Tanzimat Fermanı

İsimli konu WH 'Kültür' kategorisinde, HoLyWar üyesi tarafından 16 Kasım 2007 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Tanzimat Fermanı. TANZİMAT FERMANI (3 Kasım 1839) Padişah: Abdülmecid Sadrazam:Mustafa Reşid Paşa Tanzimat Fermanının İlan Sebepleri: 1)-Avrupalı Devletlerin iç... Tanzimat Fermanı Neden İlan Edilmiştir Tanzimat Fermanı Niçin İlan Edilmiştir Tanzimat Fermanı Neden İlan Edildi Tanzimat Fermanı Niçin İlan Edildi ...

  1. TANZİMAT FERMANI (3 Kasım 1839)

    Padişah: Abdülmecid Sadrazam:Mustafa Reşid Paşa

    Tanzimat Fermanının İlan Sebepleri:

    1)-Avrupalı Devletlerin iç işlerimize karışmasına engel olmak.
    2)-Mısır ve Boğazlar konusunda Avrupalı Devletlerin desteğini kazanmak.
    3)-Devleti ve toplumu demokratik bir yapıya kavuşturma isteği

    Bu nedenlerden dolayı 3 Kasım 1839 da Tanzimat Fermanı (Gülhane Hattı Hümayunu) ilan edildi.

    NOT: Tanzimat Fermanının ilanıyla Osmanlı tarihinde yeni bir dönem açılmış(Tanzimat Devri) ve bu devir
    1876'ya kadar devam etmiştir.

    Tanzimat Fermanında yer alan konular:

    1)-Azınlıkların, can, mal ve namus güvenliği sağlanacak.
    2)-Vergi sistemi yeniden düzenlenerek, herkesten gelirine göre vergi alınacak.
    3)-Askerlik OCAK görevinden, VATAN görevi haline getirilecek. Azınlıklarda askere alınacak.
    4)-Kanunların her gücün üstünde olduğu kabul edilecek.

    Tanzimat Fermanının Özellikleri:

    1)-En önemli özelliği padişahın yetkilerini sınırlandırması ve kanunların her gücün üstünde
    olduğunun ifade edilmesidir.
    2)-Tanzimat Fermanı ANAYASACILIĞA ve DEMOKRASİYE(hukuk devletine, yani hukukun üstünlüğü esasına
    dayanan devlet anlayışına)geçişin (BATILILAŞMANIN) ilk aşamasıdır.
    3)-Bu fermanın hazırlanmasında halkın bir rolü ve baskısı yoktur. Padişah Abdülmecit, Mustafa Reşid
    Paşanın telkiniyle Mısır meselesinde Avrupa devletlerinin desteğini kazanmak için bu fermanı
    ilan etmiştir.

    TANZİMAT FERMANI’NIN TAM METNİ
    3 Kasım 1839'da Sultan Abdülmecid'in sadrazamı Mustafa Reşid tarafından Gülhane Parkı'nda yabancı devletlerin elçileri ve büyük bir halk topluluğunun huzurunda okunan, kişilerle devlet arasındaki ilişkilere hukuki yönden yenilikler getiren, şeriata dayanan eski yasaları tamamen değiştirmeyi öngören, Tanzimat-ı Hayriye adı verilen ıslahat hareketinin siyasal ve hukuki yönden teminat altına alan belge.

    Yeniçeri Ocağı'nın bozulmaya başlaması nedeniyle Sultan II. Mahmud döneminde başlayan yenilik hareketleri ve Sultan Abdülmecid'in tahta çıkar çıkmaz ıslahat hareketine devam etmek amacında olduğunu göstermesi Osmanlı Devlet yapısındaki değişmin başlangıcıydı. Sadrazam Mustafa Reşid Paşa, Gülhane Hatt-ı Hümayununu Padişah adına kaleme almış; devlet ve birey arasındaki ilişkilerde devletin modernleştirilmesi amacına dayanan temel ilkeler kabul ve ilan edilmiştir. Tanzimat Fermanı'nın tam metni şöyledir ;

    Herkesin bildiği gibi, devletimizde, kuruluşundan beri Kuran'ın yüce hükümlerine ve şeriat yasalarına tam uyulduğundan, ülkemizin gücü ve bütün tab'asının refah ve mutluluğu en yüksek noktaya çıkmıştı. Ancak, yüz elli yıl var ki, birbirlerini izleyen karışıklıklar ve çeşitli nedenlerle şeriata ve yüce yasalara uyulmadığından evvelki kuvvet ve refah, tam tersine zayıflık ve fakirliğe dönüştü. Oysa, şeriat yasaları iel yönetilmeyen bir ülkenin varlığını sürdürebilmesinin imkansızlığı açık seçik ortadadır.

