Malazgİrt Meydan SavaŞi

İsimli konu WH 'Tarih' kategorisinde, spartakus üyesi tarafından 8 Kasım 2007 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Malazgİrt Meydan SavaŞi. MALAZGİRT MEYDAN SAVAŞI (26 AĞUSTOS 1071) M alazgirt şu anda Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan Muş iline bağlıdır. Muş- Karaköse yolunun 167. km.’si... Malazgİrt Meydan Muharabesİ > Malazgirt Savaşı (Malazgirt Zaferi) ...

  1. MALAZGİRT MEYDAN SAVAŞI
    (26 AĞUSTOS 1071)
    M

    alazgirt şu anda Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan Muş iline bağlıdır. Muş- Karaköse yolunun 167. km.’si üzerinde; yüksekliği 1565 m. olan adını aldığı ovanın kenarındadır. Malazgirt Ovası, Doğu Anadolu’da bir yüksek ovadır. Kuzeybatısından Murat Irmağı geçer. Güneyde Süphan Dağı ve uzantılarıyla Van Gölü’nden ayrılan ova, bu dağlardan inen akarsularla yarılarak yer yer yayla görünüşünü almaktadır. Bozkır görünüşündeki ovada, aşağıda belirteceğimiz gibi Selçuklularla Bizanslılar arasında Malazgirt Meydan Savaşı yapılmıştır. (26 Ağustos 1071)

