Tarım Faaliyetleri Hakkında Bilgi

İsimli konu WH 'Soru Cevap' kategorisinde, Misafir üyesi tarafından 16 Şubat 2013 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Tarım Faaliyetleri Hakkında Bilgi. türkiye tarım hakkında bilgi bölgelerin tarım ürünleri hayvancılık hakkında bilgi tarım nedir sanayi hakkında bilgi tarım bakanlığı Tarım İç Anadolu Bölgeainde Tarım Ürünlerine Dayalı Sanayi Ve Ticaret Faaliyetleri ...

  1. türkiye tarım hakkında bilgi
    bölgelerin tarım ürünleri
    hayvancılık hakkında bilgi
    tarım nedir
    sanayi hakkında bilgi
    tarım bakanlığı
    16 Şubat 2013
    #1
  2. Tarım Faaliyetleri Hakkında Bilgi Cevapları

  3. Tarım ile ilgili çok fazla şey istemişsin. Tarım hakkında genel bir bilgi vereceğim.

    Tarım Hakkında Genel Bilgi

    Tarım, bitkisel ve hayvansal ürünler elde etmek amacıyla toprağı işlemeyi ve hayvan yetiştirmeyi içeren etkinliklerin tümü. Tarımla ilgili işler dünyanın bazı bölgelerinde binlerce yıl öncesinden pek farklı olmayan yöntemlerle yürütülürken, bazılarında ileri teknoloji içeren, makineleşmiş tekniklere dayandırılır. Sosyoekonomik koşullardaki çok yönlü gelişmelere karşın dünyada tarım sektöründe çalışanlann sayısı ekonominin öbür dallarındaki toplam işgücünden hâlâ daha yüksektir.


    Tarım, bitkisel ve hayvansal ürünler elde etmek amacıyla toprağı işlemeyi ve hayvan yetiştirmeyi içeren etkinliklerin tümü. Tarımla ilgili işler dünyanın bazı bölgelerinde binlerce yıl öncesinden pek farklı olmayan yöntemlerle yürütülürken, bazılarında ileri teknoloji içeren, makineleşmiş tekniklere dayandırılır. Sosyoekonomik koşullardaki çok yönlü gelişmelere karşın dünyada tarım sektöründe çalışanlann sayısı ekonominin öbür dallarındaki toplam işgücünden hâlâ daha yüksektir.

    Tarımın kökenleri

    Tarımın tek, yalın bir kökeni yoktur; değişik çağlarda ve yerlerde çok çeşitli bitki ve hayvanların yetiştirildiği belirlenmiştir. Tarihöncesinde yetiştirilen ama sonradan ortadan kalkan türlerin sayısı da kesin olarak bilinmemektedir. Örneğin, Amerika'da cindannın ekilmesine ve İskandinavya'da geyiğin, Ortadoğu'da ceylanın evcilleştirilmesine çok eski tarihlerde son verilmiştir. Son Buzul Çağını izleyen elverişli iklim koşullarında
    pirinç, buğday, arpa, patates ve mısır üretiminde önemli başarı sağlanırken, bu iklim değişikliklerine uyum gösteremeyen Ren geyiği besiciliği önemini yitirmiştir.