    Tahta geçtiğimiz mutlu günden bu yana bütün çabalarımız, hep ülkenin kalkınması, ahalimiz ve fakirlemizin refahı amacına yönelik oldu. Eğer, yüce devletimize dahil ülkelerin coğrafi konumu, verimli toprakları ve halkının yetenekleri gözönünde tutularak gerekli girişimler yapılırsa, yüce Tanrı'nın yardımı ile, beş-on yılda kalkınabileceğimiz söz götürmez.

    Ulu Tanrı'nın yardımına ve Peygamberimiz hazretlerinin ruhaniyetine sığınarak, yüce devletimizin ve ülkemizin iyi bir biçimde yönetilmesi için bundan böyle bazı yeni yasalar çıkarılması gerekli görüldü.

    Söz konusu yasaların başında can güvenliği; ırk, namus ve malın korunması; vergi toplanması; halkın askere alınıp silah altında tutulma süresi gibi hususlar gelmektedir. Şöyle ki; Dünyada can, ırz ve namustan daha kıymetli birşey yoktur. Bir insan bunları tehlikede görünce, yaradılıştan kötü olmasa bile, canını ve namusunu korumak için olmadık çarelere başvurur. Bunun devlet ve memlekete zarar vereceği açıktır. Buna karşılık, can ve namustan emin olan bir kimse sadakat ve doğruluktan ayrılmaz, işi ve gücü ile devletine ve milletine yararlı olur.

    Mal güvenliğinin olmadığı yerde ise kimse devlet ve ulusuna ısınamaz, ülkesinin yükselmesi ile ilgilenmez, hep korku ve üzüntü içinde yaşar. Buna karşılık, malından, mülkünden emin olmadığı zaman hep kendi işi ve işinin genişletilmesi ile uğraşır. Devlet ve millet gayreti, vatan sevgisi
    16 Kasım 2007
    #1
  2. Tanzimat Fermanı Cevapları

