Türk Devletinde Yönetim Anlayışı

İsimli konu WH 'Soru Cevap' kategorisinde, Misafir üyesi tarafından 11 Nisan 2013 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Türk Devletinde Yönetim Anlayışı. Türk devleti İşte türk öğrencilerin mizah anlayışı mutlaka izleyin :D Hüznün Anlayışı ...

  1. Türk devleti
    11 Nisan 2013
    #1
  2. Türk Devletinde Yönetim Anlayışı Cevapları

  3. İlk Türk Devletlerinde Devlet Anlayışı



    Türklerin teşkilatçı olmaları çok devlet kurmalarına sebep olmuştur. Bağımsızlık duygusu gelişmiştir. Toplumun siyasi teşkilatlanmasının en üst basamağı il (devlet) olmuştur. Ülke sınırlarını koruyan ve halkı belli kurallara göre yöneten siyasi kuruluşa devlet denmiştir. Başında hakan bulunur. İslamiyet öncesi Türk toplumlarında devlet dört ana unsurdan meydana gelmekteydi. Bunlar; halk, ülke, bağımsızlık ve siyasi örgütlenmedir


    Kut Anlayışı


    İslamiyet öncesi Türk Devletlerinde egemenlik anlayışının temelinde hükümdara yönetme yetkisinin Göktanrı tarafından verildiğine inanılması olarak bilinen kut anlayışı bulunmaktadır. Kut, kan bağı yoluyla babadan oğula geçerdi.Bunun sonucunda devlet yönetimi ve ülke toprakları hanedan üyelerinin ortak malıdır görüşü ortaya çıkmıştır. Bu yüzden erkek kardeşler arasında sürekli taht kavgaları yaşanırdı.


    Not: Egemenlik anlayışı kut inancını taşımasına rağmen dinsel bir özelliği yoktu. (Tanrı-Kral anlayışı görülmez) Ancak Kut anlayışı halkın hükümdara olan mutlak bağlılığını arttırmıştır.


    Egemenlik Anlayışı (Veraset Anlayışı)


    Türk devletlerinin en zayıf yönü tahta geçme konusunun belli kurala bağlanmamış olmasıdır. Töreye göre hükümdar öldüğünde oğullarının hepsi tahta geçme hakkına sahiptir. Bu durum taht kavgalarına sebep olmuştur. Turfan Uygurlarında tahta geçme hukukunun yazılı belgeler ve senetlere dayandırıldığı bilinmektedir. Tahta geçme baş hatunun çocuklarının hakkıdır. Bayanların ve bayan tarafından olan akrabaların hükümdar olma hakkı yoktu. Türk kağanlarında siyasi amaçla başka ülke prensesleriyle evlenme de olmuştur. Çocuklar küçükse, amcaları tahta geçer. Zaman zaman kurultay seçmiştir. Bazen yaşı en büyük ve bilgili olan tahta geçmiştir.( Ekberiyet Sistemi ). En çok karşılaşılan durum hanedan üyelerinin mücadelesi olmuştur.


    Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi


    Kağan kut anlayışına bağlı olarak, dünyayı hakimiyeti altına alarak, insanları adaletle ve barış içinde yaşatmalıdır. Bu ülküye “Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi” denilir.


    Siyasi Örgütlenme


    İslam Öncesi Türk devletlerinde siyasi örgütlenmenin en üst basamağını devlet oluştururdu. Devlete "İl veya el" denirdi. Devlet boyların bir bayrak altında toplanması ile oluşan federal (federatif) bir yapıya sahipti.