    Yakın dönemlere değin tarımın İÖ y. 4000'lerde Ortadoğu'da başladığı sanılırdı. Ama modern araştırmalar insanlığın gelişmesinde avcılık ve toplayıcılık aşamasından, tarımsal etkinliğe geçişin çok daha önce başladığını ve tarımın tek bir merkezden yayılmayıp birçok bölgede yaklaşık aynı dönemlerde geliştiğini ortaya koymuştur. Ortadoğu'da tarıma geçişin IÖ y. 9000-7000 arasında gerçekleştiği sanılmaktadır. Bu dönemde, sığır ve koyun evcilleştirilmiş, Filistin'de Natuf kültüründe orak kullanımı başlamıştır. İÖ y. 7000'de Irak ile İran sınırındaki Ali Koş'ta kaplıca buğdayı, İngiliz buğdayı ve yabani arpanın yetiştirildiği sanılmaktadır. Bunların kendi türlerinin ilk örnekleri olup olmadığı ise bilinmemektedir.
    Tayland'ın kuzeyindeki Ruh Mağarasında büyük olasılıkla İÖ y. 9000'de bezelye, sukabağı ve sukestanesi yetiştirilmiştir.
    Meksika'nın kuzeydoğu kesiminde bazı kabak çeşitlerinin IÖ y. 7000'de evcilleştirilmiş biçimde var olduğu bilinmektedir. Tarımın gelişmesi nüfus artışına yol açmış, ayrıca toplu ve yerleşik yaşama geçişi özendirmiştir. Bu süreçte dayanıklı evler yapılmaya, dibek eli, dibek, değirmentaşı gibi aletler kullanılmaya başlamıştır.
    Paleolitik Çağa tarihlenen avcı köylerinin varlığı bilinmektedir. Bunlardan özellikle Mallaha (İsrail) ile Türkiye ve Suberde'dekiler sayılabilr... Tarımdaki gelişmeler Ortadoğu'da İÖ 7000 den sonra köylerin sayısında artışa yol açmıştır. ÎÖ y. 6750'ye ait olan, kaplıca buğdayıyla bağlantılı ilk evcil domuza ilişkin kayıtlar Irak'taki Cermo köyünün bulunduğu yerde elde edilmiştir. İlk bilinen evcil sığırın tarihi ise Yunanistan'da Argissa ve Nea Nikomedia'da İÖ y. 6000'e değin iner. Çapanın yanı sıra gene yaklaşık bu dönemde ilk kez ayakla basarak tohumlama yöntemi kullanılmaya başlamış, kurak alanlarda ise sulama teknikleri geliştirilmiştir, Amerika'da
    biber, avokado, horozibiği gibi evcil bitkilerin yetiştirilmesi İÖ y. 7000-5000 döneminde gerçekleşmiştir. Cindannın evcilleştirilmesi İÖ y. 4000'de Meksika'daki Tamaulipas'ta başlamış, ama bu ürün sonradan yerini mısıra bırakarak ortadan kalkmıştır. Çin'de İÖ y. 5000'de dan, İÖ y. 4000'de de pirinç ekimi başlamıştır; buğday üretimi ise İÖ 1300'den önce başlamakla birlikte yüksek düzlüklerin kıraç toprakları bu bitkinin gelişmesini yavaşlatmıştır.


    Avrupa'ya gelince, İngiltere'de Yorkshire'daki Star Çan'da evcil köpek (İÖ 7500), Yunanistan'da sığır (İÖ y. 6000) ve
    Kırım'da evcil domuza ilişkin bilgiler bulunmuştur. Ama Avrupa'da tarımın gelişmesi büyük ölçüde Doğu'dan kaynaklanan yayılma sonucunda gerçekleşmiştir. Yaklaşık 3 bin yıl sürdüğü sanılan bu yayılma sürecinde alet ve tekniklerin yanı sura bitki ve hayvan türlerinde de yeni ortamlara uygun önemli uyarlamalar ortaya çıkmıştır.

