Vampir Akademisi 5 - Ruh Bağı Kitap Özeti

İsimli konu WH 'Kitap Özetleri' kategorisinde, ●ŚOП İKλZ● üyesi tarafından 19 Mart 2011 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Vampir Akademisi 5 - Ruh Bağı Kitap Özeti. [IMG] Ölüm tehditleri ve aşk mektupları arasında büyük bir fark var –tehditleri ve aşk mektuplarını yazan kişi –tehditleri yazan kişi sizi hala...


  1. [​IMG]
    Ölüm tehditleri ve aşk mektupları arasında büyük bir fark var –tehditleri ve aşk mektuplarını yazan kişi –tehditleri yazan kişi sizi hala sevdiğini iddia etse bile. Tabii ki, bir keresinde sevdiğim adamı öldürmeye kalktığım için belki de yargılamaya hakkım yoktu.”
    Rose sonra, o gün gönderilen mektubun içeriğinden bahsetmiş. Zamanın ne kadar da doğru olduğundan (mektup, rose’un gardiyanlık final testi hakkında ve rose o gün testi alacak) bahsediyor, geç kalmasına rağmen bir kere daha okuyor.

    Mektuba Dimitri, “Çok sevdiğim Rose” diye başlıyor. Değiştirilmenin mükemmel birşey olduğundan ama kötü bir özelliğinin de artık uyuyamadığı için rüya göremiyor olmasından bahsetmiş. “Çok yazık çünkü, eğer görebilseydim senin hakkında olurdu.” demiş. Rose’un nasıl hoş koktuğundan, siyah saçlarının ne kadar yumuşak hissettirdiğinden, teninin saflığından ve öpüştüklerinde dudaklarının nasıl aç hissettiğinden bahsedip, bunlar hakkında düş görürdüm yazmış. Rose’u rüyalar olmadan, kendi hayal gücüyle de mükemmel bir şekilde gözünün önünde canlandırdığını söylemiş ve eklemiş: Yaşamını aldığımda nasıl olacağını da canlandırabiliyorum. Bu, yapmaya pişmanlık duyduğum bir şey ama kararımı sen kaçınılmaz yaptın. Sonra mektuba devam etmiş, sen çok tehlikelisin yaşamana izin veremem diye, rose’un strigoi olsa bile düşmanları olacağını söylemiş. Ayrıca böyle de diyor: Eğer öleceksen benim elimden olmalı, başkasının değil.

    Sonra, sınavında iyi şans dilemiş ve eklemiş –zaten ihtiyacın da yok, o grubun en iyisisin. Seni sınav yapmaları bile boşa zaman harcamak. Rose’a yeniden karşılaştıklarında daha da iyi bir savaşçı olacağını ve bunun Dimitri’yi eğlendireceğini yazmış.

    Son kısmı çok etkileyici, “Ve biz yine karşılaşacağız. Mezuniyetten sonra, Akademi’den çıkacaksın ve o duvarların ardında olduğun an seni bulacağım. Bu dünyada benden saklanabileceğin bir yer yok. Seni izliyorum.

    Sevgiler, Dimitri.” diye mektup bitiyor.

    Rose mektubu yatağın üstüne fırlatıp kalkıyor, Dimitri’ye kampüste ajanlık yapanlar var ve Rose bunu biliyor. Dimitrinin bir çeşit strigoi lideri olduğunu, Rose da ondan daha güçlü bir Strigoi’yi öldürerek ona yardım ettiğini bildiği için onun ajanlarının insan olduğunu düşünüyor. Bu şekilde düşünerek kampüste sınav yerine doğru yürümeye başlıyor. Tam o sırada Lissa karşısına çıkıyor, “Bir orduyla yüzleşebilecek gibi bakıyorsun” diyor Rose’a... Rose da irkiliyor, gerçekten çok dalıp Lissa’yı hissedemediğini düşünüyor. Ama hemen gülümsüyor, çünkü Lissa’nın da gelen mektuplardan haberi var ve çok endişeleniyor. Rose konuşmaya başlıyor, “zaten bir orduyla yüzleşiyorum” diye dalga geçiyor ve Lissa da “sanırım senin heyecan yapacağını düşünmemeliydim.” Diyor.