    Türklerde devleti daha iyi idare edebilmek için ülke iki bölüme (sağ-sol, doğu-batı, kuzey-güney, iç-dış, ak-kara) ayrılmıştır (Çifte hükümdarlık sistem, ikili teşkilat federatif yönetim). Bu durum egemenlik anlayışının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Hükümdar merkezde veya doğuda bulunurdu.Yöneticiler, doğuda ki hükümdarın egemenliği altında Töre hükümlerini uygulayarak devleti yönetirlerdi. Doğu batıya göre üstündür. Güneşin doğduğu yer olduğu için. Hakan doğuda oturur, batıyı yabgu unvanıyla kardeşi yönetir. Yabgu iç işlerinde serbest, dış işlerde büyük hakana bağlıdır. İlk Türk devletlerinde yabgu iç işlerinde serbest, dış işlerinde doğudaki hakana bağlıydı. Buda ülkenin federal bir yapıya sahip olduğunu gösterir. Türklerde ilk devlet teşkilatı Mete Han tarafından kurulmuştur.
    İkili teşkilatlanmanın açık olarak görüldüğü dönemler aşağıda verilmiştir.


    Bumin Kağan – İstemi Yabgu (I. Göktürk)


    Bilge Kağan – Kül Tegin (II. Göktürk)


    Tuğrul Bey – Çağrı Bey (B. Selçuklu)


    Hükümdar
    Eski Türk devlet geleneğinde Kut-almış kişi hükümdar olurdu. Bunun yanında hükümdarlar çeşitli unvanlar kullanmışlardır. Bunlar: han, kağan, hakan, şanyü, idi-kut, yabgu, il-teber, idikut, erkin, tanhu ve tanrı-kut’tur. Kağan resmi törenlerle tahta çıkar.


    Hükümdarlığın kaynağı ilahidir. Kutlu hanedan soyundan olanlar hükümdar olabilir. Göktanrı yetkiyi verir, buna kut denir. Kan yoluyla babadan oğla geçer.


    Hükümdar olan kişinin aynı zamanda bazı alametler (semboller) bulundurması gerekmekteydi. Bunlar: otag (hakan çadırı), örgin (taht), tuğ (sancak), kotuz (sorguç), nevbet (davul), yay ve kale-saray’dır. (orta çağda görülür) Hükümdarın oturduğu başkente Ordu adı verilmiştir.


    Hükümdarlar "otağ" denilen büyük çadırlarda otururlardı. Hakan çadırı kubbelidir, kapısı doğuya açılır. Rengi ve şekliyle sahiplerinin konumunu belirtir.Yerleşik hayatla beraber saraylarda ikamet etmeye başladılar (Uygurlar döneminde).


    Hükümdarları yılın belli günlerinde toplumsal kaynaşmayı ve yardımlaşmayı sağlamak amacıyla Toy denilen meclisi toplardı. Bu meclise devletin ileri gelenleri (devlet adamları) ve halk (kün) katılırdı.


    Hükümdar alp ( cesur ve kahraman ), bilge ( akıllı ), adil ve erdemli olması gerekir.
    Görevi orduya komuta etmek, töre hükümlerini uygulamak, toy düzenlemek, ülkede birliği, dirliği, adaleti sağlamak, dağınık Türk boylarını toplayarak, halkı korumak, doyurmak ve giydirmektir. Hükümdar 'töre' adı verilen geleneklere dayalı yazısız hukuk: kurallarına uymak koşulu ile ülkeyi yönetebilirdi




    * Töre: Ülke töre ( türe )’ye göre yönetilir. Devlet ve topum yaşamını düzenleyen kurallardır.


    * Hatun (Katun): Hükümdar eşlerine "katun (hatun)" denirdi. Orta Asya Türk devlet geleneğine göre hükümdar eşleri de yönetimde söz sahibi idi ve kurultay toplantılarına gerektiğinde katılırdı. Bunun dışında yabancı elçileri kabul eder ve buyruklar çıkarabilirdi. Bu, onun kağanı temsil ettiğinin göstergesidir. Sarayının olması, oğlunun veliaht olması da hatuna ayrı birtakım özellikler kazandırmaktadır.