    İlk tarım toplumları
    Tarıma dayalı ilk uygarlıklar

    Dicle, Fırat ve Nil ırmaklarının suladığı alüvyonlu topraklarda İÖ 5. binyılın ikinci yansında gelişmiştir. Bunlardan biri olan Sümer uygarlığının belirgin niteliği, tarımsal tekniğe ilişkin yenilikler geliştirmesinden çok önemli miktarda tarımsal artı ürün yaratmasıdır. Sümerler ana ürünleri olan arpanın yanı sıra buğday, keten, hurma, elma, erik ve üzüm de yetiştirmişlerdir. Sığıra oranla daha çok koyun ve keçi beslemiş, koyunun et ve sütünden yararlanmanın yanı sıra yağ ve peynir yapmışlardır. Yaklaşık 20 hektarlık bir alan kaplayan Ur'da 10 bin kadar hayvan besleniyor, her yıl bunlardan 3 bini kesiliyordu. Ur'un yaklaşık 6 bini bulan nüfusundan 2.500'ü tarımsal etkinlikte bulunuyordu. Her yıl 1.200 hektar toprak işleniyor, aynı miktarda toprak ise nadasa bırakılıyordu. Toprağın sürülmesinde öküzlerin çektiği hafif, tekerleksiz sabanlar kullanılıyordu. Ürünler ilkbaharda orakla biçiliyor, ürünün taşınmasında öküz ya da eşeğin koşulduğu tekerlekli araçlar kullanılıyordu.


    Büyük olasılıkla Ukrayna'daki göçebe toplulukların İÖ 2700 dolayında evcilleştırdiği atın bir yük hayvanı olarak Mezopotamya'ya girişi IÖ 23Ö0'den sonraya rastlar. Bundan kısa bir süre sonra atların soyu, tımarı ve bakımına ilişkin yazılı kayıt ve kurallar ortaya çıktı.


    Mısır'da tarımsal etkinlikler kuzeyden evcil hayvanların girişiyle gelişmeye başladı. El-Feyyum'da İÖ 5. binyılın ilk çeyreğinde koyun, keçi ve domuz besleyen, buğday, arpa, pamuk ve keten yetiştiren köyler bulunuyordu. Evcil hayvanların bezlere sarılarak köylerin yakınına gömülmeleri tarımın bazı dinsel inançlarla yakından bağlantılı olduğunu gösterir. İÖ y. 3600'de Nil'in alüvyonlu vadisinde yoğunlaşan tarımsal çalışmalar, İÖ y. 3100'de ekonomik zenginlik düzeyi yüksek, bütünleşmiş bir toplumsal sistemin biçimlenmesine yol açtı. Mezarlardaki tasvirler ve sülaleler döneminden kalan başka sanat ürünleri, günümüzdeki evcil hayvanların yanı sıra, geyik, ceylan, sırtlan ve Berberi koyunu gibi başka hayvanların da belli bir denetim altında beslendiğini ortaya koymaktadır. Halkın daha çok kentsel yerleşmelerde yaşadığı ve tarlalara yalnızca çalışmak üzere gittiği Mezopotamya'nın tersine, Mısır'da kentler, temel yerleşim birimleri olan köylerin pazaryeri olarak gelişti. Kamu yönetiminde de tarım büyük önem kazandı; çeşitli tarımsal etkinlikleri denetleyen, firavuna bağlı bir dizi görev kademesi oluştu. İÖ 3100 dolaylarında Kral Menes ırmak üzerinde büyük bir baraj inşa ettirdi. Ana ürünler altı sıralı arpayla ingiliz buğdayıydı. Hayvanlara çiğnetilerek gerçekleştirilen harmanın ardından rüzgârda savrularak samanından ayrılan arpa ve buğday büyük sepetlerin içinde toplanırdı. Öbür önemli ürünler ise mercimek, soğan, fasulye ve ketendi.


    Amerika'da bazı bitkilere erken bir dönemde rastlanmakla birlikte hayvanların evcilleştirilmesi oldukça geç başladı. Köy yaşamı da ancak mısırın evcilleştirilmesiyle birlikte İÖ 3500'den sonra ortaya çıktı. tarımsal etkinlikler göreli olarak dağınık merkezlerde, düşük verimlilik koşullarında ve yavaş bir süreç içinde gelişti. Başlıca ürünler kakao, avokado ve domatesti. Peru'da patates üretimi İÖ y. 2500'de başladı. Mısır üretimi ise İÖ 9. yüzyılda önem kazandı. İnka uygarlığının yeşermesinden önce lama ile alpakanın atası olan guanako, İÖ y. 2000'de de lama yetiştirilmeye başladı. Evcil kobay da eti için besleniyordu.