  3. Bir birinizin gönlünü kırmayın.Çünkü mü'minin gönlü Kabeye benzer, lakin gönül ondanda yeğdir. Zira Beyt'ül-ma'mur göktedir.Orayı melekler tavaf eder.Halbuki gönül Tanrının nazarg^ahıdır.Tanrı ile gönül arasında perde yoktur.Kabe nasıl harim vemübarek ise gönülde Tanrının tecelli ettiği yer olduğu için mübarektir, ona dokunmayınız.
    Hacı Bektaş Veli Hazretleri
    21 Ekim 2008
    #2
  4. paylaşım için teşekkürler
    23 Ocak 2009
    #3
  5. çok güzel bi paylaşım...emeğine sağlık.
    17 Mart 2009
    #4
  6. güzel bir paylaşım ansk.dik bilgiler çok teşekkür ederim.ilk fırsatta bende yazacağım.
    21 Mart 2009
    #5
  7. yha buna cok calıştım yazılıda cıkcak die ama cıkmadı calışmadıım yerden cıktı :D
    21 Mart 2009
    #6
  8. saoalsın...........
    11 Mayıs 2009
    #7
  9. aynen:D ama çaLışmaya devam:D
    27 Mayıs 2009
    #8
  10. teşekkürler...:tamam:
    8 Eylül 2009
    #9
  11. Tanzimat Fermanı
    Vikipedi Özgür Ansiklopedi
    [​IMG]
    Mustafa Reşit Paşa
    II. Mahmut'un saltanatının ikinci döneminde yoğunlaşan reformlara resmi bir bildiriyle hukuki biçim verme talebi sık sık dile getirildi. Ancak iç siyasi dengeler nedeniyle bu işlem uzun süre ertelendi.
    1 Temmuz 1839'da II. Mahmut'un ölümü ve Abdülmecit'in tahta çıkmasından hemen sonra sadrazamlığa reform taraftarı Mehmet Hüsrev Paşa getirildi. Ağustos ayında yurda dönen Londra büyükelçisi ve Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa, 17 yaşındaki padişahı ikna ederek Tanzimat deklarasyonunun kabulünü sağladı. 3 Kasım 1839 günü Saray müştemilatı içerisinde yer alan Gülhane bahçesinde okunan bir Hatt-ı Şerif ("padişah yazısı") ile Tanzimat-ı Hayriye ("hayırlı düzenlemeler") ilan edildi. Osmanlı tarihinin en önemli belgelerinden biri olan bu metin, okunduğu yerden ötürü Gülhane Fermanı ve içeriğinden ötürü Tanzimat Fermanı adıyla da anılır.
    Yaklaşık üç sayfalık bir metin olan fermanda, devletin bir gerileme döneminde olduğu vurgulanmış, ama yapılacak yeniliklerle ve çıkarılacak yeni yasalarla (kavanin-i cedide) bu durumdan kurtulunacağı müjdelenmiştir. Daha sonra din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin tüm Osmanlı ahalisinin can ve mal ve "ırz-ü namus" güvenliğinin güvence altına alınması gereği, Kur'an ve şeriate dayanarak ilan edilmiştir. Haksız ve dengesiz vergilerin zararından söz edilerek herkesten "emlak ve kudretine göre" vergi alınacağı, asker almanın nüfusla orantılı ve azami "dört veyahut beş sene müddet"le sınırlı olacağı, kimsenin yargısız idam edilmeyeceği ve malının müsadere edilmeyeceği, özel mülkiyete sınır getirilmeyeceği, Meclis-i Ahkâm-ı Adliye'nin güçlendirileceği, vükelanın serbestçe söz söylemesine sınır getirilmeyeceği, yeni Ceza kanunnamesi düzenleneceği, memurin maaşlarının adalete uygun olarak düzenleneceği, rüşvetin güçlü yasalarla önleneceği bildirilmiştir.
    Fikir ve yapı bakımından ferman, Fransız Devrimi'nin İnsan ve Vatandaş Hakları bildirgesinden esinlenmiştir. Osmanlı hukuku tarihinde ilk kez "vatandaşlık" kavramı ve vatandaşlıktan doğan haklar tanımlanmış, bu hakların korunması için yapılması gereken bazı işler sayılmıştır. Buna karşılık Ferman, getirdiği yenilikleri Kuran'a ve Şer-i şerife ve Osmanlı Devletinin eski töre ve kanunlarına dayandırmaya özen göstermiştir.


    Tanzimat Fermanının İlan Nedenleri


    • Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa meselesinde Avrupa'nın desteğini almak
    • Avrupa'nın Osmanlı iç işlerine karışmasını önlemek
    • Fransız İhtilali'nin milliyetçilik etkisini azaltmak
    • Gayrimüslimleri devlete bağlamak
    Bu fermanla devlet kendisini yenilemesi gerektiğini söylemiştir.
    Fermanda yer alan başlıca konular:
    • Tüm vatandaşların can, mal ve namus güvenliğinin sağlanması,
    • Yargılamada açıklık, (hiç kimse yargılanmadan idam edilemeyecek (hukuk devleti özelliğini yansıtır))
    • Vergide adalet,
    • Erkeklere dört yıl mecburi askerlik,
    • Rüşvetin ortadan kaldırılması,
    • Herkesin mal ve mülküne sahip olması, bunu miras olarak bırakabilmesi.(Özel mülkiyet güvence altına alındı. Müsadere kaldırıldı)
    Bu ferman sayesinde padişahların yetkileri meclislere ya da kişilere devredilmiştir. Buradaki amaç, iktidarı saraydan alıp bürokrasiye vermek ve devlet yönetiminde merkezîleşmeyi sağlamaktı. Fermanda verilen bütün sözlerin tamamen yerine getirilememesine rağmen bu çabalar, çağdaşlaşmaya ve cumhuriyet fikrine önayak olmuştur.
    Tanzimat Fermanı'nın okunmasından I. Meşrutiyet'in ilanına kadar geçen dönem, Osmanlı tarihinde Tanzimat Dönemi olarak anılır.
    Tanzimat Fermanı'nın asıl örneği;
    [​IMG]
    23 Haziran 2010
    #10
  12. bence tanzımat fermanıyla ıslahat fermanı aynı bırsey ıkısı de aynı anlama gelıyor bana gore sıze gore bılemem
    4 Ekim 2010
    #11
  13. bence eksik konular var bu yüzden yeniden yazmanizi rica ediyorum EKREM:)
    3 Kasım 2010
    #12
  14. bence bilgiler yetersiz kalmış ama güzel.
    8 Şubat 2012
    #13
  15. Tanzimat Fermani'nin tam metni söyledir;

