günün güçlüklerini, sıkıntılarını, tehlikelerini göğüslemede, ortak mirası korumada, hayat beraberliğini ortak kimlikle sürdürmede, daha parlak bir geleceği inşa etme ameline bağlılıkta birliği temsil eder.

    Milli toplumun benliğin özelliği duygu ve emel birliği yaratan kültür birliğidir.

    Milli benlik duygu ve şuurunun oluşumunda çağlar boyu ortak yönetimle birlikte yaşama, ortak vatanla bütünleşme, aynı soydan gelme veya vatan tarihini inşa eden farklı soyların uyum ve kaynaşması ile oluşan ortak soydan gelme, din, mabet, mezhep, dil, kültür, sanat birliği, ruhi ve manevi birlik önde gelen amillerdir. (Prof. Dr. Naci KINACIOĞLU, Millet Birliğimiz Vatan Bütünlüğümüz, s.1)

    Aynı dili konuşan, aynı dine inanan, ortak tarih ve kültüre sahip olan insan topluluklarına millet adı verilir. İnsanlar sahip oldukları aile ve milleti kendi seçemezler. Allah, insanı bir ailenin ferdi ve bir milletin mensubu olarak yansıtır. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de;
    “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınızı O’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.” (Hucurat 49/13) geçmektedir.

    Türk milleti tarihin, insanlık ailesinin en büyük, en kıdemli milletlerinden biridir.

    Türk tefekküründe ve vicdanında millet ebedi, kutsal bir ailedir. (Prof. Dr. Naci KINACIOĞLU, Millet Birliğimiz Vatan Bütünlüğümüz, s.2)

    Atatürk bu konuda;
    “Türkiye cumhuriyetini kuran Türk halkına, Türk milleti denir.”
    “Türk milletinin kuruluşunda etkili olan tabii ve tarihi gerçekler şunlardır: a) Siyasî varlıkta birlik b) Dil birliği c) Yurt birliği d) Irk ve Menşe birliği e) Tarihi yakınlık f) Ahlakî yakınlık Türk milletinin teşekkülünde, mevcut olan bu şartlar, diğer milletlerde hepsi birden yok gibidir. Daha umumi bir tarif yapabilmek için diyelim ki; bir topluma millet diyebilmek için bu şartlar, aynı zamanda bütün olarak veya kısmen, birarada bulunmak lazımdır. Bütün milletler tamamen aynı şartlar altında teşekkül etmemiş olduklarına göre Türk milletinde yaptığımız gibi, diğer bir millet ayrı olarak mütalaâ etmedikçe, millet fikrini umumi ve ilmi olarak tarif etmek güçtür.” (Atatürk’ün El Yazıları, s.371-372)

    ÜLKÜ BİRLİĞİ

    Türk milleti kurtuluş savaşında çok şanlı bir kahramanlık göstermiştir. Savaşın ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Türk kahramanlığının ve yüksek Türk kültürünün meyvası konumundadır. Bu başarının ardında yatan; Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber kararlı olarak yürümesidir. Ancak sadece Türkiye Cumhuriyetini kurmak yeterli değildi. Yurdumuza dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkarmak, Atatürk’ün baş hedeflerindendi. Ayrıca Türk milletinin ülküsü, Atatürk’ün deyimiyle;
    “Milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ile tedbirle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür. Türk milletine, çok yaraşan bu ülkü, onun bütün beşeriyete hakiki huzurun temini yolunda kendine düşen medeni vazifeyi yapmakta muvaffak kılacaktır.” (Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s.209-210)
    23 Kasım 2007
    #1
  2. Vatan Ve ÜlkÜ BİrlİĞİ Cevapları

soru sor

Vatan Ve ÜlkÜ BİrlİĞİ