    Eski Asya'da tarım

    Çin

    Çin'in orta ve batı kesimlerindeki dağlık bölgelerle bitişiğindeki alçak düzlükler dünya tarımının en eski ve geniş merkezlerinden biridir. Halkın geleneksel inancına göre tarımı, bir tahta parçasından ilkel bir saban yapan efsanevi imparator Şhen Nong başlatmıştır. San Irmak Vadisinin orta kesimindeki Kuzey Çin Ovası, temel ürünü olan dan ile Çin'de tarıma dayalı uygarlığın doğum yeri sayılır. Çin Seddi'nin güneyde tarıma, kuzeyde de göçebeliğe dayalı iki yaşam türü arasındaki sının oluşturduğu söylenebilir. Sulama uygulamasının Çin'e Babil'den geldiği sanılmaktadır. İS 4. yüzyılın sonunda temel tahıl bölgesi Kuzey Çin Ovasındaki buğday ve dan alanından, Aşağı Yangtze Vadisinin çeltik tarlalanna kaymaya başladı. Çin tarım teknolojisindeki ilk önemli devrimi, demirden yapılmış tarım aletlerinin kullanılması sağladı. İlk demir saban Henan'ın kuzeyinde Savaşan Devletler döneminde (İÖ 475-221) geliştirildi. Öbür önemli yenilikler arasında sürme-ekme aleti (loulî) ile tırmık sayılabilir. Bu eski tekniklerden bazdan günümüzde hâlâ kullanılmaktadır.


    İS 1012'de Aşağı Yangtze ve Huai Irmağı bölgelerindeki kuraklık sırasında Çinhindi' nin orta kesimindeki Çampa'dan göreli olarak kuraklığa dayanıklı, erken olgunlaşan pirinç çeşidi getirilerek Fujian bölgesinde yetiştirilmeye başladı. Çampa pirincinin başansı yerel koşullara uygun birçok yeni çeşidin geliştirilmesine yol açtı; 16. yüzyıl sonlanna gelindiğinde Çampa pirinci sayesinde iki, hatta üç ürün sistemi yaygınlaşmış bulunuyordu. Toprak kullanımında ikinci bir devrim 16. yüzyılda Yenidünya'dan kurak, kumlu topraklarda yetiştirilebilen mısır, tathpatates, patates ve yerfıstığı gibi bitkilerin getirilip uyarlanmasıyla başladı.

    Hindistan Yarımadası

    Hindistan'ın dünya tarımına en önemli katkısı pirinçtir. Şekerkamışı, çeşitli baklagil türleri ve mango ile kavun gibi çeşitli tropik meyve türleri de Hindistan'ın yerel bitkileridir. Arkeolojik bulgular İÖ 3. binyılın sonlanna doğru Pakistan'daki İndus Irmağının alüvyonlu ovalannda örgütlü, gelişkin bir kent kültürünün hızla yeşerdiğini göstermektedir. İndus Vadisi (Harappa) uygarlığı olarak bilinen ve İÖ y. 1750'ye değin gelişmesini sürdüren bu tarım toplumunun etkili olduğu dönemde önemli miktarda tarımsal artı ürün elde edildiği sanılmaktadır. Temel ürünler olan arpa ve buğdayın yam sıra hurma, susam, bezelye ve mercimek yetiştiriliyordu. Sığır, keçi, koyun, kümes hayvanları ve fil evcilleştirilmişti. Sonraki Tamu kültürünün merkezini oluşturan Güney Hindistan ikinci bir özgün, bağımsız tarım bölgesini oluşturuyordu. Burada 2. binyılın ilk yansında iki baklagil türü ile ragidansı yetiştiriliyordu. Dekkan Platosunun kuzey ve batısında üçüncü bir ara bölge yer alıyordu. Bütün bu bölgelerde IÖ 2. binyılda biçimlenen temel ekim örüntüsü, pirinç dışında, 20. yüzyıla değin pek değişmeden sürmüştür. İÖ 1. binyılda Ganj Vadisinde dördüncü bir tarım bölgesi gelişti. Hint-Ari kabilelerinin akınlan Harappa kentlerini yıkarken, yöreye atı, parayı, Brahmi yazısını ve Veda edebiyatım getirdi. Sonraki Veda metinlerinde (İÖ y. 1000-500) nadas ve ürün dönüşümüne ilişkin öğütler, ayrıca çeşitli tahıl, sebze ve meyvelerin yetiştirilmesiyle ilgili betimlemeler yer almaktadır.