    Herkesin bildiği gibi, devletimizde, kuruluşundan beri Kuran’ın yüce hükümlerine ve şeriat yasalarına tam uyulduğundan, ülkemizin gücü ve bütün tebaasının refah ve mutluluğu en yüksek noktaya çıkmıştı. Ancak, yüz elli yıl var ki, birbirlerini izleyen karışıklıklar ve çeşitli nedenlerle şeriata ve yasalara uyulmadığından önceki güç ve refahı, tam tersine, zayıflık ve yoksulluğa dönüştü. Oysa, şeriat yasaları ile yönetilmeyen bir ülkenin varlığını sürdürebilmesinin olanaksızlığı açık seçik ortadadır.

    Tahta geçtiğimiz mutlu günden bu yana bütün çabalarımız, hep, ülkemizin kalkınması, halkımızın ve yoksullarımızın refahı amacına yönelik oldu. Eğer, devletimize dahil ülkelerin coğrafi konumu, verimli toprakları ve halkının yetenekleri göz önünde tutularak gerekli girişimler yapılırsa, yüce Tanrının yardımı ile, beş-on yılda kalkınabileceğimiz söz götürmez.

    Tanrının yardımına ve Peygamberimiz Hazretlerinin ruhaniyetine sığınarak, Devletimizin ve ülkemizin iyi bir biçimde yönetilmesi için bundan böyle bazı yeni yasalar çıkarılması gerekli görüldü.

    Söz konusu yasaların başında can güvenliği; ırz, namus ve malın korunması; vergi toplanması; halkın askere alınıp silah altında tutulma süresi gibi hususlar gelmektedir. Şöyle ki;

    Dünyada can, ırz ve namustan daha değerli bir şey yoktur. Bir insan bunları tehlikede görünce, yaradılıştan kötü olmasa bile, canını ve namusunu korumak için olmadık çarelere başvurur. Bunun devlet ve ülkeye zarar vereceği açıktır. Buna karşılık, can ve namustan emin olan bir kimse sadakat ve doğruluktan ayrılmaz, işi ve gücü ile devletine ve ulusuna yararlı olur.

    Mal güvenliğinin olmadığı yerde ise insanlar devlet ve ulusuna ısınamaz, ülkenin yükselmesi ile ilgilenmez, hep korku ve üzüntü içinde yaşar. Buna karşılık malından ve mülkünden emin olduğu zaman hep kendi işi ve işinin genişletilmesi ile uğraşır. Devlet ve ulus çabası, yurt sevgisi kendisinde her gün artar.

    Vergi konusuna gelince: bir devlet, ülkesini korumak için askere ve gerekli öbür giderlere gereksinim duyar. Bu, para ile olur. Para tebaadan toplanacak vergilerle oluştuğundan bunun en iyi bir biçimde toplanması gerekir.

    Önceleri gelir sanılmış olan “yedi vahit” belasından ülkemiz, hamdolsun kurtulmuşsa da, yıkıcı bir yöntem olup hiçbir zaman yararlı bir sonuç doğurmamış olan iltizam usulü hala sürüyor. Bu, bir ülkenin siyasal işlerini ve mali konularını bir adamın keyfine, hatta cebir ve zulmüne teslim etmek demektir. Bu, adam iyi bir insan da değilse hep kendi çıkarına bakar, bütün davranışlarında kötülüğe, zulme yönelir. Bu nedenle, ülkemiz insanlarının her biri için, malına ve gelirine göre belirli bir verginin saptanması ve kimseden bundan çok bir şey alınmaması gerekir. Devletimizin karada ve denizdeki askeri giderleri ile öbür giderleri de yasalarla belirlenip sınırlandırılmalı ve uygulama ona göre yapılmalıdır.