    Rose da kendi kendine düşünüyor, dimitri bile söylemiş olsa bu bir gerçek, zamanımı harcıyorlar diyor. Rusyaya gittim ve gerçek strigorilerle karşılaştım diyor. Ama yinede heyecanlı çünkü kampüste Rose’un testi olay oluyor. Herkes görmek istiyor, herkes inanıyor kazanacağına..

    Lissa ile Rose, testler hakkında konuşarak sahaya gidiyorlar. Oraya vardıklarında Lissa, Rose’a bir iyileştirme tılsımı uzatıyor. (ruh kullanıcıları yapabiliyor, kötü aurayı yok ediyor.)

    Rose, tılsımı taktığında Lissa çok mutlu oluyor.Taktıktan sonra diyor ki, bundan sonra dış dünyada mücadele edeceğimize inanmak zor.”
    Lissa hemen geriliyor, Rose da ne dediğini anlıyor. Rose bir süre önce Lissa’ya söz verdirtmiş “çıktığımızda Victor Dahskov’u bulup kaçıracak, üvey kardeşinin yerini öğrenecek ve efsaneyi duyacağız” diye.. Muhtemelen saçma sapan yalan bir şeydi ama Dimitri’yi yeniden döndürmek için her şansı kullanacaktım diyor. Victor da tek bir şey istiyor: Özgürlük. Rose, Lissa’nın düşmanını salacağını anlayınca Lissa’ya sözünden vazgeçme fırsatı veriyor hatta baskı bile yapıyor ama Lissa, sözünden dönmüyor. Rose bunları düşünürken sessizlik oluyor ve sessizlik olmasın diye haftaya Lissa’nın doğum gününü Akademinin dışında kutlayabileceklerini anlatıyor ama sonra sözü kesiliyor. Stan bağırmaya başlıyor, “bize katılmak çok güzel Hathaway, hemen buraya gel!” diye. Lissa ile vedalaşıyorlar ve Rose, Stan’in yanına gidiyor. Stan söylenmeye başlıyor: “İyi ki ilk girenlerden biri sen değilsin, insanlar sınava gelip gelmeyeceğin üzerine bahisler yapıyordu.” Rose da dalga geçiyor hala fikrimi değiştirebilirim diye.

    Gidip beklemeye başlıyor, ve gerçekten de son gelen olduğunu fark ediyor. Rose da etrafındakilere bakarken, eğitmenleriyle öğrencilerini birlikte görüyor ve kalbine ağrılar giriyor. Dimitri onun yanında değil diye.. Hiçkimse yanında değil o an, çok yanlız hissediyor. Gözlerini kapatıp, Dimitri orada olsaydı neler söyleyeceğini düşünüyor. “Endişelenme, yoldaş. Bu işi gözüm kapalı yaparım.. Hatta yapacağım. Kullanabileceğim bir şeyin var mı? Eğer bana karşı hoş olursan, onu üstüme takmana izin veririm.” Bu sözlerden sonra düşünüyor, bir süre önce birlikte olduğumuz ve işleri yürütebileceğimize karar verdiğimiz için belki gözümdeki bağlarla birlikte başka şeyleri de çıkarabilirdi diye. Sonra Dimitri’nin cevabı ne olurdu diye düşünüyor : “Rose, yemin ederim bazen, seninle geçirdiğim her gün bir sınav gibi geliyor.” Sonra bir ses duyup gözlerini açıyor, biri ona “meditasyon mu yapıyorsun?” diye sormuş. Annesini görünce heyecanlanıyor, senin ne işin var burda fln diye soruyor. Annesi de bunu kaçırabilir miydim? diyip gülümsüyor. Rose cevap veriyor: “bilmiyorum. Belki daha önemli işlerin vardır diye düşünmüştüm.” Diyince annesi “bunu kaçırmama imkan yoktu” diyip saçlarıyla oynuyor “baban da kaçırmazdı.”