    Anadolu’nun Geleceği için Selçuklu Sultanı Alparslan ile Bizans İmparatoru
    Romanos Diogenes arasında yapılmıştır. Dandanakan Savaşı’ndan sonra Horasan ve
    İran’da kurulan Selçuklu Devleti, batıya dönük bir fetih siyaseti takip etti. Daha Tuğrul
    Bey zamanında Anadolu’ya akınlar yaptı. Selçuklu Beylerinden İbrahim Yınal ile Kutalmış, Bizans topraklarına girerek birçok şehir ve kasabayı yağmaladılar. Erciş’i ele geçiren Tuğrul Bey, buradan Çoruh Havza’sına kuvvetler gönderdi (1054). 1057’de Yakuti, yanında Sanduk adlı emir olduğu halde Doğu Anadolu’da göründü. İki yıl sonra daha kalabalık bir kuvvetle Anadolu’nun kuzey bölgelerinde ilerledi. Sivas’ı aldı; 1062’de Diyarbakır bölgesi hakimi Mervanoğulları ile anlaşarak Dicle ve Fırat Havzaları’na kadar geldi. Tuğrul Bey’in ölümünden sonra (1063) yerine geçen Alparslan amcasının izinden gitti. Kutalmış’ın isyanını bastırdıktan sonra Gürcistan ve Anadolu’ya seferler düzenleyerek Ani şehrini aldı (1064). Bu sırada kuvvetli bir Uz (Oğuz) kitlesi Tuna Nehri’ni geçerek Selanik’e kadar Makedonya’yı yağmaladı (1065). Bir yıl sonra da Gümüştigin, Afşin ve Ahmed Şah, Elcezire’ye inerek Nusaybin’i kuşattılar. Şehri alamayacaklarını anlayarak Fırat’ı geçtiler ve Hısn Mansur (Adıyaman) bölgesini yağmaladılar. 1067’de bir Bizans Ordusu’nu Malatya’da yenen Afşin, Marmara’ya kadar akınlar yaptı ve Kilikya üzerinden geri döndü. Bu arada Alparslan, Aras Irmağı’nı geçerek Gürcü Kralı’nı vergiye bağladı; içlerinde eniştesi Kurçu’nun da olduğu emir ve hanları Doğu Anadolu’ya gönderdi. Öte yandan Kostantinos X’un yerine geçen İmparatoriçe Eudoksia’nın kötü yönetimi, eyalet valilerini birbirine düşürmüştü. Duruma hakim olmak isteyen Eudoksia, Romanos Diagones ile evlendi (1068). Böylece imparator Romanos Diogenes ilan edildi; fakat Romanos Diogenes’in Makedonyalılardan oluşturduğu ordu, Eskişehir önlerine kadar gelen Türkleri durduramadı; yeniden düzenlediği orduyu Manuel Kommenos yönetiminde Anadolu’ya gönderdi. Manuel, Sivas’a kadar ilerledi; fakat burada Alparslan’ın eniştesi Er-Sogun tarafından yenilerek esir düştü. Türklerin bu son başarısı ve Anadolu’yu taciz eden Türk meselesini kökünden halletmek üzere 1071 yılı Martında İstanbul’dan ayrıldı. Ordunun mevcudu 200000 kişiyi buluyor, ağırlıklarını 3000 araba ve on binlerce hayvan taşıyordu. Bizans İmparatoru’nun asıl maksadı Selçukluların İran’daki asıl merkezine gitmekti. Bu haberi, Fatimi Devleti’ni ele geçirmek üzere Şam’a doğru ilerlediği sırada bu haberi alan Alparslan, Musul yoluyla geri döndü. (ŞEKİL-1) Birliklerini Bizans Ordusu’nun geliş yönünde topladı. Romanos Diogenes, Alparslan’ın yer değiştirmesini korkaklıkla niteledi. Bu yüzden Sivas’ta topladığı savaş meclisinde, yaşlı Bizans Generallerinin Erzurum’dan öteye gitmeme teklifini, ordusunun büyüklüğüne güvenerek reddetti; hatta kuvvetlerinden bir kısmını Türkler tarafından daha önce alınan yerleri geri almaya gönderdi. Bu kuvvetler az sayıda Türk askerinin koruduğu Malazgirt’i aldı. El Cezire ve Ermeni kuvvetleri kumandanı Basileios ile Alparslan ‘ın öncüleri arasındaki ilk çarpışma Ahlat önlerinde oldu. ( 24 Ağustos 1071). Türkler savaşı kazanarak Bizanslıların elinde bulunan som altından büyük haçı ele geçirdiler. Bu çarpışmayı kazanan Emir Sanduk, Alparslan’ın ilerlemesini sağladı. Yanındaki kuvvetlerle ilerleyen Alparslan, hazinesini ve karısını, veziri Nizamülmülk ile birlikte Hemedan’a gönderdi. Alparslan’ın ordusunda iyi silahlanmış 4000 hassa askeri, 40000 Türk atlısı ve 1000 kadar da gönüllü asker vardı. Savtekin, Sanduk, Afşin, Süleyman Şah, Altuntas, Atsız, Aksungur, Danişmend, Artuk, Saltuk, Çavlı, Çavuldur, Mengücek, Gevherayin, Porsuk, Bozan gibi zamanın en büyük kumandan ve emirleri Alparslan’ın ordusunda yer alıyordu. Bizans ordusunda, hassa ordusundan başka Frank, Norman, İslav, Peçenek, Uz, Gürcü, Abhaz ve Ermeni kuvvetleri vardı. Bunların sayıları, bazı kaynaklara göre 200000’in üstündeydi. Alparslan’ın hızlı bir ilerleyişiyle Malazgirt önlerinde görünmesi imparatoru şaşırttı. Bununla birlikte dini bir vecibeyi yerine getirmek isteyen Alparslan, halifenin elçisi kadı İbnül Muhalban başkanlığında Savtekin’i Romanos Diagones’e göndererek barış teklifinde bulundu. Gelen heyeti huzurunda kabul eden imparator, öne sürülen barış şartlarını kabul etmediğini ve İbnül Muhelban’a:
    ____Kendisi ve atları için Isfahan şehrini mi, yoksa Hemedan’ın mı iyi olduğunu, sordu. Hazır cevap bir kişi olan İbnül Muhelban ise:
    ____Atlarınız için Hemedan iyidir;size gelince onu bilmiyorum , diye cevap verdi.
    İbnül Muhelban’ın verdiği cevaptan hoşlanmayan Romanos:
    ____Rum ülkelerine yapılanları İslam ülkelerine yapmadan geri dönmem, diyerek barış konusunda son sözünü söyledi. Bunun anlamı savaştı. Selçuklu Sultanı, imparatorun cevabına çok üzüldü.
    Kendisini, imamı olan Buharalı büyük alim Abdülmelikoğlu Ebu Nasr Muhammet:
    ____Bütün İslam aleminin kalbi ve duası seninle ve askerlerinledir; dini koruyanın yardımcısı Allah’tır; zafer bizimdir, diye teselli etti.
    İmparatorun ordusu Ahlat’tan 12 km. uzaklıktaki Rahva (Zahva) ovasına geldiği zaman bütün hakim tepelerin Selçuklulular tarafından tutulduğunu gördü. Türk okçularının tepeden attığı oklar bütün gece Bizans Askerlerini uyutmadı. Alparslan, ordusunun bir kısmını emir ve beylerin kumandasında pusulara yerleştirdi. Kendisi de merkez hattında yer aldı. Öte yandan Bizans Ordusu’nun sol kanadında Rumeli kuvvetleriyle Nikephoros Bryennios, sağ kanadında uz askerleriyle Kappadokiali general Aliates,merkez hattında Romanos Diagones, geride yedek kuvvetlerin başında da imparatorun üvey oğlu Andronikos bulunuyordu. 25 Ağustos 1071 Perşembe gününü her iki taraf bir savaş düzeni içinde geçirdi. Fakat Selçukluların 50000 kişilik orduları vardı. Ama Selçukluların başlarında Artuk Bey, Kutalmışoğlu Süleyman Şah gibi kudretli komutanlar bulunuyordu. Bu arada Selçuklu Atlı Birlikleri sürekli olarak tekbir sesleriyle, boru, davul çaldılar; haykırarak ve oklar atarak Bizans askerlerini moral bakımından çökertmeye çalıştılar. Buna karşılık Bizanslılar da geceyi çan çalarak geçirdiler.