    Ülkenin korunması için asker vermek halkın başlıca borcudur. Fakat, bir ülkenin varolan nüfusuna bakılmaksızın, şimdiye kadar yapıldığı gibi, kiminden, tahammülünden çok, kiminden az asker alınması hem düzensizliğe; tarım, ticaret ve bayındırlık işlerinin kötü gitmesine; hem ömür boyu askerlik bıkkınlığı; hem de nüfusun azalmasına yol açar. Bu nedenle, her ülkeden alınacak asker miktarı için uygun bir yöntem konulmalı ve dört veya beş yıl hizmet için sıra usulü getirilmelidir. Bunlar yapılmadıkça devletin güçlenip gelişmesi, huzur ve asayişin sağlanması olanaksızdır.

    Bu nedenle, bundan böyle,suç işleyenlerin durumları şeriat yasaları gereğince açıkça incelenip bir karara bağlanmadıkça kimse hakkında, açık veya gizli, idam ve zehirleme işlemi uygulanmayacaktır. Hiç kimse, başkasının ırz ve namusuna saldıramayacaktır. Herkes malına, mülküne sahip olacak, bunları dilediği gibi kullanacak, bunu yaparken de devlet büyüklerinin müdahalesine uğramayacaktır.

    Birinin suçluluğunun saptanması halinde mirasçılarının o işle ilgileri bulunamayacağından suçlunun malları elinden alınıp mirasçıları miras haklarında yoksun bırakılmayacaklardır.

    Devletimizin tebaası Müslümanlarla öbür uluslar bu haklardan tam yararlanacaklardır.

    Can, ırz ve namus konularında, ülkemizin tüm halkına şeriat yasaları gereğince güvence verilmiştir. Öbür konularda da oybirliği ile karar verilmesi için, Meclisi Ahkam-ı Adliye üyeleri gerektikçe arttırılacaktır. Devletimizin bakanları ile ileri gelenleri belirli günlerde orada toplanarak, görüşlerini, çekinmeden, açıkça söyleyeceklerdir. Can, mal güvenliğine ve vergilerin belirlenmesine ilişkin yasalar böyle hazırlanacaktır.

    Askerlikle ilgili konular Bab-ı Seraskeri Dar-ı Şurası’nda görülüp karara bağlandıktan sonra sonsuza dek uygulanmaları için onaylanmak ve imzalanmak üzere tarafıma gönderilecektir. Söz konusu yasalar sırf din, devlet, ülke ve ulusu kalkındırmak amacı ile çıkartılacaklarından bunlara tam uyacağımıza and içeriz. Bu konuda, Hırka-i Şerife odasında, tüm din adamları ile bakanların hazır bulunacakları bir sırada herkes and içecektir.

    Din adamı ve vezirlerden yasalara aykırı hareket edenlerin, kanıtlanacak suçlarına göre, rütbelerine hatır ve gönüle bakılmadan cezalandırılmaları için özel ceza yasası çıkarılacaktır.

    Memurlara yeterli aylık bağlanmış olup, henüz bağlanmamış olanlarınki de belirlenecektir. Bu yolla da, şeriata aykırı olan ve ülkenin gerilemesinde başrolü oynayan rüşvet belası güçlü bir yasa ile ortadan kaldırılmış olacaktır.

    Bütün bu sayılan hususlar eski hükümlerin tümden değiştirilmesi ve yenilenmesi demek olacağından işbu fermanımız İstanbul halkına ve ülkemiz halkına duyurulacaktır. Bundan başka, dost devletlerin de bu yöntemin sonsuza dek uygulanmasına tanık olmaları için fermanımız, İstanbul’daki tüm büyük elçilerine resmen bildirilecektir.

    Tanrı hepimizi başarılı kılsın; yasalara uymayanlar Tanrının lanetine uğrasın ve ömürleri boyunca rahat yüzü görmesin. Amin.
    15 Nisan 2012
    #14
soru sor

Tanzimat Fermanı