    Rose birden duruyor. “Ne?”
    Hemen gidip izleyicilerin durduğu yere bakıyor, babası Abe’i görüyor. Annesi devam ediyor “zamanında geldiğine memnun olacak. Senin gelip gelmeyeceğin hakkında büyük bir bahse girdi.Ama parasını senin geleceğin üzerine yatırdı söyleyeyim, eğer bu seni iyi hissettirecekse.” Diyince rose da hemen “tabii ki, tabii oydu. Bunu duyduğum an tahmin etmem----“ lafın yarısında duruyor. “O, Adrian’la mı konuşuyor?” Sonra kendi kendine devam ediyor. “evet. İşte orda Abe Mazur’un yanında Adrian Ivashkov –benim fazla yada eksik erkek arkadaşım.” Sonra Adrian’la tanışmalarından bahsediyor ve diyorki “ilişkimiz beni şaşırtacak derecede... iyi gidiyor. Hatta mükemmel gidiyor. Bana neden benimle çıkmak istediğini anlattığı bir yazı bile yazdı. Yazısında eğer gerçekten, gerçekten ihtiyacım olmazsa sigarayı bırakacağım. Rose’a her hafta romantik sürprizler hazırlayacağım gibi maddeler de var. ( adrian beni gülmekten öldürecek: I’ll give up cigarettes unless I really, really need one)
    Sonra rose sinirleniyor “O kötü bir etki yaratacak” diye. Annesi de düşünceli düşünceli bakıp, “Adrian’ın Abe’i o kadar çok etkileyeceğini sanmıyorum” diyor. Rose yine söyleniyor: “o değil, Abe kötü etkileyecek. Adrian iyi davranmaya çalışıyor. Abe herşeyi mahvedecek” diyor. Sonra soruyor “sence ne hakkında konuşuyorlar?” annesi de ona sınav için endişelenmesini söylüyor ama rose onu dinlemeyip heyecanla soruyor: “ benim hakkımda mı konuşuyorlar?”

    Sonra annesi ona tavsiyeler veriyor saha için ve Rose da “ona burda olduğun için memnunum” diyor. Derken aklına Abe’in bağlantılarını kullanarak Victor’a ihtiyaç kalmadan adamın yerini öğrenmek geliyor ama tam o sırada ismi okunuyor ve testi için yürümeye başlıyor.



    rose sınava girmeye hazırlanıyor ama aklı tamamen dimitride.sınav sahasında gördüğü köprü ona dimitri ile köprüde yaşadıklarını üzüntüyle hatırlatıyor.roseun moroi’sini ataklarda ölenlerin yerine yerleştirilen yeni gardiyanlardan biri olan daniel oynuyor.3 gardiyanda strigoiyi oynuyor.köprüde bir mücadele başlıyor.2 “strigoi” köprüden düşüyor.3. ile boğuşmaya başlıyor.onuda yeniyor.etraftan tezahüratlar başlıyor.birkaç eğitmen başlarıyla birbirlerine onay veriyorlar.rose’un kalbi çarpıyor.alberta rose’un koluna asılıp sırıtıncaya kadar bittiğini anlamıyor.bütün hayatı boyunca hazırlandığı testin göz açıp kapatıncaya kadar bittiğine inanamıyor.alberta “gel” diyor ve rose’un omuzuna kolunu dolayarak onu çıkışa yöneltiyor.”oturmaya ve biraz su içmeye ihtiyacın var” diyor.rose şaşkınlıkla ordan dışarıya onu yöneltmesine izin veriyor,insanlar hala tezahürat yapıp ismini bağırıyor.alberta nazikçe bir sıraya oturması için rose’u itiyor.birisi rose’un yanına oturup ona bir şişe su uzatıyor ve bakınca onun annesi olduğunu anlıyor.onun yüz ifadesine bakınca annesinin suratı saf, ışıl ışıl gururla parlıyor.

    rose “bu muydu” en sonunda soruyor.bir kahkahayla rose’u şaşırtıyor.ve onunla gurur duyduğunu söylüyor.ve artık rose’umuz bir gardiyan….


