TÜrkİye De YerleŞme Hareketlerİ

İsimli konu WH 'Coğrafya' kategorisinde, HoLyWar üyesi tarafından 23 Kasım 2007 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: TÜrkİye De YerleŞme Hareketlerİ. TÜRKİYE DE YERLEŞME HAREKETLERİ TARİHÇESİ Tarih boyunca Asya ile Avrupa kıtaları arasında hem fiziksel hem de kültürel olarak köprü Görevi... YERLEŞME ve YERLEŞME ÇEŞİTLERİ Türkiye de tehdit altında ...

  1. TÜRKİYE DE YERLEŞME HAREKETLERİ

    TARİHÇESİ

    Tarih boyunca Asya ile Avrupa kıtaları arasında hem fiziksel hem de kültürel olarak köprü
    Görevi yapmıştır.Ayrıca çeşitli iklimlere ve verimli tarım topraklarına sahiptir.
    Yapılan kazılar Karain Mağrasının ğünümüzdeden 100 150 bin yıl,Yarımburgaz Mağrasının ise 250 bin yıl
    Önce insanlar tarafından doğal barınak olarak kullanılmıştır.
    Türkiye de tarih öncesi yerleşmeler iki grupta incelenebilir:

    MAĞRA YERLEŞMELERİ
    HÖYÜK YERLEŞMELERİ

    Türkiye'de Yerleşme


    İnsanların, çok farklı türdeki konutlarda, yaşamlarını toplu ya da dağınık şekilde sürdürmelerine yerleşme denir.
    Yerleşmeyi etkileyen faktörler
    1. iklim
    Yerleşmeyi etkileyen en önemli faktördür. Dünya'da Orta kuşak karalarında iklim şartları uygun olduğundan, nüfus fazla iken çöllerde, kutup bölgelerinde bataklıklarda ve yüksek dağlık alanlarda, iklim şartları uygun olmadığından, nüfus çok azdır. Yine, Ekvatoral bölgede O -1000 m yükseltiler arasında, aşırı nemli ve bunaltıcı bir iklim etkili olduğundan, Amazon ile Kongo havzalarında da nüfus azdır.
    2. Yeryüzü şekilleri
    Dağlık, çok engebeli ve yüksek sahalar, yerleşmelerin kurulmasını ve gelişmesini önemli ölçüde engellemektedir. Buna karşılık düz ovalık alanlarda tarım, ulaşım, sanayi faaliyetleri daha çok geliştiğinden nüfus fazladır. Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde nüfus yoğunluğunun az, Marmara ve Ege bölgelerinde fazla olması buna örnektir.
    3. Toprak
    Verimsiz toprakların bulunduğu yerler, nüfusça tenha iken (Tuz Gölü çevresi), verimli toprakların bulunduğu yerler nüfusça zengindir. (Çukurova ve Ege ovaları gibi)
    4. Ekonomik Kaynaklar
    Ekonomik kaynakların fazla olduğu, sanayi, ticaret faaliyetlerinin yoğun olduğu, maden ve enerji kaynaklarının çok bulunduğu yerlerde nüfus yoğunluğu artmaktadır. Ülkemizde Marmara Bölgesi ile Zonguldak, Karabük, Ereğli, Batman gibi merkezlerin nüfusça yoğun olmaları ekonomik kaynakların çok olmasındandır. Ekonomik kaynakların yetersiz olduğu bölgelerde, halk geçimini temin etmek için göç etmekte ve nüfusları azalmaktadır.