    * Veliaht (Tegin – Yabgu): Hükümdarın erkek çocuklarına "tekin (tigin)" denirdi. Tekinler devlet idaresini öğrenmeleri ve sorumluluk almayı öğrenmeleri için boylara yönetici olarak atanırlardı. Hükümdarın en büyük oğlu ise genelde daha büyük bölgelere yönetici olarak atanırdı. Hükümdarın en büyük oğluna "şad" unvanı verilirdi.


    “Ülke toprakları hanedan üyelerinin ortak malıdır” anlayışına bağlı olarak tüm veliahtlar taht üzerinde hak talep edebilirlerdi. Taht mücadelesini kazanan veliaht hükümdar olurdu. Bütün bu uygulamanın esasları töreye göre düzenlenmiştir. Tigin’in tahta geçişinde; Veraset durumu, Beylerin ortak kararı ve Kurultayın kararı etkili olmuştur.


    Not: Yukarı da anlatılan Not: Türk Devletlerinde görülen ikili yönetim ve boylar federasyonu devletlerin çabuk kurulmasına, kolay yönetilmesine ve hızlı büyümesine sebep olmuştur. Ancak buna karşılık olumsuz sonuçlar da doğurmuştur. Bu durum sık sık taht kavgaları yaşanmasına ve ülkenin kısa sürede yıkılmasına neden olmuştur. (fetret dönemleri)


    * Meclis (Kurultay): İslamiyet öncesi Türk devletlerinde, Kurultay, Toy, Kengeş (keneş) ve Moğoka, adı verilen ve danışma kurulu niteliğinde olan meclisler bulunmaktaydı. Bu meclisler devletin siyasi, askeri, ekonomik, adlî ve kültürel işlerinin görüşüldüğü kurumlardır. Ayrıca hükümdarın ve töre kurallarının belirlenmesi kurultayın görevleri arasındadır.


    Hakan meclisin doğal başkanıdır. Kurultaya katılma hakkı olanlara toygun denirdi. Üyeleri halk tarafından seçilmezdi. Kağan, Hatun, Hanedan üyeleri, Asker ve sivil tüm yöneticilerle boy beyleri, bağlı kavimlerin yöneticileri katılır. Toygun; meclise katılma hakkına sahip olanlara denir. Her yılın dokuzuncu ayında genel toplantı yapılırdı. Hayvanların sayım sonuçları, ordunun durumu, genel sorunlar görüşülür.


    * Kurultay sadece devlet adamlarının katıldığı bir meclis iken toy bütün halkın katıldığı bir şenlik ve şölen niteliğindedir. Devlet işlerinin görüşülmesinin yanında toplumsal kaynaşma sağlanarak kültür birliği oluşturulmaya çalışılmıştır.




    Kurultay, herkesin görüşünü rahatlıkla savunabileceği demokratik bir ortamdır. Kurultay'da alınan kararlar, hükümdar onaylarsa yürürlüğe girerdi. Bu durum Kurultay'ın bir danışma meclisi olduğunu gösterir.


    Ayrıca bilim adamlarından oluşan kengeş (keneş) meclisi bulunmaktaydı. Bu meclise tayanç ve keneşçi adı verilen bilim adamları katılmaktaydı.