    ”bu muydu?”tekrar ediyor. ve annesi ona okulun gördüğü en iyi sınavlardan biri olduğunu söylüyor.bir çok kez dövme yapılmıştı rose’a ama bu işaretler yapılırken ortaya çıkan şu andaki tantana ve seremoninin yanına bile gelmemişti.önce SPOKANE de trajik koşullar altında umulmadık bir biçimde öldürdüğü strigoiler nedeniyle molnjia işaretleri yapılır.ölenleri saymayı bir zamandan sonra bıraktıkları için boynuna sadece bir yıldız işareti yaparlar.diğer arkadaşlarının işaretleri nin yapılmasını izlerken


    rose:”şimdi ne olacak?,lissa’ nın gardiyanı olabilecekmiyim?” ya victor? ya dimitri?


    aslında daha çok hayatının geri kalanı hakkında endişeleniyor.


    lissa dan başka birine gardiyan olarak atanırsa victor’a nasıl erişecek?


    izleyicilerin arasından lissa ile gözleri buluşuyor onlar da annesininkiler gibi gururla parlıyor.aradaki bağla lissa :


    “o yüzündeki görüntüyü sil.endişeli görünmemelisin.bugün değil.kutlaman gerek.”


    rose “o doğru biliyorum.ne geliyorsa başa çıkabilirim.üzüntülerim, ki bir hayli,bir gün daha bekleyebilir…


    adrian rose’u ailesinin evine yemeğe götürüyor.rose oldukça endişeli.adrian’ın annesi rose’a oldukça ılımlı davranıyor babası ise tam tersi.adrian’a babası gelecek ile ilgili planlarını soruyor biraz da onu sinirlendirecek tarzda konuşma yapıyor .adrian da gelecek planı olarak rose ile evlenenip çocuk yapacağını söylüyor yemekteki herkes donuyor tabii.tam bu sırada kraliçe kısa bir ziyarete geliyor ve rose’a gayet iyi davranıyor.rose şok oluyor tabii bu duruma.ayrılma vakti geldiğinde adrianın annesi


    “rose zamanı gelince oğlumun kalbini çok kırmamaya dikkat et lütfen” diyor.


    rose, lissa ile mia’ya gidiyor, yardım istiyor victor’u hapisten çıkartmak için .hapishanenin yerini bulmak için saklanan belgelere ulaşılması gerekiyor.belgeleri elde ediyorlar.rose en yakın arkadaşlarıyla bir takım kuruyor ve victoru hapishaneden çıkartmaya gidiyorlar operasyon oldukça zorlu geçiyor.


    8.bölüme kadar özetti.


    rose, edie, victor ve lissa victorun kardeşini bulmaya Alaska’dan Las Vegas’a gidiyorlar.victorun kimliği olmadığı için uçağa bilet alamıyorlar bunun yerine özel bir uçak kiralıyorlar.paraları yetmediği için önce Seattle’a uçuyorlar sonrada araba kiralıyorlar The Luxor hoteline yerleşiyorlar oradan victor kardeşini arıyor.victorun kardeşini gelmesi için inandırması 20 dakikayı buluyor ve bekleyiş başlıyor.sinirler gergin kapı çalıyor herkes donuyor çünkü robertin gelmesi için henüz erken.tahmin edin kim geliyor …


    bizim yakışıklı Adrian’ımız.Lisa ve Rose ona kız kıza eğlenceklerini söylemişlerdi.Adrian onlara süpriz yapacağını düşünürken yatakta victor’u görünce şok geçiriyor. adrian rose’u onun kredi kartıyla uçağı kiraladığı için kolaylıkla buluyor.rose adrian’ı odadan çıkartıyor olanları anlatmak için adrian anlıyor bütün bunların dimitri için olduğunu ve çok sinirleniyor.


    adrian” bittiğini düşünmüştüm,bittiğini bana sen söyledin.yoluna devam edeceğini ve benimle olacağını söyledin”


    rose ” bunu kastetmiştim ama denemek zorundayız” sesindeki çaresiz tona kendiside şaşırarak.


    adrian “sonra?bu aptal fantazi işe yararsa .mucizevi bir rol ile dimitriyi özgürleştireceksin ve beni bu şekilde bırakacaksın” diyor parmağını şıklatarak.


    rose “bilmiyorum.bir seferde bir adım atıyoruz sadece.seninle olmayı seviyorum.gerçekten.bunu yok sayamam”


    adrian “tabi yapamazsın.rüyalar ,rüyalar.onlara yürüyorum,onlarla yaşıyorum.onlarla kendimi avutuyorum.”


    bir iççekişle rose’dan dönüyor “bir içkiye ihtiyacım var”


    rose sinirleniyor.”oh,güzel bu herşeyi düzeltecek.”


    adrian “benim ne yapmamı bekliyorsun”


    rose “sen….sen…” ah tanrım.