    TÜRKİYE’DE YERLEŞME ŞEKİLLERİ


    Türkiye’de yerleşmeler iki ana grup altında toplanmaktadır:
    Kır yerleşmeleri ve şehir yerleşmeleri.
    1. Kır yerleşmeleri;
    Ülkemizde, nüfusu 10.000'in altında olan yerleşmelere denmektedir.
    Kır yerleşmeleri, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin birlikte yapıldığı ya da ön plana çıktığı yerleşmelerdir. Kırsal yerleşmelerin bazılarında yerleşik hayat tarzı (köy gibi), bazılarında konar - göçerlik veya yaylacılık gibi yarı yerleşik tarz görülür.
    Ülkemizde 1980 nüfus sayımına göre, 35 bin civarında köy yerleşmesi vardır.
    Kırsal kesimde yerleşmeler toplu ve dağınık olmak üzere ikiye ayrılır.
    Toplu Yerleşme: Evlerin birbirine yakın olduğu yerleşme biçimidir. Suyun az olduğu yerlerde ve arazinin düz olduğu ovalık alanlarda insanlar toplu olarak yerleşmişlerdir.
    Türkiye'de İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde su kaynakları az olduğu için toplu yerleşmeler fazladır.
    Dağınık Yerleşme: Suyun (yağışların) bol olduğu yerlerde, arızalı ve eğimli bölgelerde, evlerin birbirinden uzak olduğu bahçeler içerisinde insanlar dağınık olarak yerleşmişlerdir.
    Türkiye'de Karadeniz Bölgesi, dağınık yerleşmenin en yaygın olarak görüldüğü yerdir. Dağınık yerleşmede su fazlalığı ve yerşekillerinin engebeliliği etkilidir.
    Kırsal yerleşme çeşitleri

    a. Köy altı yerleşmeleri:
    Çiftlik, mezra, kom, divan, oba, yayla gibi yerleşmelere denir. Bunlar köylerden küçüktür. Daha çok, hayvancılık amaçlı veya yazları serinlemek amacıyla kurulmuştur. Doğu Anadolu, G. Doğu Anadolu, Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde yaygındır. tarım ve hayvancılık işlevlerinin birlikte yapıldığı ya da birinin diğerine göre ön plana çıktığı yerleşmelerdir. Bu yerleşmelerde genel olarak nüfus azdır ve çoğu kez birkaç yüz kişi ile birkaç bin kişi bulunmaktadır. Kır yerleşmelerinde nüfusun az olması, bu alanlardaki kaynakların ancak belli sayıda insanı beslemesinden ileri gelmektedir. Başka bir anlatımla kırsal alanlar, belli sayıda nüfusu besleme potansiyeline sahiptir. Nüfus arttığında ise kır yerleşmelerinden şehirlere doğru göç başlamaktadır. Kır yerleşmelerinin özelliklerini doğal çevre ile insanların kültürel ve ekonomik yapısı belirlemektedir. Örneğin; hayvancılığın etkin olduğu engebeli ve kurak bölgelerde geçici kır yerleşmelerine rastlanılır. Çünkü, insanlar hayvanlarını otlatmak için sürekli dolaşmak zorundadır. Buna karşılık tarımın egemen olduğu bölgelerde devamlı ve toplu yerleşmeler kendini göstermektedir. Ülkemizdeki kırsal alanlarda devamlı ve geçici olmak üzere iki farklı kır yerleşme şekli mevcuttur. Devamlı iskan edilen kır yerleşmeleri, köy ve mahallelerden oluşur. Çoğunlukla yaz mevsiminde yerleşilen geçici yerleşme tipleri; mezraa, kom, oba, yaylak olarak adlandırılır. Kışın yerleşilen geçici yerleşmelere de kışlak denir.