    26 Ağustos Cuma sabahı günün erken saatlerinde Peçenek, Uz kıtalarından bir kısmı imparatorun saflarını terk ederek Selçuklular safına geçti. Bunun üzerine Alparslan bütün kumandalarını toplayarak onlarla görüştü; Cuma namazını kıldı ve askerlerine son olarak şunları söyledi:
    ____Ey askerlerim ve kumandalarım! Daha ne zamana kadar bir azınlıkta düşman çoğunlukta olmak üzere, böyle bekleyeceğiz, Ben kendim, Müslümanların mimberde bizim için dua etmekte oldukları bu saatte düşmanın üstüne atılmak istiyorum. Bugün burada ne emreden bir sultan, ne de emri alan bir asker vardır, bugün ben sizlerden biriyim ve sizlerle birlikte savaşacağım, dedi.



    Bu konuşmadan sonra Alparslan bir nefer gibi atının kolanını sıktı, kuyruğunu bağladı, yayını atarak eline bir topuz aldı, ordusunu dört kısma ayırdı; ikisini savaş alanının iki yanındaki tepelere, diğerlerini geriye yerleştirdi; dördüncü kısmın da başına kendisi geçti. Saldırıya ilk geçen taraf Selçuklular oldu. Saldıran kuvvetlerin azınlığına kanan imparator da karşı saldırıya geçti. Türkler savaş planı uyarınca yavaş yavaş geri çekilmeye başladılar. Romanos Diogenes, bu sahte çekilişin anlamını kavrayacak bir asker olmadığından, ordusunu daha ileri saflara sürdü; bu hareket Bizans Ordusu’nun sonu oldu. Nitekim çekilen ve pusuda bulunan Türk kuvvetleri, Bizans Ordusu üzerine yürüdü; imparatorun ordusu bir çember içine alındı.