    ”bize yardım edebilirsin,buluşacağımız adam başka bir ruh kullanıcı.


    adrian “evet istediğimde buydu.kızarkadaşımın eski erkek arkadaşınI elde etmesi için yardım.” yeniden uzağa dönüp mırıldanır “2 içeceğe ihtiyacım var”


    rose “4.30 ” ardından seslenir “4.30 da buluşuyoruz”


    hiçbir yanıt yoktur ve adrian kalabalığa karışır. rose odaya geri dönüyor ve beklemeye başlıyorlar sonra hep birlikte yemek yemeğe gitmek için kapıdan çıkacakları sırada rose adrianla yüzyüze geliyor ve takım 5 kişilik oluyor .robert ile buluşuyorlar ve dimitriyi nasıl kurtaracağını öğreniyor rose.ama bunu kendisi yapamıyor bunu bir ruh kullanıcının yapması gerekiyor.robert nasıl yapılacağını onlara öğretmeye karar veriyor hep birlikte odaya yöneliyorlar ama dönüş yolunda strigoi’ lerle karşılaşıyorlar.yessss dimitri’de aralarında.kavga başlıyor .dimitrinin yanındakileri öldürmeyi başarıyorlar, rose dimitri’yle teke tek kavgaya başlıyor. rose’u duvara çarpıyor ve alnını alnına dayıyor


    ”roza….” mırıldandı.onun nefesi ılık ve tatlıydı tenime doğru.çürük yada ölüm gibi kokmak zorunda gibi göründü ama öyle olmadı.


    “niçin?niçin çok zor olmak zorundasın.birlikte sonsuzluğu harcayabiliriz…”


    rose da aklından geçiriyor”niçin?niçin bu bize olmak zorundaydı.niçin evren bu kadar zalimdi?


    dimitri ” sensiz sonsuzluk yalnız olacak”


    ve edie’ nin yardımıyla zorda olsa dimitriden kaçmayı başarıyor.


    dimitri ” bitmedi roza .seni bulamayacağım dünyada gidebileceğin bir yer olduğunu düşünüyor musun gerçekten.”


    rose ve edie olay yerinden kaçtıktan sonra nefes almak için dururlar ve kavgaya tutuşurlar.rose’un eline bir fırsat geçer ama dimitri’ye kıyamadığı için öldüremez .edie rose’ a çok kızgındır, çünkü edie’nin de eline bir fırsat geçer, tam dimitri’nin kalbine hedef alıp kazığı saplayacağı sırada rose ona izin vermez.neden böyle yaptığını sorunca rose edie’ ye dimitrinin kendisi için bir eğitmenden fazlası olduğunu ve onu sevdiğini açıklamak zorunda kalır.fakat edie için doğru cevap bu değildir.grubun kalanını bulurlar ama robert ve victor ortadan kaybolmuştur.kraliyet sarayına geri dönerler. tabii cezalar onları hazır bekliyordur.adrian hariç.rose ve eddie cezalarını çekerlerken (taş taşıma ,yerleri silme ,temizlik yapma bir hafta boyunca)christian onları bulur.ve olanları öğrenir.bu arada lissa ve o hala birlikte değiller ama birbirlerinin yanına gelen insanları deli gibi kıskanmaya da devam ederler.christian ona olan güvenini kaybetmiştir. doğruca lissa’nın yanına gider ve elementlerle büyü yapılmış bir kazıkla strigoi’yi eski haline dönüştürülceğine inanıp inanmadığını sorar.lissa da inanmadığını ama denemesi gerektiğine inandığını söyler.fakat önce bir strigoi’yi nasıl kazıklayacağını öğrenmesi gerekmektedir..lissa LEİHİGH’ a gidecektir ertesi sabah ,christian onuda yanında götürürse bir strigoi’yi nasıl kazıklayacağını öğreteceğini söyler. rose ve adrian uzun zamandır konuşmuyorlardır.sonra bir gece rose’un rüyasında ziyarete gelir.ve bizim kızımızda hala mavi boncuk dağıtmaya devam eder.öpüşürler falan. lissa’ya gittiği yerde 2 gardiyan atanır serena ve grant.christian lissa’nın odasına gelir öğretmek için, pekde başarılı olamazlar bunun üzerine serena onlara göstermeye karar verir.bu arada bütün olan bitenleri aradaki bağ nedeniyle rose izliyordur.tam bu sırada hans gelir ve rose’a kraliçenin onu görmek istediğini söyler.dimitri ve victor ile ilgili olayların patlak vereceğini düşünerek oldukça stresli olsada kraliçe ona sadece öldürdüğü strigoi sayısıyla ilgili sorular sorar.sonrada ayrılabileceğini söyler.