    Köy altı iskan şekli, bir köyü oluşturamayacak kadar küçük olan bir yerleşme birimidir. Bunlar, bir veya birkaç evin bir araya gelmesinden oluşur. Köy altı yerleşmelerinde tek ev ve eklentisini oluşturan iskan çekirdeği şöyle meydana gelmiştir:
    1. Baba ocağından ayrılan yeni bir ailenin iskanı,
    2. Aileler arasında toprak bölüşümü nedeniyle meydana gelen ayrılmalar,
    3. Nüfusun artması ile bir veya birkaç ailenin başka bir alana yerleşmesi,
    4. Bahçe tarımına bağlı olarak evlerin bahçe içerisine veya kenarına yapılması,
    5. Devlete ait topraklarda, özellikle orman alanlarında arazi kazanmak amacıyla yerleşmelerin kurulmasıdır.
    Birkaç ev ve eklentisi şeklinde olan iskan grupları ise göçebe veya gurbetçi bir ailenin toprağa yerleşmesi, tek ev ve eklentilerinin yanına yeni evlerin inşa edilmesi sonucu meydana gelmektedir.
    Mahalle: Köy altı iskan şekli ile köy arasında bir yerleşmedir. Bu yerleşme birimi, çoğu kez küçük iskan gruplarından oluşur. Mahalleler, hem akrabaların bir araya toplanmasından hem de sosyal ve ekonomik dayanışma içinde bulunan ailelerin birleşmesinden meydana gelmiştir. Bu yerleşim birimi, kurulduğu yere ve hane sayısına göre çok değişik özellik gösterir. Şöyle ki, bazı mahalleler, bir yamacın eteğinde veya bir akarsu vadisi boyunca yer alır. Bazı mahalleler de birkaç meskenden oluşan küçük gruplar şeklindedir.
    Diğer köy altı yerleşmeleri Köy altı yerleşmeleri, kuruldukları yere ve halkın geçim özelliğine göre sınıflandırılır. Bunlar; çiftlik, kom, mezraa, divan, oba, canik, yayla, ağıl,dam ve bağ evidir. Bu tipteki köy altı iskan şekillerinin çoğu, aynı zamanda geçici iskan birimlerini de oluşturur.
    Bu gruptaki belli başlı yerleşme şekilleri ve özellikleri şöyledir: Çiftlik: Hayvan beslenen ve tarım yapılan geniş bir alan içindeki yerleşim birimidir. Bunlar, çoğunlukla Akdeniz ve İç Anadolu bölgeleri ile Trakya ve Batı Anadolu’da bulunur. Yayla: Yazın hayvan otlatılan alanlarda kurulan geçici yerleşme birimidir. Ülkemizde çok farklı yayla yerleşmeleri görülür. Doğu Anadolu’da 2500 m’den yüksek alanlarda taştan yapılmış yayla meskenler hakimdir. Toros ve Kuzey Anadolu dağlarındaki yaylalar, ormanlık alanlarda ve ormanın üst sınırındaki otlaklarda yer alır. İç Anadolu’da doğal bozkırların üst kesimindeki alanlarda da yaylalara geçilir. Yaylacılık etkinlikleri, köyün dışındaki yüksek alanlarda hayvan otlatmak amacıyla gelişmiştir. İlkbahar sonundan itibaren hayvan oylatmak için yüksek alanlara çıkan aileler, hem hayvanlarını otlatırlar hem de hayvansal ürünleri değerlendirirler. Bazen de yayalanın uygun alanlarında sebze (patates, fasulye) yetiştirilir. Bu aileler, yaz sonu ve sonbahar başlarından itibaren hayvanlarıyla köylerine dönerler. Yaylacılık etkinliklerinin yapıldığı Toroslarda, yazın Yörüklerin kaldığı çok sayıda geçici yerleşmeler kurulmuştur. Son yıllarda, Toros dağlarında yayla yerleşmelerine ayrı bir önem verilmiştir.