    Yardımcı Bizans kuvvetlerini kumanda eden imparatorun üvey oğlu Andronikos, bozulan Bizans Ordusu’na yardım edeceği yerde kaçtı, Ermeniler de Bizans saflarını bırakarak dağıldılar. Savaşın aleyhine döndüğünü anlayan Romanos Diogenes, akşam karanlık basıncaya kadar savaşa devam etti; Bizans Ordusu’nun çoğu kılıçtan geçirildi; birçok Bizans generali esir edildi. Ortalık kararırken 200000 kişilik Bizans Ordusu perişan olmuştu. Esirler arasında imparator da vardı. Ermeni ve Süryani kaynaklarına göre, Alparslan esirine çok iyi davrandı. Ona, daha çok, misafir muamelesi yaptı. Ertesi gün huzuruna kabul etti. Sonra da:
    ____Barış teklifini neden kabul etmedin? Ben istemediğim halde savaşa sen talip oldun; bu kötülüğün sonuçlarını nasıl mazur görebilirim? Eğer zaferi sen kazansaydın bana ne yapardın?, diye sordu.
    Bunun üzerine imparator:
    ____Fena şeyler, diye karşılık verdi. Alparslan:
    ____Gerçekten doğru söyledin; eğer bunu aksini söyleseydin, o zaman yalan söylemiş olurdun. Şimdi sana ne yapacağımı sanıyorsun?, diye sordu. İmparator şöyle karşılık verdi:
    ____ Bana üç şeyden birini yapabilirsin; birincisi, öldürmek, ikincisi, ülkelerinde beni halka ibret için göstermek, üçüncüsü ise affetmek. Bunun üstüne Alparslan:
    ____ Seni affetmek kararındayım; seni serbest bırakacak para miktarını söyle, dedi. İmparator:
    ____ Sultan istediği miktarı söylemelidir, dedikten sonra Alparslan:
    ____10 milyon altın karşılığını verdi. İmparator istenilen paranın çok olduğunu, bu parayı verecek güçte olmadığını bildirdi.
    Alparslan ile Romanos Diogenes arasında yapılan görüşmeler sonunda bir de barış antlaşması yapıldı.

    Bu antlaşmaya göre;


     İmparator, kurtuluş akçesi olarak bir buçuk milyon altın Selçuklulara verdi.
     Bizans Devleti her yıl Selçuklu Devleti’ne 360000 altın ödedi
     Bizans’ın elinde bulunan İslam esirleri salıverildi
     Bizanslılar gerektiğinde Selçuklulara asker yardımında bulunuldu
     İmparator kızlarından birini sultana verildi.
     Antakya, Urfa, Membiç, Malazgirt şehir ve kasabaları Selçuklulara bırakıldı.
     Malazgirt Savaşı sonunda Anadolu, devamlı göçlerle beslenerek bir Türk yurdu durumuna geldi.
     İslam Kültürü böylece Anadolu’ya da yayılmış oldu. İslam Dünyası muhtemel bir Hristiyan istilasından kurtuldu.
     Bu suretle Malazgirt Savaşı Türkler için bir dönüm noktası oldu.
     Anadolu Türkleştirildi.
     Zafer, Anadolu’nun Türkler’e açılmasına başlıca etken sayıldı.
     Bu olaydan sonra Anadolu Türklerin yurdu olmaya başlamıştı.
     Türk Komutanları, Bizanslılardan aldıkları topraklarda beylikler kurdular.





    Selçuklu Türkleri zamanında 1071’e kadar Anadolu’ya yapılan akınlar bir keşif hareketi niteliğindeydi. Bu akınlar hem Bizans’ın direncini yıpratmış hem de Türklerin Anadolu’yu daha yakından tanımalarını sağladı. Fakat 1071 yılında yapılmış olan Malazgirt Meydan Savaşı Türklerin tamamen Anadolu’ya yerleşmelerini sağlamıştır. Bu nedenle Malazgirt Meydan Savaşı’na tarihte
    “ Yurt Açan Savaşı ”
    olarak geçmektedir





    Kaynaklar: Meydan Larousse Ansiklopedisi
    Küçük Ansiklopedi
    Dünya Tarihi Ansiklopedisi
    8 Kasım 2007
    #1
  2. Malazgİrt Meydan SavaŞi Cevapları

  3. paylaşım için saol........
    16 Aralık 2007
    #2
  4. çook teşekkür ederim çok yardımcı oldu saolun.
    22 Kasım 2011
    #3
soru sor

Malazgİrt Meydan SavaŞi