    Hint-Türk egemenliği (y. 1600) döneminde Batı'mn etkisiyle ticari bir ekonomi gelişmeye başlamakla birlikte, Upanishaa" lar döneminden (İÖ y. 600-300) sonra geliştirilen tarım alet ve tekniklerinde dikkate değer bir devrim gerçekleşmedi. Üretim genelde pirinç bölgeleriyle buğday ve dan bölgelerine aynlmıştı. Ticari ürünler ise pamuk, şekerkamışı, indigo ve afyondu. Baharat üretiminin merkezi Malabar Kıyışıydı. Sonradan önemli bir ihraç ürünü durumuna gelen çay ise çok eski dönemlerden beri Assam tepelerinde yabani biçimde yetişiyordu. Hindistan Yarımadasında saban, orak, kalbur ve yaba gibi tarım aletleri 2 bin yılı aşkın bir süre pek değişmeksizin kullanılmaya devam etti.

    Batıda tarım

    (İÖ y. 200-İS 1600).

    Roma dönemi

    Roma'nın yönetimi sırasında Batı Avrupa'da toprağın işlenmesi ve hayvanla-nn evcilleştirilmesiyle ilgili yöntemler oldukça gelişmişti. Kullanılan yöntemlerde Akdeniz ikliminin ve doğal ortamın belirgin bir etkisi vardı. Ortalama çiftlik büyüklüğü yaklaşık 5,5 dönümdü. Marcus Porcius Cato'nun (IÖ 234-149) hazırladığı ve günümüze ulaşan elkitabında tarımla ilgili deneyimler, bu arada çeşitli işletmelerde gerekli aletler ve işgücü konusunda ayrıntılı bilgiler verilmektedir. Roma döneminin el aletleri, biçim olarak, günümüzde kullanılan uzantılarına benziyordu. Belirli ürünler iki yıl art arda ekilmez, nadasa bırakılan topraklar iki ya da üç kez sürülerek yabani otlardan temizlenirdi. Bugün olduğu gibi buğday çoğunlukla sonbaharda ekilir ve üç ayda olgunlaşırdı; hayvanlara çiğnetilerek gerçekleştirilen harmanın ardından, iç içe geçen iki taşın oluşturduğu bir el aletiyle öğütme yapılırdı. Su değirmenleriyle ilgili tasarımlara rastlanmakla birlikte bunlar henüz yaygınlaşmamıştı.

    Ortaçağ

    Bu dönemde en önemli tarımsal ilerlemeler Alpler'in kuzeyindeki bölgelerde gerçekleşmiştir. Toprakların işlenmesinde en yaygın örgütlenme biçimi olan açık tarla sisteminin ilk örneklerine ise yaklaşık 800'lerde rastlanır. Bu sistemde her çiftçi yaklaşık 4,4 dönüm büyüklüğündeki tarlalardan birkaç tanesini işlerdi. Yeni toprakların işletmeye açılmasıyla genişleyen bu sistem, birkaç yüzyıl boyunca yaygın biçimde uygulandı. Her ailenin işletmesi önceleri, dağınık tarlalardan oluşan yaklaşık 130 dönüm büyüklüğündeki birimlerden oluşurdu. Ama zamanla işletmeler önemli ölçüde küçüldü. Hayvanların çekim gücünü büyük oranda azaltan eski koşum takımının yerini Çinlilerin bulduğu at tasmasımn alması tarımın tarihindeki önemli buluşlardan biri oldu. Gene de, Roma'da birçok çiftçi atların hem pahalı, hem de bakımının daha zor olmasından dolayı öküz kullanmayı sürdürdü. Ayrıca el aletlerinin tasarımında küçük, ama önemli değişiklikler ortaya çıktı. Geliştirilen daha etkili baltalar sayesinde ormanların ekime açılması kolaylaşmıştı. Tokacın yerini harman döveni aldı. Tahılın öğütülmesi için yel değirmenleri geliştirildi. Müslümanlar İspanya'ya pirinç, pamuk, turunçgiller gibi yeni ürün çeşitlerini, bu arada merinos koyununu getirdiler. Bu koyun türü sayesinde İspanyol yünü bütün Avrupa'da ünlendi.