    b. Köyler

    Bucak ve nahiyeler
    Kırsal meskenlerin yapımında kullanılan malzemeler doğal çevre ile yakından ilişkilidir. Çevrede taş malzemeler yaygınsa konutlarda taş kullanılır. Ormanlık yörelerde meskenlerde daha çok ahşap kullanılır. Taş ve ahşap malzemenin bulunmadığı yarı kurak bölgelerde, meskenlerde kerpiç malzeme kullanılır.
    • Taş meskenler: Köylerimizde çok rastlanan mesken tiplerinden biri olup, daha çok Akdeniz, Ege ve Doğu Anadolu bölgelerinde rastlanır.
    • Ahşap meskenler: Ahşap köy meskenlerinin en yoğun olduğu yerler ormanlık yörelerimizdir. Daha çok, Karadeniz, Akdeniz, Ege ve Güney Marmara'da yaygındır.
    • Kerpiç meskenler: Ülkemizde İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür.




    2. Türkiye'de Kentsel Yerleşme

    Türkiye'de, nüfusu 10.000 den fazla olan yerleşmelere kentsel yerleşme denmektedir.
    1935'e kadar nüfusun % 80'i köylerde otururken, kent nüfusu % 20'sini oluşturuyordu.
    1997 yılında yapılan sayım sonuçlarına göre, ise nüfusun % 65'i kentlerde % 35'i kırsal kesimde toplanmıştır. Ülkemizde özellikle sanayinin gelişmesine paralel olarak göç olayı artmış ve yeni kentler ortaya çıkmış ya da kentlerde aşırı büyümeler meydana gelmiştir.
    Türkiye'de kentleşme hızı sanayileşme hızından daha yüksektir. Bu durum gecekondulaşma gibi bir çok problemi beraberinde getirmiştir.
    1997 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre, kentleşme oranının en yüksek olduğu bölge Marmara'dır. Bu durum, bölgenin çok göç aldığını ve sanayileşmede ileri gittiğini gösterir. Marmara'yı, Ege, iç Anadolu, Akdeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgeleri takip eder. Kentleşme oranı en az Karadeniz Bölgesi'nde görülür.
    a ) Şehirlerin Ortaya Çıkışı
    Sosyal Bilimciler Şehirlerin ortaya çıkışlarını neolitik evreye kadar götürürler. Uygarlık tarihinde önemli bir yere sahip olan bu evrede, tarımsal üretim beraberinde de yerleşik yaşam ilişkileri şekillenmiştir. Uygarlık tarihi açısından önemli bir dönüm noktasını oluşturan kentlerin Tarım Devrimi’nin getirdiği bu yapı üzerinde yükseldiği bilinmektedir. Nitekim, Kıraya’a göre tarım, nüfusun belli bir yerde toplanmasını ve yoğunluk kazanmasını sağlamıştır. Bu ilk yerleşim düzeninden sonra uygarlıkların tarihi aşağı yukarı kentlerin tarihidir denilebilir.

    b) Şehirlerin Sınıflandırılması
    a.1)Nüfuslarına Göre

    1 ) Küçük Kentler: Nüfusu 10.000 ile 25.000 arasında olan yerleşim birimleridir.
    2 ) Orta Büyüklükteki Kentler: Nüfusu 25.000 ile 100.000 arasında olan yerleşim birimleridir.
    3 )Büyük Kentler: Nüfusu 100.000 ile 500.000 arasında olan yerleşim birimleridir.
    4 ) Çok Büyük ( Metropol ) Kentler : Nüfusu 500.000 den fazla olan yerleşim birimleridir.



    Şehirler fonksiyonlarına göre şu gruplara ayrılır:
    1. Tarım Şehirleri
    Şehrin kurulması, gelişmesi ve halen devam etmesinde tarım faaliyetleri etkilidir.
    Karadeniz Bölgesi'nde; Giresun, Rize, Düzce,
    Bafra, Erbaa, Niksar
    Marmara Bölgesi'nde; Kırklareli, İnegöl, Lüleburgaz
    Ege Bölgesi'nde; Akhisar, Turgutlu, Salihli, Alaşehir, Ödemiş, Söke, Tire
    Akdeniz Bölgesi'nde; Kadirli, Ceyhan, Kilis, Kırıkhan, Burdur
    İç Anadolu Bölgesi'nde; Karaman, Aksaray, Kırşehir, Nevşehir ve Niğde tarım şehirlerine en iyi örneklerdir.
    2. Ticaret Şehirleri
    Genellikle ulaşım yolları üzerinde bulunan bu şehirlerde iç ve dış ticaret canlıdır. İstanbul ve İzmir en önemli ticari şehirleridir. Denizli, Manisa, Aydın, Kayseri, Konya, Eskişehir, Erzurum, Malatya, Elazığ, Van, Şanlıurfa, Gaziantep ve Diyarbakır önemli ticaret şehirleridir.
    istanbul, İzmir, Mersin ve Trabzon gibi şehirlerde, serbest ticaret bölgeleri kurulmuştur. Bu bölgelerin işlerlik kazanması ile, ticarete dayalı faaliyetler gelişecek ve şehirlerin ticari fonksiyonları artacaktır.
    3. Liman Şehirleri
    İthal ve ihraç ürünlerimizin deniz yoluyla geldiği limanlara sahip şehirlerdir
    İstanbul, İzmir, Mersin, Antalya, Trabzon, Samsun, Zonguldak, Ereğli ve iskenderun örnek olarak verilebilir. istanbul aynı zamanda en büyük liman şehrimizdir
    4. Sanayi Şehirleri
    Kentlerin hızlı büyümesinde en etkili olan faktördür. Fabrikaların ve atölyelerin yoğun olduğu şehirlerdir.
    İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bursa izmir, Adana, Batman, Karabük, Ereğli, iskenderun, Seydişehir gibi merkezler örnektir.
    5. İdari, Askeri ve Kültürel Şehirler
    Ankara ve Diyarbakır gibi iller idari şehirler hüviyetindedir. Sarıkamış, Erzurum, Erzincan, Konya, Malatya gibi şehirlerde de askeri fonksiyonlar ağır basmaktadır. İstanbul, Ankara ve izmir gibi şehirler aynı zamanda kültür şehirleridir.
    6. Turizm Şehirleri
    Gelirlerinin önemli bir bölümünü turizmden karşılayan şehirlerdir, istanbul, İzmir, Antalya, Alanya, Kuşadası, Marmaris, Bodrum, Nevşehir, Göreme, Fethiye, Bursa turizm şehirlerine en iyi örnektir.
    Turizm şehirlerinde, nüfus yıl boyunca sabit olmayıp, mevsimler arasında büyük değişmeler görülebilir.
    7. Maden ve Enerji Kaynaklarının Bulunduğu Şehirler
    Zonguldak, Soma, Tavşanlı, Elbistan, Batman, Seydişehir gibi merkezler örnek verilebilir. Bu şehırlenn nüfusları maden zenginliğinin bitmesine göre azalabilir.