    çıkışta adrian ile karşılaşır birlikte birşeyler atıştırmaya giderler ama hans onu yakalar işinin yani cezasının başına dönmesini söyler.rose lissa’ nın aklına girer ve birden farkeder onların strigoi saldırısına uğradıklarını.grant’ın boğazı parçalanmıştır,serena’da yerde hareketsiz yatmaktadır.christian lissa’ya sarılır bir suv’un içinde belkide son görüşleri olacağını düşünerek birbirlerinin gözlerine bakarak.o bakışlarda sıcaklık ve aşk vardır.christian’ın gözleri genişler, lissa’nın arkasına fokuslanınca.bir el lissa’nın omzundan tutar ve etrafında çevirir ve christian’ın şaşkınlığını anlar.O dimitri ile yüzleşir. ansızın lissa’nın arkasında bir alev parlar, dimitri’nin soluk yüzü aydınlanır.ne rose’un nede lissa’nın onun sihiriyle bir alev topu yaptığını bilmek için christian’ı görmelerine gerek yoktur.dimitri şaşkınlığını atlatınca yüzünde zalim bir gülümsemeyle elini lissa’nın omuzundan boynuna kaydırır.söndür onu yoksa o ölür der.


    lissa “onu dinleme,her halükarda bizi öldürecek” der.ama onun arkasında ateş ölür.bir kere daha dimitrinin yüzüne gölgeler düşer.lissa doğru olsa bile christian onu risk edemez.


    dimitri “aslında sizin ikinizin canlı kalmasını tercih ederim.en azından bir süre daha ”


    ”niçin?”


    “çünkü rose’u tuzağa düşürmeye size ihtiyaç duyduğum için”


    14.bölümün sonu


    rose odadan dışarı fırlar kime gideceğini bilemez.koşarken mikhail’in göğsüne toslar.ondan yardım ister ama onu inandırmak için zamanı yoktur ana ofise yönelir.orası tam bir kaostur.hans’ı görür ve onların nerde olduklarını biliyorum der.


    ”Hathaway senin için zamanım yok….(duraksar)senin bağın var.”


    ”olanların hepsini gördüm.şimdiden siz nasıl biliyorsunuz” der.hans da serena’nın aradığını söyler.bir takım oluşturulur. içlerinde birkaç ateş kullanan moroi de vardır.tasha ozera dahil.


    hazırlıklar yapılırken adrian gelir.ona söyler dimitri beni yemlemek için onları kullanıyor diye.


    ”rose,yapamazsın”


    “başka şansım var mı?gitmek zorundayım.o benim en iyi arkadaşım.lissa’ya onları götürecek tek kişiyim.”


    “bu tuzak”


    “biliyorum.ve o bildiğimi biliyor”


    “ne yapacaksın”


    “ne yapmak zorundaysam. zorundayım…onu öldürmek zorundayım.”