    Devlet Görevlileri ve Bazı Kavramlar

    Yabgu / Tegin: Hükümdardan sonra gelen en önemli yönetici.Şehzade, veliaht, hükümdar çocuğu veya kardeşi. İkili yönetim sisteminde doğuya bağlı olarak devletin batı bölümünü genel vali olarak yönetirdi.
    Şad : Devlet başkanının büyü oğlu
    Ayukı: Hükümet
    Aygucı: Meclis başkanı ve hükümdar danışmanı
    Buyruk: Bakan. Hükümet üyeleridir.
    İçbuyruk: Saray işlerinden sorumlu bakan
    Tarkan: Askeri idareden sorumlu saray görevlisi
    Tudun (Todun): Mali işlerden sorumlu kişi veya vali
    Subaşı: Ordu komutanı
    Bitigçi: Kâtip, memur, bürokrat sınıfı , Yazışmaları yapar ve dış politikayı yürütür.
    Kenetçi: Danışman
    Tamgacı: Dış siyaset işlerini yürüten görevliler
    Apa: Sivil yönetici
    Yargucı: Yargıç, tercüman, elçi
    Agılıg: Hazine görevlisi
    Toygun: Toy ve kurultaya katılma hakkına sahip devlet görevlileri
    inanç/inal/ataman: tigin eğitmeni
    11 Nisan 2013
    #2
  4. Türk Devletlerinde Yönetim Şekilleri



    İLK TÜRK-İSLAM DEVLETLERİNDE DEVLET YÖNETİMİ

    Devletin başında; sultan, han, hakan adı verilen hükümdarlar bulunurdu. Selçuklularda hükümdardan sonra en yetkili kişi vezirdi. Devlet işleri, Melikşah zamanında kurulan DİVANda görüşülürdü. Hükümdar çocuklarına MELİK adı verilir, Melikler vilayetleri yönetirdi . Meliklere ATABEY denilen tecrübeli devlet adamları yardım ederler(Atabey; siyaset, askerlik, devlet yönetimi alanında Melikleri eğiten öğretmen valilerdir) Anadolu Selçuklularında devlet işleri Büyük Divanda görüşülürdü


    ORTA ASYA VE YAKIN DOĞUDA KURULAN TÜRK DEVLETLERİNDE DEVLET YÖNETİMİ

    (Fatımi, Eyyübi, Memluk, Timur, Babür, Akkoyunlular, Karakoyunlular, Harzemşah, Moğol, Altınorda Devletleri)


    Moğollarda hükümdarlık babadan oğula geçerdi Ülke Cengiz Yasalarına göre yönetilirdi Moğollarda devlet işleri KURULTAYDA görüşülürdü Timur (Timur Devletinin kurucusu) EMİR unvanını kullanırdı Babürlerde devletin başındaki kişiye PADİŞAH denirdi .Memluklularda saltanat sistemi yoktu Her komutan sultan olabilirdi


    OSMANLI DEVLETİNDE DEVLET YÖNETİMİ

    Osmanlı Devleti monarşi ile yönetilirdi Başta padişah bulunurdu, son söz padişaha aitti
    Hükümdarlık babadan oğula geçerdi Osmanlıda düzenli bir veraset sistemi yoktu Bu nedenle sık sık taht kavgaları yaşanır, bu da Türk devletlerinin kısa sürede yıkılmasına neden olurdu


    Osmanlı hükümdarları; bey, han, hakan, sultan, hünkâr, gazi, hüdavendigar gibi unvanlar kullanılırdı Yavuz Sultan Selim döneminden itibaren halife unvanı da kullanılmaya başlandı .Hükümdarlık alametleri; adına hutbe okutmak, para basmaktır . Divan-ı Hümayun: Osmanlı Devletinde önemli devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı kuruma denir Divan ilk kez Orhan Bey döneminde kuruldu Kuruluş döneminde Divanın başkanlığını kuruluş döneminde padişah yaparken, Fatih Sultan Mehmet döneminden itibaren sadrazamlar (veziriazam) başkanlık yapmıştır Divan bugünkü bakanlar kurulu gibi çalışırdı Divan, 19 yüzyılda II Mahmut tarafından kaldırılmış, yerine nazırlıklar (bakanlıklar) kurulmuştur


    1839da ilan edilen Tanzimat Fermanı, Türk tarihinde ilk demokratikleşme adımı sayılır


    1876da I Meşrutiyetin ilanı ile Türk tarihinin ilk anayasası olan Kanun-i Esasi kabul edildi Kanun-i Esasinin ilanı ile halk ilk kez yönetime katılma hakkı elde etti