    Türkiye'de Kentsel Yerleşmenin Sorunları


    Türkiye'de özellikle 1950'li yıllardan sonra hızla şehirleşme başlamış, bu şehirleşme beraberinde birçok sorun getirmiştir. Şehirlerin sorunları başlıca şöyle sıralanabilir. .
    1. Gecekondulaşma
    Şehirlerin en büyük sorunlarındandır. Şehirleşme sonunda, gecekondular hızla artmış ve şehir içinde ayrı bir semt meydana gelmiştir. Gecekondulardan oluşan semtlerde yol, kanalizasyon gibi alt yapı hizmetleri yetersiz kalmıştır. istanbul, Ankara, izmir, Adana, Mersin, Gaziantep gibi şehirler, gecekondu semtlerinin en yaygın olduğu şehirlerdir. Özellikle istanbul nüfusunun yaklaşık % 25'i gecekondularda yaşamaktadır.
    2. Düzensiz yapılaşma
    Hızlı şehirleşme, düzensiz yapılaşmayı da beraberinde getirmiştir. Sanayi tesisleri, yerleşim alanlarına ve tarım arazileri üzerine kurulmuştur. Bunun sonucunda çevre kirlenmiştir. Şehirleşme hızı fazla olduğundan, önceden bulunan ana caddeler trafik yükünü kaldıramaz hale gelmiş, trafik düzensizliği başlamıştır.
    3. Yeşil ve açık alanların yetersizliği
    Bugün, şehirlerimizin hepsinde insanların dinlenebileceği, çocukların oynayabileceği yeşil ve açık alanlar yetersizdir. Bu durum hızlı kentleşmenin bir sonucudur.
    4. Hava kirliliği
    Özellikle kış aylarında, hava kirliliği bütün şehirlerimizde artmaktadır. Ankara'da görülen hava kirliliği doğal gaz ve ithal kömür sayesinde önemli oranda giderilmiştir. Ancak İstanbul, İzmir ve Bursa'da hava kirliliği önemli ölçüde devam etmektedir.
    5. Çöplerin toplanması ve depolanmasındaki zorluklar
    Yoğun nüfuslu şehirlerde, sanayi tesislerinde ve meskenlerden çıkan katı atıkların toplanması ve depolanmasında önemli zorluklarla karşılaşılmaktadır. Bu durum çevre kirliliğine yol açmaktadır. Özellikle sanayi tesislerinden çıkan kirli ve zehirli maddeler çevre kirliliğini en üst düzeye çıkarmaktadır, izmit ve İzmir körfezleri ile İstabul'da Haliç kirlilik konusunda ün yapmışlardır.
    6. Sosyal ve kültürel gelişimin sağlanamaması
    Normal şartlar altında, şehirler, ülkeye sosyal ve kültürel alanda öncülük etmelidirler. Ancak, şehirlerdeki hızlı nüfus artışı sosyo-kültürel yapılaşmayı alt-üst etmiştir. Bu nedenle, özellikle gecekondu semtlerinin yaygın olduğu kentlerde kırsal kültür devam etmektedir.
    7. Şehirlerde rahat ve modern bir şekilde yaşama durumunun ortadan kalkması
    Şehirlerdeki sanayi tesisleri ve diğer sektörler, hızla artan nüfusun hepsini istihdam edememektedir. Bunun sonucunda da işsiz sayısı azalmaktadır. Ekonomik zorluklar arttığı için. insanlar geçimini temin etmekte güçlüler çekmektedir.
    23 Kasım 2007
    #1
  2. TÜrkİye De YerleŞme Hareketlerİ Cevapları

soru sor

TÜrkİye De YerleŞme Hareketlerİ