    13. yüzyılın sonlanna doğru önemli bir tarımsal gerileme ortaya çıktı. Bunu 14. yüzyılda kıtlık, taşkın, salgın hastalık gibi felaketler izledi. 1347'de patlak veren Büyük Veba Salgını'nın Avrupa nüfusunun üçte birini yok ettiği sanılmaktadır. Yüz Yıl Savaşları ( 1337- 1453) ise Fransa'nın büyük bölümünü yıkıma uğrattı. Sonuçta işlenebilir toprakların önemli bölümü boş kaldı.


    Bu felaketler zincirinden göreli olarak az etkilenen Felemenk'te taşkınları önlemeye yönelik sistemler gerçekleştirilerek 15. yüzyılda baklagiller ve kökünden ürün olarak yararlanılan başka bitkiler yetiştirilmeye başladı. Ayrıca sürekli ve dönüşümlü ürün sistemine geçildi. Hayvan gübresine kentsel dışkı eklendi. Bu dönemde Felemenk sığın büyüklüğü ve süt verimiyle ünlendi. tarımsal canlanmanın 15. yüzyılda başladığı İngiltere'de ise nitelikli yün sağlayan koyunlar yaygınlaştı. Yünün ve ardından da yünlü dokumalann ticaretinden sağlanan kârlar, toprak sahiplerini koyun sürülerini artırmaya ve daha önce açık tarla olarak kullanılan arazileri çitlerle çevirmeye yöneltti. Çitleme uygulaması yoğun tepkilere karşın 16. ve 17. yüzyıllar boyunca sürdü. İtalya'nın kent devletlerinde ise ticaret ön planda olduğundan çiftçilik önemli bir etkinlik durumuna gelmedi.

    Batı Avrupa'da çiftçilik alanınındaki değişiklikler

    ( 1600- 1800)
    Bu dönemde tarımda gerçekleştirilen en önemli değişik Norfolk dörtlü ekim sisteminin uygulanması ve yem bitkilerinin önemli oranda geliştirilmesi sayılabilir. Ayrıca yeni çiftlik makineleri yapıldı, tarım aletlerinde iyileştirmeler sağlandı, bitki ve hayvan varlığı konusunda bilimsel araştırmalar başladı. İngiltere'nin Norfolk ilinde başlatılan dörtlü ekim sisteminde birinci yıl buğday, ikinci yıl hayvan yemi olarak yararlanılan şalgam, üçüncü yıl arpa yetiştiriliyor, ayrıca dana derine tirfil ve çavdar ekiliyordu. Dördüncü yıl ise tirfil ve çavdar hayvan yemi olarak kullanılıyordu. Hayvan gübresinde de önemli artışlar sağlayan bu sistem, Avrupa'nın büyük bölümüne yayıldı. Ana tasannu değişmeden günümüze ulaşan Rotherham pulluğu 18. yüzyılın ilk yansında Felemenk, İngiltere ve Iskoçya'da kullanılmaya başladı. İlk pulluk fabrikası da 1783'te ingiltere'de kuruldu. 1800'den önce bazı basit harman makineleri geliştirilmiş olmakla birlikte hasadın makineleşmesi büyük ölçüde 19. yüzyılda gerçekleşti.