    NOT: 23 Nisan 1920de TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi) açıldı Böylece Milli Egemenlik ilkesi gerçekleştirilmiş oldu 29 Ekim 1923te Cumhuriyet ilan edildi Yeni Türk devletinin yönetim rejimi belirlenmiş oldu
    11 Nisan 2013
    #3
  5. DEVLET YÖNETİMİ

    Türkler cihan hâkimiyeti mefkûresine sahip olduklarından dolayı sürekli devlet kurmuşlar ve çok geniş coğrafyalara da yayılmışlardır. Fakat ülkenin hanedanın ortak malı sayılması, boylar arası mücadele, taht kavgaları gibi sebeplerle birçok Türk Devleti de kısa sürede yıkılmıştır.
    a) Hükümdar:
    İslam öncesindeki veraset sistemi olan hükümdarlığın babadan oğla veya herhangi bir hanedan üyesine geçişi ile kut inancı aynen devam etmiştir. Hükümdarın yasama, yürütme ve yargı yetkisi vardır.
    İslami dönemde Sadece Memluklarda hükümdarlığa geliş şekli farklıydı. Güçlü olan her komutan hükümdarlığı ele geçirebilirdi. Memluklarda bir hanedanlık sistemi yoktu.
    Türk-İslam Devletlerinde hükümdarlar Han, Hakan, Sultan, Sultan-ı azam, Sultanu’l âlem, Sultanu’l maşrik vel mağrib, Kadır, Kara, İlig, Melik, Şahinşah ve Harzemşah gibi ünvanlar kullandılar.
    Hükümdarlık alametleri ise hutbe okutmak, sikke (para) bastırmak, tuğra, nevbet (davul) çaldırmak, sancak, taç, sorguç, taht, Tuğra, Otağ(saltanat çadırı), hilat (halifenin gönderdiği üzeri ayet işlemeli elbise) menşur (halifenin gönderdiği yazılı belge) , asa, âlem ve çetr (saltanat şemsiyesi) gibi sembollerdir.
    b)Hükümet:
    Hükümeti oluşturan divanlar şunlardır;
    1.Divan-ı Saltanat
    Büyük divandır, devlet İşlerini yürütür.
    2.Divan-ı İstifa
    Maliye Bakanlığıdır. Müstevfi başındaki kişidir.
    3.Divan-ı Tuğra ya da Divan-ı İnşa
    Yazışmaları Yapan Başkanlıktır. Tuğrai başındaki kişidir.
    4.Divan-ı İşraf
    Genel Teftiş Bakanlığıdır. Müşrif başındaki kişidir.
    5.Divan-ı Arz veya Divan-ı Ceyş
    Askerlik İşleri Bakanlığıdır.
    Emir-i Arz başındaki kişidir.
    c) Saray:
    Sultanın ve devlet çalışanlarının bulunduğu yönetim birimidir.
    Saray çalışanları;
    Hacip:
    Divan üyeleri ile sultan arasındaki yazışmaları düzenleyen görevlilerdir. Başlarındaki kişi Hashacip’tir
    Kapucubaşı:
    Sarayın günlük işlerinin görülmesinden sorumlu olan kişidir.
    Silahtar:
    Silah imalathanesini yönetir.
    Candar:
    Saray muhafızlarıdır. Başlarındaki kişiye Emir-i Candar denir.
    Âlem:
    Bayrak demektir. Bayrakları korumakla görevli kişiye de Alemdar denir.
    Cemedar:
    Sultanın kıyafetlerinden sorumlu kişidir.
    Emir-i Ahur:
    Sultanın at ve hayvanlarından sorumlu olan kişidir.
    Serhenk:
    Sultanın özel korumalarıdır.
    ÖNEMLİ NOT: Bütün bu saray görevlileri kapıkullarından (maaşlı askerlerden) seçilirdi.
    d) Memleket Yönetimi:
    Ülke eyaletlere, eyaletler vilayetlere, vilayetler kazalara, kazalar da köylere ayrılırdı.
    Eyalet —> Şıhne-Amil-Muhtesip
    Vilayet—> Amid-Amil-Muhtesip
    Kaza —> Reis-Amil-Muhtesip
    Köy —> İktalı sipahi
    Eyalet -> Başında bulunan kişi Şıhne’dir. Eğer hükümdar soyundan bir kişi eyaletin başında ise o zaman ünvanı melik’tir.
    Vilayet ve kazaların başında,
    Mülki idareden sorumlu -> Amid (vilayet amidi ve kaza amidi)
    Mali işlerden sorumlu -> Amil (vilayet amili ve kaza amili)
    Halk tarafından seçilen -> Reis (sadece kaza ve nahiyelerde bulunur)
    Belediye işlerinden sorumlu -> Muhtesip
    Köylerde ise İktalı sipahiler bulunurdu.
    Bunların dışında Ulag (posta) teşkilatında çalışan peykler, Münhi diye anılan gizli istihbarat memurları da vardı.
    11 Nisan 2013
    #4
  6. Türk Devletlerinde Yönetim Anlayışı