    “güzel”adrian rahatlar “memnunum”


    tanrım bir rekabetten kurtulmak için bu kadar sabırsız mısın”


    “hayır.sadece o yaşadığı müddetçe tehlikedesin.buna dayanamam. senin hayatını sürekli dengede bilerek dayanamam.ve bu rose..o gidene kadar asla güvenli olmayacaksın.senin güvende olmanı istiyorum.güvende olmana ihtiyacım var.”katlanamam…sana bir şey olmasına katlanamam”


    ”oh,adrian üzgünüm”


    adrian onu kollarına alır, başını göğsüne yaslar.


    rose düşünür,bu gece onlardan birini kaybedeceğim.lissa’yı kurtarırsak dimitri ölecek.o hayatta kalırsa lissa ölecek.bu hikayenin sonunda mutlu son yoktu.parçalara ayrılmaktan benim kalbimi kurtaracak hiçbirşey yoktu.


    adrian dudaklarını rose’un alnına hafifçe değdirir oradan ağzına eğilir.


    “dikkatli ol,rose.ne olduğu önemli değil.lütfen, lütfen dikkatli ol.seni kaybedemem.


    Bunu hangi bölümden çevirdim hatırlayamadım çok üzgünüm:


    adrian’ın rose’dan kan içtiği bölüm


    rose adrian’a


    seni birazcık seviyorum bile.yeniden denemek istiyorum.seni hayatımın içinde istiyorum.eğer yeniden birlikte olmak istiyorsan bende istiyorum” diyor


    adrianda ona seni ilk gördüğüm andan beri senden uzak kalamadım diyor.


    rose adrian’a yaklaşır başını göğsüne koyar.


    rose:biz bunu başarabiliriz,yapabileceğimizi biliyorum yeniden s.çıp batırırsam ayrılırsın


    adrian :keşke bu kadar kolay olsaydı,unutuyorsun, kolayca bağımlı olan bir kişiliğim var.sana bağımlıyım.bir şekilde düşünüyorum bana bütün kötü şeyleri yapabilirsin .yine sana geri gelirim.


    neyse böyle konuşuyorlar falan bir ara rose adrian’ı sertçe kendine çekiyor öpüyor oğlumuz bile şaşırıyor!!!


    sevişmeye başlıyorlar


    rose :dimitri’den sonra asla yeniden sex istemeyeceğime inanmıştım.ama şimdi?oh ,bunu istiyorum.belki biraz dimitri’nin reddedişinin fiziksel tepkisiydi.belki biraz şu an, aniden olan bir şeydi.belki adrian için aşktı belki sadece arzuydu.bu herneyse adrian’ın ellerinin ve ağzının altında beni güçsüz bıraktı.


    adrian “nesin sen rose hathaway?gerçek misin?bir rüyanın içinde bir rüyamısın?beni uyandıracağını düşünerek sana dokunmaya korkuyorum.kaybolacaksın.”


    rose bana dokun ve bul der ve onu kendine çeker.ikiside çıplaktır.


    sevişmeye devam ederlerken rose’ un aklına korunma gelir.her ikisininde yanında kondom yoktur bırakmak zorunda kalırlar.


    adrian bu riski almaya istekliyim der ama rose çocuk istemediği için kabul etmez.


    adrian’da tamam başka bir zaman o zaman der.(zavallım okadar uzun zaman beklemişti ki bu anı bende üzüldüm)


    sonra ona boynunu eğer kan teklif eder.


    adrian “rose ne sorduğunu biliyor musun ”


    rose “evet .bunu istemediğini söyleyemezsin


    rose’un boynuna dişlerini gömer ve içer.
    19 Mart 2011
    #1
  2. Vampir Akademisi 5 - Ruh Bağı Kitap Özeti Cevapları

  3. Biraz güzel kitap, teşekkürler.
    19 Mart 2011
    #2
  4. bence süper ama bn daha 1. sindeyim
    25 Mayıs 2013
    #3
  5. ıt's a great book
    26 Ağustos 2014
    #4
soru sor

Vampir Akademisi 5 - Ruh Bağı Kitap Özeti

Alakalı Aramalar:

  1. vampir akademisi ruh bağı oku

    ,
  2. vampir akademisi 5 kitap özeti

    ,
  3. vampir akademisi 5

    ,
  4. Vampir Akademisi 5. kitap özeti,
  5. vampir akademisi 5 ruh bağı kitap özeti,
  6. vampir akademisi besinci kitabının özeti,
  7. ruh bagi kitabi oku,
  8. ruh bağı özet oku