    15. yüzyıl ortalarında başlayan keşif çağı, daha önce Avrupalılarca bilinmeyen besin bitkilerinin ve evcil hayvanlann öğrenilmesini sağladı. Kuzey Amerika'dan mısır, tütün ve hindi, Güney Amerika'dan patates', kakao, kinin ve bazı sebzeler, Doğu' dan ise kahve, çay ve çivi t getirildi.


    Özellikle 18. yüzyılda çiftçilikle ilgili yayın ve kitapların sayısında da önemli artışlar oldu. 1645'te İngiliz Sir Richard Weston bütün Avrupa'da örnek alınan Brabant ve Flandr'daki ekim nöbeti sistemini betimlediği yapıtını yayımladı. Fransa'da 1762'de, Danimarka'da 1773'te ve İngiltere'de de 1791'de ilk veteriner okullan açıldı. 1793'te İngiltere'de kurulan ve yan resmi bir kuruluş olan tarım Dairesi her ilde en başarılı tarım yöntemlerini ortaya çıkararak bunları yaygınlaştırmaya çalıştı. Almanya'da Halle'de 1727'de bir tarım okulu açıldı; ilk tarım lisesi de 1806'da Berlin yakınlarındaki Möglin'de kuruldu.

    Çiftçilikte 19. yüzyıl enerji devrimi

    Makineleşme
    Batı Avrupa'da ve Kuzey Amerika'da makineleşme 1850'den sonra yaygınlaştı. Daha 1790'larda oldukça etkili bir tohum ekme makinesi geliştirilmişti; ama bunun çiftçilerce benimsenmesi ancak 1830'lardan sonra gerçekleşti. 1800'den önce seyrek biçimde kullanılan harman makinesi de gittikçe yaygınlaştı; İngiliz tarım işçileri bu makinelerin kullanılması yüzünden işsiz kaldıkları gerekçesiyle ayaklanmalara giriştiler. Hasat döneminde yerel işgücünün yetersiz kalması ise orak makinelerinin icadında önemli rol oynadı. İlk orak makinelerinin tasannu İskoçya'da Patrick Bell ve ABD'de Cyrus Hail McCormick tarafından gerçekleştirildi. 1851'de Londra'da düzenlenen 1. Dünya Sergisi'nin ardından orak makinelerinin kullanımı daha da yaygınlaştı. Yaklaşık aynı yıllarda geliştirilen biçerdöver ilk kez Güney Avustralya' da başanyla kullanıldı. Illinois'lı demirci John Deere 1830'larda, ana bölümü çelikten yapılmış yeni bir pulluk türü geliştirdi. Toprağın sürülmesinde buhar gücünden yararlanmaya yönelik girişimler 1830'larda başladı. 1860'larda buhar gücüyle çalışan ilk başarılı pulluğun geliştirilmesinin ardından, özellikle büyük çiftliklerde buhar gücü yaygın kullanım alanı buldu. Süt sağma makinelerinin kullanılması ise yüzyılın sonunda gerçekleşti. Bilimin çiftçiliğe uygulanması. 18. yüzyılda başlayan bitki fizyolojisi ve beslenme alanındaki araştırmalar, daha sonra yoğunlaşarak sürdü. Öncü, girişken çiftçiler yeni geliştirilen yapay gübreleri tarlada denemeye başladılar. Günerçilenin (potasyum nitmekteydi. Şili'den ithal edilen soda nitratı ile Peru'dan getirilen guano da yaygın biçimde kullanılıyordu. Kimya sanayisinin gelişmesiyle birlikte 19. yüzyıl boyunca fosfatın yanı sıra birçok mineral gübre çeşidi de üretilmeye başladı. Yaklaşık 1837'de İngiliz tarım uzmanı Sir John Ben-net Lawes doğal gübrenin bitkiler üzerindeki etkisiyle ilgili deneylere başladı; 1842'de de fosfat taşından süperfosfat elde ederek yapay gübre sanayisinin temelini atb. tarım iktisadı alanında ilk kürsüler Oxford (1790) ve Edinburgh'da (1797) kuruldu. ABD Kongresi 1862'de tarım Bakanlığı'nın, ayna her eyalette tarım alanında öğretim yapacak yüksekokulların kurulmasını kararlaştırdı. Günümüzde ise üniversitelerde biyokimya, tarımsal meteoroloji, toprakbilim, tarım mühendisliği, botanik, ürün fizyolojisi, hayvan fizyolojisi ve besicilik, genetik, entomoloji, insan beslenmesi gibi tarımla ilgili çok çeşitli dallarda eğitim sağlayan bölümler bulunmaktadır.Tarım teknolojisi 20. yüzyılda önceki tarihsel dönemlerin hepsinden daha hızlı bir gelişme gösterdi. Benzinle çalışan ilk traktör ABD'de 1892'de yapıldı. Bu ülkede 1907'de 600 traktör kullanılırken, bu sayı 1950'de 3-4 milyona çıktı. Günümüzde her tekerleğinde çift lastik bulunan, sürücü bölümü kapalı ve klimalı, çok sayıda pulluk çekebilen güçlü traktörler geliştirilmiştir. II. Dünya Savaşından sonra itici gücü ve donanımıyla bağımsız birimler oluşturan tarım makinelerinin yapımında büyük artış oldu. Bunların arasında en önemlisi biçerdöverler olmakla birlikte, tohum serpme, pamuk toplama, mısır toplama ve çeşitli ürünlerin hasadı için kullanılan çok sayıda makine bulunmaktadır. Bilimsel ve teknolojik ilerlemeler sonucunda çok çeşidi ürünlerin yetiştirilme sürecindeki hemen her aşama için donanım geliştirilmiştir.