    KURULTAYDAN MECLİSE
    Orta Asya Türklerinde Kurultay





    Ø Eski Türklerde siyasi, askerî ve ekonomik kararların alındığı meclise toy ya da kurultay adı verilirdi.
    Ø Orta Asya Türk devletlerinden biri olan Hunlarda her yıl ilkbaharın beşinci ayında (Hazi*ran ayı) devlet işlerinin görüşüldüğü kurultay top*lanırdı. Çeşitli şenliklerin ve spor etkinliklerinin yapıldığı bu toplantılarda bir taraftan da
    devlet iş*leri görüşülerek karara bağlanırdı. Bu meclislere ileri gelen boylar davet edilir, gelmeyenler devleti protesto etmiş kabul edilirdi. Bu toplantılarda hü*kümdarların yanında her zaman hatun denilen hanımı oturur ve bazı elçileri kabul edebilirdi.
    Ø Türkler hükümdara devleti yönetme yetki*sinin Tanrı tarafından verildiğine inanıyorlardı. Tanrı tarafından verilen bu yönetme hakkına kut inancı denirdi. Kutun kan yoluyla hükümdarın tüm erkek çocuklarına geçtiğine inanılırdı.
    Ø Bütün hanedan üyelerinde kut olduğun*dan kendine siyasi ve askerî bakımdan güvenen kişi taht mücadelesine girebilirdi. Bu durum Türk devletlerinde bölünmeye neden olurdu.
    Ø Devletin devamı için baba - oğul veya kardeşlerin birbirleriyle mücadelesi normal karşı*lanırdı.
    Ø Türk devletlerinde hükümdarlar yönetimi kolaylaştırmak için ülkeyidoğu ve batı olmak üzere ikiye ayırırdı.

    Hükümdarın Görevleri

    • Türk milletini ekonomik yönden yüksek bir seviyede, barış içinde hür olarak yaşatmak,
    • Orduyu idare edip, ülke çapında asker toplamak,
    • Töre adı verilen toplumsal kuralları uygu*lamak,
    • Dağınık Türk boylarını toplayıp bir araya getirmek,
    • Meclisi toplantıya çağırıp yönetmek,
    • Devlet mahkemesine başkanlık etmek,
    • Adaletli olmak ve kanunları uygulamak,
    • Millete hizmet etmekti.


    İslamiyet'in Kabul Edilmesinden Sonra Meclis

    Ø İslam dininin kabul edilmesinden sonra da devlet yönetiminde Türk kültürünün etkisi de*vam etti. Kut anlayışı İslam dünyasının dinî lideri olan halifenin hükümdarlığı onaylaması uygula*masına dönüştü.
    Ø İslamiyet döneminde de "Devlet ve ülke, hükümdar soyunun ortak malıdır." anlayışı de*vam etti.
    Ø Devletin başında bulunan sultanın önem*li görevleri ve sorumlulukları vardı. Sultan, devle*ti en iyi şekilde yönetir, halkın mutluluğu için çalı*şırdı. Sultandan sonra en yetkili devlet adamı ve*zirdi.
    Ø Devlet işleri, Divan adı verilen bir kurulda görüşülüp karara bağlanırdı. Divan'a, sultan veya vezir başkanlık ederdi.
    Ø İslamiyetin kabulünden sonra kurulan Karahanlılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi Türk devletlerinde de İslamiyet öncesi Türk devlet gelenekleri devam etmiştir. Ancak devlet yönetiminde de din kuralları etkili olmaya baş*lamıştır. Özellikle Osmanlı sultanlarından Ya*vuz Sultan Selim'in halifelik makamını başkent İstanbul'a taşıması ve kendisinin halife olması devleti teokratik bir yapıya büründürmüştür


    Osmanlı Devleti'nde Divan-ı Hümayun

    Ø Osmanlı Devleti'nde padişahın başkanlı*ğında önemli devlet işlerini görüşmek üzere top*lanan meclise, "Divan-ı Hümayun" denirdi. Or*han Bey döneminde, Divan'ın varlığı kesinlik ka*zanmıştır.
    Ø Divan, Orhan Bey zamanından, Fatih'in ilk devirlerine kadar her gün toplanırdı. Toplantı*lar sabah namazından sonra başlar ve öğlene ka*dar devam ederdi. 15. yüzyılın ortalarından itiba*ren toplantılar haftada dört güne (Cumartesi, Pa*zar, Pazartesi, Salı) inmiş, Pazar ve Salı günleri de arz günleri olarak tespit edilmiştir.
    Ø Divan, hangi din ve millete ait olursa ol*sun, kadın erkek herkese açıktı. Ülkenin herhan*gi bir yerinde haksızlığa uğrayan veya kadılarca haklarında yanlış hüküm verilmiş olanlar, vali ve askerî yetkililerden şikâyeti bulunanlar için Divan daima açıktı. Divan'da önce halkın dilek ve şikâ*yetleri dinlenir, ondan sonra devlet işleri görüşü*lüp karara bağlanırdı.
    Ø Divan'da idari ve örfi işler sadrazam, şer’i ve hukuki işler kazasker, mali işler defterdar, ara*zi işleri de nişancı tarafından görülürdü. Divan üyelerinden başka o gün Divan'a gelmiş bulunan halka da din ve milliyet farkı gözetilmeksizin ye*mek verilirdi.
    Ø Divan'da son söz padişaha aitti. Ancak padişah devlet işleri ile ilgili Divan üyelerine danı*şıp fikirlerini alırdı.
    Ø Osmanlı Devleti'nin en önemli yönetim organlarından olan Divan-ı Hümayun, Yükselme Dönemi'nden sonra bozulmaya başladı. 19. yüzyıl*da II. Mahmut bu teşkilatı kaldırarak yerine Avrupa usulünde düzenlenmiş olan bakanlıkları kurdu.


    OSMANLI DEVLETİ'NDE DEMOKRATİKLEŞME HAREKETLERİ



    TANZİMAT FERMANI (1839) ( Fermanın ana maddelerinin kodlaması:EVRAK)
    1-Kanun önünde herkes EŞİTTİR.
    2-VERGİ kişilerin kazancına göre alınacak.
    3-RÜŞVET ve iltimas kaldırılacak.
    4.ASKERLİK işleri belli bir düzene göre yapılacak.
    5-KANUNUN üstünlüğü kabul edilecek.
    Yukarıda bazı maddelerini verdiğimiz Tan*zimat Fermanı; mutlakiyetin gücünü sınırlan*dırmıştır ve ilk kez bu ferman ile Osmanlı Dev*leti hukuk üstünlüğünü kabul etmiştir. Bu durum demokratikleşme yolunda atılmış en önemli adımlardan birisidir. Ancak Osmanlı halkı Tan*zimat Fermanı ile yönetimde söz sahibi olama*mıştır.