    Günümüzde geliştirilen yeni ürün ve tekniklerin çoğu, büyük ölçüde eskilerinin değişikliğe uğratılmış biçimleridir. Örneğin soya, şeker pancarı ve kocadan gibi ürünler günümüzde daha çok üretilmeleri ve eskisinden farklı alanlarda kullanılmaları bakımından yeni sayılırlar. Teraslama, kuru tarım ye sulama gibi teknikler de tarımın kendisi kadar eski olmakla birlikte günümüzde çok daha yaygınlaşmıştır.


    Yeni bitki ve hayvan türlerinin geliştirilmesinde genetiğin kullanılması 1920'lerden başlayarak tarımda önemli değişikliklere yol açb. Gerek pratik deneyimlere, gerekse bilimsel bulgulara dayanarak geliştirilen yeni ürün soyları sayesinde büyük verimlilik artışları sağlandı. Örneğin, ABD'de mısır verimi 1933'te hektar başına 2 bin litreden, 1980'de 7.220 litreye çıktı. Buğday ıslahında sağlanan basanlar Rockefeller ve Ford vakıflarının 1962'de Filipinler'de Uluslararası Pirinç Araştırma Enstitüsü'nü kurmalarına yol açb. Bu enstitü dünyanın her yanından 20 bin pirinç çeşidi toplayarak yeni, verimliliği yüksek soylar geliştirmeye girişti. Gelişmekte olan ülkelere yeni buğday ve pirinç soylarının getirilmesi Yeşil Devrim denen uygulamaların en önemli yönünü oluşturur.


    Genetiğin bulgularından yararlanarak yeni hayvan soylarının geliştirilmesine yönelik çalışmalar da yürütülmekle birlikte, hayvan besiciliğinde gelişmeler daha çok özenli seçim ve çapraz dölleme yoluyla sağlanmıştır. Moskova'daki Merkezî Deneysel Üretme Merkezi'nde yapay dölleme alanında sağlanan başarıların ardından birçok ülke de bu alanda yoğun deneylere girişmiştir.
    16 Şubat 2013
    #2
soru sor

Tarım Faaliyetleri Hakkında Bilgi