    İSLAHAT FERMANI 1856

    Avrupalı devletlerin baskısıyla ilan edilen ferman,Tanzimat Fermanı’nın genişletilmiş halidir.Bu fermanla azınlıklar,Müslüman halktan daha ayrıcalıklı hale geldiler.Demokratik hareket sayılmasının nedeni bütün Osmanlı halkının can,mal ve namusunun korunması ve kanun önünde eşit sayılmalarıdır.Ama bu fermanla azınlıklar,Müslüman halktan daha çok haklar elde ettiler.


    MEŞRUTİYET DÖNEMLERİ

    Ø Osmanlı halkı ilk kez 1876'da II. Abdülhamid döneminde ilân edilen I. Meşrutiyet ve Kanunî Esasi (Anayasa) ile yönetimde söz sahibi olmuştur ve böylece Osmanlı Devletinin yönetim şekli"meşruti monarşi" şeklinde değişmiştir. Anayasa gereği padişahın yanında halkın seçmiş olduğu vekillerden oluşan Mebusan Meclisi oluşturulmuştur. Oluşan bu parlamenter sistemde kanunların yürürlüğe girmesinde son sözün padişaha ait olması ve padişahın meclisi açma-kapama yetkisinin bulunması meşruti yönetimde mutlakıyet rejiminin özelliklerinin korunduğunun en önemli göstergesidir.
    Ø I.Meşrutiyet'in ömrü fazla uzun sürmemiştir. Meclisteki azınlıkların olumsuz faaliyetleri ve 93 Harbinden dolayı II.Abdülhamid meclisi kapatarak eski yönetim şekline geri dönmüştür. Ancak 1908 yılında bazı Os*manlı aydınlarının çalışmaları neticesinde tek*rar meşrutiyet yönetimine geçilmiştir.


    CUMHURİYETİN İLANI

    Ø Osmanlı topraklarının işgalini, I. Dünya Savaşından sonra imzalanan Mondros Mütarekesi daha da kolaylaştırmıştır. Nitekim İtilaf Devletleri 16 Mart 1920'de başkent İstanbul'u resmen işgal etmişler ve Osmanlı Mebusan Meclisi'ni dağıtmışlardır. Bu gelişmeler TBMM' nin açılmasına ortam hazırlamıştır. Mustafa Kemal bu durum üzerine harekete geçmiş, ulu*sal iradeyi milletin kendi kaderinde etkili olabil*mesi için 23 Nisan 1920'de TBMM'yiaçmıştır. TBMM'nin sürekliliğini sağlamak için de 20 Ocak 1921'de Teşkilat-ı Esasiye (Anayasa) ka*bul edilmiştir. Anayasada"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." maddesinin yer alması Cumhuriyet rejiminin en önemli habercisiydi.
    Ø Eylül 1922'de Kurtuluş Savaşı sonrasın*da 1 Kasım 1922'de Saltanatın kaldırılması Cumhuriyet'in önündeki en önemli engeli de or*tadan kaldırmıştır. Ulusal egemenliğin gerçek*leşmesini isteyen Mustafa Kemal öncülüğünde 29 Ekim 1923'teTBMM'de konu tartışılmış ve
    karara bağlanmıştır. Böylece yeni kurulan dev* letin rejiminin Cumhuriyet olduğu kabul edilmiş ve ulusal egemenlik kesin olarak gerçekleş*mişti
    11 Nisan 2013
    #5
soru sor

Türk Devletinde Yönetim Anlayışı

Alakalı Aramalar:

  1. türk islam devletlerinde hünkarın özellikleri